Dünya Kaynak: Sputnik 13.09.2026 07:00

İngiltere'de hava trafiğini felç eden arızanın nedeni ortaya çıktı

İngiltere'de hava sahasının yaklaşık dört saat kapanmasına, yüzlerce uçuşun iptal edilmesine ve yaklaşık 300 bin yolcunun etkilenmesine neden olan hava trafik kontrol sistemi arızasının, bir askeri jetten sisteme girilen hatalı uçuş verisinden kaynaklandığı öne sürüldü.
İngiltere'de hava trafiğini felç eden arızanın nedeni ortaya çıktı

İngiltere'de hava trafiğini günler boyunca etkileyen ve binlerce yolcunun havalimanlarında mahsur kalmasına yol açan sistem arızasının nedenine ilişkin yeni bir iddia ortaya atıldı.

Ulusal Hava Trafiği Servisi'nin (Nats) sistemlerinde salı günü meydana gelen arızanın, bir askeri uçağın sisteme hatalı uçuş bilgisi girmesinin ardından yaşandığı bildirildi. Söz konusu verinin, İngiltere'nin hava trafik kontrol sistemlerinin kilitlenmesine neden olduğu ve günlük yaklaşık 8 bin uçuşun yönetildiği sistemde ciddi aksamalara yol açtığı belirtildi.

Savunma Bakanlığı ise olayın askeri personelin kasıtlı olarak yaptığı bir hatadan kaynaklanmadığını ifade etti. Arızanın kesin nedenlerine ilişkin soruşturmanın farklı yönleriyle sürdüğü aktarıldı.

3 günde 2 binden fazla uçuş iptal edildi

Swanwick hava trafik kontrol merkezindeki sistem çöküşü, yalnızca arızanın yaşandığı saatlerle sınırlı kalmadı. Krizin ardından geçen üç günlük süreçte 2 binden fazla uçuşun iptal edildiği bildirildi.

Yaklaşık 300 bin yolcunun etkilendiği aksaklıklar, İngiltere'nin başta Heathrow olmak üzere Gatwick, Glasgow ve Manchester havalimanlarında yoğun şekilde hissedildi.

Uzmanlar, hava trafik sisteminin tamamen eski düzenine dönmesinin haftalar alabileceği uyarısında bulundu.

Nats yöneticisi istifa baskısıyla karşı karşıya

Arıza, Nats Üst Yöneticisi Martin Rolfe üzerindeki baskıyı da artırdı. Rolfe'un görev süresinde daha önce benzer hava trafik krizlerinin yaşanmış olması nedeniyle bazı çevrelerden istifa çağrıları geldi.

Havayolu şirketlerinin yöneticileri, 2023'te yaşanan büyük çaplı hava trafik krizinin ardından benzer bir olayın tekrarlanmayacağı yönünde güvence verildiğini ancak son gelişmelerin bu taahhütlerin yerine getirilmediğini gösterdiğini savundu.