
Almanya'nın başkenti Berlin, 20 Eylül'de yapılacak eyalet meclisi seçimlerine kilitlendi. Berlin sokaklarında seçim atmosferi giderek daha fazla hissediliyor.
Özellikle Sol Parti'nin başbakan adayı Eralp'ın afişleri kentin birçok noktasında dikkat çekiyor. Yarışta gözler Eralp'in üzerine çevrilmiş durumda. Çünkü son anketler, Eralp'in partisinin Berlin'de birinci olabileceğine işaret ediyor.
Eyalet parlamentosunda dağılımı belirleyecek seçimlerde Sol Parti'nin yanı sıra Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Almanya için Alternatif (AfD) ve Yeşiller de yarışın diğer önemli partileri.
Başkent Berlin, diğer eyaletlerin genel yapısından farklı olarak hem eyalet hem de belediye olarak yönetiliyor. Belediye başkanı da halk tarafından seçilen eyalet parlamentosunun üyelerince belirleniyor. Genellikle de parlamentodaki en güçlü partinin adayı eyalet başbakanlığının yanı sıra bu görevi de üstleniyor.
Elif Eralp Almanya'da bir ilki başarabilir
Sol Parti sandıktan birinci çıkması ve Eralp'in eyalet başbakanı olması durumunda başkentte bir ilk gerçekleşecek. Bu durumda Berlin hem ilk kez Sol Parti hem de ilk kez göçmen kökenli bir kadın tarafından yönetilecek.
Bu kritik yarış öncesinde DW Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Eralp, alacağı sonuçtan oldukça umutlu:
"Kazanacağım, öyle görünüyor. Ve bunun için her gün mücadelemi veriyorum."
"Forschungsgruppe Wahlen" adlı kamuoyu araştırma kuruluşunun yaptığı ankete göre Eralp'in adaylığındaki Sol Parti yüzde 23 oy oranına ulaşmış durumda. Stefan Evers'i aday gösteren CDU ise yüzde 21 ile iki puan geride.
Ankette, AfD yüzde 17 ile üçüncü, Yeşiller ise yüzde 16 ile dördüncü sırada.
Almanya'da bir ilki gerçekleştirmesinin "çok büyük bir adım" olacağını ifade eden Eralp, böyle bir sonucun Almanya'daki Türkler için de önem taşıdığını vurguladı:
"Bizim insanlarımız kendilerinin temsil edilmesini istiyorlar. Ve yıllardır burada ırkçılık, ayrımcılık yaşadılar şimdi Türkiyeli birinin eyalet başbakanı olması ihtimali olması onları da mutlu ediyor, beni de mutlu ediyor."
"AfD kesinlikle yasaklanmalı"
Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül'de yapılan seçimde kısmen aşırı sağcı olarak sınıflandırılan AfD'nin elde ettiği başarı ülkede tartışmalara ve endişeye yol açıyor. Eralp de bu yükselişi "korkunç" olarak nitelendiriyor:
"Bence kesinlikle AfD'nin yasaklanması lazım çünkü hem demokrasi hem de insanlar için büyük bir tehlike. Ama artık insanlar politikadan bıkmış durumda."
Eralp, AfD ile mücadelenin farklı bir zeminde de yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Eralp, "Kapı kapı geziyorum, herkesi konuşarak ikna etmeye çalışıyorum. Sosyal taban düzgün olduğunda, insanların maddi durumu düzeldiğinde, korkuları olmadığında AfD'nin de oylarının azalacağını düşünüyorum" dedi.
Bu süreçte sivil toplum örgütlerinin rolüne vurgu yapan Eralp, bu kuruluşları destekleyeceklerini söyledi.
Peki, AfD’nin yükselişi Almanya'daki Türkler arasında nasıl karşılanıyor?
Bu konuda endişeli mesajlar aldığını söyleyen Eralp, Almanya'daki Türklerin korkularını şöyle anlattı:
"İnsanlar korkuyor, bana da söylüyorlar: 'Biz gönderilecek miyiz? Biz burada yaşayabilecek miyiz? Çocuklarımız burada ırkçılık mı yaşayacak?' Ben de diyorum ki; 'Vazgeçmeyin, siz burada yalnız değilsiniz, biz de burada varız hep beraber mücadelemizi vereceğiz. Berlin bizim de şehrimiz. Hep beraber Berlin'i daha iyi bir yer yapacağız. Korkmayın, biz de varız!' diyorum."
Berlin'in konut krizi için kira tavanı planı
Eralp'in seçim kampanyasında ağırlık verdiği politikalara bakıldığında ise "eşit haklar ve sosyal adalet" vurgusu öne çıkıyor.
Somut olarak ilk çözüm üretmek istediği alansa Berlin'in en büyük sorunu konut krizi. Dev emlak şirketlerine savaş açan Eralp, bu hedefini "Berlin'de ilk adımlarımdan biri kira tavanı koymak olacak. Çünkü yüksek kiralardan dolayı insanlar artık geçinemiyor, maaşlar yetmiyor" şeklinde açıkladı.
Kendisini diğer adaylardan ayıran yaklaşımın ise "birleştirici siyaset" olduğunu söyledi. Eralp, "sosyal kısıtlamaları istemiyorum ama insanları birbirilerine düşman etmek de istemiyorum. Hepimizin aynı şartlarda yaşayabilmesini gerçekleştirmek istiyorum. Ve bunları öbür siyasetçilerde görmüyorum" dedi.
Eralp, bu farkın göçmen kökenli kadın bir siyasetçi olmasından da kaynaklandığını savundu. "Ben bir sürü insanı, göçmenleri, göçmen olmayanları aynı şekilde temsil edebilirim. Biz buradaki (Berlin'deki) toplumun yüzde 43'ünü oluşturuyoruz. Ve bu çok önemli bir oran" diye sözlerini sürdürdü.
Eralp'in seçim kampanyası geçen yıl New York Belediye Başkanlığını kazanan Zohran Mamdani ile de karşılaştırılıyor. Sol Parti, "Mamdani başardı, biz de başarabiliriz" mesajı veriyor.
Elif Eralp kimdir?
12 Eylül 1980 darbesinin ardından Türkiye'den Almanya'ya siyasi sığınmacı olarak gelen bir çiftin kızı olan Eralp, 1981 Münih doğumlu.
Hamburg'da hukuk eğitimi alan Eralp, çocukluk yaşlarından itibaren siyasetle her zaman iç içe olduğunu söylüyor.
Eralp, politikayla ilgilenmeye henüz 10 yaşındayken başladığını söylüyor. Bu serüveni ise "Kiralık dairemizin garajında iki arkadaşım ile birlikte bir 'Çevre Kulübü' kurup, doğal çevrenin korunmasını talep eden afişler hazırlayıp dağıtmakla başladım. Daha sonra nükleer santralleri protesto eden harekete, ırkçılığa ve kentsel soylulaştırmaya karşı yürütülen mücadelelere katıldım" şeklinde açıklıyor.
45 yaşındaki Eralp, 16 yıldır Berlin'de yaşıyor.
2021 yılından beri Berlin Eyalet Parlamentosu'nda milletvekili olarak görev yapıyor.
Eralp Berlin'de kiracı hakları aktivisti ve bir göçmen olarak çeşitli seçmen gruplarına hitap eden bir aday konumunda.
Eralp evli ve iki çocuk annesi.