Dış Politika Kaynak: DW 04.11.2026 17:04

Trump kaybetti: CAATSA ve F-35'te Türkiye'yi ne bekliyor?

Trump'ın Kongre desteğini kaybetmesi Türkiye'nin CAATSA, F-35 ve savunma sanayi beklentilerini zorlaştırabilir. Peki Ankara yeni dönemde nasıl bir yol izleyecek?
Trump kaybetti: CAATSA ve F-35'te Türkiye'yi ne bekliyor?

ABD'de ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu kaybetmesiBaşkan Donald Trump'ın kalan iki yılında işini zorlaştıracak. Bu yenilginin Türkiye açısından da çeşitli sonuçları olacak.

Ankara'nın CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve savunma sanayi alanındaki beklentilerinde, Beyaz Saray'ın desteğinin alınmasının yanı sıra Kongre'deki itirazların aşılması önemliydi. Ancak Demokratların çoğunluğa geçmesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Trump'tan bu yönde aldığı sözlerin yerine getirilmesini pek mümkün kılmıyor.

Buna karşın Türkiye'deki demokrasi ve insan hakları sorunları Kongre gündeminde artık daha fazla yer bulabilir.

Ancak DW Türkçe'ye konuşan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen'e göre ara seçim sonucu, Türkiye'nin savunma alanındaki beklentilerinin karşılanmasını zorlaştırabilir ama Demokratların çoğunluğu kazanması bu dosyalarda ilerleme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Ankara için Kongre'nin önemi nasıl artacak?

Erdoğan ile Trump arasında kurulan doğrudan iletişim ve yakın ilişki, Ankara'nın Washington ile sorunlarını çözmek için başvurduğu başlıca kanallardan biri. Ancak özellikle savunma alanında iki lider arasında sağlanabilecek bir anlaşmanın uygulanması ABD yasalarına ve Kongre'nin tutumuna bağlı.

Bu nedenle yeni dönemde Türkiye açısından yalnızca ABD'deki ara seçimde Demokratların kaç sandalye kazandığı değil, dış politika ve savunmayla ilgili komisyonların başına kimlerin geçeceği de önemli.

ABD Kongresi'nin iki kanadında da Demokratlar güç kazandı

Ülgen, Türkiye açısından özellikle Senato ve Temsilciler Meclisi'nin dış ilişkiler komitelerinde görev alacak isimlere dikkat çekiyor. Silah satışlarında bu komitelerin başkanları ile azınlık partisinin komitelerdeki en kıdemli üyelerinin etkili olduğunu belirten Ülgen, Demokratların hangi isimleri görevlendireceğinin görülmesi gerektiğini söylüyor ve şöyle konuşuyor:

"Doğrudan 'Artık bu iş bitti, Demokratların ağırlıkta olduğu bir Kongre'den bu izin çıkmaz' demek de doğru değil" diyen Ülgen, Ankara'nın bu isimlerle devlet düzeyinde iletişim kurup bir ikna süreci başlatabileceğini belirtiyor.

Türkiye'nin geçmişte iki partiden de farklı siyasetçilerle temaslar yürüttüğünü hatırlatan Ülgen, yeni durumu şöyle değerlendiriyor:

"Bu illaki süreç tıkandı demek değil ama tabii ki Trump'ın başkan olduğu, Kongre'nin Cumhuriyetçilerin kontrolünde olduğu bir ortama oranla muhakkak ki daha zor bir denklem çıktı ortaya."

Bu durumun Ankara'nın diplomasi yöntemine de yansıması gerektiği görüşündeki Ülgen, "Türkiye'nin Amerikan siyasi sisteminde daha geniş bir diplomasi yürütmesi icap edecek" diyor.

Ara seçimler Trump'ın başkanlığını sona erdirmiyor ve görev süresi Ocak 2029'a kadar devam edecek. Ancak yasa çıkarmak ve bütçe önceliklerini hayata geçirmek için artık Demokratlarla uzlaşması gerekecek.

Demokratlar, Kongre komisyonları üzerinden yönetimi daha yakından denetleyebilecek. Bakanların ve diğer yetkililerin oturumlara çağrılması, belge talepleri ve soruşturmalar, Trump yönetiminin önümüzdeki iki yılda karşılaşabileceği baskı araçları arasında. Donald Trump ise Demokratların geçireceği yasalara karşı veto yetkisini kullanabilecek. Vetonun aşılması ise her iki kanatta da üçte iki çoğunluk gerektiriyor.

CAATSA, F-35'ler VE KAAN motorları ne olacak?

Türkiye'nin Washington'dan başlıca beklentileri arasında Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ile savunma alanındaki bazı başlıklar var.

Ülgen, yeni dönemde Türkiye açısından çözümü zorlaşabilecek üç başlığı şöyle sıralıyor:

"CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 programına dönüş ve milli muharip uçak KAAN'ın motorlarının tedariki."

F-35'ler konusunda Türkiye'nin yeni bir alım talebinin Kongre sürecinden geçmesi gerekeceğine dikkat çeken Ülgen, KAAN'ın motorları meselesinin de önemini vurgulayarak Demokratların çoğunluğu kazanmasına sadece F-35 dosyası bakımından bakmamak gerektiğine işaret ediyor.

ABD, Türkiye'yi F-35 programıdan çıkarmıştı

"Bütün bunlarda Kongre'nin Demokrat çoğunluğa sahip olması bir dezavantaj olabilir" diyen Ülgen, bununla birlikte ilgili komitelerin başına gelecek isimlerle kurulacak temasların sonucunu beklemek gerektiğini belirtiyor.

Cumhuriyetçilerin hem başkanlığı hem Kongre'yi kontrol ettiği döneme kıyasla koşulların zorlaştığını söyleyen Ülgen, "Daha kolay bir konjonktürün fırsat penceresi kapandı muhakkak ki" değerlendirmesi yapıyor.

ABD, Türkiye'yi 2019'da F-35 programından çıkarmış, 2020'de de ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı ve bazı yetkililere yaptırım uygulamıştı. Kongre Araştırma Servisi'nin Ağustos 2026 tarihli raporunda da S-400 sorununa, savunma ilişkilerindeki başlıca anlaşmazlıklardan biri olarak yer verilmişti.

Trump, Temmuz ayında Ankara'daki NATO zirvesi sırasında yaptırımların kaldırılacağını söylemiş, Türkiye'ye F-35 satışını değerlendirebileceklerini belirtmişti. Ancak geçen sürede Trump'ın bu açıklamaları, satışın önündeki yasal engelleri ortadan kaldırmadı. ABD yasaları Türkiye'nin S-400 sistemlerine sahip olmaya devam etmesini F-35 transferinin önünde engel olarak tanımlıyor.

İnsan hakları ve demokrasi sorunları öne çıkar mı?

Demokratların Kongre'yi kontrol etmesiyle Türkiye'deki demokrasi ve hukuk devleti sorunlarının ikili ilişkilere nasıl yansıyacağı da yeniden gündeme taşınabilir.

Kongre komisyonları, Türkiye'deki gelişmeler konusunda oturumlar düzenleyebilir, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden yönetimin tutumunu açıklamalarını isteyebilir.

Ülgen de Demokratların insan hakları ve demokrasi konularında daha hassas bir tutum benimsemesini beklerken bunun somut adımlara dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda ise temkinli.

"Demokratların bu konuda daha fazla bir hassasiyeti olacağı muhakkak. Ama pratikte bu, açıklamaların ötesine gitmeyebilir" diyen Ülgen, Kongre'nin kendi yasal yetkileri çerçevesinde girişimlerde bulunabileceğini belirtiyor.

Ülgen'e göre her iki kanatta da Demokrat çoğunluğun bulunması bu tür girişimlere olanak sağlıyor. Ancak bunların içeriği ve takvimi konusunda henüz öngörüde bulunmak güç ve Ülgen "Bu girişimler ne nitelikte olur, hangi zamanlama ile olur, öncelik olur mu? Bunları biraz zaman gösterecek" diye konuşuyor.

Bölgesel politikalarda iş birliği korunacak mı?

Bu arada güç kaybeden Trump’ın dış politikayı nasıl sürdüreceği ve dolayısıyla Türkiye ile bölgesel işbirliklerinin nasıl etkileneceği de bir diğer önemli başlık. 

Ülgen, seçim yenilgisinin Trump'ı dış politikada daha az hareket eden bir başkana dönüştüreceği görüşüne katılmıyor ve aksine, iç politikada hareket alanı daralan Trump'ın dış politikaya daha fazla yönelebileceğini düşünüyor.

Trump, Demokratlara karşı Cumhuriyetçilerin yenilgisini kaybetti

Trump'ın Kongre desteği olmadan iç politikada yeni girişimlerde bulunmasının zorlaşacağını belirten Ülgen, "O nedenle son iki yılında dış politikada kendisine daha müsait bir hareket alanı bulacak" diyor.

Ülgen'e göre ABD sisteminde dış politika, başkanın Kongre'den nispeten bağımsız hareket edebildiği bir alan ve bu nedenle seçim yenilgisinin Trump'ın bölgesel konularda geri adım atacağı şeklinde okunmaması gerekiyor. Ülgen şöyle konuşuyor:

"Bu seçimi kaybetmesi dış politikada Trump'ı daha durgun, daha statükocu bir aktör haline dönüştürmeyecek. Hatta tam tersi. Kendi siyasi mirası bakımından dış politikada bir iz bırakmaya gayret edecek diye düşünüyorum."

Ara seçimler 2028 seçimleri için ne söylüyor?

ABD'de 2028 yılında yapılacak başkanlık seçimlerine dair beklentiler ve tartışmalar şimdiden başlamış durumda.

Ülgen, ara seçim sonuçlarının 2028'de yapılacak başkanlık seçimlerinin sonucuna ilişkin kesin bir gösterge sayılmaması gerektiği görüşünde.

Demokratların seçmen desteğini ciddi biçimde artırdığını, ancak başkanlık yarışında adayların belirleyici olacağını söyleyen Ülgen, "2028'de Cumhuriyetçi kesim kimi, Demokrat kesim kimi çıkartacak? Bundan sonrası için bu çok daha kritik" diyor.

Ülgen, Senato'daki sonucun daha uzun vadeli etkileri olabileceğine dikkat çekerek senatörlerin altı yıllığına seçildiğini hatırlatıyor. Demokratların bu seçimde kazandığı sandalyelerin gelecek seçimlerde çoğunluğu korumaları açısından avantaj sağlayabileceğini söyleyen Ülgen, Senato'da oluşan dengenin Trump'ın kalan iki yılının yanı sıra bir sonraki ABD başkanının görev döneminde de önem taşıyacağına dikkat çekiyor.