Enerji krizi kömürü geri getiriyor

Mustafa Deniz 15 Mar 2026

Mustafa Deniz
Tüm Yazıları
Orta Doğu'da yükselen jeopolitik tansiyon yalnızca petrol ve doğal gaz piyasalarını değil, küresel enerji sisteminin neredeyse tüm bileşenlerini yeniden hareketlendirdi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle büyüyen gerilim, enerji arzının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri artırınca piyasalarda zincirleme bir fiyat dalgası oluştu.

Bu dalganın son halkası ise kömür oldu.

Küresel enerji piyasalarında fiyatlar birbirinden bağımsız hareket etmez. Petrol, gaz ve kömür çoğu zaman birbirinin alternatifi ya da tamamlayıcısıdır. Gaz fiyatları sert yükseldiğinde elektrik üreticileri maliyeti düşürmek için kömüre yönelir. Bugün yaşanan tam olarak bu. Avrupa’da gaz santrallerinde elektrik üretim maliyetinin kısa sürede yüzde 50’nin üzerinde artması, enerji şirketlerini yeniden kömür santrallerine yöneltti. Talepteki bu ani sıçrama ise kömür fiyatlarını yukarı çekti.

Kömür fiyatlarının referans noktası sayılan Newcastle Kömür Vadeli İşlemleri sadece birkaç gün içinde ton başına 115 dolardan 138 dolara kadar yükseldi. Avrupa piyasasının referansı olan API2 Rotterdam Kömür Endeksi de benzer bir sıçrama gösterdi. Bu artış, enerji piyasalarında jeopolitiğin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Enerjide domino etkisi

Enerji piyasalarında “domino etkisi” olarak bilinen bir mekanizma vardır. Bir yakıtın fiyatı yükseldiğinde diğer yakıtların talebi artar ve bu da onların fiyatını tetikler. Orta Doğu gerilimi de tam olarak bu etkiyi yarattı.

Önce petrol ve doğal gaz fiyatları yükseldi. Ardından LNG sevkiyatlarının rotaları uzadı, tanker navlun maliyetleri arttı. Bu gelişmeler elektrik üretim maliyetlerini yukarı çekti. Son aşamada ise kömür devreye girdi.

Bu tablo aslında enerji dönüşümünün henüz tamamlanmadığını gösteriyor. Dünya ekonomisi hâlâ fosil yakıtlara bağımlı ve bu bağımlılık jeopolitik krizlerde fiyat şoklarını kaçınılmaz hale getiriyor.

Türkiye için kritik mesaj

Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye elektrik üretiminde kömürü hâlâ önemli bir kaynak olarak kullanıyor ve üretimin büyük bölümünde ithal kömürden yararlanılıyor. Enerji ithalatı zaten Türkiye’nin kronik cari açık kalemlerinden biri. Küresel kömür fiyatlarındaki her yükseliş doğrudan enerji faturasına yansıyor.

Sorunun temelinde ise iki gerçek yatıyor:

Birincisi, Türkiye’nin enerji talebi hızla artıyor.

İkincisi ise bu talebin önemli kısmı hâlâ ithal kaynaklarla karşılanıyor.

Dolayısıyla küresel enerji piyasalarındaki her dalgalanma Türkiye ekonomisine doğrudan maliyet olarak geri dönüyor.

Yenilenebilir enerji artık sadece çevre meselesi değil

Enerji uzmanlarının son dönemde sıkça vurguladığı bir gerçek var: Yenilenebilir enerji artık yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda bir ekonomik güvenlik politikasıdır.

Güneş ve rüzgâr gibi kaynaklar ilk yatırım maliyeti yüksek olsa da yakıt maliyeti neredeyse sıfırdır. En önemlisi ise küresel krizlerden etkilenmezler. Ne savaşlardan ne de tanker rotalarından.

Bugün yaşanan kömür fiyat sıçraması bu gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Enerji güvenliği sadece kaynak çeşitliliğiyle değil, aynı zamanda dışa bağımlılığı azaltacak teknolojik dönüşümle sağlanabilir.

Yeni enerji dengesi

Orta Doğu’daki kriz kısa vadede kömürü yeniden cazip bir yakıt gibi gösterse de bu durum kalıcı bir dönüşüm anlamına gelmiyor. Aslında yaşananlar küresel enerji sisteminin geçiş döneminde olduğunu gösteriyor.

Bir tarafta fosil yakıtların jeopolitik riskleri, diğer tarafta yenilenebilir enerjinin hızla düşen maliyetleri var. Bu iki dinamik, enerji piyasalarının önümüzdeki yıllarda daha da dalgalı olacağını gösteriyor.

Kısacası bugün kömür fiyatlarını yükselten şey sadece enerji talebi değil; aynı zamanda küresel enerji düzeninin yeniden şekillenmesidir.

Ve bu yeni düzende kazananlar, enerji güvenliğini çeşitlilik ve yerli kaynaklarla sağlayabilen ülkeler olacak.