Türkiye'nin ekonomik geleceği yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir'de değil, Anadolu'nun üretim gücünde yatıyor.
Türkiye sermaye piyasaları son günlerde hiç alışık olmadığı bir sınavdan geçiyor.
Türkiye'de akaryakıt tabelaları artık neredeyse günlük ekonomi bülteni gibi okunuyor. Bir gün motorin, ertesi gün benzin… Bir hafta indirim, hemen ardından çok daha büyük bir zam. Rakamlar da bu hareketliliğin boyutunu açıkça gösteriyor.
Ekonomi koridorlarında son dönemde en çok konuştuğumuz kelimelerden biri "dengelenme" olsa da çarşı pazarın ve üretim üslerinin gerçekliği bu teorik tablodan oldukça farklı akıyor.
Akbank'ın Wings kullanıcılarına yönelik açıkladığı "mil puanlarla yatırım fonu alma" vaadi, ilk bakışta küçük bir sadakat programı güncellemesi gibi görünebilir.
Türkiye'de Kerkük ve Musul denildiğinde konu çoğu zaman duygusal ve tarihsel bir zeminde tartışılıyor. Oysa bugün karşımızda sadece geçmişin hatıraları değil, son derece somut bir enerji ve jeopolitik gerçeklik bulunuyor.
İletişim dünyası büyük bir dönüşüm yaşıyor. Dijitalleşme, sosyal medya platformlarının yükselişi ve içerik üretiminin demokratikleşmesiyle birlikte herkesin sesini duyurabildiği yeni bir dönem başladı.
Türkiye son yıllarda yüksek enflasyonla mücadele ediyor. Özellikle gıda fiyatlarındaki artış, vatandaşın mutfağını doğrudan etkiliyor. Bir yanda sebze ve meyvenin fiyatı cep yakıyor, diğer yanda ise aynı ürünler semt pazarlarının kapanmasının ardından kamyonlar dolusu çöpe dökülüyor.