Sessiz çarşılar daralan cüzdanlar

Mustafa Deniz 01 Haz 2026

Mustafa Deniz
Tüm Yazıları
Kurban Bayramı her yıl yalnızca dini bir ibadet ve toplumsal dayanışma dönemi olarak değil, aynı zamanda iç piyasanın nabzını tutan önemli bir ekonomik eşik olarak görülür. Ancak bu yıl ortaya çıkan tablo, bu beklentinin büyük ölçüde karşılıksız kaldığını gösteriyor.

Çarşılar doldu ama kasalar dolmadı; vitrinler hareketlendi ama satışlar aynı ivmeyi yakalayamadı.

Giyimden ayakkabıya, hediyelik eşyadan küçük ev aletlerine kadar geniş bir perakende yelpazede faaliyet gösteren esnaf için bayram dönemi, geçmiş yıllardaki “canlanma” etkisini yaratmadı. Bayram öncesi oluşan hareketlilik, alım gücü duvarına çarparak zayıfladı. Vatandaşın önceliklerini kurbanlık, gıda ve ulaşım harcamalarına kaydırması, perakende harcamaların doğal olarak geri planda kalmasına neden oldu.

Bu durum aslında yalnızca bir tercih değişimi değil, ekonomik baskının doğrudan sonucu olarak okunmalı. Yüksek enflasyonun hane halkı bütçesi üzerindeki sıkıştırıcı etkisi, tüketim davranışlarını köklü biçimde değiştiriyor. Artık bayram alışverişi “ekstra harcama” değil, ertelenebilir bir kalem olarak görülüyor. Bu da piyasadaki geleneksel bayram canlılığını zayıflatıyor.

Esnaf cephesinde ise tablo daha da sert. Artan kira, enerji, personel ve finansman maliyetleri, işletmelerin hareket alanını daraltmış durumda. Birçok küçük ve orta ölçekli işletme için satış yapmak artık tek başına yeterli değil; yapılan satışın maliyeti karşılayıp karşılamadığı daha kritik hale gelmiş durumda. Kâr marjlarının ciddi biçimde erimesi, esnafın “ciro var ama kazanç yok” gerçeğiyle yüzleşmesine neden oluyor.

Turizm bölgelerinde kısmi bir hareketlilik gözlenmiş olsa da bu etki ülke geneline yayılmadı. Şehir merkezlerinde faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir bölümü bayramdan beklediği desteği alamadı. Üstelik finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek faiz ortamı, nakit akışını daha da kırılgan hale getiriyor.

Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında sürdürdüğü sıkı para politikası, talebi sınırlayarak fiyat istikrarını hedefliyor. Ancak bu süreçte iç tüketimin yavaşlaması, özellikle perakende sektöründe daha görünür hale geliyor. Tüketici güvenindeki zayıf seyir de bu tabloyu destekleyen bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.

Bayram sonrası döneme ilişkin beklentiler ise temkinli bir iyimserlikten öteye geçmiyor. Esnaf, yaz sezonu ve turizm hareketliliğinin bir miktar rahatlama sağlayabileceğini düşünse de kalıcı bir toparlanma için enflasyonun gerilemesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve en önemlisi alım gücünün yeniden güçlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Sonuç olarak bu yılki Kurban Bayramı, ekonomik açıdan bakıldığında esnaf için bir “canlanma dönemi” değil, daha çok mevcut sıkışıklığın görünür hale geldiği bir stres testi oldu. Bayramın coşkusu sokaklarda hissedildi, ancak ekonominin vitrininde aynı karşılığı bulamadı.