Dünya 07.08.2026 05:20

4.000 yıllık ders

Tarih boyunca kabul gören bir kurala göre, bir yerleşim köyden kente dönüştükçe zenginlik birkaç elde toplanır ve eşitsizlik derinleşir. Ancak York Üniversitesi'nden araştırmacıların Antiquity dergisinde yayımlanan yeni çalışması, İndus Vadisi Uygarlığı'nın en büyük kenti Mohenjo-daro'nun bu kuralı tam tersine çevirdiğini gösteriyor: Kent büyüyüp zenginleştikçe, zengin ile yoksul arasındaki fark küçüldü.
4.000 yıllık ders

Shakhsanam KURBANOVA

Araştırma ekibi, yaklaşık 2600-1900 yılları arasında bugünkü Pakistan topraklarında gelişen Mohenjo-daro'da 20. yüzyıl başlarındaki kazılardan kalan verileri kullanarak ev büyüklüklerini zenginliğin bir göstergesi olarak analiz etti. Ekonomistlerin günümüzde gelir dağılımını ölçmek için kullandığı Gini katsayısı yöntemiyle yapılan hesaplamada, Mohenjo-daro'nun aynı dönemdeki Mezopotamya kenti Ur (0,71) ve Ugarit (0,67) gibi yerleşimlere kıyasla belirgin biçimde daha düşük bir eşitsizlik düzeyine sahip olduğu ortaya çıktı.

Araştırmanın başyazarı Dr. Adam Green'e göre asıl çarpıcı bulgu, kentin sadece daha eşitlikçi olması değil, zaman içinde daha da eşitlikçi hale gelmesiydi. Kentin olgunluk döneminde, zengin ile yoksul haneler arasındaki fark, ilk tarım köylerinde görülen düzeylere kadar geriledi.

SARAY YOK, MEZAR YOK, AMA ALTYAPI VAR

Green, aynı dönemde Mısırlıların tanrı-krallar için piramitler inşa ettiğini, Yunanların ise Knossos'ta devasa saraylar yükselttiğini hatırlatıyor. Mohenjo-daro ise bambaşka bir yol izlemiş: kralların sarayları, altın dolu mezarlar ya da yönetici heykelleri yerine, tuğla drenaj sistemleri ve iyi bakılmış sokaklara yatırım yapılmış. Araştırmacılara göre kentte bulunan mühürlerin çoğunlukla saray ve tapınaklarda değil, sıradan konutlarda ortaya çıkması, ticareti yönetme yetkisinin tek bir grubun elinde toplanmadığına işaret ediyor.

Ekip ayrıca kentte hearth (ocak) ve avlu gibi konut özelliklerinden yoksun, ancak kentin işlek kavşaklarında çok yönlü girişlerle konumlanmış yapılar tespit etti. Bu yapıların, insanların bir araya gelip müzakere ettiği ortak kullanım alanları olabileceği değerlendiriliyor merkezi bir yönetici sınıfın değil, paylaşılan karar alma mekanizmalarının izleri.

EŞİTLİK İLE ÜRETKENLİK AYNI ANDA MI YÜKSELDİ?

Çalışmanın belki de en tartışmalı iddiası, eşitsizliğin en düşük olduğu dönemde kentin üretkenliğinin de en yüksek seviyesine ulaşmış görünmesi. Green bu bulgunun, refahın artması için gücün az sayıda kişinin elinde toplanması gerektiği yönündeki modern varsayımı sorguladığını söylüyor. Ancak araştırmacılar bu ilişkinin istatistiksel olarak henüz güçlü bir kanıta dayanmadığını ve ileri doğrulama gerektirdiğini de kabul ediyor. Ayrıca yalnızca ev büyüklüğüne bakmanın, cinsiyet, akrabalık ya da etnik kökene dayalı eşitsizlikleri gözden kaçırabileceği belirtiliyor.