
ABD'de Beyaz Saray ile CNN arasındaki basın erişimi krizi yeni bir aşamaya taşındı. Donald Trump'ın Texas ve Oklahoma'ya gerçekleştireceği seyahati takip etmek üzere daha önce görevlendirilen CNN, Beyaz Saray tarafından yayımlanan son programda televizyon basın havuzundan çıkarıldı.
Daha önce yayımlanan rotasyon programında CNN'in 1 Ekim Perşembe günü havuz görevini üstlenmesi öngörülüyordu. Ancak Trump'ın Texas'ın Denton kentindeki bir kamyon üretim tesisini ziyaret edeceği ve ardından Oklahoma'nın Durant kentinde konuşmalar yapacağı program için açıklanan yeni listede CNN'e yer verilmedi. CNN temsilcisi de kanalın programdan çıkarıldığını doğruladı.
Mahkeme kararının ardından yeni CNN hamlesi
Karar, CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a erişimi konusunda Trump yönetiminin mahkemede karşı karşıya kaldığı hukuki süreç devam ederken geldi.
ABD Bölge Yargıcı Timothy Kelly, geçtiğimiz hafta yönetimin üç medya kuruluşuna yönelik erişim yasağını geçici olarak durdurmuş ve basın kartlarının yeniden etkinleştirilmesine hükmetmişti. Ancak kararın doğrudan Air Force One ve televizyon basın havuzundaki görevlendirmeleri kapsayıp kapsamadığı taraflar arasında hukuki tartışma konusu olmaya devam ediyor.
CNN'in de aralarında bulunduğu medya kuruluşları, mahkeme kararının önceki erişim koşullarının yeniden sağlanmasını gerektirdiğini savunuyor. Trump yönetimi ise Beyaz Saray erişiminin bir hak değil, ayrıcalık olduğu görüşünü mahkemede dile getirdi.
CNN daha önce Air Force One'a da alınmadı
CNN'in seyahat havuzundan çıkarılması, son günlerde yaşanan ilk benzer gelişme değil. Beyaz Saray, Trump'ın geçtiğimiz hafta sonundaki Tennessee seyahati sırasında da CNN'in Air Force One'daki basın havuzu görevini yerine getirmesine izin vermedi.
Bu gelişme, CNN'in Beyaz Saray'a erişiminin mahkeme kararıyla yeniden sağlanmasının hemen ardından yaşandı. Böylece CNN gazetecilerinin Beyaz Saray yerleşkesine giriş hakkı ile başkanlık seyahatlerindeki havuz görevleri arasındaki hukuki ayrım tartışmanın merkezine yerleşti.
CNN'in avukatı Theodore Boutrous, son uygulamayı kanalın haber yayın çizgisine yönelik misilleme ve görüş ayrımcılığı olarak nitelendirerek bunun ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi kapsamında basın özgürlüğü sorunları doğurduğunu savundu.
Basın havuzu neden önemli?
Beyaz Saray basın havuzu, alan ve lojistik sınırlamalar nedeniyle bütün gazetecilerin katılamadığı başkanlık faaliyetlerini takip etmek üzere dönüşümlü çalışan küçük bir gazeteci grubundan oluşuyor.
Televizyon havuzunda CNN, ABC, CBS, NBC ve Fox News gibi büyük yayın kuruluşları dönüşümlü görev üstleniyor. Görevli kuruluşun elde ettiği görüntü ve bilgiler daha sonra diğer medya kuruluşlarının kullanımına sunuluyor.
Sistem özellikle Oval Ofis, Air Force One ve başkanlık seyahatleri gibi fiziksel erişimin sınırlı olduğu durumlarda başkanın faaliyetlerinin daha geniş medya ağı tarafından takip edilebilmesini sağlıyor.
Büyük televizyon kanallarından CNN'e dayanışma
CNN'in erişiminin daha önce kısıtlanmasının ardından havuzdaki diğer büyük televizyon kuruluşları da tepki göstermişti. Fox News, ABC News, CBS News ve NBC News, CNN ile dayanışma amacıyla televizyon havuzu görevlerini geçici olarak askıya almıştı.
CNN'in erişiminin mahkeme kararı sonrasında yeniden sağlanmasıyla televizyon havuzu çalışmaya başlamıştı. Ancak kanalın önce Tennessee seyahatindeki Air Force One havuzundan, ardından Texas ve Oklahoma programından çıkarılması, Beyaz Saray ile medya kuruluşları arasındaki anlaşmazlığı yeniden gündeme taşıdı.
Trump yönetiminin AP ile de erişim krizi yaşandı
Trump yönetiminin medya kuruluşlarıyla yaşadığı erişim tartışması CNN ile sınırlı değil. Yönetim daha önce Associated Press'in (AP) “Gulf of America” adlandırmasını kullanmaması nedeniyle ajansın bazı başkanlık etkinliklerine erişimini kısıtlamıştı.
CNN, MS NOW ve Politico'nun açtığı mevcut dava ise basın özgürlüğü, Beyaz Saray'a erişim ve yönetimin medya kuruluşları arasında ayrım yapıp yapamayacağı tartışmasını yeniden ABD kamuoyunun gündemine taşıdı.
CNN'in 1 Ekim'deki Texas ve Oklahoma seyahatinden çıkarılması, mahkeme süreci devam ederken Trump yönetimi ile bazı medya kuruluşları arasındaki erişim mücadelesinin henüz sona ermediğini gösteriyor.