
Rusya'nın uzak doğusundaki Kamçatka, aralık ve ocak aylarında metrelerce kar altında kalan bölgelerden biri oldu.
NASA'ya göre 1970'lerden bu yana en karlı dönemini yaşayan yarımadada iki kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Japonya'da 26 Ocak itibarıyla son bir haftada yoğun kar yağışı ve sert kış koşullarının 10 kişinin ölümüne neden olduğu açıklandı.
ABD'yi etkisi altına alan kar fırtınasında ise onlarca kişi hayatını kaybetti, binlerce kişiyi etkileyen elektrik kesintilerine yol açtı. 27 Ocak itibarıyla ülkede binlerce uçuş iptal edildi.
Türkiye'de Ordu'dan Bitlis, Muş ve Van'a kadar birçok kenti kaplayan beyaz örtünün kalınlığı metrelerle ifade ediliyordu.
Diyarbakır, Elazığ ve Şırnak'ta kar yağışı yerini dondurucu soğuklara bıraktı. Artan buzlanmaya bağlı olarak yaşanan düşmeler nedeniyle binlerce kişinin kırık şikayetiyle hastanelere başvurduğu bildiriliyor.
Peki bu kış gerçekten sıradışı biçimde sert mi geçiyor? BBC Türkçe Kuzey Yarımküre'yi kasıp kavuran soğuk ve kar fırtınalarını uzmanlarla konuştu.

Kamçatka'da son 30 yılın en yoğun kar yağışı görüldü.
Britanya Hava Durumu Servisi'nde Kıdemli Meteorolog Jim Dale, son haftalarda Avrupa, Türkiye, ABD, Kanada ve Japonya'da görülen yoğun kar ve düşük sıcaklıkların doğal hava durumu değişkenliği içinde değerlendirilebileceğini söylüyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Dale, bu durumun arkasındaki atmosferik sürecin önemli olduğunun altını çiziyor:
"Polar vortex (kutuplardaki güçlü alçak basınç sistemi) normalde kutuplarda kalır. Fakat zaman zaman atmosferin yukarısında meydana gelen ani stratosferik ısınma bu dengeyi bozar. Stratosfer ısındığında, alt tabakalardaki çok soğuk hava kutuplardan dışarı taşınır" diyor.
Dale, bu soğuk havanın, okyanus değil kıta bölgelerine yönelme eğiliminde olmasının Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da sert kış koşullarını oluşturduğunu belirtiyor.
Öte yandan uzman meteorolog bu atmosferik süreçlerdeki iklim değişikliği etkisine dikkat çekiyor.
'Aşırı soğukların sıklığı ve şiddeti azalıyor'
2025, küresel kayıtların başladığı 1850'den bu yana en sıcak üçüncü yıl oldu, bundan daha sıcak diğer iki yıl ise 2024 ve 2023'tü.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'ne göre (NOAA) aralık ayı sıcaklıkları 20. yüzyıl ortalamasının 1.05 derece üzerindeydi, 2025 aralık ayı 1850'den bu yana en sıcak beşinci aralık ayı olarak kayıtlara geçti.

Japonya'da Ocak ayındaki kar yağışı mevsim normallerinin üzerindeydi.
Diğer yandan modern kayıtların başladığı 1967'den bu yana Kuzey Yarımküre'deki kar örtüsünün en az olduğu üçüncü yıl 2025 oldu.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nde Aşırı Hava Olayları ve İklim Değişikliği alanında Dr Abdullah Kahraman,"Aşırı soğukların sıklığı ve şiddeti 1950'lerden beri düşüşte, ve bunun nedeninin insan aktivitelerinden kaynaklanan ısınma olduğu konusunda bilimsel konsensüs yüksek" diyor.
Peki, daha fazla ısınan bir dünyada nasıl daha fazla kar yağabiliyor?
'Atmosferde biriken ekstra nem soğuk hava dalgalarıyla buluşuyor'
BBC Türkçe'ye konuşan, Londra'daki Imperial College'da Çevresel Politikalar Merkezi'nde Dr. Mariam Zachariah şöyle diyor:
"Sıcak hava dalgaları daha sık görülüyor. Ancak küresel ısınma yalnızca sıcaklıkları artırmakla kalmıyor; kutuplardaki soğuk havayı aşağıya taşıyan atmosferik dolaşım sistemlerini de etkileyebiliyor."
Aşırı hava olaylarının iklim değişikliğiyle ilişkisi alanında uzman Zachariah'ya göre, sistemdeki değişiklikler, soğuk havanın nemli ve sıcak hava kütleleriyle karşılaşması sonucunda "kar kıyameti" gibi aşırı kar fırtınalarına yol açabiliyor.
Zachariah, aşırı hava olaylarıyla ilgili her bölgenin kendine özgü coğrafi koşullarıyla derinlemesine incelenmesinin daha net sonuçlar vereceğini de belirtiyor.
Diğer yandan uzmanlar ısınan havanın nem tutma kapasitesindeki artışa da dikkat çekiyor.

Dr. Abdullah Kahraman'a göre küresel ısınma genel eğilimi devam ederken yerel farklılıklar her zaman görülebilir.
Kıdemli meteorolog Jim Dale, iklim değişikliğinin okyanus ve denizlerin çoğu bölgede normalden daha fazla ısınmasına neden olduğunu belirterek "Bu da denizlerin üzerindeki atmosferin daha çok ısınmasına ve daha fazla nem tutabilmesine yol açıyor" diyor.
"Bu yüzden, Arktik'ten [Kuzey Kutup Bölgesi] gelen soğuk hava aşağı enlemlere indiğinde, Türkiye dahil birçok yerde çok yoğun kar yağışları görülebiliyor" diye ekliyor.
Dr. Abdullah Kahraman ise küresel ısınma genel eğiliminin devam ederken yerel farklılıkların her zaman görülebileceğini vurguluyor.
Buna göre, bazı yerlerde görülen aşırı kar yağışları da bu doğal dalgalanmaların bir parçası.
Kıdemli araştırmacı, "Örneğin ABD'nin doğu ve orta kesimlerinde kar normalden fazla, dağlarda ise normalden az" diyor.
Türkiye'de kış koşulları nelerden etkileniyor?
Meteroloji Genel Müdürlüğü'ne göre Türkiye'de 2025 yılı aralık ayı sıcaklığı 6.3 derece ile mevsim normallerinin 1.5 derece üzerinde gerçekleşti.
Dr. Abdullah Kahraman, Türkiye'de sonbaharda kar örtüsü normallerin çok altındayken aralık ayının son günlerindeki yağışlarla arttığını ve ocak ayında tümüyle normallerin üzerinde seyrettiğini belirtiyor.
Kıdemli araştırmacı, Türkiye'nin kış koşullarını etkileyen faktörlerden ilkinin Kuzey Atlantik üzerindeki atmosferik basınç farklarındaki değişim olduğunu belirtiyor.
Buna göre Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) adı verilen bu olgu, aralık sonu - ocak başında negatif fazda seyretti. Bu, Kuzey Atlantik'te yüksek ve alçak basınç arasındaki farkın azalması anlamına geliyor.
Bunun sonucunda Akdeniz bölgesine daha fazla yağış taşındı ve kar dahil yağışlar için daha uygun koşullar oluştu.

Kastamonu'daki Ilgaz Dağları'nda nadir görülen kar ruloları tespit edildi. Bu rulolar belirli bir sıcaklıkta rüzgarın etkisiyle oluşuyor,
Kahraman, diğer yandan atmosferik blokaja uygun koşullar oluşturduğunu da söylüyor.
Sözkonusu terim, normalde batıdan doğuya hareket eden bir yüksek basınç alanının bir bölgede sıkışıp kalması anlamına geliyor.
Kahraman bunun sonucunda yağışlar ya da kuraklık koşullarının bölgesel olarak ekstrem hal alabildiğini belirtiyor.
Türkiye'de, "Önümüzdeki aylarda yağışların mevsim normallerinde ve kısmen üstünde olması, sıcaklıkların ise normalden yüksek olması bekleniyor" diye ekliyor.
Kahraman, dünyanın belirli bölgelerinde sıcaklıkların düşmesine katkıda bulunan La Niña'nın Türkiye için etkisinin ihmal edilebilir düzeyde olduğunu da belirtiyor.
La Niña, El Nino-Güney Döngüsü diye bilinen hava olayının üç aşamasından biri olarak tanımlanıyor.
Bu döngüde, El Nino adlı sıcak aşama, daha soğuk La Niña aşaması ve nötr aşama var.
La Niña, Pasifik Okyanusu'nda yüzey sularının normalden daha fazla soğumasıyla ortaya çıkan bir iklim olayı.
Çok güçlü bir La Niña yaşanırsa, araştırmalara göre ABD'nin bazı bölgeleri, İngiltere ve Kuzey Avrupa çok yağışlı bir kış geçirebiliyor.
La Niña aynı zamanda, Endonezya ve Avustralya gibi ülkelerin normalden daha çok yağış alması ve güneydoğu Asya'da daha hareketli bir muson mevsimi anlamına geliyor.
Uzmanlar ABD'deki kar fırtınalarına kısmen La Niña'nın katkıda bulunmuş olabileceği konusunda hemfikir görünüyor.
Buna karşın iklim değişikliğinin etkisiyle normal dalgalanmaların dışına çıkıldığı yorumunda bulunuyorlar.
Jim Dale, iklim değişikliğinin bizi, geçmişte alıştığımız "normal" hava düzenlerinden çıkıp yeni bir geçiş dönemi iklimine sürüklediğini belirtiyor.
Buna göre atmosfer ısındıkça içindeki enerji artıyor, moleküller daha hızlı hareket ediyor ve bu da hava olaylarını daha düzensiz hale getiriyor.
Bu durumun hem kış hem yaz şartlarında şiddetli fırtınalar, aşırı yağışlar, kar fırtınaları, çok yüksek rüzgârlar ve aşırı sıcaklıklar gibi beklenmedik ve daha şiddetli olaylar yaratabileceğini söylüyor.
"Bu yüzden artık yalnızca uyum sağlama (adaptasyon) ve azaltım (mitigasyon) değil; güvenlik, sağlık ve hayatta kalma açısından da düşünmemiz gerekiyor" diyor.