Dünya Kaynak: DW 23.09.2026 07:13

Ortadoğu krizi Afrika'yı nasıl tehdit ediyor?

Ortadoğu'daki gerginlik Avrupa kıyılarına kadar dayandı. Babülmendeb krizi, bölge ülkelerinin ekonomisini ve güvenliğini tehdit ediyor. Çözüm olanakları ise sınırlı.
Ortadoğu krizi Afrika'yı nasıl tehdit ediyor?

Ortadoğu'daki çatışma artık Afrika'ya kadar yaklaştı: Cibuti'nin kuzey kıyısından, Yemen'e ait olan ve Babülmendeb Boğazı'nın en dar noktasında bulunan Perim Adası'na kuş uçuşu 20 kilometreden biraz fazla mesafe var. İran destekli Husi isyancılar kısa bir süre önce bu adayı ele geçirdi.

Husilerin boğaz üzerindeki fiili kontrolü Hürmüz Boğazı'nda yaşananları hatırlatıyor. İran burada yaklaşık altı aydır ABD ve İsrail'in başlattığı savaşın maliyetini artırmak amacıyla Körfez bölgesinin tamamının ihracatını sekteye uğratıyor.

Husiler, 2023'te Gazze savaşının başlamasından bu yana ticaret gemilerine ateş açmaktan çekinmediklerini defalarca gösterdi. Yeni tehditleri şimdiye kadar yalnızca Suudi Arabistan'a ait gemileri hedef alıyordu. Ancak Mekke'ye yönelik son saldırı iddiaları durumun vahametini aıkça ortaya koydu.

Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın ardından küreselleşmiş dünyanın bir başka dar geçidinin daha kullanılamaz hale gelmesi tehlikesi de var. Üstelik bu kez Afrika'ya biraz daha yakın ve sonuçları doğrudan kıyı ülkelerinin çok ötesine uzanabilir.

afrika-1

Husilerin Yemen'deki ilerleyişi Babu'l Mendeb çevresindeki dengeleri de değiştiriyor. Perim Adası'nın ele geçirildiğinin açıklanmasının ardından Husi destekçileri başkent Sana'da sokaklara çıktı.

Ekonomi zarar görmeye devam ediyor

Afrika ekonomileri zaten Hürmüz krizinden olumsuz etkileniyor. Kriz, özellikle yakıt ve gübrenin Afrika'da daha kıt ve pahalı hale gelmesine yol açıyor. Kızıldeniz'in güney girişi de kullanılamaz hale gelirse durumun daha da ağırlaşması bekleniyor.

Ekonomik açıdan bu durum özellikle, kuzeydeki geçiş noktası Süveyş Kanalı'nı kontrol eden ve uzun zamandır buradan geçiş ücreti alan Mısır için tehdit oluşturabilir. Denizcilik şirketleri, kısmen zaten yaptıkları gibi, Afrika'nın çevresini dolaşan daha uzun rotayı giderek daha fazla tercih edebilir ve ortaya çıkan ek maliyetleri müşterilerine yansıtabilir.

Cibuti'ye mülteci akını olur mu?

Babülmendeb bölgesindeki gerilimden doğrudan etkilenen ülke muhtemelen Cibuti. Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, birkaç gün içinde 2 bin 500'den fazla kişi boğazı geçerek Yemen'den kaçtı. Bu kişiler şimdi Cibuti'nin kuzeyinde barındırılıyor.

Eritre sınırındaki Obock bölgesi son derece kurak. BM Kalkınma Programı (UNDP) Cibuti temsilcisi Alessandra Roccasalvo, DW'ye yaptığı açıklamada "Burada fazla suyumuz yok, yeraltı suyu ise hiç yok. Suyun tamamının tuzdan arındırılması gerekiyor" diyor.

Bir milyonu biraz aşan nüfusuyla Cibuti, yüzölçümüne kıyasla bölgede önemli bir aktör. Kızıldeniz'in girişindeki jeostratejik konumu nedeniyle hem sivil hem de askeri deniz taşımacılığı açısından cazip bir konumda bulunuyor.

Cibuti'de ABD, Çin, Fransa, İtalya ve Japonya'nın askeri üsleri var. Alman ordusu da korsanlarla mücadele amaçlı bir deniz misyonu kapsamında 2021 yılına kadar ülkede görev yaptı.

Cibuti'nin sivil limanları "transshipment" (aktarma taşımacılığı) olarak adlandırılan sistem için önemli merkezler. Bu sistemde konteynerler başlangıç limanından varış limanına doğrudan taşınmıyor, daha esnek ve dolayısıyla daha düşük maliyetli taşımacılık sağlamak amacıyla yol üzerinde başka gemilere aktarılıyor.

Husilerin ilerleyişi şimdiye kadar Cibuti'deki liman trafiğine fazla zarar vermedi. Ancak Roccasalvo yine de bazı sonuçların ortaya çıkabileceğini düşünüyor:

"Burada temelde ekonomik bir canlanma yaşanıyor. Bu da büyümenin olduğu her ülkede olduğu gibi inşaat malzemelerine ihtiyaç olduğu anlamına geliyor: Çimento, ham maddeler ve başka ürünler. Bunlardan artık daha az geliyor. Çünkü gemiler sigorta ve reasürans için şimdi neredeyse iki kat fazla ödeme yapmak zorunda. Birçok gemi artık Süveyş Kanalı'ndan geçmek istemiyor, birçok gemi artık Kızıldeniz'den geçmek istemiyor."

afrika-3

Babu'l Mendeb'deki gerilim Cibuti'ye mülteci akınını da artırıyor. Yemen'den kaçan 2 bin 500'den fazla kişi birkaç gün içinde Cibuti'ye ulaştı.

Etiyopya da krizden payını alıyor

Bu durum Cibuti'nin büyük komşusu Etiyopya'yı da fazlasıyla etkiliyor. Dünyanın en kalabalık denize kıyısı olmayan ülkesi, ithalat ve ihracatının yaklaşık yüzde 95'ini Cibuti limanları üzerinden gerçekleştiriyor. Dolayısıyla artan sigorta primlerinden kaynaklanan fiyat artışlarının yükünü de tamamen üstlenmek zorunda kalıyor.

Berlin'deki Bilim ve Politika Vakfı'nın (SWP) Afrika Boynuzu uzmanı Gerrit Kurtz, "Etiyopya hükümeti elbette yıllardır bu bağımlılığın büyük bir sorun, büyük bir kırılganlık olduğunu biliyor" diyor ve ekliyor:

"Özellikle de Cibuti'nin jeopolitik kırılganlığı nedeniyle, yani Husiler ve ileride ortaya çıkabilecek diğer gelişmeler nedeniyle. ABD ile Çin arasında bir çatışma yaşanması halinde iki ülkenin Cibuti'deki askeî üsleri de bundan etkilenebilir."

Etiyopya aylardır Hürmüz Boğazı'ndaki ablukadan Afrika'daki hemen hiçbir ülkenin olmadığı kadar etkileniyor ve bir süre yakıtı karneyle vermek zorunda dahi kaldı. Ülke uzun vadede bağımlılığını azaltmak istiyor. Bunun yollarından biri, araçlarda ithal benzin yerine ülkede üretilen elektriğin kullanılması. Etiyopya 2024'ün başında içten yanmalı motorlu araçların ithalatını yasaklayan dünyadaki ilk ülke oldu.

Ancak Etiyopya'nın dünya ticaretine açılan en önemli kapısı olan Cibuti'nin sıkıntıya düşmesi, eski bir tartışmayı yeniden gündeme getirebilir. Başbakan Abiy Ahmed son yıllarda Etiyopya'nın kendisine ait bir limana sahip olması gerektiğini defalarca dile getirdi. Bunun için bir keresinde Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland ile niyet bildirisi imzaladı, bir başka seferinde ise Eritre'yi işgalle tehdit etti.

Ancak Gerrit Kurtz, en azından şu anda Abiy'in örneğin Assab Limanı'nı güç kullanarak ele geçireceğine inanmıyor:

"Eritre'ye karşı harekete geçmek hâlâ çok büyük bir mesele. Bunun için çok fazla kaynak gerekiyor. Elbette yakıt, para ve benzeri şeyler de gerekiyor. Siyasi kaynaklar da gerekiyor. Etiyopya hükümetinin şu anda bundan daha ziyade kaçınmak istediğini düşünüyorum."

afrika-2

Ortadoğu'daki kriz Etiyopya ekonomisini de etkiliyor. Yakıt sıkıntısı ve artan maliyetler ticareti zorlarken, resmî kur ile karaborsa döviz kuru arasındaki fark da ekonominin sorunları arasında.

Afrika ülkeleri ne yapabilir?

Afrika Boynuzu'nda çıkacak bir savaş, Babülmendeb veya Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik durumunu hiçbir şekilde iyileştirmeyecek.

Uzmanlar, Şii Husilerin son dönemde Somali merkezli Sünni terör örgütü Eş-Şebab ile işbirliğini artırmasını da endişeyle izliyor. İdeolojik olarak birbirlerinden tamamen farklı olsalar da iki tarafı, İsrailve ABD'ye yönelik düşmanlıkları gibi ortak noktalar birleştiriyor.

Bu nedenle daha önemli soru, Afrika'nın elinde hangi siyasi araçların bulunduğu gibi görünüyor. BM Güvenlik Konseyi'nde halen temsil edilen üç Afrika ülkesi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya ve Somali, konuyla ilgili acil toplantıda deniz yollarının serbest tutulmasını ortaklaşa savundu ve Yemen'deki krizin BM çatısı altında çözülmesi talebini destekledi.

Kurtz'a göre, Afrika hükümetlerinin koşullara uyum sağlamaktan ve örneğin ticaret yollarını çeşitlendirmekten başka pek seçeneği yok:

"Şu anda Afrika tarafından bir girişim geleceğini düşünmüyorum. Çünkü bunun için gerekli kapasiteye ve nüfuza da sahip değiller."

afrika-4

BM Güvenlik Konseyi'ndeki Afrika ülkeleri Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya ve Somali, Babu'l Mendeb'de seyrüsefer serbestisinin korunmasını ve Yemen krizine BM çatısı altında çözüm bulunmasını istiyor.

UNDP temsilcisi Roccasalvo da görev yaptığı Cibuti'nin tek başına diplomatik bir çözüm sağlayabilecek durumda olmadığını düşünüyor:

"Bence bu Afrika Birliği'nin ele alması gereken bir konu. Çünkü açık konuşmak gerekirse, küçük bir ülke olan Cibuti'ye ne tür bir baskı uygulanabilir ki? Her şeyin istikrarlı kalmasında en fazla çıkarı olan ülke her şeyden önce Cibuti. Çünkü Etiyopya gibi Cibuti de ülkeye doğrudan yabancı yatırım çekmek istiyor."

Dolayısıyla Babülmendeb'teki durum Afrika'yı bir kez daha esnek davranmaya zorluyor. Aslında bazı Afrika ekonomileri güzergâhların değişmesinden de yararlanabilir. Örneğin aktarma taşımacılığı açısından Kenya veya Tanzanya'daki limanlar giderek daha cazip hale geliyor. Birçok ülke yüksek petrol fiyatlarından zarar görürken Nijeryalı Dangote Grubu ise halka arz planladığını ve Kenya'da yeni bir rafineri kuracağını açıkladı.