Dünya Kaynak: BBC 12.09.2026 08:36

Husiler Babülmendep Boğazı'ndaki stratejik adayı da ele geçirdi

Yemen'de hükümetten bir kaynak, İran destekli Husi milislerin Kızıldeniz'deki önemli bir adanın "kontrolünü ele geçirdiklerini" bildirdi.
Husiler Babülmendep Boğazı'ndaki stratejik adayı da ele geçirdi

Perim Adası olarak da bilinen Meyyun Adası, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan ticaret yolunun güney giriş kapısı olan Babülmendep Boğazı'nda yer alıyor.

Daha önce de Husi milisleri, Suudi Arabistan destekli hükümet yanlısı güçlerin elindeki stratejik liman kenti Muha'yı ele geçirmişti.

BBC muhabiri Paul Adams, Husilerin hızlı ilerleyişinin çoğu gözlemciyi şaşırtmış göründüğünü belirtiyor.

Husiler yaptıkları açıklamada, "Suudi gemileri hariç tüm şirketler için deniz seyrüseferinin güvenli olduğunu" belirtiyor ve askeri operasyonlarının "başarılı" olduğunu iddia ediyor; ancak açıklamada Meyyun Adası'ndan bahsedilmiyor.

ABD ve İsrail'in İran'la savaşı nedeniyle Basra Körfez'deki Hürmüz Boğazı fiilen kapatıldığından beri Suudi Arabistan petrol ihracatı için Kızıldeniz'e yöneldi.

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre, geçen hafta çatışmaların şiddetlenmesinden bu yana Yemen'de en az 46.000 kişi yerinden edildi. Yüzlerce kişi de hayatını kaybetti.

Husi milisleri, uluslararası deniz taşımacılığına herhangi bir tehdit oluşturmadıklarını belirttiler ancak Suudi Arabistan'a ait gemileri hedef alacakları yönündeki tehditlerini yinelediler.

Husi milisleri ile Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan arasındaki çatışmanın tırmanması, petrol fiyatlarındaki artışa katkıda bulundu.

Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon da hükümet yanlısı güçleri desteklemek amacıyla Yemen'in batısındaki Husi kontrolündeki bölgelere hava saldırıları düzenledi.

Husi milisleri ise Suudi Arabistan'ın güneyindeki şehirlere ve petrol tesislerine füze ve insansız hava araçları ile saldırılar düzenledi.

Muha sakinleri, Husi savaşçılarının 9 Eylül gecesi hükümet yanlısı güçlerle yaşanan şiddetli çatışmaların ardından şehre girdiğini ve bunun üzerine birçok ailenin evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti.

Yerinden edilmiş kent sakinleri, Yemen'in uluslararası alanda tanınan Başkanlık Liderlik Konseyi ve hükümetinin bulunduğu Aden şehrine doğru doğuya ilerliyor.

Muha'nın ele geçirildiğine dair Husi'lerden henüz açıklama gelmedi.

Ancak Husi'lerin yönettiği Al Masirah TV'ye göre, grubun Yüksek Siyasi Konseyi Perşembe günü yaptığı açıklamada, çatışmaların "Suudi düşman güçlerinin bölgeden çıkarılmasının ardından batı kıyısı ilçelerinde sona erdiğini" belirtti.

Hükümet yanlısı Ulusal Direniş Güçleri'nin lideri Tarek Salah da, batı kıyısındaki komuta merkezini "güvenli bir yere" taşıdığını söyledi.

Bir Yemenli askeri kaynak, AFP haber ajansına, Husi savaşçılarının Muha'nın yaklaşık 80 km kuzeybatısındaki Kızıldeniz'deki Zukar Adası'nı da ele geçirdiklerini söyledi.

Muha neden önemli?

Muha'nın önemi Kızıldeniz'deki konumu ve küresel ticaret için en önemli deniz yollarından biri olan Babülmendep Boğazı'na yakınlığından kaynaklanıyor.

Özellikle Kızıldeniz'deki deniz seyrüseferi ve enerji tedarikinin güvenliği konusunda endişelerin arttığı bir dönemde stratejik önemi arttı.

Babülmendep Boğazı'nın kuzeyinde yer alan liman kenti boğaza sadece 75 km uzaklıkta.

Muha'nın şehir olarak ünü, kahve üretimi ile başladı. On altıncı yüzyıldan beri şehir, Yemen'in en önemli limanlarından biri haline geldi ve Yemen yaylalarında yetiştirilen tahıllar, Hindistan, Doğu Afrika, Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'ya ihraç edilmeden önce buraya taşınıyordu.

17. ve 18. yüzyıllarda Hollandalı, İngiliz ve Fransız ticaret şirketleri şehirde temsilcilikler kurdu ve zamanla Muha'dan türetilen "Mocha" adı, küresel pazarlarda Yemen kahvesinin eşanlamlısı haline geldi; daha sonra ise bu isim, günümüzde bilinen çikolatalı kahve içeceğine atfedildi.

Suudi Arabistan, Yemen'deki İran destekli Husilerin ülkedeki enerji tesisleri ve sivil altyapılara onlarca insansız hava aracı (İHA) ve füzeyle düzenlediği saldırılarda 73 kişinin yaralandığını açıkladı.

8 Eylül Salı günü düzenlenen saldırılarda Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki dört şehir hedef alındı. Suudi Arabistan ordusu ve Enerji Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalarda, bazı petrol tesislerinde saldırılar sonucu çıkan yangınların operasyonların geçici olarak durmasına neden olduğu belirtildi.

Yemen'deki Suudi liderliğindeki koalisyon "tehlikeli tırmanışa" karşılık vereceklerini açıkladı.

Husiler ise saldırıların Suudi Arabistan'ın son dönemde Yemen'in kuzeybatısındaki kontrol ettikleri bölgelere düzenlediği onlarca saldırıya misilleme olduğunu savundu.

İran destekli Şii grup, Suudi Arabistan'ı 7 Eylül'de el-Hazm kentinde bir cezaevine saldırarak en az 11 kişiyi öldürmekle suçladı. Enkaz altında 20 tutuklu daha bulunduğu iddia edildi.

Arap ülkelerinden oluşan Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Yemen'de on yılı aşkın süredir devam eden iç savaşta Husilere karşı Yemen hükümetini destekliyor.

Dört yıldır süren gayri resmi ateşkes, temmuz ayında Husi milislerin Suudi Arabistan'a karşı "deniz ambargosu" ilan etmesi, ve Suudi havaalanlarına, petrol tesislerine ve Kızıldeniz'deki tankerlere füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemesiyle bozulmaya başladı.

Yemen'deki Suudi öncülüğündeki koalisyonun sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husi saldırılarını "terörist milislerin sorumsuz ve düşmanca yaklaşımını teyit eden tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi ve koalisyonun örgütü caydırmak için "tüm gerekli operasyonel önlemleri alacağını" belirtti.

Husi askeri sözcüsü Yahya Sarea ise Suudi ordusunu son üç günde Yemen'in Marib, el-Bayda, Hudeyde, Taiz ve el-Ceyf vilayetlerine 120'den fazla hava saldırısı düzenlemekle ve "ağır suçlar" işlemekle suçladı.

Sözcü, Husi milislerinin bu "acımasız saldırıya" "onlarca balistik füze ve insansız hava aracıyla" karşılık verdiğini ve bunların "önemli hasara" yol açtığını iddia etti.

Türkiye ve Pakistan'dan kınama

Kısa bir süre önce Suudi Arabistan ile Mekke Savunma Anlaşması'nı imzalayan Türkiye ve Pakistan da Husi saldırılarını kınadı.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada saldırılar, "en güçlü şekilde" kınanarak "Husilere saldırgan eylemlerine bir an önce son vermeleri çağrısında bulunuyoruz" denildi.

"Suudi Arabistan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan desteğimizi yineliyoruz" ifadesine yer verildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de X hesabından paylaştığı mesajda saldırıları kınayarak, Suudi yönetimi ve halkı ile "kararlı bir dayanışma" içinde olduklarını açıkladı.