Dünya 22.01.2026 02:35

Dönüşümünün stratejik kesişimi

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) 56. yıllık toplantısı, İsviçre'nin karlı yamaçlarında devam ederken, bu yıl özellikle üç kritik alanda dikkat çekiyor: Türkiye'nin yeniden konumlandırılmış küresel stratejisi, karar alma mekanizmalarında kadın liderlerin artan etkisi ve enerji dönüşümünün artık iklim meselesi değil, güvenlik ve ekonomi meselesi haline gelmesi. Bu üç unsur, Türkiye'yi ilgilendiren Davos 2026'nın belirleyici dinamiklerini oluşturuyor.
Dönüşümünün stratejik kesişimi

Jeopolitik Dengede “Köprü Devlet”ten “Çözüm Ortaklığına” uzanan yol.

Uzun yıllardır “köprü ülke” olarak tanımlanan Türkiye, bu yıl Davos’ta farklı bir dil kullanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın öncülüğünde gerçekleştirilen heyet, sadece enerji ve savunma sanayii değil, aynı zamanda iklim finansmanı, dijital dönüşüm ve insani yardım diplomasisi üzerinden yeni bir dış politika anlatımı sunuyor.

 “Türkiye’s Quiet Pivot in Davos” başlıklı haberler yayınlanıyor dünya basınında. Ankara’nın Rusya-Ukrayna tahıl anlaşmasının uzatılması ve Karadeniz koridorunun güvenli hale getirilmesi için sürdürülen görüşmelerde “sessiz arabulucu” rolünü sürdürdüğünü vurgulanıyor. Ancak bu kez dikkat çeken, Türkiye’nin Afrika Birliği ile imzaladığı yeşil hidrojen ortaklığı girişimi oldu. Bu anlaşma, Türkiye’nin hem enerji ihracatçısı olma hedefini hem de Afrika kıtasındaki stratejik varlığını pekiştiriyor.

Ayrıca, Türkiye’nin bu yıl ilk kez WEF’in “Yenilenebilir Enerji Hızlandırma Girişimi”ne (REAI) resmi destek vermesi, BloombergNEF tarafından “Ankara’nın enerji dış politikasında dönüm noktası” olarak değerlendirildi. Özellikle güneş ve rüzgâr potansiyelinin yanı sıra jeotermal kaynaklardaki liderliğiyle Türkiye, Avrupa’nın enerji çeşitlendirme stratejisinin önemli bir parçası haline geliyor.

Kadın Liderler de artık güçlü bir şekilde söz sahibi.  Davos’un Yeni Mimarları kadınlar oldu. 2026 Davos’unda kadın liderlerin sayısı rekor seviyeye ulaştı. Toplantıya katılan hükümet başkanlarının %38’i, kurumsal CEO’ların ise %29’u kadınlardan oluşuyor. Bu oran, WEF’in 2020’deki “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporu”nda belirlenen hedefe neredeyse ulaşmış durumda.

Türkiye’den bu sürece en güçlü katkıyı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Prof. Dr. Mehlika Öztürk getirdi. Öztürk, “Yeşil Sanayi Dönüşümü ve Kadın Girişimciliği” panelinde yaptığı konuşmada, “Türkiye’de temiz enerji yatırımlarının %42’si kadın mühendisler ve teknisyenler tarafından yürütülüyor” diyerek dikkat çekti. Bu rakam, OECD ortalamasının neredeyse iki katı.

Davos’un en çok izlenen oturumlarından biri olan “Women at the Helm of Climate Action”ta konuşan Kenya Enerji Bakanı Davis Chirchir, Türkiye’nin kadın mühendislik eğitimi modelini “Afrika ülkeleri için örnek” olarak gösterdi. Bu gelişme, BBC Türkçe tarafından “Türkiye’nin yumuşak gücünde cinsiyet eşitliğinin yükselen payı” başlığıyla aktarıldı.

Enerji Dönüşümü: Artık Sadece Karbon Değil, Güvenlik ve Fırsat Meselesi Davos 2026’da enerji tartışmaları, artık yalnızca karbon salınımı veya Paris Hedefleri etrafında dönmemekte. Enerji güvenliği, teknolojik bağımsızlık ve kritik madenler üzerindeki rekabet yeni ana başlıklar haline geldi.

Türkiye bu bağlamda stratejik bir konumda. Hem doğalgaz hem de güneş enerjisi altyapısına sahip olması, Avrupa’nın enerji arz güvenliği açısından önem kazanıyor. Özellikle Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve Türkiye-Yunanistan elektrik bağlantısı projeleri, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından “Avrupa’nın enerji direncinin omurgası” olarak nitelendirildi.

Aynı zamanda, Türkiye’nin batarya üretim kapasitesini 2030’a kadar 100 GWh’ye çıkarma hedefi, Çin ve AB arasındaki “kritik madenler savaşı”nda yeni bir aktör olarak yer almasına yol açıyor. Bu çerçevede, İçişleri Bakanlığı’nın geçen yıl başlatmış olduğu “Lityum Vadisi” projesi, Financial Times’ın “Turkey’s Lithium Gamble” başlıklı özel raporunda detaylı şekilde incelendi.

Sonuç olarak Türkiye, Kadınlar ve Enerji – Davos’un Yeni Üçgeni Davos 2026, geçmiş yıllardan farklı olarak yalnızca krizleri yönetmekle kalmayıp, yeni sistemlerin mimarlığını yapmaya çalışan aktörleri öne çıkarıyor. 

Türkiye bu süreçte, coğrafi konumu kadar insan sermayesi ve teknolojik vizyonuyla da dikkat çekiyor. Kadın liderlerin hem kamu hem özel sektördeki yükselişi, enerji dönüşümünün sosyal boyutunu güçlendirirken, Türkiye’nin Afrika, Asya ve Avrupa arasında kurduğu “yeşil köprü”, çok-yüzlü bir küresel düzene katkı sunuyor.