
Shakhsanam KURBANOVA
Pazartesi günü 10 yıllık ABD tahvil faizi yaklaşık 5,142 seviyesine yükseldi; 30 yıllık tahvil faizi ise 5,48’e çıktı. Önceki hafta hem 10 hem 30 yıllık faizler, haberlerde 24 yılın zirvesi olarak anıldı. Faizlerdeki bu yükseliş, hisse senedi piyasasındaki dalgalanmanın ortasında geldi. Çip ve yapay zekâ hisselerinde satış yaşanan haftanın ardından Nasdaq pazartesi %1’in üzerinde toparlandı.
Piyasalar ABD’de ekimde faiz artışına ara verilmesini, aralıkta yeni bir artışı bekliyor. Eylül ayında tüketici fiyatları aylık %0,6 artarken, yıllık enflasyon ağustostaki %3,4’ten %3,7’ye çıktı. Çekirdek enflasyon yıllık %2,6 oldu.
HAZİNE’NİN REKORLAR YILI
ABD Hazinesi’nin cuma günü açıkladığı verilere göre 2026 mali yılı bütçe açığı 1,992 trilyon dolar oldu; bu, bir önceki yılın 1,775 trilyon dolarlık açığının yaklaşık %12 üzerinde. Açığın GSYH’ye oranı %6,2’ye çıktı. Hem gelir (5,40 trilyon dolar) hem harcama (7,40 trilyon dolar) rekor kırdı. Ülke üst üste 25. mali yılında açık verdi.
Net faiz harcaması 1 trilyon doları aştı. Bu rakam 2025’te 970 milyar dolardı. Bağımsız bir tahmine göre faiz yükü yaklaşık 1,1 trilyon dolara ulaştı; bu, GSYH’nin rekor %3,4’üne denk geliyor ve 2018-2021 arasında ödenen yıllık 350 milyar doların üç katından fazla. Aynı kurum, kamunun elindeki borcun GSYH’ye oranının %100’e ulaştığını, bunun yalnızca 1945-1946’da aşıldığını belirtiyor. Brüt ulusal borç ise bu yıl 40 trilyon doları geçti.
Korea Herald’ın aktardığı Kongre Bütçe Ofisi tahminine göre faiz harcamasındaki artış, toplam açık artışının yarısından fazlasını açıklıyor. Üstelik son dönemdeki sert faiz yükselişinin etkisi mali hesaplara henüz tam yansımış değil. Başka bir deyişle borç, yeniden finansman döngüsüyle daha pahalı hale geliyor.
ÇİN’İN GERİ ÇEKİLMESİ
ABD Hazinesi’nin cuma günü açıkladığı TIC verilerine göre Çin’in ABD tahvil portföyü ağustos sonunda 590,7 milyar dolara geriledi. Bu, bir önceki aya göre 27,3 milyar dolarlık düşüş, art arda üçüncü aylık gerileme ve yıllık bazda %15,5’lik kayıp demek. Çin’in portföyü, Kasım 2013’teki 1,316 trilyon dolarlık zirveden beri genel olarak düşüyor.
Bu düşüşün yorumunda iki ihtiyat noktası var. Birincisi, Belçika ve Kanada gibi saklama merkezlerindeki varlıkların artması, Çin kaynaklı bazı tahvillerin üçüncü ülkeler üzerinden tutuluyor olabileceğini düşündürüyor. İkincisi, genel yabancı payı düşmedi: yabancıların elindeki toplam ABD tahvili temmuzdaki 9,2484 trilyon dolardan ağustosta 9,3317 trilyon dolara çıktı. Yani Çin ve Japonya satarken diğer alıcılar boşluğu doldurdu. Yine de analistler, Çin’in bu adımının mali sürdürülebilirlik endişeleri, ticaret gerilimleri ve altın rezervini artırma stratejisiyle bağlantılı olduğunu söylüyor.
PİYASA NE FİYATLIYOR?
Cuma günü ECB ve Fed’in üç faiz artışı daha yapacağına dair fiyatlama sürdü. Fed Başkanı Warsh, Bangkok’taki IMF toplantısında faiz konusunda yön vermekten kaçınırken ABD ekonomisine dair olumlu bir değerlendirme yaptı. Hazine verileri ve Çin’in tahvil elinden çıkarması uzun vadeli faizler üzerinde yukarı baskı oluşturdu. Euro Bölgesi tarafında ise Fransa’da yaşanan huzursuzluk nedeniyle Fransız 10 yıllık faizi pazartesi yaklaşık 14,5 baz puan artışla %4,93’e çıktı.