
Hafta sonu Avrupa genelinde on binlerce kişi, artan yaşam maliyetlerini, karşılanamayan konut fiyatlarını, düşük ücretleri ve kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı protesto etmek için sokaklara döküldü. Talepler ülkeden ülkeye değişse de, gösteriler hane bütçelerine ilişkin artan hoşnutsuzluğa işaret ediyor.
Fransa'da yüz binlerce kişi, öğrencilerin ve diğer grupların da katıldığı, yaşam maliyetleri ve kamu hizmetlerine odaklanan gösterilere iştirak etti. Birçok kişi barışçıl biçimde yürüdü ancak bazı eylemler büyük şehirlerde yağma ve isyana dönüştükten sonra, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Cumhuriyeti alaşağı etmeye kalkışanlar”ı hesap vermeye zorlayacağına söz verdi.
Limoges belediye binası alev aldı; Lyon'daki ünlü Place Bellecour meydanındaki turizm ofisi de yanarak kullanılamaz hale geldi. Vandallar Marsilya, Lille ve Angers'teki belediye binalarına zorla girerken, Bordeaux'da valinin resmî konutu yağmalandı.
“Protesto etmek bir haktır ve öfkenin duyulmayı hak ettiği açıktır. Yine de hiçbir anlaşmazlık ya da şikâyet, kamu mallarının tahribini asla haklı gösteremez” diyen Limoges Belediye Başkanı Guillaume Guérin, şiddeti “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Belçika'da, Brüksel ve Liège'deki yaşam maliyeti protestolarında polisle göstericiler çatıştı. Liseli öğrenciler de son haftalarda artan eğitim maliyetlerini protesto etmek için sokağa çıkmış, Fransa'da okul koşulları ve öğretmen açığını protesto eden öğrencilerle aynı safta yer almıştı.
Limoges belediye başkanı ve diğer siyasetçilerle benzer bir çizgi izleyen Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, cumartesi günü yaptığı açıklamada durumun “artık sadece bir protesto” olmadığını söyleyerek, yaşananları “tam anlamıyla, salt şiddet” diye niteledi.
Portekiz'de, sendikalar ve konut hakkı grupları daha yüksek ücretler, daha iyi emekli maaşları, iyileştirilmiş kamu hizmetleri ve konutun erişilebilirliğini artıracak önlemler talep etti. Organizatörler, artan kiralar, mortgage maliyetleri ve gündelik harcamaların hane bütçeleri üzerindeki baskıyı giderek artırdığına dikkat çekti.
İtalya'da da ekonomik koşullar ve yükselen fiyatlar nedeniyle protestolar düzenlendi. Milano, Torino ve Bologna'daki çatışmalarda yaralananlar olurken, Milano'da onlarca kişi gözaltına alındı.
Avrupalılar neden öfkeli?
Artan gıda, konut ve enerji maliyetleri, birçok hanenin gelirini yettirmekte zorlanmasına yol açtı. Enflasyon yavaşlasa bile, fiyatlar genellikle eski seviyelerinin üzerinde kalıyor ve bu da tüketicilerin bütçelerinde daha az manevra alanı bırakıyor.
Konut meselesi, pek çok kentte özellikle kiracılar ve gençler için ciddi bir kaygı konusu. Düşük ücretli çalışanlar zorunlu harcamalar nedeniyle baskı altında; eğitim ve diğer kamu hizmetlerine dair endişeler de bazı ülkelerdeki huzursuzluğu artırıyor.
Euronews Business'ın analiz ettiği Eurostat verileri, AB'de gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının Ağustos 2021 ile Ağustos 2026 arasında yüzde 34 arttığını gösteriyor. Brüt aylık asgari ücretle alınabilecek gıda miktarı Malta'da yüzde 6, İspanya'da yüzde 5, Fransa'da yüzde 4 azalırken, incelenen ülkelerin çoğunda arttı. Ancak bu karşılaştırma vergi, kira ve diğer hane giderlerini kapsamıyor ve geçim maliyetlerindeki baskının tamamını yansıtmıyor.
Protestolar Avrupa çapında tek bir ortak hareketi temsil etmiyor ve talepler de birbirinden farklı. Yine de hane bütçeleri üzerindeki baskıyı ve ücretlerin temel ihtiyaçların maliyetine ayak uydurmasını sağlamaya dönük giderek büyüyen zorluğu gözler önüne seriyor.