Dünya Kaynak: DW 12.07.2026 07:26

Hamaney sonrası İran'da yeni dönem resmen başladı

28 Şubat'ta öldürülen Ayetullah Ali Hamaney'in defnedilmesinin ardından oğlu Mücteba, babasının onlarca yıl kendi anlayışına göre şekillendirdiği siyasi sistemi devraldı.
Hamaney sonrası İran'da yeni dönem resmen başladı

28 Şubat'ta ABD-İsrail saldırılarında öldürülen Ayetullah Ali Hamaney için düzenlenen devlet törenlerinin ardından İran'da yeni bir siyasi dönem başlıyor.

Meşhed'de geçen Perşembe yapılan defin işlemiyle birlikte Hamaney dönemi de resmen sona erdi; ikinci oğlu Mücteba'nın devri başladı. 

Oğul Hamaney aslında 8 Mart'ta ruhani liderliğe seçilmişti. 56 yaşındaki yeni lider şimdiye kadar kamuoyu önüne çıkmadı, babası için düzenlenen devlet törenlerine bile katılmadı. Atanmasıyla birlikte, 1979 Devrimi'nden bu yana İran İslam Cumhuriyeti'nin üçüncü dinî lideri oldu.

İktidar değişimi, Ali Hamaney'in 37 yıllık yönetimi sırasında yaşanan derin kurumsal dönüşümün sonucu.

İran uzmanı ve siyasi analist Rıza Talebi'ye göre Ali Hamaney, İran İslam Cumhuriyeti'nin güç yapılarını adım adım köklü biçimde değiştirdi.

Talebi, DW'ye yaptığı açıklamada, "Devrimden sonra meşruiyetini devrimden ve kendi kişisel otoritesinden alan bir sistem kuran Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin aksine, Ali Hamaney bu sistemi temelden dönüştürmeye başladı" diyor.

Talebi'ye göre, son 37 yılda dini otoritelerin ve Şii ilahiyat merkezlerinin temel siyasi kararlar üzerindeki etkisi kademeli olarak geriletildi. Bunların yerini güvenlik kurumları, dini liderlik makamı ve bu makamla bağlantılı siyasi ve askeri ağlar aldı.

Cenaze töreninden çıkan fotoğraf

Bu dönüşüm seçilmiş kurumların rolünü de değiştirdi. Talebi'nin analizine göre, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri giderek önceden belirlenmiş bir siyasi çerçeve içindeki yarışlara dönüştü. Farklı siyasi kamplardan cumhurbaşkanları kendi vurgularını yapabildi ve belirli iç politika önceliklerini izleyebildi. Ancak dış politika, nükleer program ve bölge politikası gibi stratejik alanlarda hareket alanları sınırlı kaldı.

Törenlerde de siyasetçilerden çok güvenlik aygıtının temsilcileri, özellikle Devrim Muhafızları komutanları ön plandaydı.

Savaş, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başladı ve yaklaşık altı haftanın ardından kırılgan bir ateşkesle sonuçlandı. Bunu bir müzakere süreci izledi. İran devlet medyasının Mücteba Hamaney'e atfettiği bir açıklamada, Hamaney'in "ilke olarak" temelde farklı bir pozisyon benimsediği ifade edildi. Ancak sonunda müzakerelere onay verdi.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı sıfatıyla "İran halkının haklarını ve direniş ekseninin çıkarlarını koruma ve bunun sorumluluğunu üstlenme güvencesi" vermesinin ardından Hamaney'in uzlaşıya onay verdiği belirtildi.

Pezeşkiyan'ın Mücteba Hamaney ile iyi ilişkilere sahip olduğu söyleniyor.

"Kendine güvenen Devrim Muhafızları"

Devrim Muhafızları'nın eski komutanlarından ve bugün Meclis Başkanı olan Muhammed Bakır Kalibaf ABD ile müzakere sürecinde önemli rol oynadı.

ABD ve İran 14 Haziran'da, daha kapsamlı bir anlaşmaya yönelik sonraki müzakerelere temel oluşturması öngörülen bir taslak olan Mutabakat Zaptı  üzerinde uzlaşmış olsa da zemin oldukça kırılgan. Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliklerin ardından ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta "ateşkesin bittiğini ancak müzakerelerin süreceğini" açıkladı. Son birkaç günde karşılıklı saldırılar yaşandı.

İran dış ve güvenlik politikası uzmanı siyaset bilimci Hamidrıza Aziz, X platformunda, "İran, Mutabakat Zaptı'nın 5'inci maddesini şöyle yorumluyor: 'İran devleti düzenlemeleri yapacak' ifadesi (Hürmüz'ün) yeniden açılışı için gerekli düzenlemeleri yalnızca İran'ın yapabileceği anlamına geliyor" diye yazdı.

İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü en önemli stratejik müzakere pozisyonlarından biri olarak görüyor. Bu nedenle kendisinin onayı olmadan, örneğin Umman suları üzerinden ve ABD ya da uluslararası örgütlerin katılımıyla alternatif deniz taşımacılığı rotalarının oluşturulmasını engellemeye çalışıyor.

ABD ile çatışmanın tırmanmasında Devrim Muhafızları belirleyici bir rol oynuyor. Fransa'da yaşayan ve yeni siyasi ve toplumsal hareketler üzerine çalışan araştırmacı Mücteba Necefi'ye göre özellikle ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş, Devrim Muhafızları'nın siyasi ve toplumsal bir güç olarak özgüvenini artırdı.

Necefi'ye göre kriz, 2015 nükleer anlaşmasını imzalayan eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin destekçileri gibi ılımlı güçlerin daha fazla nüfuz kazanmasına yol açmadı.

DW'ye konuşan Necefi, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Devrim Muhafızları içinde bir iç mücadele göreceğiz ve gelecekteki yönelim bu eksen etrafında şekillenecek. İktidarın sert çekirdeği, şu anda bu ağın dışındaki ılımlı siyasi güçlere daha büyük tavizler vermek için bir neden görmüyor."

İran İslam Cumhuriyeti içindeki sert güç çekirdeğinin Mücteba Hamaney'i izleyip onunla birlikte yeni bir yönelime girip girmeyeceği ya da bazı haberlere göre ağır yaralandığı belirtilen Mücteba Hamaney'in bizzat bu güç merkezlerinin aracına dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.