
Shakhsanam KURBANOVA
Son bir haftada kamuoyunun gündemine sınırlı şekilde giren üç ayrı gelişme, aslında birbirine bağlı tek bir küresel resmin parçaları. İran'da ABD'nin deniz ablukası petrol gelirlerini kurutuyor, Sudan'da iç savaşın gölgesinde ulusal para birimi fiilen işlevini yitiriyor, Filipinler'de ise sel kontrol projelerindeki yolsuzluk iddiaları on yıllardır süren bir askeri yönetim travmasının yıl dönümüyle çakışarak kitlesel bir harekete dönüştü. Üçü de hükümetlerin ekonomik yönetim başarısızlığının er ya da geç sokağa, kura veya her ikisine birden yansıdığının örnekleri.
İRAN ABLUKA EKONOMİSİ VE TARİHİ DÜŞÜK RİYAL
İran, ABD'nin ülke limanlarına yönelik yenilenmiş deniz ablukasının ikinci ayını geride bırakırken derinleşen bir ekonomik baskı altında. Abluka, petrol ihracatını büyük ölçüde durma noktasına getirerek Tahran'ın kritik döviz gelirlerini kesmiş durumda; ülke içinde ise benzin ve elektrik kesintileri ile aylardır yüzde 80'in üzerinde seyreden kronik enflasyon bir arada yaşanıyor. Ulusal para birimi riyal ise bu ay dolar karşısında 2,3 milyonun üzerine çıkarak tarihinin en düşük seviyesine geriledi.
İran'da ekonomik kaynaklı protestolar, geçtiğimiz aylarda İsrail ve ABD ile yaşanan savaşın hemen öncesinde ülkeyi krize sürüklemişti; bu durum İran'ın muhalifleri tarafından rejimi devirmenin olası bir yol haritası olarak da değerlendiriliyor.
SUDAN RESMİ KURU OLMAYAN BİR EKONOMİ
İç savaşın sürdüğü Sudan'da ulusal para birimi pound, geçtiğimiz hafta paralel piyasada dolar karşısında kısa süreliğine 9.500 seviyesine kadar geriledikten sonra 7.900- 8.000 bandında istikrar kazandı. Ülkede güvenilir bir resmi kur bulunmuyor; bu da ithalat, gıda fiyatları ve günlük yaşam maliyetlerini fiilen serbest piyasanın belirlediği anlamına geliyor. Sudan Silahlı Kuvvetleri lideri Orgeneral Abdel Fattah al-Burhan ise ekonomik krizi ülkenin kazanacağı bir diğer 'savaş' olarak nitelendirdi.
Bu tablo, sadece Sudan'a özgü değil. Nijerya'da da benzer bir örüntü gözlemleniyor: Merkez Bankası'nın resmi kuru 1.329 naira/dolar iken, Lagos'taki paralel piyasada kur 1.410'a kadar çıkıyor. Analistler bu yaklaşık 81 naira'lık makası ithalatçılar için fiili bir ek vergi, döviz arbitrajılar için ise bir gelir kapısı olarak tanımlıyor. Sahra altı Afrika'da resmi ve gayri resmi kur rejimleri arasındaki bu ayrışma, merkez bankalarının kontrolü giderek kaybettiğinin bir göstergesi olarak okunuyor.
FİLİPİNLER TRİLYON PESO YÜRÜYÜŞÜ SOKAKLARI DOLDURDU
Filipinler'de 21 Eylül'de düzenlenen kitlesel gösteriler, sel kontrol altyapı projelerindeki yolsuzluk iddialarına tepki olarak kilise gruplarından sivil toplum örgütlerine, öğrenci hareketlerinden işçi sendikalarına uzanan geniş bir koalisyon tarafından organize edildi. Eylemin tarihi rastgele seçilmedi: 21 Eylül, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos'un 1972'de sıkıyönetim ilan ettiği tarihin yıl dönümüne denk geliyor ve göstericiler bu sembolizmi demokratik hesap verebilirlik çağrısıyla birleştirdi.
Bu, aynı konuda düzenlenen üçüncü büyük gösteri dalgası; daha önce 21 Eylül 2025 ve 30 Kasım 2025'te de benzer eylemler yapılmıştı. Hükümet, 21 Eylül gösterileri öncesinde güvenlik önlemlerini artırdığını duyurdu ve vatandaşlardan taleplerini şiddete başvurmadan dile getirmelerini istedi. Manila merkezli ekonomi çevrelerinde ise büyüme endişeleri borsaya da yansıdı; Filipin borsa endeksi PSEi, gösteriler öncesindeki haftada 5.900 bandına geriledi.
ORTAK PAYDA KUR, GÜVEN VE SOKAK
Üç ülkeyi karşılaştırmalı olarak ele aldığımızda, farklı tetikleyicilere rağmen ortaya çıkan tablo çarpıcı bir benzerlik taşıyor: dış baskı (İran'da abluka), iç çatışma (Sudan'da savaş) ya da kurumsal yolsuzluk (Filipinler'de altyapı skandalı) hangisi olursa olsun, ekonomik yönetim krizi hızla siyasi meşruiyet sorununa dönüşüyor. Aşağıdaki tablo, üç ülkedeki güncel görünümü özetliyor.
Uzmanlar, bu tür eşzamanlı krizlerin tesadüf olmadığını, küresel para politikalarındaki sıkılaşma, jeopolitik gerginlikler ve zayıflayan kurumsal güvenin gelişmekte olan ekonomilerde iç içe geçtiğini vurguluyor. Her üç vakada da hükümetlerin kısa vadeli önlemleri Sudan'da askeri liderliğin söylemi, İran'da abluka koşullarına rağmen ithalatı sürdürme çabası, Filipinler'de güvenlik önlemleri yapısal sorunları çözmekten çok idare etmeye yönelik görünüyor.