
Doğum adı Sophia Grant olan Yeni Zelandalı koşucu Sophie Woods, kısa süre önce olağanüstü bir başarıya imza attı.
Trieste'den Monaco'ya kadar Alpler boyunca 29 gün koşan Woods, yaklaşık 2 bin kilometre katetti ve toplamda 100 bin metreden fazla tırmandı. Üstelik geceleri ortalama yalnızca üç ila dört saat uyudu.
Böylece Via Alpina'yı bugüne kadar en hızlı tamamlayan kişi oldu. 42 yaşındaki "ultra koşucu", parkuru daha önceki en hızlı erkek sporcudan yedi günden fazla daha kısa sürede bitirdi.
DW'nin yarışla ilgili sorularını yanıtlayan Woods, "Bunu düşündüğümde tüylerim diken diken oluyor. Genel rekoru almak inanılmaz" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben oraya macera için gitmiştim. Açıkçası bir aydan daha uzun süre koşmak istemiyordum. Bu kadarı yeterliydi."
Mesafe uzadıkça cinsiyet farkı azalıyor
Woods, son yıllarda dayanıklılık sporlarında erkeklere ait bir rekoru kıran tek kadın değil.
Rachel Entrekin, 2026 yılında ABD'de yaklaşık 400 kilometrelik Cocodona 250 yarışını kazanarak parkurun genel rekorunu kırdı.
Bir yıl önce Tara Dower, Vermont'taki yaklaşık 440 kilometrelik Long Trail parkurunu 3 gün, 18 saat ve 29 dakikada tamamladı. Dower, önceki erkekler rekorunu 2 saat 40 dakika geliştirdi.
2019 yılında Alman Fiona Kolbinger, Transcontinental Race'i kazanan ilk kadın oldu. Avrupa boyunca yaklaşık 4 bin kilometre bisiklete binen Kolbinger, ikinci sıradaki erkek sporcunun yaklaşık sekiz saat önünde finişe ulaştı. Aynı yıl Jasmin Paris, Büyük Britanya'daki 430 kilometrelik Spine Race'i kazanan ilk kadın oldu ve önceki parkur rekorunu 12 saatten fazla geliştirdi.
RunRepeat ile Uluslararası Ultra Koşucular Birliği'nin 15 binden fazla ultra maratondaki beş milyondan fazla sonucu kapsayan geniş çaplı analizinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Sonuçlara göre mesafe uzadıkça kadınların dereceleri ortalama olarak erkeklerinkine giderek yaklaşıyor.
İncelenen yarışlarda erkekler ortalama yüzde 11,1 daha hızlıydı. Ancak 100 mil, yani yaklaşık 161 kilometre mesafede fark yalnızca yüzde 0,25'e düştü. 195 milin, yani yaklaşık 314 kilometrenin üzerindeki mesafelerde ise kadınlar ortalama yüzde 0,6 daha hızlıydı.

Uzun mesafeli dayanıklılık yarışlarında kadınlarla erkekler arasındaki performans farkı azalıyor
"Sorun çözmede iyiyiz"
Peki fiziksel yük arttıkça kadınlar erkeklere nasıl ayak uydurabiliyor, hatta onları nasıl geçebiliyor?
Bunda bazı fizyolojik etkenlerin rol oynadığı düşünülüyor. Kadınlarda ortalama olarak yorgunluğa daha dayanıklı Tip I kas liflerinin oranı daha yüksek. Ayrıca dayanıklılık gerektiren aktivitelerde enerji kaynağı olarak yağdan erkeklere kıyasla daha fazla yararlanıyorlar.
Erkeklerin genellikle sahip olduğu daha fazla kas kütlesi ve daha yüksek maksimum oksijen tüketimi gibi avantajlar, çok uzun mesafeli yarışlarda daha kısa yarışlardaki kadar belirleyici olmayabiliyor.
Woods, "Muhtemelen yağ yakma konusunda daha iyiyiz ve bu nedenle daha uzun süre devam edebiliyoruz" diyor. Ardından başka olası etkenlere de dikkat çekiyor:
"Bence egomuzu bir kenara bırakmakta iyiyiz. Ayrıca sorun çözmede de iyi olduğumuzu düşünüyorum."
Bir ultra maratonda başarı yalnızca kimin daha hızlı koşabildiğiyle ilgili değil. Uyku, beslenme ve fiziksel ağrı konusunda sürekli önemli kararlar alınması gerekiyor. Woods'un ekibi de tam bu noktada devreye giriyor.
Woods, "Hayatımı tamamen onların ellerine bırakıyorum" şeklinde konuşuyor ve ekliyor:
"Kontrol edebileceğiniz her şeyi kontrol ediyorsunuz. Sonra kendinizi kaosun içine atıp sonunda ne çıkacağını görüyorsunuz."

Dayanıklılık sporlarında sonucu yalnızca ham güç belirlemiyor; tempo, enerji kullanımı ve yarış içindeki doğru kararlar da öne çıkıyor
Gecede 90 dakika uyku, günde 7 bin kalori
Woods'un maruz kaldığı aşırı fiziksel yük uyku düzeninde de açıkça görüldü. Parkurun sonlarına doğru bazı geceler yalnızca 90 dakika uyuyordu. Daha fazla devam edemediğinde ise patikanın hemen kenarına uzandığını anlatıyor:
"Yolun kenarında küçük, yosunlu bir yere kıvrılıp yatıyorsunuz ve kimsenin öldüğünüzü düşünmemesini umuyorsunuz. Uyku yoksunluğu bütün bu maceranın en zor bölümlerinden biriydi."
Çalar saati çoğu zaman sabahın üçünde yeniden çalıyordu.
Aynı zamanda vücudunun enerji ihtiyacını karşılamak da büyük bir sorundu. Ekibinin tahminine göre Woods günde 6 bin ila 7 bin kalori tüketiyordu. Spor içecekleri, gazlı içecekler, burrito, falafel dürüm, sandviç, makarna ve McDonald's ürünleri tüketti. Bunların büyük bölümünü de hareket hâlindeyken yedi.
Dolomitler'de sıcaklık ve ağrı da mücadeleyi daha da zorlaştırdı.
Woods, "Dolomitler'de hüngür hüngür ağladım" diyor:
"Çok sıcaktı. Her yerim ağrıyordu. Vücudum çok şişmişti. Zar zor ilerliyordum ve kendi kendime, 'Bunu yapabilecek miyim bilmiyorum' diyordum."
Bütün bunlara rağmen devam etti.

Via Alpina, Adriyatik'ten Akdeniz'e uzanan yaklaşık 2 bin kilometrelik ve sekiz Alp ülkesinden geçen uzun mesafeli bir rota
Spor araştırmalarında kadınlar uzun süre ihmal edildi
Rekoru kırmasına rağmen Woods, kadın bedenleri erkeklerinki kadar kapsamlı biçimde araştırılmış olsaydı kendisinin ve diğer kadın sporcuların neler başarabileceğini merak ediyor:
"Bir kadın olarak bu araştırmaları okurken aslında kimlerin incelendiğine çok dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü çoğu zaman araştırmada on erkek bisikletçi yer alıyor. On yıllardır bütün bu araştırmalarda geride bırakıldık. Kadınlar olarak spor dünyasında kırıntılar için mücadele ediyoruz. Daha fazla görünürlük için mücadele ediyoruz, daha fazla araştırma için mücadele ediyoruz, daha fazla sponsorluk için mücadele ediyoruz."
Kadınların erkeklere ait bazı bireysel rekorları kırmış olması, kadınların doğuştan erkeklerden daha iyi dayanıklılık sporcuları olduğu anlamına gelmiyor. Erkekler hâlâ çok sayıda rekorun sahibi ve daha kısa mesafelerde ortalama olarak belirgin biçimde daha hızlı.
Ancak spor fizyoloğu Nicholas Tiller, BBC'ye verdiği röportajda çok uzun dayanıklılık yarışlarını "büyük eşitleyici" olarak nitelendiriyor.
Woods ise kâğıt üzerinde avantajın kimde olduğuyla pek ilgilenmiyor:
"Bence yapılabilecek en cesur şey denemek. Korktuğunuz şeyi deneyin. Sonunda ne olduğu önemli değil. Çünkü en azından denemiş olursunuz."