Washington kazanamadı Tahran kaybetmedi

Mustafa Deniz 22 Nis 2026

Mustafa Deniz
Tüm Yazıları
Ortada ilan edilmiş bir savaş yokken "kaybetti mi?" sorusunu sormak bile aslında çağın yeni çatışma biçimini ele veriyor.

Bugün devletler artık sadece cephede değil; enerji hatlarında, yaptırımlarda, vekil güçlerde ve algı savaşlarında karşı karşıya geliyor. ABD ile İran arasındaki gerilim de tam olarak bu gri alanda ilerliyor.

Amerika Birleşik Devletleri, uzun yıllardır İran’ı ekonomik yaptırımlar ve bölgesel denge politikalarıyla sınırlandırmaya çalışıyor. Buna karşılık İran, doğrudan bir konvansiyonel savaşa girmeden, bölgedeki nüfuz alanını genişletmeye odaklanıyor. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen hattında etkisini artıran bir İran var. Bu tabloya bakıldığında “ABD hedeflerine ulaştı mı?” sorusu daha anlamlı hale geliyor.

Cevap net değil, ama rahatlatıcı da değil.

İran geri adım atmadı

ABD, İran’ı tamamen çevreleyemedi. Tahran yönetimi içeride ekonomik sıkıntılar yaşasa da dış politikada geri adım atmış görünmüyor. Üstelik enerji jeopolitiğinde kritik bir koz olan Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi devam ediyor. Bu, küresel enerji arzı açısından hâlâ büyük bir risk unsuru demek.

Öte yandan ABD açısından da tablo tamamen başarısızlık değil. İran ekonomisi yaptırımlar nedeniyle ciddi baskı altında. Enflasyon, işsizlik ve gelir kaybı toplumda hissediliyor. Yani Washington, Tahran’ı mali olarak zayıflatmayı başardı. Ancak bu zayıflık, siyasi geri çekilmeye dönüşmedi.

Tam da bu noktada mesele “kazanan-kaybeden” denkleminden çıkıyor. Çünkü bu bir sonuç savaşı değil, bir yıpratma süreci.

ABD’nin askeri varlığı tartışılıyor

Bugün gelinen noktada ABD’nin bölgedeki askeri varlığı sürse de etkisi tartışılıyor. Afganistan’dan çekilme sonrası oluşan algı, Washington’ın caydırıcılığını zedeledi. İran ise doğrudan savaşmadan alan kazanmanın mümkün olduğunu gösterdi. Bu da klasik güç tanımını yeniden sorgulatıyor.

Peki bu tablo Türkiye açısından ne ifade ediyor?

Türkiye için bu gerilim hem risk hem fırsat barındırıyor. Risk, enerji fiyatları ve ticaret yolları üzerinden geliyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir kriz, petrol fiyatlarını hızla yukarı çekebilir. Bu da Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyonu tetikleyebilir.

Türkiye nadir aktörlerden biri

Fırsat ise diplomasi ve denge politikasında yatıyor. Türkiye hem Batı ile ilişkilerini sürdüren hem de bölge ülkeleriyle konuşabilen nadir aktörlerden biri. Bu konum, Ankara’ya arabuluculuk ve stratejik manevra alanı sağlıyor.

“ABD İran savaşını kaybetti mi?” sorusunun cevabı siyah-beyaz değil. ABD kazanamadı, İran da kaybetmedi. Ama kesin olan bir şey var: Bu mücadele bitmedi, sadece şekil değiştirdi.

Ve bu yeni denklemde, cephe hattı artık haritalarda değil; ekonomide, enerjide ve diplomaside çiziliyor. Türkiye’nin bu satrançta nerede duracağı ise önümüzdeki yılların en kritik sorularından biri olmaya aday.