
Latin Amerika basınına göre seçim, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu, senatör Flavio Bolsonaro arasında büyük ölçüde kutuplaşmış durumda. Anketler iki aday arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor.
Trump'ın bölgesel etkisi
Seçim, ABD Başkanı Donald Trump'ın Latin Amerika'daki etkisini artırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana bölgede yapılan yedi başkanlık seçiminin tamamında desteklediği adayların kazandığını söylemişti.
Trump'ın öncülüğünde oluşturulan ve 15 sağ veya aşırı sağ hükümeti bir araya getiren "Americas Shield" (Amerikalar Kalkanı) koalisyonu da Washington'ın bölgedeki yeni dış politika yaklaşımının önemli unsurlarından biri haline geldi. Brezilya'nın seçim sonucunun bu siyasi blokun ağırlığını daha da artırıp artırmayacağı merak ediliyor.
Brezilya, Meksika ile birlikte Latin Amerika'da halen sosyalist hükümetler tarafından yönetilen en büyük ülkelerden biri. Bu nedenle Flávio Bolsonaro'nun kazanması, bölgedeki sağa yöneliş açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
ABD konusunda ayrışıyorlar
Lula ile Bolsonaro arasındaki en önemli farklardan biri ABD ile ilişkiler konusunda ortaya çıkıyor.
Flavio Bolsonaro, Trump'ın bölgedeki güvenlik politikalarına ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü operasyonlara destek veriyor. Bolsonaro ayrıca Americas Shield koalisyonuna katılma ve suçla mücadelede "demir yumruk" yaklaşımı uygulama sözü verdi.
Lula ise ABD'nin bölgedeki askeri faaliyetleri konusunda egemenlik vurgusu yapıyor. Brezilya Devlet Başkanı, Trump'ın oluşturduğu koalisyona katılan Latin Amerika liderlerini eleştirerek bölgedeki bazı yönetimlerin Washington karşısındaki tutumunu "aşağılık kompleksi" olarak nitelendirdi.
Lula ile Trump arasındaki ilişkiler de son dönemde yeniden gerildi. Brezilya lideri ve ABD Kongresi'ndeki Demokratlar, Washington'ı Bolsonaro lehine seçim sürecine müdahale etmeye çalışmakla suçluyor.
Brezilya'nın doğal kaynakları da gündemde
Seçimin yalnızca siyasi ve güvenlik politikaları açısından değil, ekonomik açıdan da Washington için önem taşıdığı belirtiliyor.
Trump, 'Amerika Kalkanı' toplantısında Latin Amerika'nın "muazzam doğal zenginliklerine" dikkat çekerek bu kaynakların "düşman dış güçler" tarafından ele geçirilmemesi gerektiğini savundu. Bu açıklamanın Çin'e yönelik bir mesaj olduğu değerlendiriliyor.