ABD ara seçimlerinin ardından
ABD ara seçimleri bitti. Seçim sonuçları açısından şaşırtıcı olan ve olmayanlar var. Herkes tarafından söylenen bir şeyi tekrarlayarak başlayalım.
ABD siyasal kültürü bir tür denge sistemidir ve bunu sağlayacak şekilde seçmen tabanları gevşektir dolayısıyla ABD’nde tüm güçleri bir partinin elinde tutma eğilimi nadirdir. Ara sırada güçlü destek alan başkanların partileri Kongre’de çoğunluğu ele geçirebilir ama sık sık seçim yapılan bir sistemde bu gücü ellerinde tutmaları kolay değildir. Başkan Trump’ın onaylanma oranlarının çok düşük olduğunu biliyoruz ama destek oranı daha yüksek olan başkanlarının partilerinin genelde ara seçimlerde kaybettiğini biliyoruz. Fakat kayıp var kayıp var. Hem kabul etmese de Başkan Trump, hem de Cumhuriyetçi Parti 2024 zaferi ile başlattıkları MAGA devrimini durduracak bir yenilgi yaşadılar.
Yenilgi nasıl geldi?
Bu tür bir yenilgi iki şeye dayanıyor: ilki Demokrat Parti adayları ve söyleminin seçmenden destek görmesi. Elbette, Demokrat Parti seçmeni motive ederken Trump karşıtlığını kullandı. Trump karşıtlığının içinde Trump’ın temsil ettiği estetik anlayıştan yargıya karşı başlattığı savaşa ve Beyaz Sarayı merkeze alan tüm güçleri elinde toplama çabasına her şey var. Sürmekte olan ve seçmenin oy verirken temel motivasyon kaynağı olan ekonomik sorunları ateşleyen İran savaşını da Trump’ın girdiği amacı net anlatılamamış bir savaş olarak yansıttılar. ABD’nin İran’a yapılan saldırısı resmi savaş ilanına ve Kongre onayına sahip olmadığı için de savaşın Trump’ın kişisel meselesi olarak görülmesi kolaylaştı. Fakat Demokrat Parti’nin özellikle aday belirleme sürecinde liberal ve ötesi ilerici söylem kullanan adayları ön plana çıkardığı, popülist söylemi “Amerikan solu” denilen bir hatta kaydırdığı da gözlerden kaçmıyor. Nitekim 2024 seçimlerinde istihdam/ Amerikan emeğinin desteklenmesi, yasa ve düzenin korunması-suçla mücadele-göçmen karşıtlığı bağlantısı üzerinden kadın ve gençlerin, Hispaniklerin ve siyahi Amerikalıların desteğini alan Cumhuriyetçi Parti bu desteği kaybetmiş görünüyor. Hayat pahalılığının vurduğu ilk cephe banliyöler olduğu için bu kaybın bir kısmı anlaşılabilir ama Trump’ın “verimlilik” adına yaptıklarının- kapanan departmanlar, emekli edilenler ve bunun bir süre milyarder biri eliyle bir tür şov içerisinde yapılması- ve yasa dışı göçle mücadele adı altında yasal statüsü tartışmalı neredeyse bir milis gücü oluşturulması vb politikalarının da kendisini ayrıcalıklı gruptan görmeyenler açısından sorun oluşturduğunu gösteriyor.
İkincisi, Cumhuriyetçi Parti, Demokrat Parti’nin yükselişine set koymayı başaramadı. 2024 seçimleri öncesi orta ve alt gelir grubunun kültürel ve kimliksel değerlerini yücelterek Amerikan elitizmine savaş açmak işlemiş bir formüldü. Bu formülün bu seferki seçimlerde işlemediğini görüyoruz. Trump’ın yurtseverliğin ötesinde milliyetçiliğe yaptığı vurgu, orayı-burayı haritada Amerikan birşeysi olarak ilan etmesi, farklı kimliklerin ötekileştirilmesi üzerinden bir tür Amerikalılığı yüceltmesi de halkı yeterince eğlendirmemiş görünüyor. Aslında Trump, banliyölerin şişen faturalar üzerinden kaybedilebileceğini bilecek kadar tecrübeli bir siyasetçi ve kamuoyuna kriz kontrol altında mesajı vermek için çok çabaladı. Grönland anlaşması, Venezuela petrol anlaşması, Rusya ile petrol anlaşması başarılmış hamleler. Fakat kamuoyu krizin kontrol altında olduğu duygusunu bir türlü kabul etmedi. Bunda Trump’ın krizleri karikatürize bir retorik üzerinden çelişkili açıklamalarla yönetme -aslında yönetememe- eğilimi de etkili, İran savaşının bitmeyen bir yola girdiğiyle ilgili algı da. Dolayısıyla Cumhuriyetçi Parti’nin rakip siyasal hatların yükseliş ve düşüşünü kontrol etmekte kullandığı, büyük destek koalisyonu oluşturmakta etkili gördüğü sihirli formüller ve Trump’ın personası bu seçimde sonuçları etkileyemedi.
Cumhuriyetçilere yeni bir formül, yeni bir başarı hikayesi lazım
Bu netice niye bu kadar ağır bir yenilgi alındı sorusuna cevap bulmaktan daha fazla şeyi ima ediyor çünkü 2028 seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti başka sihirli formüller bulmak, bugün ABD çiftçileri ve çobanları için önemli olan MAGA ile bu formülleri uzlaştırmak zorundalar. Bugün, seçimin yenilgisinin faturasının Cumhuriyetçi Parti liderleri tarafından- haklı veya haksız- İran savaşına kesildiğine görüyoruz. Dolayısıyla eğer İran savaşında Ocak ayına başına kadar el yükseltmeye dayalı bir delilik yapılmayacaksa düşük yoğunluklu, süregiden ve ABD prestijini, güvenilirliğini ve dış politikada Trumpist başarılılarını gölgeleyen bir savaşla karşı karşıyayız demektir. Dolayısıyla yukarıda zikrettiğimiz zor ve MAGA ile uyumlu yeni sihirli formül üzerinde çalışılırken ABD’nin/Cumhuriyetçilerin bu savaştan da kendini “bir şekilde” “bir başarı hikayesi ile” sıyırmayı becerebilmesi gerekiyor.
Trump Yönetimi’nin önünde bir “başarı hikayesi” ile bitirmek için çok kolay imkanlar olmayacak. Öncelikle iç politikada daha yorucu olabilecek bir dönem başlıyor Trump için. Kongre’nin ABD başkanının onaylamayacağı yasaları çıkartması zor (sadece başkanın veto gücü nedeniyle değil, aynı zamanda başkanın vetosunu tutacak Cumhuriyetçi Parti desteğini Kongre içerisinde bulabileceğinden) ama Trump’ın da bazı kritik atamaları Kongre onayı olmadan yapması mümkün değil. Kongre, bütçeyi kontrolü üzerinden Trump’ın operasyon alanını da kısıtlayacak. Yine de Kongre’nin İran savaşının bütçesini tamamen kesmesini ve ABD’yi çok maliyetli bir çekilmeye -ortalık bu kadar karışıkken- mahkum etmesini beklemiyorum. İran savaşı, ne kadar Trump için bir problem gibi görünse de, ABD için de bir problem ve bazı Ortadoğu çıkarları konusunda ABD’de iki partinin desteklediği yollar bulmak zor değil. Yine de iç politikada soruşturmalar, Trumpist devrimin durdurulması ve Cumhuriyetçi Parti içi yarış Trump’ın yeterince parlamasını engelleyecektir.
Dış politika hattı ve İran savaşı
Dış politika ABD başkanının daha rahat hareket edebileceği bir alan. ABD siyasal sisteminde dış politika ve ulusal güvenlik konularını şekillendirmede Başkan’ın geniş yetkileri ve hatta yetkilerini genişletme şansı bulunuyor. Burada Trump’ın bir başarı hikayesi için üzerine gidebileceği üç hat var: Ukrayna-Rusya Savaşı, Gazze Planı ve İran nükleer meselesinin çözümü. Her bir hat maalesef basit çözümler üzerinden çözülebilecek hatlar değil. Ayrıca İran savaşının sona ermesi ve ABD açısından riskli sayılmayacak bir Ortadoğu resminin ortaya çıkması ile Gazze barış planının işlerlik kazanması birbiriyle ilintili. Seçim arifesinde, bir yandan da ABD Hürmüz’deki adaları çaktırmadan vururken, İran’a karşı delice bir savaşa hazırlanıldığı haberleri yayılırken arabulucu Katar, ABD-İran görüşmelerinin tekrar başlamasından umutlu olduğu yolunda bir şeyler söyledi. Mutabakat Muhtırası ruhu (-ki içinde İran’ın bölgesel kazançları ayan beyan görünüyordu) yeniden çağrılıyor, karşılığında İran’ın elindeki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum konusunda taviz verebileceği söyleniyor. Aslında Eisenkot ve İsrail muhalefetinin İsrail seçimlerinden güçlü çıkması bu noktada Trump’ın elini rahatlatabilir. Ancak İsrail seçimlerinin neticesi de belirsizlikten kurtulmuş ve Eisenkot hükümet şansını tam anlamıyla yakalamış değil. Bu yüzden Netanyahu’nun ocak ayına kadar ve daha ilerisinde hangi sınırları zorlayacağını söylemek güç.
ABD ve İsrail karışıkken savaşın düşük yoğunluklu bir yıldırma harbi olarak sürmesi de mümkün. Ancak ABD yönetimi ve Cumhuriyetçi Parti destekçileri gördüler ki bu tür bir yıpratma harbinde ABD çok avantajlı (kendilerinin görmek istediği kadar) avantajlı değil. Eğer savaş uzayıp gider ise (bu arada ABD yardımları kısılırken İsrail Lübnan cephesini zorlamayı ne kadar başaracak, aynı anda İran, Suudi Arabistan ve Türkiye karşıtı bir söylemi ne kadar devam ettirebilecek o da ayrı bir tartışma konusu) 2028’e giden yolda temel talep ve çağrı ABD’yi biran önce savaştan çekip almak/ABD’nin savaşını bitirmek olur.
İronik elbette: 2024’de Trump, Ukrayna savaşını gereksiz bir savaş olarak nitelemiş ve ABD’yi savaşın dışında tutma vaadi ile Amerikan hane-halkına vaat ettiği zenginlik hayalini yani ekonomik sıkıntılardan kurtarma vaadini birleştirmişti. 2026’da Trump’ı siyasal olarak sarsan JD Vance’in neredeyse gereksiz bir savaş olarak değerlendirdiği İran savaşının gölgesinde artan ekonomik huzursuzluk oldu.