<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Birleşik Basın]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - Yaşam]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Birleşik Basın</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Sun, 11 Oct 2026 10:44:06 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[Sahnenin ışığında bir efsane: "Afife"]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/sahnenin-isiginda-bir-efsane-afife-1568/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/sahnenin-isiginda-bir-efsane-afife-1568/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94A38D-6A383F-D76C0D-8BA395-B9F642-7BAE71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Temsil sonunda uzun süre ayakta alkışlanan "Afife", sahnede var olma mücadelesini, özgürlüğe duyulan tutkuyu ve tüm engellere rağmen kendi yolunu çizme cesaretini dansın evrensel diliyle anlattı. Zarafet ile gücü aynı bedende buluşturan eser, Afife Jale'nin iz bırakan yaşamından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94A38D-6A383F-D76C0D-8BA395-B9F642-7BAE71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Temsil sonunda uzun süre ayakta alkışlanan "Afife", sahnede var olma mücadelesini, özgürlüğe duyulan tutkuyu ve tüm engellere rağmen kendi yolunu çizme cesaretini dansın evrensel diliyle anlattı. Zarafet ile gücü aynı bedende buluşturan eser, Afife Jale'nin iz bırakan yaşamından yola çıkarak sanatın dönüştürücü gücünü ve bir kadının var olma mücadelesini sahneye taşıdı. Afife Jale, dünya sahnesinden çekilmiş olsa da başardığı eylem, günümüze kadar yüzlerce belki binlerce kadını etkilemiş ve Türkiye'nin 'sahne' tarihinde bir mihenk taşı olmuştur.1919 yılında Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkması yasak olan bir dönemde bütün olumsuzluklara karşın sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olan Afife Jale'nin hayatı üzerine kurulu olan ve modern bale prodüksiyonu olarak sahnelenen eserin bestecisi Turgay Erdener.&nbsp;Beyhan Murphy'nin libretto ve koreografisi ile sahnelenen "Afife"nin, bir kadının cesaretiyle başlayan, sanatın gücüyle büyüyen etkileyici hikâyesi şöyle;Hayatını yitirmeden önce Bakırköy Akıl hastanesinde geçirdiği son dönemde, tüm yetilerini kaybetmiş, yıpranmış bir durumda; 'gölgeler' olarak nitelendirilen hasta bakıcıları tarafından bakılıp, tedavi edilmekte ve hayatının dört dönemini hatırlamaktadır. Her dönemin bir rüyası vardır. En son dönemde bu rüya bir kabusa; bitmekte olan hayatı artık bir trajediye dönüşmüştür ve seyirci Afife'yi, sefalet ve yalnızlık içinde, ilk aşkı Ziya'nın kollarında hayata veda ederken bulur.&nbsp;Eserde, Afife'nin yaşamındaki dört ayrı dönem, dört farklı dansçı tarafından canlandırılarak izleyiciyi heyecan, zorluklar ve aşkla örülü bir geçmişe yolculuğa çıkardı.ilk defa 1998&#39;de Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından AKM'de sahnelenen "Afife" balesi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği yeni prodüksiyon ile yeniden hayat buldu. Prömiyerin ardından eser, 14, 15, 17, 29 Ekim 2026 tarihlerinde de sahnede olacak.İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nı İbrahim Yazıcı'nın yönettiği eserin dekor tasarımı Efter Tunç, kostüm tasarımı Bahar Korçan, Işık Tasarımı Cem Yılmazer, video tasarımı ise Aisha Hajiyeva imzalı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 11 Oct 2026 10:44:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Geçmişin gölgesinde psikolojik bir düello]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/gecmisin-golgesinde-psikolojik-bir-duello-2728/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/gecmisin-golgesinde-psikolojik-bir-duello-2728/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2B3D50-EE310A-9B0633-C5D0F3-2D6010-51FA6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekim 2026 tarihinde Mecidiyeköy Stüdyo Sahne'de perde açan yapım, süpervizörlüğünü Ali Atilla Şendil'in üstlendiği özel bir proje olarak sahnelendi. Finceden Almancaya Regine Elsässer, Almancadan Türkçeye ise usta çevirmen Yücel Erten tarafından kazandırılan metin, insan doğasının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2B3D50-EE310A-9B0633-C5D0F3-2D6010-51FA6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekim 2026 tarihinde Mecidiyeköy Stüdyo Sahne'de perde açan yapım, süpervizörlüğünü Ali Atilla Şendil'in üstlendiği özel bir proje olarak sahnelendi. Finceden Almancaya Regine Elsässer, Almancadan Türkçeye ise usta çevirmen Yücel Erten tarafından kazandırılan metin, insan doğasının karanlık köşelerine ve vicdan muhasebesine odaklandı.Nostaljik Bir Buluşmadan Vicdani HesaplaşmayaGörünürde yolları çok uzun zaman önce ayrılmış iki başarılı iş adamının yıllar sonra gerçekleştirdiği nostaljik bir buluşmayla açılan oyun; gecenin ilerleyen saatleriyle birlikte tekinsiz bir atmosfere büründü. Masum bir kadeh kaldırmanın ardında geçmişin üzeri örtülmüş suçları, bastırılmış hırsları ve sinsi hesaplaşmaları adım adım açığa çıkarken, iki eski dost arasında nefes kesen psikolojik bir düello başladı. "Şerefe!", insanın kendi vicdanıyla yüzleşmekten kaçınmak için ne kadar ileri gidebileceğini ve suç ortaklığının sınırlarını sorgulayan çarpıcı bir kutlama ve gerilim oyunu olarak seyircide derin bir etki bıraktı.Dinamik Sahneleme ve Güçlü Tasarım EkibiOyunun tekinsiz ve klostrofobik atmosferini yansıtan dekor tasarımı Aytuğ Dereli'ye, karakterlerin dünyasını tamamlayan kostüm tasarımı Ceren Karahan'a, dramatik gerilimi sahneye taşıyan ışık tasarımı ise Hakan Çağlı'ya aitti. Yapımın özgün müzikleri Ahmet Safa Gerz'in, hareket düzeni Murat Kıraslı'nın, dramaturgisi ise Selen Korad Birkiye'nin imzasını taşıdı. Yönetmen yardımcılığını Murat Sarı üstlenirken, reji asistanlıklarında Atilla Can Çelebi ile Berk Çanakoğlu görev aldı.&nbsp;Karakterlere Hayat Veren Başarılı KadroOyunun merkezindeki gerilim dolu yüzleşmeyi sahneye taşıyan usta oyuncu Tayfun Erarslan &#34;Bertil&#34;, Murat Sarı ise &#34;Martin&#34; rolüyle izleyici karşısına çıktı. Sahnedeki tekinsiz akışa eşlik eden Garson rolünde Tuğba Toksöz, Görevli rolünde ise Ege Erarslan yer aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 10 Oct 2026 02:39:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nesli tükendi sanılıyordu, 180 bin dev kaplumbağa keşfedildi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/nesli-tukendi-saniliyordu-180-bin-dev-kaplumbaga-kesfedildi-2551/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/nesli-tukendi-saniliyordu-180-bin-dev-kaplumbaga-kesfedildi-2551/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CAAD06-54D49A-CE3DBF-A6E2BC-6C66E9-8F5FB4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyanın serbest dolaşan en büyük dev kaplumbağa nüfusu, ıssız bir ada ekosisteminde adeta yeniden doğdu. Seyşeller Adaları Vakfı (SIF) ve Exeter Üniversitesi&#39;nin ortaklaşa yürüttüğü son araştırmalar, Seyşeller&#39;in gizemli Aldabra Atolü&#39;nde tam 180 bin kaplumbağanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CAAD06-54D49A-CE3DBF-A6E2BC-6C66E9-8F5FB4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyanın serbest dolaşan en büyük dev kaplumbağa nüfusu, ıssız bir ada ekosisteminde adeta yeniden doğdu. Seyşeller Adaları Vakfı (SIF) ve Exeter Üniversitesi&#39;nin ortaklaşa yürüttüğü son araştırmalar, Seyşeller&#39;in gizemli Aldabra Atolü&#39;nde tam 180 bin kaplumbağanın yaşadığını gün yüzüne çıkardı. 2018 ile 2022 yılları arasında gerçekleştirilen beş yıllık kapsamlı sayım verileri, tür için bugüne dek kaydedilmiş en yüksek rakamı gözler önüne seriyor. Öyle ki, bu devasa sürü bölgedeki insan nüfusunu bile geride bırakmış durumda.Yok oluşun eşiğinden gelen tarihi başarıBilimsel çevrelerde büyük yankı uyandıran bu gelişme, 1990&#39;ların sonlarında 100 bin olarak tahmin edilen kaplumbağa nüfusunda muazzam bir artış yaşandığını doğruluyor. Dünyada vahşi doğada dev kaplumbağaların yaşadığı iki noktadan biri olan ve Galapagos&#39;tan çok daha büyük bir sürüye ev sahipliği yapan atol, 19. yüzyılda insan sömürüsü nedeniyle korkunç bir kayıp yaşamıştı. O dönemde adada binden az kaplumbağa kalmıştı.Ancak 1981 yılında başlatılan katı koruma çalışmaları ve bölgenin 1982&#39;de UNESCO Dünya Mirası listesine alınması gidişatı tamamen değiştirdi. SIF İcra Kurulu Başkanı Dr. Frauke Fleischer-Dogley, atolde serbestçe dolaşan bu devasa nüfusun, uzun vadeli doğa koruma politikalarının neler başarabileceğinin en canlı kanıtı olduğunu vurguladı.Zorlu sayım süreci ve yapay modellemeEkoloji ve Evrim dergisinde yayımlanan devrim niteliğindeki çalışmada, atolün aşılmaz bitki örtüsü bilim insanlarını oldukça zorladı. Araştırmanın ortak yazarlarından Dr. Nancy Bunbury, bazı bölgelerdeki yoğun ormanlık alanların kaplumbağaları gözlemlemeyi imkansız hale getirdiğini belirtti. Ekip, bu engeli aşmak ve Hint Okyanusu&#39;ndaki en uzun soluklu izleme programını başarıya ulaştırmak için göremedikleri alanları bilgisayar ortamında modelledi.Elde edilen bulgular, dev kaplumbağa nüfusunu on yıllar boyunca takip etmek için en güvenilir bilimsel referans noktası olarak tarihe geçti. Yetişkin ve yarı yetişkin bireylerin sayısının 183 bine yaklaştığı bu istikrarlı büyüme, bölgedeki en büyük koruma mucizelerinden biri olarak kabul ediliyor.Bekleyen yeni tehlikeler: İklim ve i̇stilacı türlerKazanılan bu muazzam zafere rağmen bilim insanları rehavete kapılmamak gerektiği konusunda uyarıyor. Exeter Üniversitesi&#39;nden Doktora Sonrası Araştırmacı Dr. Dave Hudson, elde edilen sayıların bir bitiş noktası değil, gelecekteki zorluklara karşı erken harekete geçmek için bir hazırlık aşaması olduğunu belirtiyor. Kaplumbağaların geleceğini tehdit eden en büyük unsurların başında ise iklim değişikliği ve uzun süreli kuraklıklar geliyor. Kuraklıkların, dev kaplumbağalar için hayati olan yiyecek ve gölge alanlarını daraltması bekleniyor.Ayrıca yükselen deniz seviyeleri atolün alçak kesimlerini yutma tehlikesi taşırken, kaplumbağa yumurtaları ve yavrularıyla beslenen vahşi kediler ile siyah fareler gibi istilacı türler popülasyon üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Uzmanlar, bu istilacı memelilerin adadan planlı bir şekilde temizlenmesinin, dev kaplumbağaların yaklaşan iklim baskılarına karşı hayatta kalma şansını artıracak en kritik adım olduğunun altını çiziyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 09 Oct 2026 09:13:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Misafir" İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/misafir-istanbul-devlet-tiyatrosunda-9619/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/misafir-istanbul-devlet-tiyatrosunda-9619/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_939D8F-305FC4-8BCC5A-9D6868-616F3C-C5A2FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />1 Ekim 2026 tarihinde Fatih Belediyesi Kültür Sanat Merkezi Sahnesi'nde perde açan oyun, insan ruhunun en kadim çıkmazlarından biri olan aidiyet, kök salamama ve yabancılaşma meselelerini çarpıcı bir sahne estetiğiyle buluşturdu.Tekinsiz Bir Sofrada Başlayan Yüzleşme"İnsan nereye dönerse&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_939D8F-305FC4-8BCC5A-9D6868-616F3C-C5A2FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />1 Ekim 2026 tarihinde Fatih Belediyesi Kültür Sanat Merkezi Sahnesi'nde perde açan oyun, insan ruhunun en kadim çıkmazlarından biri olan aidiyet, kök salamama ve yabancılaşma meselelerini çarpıcı bir sahne estetiğiyle buluşturdu.Tekinsiz Bir Sofrada Başlayan Yüzleşme"İnsan nereye dönerse dönsün, asıl gurbeti kendi içinde taşıyorsa, sahiden 'evinde' sayılabilir mi?" temel sorusundan yola çıkan yapım; fiziksel mesafelerin ve coğrafi yer değiştirmelerin ötesine geçerek bireyin kendi benliğine duyduğu uzaklığı odağına aldı. Toplumsal bellek ile geleneksel kodların harmanlandığı oyun, bir yaren meclisinin kendine has ritüelleri ve tekinsiz atmosferi eşliğinde izleyicisini insanın içindeki o hiç bitmeyen gurbet hissiyle yüzleşmeye davet etti. Sıradan gibi görünen bir buluşmanın adım adım geçmiş hesaplaşmalara ve vicdani sorgulamalara dönüştüğü metin, seyircide sarsıcı bir yankı uyandırdı.Görsel ve İşitsel Dünyanın BütünlüğüOyunun mekân ve atmosfer duygusunu pekiştiren dekor ve kostüm tasarımı Başak Özdoğan'ın imzasını taşırken, dramatik gerilimi sahneye yansıtan ışık tasarımı Önder Ay tarafından gerçekleştirildi. Sahnedeki anlatıyı geleneksel motiflerle zenginleştiren özgün müzikler Ali Akaçça'ya, hareket düzeni ve koreografi ise Pınar Ataer'e aitti. Yapımın yönetmen yardımcılığını Hüseyin Baylan üstlenirken, ışık tasarım asistanlığını Tamer Şalcı, reji asistanlıklarını ise Aleyna Yılmaz ile Umut Yaşar İnan yürüttü.Karakterlere Can Veren Zengin Oyuncu KadrosuSahne üzerindeki güçlü dinamizmiyle dikkat çeken yapımın geniş oyuncu kadrosunda; Musa Tezer rolüyle Sefa Tantoğlu, Yiğit Başı Resül Demir karakteriyle Hüseyin Baylan, Yaren Osman Birol rolüyle Nevzat Cengiz ve Yaren Ali Yedekçi rolüyle Selim Tezin yer alıyor. Kadroyu tamamlayan diğer rollerde ise Çavuş Yiğit Tezer rolünde Gökhan Efe Şenyapar, Yaren Hüseyin Şener rolünde Emre Avşar, Yaren Bahri Koçal rolünde Tunca Soysal, Yaren Civan rolünde Sertaç Korkmaz, Yaren Hâmûş rolünde Kağan Karakaş ve sazıyla sahneye eşlik eden Yaren Sazende rolünde Nesimi Güven izleyici karşısına çıktı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 08 Oct 2026 10:36:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Oscar'lı oyuncusu Eva Marie Saint, 102 yaşında hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/oscarli-oyuncusu-eva-marie-saint-102-yasinda-hayatini-kaybetti-5829/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/oscarli-oyuncusu-eva-marie-saint-102-yasinda-hayatini-kaybetti-5829/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6C7203-B6C75C-076B5E-8DA6E7-9F35F6-B7E457.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hollywood efsanesi ve oyunculuk dünyasının kraliçelerinden Eva Marie Saint, 102 yaşında hayatını kaybetti.Ailesi adına açıklama yapan bir temsilci, 90'lı yaşlarında da oyunculuğa devam eden Saint'in salı günü Los Angeles'taki evinde doğal nedenlerle öldüğünü doğruladı.Hollywood'un&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6C7203-B6C75C-076B5E-8DA6E7-9F35F6-B7E457.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hollywood efsanesi ve oyunculuk dünyasının kraliçelerinden Eva Marie Saint, 102 yaşında hayatını kaybetti.Ailesi adına açıklama yapan bir temsilci, 90'lı yaşlarında da oyunculuğa devam eden Saint'in salı günü Los Angeles'taki evinde doğal nedenlerle öldüğünü doğruladı.Hollywood'un Altın Çağı'nın hayatta kalan son yıldızlarından biri olarak görülen Saint, sinema filmi ilk rolü olan On The Waterfront ile Oscar kazanması ve Alfred Hitchcock'un en büyük filmlerinden North By Northwest'teki performansıyla tanınıyordu.4 Temmuz 1924'te New Jersey'nin Newark kentinde doğan Saint, oyunculuk eğitimi için Ohio'daki Bowling Green State University'de okudu. Kariyerine televizyonla başladı; yarışma programlarında ve reklam kuşaklarında göründü.Sinema kariyeri 1954'te, Elia Kazan'ın çok övülen dramı On The Waterfront'ta Marlon Brando'nun karşısına Edie Doyle rolüyle geçmesiyle başladı; kardeşinin ölümü filmin hikâyesini harekete geçiren olaydı. Film, 12 dalda Oscar'a aday gösterildi ve En İyi Film, Brando'ya En İyi Erkek Oyuncu ve Saint'e En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleri dahil sekiz heykelcikle geceyi tamamladı.Saint'in yıldızı böylece parladı; etkileyici çıkışının ardından Thornton Wilder'ın Our Town (1955) eserinin müzikal uyarlamasında Paul Newman ve Frank Sinatra ile birlikte rol aldı; Bob Hope'lu That Certain Feeling (1956); Elizabeth Taylor ve Montgomery Clift'le Raintree County (1957); ve madde bağımlılığını konu alan öncü dram A Hatful of Rain'de oynadı. Bu film Saint'e Altın Küre ve BAFTA adaylıkları dahil olmak üzere yeni övgüler getirdi.Ardından kariyerini tanımlayan rol geldi: North By Northwest. Alfred Hitchcock'un 1959 tarihli casus-gerilim başyapıtında Saint, James Mason'ın karşısında gizli ajan ve ölümcül cazibeli kadın Eve Kendall'ı, aynı zamanda Cary Grant'in aşk ilgisini canlandırdı.Her ne kadar North By Northwest büyük bir başarı elde ederek onu tam anlamıyla yıldız yapsa da, Saint sinemada daha az yer almayı ve zamanını ailesine ayırmayı tercih etti. 1951'de yönetmen Jeffrey Hayden ile evlenmişti ve çiftin iki çocuğu vardı.Yine de sinema yolculuğu sürdü; 1960 tarihli Exodus'ta Paul Newman'la, 1962 yapımı All Fall Down'da Warren Beatty ve Angela Lansbury ile kamera karşısına geçti. Diğer dikkat çekici rolleri arasında John Frankenheimer'ın popüler yarış dramı Grand Prix, The Sandpiper, 36 Hours ve hiciv komedi The Russians Are Coming, The Russians Are Coming bulunuyor.Saint 70'ler ve 80'lerde televizyona döndü ve 1977 tarihli mini dizi How The West Was Won ile 1978 yapımı Taxi!!! için Emmy adaylıkları aldı. Ayrıca Moonlighting dizisinde Cybill Shepherd'ın canlandırdığı karakterin annesini ve Frasier'da Peri Gilpin'in canlandırdığı Roz Doyle'un annesini oynadı.Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde 2006 yapımı Superman Returns filminde Superman'in annesi Martha Kent'i canlandırdı ve 2014 tarihli Winter's Tale'de Colin Farrell, Russell Crowe ve Will Smith'le birlikte son kez kamera karşısına geçti. 2021'de ise The Pack Podcast kapsamında yer alan kısa ses oyunu "The Bus Ride"da Marisa Tomei'nin halasını seslendirdi.Saint'in eşi Jeffrey Hayden 2016'da hayatını kaybetmişti. Saint'ten geriye iki çocuğu Darrell ve Laurette, torunları Eli, Tyler, Molly ve Stella ile iki torun çocuğu Arlo ve Finley kaldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 07 Oct 2026 12:05:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Halkbank ebru sanatını "Marifet" ile yaşatacak]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/halkbank-ebru-sanatini-marifet-ile-yasatacak-2966/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/halkbank-ebru-sanatini-marifet-ile-yasatacak-2966/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6F26DF-3E4BCB-2C25C1-E0DB2B-55032C-66A370.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halkbank, geleneksel sanatları yaşatma vizyonu doğrultusunda yeni ve kapsamlı bir kültür-sanat programı başlattı.&nbsp;Banka, "Marifet" adlı programıyla Türk Ebru Sanatının yeni üretimlerle teşvik edilmesine, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına ve ustalığın görünür&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6F26DF-3E4BCB-2C25C1-E0DB2B-55032C-66A370.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halkbank, geleneksel sanatları yaşatma vizyonu doğrultusunda yeni ve kapsamlı bir kültür-sanat programı başlattı.&nbsp;Banka, "Marifet" adlı programıyla Türk Ebru Sanatının yeni üretimlerle teşvik edilmesine, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına ve ustalığın görünür kılınmasına katkı sağlamayı hedefliyor.&nbsp;Programda her yıl farklı bir tema ele alınacak. İlk yılın teması ise "Aile ve Nüfus On Yılı"ndan hareketle "Aile" olarak belirlendi. Bu kapsamda "Aile" teması altında bir ebru yarışması düzenlenecek.&nbsp; &nbsp;&nbsp;Son başvuru tarihi 1 Aralık 2026 olan yarışmada, alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmesiyle ilk üçe giren sanatçılar ödüllendirilirken, bir isim de Seçici Kurul Özel Ödülü&#39;nün sahibi olacak. Ayrıca dereceye giren eserler özel bir sergiyle sanatseverlerin beğenisine sunulacak.&nbsp;"Marifet İltifata Tabidir"Halkbank Marifet Programı'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, &#34;Kültürümüzün en kıymetli hazinelerinden olan geleneksel sanatlarımız; sabır, birikim ve ustalığın eseridir. Ebru sanatını odağına alan programımızı &#39;Marifet iltifata tabidir.&#39; anlayışıyla hayata geçirdik. Buradaki marifet, yalnızca yeteneği değil, bilgi ve birikimi de ifade ediyor. İltifat ise; bu emeğin görülmesi, değerinin bilinmesi ve takdir edilmesidir. Halkbank olarak Marifet ile ebru sanatçılarımızın emeğini görünür kılmayı, yeni üretimleri teşvik etmeyi ve kültürel hafızamızı yarınlara taşımayı amaçlıyoruz." dedi.&nbsp;Programın temelinde Ahilik kültürünün de önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Recep Süleyman Özdil, "Köklerimizde yer alan Ahilik kültürünün taşıdığı değerlerden aldığımız ilhamla bu anlayışı, kültür-sanat dünyamızda sürdürülebilir kılmayı kurumsal sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Halkbank olarak; kuruluşumuzdan bu yana esnafımızın, sanatkârımızın ve üreticimizin yanında olduk. Marifet Programı ile bir diğer hedefimiz de üreticimizle kurduğumuz güçlü bağı, kültür-sanat alanına taşıyarak ustalığın ve emeğin değerini yaşatmaya katkı sunmak.&#34; diye konuştu.Halkbank Genel Müdürü Özdil, yarışmanın 'Aile' temasına ilişkin ise "Bu yılki temamız olan &#39;Aile&#39;, ebrunun kendine özgü dünyası ile aile kavramı arasında kurulan güçlü bir bağdan besleniyor. Ebruda su üzerinde doğan her desen kâğıda aktarıldığında kalıcı bir iz bırakır. Tıpkı ailede kuşaktan kuşağa aktarılan değerlerin ortak bir mirasa dönüşmesi gibi.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 07 Oct 2026 12:03:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ünlü oyuncu Göksel Arsoy yaşamını yitirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-oyuncu-goksel-arsoy-yasamini-yitirdi-4881/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-oyuncu-goksel-arsoy-yasamini-yitirdi-4881/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_43E941-3D4E9E-CBEC87-CEDBFD-0208B2-8A1040.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeşilçam'ın en tanınmış jönlerinden ve Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı oyuncusu Göksel Arsoy 90 yaşında hayatını kaybetti.&#34;Kim Seslendirdi&#34; isimli YouTube kanalında ünlü sanatçılarla yaptığı röportajlarla tanınan Sedat Tulumdaş, haberi sosyal medya hesabından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_43E941-3D4E9E-CBEC87-CEDBFD-0208B2-8A1040.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeşilçam'ın en tanınmış jönlerinden ve Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı oyuncusu Göksel Arsoy 90 yaşında hayatını kaybetti.&#34;Kim Seslendirdi&#34; isimli YouTube kanalında ünlü sanatçılarla yaptığı röportajlarla tanınan Sedat Tulumdaş, haberi sosyal medya hesabından duyurdu.&#34;Cenaze büyük ihtimalle çarşamba günü olacak&#34;Aşkım Arsoy, babası Göksel Arsoy'un vefatıyla ilgili şu açıklamayı yaptı:&#34;Yaşlılık&hellip; 90 yaşındaydı. Son iki yıldır fena değildi ama aslında hiç sağlık problemi olmadı. Gözlerinde problem vardı. Göz görmeyince hareketi azaldı, hareketi azaldıkça zayıfladı. İki gün öncesine kadar normal gibiydi. Dün tepkisiz gibi duruyordu. Bugün de sabah uyuyormuş. Saat 10.00'da konuştum. 10.30'da gelmişler, nefes almadığını fark etmişler. Tek tesellimiz, hiçbir ağrı, sızı ve eziyet çekmeden gitmesi. Son zamanlarında halsizdi. Bizim için en büyük teselli hastane yüzü görmemiş olması. Bünyesi sağlamdı ama yaş 90. Cenaze büyük ihtimalle çarşamba günü olacak.&#34;Göksel Arsoy kimdir?5 Mart 1936'da Kayseri'de doğan Arsoy, sinemaya 1957&#39;de Sırrı Gültekin'in yönettiği Kara Günlerim filmiyle başladı. 1959'da Belgin Doruk'la başrolünü paylaştığı Samanyolu filmiyle büyük bir şöhrete ulaştı. İkilinin filmlerdeki birlikteliği Yeşilçam'ın yıldız sisteminin oluşmasında önemli rol oynadı.&nbsp;Taş Bebek, Bulunmaz Uşak, Şafak Bekçileri gibi dönemin önemli yapımlarında rol aldı. 1960'larda "ilk Türk James Bond'u" olarak tanımlanan Altın Çocuk serisinde oynadı ve yapımcılığını üstlendi.100'den fazla filmde rol aldıktan sonra 1968'de sinemadan uzaklaştı; 2000'li yıllarda televizyon dizileriyle yeniden ekranlara döndü. Son filmi Unutulmayanlar oldu.1999'da 36. Altın Portakal Film Festivali'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı.Ayrıca 2019'da İstanbul Film Festivali'nin Sinema Onur Ödülü'ne layık görüldü.&nbsp;Havacılığa büyük ilgi duyuyordu. 1963 yapımı Şafak Bekçileri onun bu tutkusunun da yansımasıydı.Klasik Türk müziğinin önemli bestecilerinden Yesari Asım Arsoy'un yeğeniydi.&nbsp;Göksel Arsoy, özellikle Belgin Doruk&#39;la birlikte rol aldığı romantik filmler sayesinde 1950&#39;lerin sonu ve 1960&#39;ların başında Yeşilçam&#39;ın en büyük erkek yıldızlarından biri haline geldi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 05 Oct 2026 10:52:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Altın Koza'da ödüller sahiplerini buldu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/altin-kozada-oduller-sahiplerini-buldu-4928/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/altin-kozada-oduller-sahiplerini-buldu-4928/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_04BAC3-8BC725-DC2FF6-D11290-3DB865-384300.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sunuculuğunu Volkan Severcan ve Jülide Ateş&#39;in yaptığı törende, bu yıl vefat eden Türk sinemasının önemli isimleri anıldı.Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, açılış konuşmasında, festivalin 60 yıllık emeğin sonucu olduğunu söyledi.Festivalin gelişmesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_04BAC3-8BC725-DC2FF6-D11290-3DB865-384300.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sunuculuğunu Volkan Severcan ve Jülide Ateş&#39;in yaptığı törende, bu yıl vefat eden Türk sinemasının önemli isimleri anıldı.Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, açılış konuşmasında, festivalin 60 yıllık emeğin sonucu olduğunu söyledi.Festivalin gelişmesi adına geçmişten bu yana destek sunanlara teşekkür eden Geçer, &#34;Gelecek nesillerin daha aydınlık bir Türkiye&#39;de, daha temiz bir dünyada film tadında yaşamalarını diliyorum.&#34; dedi.Festivalin Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar da organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.Açılış konuşmalarının ardından 10 filmin yarıştığı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması&#39;nın ödülleri sahiplerine verildi.- Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması ÖdülleriEn İyi Film Ödülü: &#34;Bir Arada Yalnız&#34; - Ali VatanseverAdana İzleyici Ödülü: &#34;Canavar&#34; - Tunç ŞahinYılmaz Güney Ödülü: &#34;Günyüzü&#34; - Banu SıvacıKadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü: &#34;Moda Evlilik&#34; - Miraç AtabeyEn İyi Yönetmen Ödülü: &#34;Bir Arada Yalnız&#34; - Ali VatanseverEn İyi Senaryo Ödülü: &#34;Karanlıkta Islık Çalanlar&#34; - Pınar Yorgancıoğlu ve Emre GülcanEn İyi Kadın Oyuncu Ödülü: &#34;Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri&#34; - Hazar ErgüçlüEn İyi Erkek Oyuncu Ödülü: &#34;Bir Arada Yalnız&#34; - Fatih AlEn İyi Müzik Ödülü: &#34;Karanlıkta Islık Çalanlar&#34; - Alican ÇamcıEn İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: &#34;Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri&#34; - Özkan KaraköseEn İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: &#34;Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri&#34; - Saye Özçelik, Gülseren Cizdan, Melike Yılmaz, Umut Kambak, Oğuz Yıldırım, Hüseyin Yalçın, Hasan Yalçın, Hasan Kameray, Hüseyin Dolunay, Eren Dama ve Yener KaplanAyhan Ergürsel En İyi Kurgu Ödülü: &#34;Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri&#34; - Mesut UlutaşYardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: &#34;Günyüzü&#34; - Asena HotamışYardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: &#34;Günyüzü&#34; - Süleyman Kadim KabaaliTürkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: &#34;Moda Evlilik&#34; - Ege DamatoğluUmut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü: &#34;Bir Arada Yalnız&#34; - Onur GözetenFilm Yönetmenleri Derneği (Film-Yön) En İyi Yönetmen Ödülü: &#34;Karanlıkta Islık Çalanlar&#34; - Pınar Yorgancıoğlu ve &#34;Bir Arada Yalnız&#34; - Ali VatanseverSinema Yazarları Derneği (SİYAD) Cüneyt Cebenoyan En İyi Film Ödülü: &#34;Ölü Köpekler Isırmaz&#34; - Nuri Cihan ÖzdoğanTörende ayrıca Uluslararası Kısa Film Yarışması, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, Ulusal Yapay Zeka Kısa Film Yarışması, Ulusal Kısa Film Yarışması, Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması, Ulusal Belgesel Film Yarışması&#39;nın kazananlarına da ödülleri verildi.Törene Vali Yardımcısı Hasan Balcı da katıldı.Etkinliğin sonunda ödül alanlar ile ödülleri takdim edenler hatıra fotoğrafı çektirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 04 Oct 2026 08:54:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul Gençlik Orkestrası sezonu AKM'de açıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/istanbul-genclik-orkestrasi-sezonu-akmde-aciyor-5733/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/istanbul-genclik-orkestrasi-sezonu-akmde-aciyor-5733/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA25A1-3BE6D5-B49ABE-42EE59-47FB90-8B3A86.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ADK İstanbul Gençlik Orkestrası, 2026/27 konser sezonunu 11 Ekim Pazar günü saat 20.30'da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Tiyatro Salonu'nda açıyor. Orkestra şefi Ramis Sulu yönetimindeki gecenin solisti, uluslararası kariyeriyle Türkiye'nin önde gelen keman sanatçıları arasında yer&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EA25A1-3BE6D5-B49ABE-42EE59-47FB90-8B3A86.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ADK İstanbul Gençlik Orkestrası, 2026/27 konser sezonunu 11 Ekim Pazar günü saat 20.30'da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Tiyatro Salonu'nda açıyor. Orkestra şefi Ramis Sulu yönetimindeki gecenin solisti, uluslararası kariyeriyle Türkiye'nin önde gelen keman sanatçıları arasında yer alan Özcan Ulucan olacak. Konserde Beethoven'ın "Coriolan" Uvertürü, Paganini'nin 2. Keman Konçertosu ve Beethoven'ın 5. Senfonisi seslendirilecek.2023'te İstanbul'da kurulan ve tamamı konservatuvar öğrencilerinden oluşan ADK İstanbul Gençlik Orkestrası, yeni sezonun ilk konserinde klasik repertuvarın üç farklı dramatik dünyasını aynı programda buluşturuyor. Beethoven'ın yoğun ve keskin karşıtlıklar üzerine kurulu "Coriolan" Uvertürü gecenin açılışını yaparken, ilk yarının devamında Paganini'nin teknik sınırları zorlayan 2. Keman Konçertosu Özcan Ulucan'ın yorumuyla dinleyiciyle buluşacak.Ulucan; Guildhall School of Music'te Yfrah Neaman, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda Viktor Pikaizen ve Almanya'da Maxim Vengerov ile sürdürdüğü çalışmaların ardından Avrupa'nın ve Türkiye'nin önemli sahnelerinde solist ve oda müziği sanatçısı olarak yer aldı. Amsterdam Concertgebouw'da Mstislav Rostropoviç ve Maxim Vengerov ile aynı konserde solist olarak sahne alan sanatçı; Philharmonia London, English Chamber Orchestra, Vienna Chamber Orchestra ve Franz Liszt Oda Orkestrası gibi topluluklarla da konserler verdi.Konserin ikinci yarısında Beethoven'ın Do minör 5. Senfonisi yer alacak. Senfonik repertuvarın en tanınan yapıtlarından biri olan eser, dört bölümlük yapısında karanlıktan aydınlığa ilerleyen büyük ölçekli dramatik kurgusuyla programın finalini oluşturacak. Böylece sezon açılışı, Beethoven'ın sahne müziği dünyasındaki dramatik yoğunluğundan Paganini'nin virtüöz diline, oradan da 5. Senfoni'nin bütünsel senfonik anlatısına uzanan bir repertuvar çizgisi kuracak."Bu konseri yalnızca yeni sezonun başlangıcı olarak değil, orkestramızın çalışma anlayışını ve sanatsal hedeflerini ortaya koyan bir buluşma olarak görüyorum. Özcan Ulucan gibi uluslararası deneyimi güçlü bir sanatçıyla Paganini'nin 2. Keman Konçertosu'nda bir araya gelmek ve programı Beethoven'ın 5. Senfonisiyle tamamlamak, genç müzisyenlerimiz için de çok kıymetli bir sahne deneyimi. 2026/27 sezonunda nitelikli orkestra kültürünü, güçlü repertuvarı ve genç müzisyenlerin profesyonel gelişimini aynı çizgide buluşturmayı amaçlıyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 03 Oct 2026 10:08:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Altın Koza Film Festivali'nde "Onur Ödülleri" törenle verildi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/altin-koza-film-festivalinde-onur-odulleri-torenle-verildi-657/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/altin-koza-film-festivalinde-onur-odulleri-torenle-verildi-657/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_368DE6-37B677-23BBC6-774A90-642063-FA0C5E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında Onur Ödülleri gecesi bir alışveriş merkezindeki sinema salonunda yapıldı.Sunuculuğunu Yeliz Doğramacılar&#39;ın üstlendiği gecede, Bülent Apaydın&#39;ın şefliğinde sahne alan Monart Orkestrası konser verdi.Adana Büyükşehir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_368DE6-37B677-23BBC6-774A90-642063-FA0C5E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında Onur Ödülleri gecesi bir alışveriş merkezindeki sinema salonunda yapıldı.Sunuculuğunu Yeliz Doğramacılar&#39;ın üstlendiği gecede, Bülent Apaydın&#39;ın şefliğinde sahne alan Monart Orkestrası konser verdi.Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, törende yaptığı konuşmada, sinema dünyası için önemli bir gecede bir araya geldiklerini söyledi.Değerli isimlere ödül vermenin mutluluğunu yaşadığını belirten Geçer, &#34;Adana, hikayesi olan bir şehir. Sokaklarında gezdiğimizde de insanlarıyla sohbet ettiğimizde de sinema ruhunu hissedersiniz. Altın Koza da tam olarak bu ruhun sonucunda ortaya çıkmış köklü bir festivaldir.&#34; dedi.Konuşmanın ardından ödüle layık görülen oyuncu Vahide Perçin, ödülünü Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer&#39;in elinden aldı.Yönetmen ve senarist Ferzan Özpetek&#39;e de ödülünü Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Zeydan Karalar takdim etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 02 Oct 2026 08:05:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsviçre Alpleri'ndeki buzul hacmi yüzde 20 azaldı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/isvicre-alplerindeki-buzul-hacmi-yuzde-20-azaldi-9771/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/isvicre-alplerindeki-buzul-hacmi-yuzde-20-azaldi-9771/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_52DC88-BC521B-FABADC-751D70-EE0F29-2EEAB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İsviçre Buzul İzleme Ağı (GLAMOS) ve İsviçre Bilimler Akademisine (SCNAT) bağlı İsviçre Kriyosfer Gözlem Komisyonu, Alpler&#39;deki buzul erimelerine ilişkin yeni bir rapor yayımladı.İsviçre&#39;de mayıstan eylüle kadar etkili olan şiddetli sıcak hava dalgalarının ve kar yağışının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_52DC88-BC521B-FABADC-751D70-EE0F29-2EEAB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İsviçre Buzul İzleme Ağı (GLAMOS) ve İsviçre Bilimler Akademisine (SCNAT) bağlı İsviçre Kriyosfer Gözlem Komisyonu, Alpler&#39;deki buzul erimelerine ilişkin yeni bir rapor yayımladı.İsviçre&#39;de mayıstan eylüle kadar etkili olan şiddetli sıcak hava dalgalarının ve kar yağışının az olduğu bir kış mevsiminin buzullar için bir başka yıkıcı sürece neden olduğu vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:&#34;İsviçre buzulları 2026&#39;da bir kez daha aşırı erimeye maruz kaldı, buz kütlesinin yüzde 5&#39;inden fazlası yok oldu. Bireysel buzulların ortalama kalınlığı 2,5 ila 4 metre azaldı. Yaz boyunca buzul dillerinde kalınlık bazı yerlerde 10 metreye kadar düştü. Sadece son 5 yıl içinde İsviçre&#39;deki buzul hacmi neredeyse yüzde 20 oranında azaldı.&#34;Bir önceki yılda olduğu gibi 2025-2026 kışında da tüm rakımlardaki kar kalınlıklarının uzun vadeli ortalamanın çok altında kaldığı belirtilen raporda, bunun temel nedeninin düşük yağış miktarı olduğuna işaret edildi.- &#34;Mayıstan eylüle kadar her ay, kurak koşullara ve en az bir sıcak hava dalgasına sahne oldu&#34;Raporda, &#34;Ortalama kar kalınlığı açısından bakıldığında kış mevsimi (Kasım 2025 - Nisan 2026), ölçümlerin başladığı tarihten bu yana en az kar yağışı görülen 10 kış mevsimi arasında yer aldı. Mayıstan eylüle kadar her ay, kurak koşullara ve en az bir sıcak hava dalgasına sahne oldu. Bu aylar boyunca, donma sınırı 76 gün boyunca 4 bin metrenin üzerindeydi. Bu, ortalamanın 2 katından fazlasına tekabül ediyor ve dolayısıyla bir rekor teşkil ediyor.&#34; ifadeleri kullanıldı.Buzullar üzerindeki koruyucu kar örtüsünün hazirandaki sıcak hava dalgaları sırasında kısmen yok olduğu belirtilen raporda, eylüle gelindiğinde ise deniz seviyesinden 3 bin 500 metre yükseklikte bile hiç kar kalmadığına dikkat çekildi.Raporda, &#34;Alpler&#39;deki buzulların bu koşullar altında uzun vadede hayatta kalma şansı bulunmuyor. Bu durum, Bella Tola Buzulu ve Griessfiren/Plattalvafirn gibi birçok küçük buzulun yok olmasında kendini gösteriyor.&#34; değerlendirmesinde bulunuldu.2026 ölçüm döneminin kayıtlara geçen en yüksek buzul erime yılı olan 2022&#39;nin hemen ardından geldiği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:&#34;Daha yüksek sıcaklıklara rağmen birçok buzulda, 2022&#39;ye kıyasla biraz daha fazla kar birikmesi nedeniyle o yılki kayıp miktarlarına tam olarak ulaşılmadı. Ayrıca 2026&#39;da kar yüzeyine daha az miktarda Sahra tozu çöktü, bu da güneş ışığının daha fazla yansımasına olanak tanıdı. Yine de istisnalar mevcuttu. 2026&#39;da Allalin, Clariden, Aletsch ve Rhone gibi bazı buzullar, kayıtlara geçen en büyük erime miktarlarını yaşadı.&#34;- Buzulların erimesi su sıkıntısını hafifletiyorTemmuz ve eylül arasında buzulların toplamda yaklaşık 2 bin 200 milyar litre su kaybettiğine değinilen raporda, bu miktarın İsviçre&#39;deki tüm hanelerin yıllık içme suyu tüketiminin 4 katından fazla olduğu ifade edildi.Buzul erimesinin şu anda yaz aylarındaki su sıkıntısının hafifletilmesine yardımcı olmaya devam ettiği kaydedilen raporda, ancak buzla kaplı alanlar küçüldükçe bu etkinin şimdiden önemli ölçüde azaldığına işaret edildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 01 Oct 2026 08:54:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[YouTube'dan öğrendi, 11 yaşında satranç tarihine geçti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/youtubedan-ogrendi-11-yasinda-satranc-tarihine-gecti-4090/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/youtubedan-ogrendi-11-yasinda-satranc-tarihine-gecti-4090/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8D2696-DC90DD-92BED8-C1F735-04017B-4C408E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Britanyalı satranç dahisi, Kadın Büyükusta unvanını almaya hak kazanan en genç oyuncu olmasının ardından &#34;tarih yazmayı sürdürmek&#34; istediğini söyledi.İngiltere&#39;nin Harrow kasabasından 11 yaşındaki Bodhana Sivanandan, Özbekistan&#39;ın Semerkant kentinde düzenlenen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8D2696-DC90DD-92BED8-C1F735-04017B-4C408E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Britanyalı satranç dahisi, Kadın Büyükusta unvanını almaya hak kazanan en genç oyuncu olmasının ardından &#34;tarih yazmayı sürdürmek&#34; istediğini söyledi.İngiltere&#39;nin Harrow kasabasından 11 yaşındaki Bodhana Sivanandan, Özbekistan&#39;ın Semerkant kentinde düzenlenen 46. Satranç Olimpiyatı&#39;nda İngiltere&#39;yi temsil ederken, unvan için gereken üçüncü ve son yeterlilik şartını tamamlayarak bu unvanı elde etti.Artık tam büyükusta unvanını hedefleyen genç oyuncu, son başarısıyla bu unvana bir adım daha yaklaştı. Pazar günü Uluslararası Satranç Federasyonu&#39;na (FIDE) verdiği röportajda, &#34;Sadece burada durmak yerine yoluma devam etmek ve tarih yazmayı sürdürmek istiyorum&#34; dedi.FIDE, Sivanandan&#39;ın, bir oyuncunun kadınlara özel kategoride ulaşabileceği en yüksek ve ömür boyu geçerli olan Kadın Büyükusta (WGM) unvanını almaya hak kazanan gelmiş geçmiş en genç oyuncu olduğunu doğruladı.İngiltere adına birinci masada, uluslararası düzeyde önde gelen yeteneklere karşı mücadele eden satranç dahisi, 11 maçta 8 puan toplayarak rekor kıran statüsünü perçinleyen bir performans sergiledi.Önceki rekor, 2002&#39;de bu unvanı 12 yaşındayken kazanan Kateryna Lagno&#39;ya aitti.Çinli Hou Yifan da 2007&#39;de 12 yaşındayken WGM unvanını kazanmış, bir yıl sonra ise genel kategoride tarihin en genç büyükustası olma başarısını göstermişti.Sivanandan için bu dönüm noktası, hızla gelen başarılar zincirinin son halkası. Oyuncu daha önce 2023&#39;te Hırvatistan&#39;daki Avrupa Hızlı ve Yıldırım Satranç turnuvalarında, rekabetçi bir maçta bir büyükustaya karşı yenilmeyen en genç oyuncu olmuştu.2024&#39;te İngiltere&#39;nin Olimpiyat kadrosuna seçilen öğrenci, daha sonra Coventry&#39;de düzenlenen Britanya Kadınlar Şampiyonası&#39;nı kazanan en genç kadın sporcu unvanını da elde etmişti.Birleşik Krallık&#39;ın eski maliye bakanı Rachel Reeves de Sivanandan&#39;ın başarısını takdir edenler arasında yer aldı. X&#39;te yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:Bodhana, seni yürekten kutluyorum, bir satranç süperstarısın ve henüz 11 yaşındasın. İlerlemeye devam ettiğini görmek beni çok mutlu ediyor.FIDE&#39;ye konuşan şampiyon şunları ekledi:[Satrançla ilgili] her şeyi seviyorum... Seyahat etmeyi seviyorum, ayrıca tam zamanlı okula devam ettiğim için satranç pek çok okul dersiyle de bağlantılı, bu yönüyle de gerçekten çok faydalı.Bu genç öğrencinin rekabetçi satranç serüveni Kovid-19 kapanmaları sırasında, babasının atmayı planladığı bir çantanın içinde eski bir satranç takımı bulmasıyla başladı.Başlangıçta taşların şekilleri ilgisini çektiği için onları oyuncak olarak kullanmak isteyen Sivanandan, daha sonra YouTube&#39;daki eğitim videoları aracılığıyla oyunun kurallarını kendi kendine öğrendi.İlk turnuvasına Temmuz 2021&#39;de Harrow Satranç Kulübü&#39;nde katıldı. Henüz 7 yaşındayken Avrupa Okullar Şampiyonası&#39;nda mücadele eden bu üstün yetenekli çocuk, oynadığı 24 maçın tamamını kazandı.Artık yorumcuların nesilde bir gelen yetenek diye nitelediği Sivanandan&#39;ın kırdığı bu son rekor, tarihi başarılar listesine bir yenisini daha ekleyerek onu modern satranç dünyasında gelecek vaat eden bir isim konumuna taşıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 29 Sep 2026 07:45:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İtalyan siyasetçiler neden mini etekli fotoğraf paylaşıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/italyan-siyasetciler-neden-mini-etekli-fotograf-paylasiyor-6532/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/italyan-siyasetciler-neden-mini-etekli-fotograf-paylasiyor-6532/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EAD62A-871F5B-5E2116-C0AC22-D0F43E-D36250.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Muhalif siyasetçiler bu çıkışa tepki olarak sosyal medyalarında etekli fotoğraflar paylaşıyor.Muhalefet partilerinden 11 kadın senatör bugün protesto amacıyla Senato&#39;ya &#39;mini etekle&#39; gitti.Tajani, 18 Eylül Cuma günü bir etkinlikte konuşurken &#34;gösterişli&#34; kadınların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EAD62A-871F5B-5E2116-C0AC22-D0F43E-D36250.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Muhalif siyasetçiler bu çıkışa tepki olarak sosyal medyalarında etekli fotoğraflar paylaşıyor.Muhalefet partilerinden 11 kadın senatör bugün protesto amacıyla Senato&#39;ya &#39;mini etekle&#39; gitti.Tajani, 18 Eylül Cuma günü bir etkinlikte konuşurken &#34;gösterişli&#34; kadınların güvenilmez ve sadakatsiz olabileceğini, bu yüzden &#34;daha uzun etekli&#34; ve &#34;daha az gösterişli&#34; kadınlarla evlenmenin daha iyi olduğunu söyledi.Sözlerinin devamında, &#34;büyüleyici&#34; güzellikte bir kadının, sık sık sevgili değiştirmiş olabileceğini veya sevgililerini aldatmış olabileceğini söyleyen Tajani, &#34;daha az gösterişli bir kadının daha güvenilir olabileceğini, daha iyi bir anne olabileceğini&#34; iddia etti.Bu ifadelerini siyasi görüşe bağlayan Tajani, seçmenlere, &#34;daha uzun etekli, ciddi bir kadını&#34; ya da &#34;playboy&#34; olmayan bir erkeği seçmesi çağrısı yaptı ve merkez sağ siyasetin bu bağlamda güvenilir olduğunu savundu.Antonio Tajani sosyal medyada yayılan konuşması sonrası özür dilese de tepkiler sürüyor.Kadına karşı şiddetle mücadele derneği Telefono Rosa, bir kadının görünüşü, giyinişi ve davranışları ile ilgili &#34;dayatmalarda bulunma anlayışının varlığını sürdürmesi kabul edilemez&#34; diyerek Tajani&#39;nin sözlerine tepki gösterdi.Muhalefetteki Yeşiller ve Sol İttifakı sözcüsü Fiorella Zabatta da &#34;Tajani onlarca değil binlerce yıl geride kalmış&#34; dedi.Zabatta hükümete, &#34;Hayatta olan kadınların etek boylarını ölçmeden önce, öldürülen kadınların sayısını tutsunlar&#34; çağrısı yaptı.Muhalefetteki 5 Yıldız Hareketi milletvekili Chiara Appendino, mini etekli bir fotoğrafını sosyal medyadan tepki olarak paylaştı&#39;Mağara adamlarından bıktım&#39;Muhalefetteki bazı politikacılar da tepki olarak mini etekli fotoğraflarını paylaşmaya başladı.Eski Torino Belediye Başkanı, muhalefetteki 5 Yıldız Hareketi milletvekili Chiara Appendino, mini etekli bir fotoğrafını sosyal medyada &#34;Tajani, ben &#39;güvenilir&#39; bir kadın değil miyim? Ben &#39;iyi bir anne&#39; değil miyim?&#34; mesajıyla paylaştı.Appendino, &#34;2026 yılında bir bakanın daha uzun etekli ve daha az gösterişli bir kadınla evlenmemizi söylemesine izin veremeyiz&#34; dedi.İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, BM toplantısı için gittiği New York&#39;ta özür diledi&nbsp;Muhalefetteki merkez-sol Demokratik Parti&#39;den Treviglio Belediye Meclis Üyesi Matilde Tura da mini etekli bir fotoğrafını, &#34;Kızım olsa ona eteğinin boyuna bakarak kendisini yargılayan birini seçmemesini söylerdim&#34; notuyla paylaştı.Ağırlıkla kadınların yaptığı bu paylaşımlara Floransa Belediye Meclisi Üyesi Andrea Ciulli de yapay zeka ile etek eklediği fotoğrafıyla destek verdi.Eski Başbakan ve Yaşayan İtalya Partisi lideri Matteo Renzi de Dışişleri Bakanı Tajani&#39;yi etekli gösteren görseller paylaştı, &#34;Tajani bir sosyal medya şakasına dönüştü&#34; diye yazdı.Yeni kurulan aşırı sağcı Ulusal Gelecek Partisi lideri Roberto Vannacci&#39;nin yorumu ise tartışmayı daha da alevlendirdi.Vannacci 22 Eylül&#39;de katıldığı bir televizyon programında, Dışişleri Bakanı&#39;nın tepki çeken sözlerini yorumlarken, &#34;Hafif bir soruya hafif şekilde cevap vereceğim: Uzun etekli bir kadın ile kısa etekli bir kadın arasında, eteksiz bir kadını tercih ederim&#34; dedi.Demokratik Parti&#39;den milletvekili Alessia Morani bu sözler üzerine hem Tajani hem de Vannacci&#39;ye &#34;Bu mağara adamlarından gerçekten bıktım usandım. Artık yeter!&#34; diye tepki gösterdi.Bakan özür dilediBaşbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan Tajani&#39;ye muhalefetin yanı sıra iktidardaki koalisyonun ortaklarından da tepkiler geliyor.Muhalefet partilerinden 11 kadın senatör bugün protesto amacıyla Senato&#39;ya &#39;mini etekle&#39; gitti.Hükümet ortağı Lig Partisi&#39;nden Avrupa Parlamentosu üyesi Susanna Ceccardi, Pazar günü partisinin mitinginde konuşurken &#34;Bugün etek giydim. Bazı Müslümanların hoşuna gitmeyebilir, belki Tajani&#39;nin de hoşuna gitmez&#34; dedi.Ceccardi, Tajani&#39;nin liderliğini yaptığı Haydi İtalya Partisi&#39;nin kurucusu eski Başbakan Silvio Berlusconi&#39;ye atıfla &#34;Lig, kadınların diledikleri gibi giyinme hakkını savunuyor; sanırım Silvio Berlusconi de buna katılırdı&#34; diye ekledi.Antonio Tajani tepkilere yol açan sözleri nedeniyle 21 Eylül&#39;de özür diledi.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York&#39;a giden Tajani burada yaptığı açıklamada, &#34;Söylediklerimden dolayı incinen olduysa özür dilerim; ancak kadınları incitmek gibi bir niyetim asla olmadı. Hayatım boyunca, ne özel ne de kamusal yaşamımda böyle bir şey yapmadım&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 23 Sep 2026 09:01:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Grönland ve Antarktika'da 47 yılda 12,5 trilyon ton buz eridi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/gronland-ve-antarktikada-47-yilda-125-trilyon-ton-buz-eridi-8463/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/gronland-ve-antarktikada-47-yilda-125-trilyon-ton-buz-eridi-8463/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BCAFFC-F1160A-35D232-8F9DFE-8DFF86-38E98E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Shakhsanam KURBANOVAAvrupa Uzay Ajansı (ESA) öncülüğünde yürütülen ve NASA verilerini de kapsayan uluslararası bir bilim insanları konsorsiyumu, Grönland ve Antarktika buz tabakalarının 1979&#39;dan bu yana yaklaşık 12,5 trilyon ton (11,3 trilyon metrik ton) buz kaybettiğini ortaya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BCAFFC-F1160A-35D232-8F9DFE-8DFF86-38E98E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Shakhsanam KURBANOVAAvrupa Uzay Ajansı (ESA) öncülüğünde yürütülen ve NASA verilerini de kapsayan uluslararası bir bilim insanları konsorsiyumu, Grönland ve Antarktika buz tabakalarının 1979&#39;dan bu yana yaklaşık 12,5 trilyon ton (11,3 trilyon metrik ton) buz kaybettiğini ortaya koydu. Scientific Data dergisinde çarşamba günü yayımlanan araştırmaya göre bu miktar, ABD anakarasının tamamını 1,5 metre kalınlığında buzla kaplamaya yetecek büyüklükte.&nbsp;Araştırmanın ortak yazarı, University of California Irvine&#39;dan buz bilimci Eric Rignot, bulguları şöyle özetliyor: &#34;Buz tabakaları hızla eriyor. Kutup bölgelerini eritiyoruz, deniz seviyesi dünya genelinde yükseliyor ve bu durum kıyı bölgelerinin kırılganlığını daha da artıracak.&#34;&nbsp;ERİMENİN ASIL NEDENİ SICAK HAVA DEĞİL, SICAK SU&nbsp;Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, kamuoyunda yaygın kanının aksine erimenin asıl motorunun atmosfer değil okyanus olması. Toplam buz kaybının altıda beşi, buz tabakalarını alttan ve kenarlardan aşındıran ısınmış deniz sularından kaynaklanıyor; bu da buzulların denize daha hızlı akmasına (kalvinlenme) yol açıyor. Atmosferik ısınmanın payı ise ikincil kalıyor.&nbsp; Erimenin somut bir örneği Grönland&#39;daki Jakobshavn Buzulu&#39;nda görülüyor. Araştırmanın baş yazarı, Northumbria Üniversitesi&#39;nden buz bilimci Ines Otosaka&#39;ya göre bu buzul günde 50 metreye (164 fit) varan hızla geri çekiliyor.&nbsp;3 SANTİMETRELİK YÜKSELİŞ, MİLYONLARCA İNSAN İÇİN RİSKEriyen buz, yaklaşık 11,3 katrilyon litre (3 katrilyon galon) suya dönüşerek 1979&#39;dan bu yana küresel deniz seviyesini diğer iklim faktörlerinin üzerine yaklaşık 3,1 santimetre (1 inç) yükseltti. Otosaka, bu artışın küçük görünse de sonuçlarının ağır olduğunu vurguluyor: her santimetrelik deniz seviyesi yükselişi için 2 ila 3 milyon insan daha, yılda en az bir kez kıyı taşkınıyla karşı karşıya kalıyor.Araştırmaya göre buz tabakaları 1970&#39;ler, 1980&#39;ler ve 1990&#39;ların başında görece istikrarlıydı; erime 1990&#39;lardan itibaren hızlandı ve en güçlü ivmelenme 2010&#39;larda kaydedildi. 2020-2023 arasında erime hızı kısa süreliğine yavaşlasa da bilim insanları bunun uzun vadeli eğilimde bir değişiklik değil, kısa dönemli hava koşullarının bir yansıması olduğunu belirtiyor.&nbsp;47 YILLIK UYDU ARŞİVİ BİR ARAYA GETİRİLDİ&nbsp;ESA öncülüğündeki uluslararası konsorsiyum, bugüne kadar yalnızca Avrupa uydu verilerine dayanarak 1990&#39;lardan itibaren yapılan ölçümleri esas alıyordu. NASA&#39;nın uydu arşivlerinin de sürece dahil edilmesiyle bilim insanları, buz tabakası hacmini Antarktika için 1979&#39;a, Grönland için ise 1972&#39;ye kadar geriye götürerek çok daha uzun bir zaman serisi elde etmeyi başardı. Araştırmacılar, iklim değişikliğine karşı buz tabakalarının tepkisinin onlarca yıl sürebileceğini, bu nedenle küresel ısınma kontrol altına alınsa bile erimenin bir süre daha devam edebileceğini vurguluyor. Bilim insanlarının asıl endişesi, kademeli erimeden &#34;dinamik süreçlere&#34; yani sistemi kritik eşiklerin ötesine taşıyabilecek ani kütle kaybı olaylarına geçiş riski.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 22 Sep 2026 02:09:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Grönland ve Antarktika'da 47 yılda 12,5 trilyon ton buz eridi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/gronland-ve-antarktikada-47-yilda-125-trilyon-ton-buz-eridi-7623/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/gronland-ve-antarktikada-47-yilda-125-trilyon-ton-buz-eridi-7623/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EE91B3-56C0CA-3E8A59-752B49-2ECE36-6B70EF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Shakhsanam KURBANOVAAvrupa Uzay Ajansı (ESA) öncülüğünde yürütülen ve NASA verilerini de kapsayan uluslararası bir bilim insanları konsorsiyumu, Grönland ve Antarktika buz tabakalarının 1979&#39;dan bu yana yaklaşık 12,5 trilyon ton (11,3 trilyon metrik ton) buz kaybettiğini ortaya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EE91B3-56C0CA-3E8A59-752B49-2ECE36-6B70EF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Shakhsanam KURBANOVAAvrupa Uzay Ajansı (ESA) öncülüğünde yürütülen ve NASA verilerini de kapsayan uluslararası bir bilim insanları konsorsiyumu, Grönland ve Antarktika buz tabakalarının 1979&#39;dan bu yana yaklaşık 12,5 trilyon ton (11,3 trilyon metrik ton) buz kaybettiğini ortaya koydu. Scientific Data dergisinde çarşamba günü yayımlanan araştırmaya göre bu miktar, ABD anakarasının tamamını 1,5 metre kalınlığında buzla kaplamaya yetecek büyüklükte.&nbsp;Araştırmanın ortak yazarı, University of California Irvine&#39;dan buz bilimci Eric Rignot, bulguları şöyle özetliyor: &#34;Buz tabakaları hızla eriyor. Kutup bölgelerini eritiyoruz, deniz seviyesi dünya genelinde yükseliyor ve bu durum kıyı bölgelerinin kırılganlığını daha da artıracak.&#34;&nbsp;ERİMENİN ASIL NEDENİ SICAK HAVA DEĞİL, SICAK SU&nbsp;Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, kamuoyunda yaygın kanının aksine erimenin asıl motorunun atmosfer değil okyanus olması. Toplam buz kaybının altıda beşi, buz tabakalarını alttan ve kenarlardan aşındıran ısınmış deniz sularından kaynaklanıyor; bu da buzulların denize daha hızlı akmasına (kalvinlenme) yol açıyor. Atmosferik ısınmanın payı ise ikincil kalıyor.&nbsp; Erimenin somut bir örneği Grönland&#39;daki Jakobshavn Buzulu&#39;nda görülüyor. Araştırmanın baş yazarı, Northumbria Üniversitesi&#39;nden buz bilimci Ines Otosaka&#39;ya göre bu buzul günde 50 metreye (164 fit) varan hızla geri çekiliyor.&nbsp;3 SANTİMETRELİK YÜKSELİŞ, MİLYONLARCA İNSAN İÇİN RİSKEriyen buz, yaklaşık 11,3 katrilyon litre (3 katrilyon galon) suya dönüşerek 1979&#39;dan bu yana küresel deniz seviyesini diğer iklim faktörlerinin üzerine yaklaşık 3,1 santimetre (1 inç) yükseltti. Otosaka, bu artışın küçük görünse de sonuçlarının ağır olduğunu vurguluyor: her santimetrelik deniz seviyesi yükselişi için 2 ila 3 milyon insan daha, yılda en az bir kez kıyı taşkınıyla karşı karşıya kalıyor.Araştırmaya göre buz tabakaları 1970&#39;ler, 1980&#39;ler ve 1990&#39;ların başında görece istikrarlıydı; erime 1990&#39;lardan itibaren hızlandı ve en güçlü ivmelenme 2010&#39;larda kaydedildi. 2020-2023 arasında erime hızı kısa süreliğine yavaşlasa da bilim insanları bunun uzun vadeli eğilimde bir değişiklik değil, kısa dönemli hava koşullarının bir yansıması olduğunu belirtiyor.&nbsp;47 YILLIK UYDU ARŞİVİ BİR ARAYA GETİRİLDİ&nbsp;ESA öncülüğündeki uluslararası konsorsiyum, bugüne kadar yalnızca Avrupa uydu verilerine dayanarak 1990&#39;lardan itibaren yapılan ölçümleri esas alıyordu. NASA&#39;nın uydu arşivlerinin de sürece dahil edilmesiyle bilim insanları, buz tabakası hacmini Antarktika için 1979&#39;a, Grönland için ise 1972&#39;ye kadar geriye götürerek çok daha uzun bir zaman serisi elde etmeyi başardı. Araştırmacılar, iklim değişikliğine karşı buz tabakalarının tepkisinin onlarca yıl sürebileceğini, bu nedenle küresel ısınma kontrol altına alınsa bile erimenin bir süre daha devam edebileceğini vurguluyor. Bilim insanlarının asıl endişesi, kademeli erimeden &#34;dinamik süreçlere&#34; yani sistemi kritik eşiklerin ötesine taşıyabilecek ani kütle kaybı olaylarına geçiş riski.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 21 Sep 2026 10:09:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hindistan'da kızının eğitimi için yalınayak koşan anneye ödül]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/hindistanda-kizinin-egitimi-icin-yalinayak-kosan-anneye-odul-3223/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/hindistanda-kizinin-egitimi-icin-yalinayak-kosan-anneye-odul-3223/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_526ACA-8C7793-6B9B3E-1022EC-585DA1-E41DB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amrit Daud koşusundaki üç kilometrelik mücadeleye, 47 yaşındaki bekar anne kızının yüksek öğrenim masrafları için katılmıştı.Ramabai daha sonra, kazandığı 3000 rupilik (31 dolar) ödülü kitap ve kırtasiye malzemelerine harcayabildiği için &#34;çok mutlu&#34; olduğunu söyledi.Hindistan&#39;da,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_526ACA-8C7793-6B9B3E-1022EC-585DA1-E41DB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amrit Daud koşusundaki üç kilometrelik mücadeleye, 47 yaşındaki bekar anne kızının yüksek öğrenim masrafları için katılmıştı.Ramabai daha sonra, kazandığı 3000 rupilik (31 dolar) ödülü kitap ve kırtasiye malzemelerine harcayabildiği için &#34;çok mutlu&#34; olduğunu söyledi.Hindistan&#39;da, üniversite diplomasının maliyetiyle kıyaslandığında bu kadar cüzi bir miktarı almak için Ramabai&#39;nin gösterdiği olağanüstü çaba büyük yankı uyandırdı.Eğitim protestoları, yılın büyük bir bölümünde ülkeyi karıştırmıştı. Hicivci bir gençlik hareketi, hayal kırıklığına uğramış bir neslin öfkesini dile getiriyor.Geçen ay yayınlanan bir resmi rapora göre, üniversite mezunlarının sadece %8&#39;i diplomalarını kullanabilecekleri bir iş bulabiliyor. Mezunlarda işsizlik oranı %29,1 ile hiç okula gitmemiş olanlara kıyasla dokuz kat daha yüksek.Ramabai&#39;nin yalınayak yaptığı bu gösteri sosyal medyayı büyüledi.Öğrencilerin öfkesi devam ederken, Ramabai&#39;nin yalınayak yaptığı koşu sosyal medyada ve Hindistan&#39;ın önde gelen gazetelerinde önemli yer tuttu.Kimilerine göre, başarısı annelik fedakarlığının ve ebeveynlerin çocuklarını yoksulluktan kurtarmak için ne kadar ileri gidebileceklerinin sembolü.Kimilerine göre ise bu durum, Hindistan&#39;ın eğitim sistemini saran çürümeyi ve eğitim sisteminin sosyal hareketlilik aracı olabileceğine inanmanın ne kadar boş olduğunu özetliyor.Sosyal medya kullanıcısı Shoma Sarkar, koşunun videosunun altına &#34;Bu bizim için bir toplum olarak zafer mi yoksa utanç mı?&#34; diye yazdı.Ödül parasıRamabai için her şey oldukça basit bir durumla başladı. 22 yaşındaki en büyük kızı Pooja, yarışmak istiyordu.Ramabai, Batı Maharashtra&#39;daki Beed&#39;deki evinden BBC News Marathi&#39;ye yaptığı açıklamada &#34;Kızım sabah erkenden yanıma geldi ve &#39;Anne, bir koşu yarışına katılmak istiyorum&#39; dedi&#34; diye anlatıyor.&#34;Ona nerede olduğunu sordum, yakınlarda olduğunu söyledi. Ödül parasını kazanırsa eğitimine yardımcı olacağını belirtti.&#34;&#34;Küçük kızım Nanded&#39;de yaşıyor. Ona kitap alması için para veremedim ve bu yüzden sekiz gün boyunca telefonda benimle konuşmadı. Bu yüzden koşup, yarışı kazanmam gerektiğine karar verdim.&#34;&#34;Tek dileğim ödülü kazanmaktı.&#34;Ramabai, 30-60 yaş aralığında en hızlı koşan isim oldu.Ramabai o kadar kararlıydı ki yarış sırasında terlikleri ayağından kaymaya başlayınca bile, terliklerini çıkarıp, yerel giysisi sarisini yukarı çekti ve koşmaya devam etti.Engellerden kurtulan kadın, sonunda 30-60 yaş aralığındaki diğer yarışmacıların önüne geçmeyi başardı ve birinciliği elde etti.Kocasının 2012&#39;de ölümünün ardından evin sorumluluğunu Ramabai üstlendi.13 yaşında okulu bırakan Ramabai, kızlarının daha ileriye gitmeleri konusunda kararlıydı.&#34;Bulabildiğim her işte çalıştım&#34; diyor.&#34;Başkalarının tarlalarından soya fasulyesi ve nohut topladım. Ayrıca zerdeçal topladım, pişirdim ve sattım.&#34;13 yaşında okulu bırakmış olan Ramabai, kızlarının daha ileriye gitmeleri konusunda kararlıydı.&#34;Yaşadığım sürece kızlarıma iyi bir eğitim vermek için elimden gelen her şeyi yapmam gerektiğine inanıyorum.&#34;Pooja, Ramabai&#39;nin aşçı olarak çalıştığı hazırlık okulunda polis alımı için eğitim alıyor.Hem Pooja hem de kız kardeşi Arati, kamu sektöründe çalışmak için gerekli sınavları geçmeye çalışıyorlar.Pooja, Ramabai&#39;nin aşçı olarak çalıştığı hazırlık okulunda polis alımı için eğitim alıyor. Visva-Bharati Üniversitesi&#39;nde bilgisayar bilimleri öğrencisi olan Arati ise kamu hizmeti sınavlarına hazırlanıyor.Dünyanın en kalabalık ülkesinde, kamu sektörü işleri, orta sınıfa yükselmenin geçerli yollarından birini sunmanın yanı sıra, emeklilik ve konut yardımlarıyla ömür boyu güvence de sağlıyor.Milyonlarca öğrenci, yüksek sınavlara hazırlanmak için yıllarını ve büyük servetlerini yatırıyor.Ancak bu hayati önem taşıyan testlerin güvenilirliği, usulsüzlükler nedeniyle sekteye uğradı.Son kullanma tarihi geçmiş yiyeceklerMayıs ayında, Hindistan&#39;ın en büyük tıp fakültesi giriş sınavı olan Ulusal Yeterlilik ve Giriş Sınavı bir sızıntı nedeniyle iptal edildi ve yaklaşık iki milyon öğrenci bu zorlu sınavı yeniden almak zorunda kaldı.Olağanüstü bir öfke patlaması, hicivci Hamamböceği Halk Partisi&#39;ni (CJP) bir gençlik hareketine dönüştürdü.Z kuşağının önderliğindeki büyük protestolar, Temmuz ayında eğitim bakanının istifasıyla sonuçlandı. Kampanya şimdi de, kırsal kesimlerdeki çökmekte olan altyapı ve eşitsizlikleri ele alarak, devlet okullarının yeniden yapılandırılması talebiyle genişledi.CJP&#39;nin kurucusu Abhijeet Dipke, Ramabai&#39;nin bölgesine yakın bir okulu ziyaretinde &#34;Hindistan&#39;ın kırsal kesimindeki çocuklar en azından onurlu bir eğitim almalı&#34; dedi.Hingoli&#39;deki okulda kız öğrenciler için tuvalet yoktu ve öğle yemeklerinde tarihi geçmiş gıda paketleri yiyorlardı.&#39;Sistem sorunları&#39;Yetkililer gençlik hareketine hem tazyikli suyla hem de tavizlerle karşılık verirken, Ramabai&#39;nin başarısı dikkatlerini çekti. Bu ayın başlarında, Hindistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Surya Kant, bölgeye Ramabai&#39;ye 50 bin rupi mali yardım sağlaması talimatını verdi.Ancak Üniversite Ödenekleri Komisyonu başkanlığını yapan Sukhadeo Thorat, Ramabai ve kızlarının daha derin, sistem sorunlarına işaret ettiğini söylüyor.&#34;Bir kadın kızının eğitimi için bu kadar çaresizce koşturmak zorunda kalıyorsa, bu hükümetin eğitim planlarının yeterince uygulanmadığını gösteriyor&#34; diyor.&#34;Hem merkezi hem de eyalet hükümetleri eğitim için çeşitli programlar yürütüyor ancak bunların uygulanması düzgün değil.&#34;Ramabai, kızlarının kendi hayatının zorluklarından uzak olmasını istiyor.Bu arada Ramabai&#39;nin tek isteği kızlarının &#34;mutlu bir hayat sürmesi&#34;.&#34;Onların benim yaşadığım zorlukları yaşamalarını istemiyorum&#34; diyor.&#34;Çamurda boğuşmak ya da kavurucu güneş ve yağmur altında yolculuk yapmak zorunda kalmalarını istemiyorum.&#34;&#34;Benim çektiğim acıları kızlarımın da çekmesini istemiyorum.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 19 Sep 2026 08:31:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Japonya'da 100 yaş üstü nüfus, ilk kez 100 binin üzerine çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/japonyada-100-yas-ustu-nufus-ilk-kez-100-binin-uzerine-cikti-211/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/japonyada-100-yas-ustu-nufus-ilk-kez-100-binin-uzerine-cikti-211/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5D25BB-1BE5A3-8B21A0-2AE554-888F1C-E8BF0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Japonya hükümeti, ülkede her yıl 15 Eylül&#39;de kutlanan &#34;Yaşlılara Saygı Günü&#34; dolayısıyla artan yaşlı nüfusa ilişkin istatistikleri açıkladı.Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı verilerine göre, 100 yaşı aşkın nüfusun 56 yıldır yükseldiği kaydedildi.Eylül&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5D25BB-1BE5A3-8B21A0-2AE554-888F1C-E8BF0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Japonya hükümeti, ülkede her yıl 15 Eylül&#39;de kutlanan &#34;Yaşlılara Saygı Günü&#34; dolayısıyla artan yaşlı nüfusa ilişkin istatistikleri açıkladı.Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı verilerine göre, 100 yaşı aşkın nüfusun 56 yıldır yükseldiği kaydedildi.Eylül itibarıyla ülkede 100 yaşını geçmiş nüfus 107 bin 677 olarak kayda geçti. Böylece ülkede &#34;bir asrı devirenlerin&#34; nüfusu ülke tarihinde ilk kez 100 bini aştı.Geçen yılın verileriyle karşılaştırıldığında sayı 7 bin 914 arttı. 100 yaşın üzerindekilerin 94 bin 298&#39;inin kadın, 13 bin 379&#39;unun ise erkek olduğu kaydedildi.En yaşlı kadın 114 yaşındaki Kişimoto Fuyo ve en yaşlı erkek 112 yaşındaki Kato Hikaru olarak kayda geçti.Japonya&#39;da &#34;bir asrı devirmişlere&#34; ilişkin nüfus verileri ilk kez 1963&#39;te kayda geçmeye başlamıştı.Yüz yaş üstü kişilerin sayısı ilk olarak 1981&#39;de 1000&#39;i, 1998&#39;de 10 bini ve 2012&#39;de 50 bini aşmıştı.Verilere göre, Japonya&#39;da ortalama yaşam beklentisi kadınlarda 87,3 ve erkeklerde ise 81,3 oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 15 Sep 2026 09:18:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[VakıfBank ve MEXT'ten yeşil dönüşüm hakkında iş birliği]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/vakifbank-ve-mextten-yesil-donusum-hakkinda-is-birligi-6241/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/vakifbank-ve-mextten-yesil-donusum-hakkinda-is-birligi-6241/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E10F89-D82D65-118ABE-89979C-D2AACE-D1D931.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E10F89-D82D65-118ABE-89979C-D2AACE-D1D931.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyaçlarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi."Dönüşüme Değer" adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT'in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank'ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank'ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek."Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz"VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:"Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT'in teknik yetkinliği ile VakıfBank'ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.""Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz"İş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol "MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT'in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank'ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz&#34; ifadelerini kullandı.İş birliği, "dönüşüm-finansman" modeli olarak kurgulandıVakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir "dönüşüm-finansman modeli" olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye'nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor.Dönüşüme Değer Programı; "Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç" olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor.İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 14 Sep 2026 16:35:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bahçesinde kazı yaptı, 20 kiloluk Viking hazinesi buldu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bahcesinde-kazi-yapti-20-kiloluk-viking-hazinesi-buldu-130/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bahcesinde-kazi-yapti-20-kiloluk-viking-hazinesi-buldu-130/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_08B694-FC8278-DD025F-E2E939-8ED451-E73F3A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Danimarka&#39;nın kuzeyindeki Rebild bölgesinde sıradan bir bahçe çalışması, ülkenin dikkat çeken arkeolojik keşiflerinden birine dönüştü.Bir ev sahibi, bahçesinde yeni bir teras için çimleri temizlediği sırada toprağın altında Viking dönemine ait gümüş hazineyle karşılaştı.Yaklaşık&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_08B694-FC8278-DD025F-E2E939-8ED451-E73F3A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Danimarka&#39;nın kuzeyindeki Rebild bölgesinde sıradan bir bahçe çalışması, ülkenin dikkat çeken arkeolojik keşiflerinden birine dönüştü.Bir ev sahibi, bahçesinde yeni bir teras için çimleri temizlediği sırada toprağın altında Viking dönemine ait gümüş hazineyle karşılaştı.Yaklaşık 18,5 kilogram ağırlığındaki hazinenin, 10. yüzyılda bir kil kabın içerisine yerleştirilerek toprağa gömüldüğü belirlendi.Topraktan yaklaşık 700 parça çıktıKazı ve incelemeler ilerledikçe keşfin boyutu da ortaya çıktı. Hazinede gümüş çubuklar, bilezikler, sikkeler ve farklı gümüş parçalar bulundu.Yaklaşık 700 nesnenin ortaya çıkarıldığı çalışmalarda, bunların yaklaşık 320&#39;sinin orijinal kil kabın içerisinde bütün halde kaldığı, diğer parçaların ise çevredeki toprağa dağıldığı tespit edildi.Buluntular arasında 50 sikkenin yanı sıra şans getirmesi amacıyla kullanıldığı düşünülen küçük bir Thor&#39;un çekici figürü de yer aldı.Gümüşün üzerindeki tek kelime dikkat çektiHazinenin en esrarengiz parçalarından biri ise üzerinde runik harfler bulunan gümüş çubuk oldu.Çubuğun üzerine &#34;hutu&#34; kelimesinin kazındığı tespit edildi. Ancak araştırmacılar kelimenin ne anlama geldiğini henüz kesin olarak belirleyemedi.&#34;Hutu&#34;nun bir isim, mülkiyet işareti veya başka bir sembolik ifade olabileceği değerlendiriliyor.Vikinglerin parayı nasıl kullandığına ışık tutuyorRebild&#39;deki keşfi önemli kılan ayrıntılardan biri de hazinenin yapısı oldu.Daha önce bulunan bazı Viking hazinelerinin aksine sikkeler, 18,5 kilogramlık gümüşün yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor. Hazinenin büyük kısmı gümüş çubuklar, takılar, klipsler ve farklı büyüklüklerdeki gümüş parçalarından meydana geliyor.Viking döneminde gümüşün yalnızca sikke olarak değil, ağırlığı üzerinden bir ödeme aracı şeklinde kullanıldığı biliniyor. Gümüş nesneler gerektiğinde daha küçük parçalara ayrılıyor veya eritilerek yeniden değerlendiriliyordu.Gümüşler ağırlıklarına göre ayrılmışRebild hazinesinde de bu ekonomik sistemin izlerine rastlandı.Araştırmacılar gümüş çubukların, bileziklerin ve hurda parçalarının belirli ağırlık gruplarına göre ayrıldığını tespit etti.Kuzey Jutland Müzeleri&#39;nden arkeolog Torben Sarauw, keşfin Viking çağının ekonomik ve toplumsal yapısının anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.Hazineden Arap dirhemleri de çıktıHazinenin içindeki sikkeler ise Vikinglerin ulaştığı geniş ticaret ağlarına ilişkin dikkat çekici ipuçları sundu.Buluntular arasında Arap dirhemleri ile İngiltere&#39;de Kral Edward the Elder döneminde basılmış Anglo-Sakson sikkeleri yer aldı.Birbirinden oldukça uzak coğrafyalara ait paraların aynı hazinede bulunması, Rebild&#39;in Viking döneminde yalnızca yerel bir yerleşim olmadığını gösteren önemli kanıtlar arasında değerlendiriliyor.İslam dünyasından Batı Avrupa&#39;ya uzanan ağArkeologlara göre buluntular, bölgenin yaklaşık bin yıl önce İskandinavya, Baltık Denizi, İslam dünyası, Kuzey Denizi ve Batı Avrupa arasında uzanan ekonomik ve kültürel bağlantıların parçası olduğunu gösteriyor.Toprağın altında yaklaşık bin yıl boyunca kalan 18,5 kilogramlık hazine böylece yalnızca büyük miktarda gümüşü değil, Vikinglerin ticaret ilişkileri ve günlük ekonomik yaşamına ilişkin ipuçlarını da günümüze taşıdı.Sıradan bir teras çalışması sırasında tesadüfen ortaya çıkan keşfin, yapılacak ayrıntılı incelemelerle Viking çağının ekonomik yapısına ilişkin yeni bilgiler sağlaması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 11 Sep 2026 08:40:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2026–2027 sanat sezonunu açıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-20262027-sanat-sezonunu-aciyor-7077/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-20262027-sanat-sezonunu-aciyor-7077/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9E004D-87F8A1-1B4372-5E7E43-17C85B-08920F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü izleyiciyle buluşturma hedefiyle yeni sezona hazırlanıyor. İDOB, yeni sezonda da Türkiye'nin yanı sıra uluslararası alanda ses getirecek projelere imza atmayı hedefliyor.İDOB, yeni sezonda Türk bestecilerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9E004D-87F8A1-1B4372-5E7E43-17C85B-08920F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü izleyiciyle buluşturma hedefiyle yeni sezona hazırlanıyor. İDOB, yeni sezonda da Türkiye'nin yanı sıra uluslararası alanda ses getirecek projelere imza atmayı hedefliyor.İDOB, yeni sezonda Türk bestecilerin özgün eserlerinden dünya opera ve bale repertuvarının seçkin klasiklerine uzanan zengin programıyla, farklı dönem ve kültürlerin değerli yapıtlarını Atatürk Kültür Merkezi ve Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde sanatseverlerle buluşturuyor.&nbsp;Prömiyerler;&nbsp;Afife; Modern bale prodüksiyonu "Afife", 10 Ekim 2026'da prömiyer yapıyor&hellip;Afife, yalnızca bir modern bale gösterisi değil; tutkuyu, özgürlüğü ve sahnede var olma cesaretini anlatan büyüleyici bir yolculuk. Zarafetin ve gücün aynı bedende buluştuğu bu etkileyici eser, izleyiciyi Afife'nin dünyasına davet ediyor. Eserin bestecisi Turgay Erdener. Eserin libretto ve koreografisi Beyhan Murphy imzalı.Rüzgar Ağacı: Günümüzün dikkat çeken koreograflarından Fernando Melo'nun 2023'te Danish Dance Theatre için yarattığı Rüzgâr Ağacı (Leaning Tree), İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) İstanbul Tiyatro Festivali ve ortak yapımı olarak yeniden hayat buluyor. Melo'nun İDOB bünyesindeki çağdaş dans topluluğu MDTistanbul'un dansçı kadrosuyla yeniden sahneye taşıdığı koreografinin müziği Signe Lykke imzalı. Prömiyer tarihi 24 Ekim 2026.Palto; Nikolay Gogol'ün dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alan aynı adlı öyküsünden esinlenen "Palto" operası, Selman Ada'nın müziği ve Tarık Günersel'in librettosuyla sahneye taşınıyor. Sıradan bir devlet memuru olan Akaki Akakiyeviç'in yeni bir palto etrafında şekillenen trajikomik hikâyesi; yalnızlık, bürokrasi, toplumsal eşitsizlik ve insan onuru üzerine çarpıcı bir anlatıya dönüşüyor. Eser Caner Akın rejisi ile Şubat 2027'de sahnede olacak.&nbsp;Üç Bale; İstanbul Devlet Opera ve Balesi, bale sanatının farklı dönem ve estetik yaklaşımlarını bir araya getiren özel bir programla üç ayrı koreografik dünyayı aynı sahnede buluşturuyor: Serenade, Circle of Fifths, Köçekçe: Bir Rapsodi.Eser Mart 2027'de sanatseverlere sunulacak.Kayıp Oyuncak; Ebru Cansız'ın koreografisi ve hikâyesiyle hayata geçecek olan çocuk balesi, dansçı olma hayali kuran küçük bir çocuğun, kentin gündelik yaşamından hayal gücünün sınırsız dünyasına uzanan düşsel yolculuğunu sahneye taşıyor; dans, müzik ve animasyonu bir araya getirerek çocukları ve aileleri, balenin ve sahne sanatlarının büyülü dünyasını keşfetmeye davet ediyor. Eser, Nisan 2027'de prömiyer yapıyor.Sessizlik;&nbsp; MDTistanbul'un yeni prodüksiyonu, sözcüklerin sustuğu yerde bedenin anlattığı hikâyelere odaklanıyor. "Konuşmadığımız zamanlarda içimizdeki sessizlik neler anlatır?" sorusundan yola çıkan modern dans yapımı, insanın farklı durumlar karşısında verdiği fiziksel ve içgüdüsel tepkileri hareket üzerinden ele alıyor. Portekiz'den Rosana Ribeiro, Brezilya'dan Gustavo Gomes ve İsviçre'den İhsan Rüstem'in üç farklı koreografisi, bedenin duygu, düşünce ve karşılaşmalar karşısındaki değişimini farklı hareket dilleriyle Mayıs 2027'de sahneye taşıyor.Turandot; Giacomo Puccini'nin görkemli eseri Turandot operası , izleyiciyi efsanelerle örülü kadim Pekin'e davet ediyor. Puccini'nin renkli ve görkemli orkestra dili, dramatik gerilimi yükselten geniş ölçekli koro bölümleri ve "Nessun dorma" başta olmak üzere opera tarihinin unutulmaz aryalarıyla Turandot, aşkın en katı kalpleri bile dönüştürebilen gücünü anlatan çarpıcı bir başyapıt olarak sanatseverlerle buluşacak. Eser, Mayıs 2027'de Roberto Catalano rejisi ile prömiyer yapacak.2026–2027 sanat sezonunda İstanbul Devlet Opera ve Balesi, opera ve bale sanatının farklı dönemlerini, anlatım biçimlerini ve müzikal dünyalarını buluşturan zengin bir repertuvarla sanatseverlerle buluşuyor;&nbsp; &nbsp;Repertuvardaki Diğer Eserlerden Kısa Kısa&hellip;OPERA:Saraydan Kız Kaçırma – Mozart'ın zarif müziği ve mizahıyla şekillenen eser, aşkın ve özgürlüğün peşinde sürüklenen eğlenceli bir kaçış hikâyesini sahneye taşıyor.Lucia di Lammermoor – Donizetti'nin güçlü melodileriyle hayat bulan eser, aşk, aile baskısı ve trajedi arasında sıkışan Lucia'nın yürek burkan hikâyesini anlatıyor.Edusa – Güldiyar Tanrıdağlı bestesi ve İskender Pala librettosu ile , Türk opera repertuvarının seçkin eserlerinden Edusa, Anadolu&#39;nun binlerce yıllık hafızasının sahneye taşınan yankısı olarak hayat buluyor.Faust – Gounod'nun unutulmaz operası Faust, gençlik ve tutku uğruna yapılan bir anlaşmanın insan ruhunda açtığı derin yaraları gözler önüne seriyor.Tehlikeli Oyun –Mesruh Savaş'ın bestesi ile, çağdaş opera anlayışının örneklerinden Tehlikeli Oyun, iki insanın kapalı bir mekânda yüzleşmesi üzerinden suç, vicdan ve insan psikolojisini sorguluyor.Deli Dumrul –Çetin Işıközlü'nün eseri, Dede Korkut'un ölümsüz hikâyesinden ilham alan Deli Dumrul, yaşam, ölüm, aşk ve insanın kaderi üzerine destansı bir anlatı kuruyor.Falstaff – Verdi'nin son operası Falstaff, zekâ, mizah ve entrikayla örülü hikâyesiyle opera sahnesine neşeli ve hareketli bir soluk getiriyor.Uçan Hollandalı – Wagner'in görkemli eseri Uçan Hollandalı, sonsuz lanetten kurtuluşu arayan bir denizcinin aşk ve sadakatle sınanan destansı hikâyesini anlatıyor.Kötülüğün Döngüsü – İnsan doğasındaki karanlık yönleri mercek altına alan Kötülüğün Döngüsü, kötülüğün nasıl doğduğunu ve nesilden nesile nasıl aktarıldığını sorguluyor.Gilgameş – Ahmed Adnan Saygun'un kültürler arasında köprü olma işlevini taşıdığı ve ana yurdunun düşünce dünyasını, kavramsal bir çerçeve içinde yorumladığı yapıtlarından olan epik dram, Doğu'nun ezgiselliği ile Batı'nın çok sesliliğinin iç içe geçmiş hali.La Traviata – Verdi'nin başyapıtı La Traviata, aşk ile toplumun katı kuralları arasında kalan Violetta'nın dokunaklı ve unutulmaz hikâyesini anlatıyor.BALE:Romeo ve Juliet -&nbsp; Shakespeare'in klasik aşk trajedisi Prokofyev'in eşsiz müziğiyle balede yeniden hayat buluyor. Bale repertuvarında, dramatik içerik ile koreografik ifadeyi bu denli ustalıkla birleştirebilen eserlerin sayısı oldukça sınırlıdır ve Romeo ve Juliet, bu açıdan özel bir yerde konumlanır.Momentum - Çağdaş Dansa Dört Farklı Vizyon&hellip;4 farklı neoklasik ve modern bale koreografisinden oluşan Momentum'da, "Unison", "Interwoven", "Kurgu" ve "Köçekçe: Bir Rapsodi" adlı koreografiler sunuluyor.Giselle - Besteci Adolphe Adam'ın müziği eşliğinde Jean Coralli-Jules Perrot-Marius Petipa'nın muhteşem koreografisiyle hayat buluyor. Kırsal yaşamın sıradışı dünyasını ve aşkın yüceliğini işleyen bu başyapıt, romantik bale repertuarının en değerli eserlerinden.MODERN DANS:&nbsp;Deliriyum - Dijitalleşmenin ve sosyal medyanın insan bedeni ve kimliği üzerindeki etkilerini konu alıyor.Pinokyo.exe - "Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla", Carlo Collodi'nin klasik hikâyesini teknolojik, gölgeli ve çağdaş bir dünyada yeniden kurguluyor.Dans Adrenalin - enerjisi ve heyecanıyla izleyiciyi sahnenin içine çeken dinamik gösteride Türk ve yabancı koreografların eserleri yer alıyor.ÇOCUK OPERASI&nbsp;Külkedisi&nbsp; - Gioacchino Rossini'nin müziğindeki evrensel dil ile Külkedisi masalı, büyüleyici bir çocuk operası olarak sahneye taşınıyor.Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry'nin eserinden uyarlanan, müziği Ahmet Sait Karabulut'a ait Küçük Prens, bir çocuğun gözünden hayal, dostluk, sorumluluk ve sevginin anlamını anlatıyor.İDOB ayrıca, yeni sezonda "Ulusal Müziğimiz", "Musica Poetica", "Opera Studio" ve "Tarihin İzinde" konser serileriyle müziğin farklı dönem ve yorumlarını sanatseverlerle buluşturarak, zengin ve nitelikli bir konser deneyimi de sunmaya hazırlanıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 10 Sep 2026 09:52:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni James Bond: Hayranların merak ettiği 7 soru]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/yeni-james-bond-hayranlarin-merak-ettigi-7-soru-7911/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/yeni-james-bond-hayranlarin-merak-ettigi-7-soru-7911/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F28D8F-93FEDD-281EB1-9CA75E-0510E5-E96140.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu sayıyı kıyasalamak gerekirse, sadece son on yılda Birleşik Krallık, bu İngiliz gizli ajanı rolünü oynayanlardan iki kat daha fazla başbakan değiştirdi. Ay&#39;a ayak basan insan sayısı da bu sayının iki katı.Son Bond duyurusu 21 yıl önce, 2005&#39;te yapılmıştı. Bu nedenle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F28D8F-93FEDD-281EB1-9CA75E-0510E5-E96140.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu sayıyı kıyasalamak gerekirse, sadece son on yılda Birleşik Krallık, bu İngiliz gizli ajanı rolünü oynayanlardan iki kat daha fazla başbakan değiştirdi. Ay&#39;a ayak basan insan sayısı da bu sayının iki katı.Son Bond duyurusu 21 yıl önce, 2005&#39;te yapılmıştı. Bu nedenle Bond hayranlarının, sinema dünyasının en büyük karakterlerinden ve serilerinden birinin geleceği hakkında soruları olması kaçınılmaz.1. Bir sonraki 007 rolünü kim canlandıracak?Bu, elbette, hayranların son altı yıldır yanıtını en çok merak ettiği soru. Ve yanıtın giderek yaklaşmasıyla birlikte, spekülasyonlar da son zamanlarda daha da yoğunlaştı.Aynı tanınmış isimlerin çoğu aylardır, hatta yıllardır ortalıkta dolaşıyor. Bunlar arasında genellikle Henry Cavill, Harris Dickinson, Jacob Elordi, Jack Lowden, James Norton, Jack O&#39;Connell, Callum Turner ve Aaron Taylor-Johnson&#39;ın isimleri geçiyor.Son zamanlardaysa listeye başka isimler de eklendi.Variety dergisinin bu yılın başlarında yayımladığı bir habere göre, tiyatro oyuncusu Tom Francis rol için seçmelere katıldı.Ağustos sonlarında ise Page Six, bu ay daha fazla seçme yapılacağını ve Gladiator 2 yıldızı Paul Mescal ile &#39;Heartstopper ve SAS: Rogue Heroes&#39; filmlerinin yıldızı Jack Barton&#39;ın da seçmelere katılacak isimler arasında olduğunu iddia etti.Yeni Bond filminin yapımcılarıyla ilgili yapılan açıklamada, &#34;yeni macerasına atılırken Bond ruhunun diri tutulacağı&#34; söylendi. Bu da Bond karakterinin erkek olarak kalacağının işareti olarak algılandı.Ancak adı geçen aktörlerin, gerçekten güvenilir kaynaklara dayanan kulis bilgileri mi yoksa yalnızca tahmin ve spekülasyonlardan mı ibaret olduğu hiçbir zaman netlik kazanmadı.2. Seçmeler başladı mı?Bond serisinin haklarını elinde bulunduran Amazon MGM Studios, Mayıs ayında, oyuncu seçimi sürecinin başladığını doğrulamış ancak bunun ötesinde fazla detay verilmemişti.Açıklamada sadece şu ifade yer alıyordu: &#34;Oyuncu seçimi sürecinde belirli detaylar hakkında yorum yapmayı planlamasak da, zamanı geldiğinde 007 hayranlarıyla daha fazla bilgi paylaşmaktan mutluluk duyarız.&#34;Görünüşe göre doğru zaman hızla yaklaşıyor. Yeni filmin yapımcılarından Amy Pascal, Hollywood odaklı web sitesi Deadline ile yaptığı bir röportajda, yeni Bond aktörüyle ilgili soruya şu yanıtı verdi: &#34;Yıl sonu iyi bir tahmin olur diye düşünüyorum.&#34;Geçtiğimiz ay kültür sanat yazarı Daniel Richtman da sosyal medyada &#34;Duyduğuma göre James Bond için oyuncu seçimi son aşamada ve belki de aradıkları kişiyi çoktan bulmuş olabilirler&#34; paylaşımını yaptı.X&#39;teki paylaşımının ardından gazeteci Jeff Sneider da şunları söyledi: &#34;Aynı söylentiyi ben de duydum. Önce yediye düştü, sonra üçe. Şimdi de &#39;aradıkları adamı bulmuş olabilirler&#39;. Bu noktada kim bilebilir ki? Ama nedense, sözde önde gelen adaylardan hiçbirinin olduğunu düşünmüyorum, buna Avustralyalı da dahil...&#34;&#34;Avustralyalı&#34; ifadesiyleneredeyse kesinlikle Euphoria ve Wuthering Heights dizilerinin yıldızı Jacob Elordi&#39;ye bir gönderme. Brisbane ve Melbourne&#39;de büyüyen Elordi, oyunculuk kariyerini sürdürmek için ABD&#39;ye taşınmıştı.3. Seçmeler nasıl işliyor?Sam Neill 1986&#39;da Bond rolü için seçmelere katılmıştı, ancak rol sonunda Timothy Dalton&#39;a verildi.Seçmeler muhtemelen, önceki oyuncu seçmelerine benzer şekilde yapıldı.Geleneksel olarak, pek çok James Bond adayının seçimlerde canlandırmak zorunda kaldığı bu sahne, &#34;Rusya&#39;dan Aşk&#34; filminde 007&#39;nin banyosundan çıkıp yatağında Tatiana Romanova&#39;yı bulduğu sahne.Bu sahnede patlamalar, dövüş ya da silahlar yok. Sadece oyuncunun fiziksel duruşu, hareketlerine ve karizmasına dayalı bir sahne.GoldenEye ve Casino Royale filmlerinin yönetmeni Martin Campbell, kültür sanat haber sitesi Gold Derby&#39;ye şöyle demişti: &#34;Anahtar kelime &#39;zahmetsiz&#39;. Bond&#39;u hiçbir zaman bocalarken görmeziniz; o çok tutumlu, verimli ve zahmetsiz bir karakter. Bu sahne de temelde tüm bu özellikleri kapsıyor.&#34;Ve risklerin bu kadar yüksek olduğu bir seri için, film ekibinin her bir adayın ekranda nasıl görüneceğini tam olarak bilmek istemesi de anlaşılabilir bir durum.Bunun için hiçbir masraftan kaçınılmıyor. 007 ekibinin geçmişte açıkladığı gibi: &#34;Bond ekran denemeleri, saç ve makyaj, kostümler, setler ve başka oyuncular da içeren kapsamlı süreçler.&#34;4. Yeni Bond nasıl duyurulacak?Daniel Craig, 2005 yılında James Bond olarak duyurulmuştu.Genellikle yeni bir Bond filminin tanıtımı, dünya medyasının gözü önünde Londra&#39;da düzenlenen bir basın toplantısıyla yapılırdı.Ancak ilk kez, serinin yaratıcı kontrolü Amazon MGM gibi bir stüdyonun elinde.Amazon, 2021&#39;de MGM&#39;yi 8,5 milyar dolara satın aldı; bu anlaşma James Bond filmlerinin dağıtım haklarını da içeriyor.Ayrıca, gelecekteki Bond karakterlerinin yaratıcı kontrol haklarını da almak için en az 20 milyon dolar daha ödedikleri bildirilmişti.Bu kadar yüksek meblağlar ödedikten sonra, Amazon MGM&#39;nin hayranlarını kendi yayın platformuna yönlendirmek istemesi ve yeni Bond filminin duyurusunun yalnızca Prime Video&#39;da yapılması oldukça muhtemel görünüyor.Bu durumun Prime Video aboneliklerinde artışı da beraberinde getirmesi çok normal olacaktır. Ve böyle bir duyuru, dünya basınında kaçınılmaz olarak yer alacaktır.İlk James Bond filmi Dr. No&#39;nun vizyona girmesinin 64. yıldönümü olan 5 Ekim Dünya James Bond Günü hızla yaklaşıyor. Bu nedenle, hayranlar olası bir duyuru için o gün kulaklarını açık tutabilir.5. Bir sonraki film hakkında neler biliniyor?Bond filmlerinin çoğunun isimleri Ian Fleming&#39;in öykülerinden alınmıştır.Henüz filmin adının ne olacağını veya kesin bir vizyon tarihini bilmiyoruz.Peaky Blinders dizisinin yaratıcısı Steven Knight şu anda senaryoyu yazıyor ve yönetmenliği de Dune&#39;un yönetmeni Denis Villeneuve yapacak.Bu ekip, muhtemelen yeni film için şimdiden bir isim belirlemişlerdir. Ama yine de, şimdilik yeni filmden sadece Bond 26 olarak bahsediyor da olabilirler.Filmlerin çoğu adlarını İngiliz yazar Ian Fleming&#39;in orijinal öykülerinden alıyor. Şu ana kadar filmlerde kullanılmayan dört Fleming öyküsü var: Hildebrand Rarity, Risico, 007 in New York ve The Property of a Lady.Bu isimler daha önce kullanılmamış olsa da, bu öykülerden bazı unsurlar daha önceki Bond filmlerinde zaten kullanılmıştı.Diğer yandan filmin hayranları da potansiyel isimler için kendi önerilerini sunmakla meşguller. Kral III. Charles&#39;ın 2022&#39;de tahta çıkmasından bu yana, bu öneriler arasında &#34;Majestelerinin Gizli Servisi&#34; ve &#34;Kral ve Ülke&#34; gibi isimler de yer alıyor.Vizyon tarihine gelince, bir sonraki filmin 2028&#39;de vizyona gireceği birçok yerde ifade edildi. Bu da son Bond filmiyle yenisinin arasında, 1989 yapımı Licence To Kill ile 1995 yapımı GoldenEye arasındaki altı yıl dört aylık aradan bile daha uzun bir süre olacağı anlamına geliyor.6. Bond ekibi ne kadar ileriye dönük planlama yapıyor?Bunu gerçekten sadece Bond ekibi biliyor.Ancak Amazon MGM, önceden iyi planlama yapabilecek mali kaynaklara sahip. Yani Bond&#39;un birden fazla film boyunca nasıl işleyeceği, önümüzdeki on yılı kapsayacak genel bir hikâye örgüsünün bulunup bulunmayacağı, yeni bir filmin iki yılda bir mi, üç yılda bir mi yoksa dört ya da beş yılda bir mi çekileceği gibi çeşitli konuları değerlendirebilecek finansal gücü var.Ayrıca, böylesine büyük bir yatırım yapmış olan Amazon MGM&#39;nin, Bond markasını en iyi şekilde nasıl değerlendirebileceği konusunda Disney&#39;in Star Wars deneyimlerinden ve Marvel&#39;ın Marvel Sinematik Evreni&#39;ndeki tecrübelerinden ders çıkarmaya istekli olacağı da kuşkusuz.Young Bond, Miss Moneypenny&#39;nin maceraları gibi birden fazla Bond yan yapımına yönelik ilgi olsa da, pazarın aşırı doyuma ulaşmamasına ve Bond markasının merkezinde yer alan filmlere zarar verilmemesine de dikkat edeceklerdir.7. Bir sonraki film, bir önceki filmin sonunu nasıl ele alacak?Aşağıdaki metin, No Time To Die filmiyle ilgili spoiler içermektedir.Daniel Craig&#39;in No Time To Die filminin sonundaki vedasında, onu filmin kötü karakteri Safin&#39;in (Rami Malek) ada sığınağında görmüştük. Sığınak bir dizi hava saldırısıyla vurulurken, süper casus da görünüşe göre sonunda hayatını kaybediyordu.Ortaya atılan iddialar, bir sonraki filmin Bond&#39;un MI6 (İngiliz gizli servisi) kariyerinin başlangıcındaki yıllarını konu alabileceğine, yani fiilen bir yeniden başlatma (reboot) özelliği taşıyabileceğine işaret ediyor.No Time To Die&#39;ın sonunu devam ettirmemesi, yeni filmin üzerinde herhangi bir baskı ya da beklenti oluşmayacağı anlamına da geliyor.Her hâlükârda Bond hayranları, neredeyse her Bond filminin sonunda görülen şu mesajı yeniden görecek: &#34;James Bond geri dönecek.&#34;Ve görünen o ki, çok yakında bu James Bond&#39;un kim olacağını öğreneceğiz.Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Sep 2026 05:37:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğal yaşam parkında tünel çöktü: Mirketler hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dogal-yasam-parkinda-tunel-coktu-mirketler-hayatini-kaybetti-6848/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dogal-yasam-parkinda-tunel-coktu-mirketler-hayatini-kaybetti-6848/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FD9F6C-0FE8A2-C8E815-50F273-6C3C16-A6DE2B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Park görevlileri, tünel çökmesi sonucu mahsur kalan mirketlerden yalnızca birini kurtarabildi.Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, grubun lideri &#34;Big Mama&#34; adlı mirketin yeni doğacak yavruları için ekibiyle birlikte yer altında tüneller ve yeni bir oda kazdığı belirtildi.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FD9F6C-0FE8A2-C8E815-50F273-6C3C16-A6DE2B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Park görevlileri, tünel çökmesi sonucu mahsur kalan mirketlerden yalnızca birini kurtarabildi.Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, grubun lideri &#34;Big Mama&#34; adlı mirketin yeni doğacak yavruları için ekibiyle birlikte yer altında tüneller ve yeni bir oda kazdığı belirtildi. Mirketlerin tünel kazma konusunda son derece tecrübeli olduğu aktarıldı.Uzun süren sıcak hava dalgasının ardından aniden bastıran şiddetli yağışın toprağın yapısını bozarak tünellerin çökmesine yol açtığı ifade edildi.Ekiplerin yer altındaki mirketlerin konumunu tespit ettiği, ancak bir mirket dışında grubun diğer üyelerinin cansız bedenine ulaşıldığı kaydedildi.Park yönetimi, hayatta kalan tek mirketin durumunun yakından takip edildiğini ve gözetim altında tutulduğunu bildirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 25 Aug 2026 09:10:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Almanya'da bilim insanları hâlâ tehdit alıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/almanyada-bilim-insanlari-hala-tehdit-aliyor-9784/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/almanyada-bilim-insanlari-hala-tehdit-aliyor-9784/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_55D1DE-1A377E-772513-3876D7-E84BDB-A130F6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya&#39;da kambur balina Timmy&#39;nin karaya vurduktan sonra taşındığı Kuzey Denizi&#39;nde ölümü üzerinden aylar geçmesine rağmen, dev memeli ile ilgilenen bilim insanları hâlâ hakaret ve ölüm tehditleri ile karşı karşıya olduklarını söylüyor.Alman Oşinografi Müzesi&#39;nden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_55D1DE-1A377E-772513-3876D7-E84BDB-A130F6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya&#39;da kambur balina Timmy&#39;nin karaya vurduktan sonra taşındığı Kuzey Denizi&#39;nde ölümü üzerinden aylar geçmesine rağmen, dev memeli ile ilgilenen bilim insanları hâlâ hakaret ve ölüm tehditleri ile karşı karşıya olduklarını söylüyor.Alman Oşinografi Müzesi&#39;nden bir sözcü Alman haber ajansı dpa&#39;ya yaptığı açıklamada, &#34;Mart ortasından bu yana bir hakaret ve taciz yağmuruna maruz kalıyoruz ve bugün de hâlâ devam ediyor&#34; dedi.Balinanın ölümünün ardından çeşitli bilim insanlarına ve müze birimlerine nefret içerikli mektuplar gönderildiğini belirten sözcü, ayrıca sosyal medya, e-posta ve telefon aramaları yoluyla &#34;nefret dolu yorumlar ve tehditler almaya devam ettiklerini&#34; söyledi.Bu mesajlarda bazı kişilerin müzenin &#34;yerle bir edilerek yakılmasını istediğini&#34; ya da &#34;çalışanların cehenneme gitmesini umduğunu&#34; söylediğini aktaran ve ismi açıklanmayan müze görevlisi, bir kişinin &#34;Seni herkesin önünde paramparça edeceğim&#34; diye yazdığını belirtti.Bilim insanları kurtarmaya karşıydıBilim insanları ve yetkililer ilk kez Mart ayında karaya vuran balinanın durumu konusunda ne yapılacağına karar verememiş, sonunda özel girişimciler balinayı su dolu özel bir mavna ile Kuzey Denizi&#39;ne çekerek açık denize bırakmıştı.Bilim insanlarının karşı çıktığı bu deneme sonunda balinanın cesedi 14 Mayıs&#39;ta Danimarka açıklarında bulunmuştu.Müze yetkilileri ve uzmanlar, Timmy adı verilen balinanın çok zayıf düştüğüne işaret ederek, &#34;huzur içinde ölmesine izin verilmesi gerektiğini&#34; savunuyordu. Bilim insanlarına göre kurtarma çabaları hayvanı strese sokarak &#34;gereksiz acıya&#34; neden oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 24 Aug 2026 09:47:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kadınlar erkeklerin dayanıklılık rekorlarını nasıl kırıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kadinlar-erkeklerin-dayaniklilik-rekorlarini-nasil-kiriyor-8334/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kadinlar-erkeklerin-dayaniklilik-rekorlarini-nasil-kiriyor-8334/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5628FC-C4485B-80CC3C-2C4339-34E680-08B488.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Doğum adı Sophia Grant olan Yeni Zelandalı koşucu Sophie Woods, kısa süre önce olağanüstü bir başarıya imza attı.Trieste&#39;den Monaco&#39;ya kadar Alpler boyunca 29 gün koşan Woods, yaklaşık 2 bin kilometre katetti ve toplamda 100 bin metreden fazla tırmandı. Üstelik geceleri ortalama&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5628FC-C4485B-80CC3C-2C4339-34E680-08B488.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Doğum adı Sophia Grant olan Yeni Zelandalı koşucu Sophie Woods, kısa süre önce olağanüstü bir başarıya imza attı.Trieste&#39;den Monaco&#39;ya kadar Alpler boyunca 29 gün koşan Woods, yaklaşık 2 bin kilometre katetti ve toplamda 100 bin metreden fazla tırmandı. Üstelik geceleri ortalama yalnızca üç ila dört saat uyudu.Böylece Via Alpina&#39;yı bugüne kadar en hızlı tamamlayan kişi oldu. 42 yaşındaki &#34;ultra koşucu&#34;, parkuru daha önceki en hızlı erkek sporcudan yedi günden fazla daha kısa sürede bitirdi.DW&#39;nin yarışla ilgili sorularını yanıtlayan Woods, &#34;Bunu düşündüğümde tüylerim diken diken oluyor. Genel rekoru almak inanılmaz&#34; dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;&#34;Ben oraya macera için gitmiştim. Açıkçası bir aydan daha uzun süre koşmak istemiyordum. Bu kadarı yeterliydi.&#34;Mesafe uzadıkça cinsiyet farkı azalıyorWoods, son yıllarda dayanıklılık sporlarında erkeklere ait bir rekoru kıran tek kadın değil.Rachel Entrekin, 2026 yılında ABD&#39;de yaklaşık 400 kilometrelik Cocodona 250 yarışını kazanarak parkurun genel rekorunu kırdı.Bir yıl önce Tara Dower, Vermont&#39;taki yaklaşık 440 kilometrelik Long Trail parkurunu 3 gün, 18 saat ve 29 dakikada tamamladı. Dower, önceki erkekler rekorunu 2 saat 40 dakika geliştirdi.2019 yılında Alman Fiona Kolbinger, Transcontinental Race&#39;i kazanan ilk kadın oldu. Avrupa boyunca yaklaşık 4 bin kilometre bisiklete binen Kolbinger, ikinci sıradaki erkek sporcunun yaklaşık sekiz saat önünde finişe ulaştı. Aynı yıl Jasmin Paris, Büyük Britanya&#39;daki 430 kilometrelik Spine Race&#39;i kazanan ilk kadın oldu ve önceki parkur rekorunu 12 saatten fazla geliştirdi.RunRepeat ile Uluslararası Ultra Koşucular Birliği&#39;nin 15 binden fazla ultra maratondaki beş milyondan fazla sonucu kapsayan geniş çaplı analizinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Sonuçlara göre mesafe uzadıkça kadınların dereceleri ortalama olarak erkeklerinkine giderek yaklaşıyor.İncelenen yarışlarda erkekler ortalama yüzde 11,1 daha hızlıydı. Ancak 100 mil, yani yaklaşık 161 kilometre mesafede fark yalnızca yüzde 0,25&#39;e düştü. 195 milin, yani yaklaşık 314 kilometrenin üzerindeki mesafelerde ise kadınlar ortalama yüzde 0,6 daha hızlıydı.Uzun mesafeli dayanıklılık yarışlarında kadınlarla erkekler arasındaki performans farkı azalıyor&#34;Sorun çözmede iyiyiz&#34;Peki fiziksel yük arttıkça kadınlar erkeklere nasıl ayak uydurabiliyor, hatta onları nasıl geçebiliyor?Bunda bazı fizyolojik etkenlerin rol oynadığı düşünülüyor. Kadınlarda ortalama olarak yorgunluğa daha dayanıklı Tip I kas liflerinin oranı daha yüksek. Ayrıca dayanıklılık gerektiren aktivitelerde enerji kaynağı olarak yağdan erkeklere kıyasla daha fazla yararlanıyorlar.Erkeklerin genellikle sahip olduğu daha fazla kas kütlesi ve daha yüksek maksimum oksijen tüketimi gibi avantajlar, çok uzun mesafeli yarışlarda daha kısa yarışlardaki kadar belirleyici olmayabiliyor.Woods, &#34;Muhtemelen yağ yakma konusunda daha iyiyiz ve bu nedenle daha uzun süre devam edebiliyoruz&#34; diyor. Ardından başka olası etkenlere de dikkat çekiyor:&#34;Bence egomuzu bir kenara bırakmakta iyiyiz. Ayrıca sorun çözmede de iyi olduğumuzu düşünüyorum.&#34;Bir ultra maratonda başarı yalnızca kimin daha hızlı koşabildiğiyle ilgili değil. Uyku, beslenme ve fiziksel ağrı konusunda sürekli önemli kararlar alınması gerekiyor. Woods&#39;un ekibi de tam bu noktada devreye giriyor.Woods, &#34;Hayatımı tamamen onların ellerine bırakıyorum&#34; şeklinde konuşuyor ve ekliyor:&#34;Kontrol edebileceğiniz her şeyi kontrol ediyorsunuz. Sonra kendinizi kaosun içine atıp sonunda ne çıkacağını görüyorsunuz.&#34;Dayanıklılık sporlarında sonucu yalnızca ham güç belirlemiyor; tempo, enerji kullanımı ve yarış içindeki doğru kararlar da öne çıkıyorGecede 90 dakika uyku, günde 7 bin kaloriWoods&#39;un maruz kaldığı aşırı fiziksel yük uyku düzeninde de açıkça görüldü. Parkurun sonlarına doğru bazı geceler yalnızca 90 dakika uyuyordu. Daha fazla devam edemediğinde ise patikanın hemen kenarına uzandığını anlatıyor:&#34;Yolun kenarında küçük, yosunlu bir yere kıvrılıp yatıyorsunuz ve kimsenin öldüğünüzü düşünmemesini umuyorsunuz. Uyku yoksunluğu bütün bu maceranın en zor bölümlerinden biriydi.&#34;Çalar saati çoğu zaman sabahın üçünde yeniden çalıyordu.Aynı zamanda vücudunun enerji ihtiyacını karşılamak da büyük bir sorundu. Ekibinin tahminine göre Woods günde 6 bin ila 7 bin kalori tüketiyordu. Spor içecekleri, gazlı içecekler, burrito, falafel dürüm, sandviç, makarna ve McDonald&#39;s ürünleri tüketti. Bunların büyük bölümünü de hareket hâlindeyken yedi.Dolomitler&#39;de sıcaklık ve ağrı da mücadeleyi daha da zorlaştırdı.Woods, &#34;Dolomitler&#39;de hüngür hüngür ağladım&#34; diyor:&#34;Çok sıcaktı. Her yerim ağrıyordu. Vücudum çok şişmişti. Zar zor ilerliyordum ve kendi kendime, &#39;Bunu yapabilecek miyim bilmiyorum&#39; diyordum.&#34;Bütün bunlara rağmen devam etti.Via Alpina, Adriyatik&#39;ten Akdeniz&#39;e uzanan yaklaşık 2 bin kilometrelik ve sekiz Alp ülkesinden geçen uzun mesafeli bir rotaSpor araştırmalarında kadınlar uzun süre ihmal edildiRekoru kırmasına rağmen Woods, kadın bedenleri erkeklerinki kadar kapsamlı biçimde araştırılmış olsaydı kendisinin ve diğer kadın sporcuların neler başarabileceğini merak ediyor:&#34;Bir kadın olarak bu araştırmaları okurken aslında kimlerin incelendiğine çok dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü çoğu zaman araştırmada on erkek bisikletçi yer alıyor. On yıllardır bütün bu araştırmalarda geride bırakıldık. Kadınlar olarak spor dünyasında kırıntılar için mücadele ediyoruz. Daha fazla görünürlük için mücadele ediyoruz, daha fazla araştırma için mücadele ediyoruz, daha fazla sponsorluk için mücadele ediyoruz.&#34;Kadınların erkeklere ait bazı bireysel rekorları kırmış olması, kadınların doğuştan erkeklerden daha iyi dayanıklılık sporcuları olduğu anlamına gelmiyor. Erkekler hâlâ çok sayıda rekorun sahibi ve daha kısa mesafelerde ortalama olarak belirgin biçimde daha hızlı.Ancak spor fizyoloğu Nicholas Tiller, BBC&#39;ye verdiği röportajda çok uzun dayanıklılık yarışlarını &#34;büyük eşitleyici&#34; olarak nitelendiriyor.Woods ise kâğıt üzerinde avantajın kimde olduğuyla pek ilgilenmiyor:&#34;Bence yapılabilecek en cesur şey denemek. Korktuğunuz şeyi deneyin. Sonunda ne olduğu önemli değil. Çünkü en azından denemiş olursunuz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 23 Aug 2026 09:05:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bodrum Bale Festivali perdelerini kapadı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bodrum-bale-festivali-perdelerini-kapadi-4489/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bodrum-bale-festivali-perdelerini-kapadi-4489/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_92389E-42EA38-18C2A4-C08FDB-C291FF-1DA10D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festivalin açılışı, dünya bale repertuvarının başyapıtlarından "Kuğu Gölü" ile gerçekleştirildi. Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin ölümsüz müzikleri eşliğinde sahnelenen eser, G. Armağan Davran ve A. Volkan Ersoy'un yorumuyla Bodrum Kalesi'nin tarihi atmosferinde sanatseverlerle buluştu.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_92389E-42EA38-18C2A4-C08FDB-C291FF-1DA10D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festivalin açılışı, dünya bale repertuvarının başyapıtlarından "Kuğu Gölü" ile gerçekleştirildi. Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin ölümsüz müzikleri eşliğinde sahnelenen eser, G. Armağan Davran ve A. Volkan Ersoy'un yorumuyla Bodrum Kalesi'nin tarihi atmosferinde sanatseverlerle buluştu. Güçlü dansçı kadrosu, dekor ve kostümleriyle sahnelenen "Kuğu Gölü", festivalin açılışına görkemli bir başlangıç yaptı.&nbsp;Festivalin ikinci yapımı "Zorba", Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Mikis Theodorakis'in unutulmaz müzikleri, Lorca Massine'in koreografisi ve Nikos Kazancakis'in aynı adlı romanından uyarlanan eser; Akdeniz kültürünün sıcaklığını, yaşamın acılarını ve sevinçlerini dansın güçlü anlatımıyla Bodrum Kalesi'ne taşıdı.&nbsp;Festivalin dikkat çeken yapımlarından biri de Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen "Carmina Burana" oldu. Carl Orff'un müziği üzerine hazırlanan yeni prodüksiyon Bodrum'da prömiyer yaptı. A.Volkan Ersoy'un sahnelemesi ve farklı koreografların etkileyici koreografisi ve güçlü görsel anlatımıyla sanatseverlerden uzun süre alkış aldı. Kader, doğa, aşk ve insan yaşamının değişken döngüsünü ele alan eser, geniş dansçı kadrosu ve güçlü görsel atmosferiyle Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde sanatseverlerle buluştu.Festivalin uluslararası konuğu Kosova Ulusal Balesi ise Maurice Ravel'in dünyaca ünlü eseri üzerine Mehmet Balkan'ın koreografisini hazırladığı "Boléro" ile Portekiz'in geleneksel müzik kültürü Fado'dan ilham alan, Daniel Cardoso imzalı "Correr o Fado"yu aynı gecede sanatseverlerle buluşturdu. İki farklı kültürel müzik geleneğini çağdaş dansla buluşturan yapım, özgün koreografisi ve sahne yorumuyla festivalin öne çıkan yapımları arasında yer aldı.Festivalin kapanışı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu (MDTİstanbul) tarafından sahnelenen "PİNOKYO.EXE" ile gerçekleştirildi. Koreograf Erika Silgoner imzasını taşıyan eser, Carlo Collodi'nin klasik Pinokyo hikâyesini gerçeklik, yapay zekâ, hafıza ve insan olma kavramları üzerinden dijital çağın dünyasında yeniden yorumladı. Gökçe Özücoşkun'un müzikleri, Gülden Sayıl'ın dekor ve kostüm tasarımı ile Yasin Gültepe'nin ışık tasarımıyla dikkat çeken yapım, seyircilerden yoğun ilgi gördü.Klasik baleden modern dansa uzanan zengin programıyla ulusal ve uluslararası sanatçıları, sanatseverlerle Bodrum Kalesi'nin tarihi atmosferinde buluşturan 23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 17 Ağustos 2026'da perdelerini kapattı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 18 Aug 2026 09:40:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Heroes" ve "Nashville" dizilerinin yıldızı yaşamını yitirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/heroes-ve-nashville-dizilerinin-yildizi-yasamini-yitirdi-2432/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/heroes-ve-nashville-dizilerinin-yildizi-yasamini-yitirdi-2432/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_18CC55-51F1E2-9A0AA6-A5D0B4-0F7E6A-FAB117.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyaca ünlü ABD&#39;li oyuncu Hayden Panettiere, 36 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının vefat haberini temsilcisi doğrularken, ölüm nedeni ve detaylarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Çocuk yaşta adım attığı oyunculuk kariyerinde unutulmaz rollere imza atan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_18CC55-51F1E2-9A0AA6-A5D0B4-0F7E6A-FAB117.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyaca ünlü ABD&#39;li oyuncu Hayden Panettiere, 36 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının vefat haberini temsilcisi doğrularken, ölüm nedeni ve detaylarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Çocuk yaşta adım attığı oyunculuk kariyerinde unutulmaz rollere imza atan yıldız ismin vefatı, sanat camiasında ve hayranları arasında derin bir üzüntü yarattı.Oyuncunun babası Skip Panettiere, yayımladığı taziye mesajında duygusal ifadeler kullandı. Ailenin bu büyük kayıpla sarsıldığını belirten baba Panettiere, &#34;Sevgili Hayden&#39;ımızın trajik ölümünü derin bir üzüntüyle paylaşıyoruz. O, inanılmaz bir ışık ve doğanın bir gücüydü; onu tanıyan herkese ve ekranda izleyen milyonlara ölçülemez bir sevgi ve neşe getirdi&#34; diyerek bu zorlu süreçte mahremiyetlerine saygı gösterilmesini talep etti.Heroes ve Nashville ile yıldızı parlamıştıKariyerine çocuk oyuncu olarak başlayan Hayden Panettiere, televizyon tarihine geçen Heroes dizisinde canlandırdığı amigo kız Claire Bennet karakteriyle dünya çapında şöhrete kavuştu. Başarılı performansını müzikal drama dizisi Nashville&#39;deki Juliette Barnes rolüyle pekiştiren yıldız, sinemada da adından sıkça söz ettirdi.Ünlü oyuncu beyaz perdede ise Remember the Titans, Raising Helen, Ice Princess ve efsane korku serisi Scream 4 ile Scream (2023) filmlerindeki Kirby Reed rolleriyle izleyicilerin hafızasında yer edindi. Kariyeri boyunca yaşadığı kişisel mücadeleleri de samimiyetle anlatan Panettiere, Mayıs ayında &#34;This Is Me: A Reckoning&#34; adlı bir anı kitabı yayımlamıştı.Zorlu yıllar ve ailevi kayıplarEski ağır sıklet boks şampiyonu Wladimir Klitschko ile olan birlikteliğinden 2014 doğumlu Kaya Klitschko adında bir kızı bulunan ünlü yıldız, geçmişte alkol bağımlılığı ve doğum sonrası depresyon süreçleriyle mücadele ettiğini açık yüreklilikle dile getirmişti.Panettiere ailesi, Şubat 2023&#39;te bir diğer büyük trajediyle sarsılmış; Hayden&#39;ın 28 yaşındaki oyuncu kardeşi Jansen Panettiere, kalp büyümesi komplikasyonları sebebiyle aniden yaşamını yitirmişti. Hayden Panettiere, verdiği röportajlarda kardeşinin kaybının yarattığı derin acıyı hiçbir zaman tam olarak atlatamadığını vurgulamıştı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 17 Aug 2026 07:47:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ünlü müzisyen Gökçen Kaynatan yaşamını yitirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-muzisyen-gokcen-kaynatan-yasamini-yitirdi-899/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-muzisyen-gokcen-kaynatan-yasamini-yitirdi-899/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D3F0DB-7D83F9-F182BD-61C9B5-933A39-9AC2F4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk elektronik ve psikedelik müziğinin öncü isimlerinden biri kabul edilen Kaynatan, farklı sanat ve tasarım alanlarında da çalışmalar yaptı. 1958 yılında "Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Orkestrası"nı kuran sanatçı, Türkiye'nin dört bir yanında tanındı.&nbsp;Cem Karaca,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D3F0DB-7D83F9-F182BD-61C9B5-933A39-9AC2F4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk elektronik ve psikedelik müziğinin öncü isimlerinden biri kabul edilen Kaynatan, farklı sanat ve tasarım alanlarında da çalışmalar yaptı. 1958 yılında "Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Orkestrası"nı kuran sanatçı, Türkiye'nin dört bir yanında tanındı.&nbsp;Cem Karaca, Özdemir Erdoğan, Kerim Çaplı, Mesut Aytunca ve Sadık Bütünley gibi isimler de Kaynatan'ın orkestrasında yer aldı.2018 yılında 45. Altın Kelebek Ödülleri kapsamında Onur Ödülü'ne layık görülen Kaynatan Türk müziğine bıraktığı güçlü izlerle hafızalarda yaşamaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 13 Aug 2026 20:03:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kosova Ulusal Balesi Bodrum'da büyük ilgi gördü]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kosova-ulusal-balesi-bodrumda-buyuk-ilgi-gordu-3805/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kosova-ulusal-balesi-bodrumda-buyuk-ilgi-gordu-3805/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EBD859-C9AFB3-49B801-1D05D9-097C19-5FF6DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali kapsamında sahne alan Kosova Ulusal Balesi, gecenin ilk bölümünde Koreograf Mehmet Balkan&#39;ın, Maurice Ravel&#39;in dünyaca ünlü bestesi üzerine koreografisini hazırladığı &#34;Boléro&#34;yu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_EBD859-C9AFB3-49B801-1D05D9-097C19-5FF6DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali kapsamında sahne alan Kosova Ulusal Balesi, gecenin ilk bölümünde Koreograf Mehmet Balkan&#39;ın, Maurice Ravel&#39;in dünyaca ünlü bestesi üzerine koreografisini hazırladığı &#34;Boléro&#34;yu sahneledi. Ritmik yapısı ve giderek yükselen dramatik kurgusuyla dikkat çeken eser, dansın temposunu adım adım yükselten etkileyici koreografisi ile sanatseverlerden büyük ilgi gördü.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 13 Aug 2026 08:49:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Avrupa'da son 27 yılın en önemli güneş tutulması]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/avrupada-son-27-yilin-en-onemli-gunes-tutulmasi-1232/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/avrupada-son-27-yilin-en-onemli-gunes-tutulmasi-1232/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_41B266-87D619-F8773F-F45542-1EF354-FE680D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İzlanda ve Grönland&#39;da tam tutulma gözlenirken, Birleşik Krallık&#39;ın büyük bölümünde Güneş&#39;in %90&#39;ından fazlası Ay tarafından örtüldü.İspanya ve İzlanda dahil Avrupa&#39;nın diğer bölgeleri de nadir görülen bir tam tutulmaya tanıklık etti.Birleşik Krallık&#39;ta&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_41B266-87D619-F8773F-F45542-1EF354-FE680D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İzlanda ve Grönland&#39;da tam tutulma gözlenirken, Birleşik Krallık&#39;ın büyük bölümünde Güneş&#39;in %90&#39;ından fazlası Ay tarafından örtüldü.İspanya ve İzlanda dahil Avrupa&#39;nın diğer bölgeleri de nadir görülen bir tam tutulmaya tanıklık etti.Birleşik Krallık&#39;ta kısmi tutulma yerel saatle 18:20&#39;de başladı.19:02 ile 19:16 arasında Güneş&#39;in %90&#39;ından fazlası Ay tarafından engellendi ve tutulma 20:10 civarında son buldu.Güneş tutulması nedir?Tutulma, Ay&#39;ın Dünya ile Güneş arasına girmesi ve Güneş ışığının bir kısmının veya tamamının bize ulaşmasını engellemesiyle gerçekleşiyor.Güneş tutulmasının birçok farklı türü var. Hangisini göreceğiniz, dünyanın neresinde olduğunuza ve Ay&#39;ın ne kadar uzakta olduğuna bağlı olarak değişiyor.Tam güneş tutulması, Ay&#39;ın Güneş ve Dünya ile mükemmel bir şekilde hizalanması ve Güneş&#39;i tamamen kapatması sonucu gökyüzünün şafak veya alacakaranlıkta olduğu gibi kararması.Ay&#39;ın gölgesinin orta kısmı olan ay gölgesi bölgesindeyseniz bunu görebilirsiniz.Bazen tutulmuş Güneş&#39;in etrafında parlak bir hale görebilirsiniz. Bu, normalde Güneş yüzeyinin parlaklığının gizlediği, korona adı verilen en dış atmosferi.Ay&#39;ın dış gölgesi olan yarı gölge bölgesindeyseniz kısmi bir güneş tutulması görebilirsiniz. Bu durumda Ay, Güneş&#39;in sadece bir kısmını örtüyor ve Güneş hilal şeklini alıyor.Halkalı güneş tutulması, Ay&#39;ın Güneş&#39;in önünde durduğu ama Dünya&#39;dan tamamen güneşi engelleyemeyecek kadar uzakta olduğu bir durum.Ay&#39;ın yörüngesi eliptik, yani mükemmel bir daire değil ve Ay, Dünya&#39;dan en uzak noktasında veya bu noktaya yakın bir yerde Güneş&#39;in önünden geçerse, bize daha küçük görünüyor.Bu tür bir tutulmada, Ay&#39;ın etrafında Güneş&#39;in parlak diskini yine de görebilirsiniz.Bu tür güneş tutulmaları, Dünya&#39;nın Güneş ile Ay arasında hizalanarak Ay&#39;ın üzerine gölge düşürdüğü ay tutulmalarından tamamen farklı.Nerelerden izlendi?Güneş tutulması 12 Ağustos Çarşamba günü gerçekleşti.Rusya&#39;nın kuzey kesimlerinde, Grönland&#39;da, İzlanda&#39;da, İspanya&#39;da ve Portekiz&#39;de tam güneş tutulması yaşandı.Tutulma Türkiye&#39;den görülemedi. Türkiye&#39;den izlenebilecek bir sonraki Güneş tutulması ise 2 Ağustos 2027&#39;de gerçekleşecek parçalı Güneş tutulması olacak.NASA&#39;ya göre, tam tutulma (güneşin tamamen engellenmesi) öğlen saatlerinde Rusya&#39;nın kuzeyindeki küçük ve ücra bir bölgede gerçekleşecek. Ardından güneş, dünyanın etrafında doğuya doğru ilerleyerek, yerel saatle akşam geç saatlerde, gün batımından hemen önce İspanya&#39;ya ulaştı.Tam tutulma çok kısa sürdü ve iki buçuk dakikadan kısa sürede tamamlandı.ABD&#39;nin kuzey kesimleri, Kanada, Kuzeybatı Afrika ve Avrupa&#39;nın bazı bölgelerinde kısmi güneş tutulması yaşandı ve bazı yerlerde Güneş&#39;in % 90&#39;ı veya daha fazlası kayboldu.Afrika&#39;nın bazı bölgelerinde ve Avrupa anakarasında gün batımı tutulması yaşanacağı için bu olay daha da özel olacak. Yani güneş batarken kısmen tutulmuş halde olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 13 Aug 2026 07:45:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Afrika'daki aşırı sıcaklara develer bile dayanamıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/afrikadaki-asiri-sicaklara-develer-bile-dayanamiyor-5518/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/afrikadaki-asiri-sicaklara-develer-bile-dayanamiyor-5518/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DD4268-97B4A5-4828C4-C4DBAA-054BE9-EC19C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Etiyopya&#39;nın kuzeydoğusundaki Afar bölgesi, dünyanın en sıcak ve en kurak yerlerinden biri. Burada göçebeler sık sık deve kervanlarıyla çöl boyunca tuz taşıyor.Afar&#39;ın Semera bölgesinden deve çobanı Ali Ömer, BBC&#39;ye yaptığı açıklamada &#34;Develerimin aşırı sıcaktan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DD4268-97B4A5-4828C4-C4DBAA-054BE9-EC19C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Etiyopya&#39;nın kuzeydoğusundaki Afar bölgesi, dünyanın en sıcak ve en kurak yerlerinden biri. Burada göçebeler sık sık deve kervanlarıyla çöl boyunca tuz taşıyor.Afar&#39;ın Semera bölgesinden deve çobanı Ali Ömer, BBC&#39;ye yaptığı açıklamada &#34;Develerimin aşırı sıcaktan muzdarip olduğunu görüyorum&#34; diyor.Yaklaşık 500 devesi olan 40 yaşındaki adam &#34;Ayaklarında kabarcıklar oluşuyor, gözleri sulanıyor ve sıcak kum yakıyor, oturduklarında da tüylerini mahvediyor&#34; diye konuşuyor:&#34;Son bir ay içinde aşırı sıcaklar nedeniyle sekiz deve yavrusunu kaybettim, durum çok daha ağır ve zorlaştı.&#34;&#34;Eskiden serin hava getiren rüzgar bile artık sıcak hava taşıyor&#34; diyen deve çobanı, son yıllarda sıcaklıktaki bu dramatik değişiklikleri fark ettiğini de sözlerine ekliyor.Bu gözlemlerinde yalnız değil. Bilim insanları, hayvan hakları çalışanları ve çeşitli araştırmalar, aşırı sıcağın doğrudan etkileri olarak stresin, yorgunluğun, susuzluğun ve hastalıkların yayıldığını belirtiyor.Yüksek sıcaklıklar dolaylı olarak develerin su, bitki örtüsü ve gölgelik alanların ciddi şekilde azalmasına neden olarak zarar görmesine yol açıyor.Develer, sıcaklıkların 50°C&#39;nin üzerine çıkabildiği Danakil Çöküntüsü&#39;ndeki mineral bakımından zengin göllerden çıkarılan tuz kalıplarını taşıyorKuzey Afrika ve Afrika Boynuzu, dünyadaki en büyük tek hörgüçlü deve popülasyonunun yaklaşık %80&#39;ine ev sahipliği yapıyor.Yıllar geçtikçe bu bölgelerdeki çiftçiler ve hayvancılar, aşırı sıcak ve kuraklık koşullarına dayanıklılıkları nedeniyle bu hayvanlara yöneldi.Ancak 2025&#39;te yayınlanan ve Etiyopya&#39;nın güneyindeki deve çobanlarının gözlemlerine dayanan bir çalışma, yüksek sıcaklıkların ve iklim değişkenliğinin deve sürülerinin sağlığı üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu gösterdi.Çalışmada &#34;Katılımcılar, iklim değişikliği ve değişkenliğinin develerin sağlığını, verimliliğini ve üreme performansını etkilediğini bildirdi&#34; deniliyor.Komşu Somali&#39;de durum daha da ciddi görünüyor. Haziran&#39;da yayınlanan bir araştırma, kuraklığa bağlı deve ölümlerinin yaygın bir kriz olduğunu ve deve sahibi hanelerin yaklaşık %46&#39;sını etkilediğini gösterdi.Çalışmaya kırsalda yaşayan yaklaşık altı bin aile katıldı ve ölüm oranlarının kuzey bölgelerinde yoğunlaştığını gösterdi.Uzmanlar, bölgedeki kuraklığın ana nedeninin aşırı sıcaklar olduğunu, ancak yetersiz veteriner hizmetleri ve hayvan yönetimi gibi diğer faktörlerin de durumu daha da kötüleştirdiğini söylüyor.Atmosfer bilimcileri tarafından yapılan bir analiz, bölgedeki yüksek sıcaklıkların 2021-22 kuraklığının ardındaki neden olduğunu ortaya koydu. Zira aşırı sıcaklık, topraktaki ve su kaynaklarındaki suyun buhara dönüşmesine ve bitkilerin içlerindeki suyu buhar olarak havaya salmasına neden oluyor.Veterinerler, aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle daha çok sayıda hasta deve tedavi ettiklerini ve ölümlerin arttığını söylüyor.Kenya&#39;nın kuzeydoğusunda, Etiyopya sınırındaki Marsabit bölgesinde görev yapan veteriner hekim Hassan Nuya Guyo, BBC&#39;ye yaptığı açıklamada &#34;Develerde aşırı vücut ısısı vakalarında önemli bir artış görüyoruz ve bunun sonucunda develer birden fazla enfeksiyon kapıyor&#34; diyor:&#34;Son iki yılda, aşırı sıcaklar nedeniyle bölgemizde deve ölümlerinde %15&#39;ten fazla artış gördük.&#34;Afrika Boynuzu&#39;nda yapılan bir başka araştırmaya göre, develer arasında görülen hastalıkların yaygınlığı ve süt verimindeki azalma, ısı stresi de dahil olmak üzere iklim değişikliğinin etkilerinden kaynaklanıyor.Kenya&#39;nın kuzeydoğusunda veteriner hekimlik yapan Hassan Nuya Guyo, son iki yılda denetimi altındaki bölgede deve ölümlerinde %15&#39;lik bir artış olduğunu söylüyorKuzey Afrika&#39;da da benzer bir durum yaşanıyor. Bu yıl yayınlanan Cezayir&#39;deki bir çalışma, yaz aylarındaki sıcak hava dalgaları sırasında deve ölümlerinde önemli bir artış olduğunu gösterdi.Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), aşırı sıcak hava olaylarının Kuzey Afrika ülkelerinin birçoğunda yaygın bir olgu haline geldiğini ve 1981&#39;den bu yana sıcak hava dalgalarının belirgin bir artış eğilimi gösterdiğini belirtiyor.Açıklamada, bölgedeki ve Ortadoğu&#39;daki birçok ülkede 2024 yılında sıcaklıkların 50°C&#39;nin üzerinde seyrettiği belirtildi.Dünya Meteoroloji Örgütü&#39;nün (WMO) 2025 Afrika İklim Durumu raporuna göre, Kuzey Afrika, 1991 ile 2025 yılları arasında on yılda 0,43°C ile altı alt bölge arasında en hızlı ısınmayı kaydetti.Uzmanlar, develerin vücut sıcaklıklarının gün boyunca dış sıcaklığa bağlı olarak yaklaşık 40°C&#39;ye kadar sıcaklıklara rahatlıkla dayanabildiklerini söylüyor.Bu sayede terlemeyi önlüyorlar ve konsantre idrar ve kuru dışkı su kaybını en aza indirmelerine yardımcı olurken, kalın deri örtüleri de güneş ışınlarından korunmalarına yardımcı ediyor.Uzmanlar, develerin yaklaşık 40°C&#39;ye kadar olan sıcaklıklarla rahatlıkla başa çıktığını söylüyorBirleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü&#39;nde (FAO) deve sağlığı konusunda uzmanlaşmış ve Kuzey Afrika&#39;da çalışan bilim insanı Dr. Mohammed Bengoumi, &#34;Ancak develer, sıcaklıklar konfor aralıklarının ötesine çıktığında ısı stresi de yaşayabilirler&#34; diyor.BBC&#39;ye konuşan Bengoumi &#34;Sahra&#39;nın birçok bölgesinde yaz sıcaklıkları artık sık sık 50°C&#39;yi aşıyor ve bu durum, özellikle bitki örtüsünün azalması, su kıtlığı ve gölgeye erişimin sınırlı olmasıyla birlikte, şiddetli ısı stresi riskini artırıyor&#34; şeklinde konuşuyor.Cezayir&#39;deki Ghardaia Üniversitesi&#39;nde Sahra Çölü&#39;nde develer üzerinde deneysel çalışmalar yürüten Profesör Abdelmadjid Chehma da benzer bir sonuca vardı.Chehma &#34;Çalışmalarımız, 41 ila 45 derecenin üzerindeki uzun süreli gece-gündüz sıcaklığının hücrelerine doğrudan saldırdığını gösteriyor&#34; diyor:&#34;Bu kadar yüksek sıcaklık seviyeleri beyaz kan hücrelerine ve diğer hücrelere zarar verdiği için bağışıklık sistemleri zarar görüyor. Stres nedeniyle hücreler kendilerini onarmakta zorlanıyor ve sonunda kendilerini yok ediyorlar.&#34;Develer için bu, ısı stresi başladığında, iç ısı üretimini sınırlamak için metabolizmalarının yavaşlaması, bunun sonucunda da besin alımında keskin bir azalma meydana gelmesi ve uyuşukluk ile genel yorgunluğa yol açması anlamına geliyor.Bu durum süt üretiminde düşüşe ve üreme bozukluklarına yol açıyor.Süt üretimi için develere bağımlı olan çobanlar, yapılan çalışmaların gösterdiği üzere, aşırı sıcaklık nedeniyle verimin azalmasından dolayı zor durumda kalıyorFas&#39;taki Kazablanka Üniversitesi&#39;nden hayvan hidrobiyolojisi uzmanı Profesör Muhammed el Khasmi ve ekibi, develer üzerinde gözlemledikleri ısı stresinin etkilerinin uzun bir listesini hazırladı.Kilo kaybı, iltihaplanma, kas ve kemik rahatsızlıkları, böbrek fonksiyon bozukluğuna bağlı kimyasal dengesizlik, parazitlerin neden olduğu bulaşıcı hastalıklar bunlardan sadece birkaçıydı.Uzmanlar, aşırı sıcaklığın başlıca suçlu olmakla birlikte, bitki örtüsü ve su kaybı, gölgelik alanların yetersizliği ve yetersiz veterinerlik hizmetleri gibi diğer faktörler de bir araya geldiğinde etkilerinin daha da ağır hale geldiğini söylüyor.Uzmanlara göre Etiyopya&#39;daki birçok çoban bu nedenle develerini, tarihsel olarak bulundukları kuzey bölgesinden, su ve bitki örtüsünün nispeten daha bol olduğu güney bölgelerine taşıdı.Etiyopya&#39;daki Vision Üniversitesi&#39;nden profesör ve pastoralist kalkınma araştırmacısı Daniel Gelan, &#34;Bu, çobanların mevsimsel hareketi değil&#34; diyor.Ali Ömer, son bir ay içinde aşırı sıcaklar nedeniyle sekiz deve yavrusunu kaybettiğini söylüyor&#34;Aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle deve yetiştiriciliğini orada sürdüremeyecekleri için kuzey bölgesini tamamen terk ediyorlar&#34; diyor.Yardım kuruluşu Oxfam&#39;a göre, Afrika Boynuzu 2020-2023 yılları arasında yaşanan en uzun ve en şiddetli kuraklığın etkilerinden kurtulmaya çalışırken, şimdi bir başka sert kuraklık dönemiyle karşı karşıya.Açıklamada, Somali&#39;nin bazı bölgelerinde kuraklık nedeniyle su fiyatlarının %2.000&#39;den fazla arttığı belirtildi.Afar&#39;da sığır çobanlığı yapan Ömer, her an bir salgının yetişkin develerini öldürmeye başlayabileceğinden endişe duyduğunu söylüyor.Profesör Chehma&#39;ya göre endişesi haklı:&#34;Develer, çölün yıpratıcı etkilerine karşı hayvancılıkla uğraşanların son savunma hattı olmaya devam ederken, mevcut sıcak hava dalgalarının eşi benzeri görülmemiş yoğunluğu, hayati işlevlerini doğrudan tehdit ediyor ve tarihsel olarak dayanıklı olan bu hayvanı iklim kurbanı haline getiriyor.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 10 Aug 2026 08:46:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bodrum'da "Carmina Burana" prömiyer yaptı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bodrumda-carmina-burana-promiyer-yapti-9908/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bodrumda-carmina-burana-promiyer-yapti-9908/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_638C4C-C4B715-E07A36-6BBC65-D506BA-65174C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen festival kapsamında sahnelenen eser, Carl Orff&#39;un ölümsüz müziğini çağdaş dansın güçlü anlatımıyla buluşturdu. A. Volkan Ersoy tarafından sahneye konulan yapım; A. Volkan Ersoy, G. Armağan Davran, Deniz Özaydın,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_638C4C-C4B715-E07A36-6BBC65-D506BA-65174C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen festival kapsamında sahnelenen eser, Carl Orff&#39;un ölümsüz müziğini çağdaş dansın güçlü anlatımıyla buluşturdu. A. Volkan Ersoy tarafından sahneye konulan yapım; A. Volkan Ersoy, G. Armağan Davran, Deniz Özaydın, Alper Marangoz, Ferhat Güneş, Özgür Adam İnanç, Kürşat Kılıç, Yağızhan Danış ve Didem Ertan&#39;ın ortak koreografisiyle hayat buldu.&nbsp;Kaderi, doğayı, aşkı ve insan yaşamının değişken döngüsünü dansın evrensel diliyle yorumlayan &#34;Carmina Burana&#34;, geniş dansçı kadrosu ve çarpıcı görsel atmosferiyle Bodrum Kalesi&#39;nin tarihi dokusuyla bütünleşti. Prömiyer temsilinde sanatseverlerden uzun süre alkış alan yapım, festival programına görkemli bir başlangıç yaptı.Yoğun ilgi gören ilk temsilin ardından &#34;Carmina Burana&#34;, 9 Ağustos akşamı ikinci kez sahnelenecek. Güçlü müziği, etkileyici koreografisi ve görsel zenginliğiyle izleyicileri yeniden büyülemeye hazırlanan eser, sanatseverleri Bodrum Kalesi&#39;nde unutulmaz bir geceye davet ediyor.&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 09 Aug 2026 09:26:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD'de drone'la kan nakli dönemi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/abdde-dronela-kan-nakli-donemi-6172/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/abdde-dronela-kan-nakli-donemi-6172/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_005D07-67A29E-61A3BA-AC8201-21C75F-4E9AE4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD&#39;nin Florida eyaletindeki ilk müdahale ekipleri, yerel düzenleyici onayının alınması halinde bu sonbaharda başlatılması beklenen çığır açıcı bir program kapsamında,&nbsp; acil durumların yaşandığı olay yerlerinde doğrudan tam kan nakli yapabilecek.Tampa Genel Hastanesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_005D07-67A29E-61A3BA-AC8201-21C75F-4E9AE4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD&#39;nin Florida eyaletindeki ilk müdahale ekipleri, yerel düzenleyici onayının alınması halinde bu sonbaharda başlatılması beklenen çığır açıcı bir program kapsamında,&nbsp; acil durumların yaşandığı olay yerlerinde doğrudan tam kan nakli yapabilecek.Tampa Genel Hastanesi (TGH), Hillsborough İlçesi İtfaiye ve Kurtarma Teşkilatı&#39;yla (HCFR) işbirliği içinde, yaklaşık 180 kilometrekarelik bir alanda meydana gelen ağır travma vakalarına tam kan taşımak üzere tasarlanmış drone&#39;ları devreye sokma planlarını açıkladı.Operasyonlar, Faulkenburg ve Sabal Park bölgesine hizmet veren HCFR 9. İstasyonu ve Riverview&#39;daki 37. İstasyon&#39;dan başlatılacak. Bu bölgeler, delici travma ve şiddetli kanama vakalarının sık görülmesi nedeniyle seçildi.TGH acil servislerden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Michele Moran, &#34;Travma bakımındaki kritik saat, şimdiye kadar her zaman hastane kapısında başlıyordu&#34; diyor.&nbsp;Bu program, hasta bize ulaşmadan önce tam kanı doğrudan ilk müdahale ekiplerinin eline ulaştırarak, bu kritik zaman aralığını acil durumun yaşandığı olay yerine taşıyor.Protokol kapsamında, aşırı kan kaybı vakalarıyla ilgili çağrıları alan 911 operatörleri, acil durum ekiplerini olay yerine yönlendirirken aynı anda bir drone da gönderecek. Bu hizmet, kan ürünlerinin ortalama nakil süresini üç dakikadan kısa süreye indirmeyi ve böylece sahadaki sağlık görevlilerinin hastaneye sevk öncesinde kan naklini başlatabilmesini hedefliyor.HCFR kurtarma biriminden Şef Todd Carnell, &#34;Ekiplerimiz genellikle kaza mahalline ilk ulaşanlar oluyor&#34; diyor.&nbsp;Bu program, olay yerinde kritik önem taşıyan ve hayat kurtaran bir kaynağı doğrudan elimize veriyor ve ilk müdahale ekiplerimize, acil durumdaki bir hastanın yaşama şansını artıracak daha fazla araç sağlıyor.HCFR personeli drone operasyonlarını yönetirken, lojistik altyapı OneBlood ve Archer İlk Müdahale Sistemleri tarafından sağlanacak. Tampa Genel Hastanesi&#39;ne göre, projenin diğer ortakları arasında Florida Acil Tıbbi Hizmetler Merkezi ve Güney Florida Sağlık Üniversitesi Morsani Tıp Fakültesi yer alıyor.Florida Sağlık Bilimleri Merkezi&#39;ne bağlı Tampa Genel Hastanesi&#39;nin Başkanı ve CEO&#39;su John Couris, &#34;Florida'nın önde gelen akademik sağlık sistemi ve dünya standartlarında Birinci Seviye travma merkezi konumundaki Tampa Genel Hastanesi, kritik durumdaki hastalara mümkün olan en iyi sonuca ulaşmaları için en yüksek şansı sunuyor&#34; ifadelerini kullanıyor.Ancak mevcut durumla yetinmeyi reddediyoruz ve bu nedenle, hastalara ihtiyaç duydukları ekipman ve bakımı daha hızlı ulaştırabilmek için en son teknolojilere yatırım yapıyor ve yenilikçi çözümler arıyoruz.Girişimin Ekim 2026&#39;da hizmete başlaması planlanıyor. Hillsborough İlçe Komisyon Kurulu&#39;nun, 2 Eylül&#39;deki toplantısında olası başlangıç tarihini onaylamak üzere oylama yapması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 05 Aug 2026 17:50:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya'nın derinliklerinde gizemli şeytan solucanları]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-derinliklerinde-gizemli-seytan-solucanlari-892/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-derinliklerinde-gizemli-seytan-solucanlari-892/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_80CF83-554115-C82CCE-7D5876-E3C791-9B37E1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gezegenin erimiş çekirdeğine biraz daha yaklaşırken güneş ışığı yok olur. Sıcaklık ve basınç artar. Derin yeraltı suları kayalardaki çatlakları ve boşlukları doldurur.Yaklaşık 1,3 kilometre gibi kavurucu derinliklere indiğinizde burada hiçbir şeyin yaşayamayacağını düşünmeniz&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_80CF83-554115-C82CCE-7D5876-E3C791-9B37E1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gezegenin erimiş çekirdeğine biraz daha yaklaşırken güneş ışığı yok olur. Sıcaklık ve basınç artar. Derin yeraltı suları kayalardaki çatlakları ve boşlukları doldurur.Yaklaşık 1,3 kilometre gibi kavurucu derinliklere indiğinizde burada hiçbir şeyin yaşayamayacağını düşünmeniz anlaşılabilir.Ama şanslıysanız onları görebilirsiniz: Milyarlarca ve milyarlarca bakteri, burada parlak turuncu ya da beyaz örtüler oluşturur.Yanınızda bir mikroskop olsaydı, ağzındaki uzantıları kullanarak kayaların üzerinde ilerleyen küçücük solucanları da görebilirdiniz.Bu, mikropların peşinde dolaşan ve şeytan solucanı olarak bilinen Halicephalobus mephisto.Son derece küçük ve yalnızca birkaç saç telinin genişliği kadar uzunlukta olsa da içinde bulunduğu minyatür ekosistemde bir balina kadar büyük olduğu söylenebilir.Kaya üzerinde büyüyen sümüksü mikrobiyal tabakanın içinde öldüğünde, bedeni muhtemelen bakteriler ve diğer yaşam biçimleri tarafından tüketilir ve böylece bu tuhaf yaşam döngüsü devam eder.1980&#39;lerden önce çoğu biyolog, yaşamın yüzeyin yaklaşık 30 santimetre altında bittiğini düşünüyordu.Şeytan solucanının 2011 yılındaki keşfi, Dünya&#39;nın derinliklerine ilişkin anlayışımızda sarsıcı bir değişim yarattı.Southern California Üniversitesi&#39;nden jeomikrobiyolog Karen Lloyd, &#34;Eğer orada bir solucan varsa acaba başka neleri gözden kaçırıyoruz?&#34; diye soruyor.Şimdi bilim insanları şansın da yardımıyla bir şeytan solucanından yavrular elde etmeyi başardı ve türün sıcak ve karanlıkta nasıl hayatta kaldığını anlamak için torunlarını yoğun biçimde inceliyor.Derin biyosfere girişPek çok bilim insanı, solucanların Dünya kabuğunun derinliklerinde yaşayabileceğine şüpheyle yaklaşıyordu.Belçika&#39;da kâr amacı gütmeyen araştırma enstitüsü Extreme Life Isyensya&#39;nın kurucusu olan solucan biyoloğu Gaetan Borgonie, 2000&#39;lerin başında daha yaşlı bilim insanlarının Dünya&#39;nın derinliklerinde daha karmaşık canlıların bulunabileceği fikriyle alay ettiğini hatırlıyor.Oysa derin yeraltı yaşamına dair ilk ikna edici kanıtlar birkaç yıl önce ortaya çıkmıştı.Bunlar arasında, 1997&#39;de bir gaz sondaj kuyusunun 2,8 kilometre derinliğinde bulunan bakteriler de vardı.Borgonie, yuvarlak solucanlar ya da nematodlar olarak bilinen küçük solucan grubunun yerin derinliklerinde yaşayabileceğine inanıyordu.Bu fikir yaygın değildi ancak Borgonie, bu küçük hayvanların ne kadar dayanıklı olduğunu bildiğinden, bunun araştırılmaya değer olduğunu düşündü.2008&#39;de Borgonie, aşırı yaşam biçimleri konusunda uzman başka araştırmacılarla birlikte Güney Afrika&#39;daki Beatrix altın madenine gitti.Borgonie&#39;nin anlattığına göre ekip, madenin derinliklerinde, kaya içindeki yaklaşık 37 derece sıcaklığındaki suya ulaşmak için duvarlara açılmış deliklere ulaştı.Daha sonra bu su örneklerini küçük yaşam formlarını yakalamak üzere tasarlanmış filtrelerden geçirdi.Ekip 6.000 litreden fazla suyu filtreledikten sonra tek bir küçük solucan yakalamayı başardı.Poikilolaimus oxycercus adlı bir başka yuvarlak solucan türü de Güney Afrika&#39;da yüzeyin bir kilometreden fazla altında bulundu.Güney Afrika&#39;daki iki başka madende ise çok daha büyük miktarlarda su filtrelediler.Madenlerden birinde 12 milyon litreden fazla su filtrelendi ve birkaç farklı yuvarlak solucan türüyle birlikte bazı diğer omurgasızlar, mantarlar ve çeşitli mikroskobik yaşam biçimleri bulundu.Türlerin çoğu yeryüzünde de bulunan canlılar.Ancak Beatrix madenindeki solucan, filtreleme sürecinde kuyruğu koptuğu için eksik olmasına rağmen çok çarpıcıydı. Bu yeni türe Halicephalobus mephisto adı verildi.Bir yuvarlak solucan için kuyruğun kopması ölüm hükmüdür.Neyse ki bu birey dişiydi ve partenogenetikti; yani çiftleşmeden kendi başına üreyebiliyordu.Ölmeden önce yaşayabilir sekiz yumurta bıraktı.Derinliklerde yapılan keşifler, bilim insanlarının burada var olabileceğini düşündüğünden çok daha fazla yaşam bulunduğunu ortaya koydu.Solucanın bazı torunları, ABD&#39;deki American University&#39;de genom araştırmacısı John Bracht&#39;ın laboratuvarına ulaştı.Burada, şeytan solucanının akrabası olan ve çürüyen meyvelerde yaşayan, yoğun biçimde incelenmiş bir yuvarlak solucan türü olan Caenorhabditis elegans ile benzer koşullarda petri kaplarında yetiştirildiler.Aralarında bazı farklılıklar dikkat çekiciydi: Şeytan solucanı suda yüzmüyor; bunun yerine plastik tüpün kenarlarına tutunuyor. Bu yeteneğin yeraltındaki kayalara tutunmasına yardımcı olduğu düşünülüyor.Bir diğer fark da şeytan solucanının oda sıcaklığında iyi gelişememesi.Yaklaşık 20 derecede büyümesi yavaşlıyor ve yaşam döngüsünü tamamlaması yalnızca sekiz gün sürüyor.Tercih ettiği sıcaklık ise 37 derece. Bu koşullar genellikle Caenorhabditis elegans için öldürücü olurken şeytan solucanı burada iki gün içinde bir mutlu bir şekilde ürüyor.İnce yapılı bir solucanın siyah-beyaz görüntüsü.Bilim insanları Güney Afrika&#39;daki Beatrix altın madeninde birkaç yuvarlak solucan türü buldu.Dayanıklılık için adaptasyonBir türü yalnızca tek bir bireyin torunlarını inceleyerek araştırmak zordur; özellikle de doğal yaşam ortamlarından uzun süre uzak kalmışlarsa.Ancak Bracht, solucanın yeraltının derinliklerinde nasıl hayatta kaldığına dair bazı ipuçları buldu.Meslektaşlarıyla birlikte 2019&#39;da şeytan solucanının DNA&#39;sını incelediklerinde, proteinleri aşırı sıcaklıkların neden olduğu hasardan koruyan ısı şoku proteinlerini üreten genlerin olağan dışı derecede fazla sayıda olduğunu keşfettiler.2024 yılında ise Bracht&#39;ın ekibi, oksijen tüketimi ve yaşamın sürdürülmesi açısından önemli olan sitokrom oksidaz c adlı başka bir molekülü yakından inceledi.Bir dizi deney sonucunda Bracht, şeytan solucanının sitokrom oksidaz c molekülünün yalnızca yüksek sıcaklıklarda çalıştığını öğrendi.Oda sıcaklığında molekül devre dışı kalıyor ve enerji üretimini yavaşlatıyor. Bu da solucanların bu koşullarda neden bu kadar hareketsiz olduğunu açıklıyor.Derin madenlerden alınan sularda, çeşitli solucan türleri de dahil olmak üzere çok şaşırtıcı bir çok hücreli yaşam çeşitliliği vardı.Bracht, bu kapanma mekanizmasının bir hayatta kalma taktiği olabileceğini düşünüyor.&#34;Daha iyi ortamda, yani daha sıcak olanda daha fazla üremelerini sağlıyorlar&#34; diyor.Şu anda, şeytan solucanının partenogenetik üreme stratejisinin de bir hayatta kalma aracı olup olmadığını araştırıyor.Şeytan solucanları yeraltı dünyasının geniş alanlarında kendi türlerinden bireylerle sık karşılaşmayabileceğinden, bu tür eşeysiz üreme bazen yavru oluşturmanın tek yolu olabilir.Fakat Bracht&#39;a göre şeytan solucanının erkeklerinin bulunması ihtimali de var. Belki de bireyler karşılaştığında sınırlı da olsa eşeyli üreme gerçekleşiyordur.Her durumda, bu solucanların uyum yeteneği öne çıkıyor:&#34;Bir besin kaynağı bulunan her yerde, hayvanların oraya ulaşma ihtimali varsa, yuvarlak solucanlar o nişe uyum sağlayacak şekilde evrimleşecektir.&#34;Şeytan solucanı bu kadar derine nasıl indi?Bu yaşam biçimlerinin bu kadar derine nasıl ulaştığı bir gizem.Borgonie ve İsviçre&#39;deki ETH Zürich&#39;ten jeobiyolog Cara Magnabosco&#39;nun araştırmaları, en azından bazı yuvarlak solucanların su aracılığıyla yüzey ortamlarından aşağı doğru hareket ettiğini ve bunun deprem faaliyetlerinin yarattığı sarsıntılarla kolaylaşmış olabileceğini gösteriyor.Öte yandan bakterilerin bir kısmı çok daha uzun süredir burada bulunuyor olabilir.Çin&#39;deki Derin Deniz Bilimi ve Mühendisliği Enstitüsü&#39;nden jeomikrobiyolog Maggie Lau ve meslektaşlarının 2021 tarihli bir çalışması, üç farklı kıtadaki derin Dünya ortamlarında bulunan Desulforudis audaxviator bakterisinin genetik olarak neredeyse özdeş olduğunu ortaya koydu. Buna rağmen bu bakteri hiçbir zaman yüzeyde tespit edilmedi.Lau ve meslektaşları, bu bakterinin Dünya kabuğunda, dinozorların dünyada dolaştığı dönemde başlayan ve yaklaşık 165 milyon yıl önce gerçekleşen süperkıta Pangea&#39;nın parçalanmasından bu yana bulunuyor olabileceğini tahmin ediyor.Ve eğer yaşamı yok eden bir asteroit Dünya&#39;ya çarpıp yüzeyi yaşanmaz hale getirirse, yaşam bu canlılar sayesinde tekrar yeniden yüzeye çıkabilir.Van Heerden &#34;İnsanlar olarak dünyaya hükümdar olduğumuzu düşünüyoruz ama öyle değil&#34; diyor:&#34;Onların milyonlarca, hatta milyarlarca yıldır burada olduğunu ve biz gittikten çok çok sonra da burada kalacaklarını görmek...&#34;Bunu anlamak benim için son derece alçakgönüllü bir deneyim oldu.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 03 Aug 2026 08:31:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tokyo'nun yapay zekalı çöpçatanı 265 çifti evlendirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/tokyonun-yapay-zekali-copcatani-265-cifti-evlendirdi-6823/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/tokyonun-yapay-zekali-copcatani-265-cifti-evlendirdi-6823/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2918E7-894014-6CDB26-E5E0BF-29B719-E625B5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Japonya'nın başkenti Tokyo&#39;da belediye yönetiminin düşük doğum oranlarına karşı geliştirdiği yapay zeka destekli tanışma uygulaması, iki yılda 265 evliliğe aracılık etti.Tokyo Büyükşehir Belediyesi&#39;nin açıkladığı verilere göre, 30 Haziran itibarıyla uygulama üzerinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2918E7-894014-6CDB26-E5E0BF-29B719-E625B5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Japonya'nın başkenti Tokyo&#39;da belediye yönetiminin düşük doğum oranlarına karşı geliştirdiği yapay zeka destekli tanışma uygulaması, iki yılda 265 evliliğe aracılık etti.Tokyo Büyükşehir Belediyesi&#39;nin açıkladığı verilere göre, 30 Haziran itibarıyla uygulama üzerinden tanışan 760 çift de &#34;ciddi bir ilişki&#34; içinde olduklarını bildirdi.&#34;TOKYO Enmusubi&#34; adlı çöpçatanlık uygulaması Eylül 2024'te kullanıma açılmıştı. Proje, evlenmek isteyen kişilerin yaklaşık yüzde 70'inin yeni bir partner bulmak için somut bir girişimde bulunmadığını ortaya koyan bir araştırmanın ardından hayata geçirildi.Bu yılın ortalarında 16 bin kayıtlı kullanıcıya ulaşan uygulama, yapay zeka yardımıyla kullanıcıları yüksek uyumluluk oranına sahip potansiyel eş adaylarıyla eşleştiriyor.&#34;Son şansım olduğunu düşündüm&#34;Tokyo yönetimi, uygulama sayesinde eşiyle tanışan bir kadının deneyimini de paylaştı. &#34;Turtle&#34; takma adını kullanan kadın, 40 yaşına yaklaşırken uygulamayı &#34;son şansı&#34; olarak gördüğünü söyledi.Birden fazla tanışma görüşmesinin ardından Ağustos sonunda bugün eşi olan kişiyle karşılaştığını belirten kadın, Eylül ortasında ciddi bir ilişkiye başladıklarını anlattı. Aynı yılın Aralık ayında ise evlilik teklifini kabul ettiğini söyledi.Uzmanlar, Japonya'da nüfusun azalması ve doğum oranlarının düşmesi nedeniyle merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin son yıllarda evlilikleri ve aile kurmayı teşvik eden farklı projeleri desteklediğine dikkat çekiyor.Japonya&#39;da nüfus yaşlanıyor, doğurganlık azalıyor&nbsp;Japonya uzun yıllardır düşük doğum oranları ve yaşlanan nüfus sorunuyla mücadele ediyor. Ülkede doğurganlık oranı 2025 yılında kadın başına 1,14 çocuğa gerileyerek yeni bir düşük seviyeye indi.Geçen yıl Japon vatandaşlarından doğan bebek sayısı 671 bin 236 olarak kaydedilirken aynı dönemde yaklaşık 1,6 milyon kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Böylece ölüm sayısı doğumların iki katından fazla oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 29 Jul 2026 09:21:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Futbol efsanesi Kevin Keegan hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/futbol-efsanesi-kevin-keegan-hayatini-kaybetti-4059/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/futbol-efsanesi-kevin-keegan-hayatini-kaybetti-4059/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_41D45D-5622C6-06F527-ECEB44-157366-386DFC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Newcastle United, eski futbolcu ve teknik direktör Kevin Keegan&#39;ın hayatını kaybettiğini duyurdu.Futbolculuk kariyerine 1971&#39;de Liverpool&#39;da başlayan Keegan, burada iki lig şampiyonluğu, bir FA Cup, iki UEFA Kupası ve bir Avrupa Kupası kazandı.1977&#39;de Almanya&#39;nın Hamburg&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_41D45D-5622C6-06F527-ECEB44-157366-386DFC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Newcastle United, eski futbolcu ve teknik direktör Kevin Keegan&#39;ın hayatını kaybettiğini duyurdu.Futbolculuk kariyerine 1971&#39;de Liverpool&#39;da başlayan Keegan, burada iki lig şampiyonluğu, bir FA Cup, iki UEFA Kupası ve bir Avrupa Kupası kazandı.1977&#39;de Almanya&#39;nın Hamburg takımına transfer olan İngiliz futbolcu, 1978 ve 1979&#39;da üst üste iki kez Ballon d&#39;Or ödülünü kazandı.İngiltere Milli Takımı formasını 63 kez giyen ve 21 gol atan Keegan, 1980 Avrupa Şampiyonası&#39;nda takım kaptanlığı yaptı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Jul 2026 06:14:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sıcak havalarda nasıl güvenli şekilde spor yapabilirsiniz?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/sicak-havalarda-nasil-guvenli-sekilde-spor-yapabilirsiniz-2758/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/sicak-havalarda-nasil-guvenli-sekilde-spor-yapabilirsiniz-2758/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_48AD9C-680224-49E96B-061490-B53424-A05DF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Aşırı sıcakta koşuya çıkmak ya da futbol oynamaya devam etmek yalnızca rahatsız edici olmakla kalmaz; aynı zamanda güneş çarpması gibi ciddi risklere de yol açabilir.Arjantin&#39;deki Pontifical Catholic Üniversitesi&#39;nde çevresel yaşam tarzı epidemiyoloğu olan Christian García-Witulski,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_48AD9C-680224-49E96B-061490-B53424-A05DF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Aşırı sıcakta koşuya çıkmak ya da futbol oynamaya devam etmek yalnızca rahatsız edici olmakla kalmaz; aynı zamanda güneş çarpması gibi ciddi risklere de yol açabilir.Arjantin&#39;deki Pontifical Catholic Üniversitesi&#39;nde çevresel yaşam tarzı epidemiyoloğu olan Christian García-Witulski, &#34;Yürümek, bisiklete binmek, açık havada egzersiz yapmak ve hatta işe yürüyerek gitmek gibi günlük rutinler bile sıcaklık yükseldiğinde fiziksel olarak daha zor ve daha rahatsız hale geliyor&#34; diyor.Ancak dışarıda egzersiz yapmak her sıcak geldiğinde fiziksel aktivitemizi azaltırsak, bu durum uzun vadede sağlık risklerini artırabilir.ReklamGarcía-Witulski ve meslektaşları yakın zamanda yayımladıkları araştırmada, iklim değişikliği nedeniyle yükselen sıcaklıkların insanların sıcak havalarda daha az hareket etmesine yol açabileceğini ve bunun sonucunda 2050 yılına kadar yılda yaklaşık 470 bin ila 700 bin erken ölüme neden olabileceğini öne sürdü.Peki sıcaklar bastırdığında hem uzun vadeli sağlığınızı koruyup hem de aktif kalmak için ne yapabilirsiniz? Araştırmacılara göre serin kalırken hareket etmeyi sürdürebilmenizi sağlayabilecek bazı yöntemler şöyle:Daha erken saatlerde egzersiz yapınÇoğu insanın yapabileceği en etkili değişiklik, mümkünse havanın daha serin olduğu sabah veya akşam saatlerinde egzersiz yapmak.Ayrıca egzersiz yaptığınız alanın doğrudan güneş ışığı altında değil, gölgede olduğu zamanları tercih edebilirsiniz.Sydney Üniversitesi&#39;ndeki Isı ve Sağlık Araştırma Merkezi&#39;nin direktörü Ollie Jay, &#34;Bu fark gölgede ölçülen hava sıcaklığından 12 ila 15 santigrat derece daha yüksek olabilir&#34; diyor.Nemi kontrol edinNem de oldukça önemli.Vücudunuzun ısı kaybetmesinin temel yolu, terin cilt üzerinden buharlaşmasıdır. Bu süreç vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olur. Ancak nemli koşullarda bu mekanizma etkilenir; çünkü buharlaşma azalır.Jay, &#34;Havada daha fazla nem bulunduğu için buharlaşmayı sağlayan itici güç zayıflıyor&#34; diyor.Rüzgâr hızı da önemli bir rol oynar. Bu nedenle hava akımının az olduğu kapalı alanlarda koşmak, sıcaklık kaynaklı stres riskini artırabilir.Egzersiz süresini kısaltın veya yoğunluğu azaltınSıcaktan kaçınmanın mümkün olmadığı günlerde egzersiz süresini kısaltmayı ve daha sık mola vermeyi düşünebilirsiniz.García-Witulski, &#34;Bazen sabah yapılan kısa bir yürüyüş ya da hafif bir kapalı alan egzersizi, aynı rutini inatla sürdürmeye çalışmaktan daha güvenli ve daha gerçekçi olabilir&#34; diyor.Şöyle devam ediyor:&#34;Daha sıcak koşullar vücutta daha fazla ısı yükü oluşturur. İnsanlar daha çabuk yorulur, daha fazla terler, baş dönmesi veya rahatsızlık hissedebilir. Çoğu zaman daha kötü uyurlar ve günlük hareket etmek daha az cazip, hatta bazı durumlarda daha az güvenli hale gelir.&#34;Connecticut Üniversitesi&#39;ndeki Korey Stringer Enstitüsü&#39;nden kinezyolog Rebecca Stearns ise egzersiz molalarında mümkünse daha serin bir ortama geçilmesini öneriyor.Kinezyologlar, insan vücudunun hareketlerini inceleyen, kas-iskelet sistemi mekaniklerini ve nöromotor süreçleri analiz ederek fiziksel performansı, sağlığı ve hareket kapasitesini optimize eden uzman kişilere verilen unvan.Stearns, &#34;Eğer klimalı bir ortama girebiliyorsanız ya da en azından gölge, soğuk su ve bir vantilatör bulabiliyorsanız, gerçekten serinlemeye başlamak için zaman ayırın&#34; diyor.Daha akıllıca serinleyinSerinlemek için ilk akla gelen yöntemlerden biri buz torbası kullanmak olabilir.Ancak Stearns, buz torbalarının ciltte soğuk hissettirse de aslında şaşırtıcı derecede düşük bir soğutma etkisine sahip olduğunu söylüyor. Bunun nedeni, vücudun yalnızca küçük bir bölümünü kaplamaları.Bunun yerine &#34;immersiyon soğutması&#34; daha etkili olabilir. Bu yöntem, eller ve ön kollar gibi vücudun bazı bölümlerini soğuk suya daldırmayı içeriyor. Alternatif olarak üzerinize su da dökebilirsiniz.Jay, &#34;Suyu cildinize uygulayıp onun buharlaşmasını sağlarsanız, aslında terlemeye gerek kalmadan terlemenin yaptığı işi yapmış olursunuz&#34; diyor.Bu sayede vücudunuz oksijen taşımak için daha fazla kanı kaslarınıza yönlendirebilir.Stearns&#39;a göre sık sık değiştirilen soğuk ve ıslak bir havlunun kollar, bacaklar ve gövde üzerinde kullanılması da etkili bir serinleme yöntemi.Egzersizden önce vücudunuzu serinletinDışarı çıkmadan önce vücut sıcaklığını düşürmek de faydalı olabilir.Araştırmalar, egzersiz öncesinde vücut sıcaklığının azaltılmasının, tehlikeli seviyelere ulaşmadan önce daha büyük bir &#34;ısı tamponu&#34; sağladığını gösteriyor.Stearns, &#34;Sıcağa çıkmadan önce vücut sıcaklığınızı biraz düşürmek, koşulların tehlikeli hale gelmesine kadar geçen süreyi uzatır&#34; diyor.Bu amaçla buzlu su veya buz parçacıkları içeren karışımlar tüketmek de kullanılabilir. Araştırmalar bunun vücudu soğuttuğunu ve egzersiz performansını artırdığını gösteriyor.Vücudunuzun uyum sağlamasına izin verinSıcak havalarda yapılan egzersiz miktarını kademeli olarak artırmak, vücudun bu koşullara alışmasını sağlar. Bu sürece &#34;ısı aklimatizasyonu&#34; deniyor.Stearns&#39;a göre genellikle sıcakta düzenli egzersiz yapıldıktan yedi ila 14 gün sonra dinlenme hâlindeki çekirdek vücut sıcaklığı düşer, terleme oranı artar ve kan plazması hacmi yükselir.&#34;Kan akışına yönelik çok büyük bir ihtiyaç ortaya çıkar. Sonuçta kan, sıcakta tüm bu fizyolojik işlevleri destekleyip sürdürebilecek temel unsurdur&#34; diyor.Bu uyum süreci, vücudun sıcaklığa daha iyi yanıt vermesine yardımcı oluyor; performansı artırırken sıcaklık kaynaklı sağlık risklerini de azaltıyor.Ancak Jay, bu uyumun kalıcı olmadığını vurguluyor:&#34;Kullanmazsanız kaybedersiniz. Kendinizi sıcağa maruz bırakmazsanız, geliştirdiğiniz bu uyumlar zamanla ortadan kaybolur.&#34;Ne zaman durmanız gerektiğini bilinSıcakta egzersiz yaparken ölüm vakaları nispeten nadir olsa da sıcak bitkinliği giderek daha yaygın hale geliyor.Üstelik çok fazla egzersiz yapıyor olmak, sıcak bitkinliğine karşı koruma sağlamıyor.Stearns&#39;a göre elit sporcular, biyolojik sınırlarını zorlamaya alışkın oldukları için, amatör sporculara kıyasla sıcak çarpması açısından daha yüksek risk altında olabilir.Bunun nedeni, iç vücut sıcaklığının yükselmesinde en önemli etkenin egzersizin yoğunluğu olması.Bu nedenle Stearns, &#34;Vücudunuzu dinlemek ve bilinçli olarak temponuzu düşürmek ilk savunma hattınızdır&#34; diyor.Araştırmacılara göre uyum sağlarsak, tempomuzu ayarlarsak ve egzersizi günün erken saatlerinde yaparsak sıcaklıklar yükselse bile aktif kalabiliriz.Yine de sıcaklığa bağlı hastalık riski devam ediyor. Dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında baş dönmesi, mide bulantısı, aşırı yorgunluk ve çarpıntı bulunuyor. Bu belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa egzersizi hemen bırakıp serinlemeye çalışmak gerekiyor.García-Witulski, &#34;Bence asıl verilmesi gereken mesaj, fiziksel aktiviteyi iklimden tamamen bağımsız bir şey olarak düşünmeyi bırakmamız gerektiğidir&#34; diyor.Şöyle devam ediyor:&#34;Sıcak hava dalgaları daha yaygın hale geldikçe insanlar yalnızca hareket edip etmemeyi değil; ne zaman, nerede ve nasıl hareket edeceklerini de giderek daha fazla uyarlamak zorunda kalacaklar.&#34;Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 20 Jul 2026 16:59:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ünlü televizyoncu Aziz Üstel hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-televizyoncu-aziz-ustel-hayatini-kaybetti-1402/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-televizyoncu-aziz-ustel-hayatini-kaybetti-1402/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_964D3D-6673FC-B1F59A-14DCC3-7B0137-B240AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çeşitli televizyon kanallarında yaptığı programlarla tanınan ünlü televizyoncu Aziz Üstel yaşamını yitirdi. Bir süredir tedavi gören Üstel&#39;in çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.Aziz Üstel kimdir?ABD'de Kaliforniya Üniversitesi'nde yayıncılık&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_964D3D-6673FC-B1F59A-14DCC3-7B0137-B240AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çeşitli televizyon kanallarında yaptığı programlarla tanınan ünlü televizyoncu Aziz Üstel yaşamını yitirdi. Bir süredir tedavi gören Üstel&#39;in çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.Aziz Üstel kimdir?ABD'de Kaliforniya Üniversitesi'nde yayıncılık ve uluslararası ilişkiler alanlarında eğitim alan 1948 doğumlu olan Aziz Üstel, Türkiye'ye döndüğünde bir süre çevirmenlik yaptı. Üstel, Tercüman, Günaydın gazetelerinde çalıştıktan TRT&#39;ye geçen Üstel burada Uzay Yolu, Görevimiz Tehlike gibi dizilerin çevirilerini yaptı. Gecenin Konukları isimli programın yapım ve sunuculuğunu sürdüren Üstel, futbol yorumculuğu ve köşe yazılarıyla tanındı. Galatasaray Spor Kulübü'nde yöneticilik yapan Üstel&#39;in 3 kitabı da bulunuyordu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 17 Jul 2026 13:42:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uzaya çıkan en yaşlı kadın Wally Funk öldü]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/uzaya-cikan-en-yasli-kadin-wally-funk-oldu-4580/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/uzaya-cikan-en-yasli-kadin-wally-funk-oldu-4580/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_574514-8DEC87-15C693-16A7C8-0BD016-F65D75.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzaya seyahat eden en yaşlı kadın olarak tarihe geçen Wally Funk, 87 yaşında hayatını kaybetti.ABD&#39;nin Texas eyaletindeki Grapevine kentinde yaşayan Funk&#39;ın ölümünü Grapevine Belediye Meclisi Üyesi Duff O&#39;Dell duyurdu. O&#39;Dell, Funk&#39;ın bir bakım evindeki dairesinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_574514-8DEC87-15C693-16A7C8-0BD016-F65D75.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzaya seyahat eden en yaşlı kadın olarak tarihe geçen Wally Funk, 87 yaşında hayatını kaybetti.ABD&#39;nin Texas eyaletindeki Grapevine kentinde yaşayan Funk&#39;ın ölümünü Grapevine Belediye Meclisi Üyesi Duff O&#39;Dell duyurdu. O&#39;Dell, Funk&#39;ın bir bakım evindeki dairesinde yaşamını yitirdiğini belirtti.Açıklamaya göre Funk, son dönemde birkaç kez düşmüş, bacağında oluşan enfeksiyon nedeniyle sağlık sorunları yaşamıştı.NASA Başkanı&#39;ndan veda mesajıNASA Başkanı Jared Isaacman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Wally Funk&#39;ın uzaya ulaşma hayalinden hiçbir zaman vazgeçmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:Wally Funk, bir gün uzaya ulaşacağına olan inancını hiçbir zaman yitirmedi. Uçmaya olan tutkusu, azmi ve keşfetme sevgisi nesiller boyu ilham vermeye devam edecek.82 yaşında uzaya çıkmıştıWally Funk, 20 Temmuz 2021&#39;de Amazon&#39;un kurucusu Jeff Bezos ile birlikte, Blue Origin&#39;in geliştirdiği New Shepard uzay aracıyla uzaya çıktı.82 yaşındaki Funk, bu uçuşla o dönem uzaya giden en yaşlı kişi olarak tarihe geçmişti.Daha sonra bu rekor, William Shatner ve Ed Dwight tarafından kırılsa da Funk, &#34;uzaya seyahat eden en yaşlı kadın&#34; unvanını korudu.Havacılık kariyeri boyunca uzaya gitmeyi hedefleyen Wally Funk, yıllarca bu hayalini gerçekleştirmek için mücadele etti. 2021 yılında gerçekleştirdiği Blue Origin uçuşu, kariyerinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak hafızalara kazındı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Jul 2026 09:53:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zihni Göktay'ı sonsuza uğurladık]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/zihni-gokmtayi-sonsuza-ugurladik-1968/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/zihni-gokmtayi-sonsuza-ugurladik-1968/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6A4481-2E9C64-0D5C26-3624CC-CEA744-AA478A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk tiyatrosunun usta sanatçısı Zihni Göktay için veda töreni Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapıldı. Törene, başta Göktay ailesi ve sevenleri olmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İstanbul Şehir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6A4481-2E9C64-0D5C26-3624CC-CEA744-AA478A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk tiyatrosunun usta sanatçısı Zihni Göktay için veda töreni Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapıldı. Törene, başta Göktay ailesi ve sevenleri olmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncuları ve çok sayıda sanatçı dostu katıldı. Törene Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul&#39;un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi&#39;nden taziye mesajı gönderdi. İmamoğlu&#39;nun mesajını İBB Başkanvekili Nuri Aslan okudu.İmamoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:&#34;ZİHNİ GÖKTAY, KÖKLERİ BU TOPRAKLARIN KÜLTÜRÜNE VE GELENEĞİNE UZANAN KOCA BİR ÇINARDI&#34;&#34;Ömrünü tiyatroya adayan, usta sanatçımız Zihni Göktay'ın vefatını öğrenmekten büyük bir üzüntü duydum. Zihni Göktay kökleri bu toprakların kültürüne ve geleneğine uzanan koca bir çınardı. Geleneksel tiyatromuzun en büyük, en kıymetli temsilcilerindendi. Anadolu'nun, İstanbul'un zengin kültüründen beslendi; sanatsal üretimiyle topluma nefes oldu. Ardında can verdiği birbirinden değerli karakterler, unutulmaz eserler, kahkahalar, hatıralar, alkışlar, yoğun bir sevgi ve sonsuz bir saygı bıraktı.&#34;&#34;YATTIĞIN YER İNCİTMESİN BÜYÜK USTA&#34;&#34;Zihni Göktay Doğu ile Batı, gelenek ile gelecek arasında bir köprüydü. Büyük bir usta olarak ardından gelen genç sanatçılara deneyimlerini aktarmak konusunda çok cömertti. Zarafeti ve iş disipliniyle her zaman örnek bir sanatçı kimliğini ortaya koymayı başardı. Değerli Zihni Göktay'la tanışmış, teşrik-i mesaide bulunmuş olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. İstanbul Şehir Tiyatrolarının büyük emektarı, tiyatromuzun usta ismi merhum Zihni Göktay'a Allah'tan rahmet, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Yattığın yer incitmesin büyük usta! Ekrem İmamoğlu, Silivri Zindanı!&#34;İBB Başkanvekili Nuri Aslan ise konuşmasında şunları söyledi:&#34;HEPİMİZİN AKLINDA, KALBİNDE YER EDİNDİ&#34;&#34;Saygıdeğer Göktay Ailesi, Türk Tiyatrosunun Kıymetli Mensupları, Değerli İstanbullular; bugün çok büyük bir ustayı, Zihni Göktay'ı sonsuzluğa uğurluyoruz. Türk tiyatrosunun duayeni 81 yaşında aramızdan ayrıldı ve 66 yıl boyunca sahnede kaldı. Ömrünü sanata adadı. Hepimizin aklında, kalbinde yer edinedi. Ve tüm bunları yaparken bir kez olsun nahifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi. Büyük ustayı düşündüğümde aklıme meyve dolu ağaçlar geliyor. Çünkü ancak meyvesi olan ağacın başı eğiktir. Bilgisiyle, birikimiyle bize hep örnek olduğu için teşekkür ediyorum.&#34;&#34;TİYATROMUZUN VE MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN!&#34;"Lüküs Hayat" dediğimizde aklımıza ilk Zihni Göktay'ın yüzü geldi. Pek çok filmde sesini duyduk; onu sokakta gördüğümüzde, "Ağabey" diye sarıldık. Nice karakterler onun nefesiyle can buldu, nice kuşaklara tiyatro sevgisi ilk kez ondan aşılandı.Bizi bize anlattı. Onunla güldük, onunla hüzünlendik, onunla düşündük. Bizler, onun karakterlerinde kendimizi, ağabeyimizi, babamızı, dostumuzu gördük. Tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları çatısı altında görev yaptı. Muhsin Ertuğrul'un açtığı o büyük yolda, usta-çırak geleneğinin en sadık koruyucularından biri olarak bu kuruma ömrünü verdi. Şehir Tiyatroları&#39;nın asırlık hafızası oldu. Dile kolay; bu sahnelerde tam 72 farklı oyunda, binlerce kez perdenin açılmasını sağladı. Adını, kalplerimize altın harflerle yazdırdı. Ve bu yalan dünyadan bir kuş tüyü hafifliğiyle göçüp gitti. Arkasında sanatla dolu bir ömrü miras bırakarak. Bazı insanlara öldü denmez. Yaşadı denir. İyi ki bu topraklarda yaşadı. İyi ki bizimle yaşadı. Huzurla uyu büyük usta. Ruhun şad olsun. Tiyatromuzun ve milletimizin başı sağ olsun.&#34;Tören, sanatçının naaşının omuzlar üstünde alkışlarla uğurlanmasıyla sona erdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Jul 2026 14:05:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ürlü oyuncu Zihni Göktay hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/urlu-oyuncu-zihni-goktay-hayatini-kaybetti-887/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/urlu-oyuncu-zihni-goktay-hayatini-kaybetti-887/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_76D264-FA149A-AD86D2-E82C6F-4F7504-3A0919.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı Lüküs Hayat ile damgasını vuran sanatçı Zihni Göktay hayatını kaybetti.Sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, babasının vefat ettiğini şu ifadelerle aktardı:Sene başında Ankara turnesinde yaşadığı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_76D264-FA149A-AD86D2-E82C6F-4F7504-3A0919.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı Lüküs Hayat ile damgasını vuran sanatçı Zihni Göktay hayatını kaybetti.Sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, babasının vefat ettiğini şu ifadelerle aktardı:Sene başında Ankara turnesinde yaşadığı kalça kırığının ardından artan sağlık sorunlarına rağmen, yaşama sevincini, çevresine duyduğu merakı ve son ana kadar yeniden sahneye çıkıp, çok sevdiği seyircisine kavuşma umudunu hiç kaybetmedi. Seyircisi, sevenleri ve hayatına dokunduğu herkes tarafından büyük bir sevgiyle kucaklandı. Babamız adına bu süreçte ilgi gösteren, arayanı soran ve yanında olan herkese gönülden minnettarız.Oyuncu Nedim Saban akşam saatlerinde sosyal medya hesabından usta oyuncunun hastaneye kaldırıldığını ve tedavisinin yoğun bakımda sürdüğünü duyurmuştu.İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da sosyal medya hesabından usta sanatçıyla ilgili şunları kaydetti:Türk tiyatrosunun asırlık çınarı, geleneksel tiyatromuzun büyük temsilcisi Zihni Göktay Hocamızı ne yazık ki kaybettik. Onu tanıyan herkes, Zihni Hocamızın insan sıcaklığı ve sevgisi ile nasıl özel bir değer olduğuna şahit olmuştur. Eminönü Halkevi'nden yetişerek tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları'nın yaşayan bir anıtı haline gelen ustamız, sahnelerimizdeki tuluat geleneğinin ve kavuklu ruhunun en görkemli ismiydi. O sadece üstün yeteneğiyle değil, vatanın her köşesindeki insana sanatı taşıma arzusu, halkın içinden hiç kopmayan mütevazı duruşu ve sahneye olan sarsılmaz sadakatiyle hepimize ilham oldu.Sanata, insana ve tiyatroya duyduğu o eşsiz sevgiyle, ömrünün son anına kadar sahnede dolu dolu, yürekten bir hayat yaşadı. Türk tiyatrosunun kurucu babası Muhsin Ertuğrul ile bizzat çalışmış, onun yakın arkadaşı ve ekolün dev ismi Vasfi Rıza Zobu'nun tezgahından geçmişti. O, tiyatroyu &#39;insanı insanla, insanca anlatma sanatı&#39; olarak gören o eski, disiplinli ve ahlaki ekolün son neferlerindendi. Mekanın cennet olsun Zihni Hocam. İBB Kültür ve İBB Şehir Tiyatroları Ailesi olarak bu tarifsiz acıyı derinden hissediyor, kıymetli ailesinin ve tüm sevenlerinin hüznünü yürekten paylaşıyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.Usta tiyatrocu Zihni Göktay&#39;ın eşi Sevinç Göktay 2022&#39;de yaşama veda etmişti.Zihni Göktay kimdir?Sanatçı Göktay 2 Aralık 1945&#39;te İstanbul&#39;da dünyaya geldi. Profesyonel kariyerine 1964&#39;te Ankara Meydan Sahnesi&#39;nde başlayan sanatçı, İstanbul Şehir Tiyatrolarına geçtiği 1973&#39;e kadar bu görevini sürdürdü.Göktay, 1978-1996 yıllarında İstanbul Radyosu Radyo Tiyatro Şubesi&#39;nde birçok oyunda yönetmen ve oyuncu olarak görev aldı.Türk tiyatrosunda tuluat geleneğinin son temsilcilerinden biri olarak kabul edilen sanatçı, 28 yıl oynadığı Lüküs Hayat operetindeki performansıyla unutulmazlar arasına girdi.Usta sanatçı, 36 yılda 72 oyunda rol aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Jul 2026 08:47:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Efes Festivali'nde "Zorba" balesi sahnelendi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/efes-festivalinde-zorba-balesi-sahnelendi-3800/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/efes-festivalinde-zorba-balesi-sahnelendi-3800/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AC6C5A-D21DD7-6DB2C4-515EC8-9E538B-8C4BBE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği "Zorba" balesiyle devam etti. İki perdelik eser, 4 Temmuz Cumartesi akşamı saat 21.00'de antik tiyatronun binlerce yıllık sahnesinde seyirci karşısına çıktı; Theodorakis'in halk ezgilerinden beslenen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AC6C5A-D21DD7-6DB2C4-515EC8-9E538B-8C4BBE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği "Zorba" balesiyle devam etti. İki perdelik eser, 4 Temmuz Cumartesi akşamı saat 21.00'de antik tiyatronun binlerce yıllık sahnesinde seyirci karşısına çıktı; Theodorakis'in halk ezgilerinden beslenen müziği geceye damgasını vurdu.Nikos Kazancakis'in dünyaca ünlü romanından uyarlanan, koreografisi ve librettosu Lorca Massine'e ait eser, küçük bir Yunan kasabasına gelen Amerikalı John'un, güzel dul Marina'ya duyduğu aşkın çevresinde gelişir. Yabancı birine gönül veren Marina'yı dışlayan köylülerin öfkesi karşısında çifte, John'un özgür ruhlu dostu Zorba sahip çıkar; hikâye, Marina'nın bu öfkeli kalabalığın kurbanı olmasıyla trajediye evrilir. Yaşama küsen Zorba'nın tesellisini sirtaki dansında bulduğu final, yası ve yaşama tutunma gücünü iç içe geçirir.Eserin dekor ve oryantal kostüm tasarımı Gürcan Kubilay'a, kostüm tasarımı Tülay Şimşek'e, ışık tasarımı ise Fuat Gök'e ait."Zorba" 5 Temmuz'da İkinci Kez SahnedeEser, 5 Temmuz Pazar akşamı saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda yeniden izleyici karşısında olacak.Final Gecesi Puccini'nin "Tosca"sıylaFestival, dünya opera repertuvarının en çarpıcı yapıtlarından biri olan Giacomo Puccini'nin "Tosca" operasıyla 8 Temmuz Çarşamba akşamı sona erecek. İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Korosu, Solistleri ve Çocuk Korosu'nun sahne alacağı üç perdelik eser, saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda sanatseverlerle buluşacak.1800'lerin Roma'sında geçen opera; mevkisini kişisel hırsları uğruna kullanmaktan çekinmeyen polis müdürü Scarpia, baskıcı rejime karşı duran ressam Cavaradossi ve hayatını aşkına ve sanatına adamış opera şarkıcısı Tosca arasındaki politik ve duygusal çatışmayı sahneye taşıyor. Aşkın, ihanetin ve iktidar mücadelesinin iç içe geçtiği yapıt, Orkestra Şefi Roberto Gianola yönetiminde ve Yiğit Günsoy'un rejisiyle sahnelenecek. Eserin dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl'a, ışık tasarımı İnan Sefer'e ait.Festival biletleri biletinial.com ile İzmir Devlet Opera ve Balesi Bornova Kültür ve Sanat Merkezi ve Efes Antik Tiyatrosu gişelerinden temin edilebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Jul 2026 10:45:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Efes'te "Kuğu Gölü" sanatseverlerle buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/efeste-kugu-golu-sanatseverlerle-bulustu-8302/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/efeste-kugu-golu-sanatseverlerle-bulustu-8302/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D36897-E370E5-AA25CC-EDE804-9DA783-113EEE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 26 Haziran Cuma gecesi kapılarını sanatseverlere açtı. Festivalin açılışında, klasik bale repertuvarının en sevilen başyapıtlarından biri olan Pyotr Ilyiç&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D36897-E370E5-AA25CC-EDE804-9DA783-113EEE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 26 Haziran Cuma gecesi kapılarını sanatseverlere açtı. Festivalin açılışında, klasik bale repertuvarının en sevilen başyapıtlarından biri olan Pyotr Ilyiç Çaykovski'nin "Kuğu Gölü" balesi sahnelendi. Binlerce yıllık Efes Antik Tiyatrosu'nun basamaklarını dolduran yaklaşık üç bin izleyici, tarihle sanatın eşsiz buluşmasına tanıklık etti.Çaykovski'nin zamana direnen müziği, İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının zarif ve disiplinli performansıyla buluştuğunda; antik kentin atmosferi ile sahnenin estetiği iç içe geçti. İki perdelik gösteri boyunca, tarihî mekânın gölgeleri arasında yankılanan ezgiler izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı."Kuğu Gölü" 27 Haziran'da İkinci Kez Sahnede Festivalin açılışını yapan "Kuğu Gölü", 27 Haziran Cumartesi gecesi saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda yeniden sanatseverlerle buluşacak. Gerçek aşkın gücünü anlatan eser; Marius Petipa ve Lev Ivanov'un özgün koreografisi temel alınarak, A. Volkan Ersoy ve G. Armağan Davran'ın yorumuyla iki perde olarak sahneye taşınıyor.Çağda Çitkaya'nın dekoru, Nursun Ünlü'nün kostümleri ve Oğuz Murat Yılmaz'ın ışık tasarımıyla kurulan sahne, 130 dakikalık gösteri boyunca seyirciyi masalsı bir dünyanın içine davet ediyor.Gerçek aşkın gücünü ve büyüsünü anlatan hikâye, Prens Siegfried'in yirmi birinci yaş günü kutlamalarıyla başlar. Annesi onu bir eş seçmeye çağırsa da prens henüz gerçek aşkı bulamamıştır. Ava çıktığı bir gün, büyücü Rothbart'ın laneti nedeniyle gündüzleri kuğuya dönüşen Prenses Odette ile karşılaşır ve ona âşık olur; onu bu lanetten kurtarmaya yemin eder. Ancak Rothbart'ın kızı Odile (Siyah Kuğu), Siegfried'i yanıltarak aşk yeminini kendisine ettirir. Bu ihanet, laneti daha da güçlendirir ve hikâyeyi trajik finaline taşır.Festival 8 Temmuz'a Kadar Beş Eser, Sekiz Temsille Sürecek Bir opera, iki bale, bir sahne kantatı ve bir çocuk oyunundan oluşan zengin programıyla festival, her yaştan sanatseveri Efes'in taşlarında buluşturmaya devam edecek. "Kuğu Gölü"nün 27 Haziran'daki ikinci temsilinin ardından minik izleyiciler için "Pamira ve Ağustos Böceği" müzikli çocuk oyunu (28 Haziran, Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi), Carl Orff'un görkemli sahne kantatı "Carmina Burana" (30 Haziran – 2 Temmuz) ve Mikis Theodorakis'in müziğiyle "Zorba" balesi (4 – 5 Temmuz) sahnelenecek.Festivalin kapanışı, Giacomo Puccini'nin ölümsüz operası "Tosca" ile 8 Temmuz Çarşamba gecesi gerçekleştirilecek. Final gecesine özel bir konuk damga vuracak: Cavaradossi rolünde, Catania doğumlu İtalyan tenor Ivan Magrì konuk solist olarak sahne alacak. Luciano Pavarotti'nin öğrencilerinden olan ve dünyanın önde gelen opera sahnelerinde rol alan Magrì, festivalin finaline uluslararası bir parlaklık katacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 15:02:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kadir İnanır yaşamını yitirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kadir-inanir-yasamini-yitirdi-1679/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kadir-inanir-yasamini-yitirdi-1679/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_63C810-B1C952-D630EE-B80AC8-3B89B1-1B6C9F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zatürre nedeniyle yoğun bakımda tedavisi süren 77 yaşındaki usta sanatçı Kadir İnanır&#39;ın ölümü tüm Türkiye&#39;yi yasa boğdu.Yeşilçam sinemasının efsane isimlerinden Kadir İnanır, geçtiğimiz haftalarda aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı.Uzun süredir ciddi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_63C810-B1C952-D630EE-B80AC8-3B89B1-1B6C9F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zatürre nedeniyle yoğun bakımda tedavisi süren 77 yaşındaki usta sanatçı Kadir İnanır&#39;ın ölümü tüm Türkiye&#39;yi yasa boğdu.Yeşilçam sinemasının efsane isimlerinden Kadir İnanır, geçtiğimiz haftalarda aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı.Uzun süredir ciddi sağlık problemleriyle mücadele eden 77 yaşındaki sanatçı, yoğun bakıma alınmıştı. Zatürre teşhisiyle yoğun bakımda tedavisi süren Kadir İnanır, entübe edilmişti.Tümör haberi yıkmıştıKonuyla ilgili açıklama yapan hayat arkadaşı Jülide Kural, &#34;Maalasef Kadir biraz önce entübe edildi. Akciğerde zatürrenin altında bir tümör görüldü. Daha rahat müdahale etmek, acı çekmemesi için ve kontrollü tedavi için entübe edildi. Daha rahat müdahale etmek, acı çekmemesi için ve kontrollü tedavi için entübe edildi.&#34; ifadelerini kullanmıştı.Kural, sanatçının 2012 yılında bu tümörünün temizlendiğini fakat ilerleyen yıllarda takibinin sürdüğünü belirtmişti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jun 2026 18:33:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TÜİK açıkladı: Türk halkı en çok uyuyor, en az spor yapıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/tuik-acikladi-turk-halki-en-cok-uyuyor-en-az-spor-yapiyor-109/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/tuik-acikladi-turk-halki-en-cok-uyuyor-en-az-spor-yapiyor-109/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_96B93D-BADE06-FF3ECB-E687C5-516E96-5FDD9A.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de geçen yıl 10 yaş ve üzeri bireyler, günde ortalama en fazla zamanı 8 saat 55 dakikayla uykuya ayırırken kadınların günde ortalama 9 saat, erkeklerin de 8 saat 49 dakika uyudukları hesaplandı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin &#34;Zaman Kullanım&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_96B93D-BADE06-FF3ECB-E687C5-516E96-5FDD9A.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de geçen yıl 10 yaş ve üzeri bireyler, günde ortalama en fazla zamanı 8 saat 55 dakikayla uykuya ayırırken kadınların günde ortalama 9 saat, erkeklerin de 8 saat 49 dakika uyudukları hesaplandı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin &#34;Zaman Kullanım Araştırması&#34;nın sonuçlarını açıkladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jun 2026 04:50:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İlk primatlar donmuş Kuzey Amerika'da ortaya çıktı!..]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ilk-primatlar-donmus-kuzey-amerikada-ortaya-cikti-4896/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ilk-primatlar-donmus-kuzey-amerikada-ortaya-cikti-4896/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D1F45F-01AFDE-D2ED0C-F16584-A18743-88DC07.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Shakhsanam KURBANOVAProceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, 178&#39;i fosil kayıtlarından, 301&#39;i ise yaşayan türlerden olmak üzere toplam 479 primat türünü inceledi. Ekip, gelişmiş istatistiksel modelleme ve iklim simülasyonu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D1F45F-01AFDE-D2ED0C-F16584-A18743-88DC07.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Shakhsanam KURBANOVAProceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, 178&#39;i fosil kayıtlarından, 301&#39;i ise yaşayan türlerden olmak üzere toplam 479 primat türünü inceledi. Ekip, gelişmiş istatistiksel modelleme ve iklim simülasyonu teknikleriyle primatların 66 milyon yıllık evrim tarihini yeniden kurarak hangi iklim koşullarında ortaya çıktıklarını ve nasıl yayıldıklarını analiz etti. Çalışmanın baş yazarı Dr. Jorge Avaria Llautureo, &#34;Primatların ılık tropikal ormanlarda evrimleştiği fikri on yıllardır sorgulanmadan kabul gördü; bulgularımız bu anlatıyı tamamen tersine çeviriyor. Primatlar yemyeşil ormanlardan değil, kuzey yarımkürenin soğuk ve mevsimsel ortamlarından çıktı&#34; dedi.Araştırmaya göre ilk primatlar, yazları sıcak fakat kışları dondurucu geçen bir iklimde yaşıyordu ve yaklaşık 56 milyon yıl önce ortaya çıkan Teilhardina cinsi gibi türler Kuzey Amerika&#39;dan hızla Avrupa ve Asya&#39;ya yayıldı. Veriler, yerel iklim koşulları ani biçimde değiştiğinde daha istikrarlı ama tamamen farklı bölgelere göç eden primatların ortalama 561 kilometre kat ettiğini, benzer ama dengesiz iklimlerde kalmayı tercih edenlerin ise sadece ortalama 137 kilometre hareket ettiğini gösterdi. Daha uzak mesafelere göç edebilen, hareket kabiliyeti yüksek bireyler hayatta kalıp üreyebildi ve bugünkü tüm primat türleri bu &#34;gezgin&#34; atalardan türedi; yerinde kalan ve uyum sağlayamayan soylar ise günümüze ulaşamadı."Hayatta kalma stratejisi kış uykusu."&nbsp;Araştırmacılara göre ilk primatlar, dondurucu kışlarda hayatta kalabilmek için bugün Madagaskar&#39;daki cüce lemurların (dwarf lemur) sergilediğine benzer bir strateji kullanmış olabilir: kalp atış hızını ve metabolizmayı düşürerek toprak altına gömülüp aylarca kış uykusuna yatmak. Nitekim bazı cüce lemur türleri, halen yılın yedi ayına kadar bu şekilde yer altında uyuyarak donma riskinden korunuyor. Primatlar tropikal ormanlara ancak kökenlerinden milyonlarca yıl sonra, önce ılıman iklimlere, ardından kurak step benzeri bölgelere yayılarak ulaştı. Araştırmacılar, geçmişte iklim değişikliğine karşı hangi stratejilerin türleri hayatta tuttuğunu anlamanın, günümüz primat türlerinin güncel iklim krizine nasıl tepki verebileceğini öngörmek için de önemli ipuçları sunduğunu belirtiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 24 Jun 2026 09:17:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uzmanlar "Yapay zeka bilinç kazanacak mı?" sorusunu yanıtladı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/uzmanlar-yapay-zeka-bilinc-kazanacak-mi-sorusunu-yanitladi-363/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/uzmanlar-yapay-zeka-bilinc-kazanacak-mi-sorusunu-yanitladi-363/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A9E152-F8114C-C31766-FEE5A0-D8793B-95E52E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir grup araştırmacı, yapay zeka konusunda temel bir hata yapma tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz uyarısını yapıyor.Montreal Üniversitesi (UdeM) ve Johns Hopkins Üniversitesi&#39;nden sinirbilimcilerin yeni bir makalesi, yapay zekanın sergilediği zekayla gerçekten bilinç sahibi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A9E152-F8114C-C31766-FEE5A0-D8793B-95E52E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir grup araştırmacı, yapay zeka konusunda temel bir hata yapma tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz uyarısını yapıyor.Montreal Üniversitesi (UdeM) ve Johns Hopkins Üniversitesi&#39;nden sinirbilimcilerin yeni bir makalesi, yapay zekanın sergilediği zekayla gerçekten bilinç sahibi olması arasında ayrım yapmamız gerektiğini söylüyor.Anthropic&#39;ten yapay zeka uyarısı: &#34;Çok yakında kontrolü kaybedebiliriz&#34;Yapay zeka sohbet robotları etkileyici derecede akıcı ve empatik görünmeye meyilli olduklarından, sözlerimizi gerçekten anlayabilecek bir bilince sahip olduklarına inanmamıza yol açabilirler. Ancak araştırmacılar, bir sistem zekice davransa ve duygularımız hakkında ikna edici yanıtlar verse bile, bunun aslında onları anladığı, önemsediği veya herhangi bir içsel deneyime sahip olduğu anlamına gelmediğini savunuyor.ChatGPT ve Claude gibi sohbet robotları daha gelişmiş hale geldikçe ve insanlar kişisel ve duygusal konularda onlara daha çok güvendikçe, bu ayrımın giderek daha önemli hale geldiğini belirtiyorlar.Araştırmacılar yeni makalede, kör bakış adlı kavrama işaret ediyor. Bu kavram, birincil görsel korteksi hasar görmüş kişilerin görme alanlarının bir bölümünde hiçbir şey görememelerine rağmen çevrelerinde olup bitenleri belirli ölçüde tahmin edebilmelerini ifade ediyor.Bu, kişinin bilgiyi işleyebileceğini gösteriyor ancak o kişinin bunu bilinçli olarak deneyimlediği anlamına gelmiyor.UdeM&#39;de ve McGill Üniversitesi Sağlık Merkezi&#39;nde psikoloji alanında doktora sonrası araştırmacı olan Vanessa Hadid, &#34;Kör bakışlı bir kişi, bilinçli olarak görme deneyimi yaşamadan görsel bilgilere doğru yanıt verebilir&#34; dedi. Dr. Hadid, UdeM psikoloji profesörü ve Mila-Quebec Yapay Zeka Enstitüsü araştırmacısı Karim Jerbi ve Johns Hopkins&#39;teki Restoratif Nöroteknolojiler Merkezi Direktörü John W. Krakauer&#39;la&nbsp; birlikte makalenin üç ortak yazarından biri.Bu tür bilinçli bir deneyimin bir bilgisayar sisteminde mümkün olup olmayacağı henüz net değil. Ancak halihazırda bunun mümkün olduğuna dair hiçbir gösterge yok ve yazarlar, aldanmamaya dikkat etmemiz gerektiği konusunda uyarıyor.Profesör Jerbi, &#34;Mevcut yapay zeka sistemleri hiçbir şey hissetmiyor ve bilinçli bir deneyime sahip değiller&#34; dedi.Ancak ne kadar akıcı konuşurlarsa ve duygularımıza ne kadar duyarlı görünürlerse, bunu unutmak o kadar kolaylaşır.&#34;The illusion of AI consciousness: Lessons from human unconscious processing'&#34; (Yapay Zeka Bilincinin Yanılsaması: İnsan Bilinçsiz İşlemesinden Dersler&#34; başlıklı çalışma, sinirbilim sitesi The Transmitter&#39;da yayımlandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 22 Jun 2026 07:41:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Senegal'de albinolar ayrımcılığa karşı podyuma çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/senegalde-albinolar-ayrimciliga-karsi-podyuma-cikti-3494/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/senegalde-albinolar-ayrimciliga-karsi-podyuma-cikti-3494/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_600D05-96FF02-53CC13-8A0F4E-3206C9-3B065C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dakar&#39;ın Sicap Mbao banliyösünde açık havada düzenlenen defile, kendisi de albino olan ve &#34;Poune Fashion&#34; isimli markanın kurucusu Diarra Diallo tarafından organize edildi.Yerel modacıların tasarımlarını giyen ve albinoların uğradığı ayrımcılığa dikkat çekmek için&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_600D05-96FF02-53CC13-8A0F4E-3206C9-3B065C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dakar&#39;ın Sicap Mbao banliyösünde açık havada düzenlenen defile, kendisi de albino olan ve &#34;Poune Fashion&#34; isimli markanın kurucusu Diarra Diallo tarafından organize edildi.Yerel modacıların tasarımlarını giyen ve albinoların uğradığı ayrımcılığa dikkat çekmek için podyuma çıkan amatör albino mankenler büyük beğeni topladı.AA muhabirine konuşan Diallo, 2024&#39;ten bu yana düzenledikleri defilelerle albinoların toplum içinde yaşadığı sorunlara dikkat çekmek istediklerini söyledi.Albinizmin bir eksiklik olmadığına dikkati çeken Diallo, albinoların kendilerini olduğu gibi kabul etmeleri için bu tarz etkinliklerin önemli olduğunu dile getirdi.Albino mankenlerden Mouhamadou Faliliou Diallo da 3 yıldır defilede yer aldığını ve her yıl bir öncekine göre toplumun albinolara bakışının iyi yönde değiştiğini kaydetti.Diallo, kamuya açık alanda yapılan defileler sayesinde albinizmli bireylerin toplumla daha fazla etkileşim kurma fırsatı bulduğunu belirterek, bu tür etkinliklerin önyargıların kırılmasına katkı sağladığını ifade etti.Bölge halkının ilgiyle takip ettiği defile yerel danslarla sona erdi.Doğuştan pigment eksikliği nedeniyle derileri ve kılları beyaz, gözleri açık renk olan albinizmli bireyler, en çok Afrika&#39;da ayrımcılığa uğruyor.Dünya genelinde yaklaşık her 17 bin ila 20 bin kişiden birinde görülen albinizm, Afrika&#39;da her 5 bin ila 15 bin kişiden birini etkiliyor.Birçok Afrika ülkesinde &#34;insan dışı varlık&#34; olarak kabul edilen; görüldüklerinde şans veya şanssızlık getirdiğine inanılan albinolar toplumda dışlanıyor, bu nedenle eğitim alamıyor, iş hayatına giremiyor.Çoğu zaman ebeveynleri tarafından bile kabul görmeyen albinolar, çocuk yaşta evden atılıyor ve yaşamlarına sokaklarda devam ediyor.Yaklaşık 18 milyon nüfusa sahip Senegal&#39;de 10 bin 500 albino olduğu tahmin ediliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 08:30:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Herkesin gördüğü gökkuşağı neden birbirinden farklı?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/herkesin-gordugu-gokkusagi-neden-birbirinden-farkli-3910/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/herkesin-gordugu-gokkusagi-neden-birbirinden-farkli-3910/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8EED23-50EA25-F48F10-9EC7A3-34E758-D869CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yukarı baktığınızda gökyüzünde güzel bir gökkuşağının kemer gibi uzandığını görüyorsunuz. Yanınızda duran arkadaşınız da aynı şeyi görüyor.Farkında olmayabilirsiniz ama sizin gökkuşağınız onlarınkinden biraz farklı görünüyor.Aslında, her gökkuşağı görene&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8EED23-50EA25-F48F10-9EC7A3-34E758-D869CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yukarı baktığınızda gökyüzünde güzel bir gökkuşağının kemer gibi uzandığını görüyorsunuz. Yanınızda duran arkadaşınız da aynı şeyi görüyor.Farkında olmayabilirsiniz ama sizin gökkuşağınız onlarınkinden biraz farklı görünüyor.Aslında, her gökkuşağı görene özgü çünkü gökkuşakları fiziksel şeyler değil, gözlerinize göre kişiselleştirilmiş optik bir olgu.Hassas açılarGökkuşağı uzmanı Philip Laven, BBC Dünya Servisi&#39;nin CrowdScience programında &#34;Gökkuşağı, güneş ışığının -beyaz ışığın- gökyüzündeki milyonlarca yağmur damlasından yansıyıp kırılmasıyla oluşan bir desen&#34; diyor.Bir gökkuşağı görmek için, Güneş&#39;in arkanızda, yağmur damlalarının önünüzde olması ve güneş ışığının bulutlar tarafından engellenmeden yağmura ulaşabilmesi gerekiyor.Sonra da harika bir geometri gerçekleşiyor.Laven&#39;in açıkladığına göre, ışık bir yağmur damlasına çarptığında suda yavaşlıyor ve bükülüyor. Buna kırılma deniyor.Işığın farklı renkleri - veya dalga boyları - biraz farklı miktarlarda bükülüyor, böylece beyaz ışık tüm bileşen renklerine ayrılıyor.Işınları yağmur damlasının arkasına çarptığında, içten yansıtılıyorlar. Ve yağmur damlasının karşı kenarına ulaştıklarında, tekrar dışarı doğru kırılıyor ve renkleri daha da dağıtıyorlar.Kırmızı ışık, orijinal ışığın girdiği yere göre yaklaşık 42 derece açıyla çıkarken, mavi veya mor ışık yaklaşık 40 derece açıyla çıkıyor.Gökkuşağı, şelalelerin veya fıskiyelerin püskürttüğü su damlacıkları ve yağmur gibi ışığın su damlacıklarına çarptığı her yerde oluşabilir.Yukarı baktığınızda, gökyüzünde daha yüksekte bulunan bazı yağmur damlaları kırmızı ışığı tam doğru açıyla bükerek gözünüze ulaşmasını sağlarken, oradaki mavi ışık da üzerinizden geçiyor.Daha aşağıda bulunan yağmur damlalarında ise gözünüze ulaşan ışık mavi ışık.Bu yüzden genellikle gökkuşağının daha yüksek dış kenarında kırmızı, daha alçak, iç kenarında ise mavi görüyorsunuz.Aslında gökkuşakları, başınızın gölgesinin bulunduğu yer olan antisolar nokta adı verilen bir merkez etrafında bir daire oluşturuyor. Ancak normalde dairenin alt kısmını göremiyoruz çünkü yerin altında.Güneş ne kadar alçakta olursa, örneğin gün doğumu ve gün batımı civarında, dairenin o kadar büyük bir kısmını görürsünüz.Güneş ufuktan 42 dereceden fazla yukarıdaysa, gökkuşağının tepesi bile yer seviyesinin altında kalır.Laven &#34;Tipik olarak, günün ortasında gökkuşağı görmezsiniz&#34; diyor.Arkadaşınız solunuzda veya sağınızda dursaydı, yağmur damlalarından çıkan ışık gözlerine biraz farklı bir yönden ulaşırdı.Peki ya siz kenara çekilip arkadaşınız sizin yerinize geçseydi? Arkadaşınız sizden daha uzun veya daha kısa olsaydı, ışık gözlerine yine farklı bir yönden ulaşırdı.Ve hatta aynı boyda olsalar ve aynı yerde dursalar bile, Dünya Güneş&#39;e göre biraz dönmüş olacağından ışık yine değişirdi.Çifte gösteriİkiniz de yeterince şanslıysanız, aynı anda iki gökkuşağı görebilirsiniz.Hong Kong Çin Üniversitesi&#39;nden yardımcı doçent, fizikçi Ping Wah Li &#34;Sizinle gökkuşağı arasındaki gökyüzü biraz açıksa, ikincil bir gökkuşağı görebilirsiniz&#34; diyorBu ikincil gökkuşağı, ışığın yağmur damlasının içinde iki kez yansıtıldıktan sonra kırılmasıyla oluşur.Renkler ters sırada çıkar - kırmızı yayın iç tarafında, mor ise dış tarafında.Kırmızı ve mor arasındaki açı farkı daha büyük olduğundan, ikincil gökkuşağı birincil gökkuşağından daha geniş görünür. Ancak ışık daha soluk çıktığı için görmek daha zor.Havada yeterince yükseğe çıkarsanız, örneğin bir uçakta, bazen ikincil bir gökkuşağıyla birlikte, gökkuşağının tam çemberini görebilirsiniz.Yağmur damlasının içinde ışığın daha da çok kez yansıması mümkün.Li&#39;nin açıkladığına göre, üçüncü veya dördüncü dereceden bir gökkuşağı Güneş yönünde ortaya çıkacak ve bu da görmeyi gerçekten zorlaştıracaktır.Ve beşinci dereceden bir gökkuşağı diğer tarafta görünse de, insan gözüne son derece soluk olacaktır. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, bir araştırmacı 2012&#39;de bu nadir renkleri kamerasıyla yakalamayı başardı.Açısal boyutSizin gökkuşağınız arkadaşınızın gökkuşağından farklı ışınlarla oluşmuş olabilir, ancak bir şey değişmez o da boyutu.ABD Deniz Harp Okulu&#39;ndan meteorolog ve emekli profesör Raymond Lee&#39;ye göre tüm gökkuşakları önünüzde aynı alanı kaplar.Bir gökkuşağının bir nesne olmadığı için &#34;doğrusal bir boyutu olmadığını&#34; açıklıyor.Bunun yerine, optik olay yalnızca açısal boyutuyla - size göre yayın bir ucundan diğer ucuna olan açıyla - tanımlanabilir.Uzmanlara göre, ufukta görünen uzaktaki bir gökkuşağı, daha yakındaki bir gökkuşağından daha büyük görünebilir, ancak bunun nedeni beynimizin boyutu bağlamdan çıkarım yapmaya alışmış olması.Lee &#34;Yarıçap yaklaşık 42 derece, bu yüzden çapı bulmak için bunu ikiye katlıyorsunuz, bu da 84 derece yapıyor&#34; diyor.Ve nerede durursanız durun, bu açının aynı olduğu ortaya çıkıyor. Yani en azından sizin ve arkadaşınızın gökkuşaklarının ortak bir noktası var.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Jun 2026 18:02:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Stonehenge'in daha basit ve eski bir versiyonu bulundu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/stonehengein-daha-basit-ve-eski-bir-versiyonu-bulundu-1059/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/stonehengein-daha-basit-ve-eski-bir-versiyonu-bulundu-1059/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A3FAA9-543D99-0E8875-DB9380-D6F713-14A284.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yeni bulunan yapıdan tek izler, yerdeki iki çukurdan ibaret, ancak ekip bu çukurların, yılın en uzun ve en kısa günleri olan yaz ve kış gündönümlerinde Güneş ile hizalanan ahşap direkleri taşıdığını belirtiyor.Stonehenge&#39;te de gündönümlerinde Güneş ışığı taşlar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A3FAA9-543D99-0E8875-DB9380-D6F713-14A284.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yeni bulunan yapıdan tek izler, yerdeki iki çukurdan ibaret, ancak ekip bu çukurların, yılın en uzun ve en kısa günleri olan yaz ve kış gündönümlerinde Güneş ile hizalanan ahşap direkleri taşıdığını belirtiyor.Stonehenge&#39;te de gündönümlerinde Güneş ışığı taşlar ile hizalanıyor.Yeni bulunan alan yaklaşık 5.000 yıl önceye tarihleniyor.Bu, Stonehenge&#39;ten 500 yıl daha eski olduğu anlamına geliyor.Alanda çanak çömlek, çakmak taşı aletler ve hayvan kemikleri de bulundu; bu da tarih öncesi insanların burada bir araya geldiğini düşündürüyor.Kazıyı yöneten Wessex Arkeoloji&#39;den Phil Harding, bu yapının keşfinin uzun kariyerindeki en önemli anlardan biri olduğunu söylüyor.&#34;İki direk çukuru 5.000 yıl önceki insanlar hakkında çok daha fazla şey anlatıyor.&#34;Bu bana tüm topluluk hakkında bilgi veriyor, nasıl düşündüklerini, nasıl davrandıklarını, göklere nasıl saygı gösterdiklerini anlatıyor.&#34;Yaz gündönümünde gün doğumunda Stonehenge&#39;teki dev taşlardan çemberin ortasında durursanız, Güneş&#39;in çemberin kuzeydoğusundaki taşın üzerinden yükseldiğini görürsünüz.Kış gündönümünde ise çemberin merkezinde durduğunuzda, Güneş&#39;in alanın güneybatısındaki taş üzerinden battığını görürsünüz.Bulford köyünde keşfedilen yeni yapı, yalnızca iki ahşap direkten oluşan çok daha basit bir inşaydı ve bu direkler zamanla çürüyerek yok olmuştu.Direkler birbirinden 120 metre uzaklıkta konumlandırılmıştı ve 2 metre ila 4 metre arasında bir yüksekliğe sahip oldukları tahmin ediliyor.Harding bu ilginç çukurları ortaya çıkardığında, birkaç mil ötede bulunan Stonehenge gibi Güneş ile hizalanmış göründüklerini fark etti.&#34;Kurşunkalemimi ve cetvelimi aldım, onları birleştirdim; yaz gündönümünde gün doğumunun genel yönüne işaret ettiklerini fark ettim&#34; diyor.Alana ait çeşitli eserler bulundu. Bunlar arasında bu yuvarlak çakmak taşı bıçak da yer alıyor.Bu tür oyma kemiklerin tarihlenmesi, alanın 5.000 yıllık olduğunu gösteriyorBulford&#39;da bulunan ince çanak çömlek, insanların burada ziyafetler için toplandığını düşündürüyor.Bulford&#39;daki daha erken döneme ait yapının izleri, yaklaşık on yıl önce yeni askeri konutlar için arazi temizlenirken bulundu.Ancak bu hizalanmaya dair ayrıntılı analiz ancak şimdi yapıldı ve bu analiz gökyüzünün geçmişteki konumunun yeniden hesaplanmasını içeriyordu.Bournemouth Üniversitesi ve Skyscape Academy&#39;den arkeoastronom Dr Fabio Silva, &#34;Gökyüzü - Güneş, Ay, gezegenler ve yıldızların konumları yüzyıllar boyunca çok yavaş değişir&#34; dedi ve ekledi:&#34;Bunu yaşamlarımız boyunca gerçekten fark etmeyiz.&#34;Bu nedenle temelde gökyüzünü yeniden inşa etmemiz gerekiyor; tam olarak 5.000 yıl önce nasıl göründüğünü, Güneş&#39;in nereden doğduğunu ve o yerlerde hangi saatte doğduğunu.&#34;Direklerin genişliğini hesaba katarsanız&hellip; Hizalanma tamamen, tamamen doğru. Yaz gündönümünde gün doğumuna ve kış gündönümünde gün batımına hassas biçimde hizalanmış.&#34;Kazı sırasında bulunan tek şey direkleri taşıyan bu çukurlar değildi; bunların çevresinde Bulford köyünün tarih öncesi sakinlerine ait eserler içeren onlarca başka çukur da bulunuyordu.Bu nesneler alanın yaşının belirlenmesine yardımcı oldu.Ekip, zaman içinde özel bir karbon türünün nasıl değiştiğini inceleyen radyokarbon tarihleme yöntemini kullanarak yapının 5.000 yıllık olduğunu tespit etti.Bulunan eserler arasında kazı için kullanılmış bir boynuzun yanı sıra oyma hayvan kemikleri ve ince süslemeli çanak çömlek parçaları yer alıyordu.Çakmak taşından yapılmış aletler de ortaya çıkarıldı; bunlar arasında disk şeklinde yuvarlatılmış nadir bir Neolitik bıçak da bulunuyordu.Harding, &#34;Bence en dikkat çekici bulgumuzdu&#34; dedi:&#34;Onu bu kadar özel kılan şey işçiliği. Bu, gerçek bir ustalığın ürünü.&#34;Bıçağın dik bir şekilde bulunduğunu, sanki dikkatlice yerleştirilmiş gibi olduğunu söyleyen Harding, bunun sembolik bir anlamı olabileceğini düşünüyor.Bulford&#39;daki yeni bulunan alan Stonehenge&#39;teki faaliyetlerin en erken evresiyle aynı döneme tarihleniyor.Bu dönem, taşlar oraya yerleştirilmeden yarım binyıl önce, burada ilk toprak işlerinin yapıldığı zamana denk geliyor.English Heritage tarih küratörü Dr. Jennifer Wexler, &#34;Bulford keşfi aslında Stonehenge&#39;in ilk aşamalarını inşa eden insanların burada yaşamış olabileceğini ya da en azından Stonehenge&#39;teki inşaat çalışmaları için mevsimsel olarak burada toplandıklarını düşündürüyor&#34; dedi.Peki tarih öncesi insanlar neden Güneş&#39;e bu kadar ilgi duyuyordu?Wexler, &#34;Stonehenge&#39;i inşa eden insanlar ve Bulford&#39;dakiler erken çiftçilerdi ve geçim kaynakları gerçekten mevsimler ve Güneş&#39;in işlevine bağlıydı&#34; diye açıklıyor.Günümüzde yaz gündönümünde binlerce insan Stonehenge&#39;te gün doğumunu izlemek için toplanıyor.Ancak Wexler, 5.000 yıl önce antik topluluklar için kış gündönümünün daha büyük önem taşıdığını söylüyor.&#34;Kış özellikle önemli olabilir; çünkü yılın ışığın adeta söndüğü bir zamanı. Belki de onun geri dönüşünü sağlamak için bir şeyler yapmanız gereken bir dönemdi. Sonrasında ise baharın gelişi gelir ve ürünleriniz ve hayvanlarınızın gelişmesini umarsınız.&#34;Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 07:18:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amazon'da "hayalet köpeğin" görülmemiş fotoğrafları]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/amazonda-hayalet-kopegin-gorulmemis-fotograflari-2780/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/amazonda-hayalet-kopegin-gorulmemis-fotograflari-2780/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8EFF03-468747-7E1DA3-DD0061-27F6D8-95496A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeni bir araştırmaya göre dünyanın en gizemli köpekgillerinden olan ve zor rastlanan kısa kulaklı tilki, Amazon ormanlarının Bolivya ve Peru&#39;daki kısımlarının derinliklerinde gizlice yaşamını sürdürüyor.Keskin işitme duyusu, güçlü koku alma becerisi ve gizemli doğası nedeniyle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8EFF03-468747-7E1DA3-DD0061-27F6D8-95496A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeni bir araştırmaya göre dünyanın en gizemli köpekgillerinden olan ve zor rastlanan kısa kulaklı tilki, Amazon ormanlarının Bolivya ve Peru&#39;daki kısımlarının derinliklerinde gizlice yaşamını sürdürüyor.Keskin işitme duyusu, güçlü koku alma becerisi ve gizemli doğası nedeniyle bu köpek vahşi doğada çok az defa doğrudan gözlemlendi.Araştırmacılar, &#34;neredeyse efsanevi bir yaratık&#34; olan bu gizemli hayvanın &#34;hayalet köpek&#34; lakabını kazandığını söylüyor.Bolivya ve Peru&#39;nun ormanlarına yoğun bir şekilde yerleştirilen fotokapanlar sayesinde yeni bir çalışma, Amazon&#39;un bu esrarengiz yırtıcı hayvanının yaşamına dair yeni bilgiler sundu.Fotoğraflar, bu köpeğin siyahımsı griden kızılımsı kahverengiye kadar değişen koyu renkli ve yoğun bir kürkü, çok küçük ve yuvarlak kulaklarıyla büyük bir kafası, kısa bacakları ve uzun, gür bir kuyruğu olduğunu gösterdi.Bu türün kısmen perdeli patileri bile var ve bu, Amazon köpekleri arasında kesinlikle benzersiz bir özellik.Bilim insanları bulguları hakemli dergi Neotropical Biology and Conservation&#39;da yayımlanan çalışmada, &#34;Sonuçların en şaşırtıcı yanı, neredeyse efsanevi bir yaratık olmalarına rağmen kısa kulaklı tilkilerin tahmin ettiğimizden çok daha yaygın olmasıydı&#34; diye yazıyor.Araştırmacılar 25 yılı aşkın süre boyunca Bolivya genelinde bu köpek türüne ait 500 gözlem kaydını derleyip sınıflandırdı ve 34 adet kapsamlı fotokapan araştırması yürüttü.Fotokapanlar esasen bu efsanevi canlının Greater Madidi-Tambopata ve Llanos de Moxos Biyokültürel Arazisi&#39;ndeki hareketlerini yakalamak için kuruldu.594&#39;ten fazla fotoğraf içeren bu çalışma, türün dağılım alanında kısa kulaklı tilki olduğu doğrulanmış en büyük kayıt koleksiyonunu temsil ediyor.&nbsp;Kısa kulaklı tilki&nbsp;Bolivya&#39;da bir fotokapana yakalanan kısa kulaklı tilkinin fotoğrafı (G. Ayala/M.E. Viscarra)Bilim insanlarına göre bu araştırma, &#34;koruma teknolojisi ve uzaktan algılamanın (bu örnekte fotokapanların yoğun kullanımının) Amazon yağmur ormanlarının en az bilinen türlerinden biri hakkında nasıl önemli veriler sağlayabileceğinin harika bir örneği&#34; niteliğinde.Fotokapan verileri, bu köpeğin bilim insanlarının bir zamanlar endişe ettiği kadar nadir olmadığını ve ormanların derinliklerinde 100 km²&#39;de 15 birey yoğunluğunda yaşadığını da ortaya koydu.Bu, kısa kulaklı tilkilerin jaguarlar gibi daha büyük etoburlardan daha yaygın, oselolar gibi orta boy etoburlardan ise daha nadir olduğunu gösteriyor.&nbsp;Fotokapana yakalanan kısa kulaklı tilkiSon gözlemler, bu köpeklerin çoğunlukla gündüzleri aktif olduğuna ve 06.00&#39;la 12.00 arasında hareketliliklerinin doruk noktasına ulaştığına işaret ediyor.Görünüşe göre nehirlerden uzakta, ormanların yüksek rakımlı bölgelerinde yaşamaya adapte olmaları, insanların gözünden uzak kalmalarının başlıca nedenlerinden biri.Bu aynı zamanda türün korunmasının, koruma altındaki alanlar yaratılıp bunların etkin bir şekilde yönetilmesine büyük ölçüde bağlı olduğu anlamına geliyor.Bilim insanları şöyle yazıyor:&nbsp;En önemli yönetim stratejisi, Amazon orman örtüsünün korunmasıdır ve koruma alanlarının oluşturulup etkin bir şekilde idare edilmesinin yanı sıra yerli halkların topraklarının sürdürülebilir yönetimi de bunun en önemli unsurudur.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 17 Jun 2026 08:22:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İngiltere'de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ingilterede-2-cocuk-kizamik-nedeniyle-hayatini-kaybetti-8522/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ingilterede-2-cocuk-kizamik-nedeniyle-hayatini-kaybetti-8522/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_516366-81F160-6EFC46-30190F-AA4E9F-3359BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansından (UKHSA) yapılan yazılı açıklamada, çocuklardan birinin &#34;akut kızamık&#34; nedeniyle hayatını kaybettiği, diğer çocuğun ölümünün ise &#34;kızamığın geç etkileriyle&#34; bağlantılı olduğu belirtildi.Açıklamada, son dönemdeki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_516366-81F160-6EFC46-30190F-AA4E9F-3359BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansından (UKHSA) yapılan yazılı açıklamada, çocuklardan birinin &#34;akut kızamık&#34; nedeniyle hayatını kaybettiği, diğer çocuğun ölümünün ise &#34;kızamığın geç etkileriyle&#34; bağlantılı olduğu belirtildi.Açıklamada, son dönemdeki birçok kızamık vakasının başkent Londra ve West Midlands&#39;daki salgınlarla bağlantılı olduğu, vakaların çoğunlukla 10 yaş ve altındaki aşısız çocuklarda görüldüğü ifade edildi.Ayrıca açıklamada, yeni verilere göre, İngiltere genelinde son 2 haftada 100&#39;den fazla yeni kızamık vakasının doğrulandığı aktarıldı.- &#34;Aşıları geciktirmeyin&#34;Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen UKHSA&#39;da Uzman Epidemiyolog Dr. Vanessa Saliba, kızamığın ülkenin birçok bölgesinde yayılmaya devam ettiğini belirterek, hastalığın çok ciddi ve hatta ölümcül olabileceğini bildirdi.Saliba, tüm ebeveynlere çocuklarının aşılarının güncel olduğundan emin olma çağrısında bulunarak, bu aşıların kızamığa karşı en iyi ve güvenli korumayı sağladığını vurguladı.İngiltere Sağlık Bakanı James Murray da bu ölümlerin kızamığın zararsız bir çocukluk hastalığı olmadığını gösteren &#34;yürek parçalayıcı bir hatırlatma&#34; olduğunun altını çizdi.Murray, kızamığın ölümcül olabilecek ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini, sayısız hayat kurtaran MMR aşısının bu son derece bulaşıcı hastalığa karşı en iyi koruma olmaya devam ettiğini ifade etti.İngiltere&#39;de MMR (kızamık, kabakulak ve kızamıkçık) aşısı yaptırma oranı, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yüzde 95 hedefinin altında kalmaya devam ediyor.Son ulusal istatistiklere göre, çocukların yüzde 88,9&#39;u ilk doz aşısını 2 yaşına kadar yaptırırken, 5 yaşındaki çocukların yüzde 83,7&#39;si önerilen iki dozu da alıyor.- Kızamık nedeniyle 2020&#39;nin başından 2024&#39;ün sonuna kadar 3 can kaybı kaydedilmiştiÜlkede bu yıl şimdiye kadar laboratuvarca doğrulanmış 736 kızamık vakası kaydedildi. Bu sayı, 2025&#39;in tamamında 959 olarak bildirilmişti.Bu yıl en fazla kızamık vakası, toplam vakaların yüzde 15&#39;inin görüldüğü Londra&#39;nın Enfield bölgesinde kayda geçti. Enfield&#39;da 111 vaka tespit edilirken, Birmingham&#39;da 79, Londra&#39;nın Haringey bölgesinde ise 49 vaka görüldü.Resmi verilere göre, İngiltere ve Galler&#39;de 2020&#39;nin başından 2024&#39;ün sonuna kadar geçen 5 yıllık dönemde kızamık nedeniyle 3 ölüm kaydedilmişti.Pnömoni ve ensefalopatiye yol açabilen kızamık, dünya genelinde aşıyla önlenebilir ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 08:23:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uzmanlar son kahvenizi içmeniz gereken saati açıkladı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/uzmanlar-son-kahvenizi-icmeniz-gereken-saati-acikladi-2985/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/uzmanlar-son-kahvenizi-icmeniz-gereken-saati-acikladi-2985/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5365CB-11C582-FE5D20-C7B59A-296FB9-AAC4D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Peki son kahve veya kafeinli çay için bir sınır var mı? Uzmanlar, bunun planladığınız uyku saatinden yaklaşık 9 saat önce olduğunu söylüyor.Çünkü ABD Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezleri kılavuzuna göre yetişkinlerin en sağlıklı kalmak için ihtiyaç duyduğu 7-9 saatlik uykuya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5365CB-11C582-FE5D20-C7B59A-296FB9-AAC4D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Peki son kahve veya kafeinli çay için bir sınır var mı? Uzmanlar, bunun planladığınız uyku saatinden yaklaşık 9 saat önce olduğunu söylüyor.Çünkü ABD Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezleri kılavuzuna göre yetişkinlerin en sağlıklı kalmak için ihtiyaç duyduğu 7-9 saatlik uykuya dalabilme süresini ikiye katlayabilir.Baylor Tıp Fakültesi&#39;nde kayıtlı diyetisyen ve yardımcı doçent olan Roberta Anding, daha önceki bir açıklamasında, &#34;Eğer saat 21.00&#39;te yatmayı planlıyorsanız ve kafeine duyarlıysanız, öğle saatlerinde içmeyi bırakmanızı öneririm&#34; demişti.&#34;Yatmadan önce kafein içmek uykunuzu etkileyecektir. Ortalama bir kişinin uykuya dalması yaklaşık 10 ila 20 dakika sürer. Eğer sisteminizde kafein varsa veya kafeine duyarlıysanız, bu süre ikiye katlanabilir&#34; diye açıklamıştı.Henry Ford Health&#39;e göre kafein, vücudu çeşitli şekillerde etkiliyor; kan dolaşımını artırıyor, uyuşukluğu önlüyor ve adrenalini hızla yükseltiyor.Düzenli olarak kafein tüketen kişilerin zamanla tolerans geliştirebileceğine inanılıyor. Yine de Harvard Tıp Fakültesi&#39;nde tıp yardımcı doçenti olan Dr. Trisha Pasricha, Washington Post&#39;ta yayımlanan yazısında, bu teoriye ilişkin verilerin &#34;şaşırtıcı derecede az&#34; olduğunu belirtti.Cleveland Kliniği&#39;ne göre vücudun kafeini daha iyi parçalamasını sağlayan CYP1A2 adlı bir gen varyantı var. Geçmiş araştırmalar, insanların sadece yaklaşık yarısında bu varyantın bulunduğunu gösteriyor.Kayıtlı diyetisyen Jane Leverich, Good Housekeeping&#39;e, çoğu insan için etkinin, kafein etkisi geçtikten sonra da sürdüğünü söyledi.&#34;Kafein, melatonin salınımını geciktirebilir, sirkadiyen ritminizi bozabilir ve uyku kalitesini düşürebilir; bu etkileri vücudunuz beyninizden çok önce fark eder&#34; dedi.Anding&#39;in belirttiğine göre kafeinin yaklaşık 4,5 saatlik epey uzun bir yarı ömrü var. Bu, etkilerinin yarıya inmesi için geçen süreyi ifade ediyor.Ancak içtiğiniz kafein miktarı ve türü, ne zaman içtiğiniz kadar önemli.Mayo Clinic&#39;e göre 240 ml&#39;lik bir fincan kahve yaklaşık 100 miligram kafein içeriyor ve çoğu yetişkin için günde 400 miligrama kadar kafein güvenli kabul ediliyor.Ancak farklı kahve türleri farklı kafein seviyeleri içerebiliyor. Örneğin, hazır kahve, taze demlenmiş kahveye göre daha az kafein içeriyor. Matcha ve siyah çay da dahil bazı çaylar kahveden daha fazla kafein içerebilir.Daha düşük kafeinli içecekler yatmadan önce daha güvenlidir ve kafeinsiz içecekler uykunuzu daha az etkileyebilir. Bununla birlikte kafeinsiz içecekler de bir miktar kafein içerir.Bu nedenle hassas kişilerin öğle vakti dışında kahveden tamamen uzak durmaları gerekiyor.Cleveland Kliniği&#39;nde kayıtlı diyetisyen Anthony DiMarino, &#34;Vücudu kafeini yavaş işleyen kişilerin, iyi bir gece uykusu çekmek istiyorsa akşam saatlerinde kafein tüketmekten kaçınması gerekir&#34; diye tavsiyede bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 10 Jun 2026 09:39:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayallere dalmak ne zaman bir rahatsızlığa dönüşür?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/hayallere-dalmak-ne-zaman-bir-rahatsizliga-donusur-153/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/hayallere-dalmak-ne-zaman-bir-rahatsizliga-donusur-153/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8D5960-ECF83A-0AB6BB-B0F138-47AD07-B5AECD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ayrıca, istediğim zaman bu hayallere dalıp çıkabildiğimi ve bunlardan keyif aldığımı da söyledi.&#34;Yeteneğimden&#34; etkilendiğini ve oyunculuğu düşünmemi önerdi.Bundan pek emin olamadım ama iltifatı memnuniyetle kabul ettim.Peki ya bu içsel sinema halinden çıkamıyorsanız?Bu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8D5960-ECF83A-0AB6BB-B0F138-47AD07-B5AECD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ayrıca, istediğim zaman bu hayallere dalıp çıkabildiğimi ve bunlardan keyif aldığımı da söyledi.&#34;Yeteneğimden&#34; etkilendiğini ve oyunculuğu düşünmemi önerdi.Bundan pek emin olamadım ama iltifatı memnuniyetle kabul ettim.Peki ya bu içsel sinema halinden çıkamıyorsanız?Bu durum uyumsuz hayal kurma rahatsızlığı olarak tanımlanıyor.Bu kişiler, genellikle uyanık oldukları saatlerin yarısından fazlasını, zihinlerinde anlatılar ve karakterlerle ayrıntılı ve karmaşık fanteziler yaratarak geçiriyorlar.Ross, aşırı durumlarda insanların günde 12 saate kadar hayal kurabileceğini söylüyor.Yarattıkları hikayelerin olay örgüsü on yıllarca sürebiliyor.Kulağa ilham verici gelebilir ancak bu insanlar iç dünyalarına o kadar dalmış durumdalar ki bu durum günlük yaşamlarında büyük aksamalara ve ciddi sorunlara yol açabiliyor.Bu, göründüğü kadar nadir bir durum değil.Ross, &#34;Yetişkin nüfusunun yaklaşık % 2 ila 4&#39;ünde görülüyor&#34; diyor.Peki, hayal kurmanızın bir sorun haline gelip gelmediğini nasıl anlarsınız? Ve nasıl tedavi edebilirsiniz?&#39;Tamamen içine çekiyor&#39;Öncelikle, hayal kurmak doğası gereği kötü değil. Tam tersine, oldukça faydalıdır.Ross &#34;Hiç hayal kurmuyorsanız, size acırım&#34; diyor Ross.Hayal kurmak, neredeyse herkesin yaptığı normal bir zihinsel aktivite olarak kabul ediliyor.Araştırmacılar anketler aracılığıyla, uyanıkken zihinsel aktivitemizin %30-50&#39;sinin o anda yaptığımız şeyle ilgili olmayan düşüncelerle geçtiğini tahmin ediyorlar.Hayal kurmak sadece duygusal düzenlemeye, empatiye ve yaratıcılığa fayda sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda can sıkıntısını giderebiliyor. İnsanların yaşam deneyimlerinde anlam bulmalarına yardımcı olabiliyor.Ancak Ross&#39;un dediği gibi, uyumsuz hayal kurma sizi &#34;tamamen içine çeken&#34; bir hale gelebilir.&#34;Sıkıntıya neden olur ve iş tamamlama yeteneğinizi engeller ama zorlayıcı niteliği nedeniyle yapmaya devam edersiniz.&#34;İşte bu dudum hayal kurmayı uyumsuz bir bozukluk haline getiriyor.Uyumsuz hayal kurma bozukluğu yaşayanlar, hayallerinden nihayet kurtulduklarında, fantezilerini anlamsız ve zaman kaybı olarak algılama eğiliminde.Ancak bağımlılık yapıcı doğası, döngünün devam etmesi anlamına geliyor ve bu kırılması zor bir döngü.Kyla Borcherds&#39;in deneyimini ele alalım. Dört yaşından itibaren kafasında &#34;başka dünyalar&#34; yarattığını anlatıyor.Bu durum, yeni bir okula başlaması sonrası bazı çocukların aksanıyla alay etmesiyle daha da yoğunlaştı. Hayaller &#34;güvenli alanı&#34; haline geldi.&#34;Kimse benimle alay etmiyordu ve insanlar beni seviyordu&#34; diyor.Borcherds&#39;in hayalleri, saatlerce devam bir saplantıya dönüştü.&#34;Bu, tıpkı insanların çikolata yeme veya sosyal medyada vakit geçirme dürtüsü gibi gerçekten güçlü bir dürtüydü&#34; diyor.İşte sağlıklı bir davranışın zararlı hale gelebileceği nokta burası.İsrail&#39;deki Hayfa Üniversitesi&#39;nden emekli klinik psikoloji profesörü Eli Somer, &#34;Sorun, birey artık fanteziyi kontrol edemediğinde ve fantezi bireyi kontrol etmeye başladığında ortaya çıkıyor&#34; diyor.&#34;Uyumsuz hayal kurma&#34; terimini ortaya atan Somer, bu rahatsızlığı 20 yılı aşkın süredir araştırıyor.Uyumsuz hayal kurma, genellikle müzik dinlemek veya ileri geri yürümek gibi tekrarlayan fiziksel aktiviteler yoluyla mümkün kılınıyor ve sürdürülüyor.İnsanların yaklaşık % 80&#39;i, hayal kurarken konsantrasyonlarını korumak için bilinçsiz fiziksel hareketler kullanıyor.Borcherds için bu, saatlerce patenleriyle ileri geri kaymak veya duvara top sektirmek demekti.Hayal kurmaya harcanan zaman nedeniyle, uyumsuz hayal kurma sorunu olanlar doğal olarak sosyal ortamlardan veya ilişkilerden uzaklaşıyor ve izole oluyorlar. Bu da utanç ve pişmanlık döngüsüne yol açıyor.&#39;Hiç terfi almaya çalışmadım&#39;Borcherds, kariyerinin ilk aşamalarında hayal kurmasının geride kalmasına neden olmaya başladığını fark etti.&#34;Hiç motivasyonum yoktu. Neden işte terfi almak için çok zaman ve enerji harcayayım ki? Bunu şu anda hayal gücümde hiçbir çaba harcamadan elde edebiliyorum ve bu gerçeğin şeyin % 95&#39;i kadar iyi&#34; diyor.&#34;40&#39;lı yaşlarımda hala giriş seviyesi işlerde çalışıyordum, çünkü hiç terfi almaya çalışmamıştım.&#34;Bu mantıklı. Klinik psikolog ve Uluslararası Uyumsuz Hayal Kurma Derneği&#39;nin araştırma direktörü Wanda Fischera, &#34;En sevdiğiniz diziyi hayal edin ama başrolde siz varsınız. Şimdiki hayatınız o kadar heyecan verici değilse, bundan nasıl vazgeçebilirsiniz?&#34; diyorBireyin karşılanmamış duygusal ihtiyaçları varsa, uyumsuz hayal kurma, insanların bu ihtiyaçlarının karşılandığını hissetmeleri için bir fırsat sunuyor.Örneğin, uyumsuz hayalperestler genellikle hayallerinde güçlü bir varoluş duygusuna sahip ve sıklıkla sevilen bireyler veya kahramanlar olarak tasvir ediliyorlar.Soyadını gizli tutmak isteyen Maria, sık sık insanların kendisine baktığı bir sahnede olduğunu, başarılı ve tanınmış olduğunu hayal ediyordu.Fischera, bu durumun, uyumsuz hayalperestlerin &#34;belki de olduğum gibi yeterince iyi değilim ya da insanlar beni olduğum gibi sevmiyor veya gerçek benliğimi gösteremiyorum&#34; şeklinde bir utanç duygusuna sahip olmalarından kaynaklanabileceğini söylüyor.&#34;Hayaller hep bağlantılarla dolu. Bu da izolasyonu azaltmaktaki çaresiz ihtiyacı gösteriyor.&#34;Maria, çocukken yalnızlık hissettiğini itiraf ediyor. Çocukken hayallere dalmayı kolaylaştırmak için saatlerce müzik dinlerken, ileri geri sallanıyordu.Yaşadığı durum için &#34;Bir tür paralel dünya&#34; tanımı yapıyor.Ebeveynleri ve öğretmenleri mücadelesinin doğasını anlamakta başarısız oldular.&#34;Çok rahatsız ediciydi, bu yüzden ders çalışamıyordum ve insanlar otomatik olarak ders çalışmak istemediğimi veya tembel olduğumu düşünürlerdi.&#34;Maria, bazıları kurgusal, bazıları gerçek kişilerden uyarlanmış çeşitli hikayeler ve karakterler uyduruyor ve bir tanesine bir yıl boyunca takılıp kalabiliyordu.Şimdi, &#34;10 filme yetecek kadar hikayem var&#34; diyor.Bir hayal kurmayı bitirdiğinde, gördüklerini yazmak gibi bir aktiviteye de yönelmiyordu. Zamanı boşa harcadığını düşünüyordu.Birçokları gibi, Maria da yetişkinlikte uyumsuz hayal kurma hakkında bilgi edindi ve yalnız olmadığını bilmekten büyük bir rahatlama duydu.&#34;Belki de tuhaf biri olduğum düşüncesiyle büyüdüm&#34; diyor.Neden belirli insanlar etkileniyor?Uyumsuz hayal kurma, yaygınlığını artırıyor gibi görünen çeşitli risk faktörleriyle ilişkilendiriliyor.Örneğin, bazı çalışmalar uyumsuz hayal kurmayı ihmal, duygusal istismar ve bağlanma sorunları gibi çocukluk travmalarıyla ilişkilendirdi. Bu kişiler acı verici anıları ve duyguları önlemek için uyumsuz hayal kurmayı kullanıyor.Ayrıca nöroçeşitlilikten kaynaklanan zorluklarla başa çıkmanın bir yolu da olabilir.Otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş 235 yetişkin üzerinde yapılan bir çalışmada, % 43&#39;ü uyumsuz hayal kurma deneyimleri yaşadığını bildirdi ve bu deneyimler yalnızlık ve duygusal kontrol zorluklarıyla yakından ilişkili bulundu.Diğer araştırmalar, dissosiyatif ve kompulsif bozukluklar, depresyon ve anksiyete ile güçlü bağlantılar veya benzer bilişsel özellikler tespit etti.Borcherds&#39;e 18 yaşında depresyon teşhisi kondu.&#34;Sorun depresyondu ve ben de gerçek hayattan koparak bununla başa çıkmaya çalıştım&#34; diyor.40&#39;lı yaşlarındayken, depresyon tedavisi için bir ay psikiyatri kliniğinde kaldı ve sonunda ihtiyacı olan yardımı aldığını hissetti.Bu aynı zamanda hayal kurma üzerindeki kontrolünü yeniden kazanması için de bir dönüm noktası oldu. Hayalleri daha yaratıcı ve keyifli hale geldi ve artık bu dürtüyü hissetmiyordu.Maria&#39;ya herhangi bir ruh sağlığı sorunu teşhisi konmadı ancak ona yardımcı olacak uzman bir terapisti var.Somer, &#34;Dikkat bozukluğunda aşırı fantezi dışarıdan dikkatsizlik gibi görünebileceğinden, örtüşme özellikle önemli. Obsesif-kompulsif bozuklukta ise, müdahalecilik, kompulsiflik ve kopmada zorluk gibi ortak özellikler var&#34; diyor.Peki, uyumsuz hayal kurma, gerçek hayatla başa çıkmanıza yardımcı olan bir stratejisi, yoksa sizi gerçek hayattan ve gerçek kimliğinizden koparan bir dissosiyatif bozukluk mu?Somer&#39;e göre, kanıtlar bunun genellikle ikisi de olduğunu gösteriyor.&#34;Birçok insan için uyumsuz hayal kurma, özellikle yalnızlık, stres, travma kaynaklı sıkıntı veya karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar için bir başa çıkma stratejisi olarak başlar. Ancak bir alt grupta, kronik, kompulsif, dissosiyatif bir zihinsel işlev modeline dönüşür&#34; diyor.Ya tedavi?Somer ve meslektaşları tarafından klinik bir rahatsızlık olarak kabul edilmesine rağmen, uyumsuz hayal kurmanın henüz Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı&#39;nda veya Uluslararası Hastalık Sınıflandırması&#39;nda tanınmadığını akılda tutmakta fayda var.Uyumsuz hayal kurma vaka sayıları üzerine henüz büyük örneklem çalışmaları yok, ancak çok sayıda küçük örneklem çalışması mevcut. Somer, bunun da kanıta dayalı standart bir tedavinin oluşturulmasını engellediğini söylüyor.&#34;Yine de, erken klinik kanıtlar cesaret verici&#34; diyor.&#34;Vaka raporları ve ilk tedavi çalışmaları, özellikle tetikleyicileri, kompulsif dalmayı, dikkat kontrolünü, duygu düzenlemesini, kaçınmayı ve utancı ele aldığında, hedefli psikoterapinin yardımcı olabileceğini gösteriyor.&#34;Somer, klinikte amacın genellikle hayal gücünü ortadan kaldırmak değil, hayal gücü yeteneğinin yaşamın yerini almak yerine ona hizmet edebilmesi için seçim, esneklik ve kontrolü geri kazandırmak olduğunu ekliyor.Uyumsuz hayal kurma ve bununla nasıl başa çıkılacağı konusunda bilgi sahibi bir terapist bulmak oldukça zor görünüyor.Ancak hayal kurmalarınız sizi tüketiyorsa, Fischera terapiye başlamadan önce şu stratejileri denemenizi öneriyor:Hayal kurmayı ve ne sıklıkla gerçekleştiğini kaydedin. Dört saat hayal kuruyorsanız, bu zamanı başka nasıl doldurabilirsiniz? Örneğin, yeni bir hobiye başlayabilir misiniz?Beyni eğitmek için farkındalık kullanın. Dopamin salımı için kısa içerik yerine uzun içerikli kitaplar okuyun ve bunları sindirin.Tetikleyicilerinizi bilin. Örneğin, müzik dinlemeyi bırakın ve bunun yerine podcast&#39;lere geçin veya yalnız kalma sürenizi azaltın.Somer &#34;Bir danışanım, kedisi odadayken hayal kuramadığını söylüyor, bu yüzden kedi hep odada&#34; diyor.Fischera, uyumsuz hayal kurma alışkanlığından kurtulmanın zorlu bir yolculuk olabileceğini ancak üstesinden gelinebileceğini söylüyor.Örneğin Maria yazmaktan zevk aldığını ve uyumsuz hayal kurmak yerine hikayeler yazdığını fark etti.Borcherds&#39;in de artık hayal kurmayla olumlu bir ilişkisi var.Hatta MD hastaları için haftalık 18 bin ziyaretçisi olan ve giderek daha fazla sayıda kişinin bu rahatsızlığa sahip olduğundan şüphelendiği bir Reddit topluluğunu yönetiyor.Borcherds MD ile mücadele eden herkese &#34;Bu sonsuza dek sürmek zorunda değil&#34; diyor.&#34;Kafanızda hikayeler olması sorun değil. Bu hikayelere bağımlı olmak sorun. Ve sosyal medyada neredeyse herkesin gözden kaçırdığı ayrım da bu.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 08 Jun 2026 08:55:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Reha Muhtar hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/reha-muhtar-hayatini-kaybetti-7744/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/reha-muhtar-hayatini-kaybetti-7744/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5A976D-59421C-83F489-C85A64-BA5FBB-08863F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kalp yetmezliği rahatsızlığı nedeniyle ilçedeki özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi gören 66 yaşındaki Muhtar&#39;ın hayatını kaybettiği öğrenildi.İlçede yaşayan Muhtar, 28 Mayıs&#39;ta rahatsızlanması üzerine ambulansla hastaneye kaldırılmıştı.Reha Muhtar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5A976D-59421C-83F489-C85A64-BA5FBB-08863F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kalp yetmezliği rahatsızlığı nedeniyle ilçedeki özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi gören 66 yaşındaki Muhtar&#39;ın hayatını kaybettiği öğrenildi.İlçede yaşayan Muhtar, 28 Mayıs&#39;ta rahatsızlanması üzerine ambulansla hastaneye kaldırılmıştı.Reha Muhtar kimdir?İstanbul'da 21 Temmuz 1959 tarihinde dünyaya gelen Reha Muhtar'ın babası aslen Kerküklü ve Irak Türkmenidir. Babasının akademisyen olması nedeniyle çocukluk yıllarını kışları Ankara'da, yazları ise İstanbul'da geçirdi. İlk, orta ve lise eğitimini TED Ankara Kolejinde tamamlayan Muhtar, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulunda bitirdi.Gazetecilik hayatıGazeteciliğe 1980 yılında başlayan Reha Muhtar, 1981'de Milliyet gazetesinin Ankara bürosunda dış politika ve siyaset muhabiri olarak görev yaptı. Daha sonra TRT'ye geçen Muhtar, Yunanistan'ın başkenti Atina'da TRT muhabiri olarak görev aldı. Bu dönemde Yunanistan briç şampiyonu oldu. Televizyon kariyerinde geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan dönüm noktalarından biri, CNN International&#39;ın &#39;Crossfire&#39; yapımının yerli benzeri olarak 1991 yılında hazırlamaya başladığı &#39;Ateş Hattı&#39; programı oldu. TRT'de başlayan program, sonraki yıllarda farklı kanallarda da ekranlara geldi. Reha Muhtar; TRT, Kanal D, Star TV, Show TV, ATV, FOX, CNN Türk ve Kanaltürk gibi birçok televizyon kanalında haber sunuculuğu, program yapımcılığı ve yöneticilik yaptı.Özellikle Show TV Ana Haber Bülteni&#39;ni sunduğu yıllarda ekranların en çok konuşulan haber sunucularından biri olan Muhtar, Akşam, Star, Sabah ve Vatan gazetelerinde de yazılarıyla yer aldı.Muhtar&#39;ın televizyon projeleri arasında &#39;Ateş Hattı&#39;, &#39;Çapraz Ateş&#39;, &#39;Reha Muhtar TV&#39;, &#39;Hayatım Roman&#39;, &#39;Çok Farklı&#39; ve &#39;Son Kale&#39; gibi programlar bulunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 09:33:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Deniz tabanındaki 50 bin sikke neyi saklıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/deniz-tabanindaki-50-bin-sikke-neyi-sakliyor-9191/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/deniz-tabanindaki-50-bin-sikke-neyi-sakliyor-9191/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FBD209-3B2594-D97AA7-11935D-1C7505-ED8507.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sardinya Adası açıklarında dalış yapan bir kişinin tesadüfen fark ettiği metal parçası, son yılların en dikkat çekici arkeolojik keşiflerinden birine dönüştü.İtalya Kültür Bakanlığı&#39;nın açıklamasına göre deniz tabanında bulunan Geç Roma dönemine ait sikke sayısı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FBD209-3B2594-D97AA7-11935D-1C7505-ED8507.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sardinya Adası açıklarında dalış yapan bir kişinin tesadüfen fark ettiği metal parçası, son yılların en dikkat çekici arkeolojik keşiflerinden birine dönüştü.İtalya Kültür Bakanlığı&#39;nın açıklamasına göre deniz tabanında bulunan Geç Roma dönemine ait sikke sayısı 30 bini aşarken, toplam sayının 50 bine kadar ulaşabileceği değerlendiriliyor.Gizemli hazine denizin altında ortaya çıktıSikkeler, Sardinya&#39;nın Arzachena kıyıları yakınlarında deniz çayırları ve kumluk alanlar arasında bulundu.Uzmanlar, sikkelerin büyük bölümünün olağanüstü derecede iyi korunmuş durumda olduğunu açıkladı. Yapılan ilk incelemeler, eserlerin MS 324 ile 345 yılları arasına tarihlendiğini gösterdi.Bulunan sikkelerin Roma İmparatorluğu döneminde yaygın olarak kullanılan &#39;follis&#39; (bronz para) türüne ait olduğu belirtildi.Kayıp gemi batığı ihtimali güçlendiAraştırmalar sırasında sikkelerin bulunduğu bölgede amfora parçalarına da rastlandı.Uzmanlar, sikkelerin iki geniş alana yayılmış halde bulunmasının ve amfora kalıntılarının ortaya çıkmasının, bölgede henüz keşfedilmemiş bir gemi batığı olabileceği ihtimalini güçlendirdiğini ifade etti.Ancak İtalya Kültür Bakanlığı, şu ana kadar herhangi bir batığın kesin olarak doğrulanmadığını ve çalışmaların sürdüğünü bildirdi.İtalya Kültür Bakanlığı Arkeoloji Genel Müdürü Luigi La Rocca, keşfin Akdeniz&#39;in deniz altı mirasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.Bakanlık, bulunan eserlerin gelecekte Arzachena Kent Müzesi&#39;nde sergilenmesinin planlandığını ancak şu aşamada resmi bir sergileme kararının bulunmadığını açıkladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 01 Jun 2026 08:36:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Marilyn Monroe yeniden doğuyor: O artık bir feminist]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/marilyn-monroe-yeniden-doguyor-o-artik-bir-feminist-7827/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/marilyn-monroe-yeniden-doguyor-o-artik-bir-feminist-7827/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0C06BC-AD3ACD-C65377-7FA4A6-EFDB73-587BB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Marilyn Monroe, beyaz elbisesinin metro havalandırma boşluğu üzerinde havalanmasıyla sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birine imza attı: Kırmızı dudaklar, platin sarısı saçlar ve Hollywood ihtişamı. 20&#39;nci yüzyılda çok az kadın bu kadar büyük bir ikona dönüştü.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0C06BC-AD3ACD-C65377-7FA4A6-EFDB73-587BB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Marilyn Monroe, beyaz elbisesinin metro havalandırma boşluğu üzerinde havalanmasıyla sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birine imza attı: Kırmızı dudaklar, platin sarısı saçlar ve Hollywood ihtişamı. 20&#39;nci yüzyılda çok az kadın bu kadar büyük bir ikona dönüştü. aynı zamanda bir o kadar da sadece dış görünüşüne indirgenerek değerlendirildi.1954 yılının o Eylül gecesinde de durum farklı değildi. Yüzlerce fotoğrafçı ve meraklı izleyici, Marilyn Monroe&#39;nun defalarca havalandırma boşluğu üzerinde poz verişini izledi. Monroe bir yandan elbisesinin fazla açılmamasına çalışıyor, diğer yandan da hayatının en eğlenceli anını yaşıyormuş gibi görünüyordu. İronik olan ise sahnenin daha sonra yeniden çekilmek zorunda kalmasıydı. Çünkü çevredeki gürültü nedeniyle ses kayıtları kullanılamamıştı.Doğumunun üzerinden 100 yıl, ölümünün üzerinden ise 60 yıldan fazla zaman geçtikten sonra Marilyn Monroe, bugün artık farklı bir gözle değerlendiriliyor. O artık yalnızca 1950&#39;lerin &#34;seks sembolü&#34; olarak değil, erkek egemen film endüstrisinde kadınların kendi hayatları üzerinde söz sahibi olma mücadelesinin erken figürlerinden biri olarak görülüyor. Çelişkileri, kırılganlığı, zekâsı ve döneminin ilerisinde duran yönleriyle yeniden yorumlanıyor, adeta yeni bir Marilyn Monroe doğuyor.Norma Jean&#39;den Marilyn Monroe&#39;yaMarilyn Monroe, 1 Haziran 1926&#39;da Los Angeles&#39;ta Norma Jeane Mortenson adıyla dünyaya geldi. Çocukluğu koruyucu aileler, yetimhaneler ve güvensizlik içinde geçti. Daha küçük yaşta Hollywood&#39;da kadınların öncelikle dış görünüşlerine göre değerlendirildiğini öğrendi.Kariyerine modellik yaparak başladı, ardından film stüdyoları tarafından keşfedildi. Norma Jeane, kulağa adeta bir kurgu karakter gibi gelen &#34;Marilyn Monroe&#34;ya dönüştürüldü. Hollywood onu baştan çıkarıcı sarışın olarak şekillendirdi: Çekici, neşeli ve görünüşte saf. &#34;Erkekler Sarışın Sever&#34;, Billy Wilder&#39;ın yönettiği &#34;Yaz Bekârı&#34; ve &#34;Bazıları Sıcak Sever&#34; gibi filmler Monroe&#39;yu dünya çapında üne kavuşturdu.Marilyn Monroe&#39;nun yıldızının yeni parlamaya başladığı yıllardan bir kare: Monroe, ABD ordusuna ait Stars and Stripes gazetesi tarafından 1951 yılında &#34;Miss Cheesecake&#34; seçildiEdebiyat, siyaset ve sanatAncak kamuoyundaki imajının arkasında oyuncu ve insan olarak ciddiye alınmak isteyen bir kadın vardı. Stüdyolar onu klişe rollere sıkıştırırken Monroe oyunculuk eğitimi için yoğun şekilde çalıştı, dünya edebiyatı okudu, siyaset, sanat ve psikanalize ilgi duydu.Fotoğrafçı Eve Arnold&#39;un 1955&#39;te çektiği bir kare, Monroe&#39;nun bu farklı yönünü ortaya koyuyordu. Monroe bir çocuk parkında James Joyce&#39;un &#34;Ulysses&#34; romanını büyük bir dikkatle okurken görüntülenmişti. Arnold daha sonra yayımlanan &#34;The Retrospect&#34; (Geriye Bakış) adlı fotoğraf kitabında, Monroe&#39;nun bu kitabı sürekli arabasında taşıdığını, bazı bölümleri yüksek sesle okuduğunu anlatıyordu. Romanı ağır bulsa da okumaktan vazgeçmiyordu.Buna rağmen yıllardır bu fotoğraf için Monroe&#39;nun yalnızca kameraya poz verdiği iddia ediliyor. Monroe ise bu klişeye defalarca karşı çıktı ve insanların kendisini gerçekten tanımak yerine bir figüre dönüştürmeyi tercih ettiğini söyledi.Eğlence endüstrisine karşı özgüvenli mücadeleBugün birçok feminist Monroe&#39;yu eğlence endüstrisinin işleyişine erken dönemde karşı çıkan bir kadın olarak görüyor. Monroe bedeninin ve çekiciliğinin nasıl pazarlanıp kullanıldığının farkındaydı. Ancak aynı imajı kendi yükselişi için stratejik biçimde kullanmayı da bildi. Bu nedenle yalnızca cinsiyetçi sistemin mağduru olmadı; aynı zamanda sistemin kurallarını kendi lehine çevirmeye çalıştı.1954 sonunda kendi yapım şirketini kurması bu açıdan önemli bir adımdı. O dönemde bir kadın oyuncunun böyle bir girişimde bulunması son derece sıra dışıydı. Monroe daha fazla söz hakkı, daha iyi sözleşmeler ve daha ciddi roller istiyordu. Daha yüksek ücretler aldı, yapımcılara açıkça karşı çıktı ve istemediği rolleri reddetti. Stüdyoların yıldız oyuncuları neredeyse tamamen kontrol ettiği bir dönemde bu oldukça özgüvenli bir tavırdı.&#34;İstikrarsız ve profesyonel değil&#34;Bununla birlikte Monroe yaşadığı dönemin çelişkileri içinde sıkışıp kaldı. Kamuoyu onun kadınlığını ve erotik çekiciliğini överken aynı özellikler daha sonra ona karşı kullanıldı. Medyada sık sık &#34;istikrarsız&#34;, &#34;zor&#34; ya da &#34;profesyonel olmayan&#34; biri olarak tanımlandı. Bu ifadeler bugün bile beklentilere boyun eğmeyen güçlü kadınlar için sıkça kullanılıyor.Özel hayatı da kamuoyunun ilgisinin odağı haline geldi. Beyzbol yıldızı Joe DiMaggio ve oyun yazarı Arthur Miller ile yaptığı evlilikler, yaşadığı psikolojik krizler ve ilaç bağımlılığı medyada sürekli işlendi.Monroe 1962 yılında henüz 36 yaşındayken öldüğünde hakkında efsaneler oluşmaya başladı. Ölümüne ilişkin komplo teorileri bugün hâlâ gündeme geliyor. Özellikle Kennedy Ailesi&#39;yle ilişkileri nedeniyle susturulduğu iddiası yıllardır dolaşımda. Ancak buna dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.&nbsp;Kennedy ailesine olan yakınlığı, Marilyn Monroe&#39;nun sonunu mu hazırladı? 1962 yılına ait bu fotoğrafta, dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy (sağda), kardeşi Robert F. Kennedy ve ortalarında da Marilyn Monroe yer alıyor#MeToo sonrası Monroe&#39;ya bakış değiştiSon yıllarda Monroe&#39;ya yönelik bakış yeniden değişmeye başladı. Kadınların özellikle iş, medya ve eğlence dünyasında maruz kaldıkları cinsel taciz ve güç istismarını görünür hale getiren küresel kadın hareketi #MeToo ve Hollywood&#39;daki güç istismarı üzerine yürütülen tartışmalar, onun hikâyesinin yeniden değerlendirilmesine yol açtı. Bugün birçok kişi Monroe&#39;nun kadınları hem idealize eden hem de kontrol altında tutan stüdyo sisteminden ne kadar zarar gördüğünü daha net görüyor.2022 yapımı &#34;Blonde&#34; (Sarışın) filmi de bu bakış açısını işledi. Ana de Armas&#39;ın Monroe&#39;yu canlandırdığı film onu daha çok kırılgan ve travma yaşamış bir kadın olarak gösterdi. Bazı eleştirmenler bunu Hollywood&#39;un kadın anlayışına yönelik sert bir hesaplaşma olarak değerlendirirken bazıları da filmin Monroe&#39;yu yeniden acı ve mağduriyet üzerinden anlattığını savundu.&nbsp;Netflix için çekilen 2022 yapımı &#34;Blonde&#34; (Sarışın) filminde, Marilyn Monroe&#39;yu Ana de Armas canlandırmıştıMarilyn Monroe, kadın olmanın görünürlük bedelini çok erken yaşta ödedi. Arzulandı ama çoğu zaman saygı görmedi. Ünlüydü ama korunmadı. Zeki ve eğitimliydi ancak sürekli ulaşılabilir bir seks sembolü rolüne sıkıştırıldı.Belki de onun feminist mirası tam burada yatıyor. Marilyn Monroe daha 1950&#39;lerde, kadınların hem hayranlık duyulan hem de denetim altında tutulan bir dünyada kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmasının ne kadar karmaşık olduğunu gösterdi. Doğumunun üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ dünya çapında tanınan bir figür olması da modern popüler kültür üzerindeki etkisinin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 31 May 2026 11:17:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İneklerin tanıdık yüzleri ayırt edebildiği bulundu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ineklerin-tanidik-yuzleri-ayirt-edebildigi-bulundu-7323/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ineklerin-tanidik-yuzleri-ayirt-edebildigi-bulundu-7323/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_02CEAF-0518F5-F82DBF-F7850E-753A3D-3F0901.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İneklerin tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt edebildiği, ayrıca tanıdıkları bir kişinin yüzünü sesiyle eşleştirebildiği bulundu.Binlerce yıl önce evcilleştirilen inekler çok uzun zamandır insanlarla yakın temas halinde yaşıyor. Güçlü sosyal bağlar kurdukları bilinse de ineklerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_02CEAF-0518F5-F82DBF-F7850E-753A3D-3F0901.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İneklerin tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt edebildiği, ayrıca tanıdıkları bir kişinin yüzünü sesiyle eşleştirebildiği bulundu.Binlerce yıl önce evcilleştirilen inekler çok uzun zamandır insanlarla yakın temas halinde yaşıyor. Güçlü sosyal bağlar kurdukları bilinse de ineklerin bilişsel becerileri üzerine yapılan çalışmalar hâlâ sınırlı.&nbsp;Önceki aylarda bir ineğin alet kullandığı ilk kez kaydedilirken, bu davranış, hayvanlarda bilişsel kapasitenin önemli göstergelerinden biri sayılıyor.Fransa Ulusal Tarım Araştırma Enstitüsü&#39;nden bir grup araştırmacı, evcilleştirilmiş ineklerin tanıdık insan yüzlerini ayırt edip edemediğini anlamak üzere küçük bir çalışma yürüttü.Bilim insanları Prim&#39;Holstein cinsi 32 ineğe, tanıdık ve yabancı erkek yüzlerini içeren videoları seslerini kapatarak izletti ve hayvanların görüntülere ne kadar süre baktığını inceledi.Ardından aynı videoları, tanıdık ve yabancı kişilerin sesleriyle birlikte izlettiler ve ineklerin tanıdıkları kişinin sesini yüzüyle eşleştirip eşleştiremediğini incelediler.Bulguları hakemli dergi PLOS One&#39;da dün (20 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre inekler tanımadıkları yüzlere daha uzun süre baktı. Araştırmacılar bunun, hayvanların tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt etmesinden kaynaklandığını söylüyor.Videolar sesli izlendiğinde ise yüz ve ses eşleştiğinde ineklerin videoya daha uzun süre baktığı görüldü. Bu, ineklerin tanıdıkları bir yüzü sesiyle eşleştirebildiği anlamına geliyor.Araştırmacılar makalede şu ifadeleri kullanıyor:&nbsp;Sonuçlarımız, ineklerin birden fazla duyusal ipucunu bir araya getirebildiğini gösterirken, bu durum daha yüksek düzeyde bir bilişsel işlemeyi yansıtıyor.Çalışmada insanlar yerine başka ineklerin görüntüleri gösterildiğinde, hayvanlar bu sefer tanıdıklarına daha uzun süre baktı. Bilim insanları benzer bir gözlemin köpeklerde de yapıldığını belirtiyor.Ekip, evcilleştirilen hayvanların insan yüzlerini tanıyabildiğini gösteren kanıtların giderek arttığına ancak ineklerde bu alanda yeterince çalışma yapılmadığına değiniyor.Hayvanların sosyal-bilişsel becerilerinin daha iyi öğrenilmesi, onların dünyasını daha iyi anlamaya ve yaşam standartlarını iyileştirmeye katkı sağlayabilir.Daha sonraki çalışmalarda ineklerin gerçek insanlarla etkileşimlerini incelemek, onların duyusal ve bilişsel becerilerine daha fazla ışık tutabilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 23 May 2026 07:57:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Danimarka açıklarında bulunan ölü balina "Timmy" çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/danimarka-aciklarinda-bulunan-olu-balina-timmy-cikti-2339/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/danimarka-aciklarinda-bulunan-olu-balina-timmy-cikti-2339/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_76FC72-DF6D4C-FE6B08-499BC0-9C2250-71CEED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya açıklarında ilk kez Mart başında görülen ve o tarihten bu yana kurtarma çalışmaları yakından izlenen kambur balinanın öldüğü açıklandı.Önceki gün Danimarka açıklarında bulunan ölü kambur balinanın, Almanya&#39;nın kuzey kıyılarında uzun süre mahsur kalan &#34;Timmy&#34;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_76FC72-DF6D4C-FE6B08-499BC0-9C2250-71CEED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya açıklarında ilk kez Mart başında görülen ve o tarihten bu yana kurtarma çalışmaları yakından izlenen kambur balinanın öldüğü açıklandı.Önceki gün Danimarka açıklarında bulunan ölü kambur balinanın, Almanya&#39;nın kuzey kıyılarında uzun süre mahsur kalan &#34;Timmy&#34; lakaplı balina olduğunu doğrulandı.Cuma günü yapılan ilk incelemede, ölü balinanın sudaki konumu nedeniyle kurtarma ekipleri tarafından &#34;Timmy&#34;ye takılan takip cihazı tespit edilememişti. Ancak Cumartesi günü dalgıçlar hayvanın sırt yüzgecinin fotoğrafını çekebildi.Danimarka Çevre Koruma Ajansı&#39;ndan Jane Hansen, AFP'ye yaptığı açıklamada, koşulların bir görevlinin balinanın sırtına hâlâ bağlı olan takip cihazını tespit edip çıkarmasına olanak sağladığını ifade etti. Hansen, &#34;Cihazın konumu ve görünümü, bunun daha önce Almanya sularında gözlenen ve müdahale edilen balina olduğunu doğrulamakta&#34; ifadelerini kullandı.Danimarka yetkilileri, şu an için balinanın cesedinin kaldırılması yönünde bir plan bulunmadığını açıkladı. Cesedin yerleşimlere uzak bir bölgede bulunduğu, insan sağlığı için tehdit oluşturmadığı belirtildi.Defalarca karaya vurmuştuAlman basınının &#34;Timmy&#34; adını verdiği yaklaşık 12 metre uzunluğundaki balina ilk kez 3 Mart&#39;ta, Mecklenburg-Vorpommern eyaletine bağlı Wismar Limanı&#39;nda görülmüştü. Yardım ekipleri burada balinaya takılan balıkçı ağı parçalarını çıkardı.Balina daha sonra, 23 Mart&#39;ta daha batıda, Schleswig-Holstein eyaletinde yer alan Timmendorfer açıklarındaki bir kumsal üzerinde bulundu. Burada günler süren kurtarma çabaları sonunda iş makineleri ile bir kanal kazıldı ve dev hayvan suya yönlendirildi.27 Mart gecesi balina kıyı bölgesinden kayboldu ancak 28 Mart&#39;ta yeniden sığ sulara yüzerek, Walfisch Adası&#39;nın güneyindeki Wismar Körfezi&#39;nde bir kumsala geldi. 29 Mart&#39;ta su seviyesi yükselince kısa bir süre ilerledi, ancak birkaç metre ötede Wismar Körfezi&#39;nde yeniden hareketsiz kaldı.Tartışmalı kurtarma operasyonuBirçok başarısız denemenin ardından, yetkililer balinayı kurtarma çalışmalarından vazgeçtiklerini açıkladı. Ancak daha sonra, at sporlarından tanınan iş kadını Karin Walter-Mommert ve Mediamarkt şirketinin kurucusu Walter Gunz özel bir kurtarma operasyonunu finanse etmek için devreye girdi.Bu girişim, bazı uzmanlar tarafından eleştirilirken operasyonun başarı şansının düşük olduğu ve hâlihazırda çok zayıflamış olan balinaya daha fazla stres yaşatacağını ifade edildi.Mavnayla Kuzey Denizi&#39;ne çekildiDört-altı yaş arasında olduğu tahmin edilen balina bu uyarılara rağmen plan kapsamında suyla dolu bir mavnaya yerleştirilip Kuzey Denizi&#39;ne çekilerek 2 Mayıs&#39;ta serbest bırakıldı.Ancak bu operasyonun üzerinden çok geçmeden, 14 Mayıs&#39;ta Danimarka'nın Anholt Adası açıklarında bir balina cesedi görüldü.Danimarka Çevre Koruma Ajansı, &#34;bu özel balinaya yönelik yoğun kamu ilgisini anladıklarını&#34; belirtmekle birlikte, insanların güvenli bir mesafe koruması ve balinaya yaklaşmaması gerektiğini vurguladı.Yetkililer, balinanın insanlara da bulaşabilen hastalıklar taşıma ihtimaline ve çürüme sürecinde büyük miktarda gaz oluştuğu için patlama riski bulunduğuna dikkat çekiyor.Almanya&#39;dan ne tepki geldi?Mecklenburg-Vorpommern eyaleti Çevre Bakanı Till Backhaus, Alman kamuoyunun haftalardır ilgiyle takip ettiği balinanın kimliğinin tespit edilmesinde sağladıkları destekten dolayı Danimarka yetkililerine teşekkür etti.Backhaus ayrıca, kendi eyaletindeki bazı deniz yaşamı uzmanlarının tavsiyelerine rağmen özel kurtarma girişimine izin verme kararının arkasında olduğunu ifade ederek balinanın hayatta kalma konusundaki &#34;zayıf şansını değerlendirememiş olmasının üzücü olduğunu&#34; ifade etti.&#34;Bir hayat söz konusu olduğunda en küçük ihtimali bile değerlendirmek bana tamamen insani geliyor. Bunu eleştirmek isteyenler eleştirebilir&#34; diyen Backhaus, daha önce tartışmalı operasyonunun balinayı &#34;kurtardığını&#34; söylemişti.Uzmanlar &#34;rahat bırakalım&#34; demiştiUzmanlar ise, uzun süre hareketsiz kalan kambur balinanın normal şekilde yüzüp, dalış yapıp yapamayacağının belirsiz olduğunu belirterek ağzında bulunan ağ parçaları nedeniyle beslenme sorunu da yaşayan Timmy&#39;nin &#34;sağlıklı olmaktan çok uzak olduğuna&#34; dikkat çekmişti.Balina ve Yunusları Koruma (WDC) isimli örgüt, mavna operasyonu sonrası yapılan &#34;kurtarıldı&#34; açıklamaları üzerine, &#34;Balina Kuzey Atlantik&#39;e döndüğünde ve orada uzun süre hayatta kaldığında, derisi tamamen iyileştiğinde, yeniden bağımsız şekilde besin aramaya başladığında, kilo aldığında ve doğal davranışlarına döndüğünde kurtarılmış olduğundan söz edilebilir&#34; demişti.Greenpeace&#39;te deniz biyoloğu olarak görev yapan Thilo Maack ise geçen ay haber ajansı AP&#39;ye verdiği demeçte, kurtarma çabalarının &#34;hayvana ciddi bir stres yaşattığını&#34; söylemişti:&#34;Bence balina artık çok yakında ölecek. Ve şunu da sormak istiyorum: Bunun nesi bu kadar kötü? Evet, hayvanlar yaşar, hayvanlar ölür. Bu hayvan gerçekten, çok, çok hasta. Ve dinlenmeye karar verdi.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 18 May 2026 10:52:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[75 milyon yıllık fosil, tiranozorların karanlık sırrı ortaya çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/75-milyon-yillik-fosil-tiranozorlarin-karanlik-sirri-ortaya-cikti-3282/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/75-milyon-yillik-fosil-tiranozorlarin-karanlik-sirri-ortaya-cikti-3282/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E4730A-A8565C-E3FACC-77D410-D30A70-3456CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zorba kertenkele anlamına gelen &#34;Tyrannosaurus&#34; (tiranozor) ismi, dinozorun büyük boyutu ve süper avcı rolü nedeniyle 1905&#39;te Amerikalı paleontolog Henry Fairfield Osborn tarafından verildi.Jurassic Park gibi filmlerde güçlü ve acımasız avcılar olarak tasvir edilen ikonik T-rex&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E4730A-A8565C-E3FACC-77D410-D30A70-3456CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zorba kertenkele anlamına gelen &#34;Tyrannosaurus&#34; (tiranozor) ismi, dinozorun büyük boyutu ve süper avcı rolü nedeniyle 1905&#39;te Amerikalı paleontolog Henry Fairfield Osborn tarafından verildi.Jurassic Park gibi filmlerde güçlü ve acımasız avcılar olarak tasvir edilen ikonik T-rex de dahil 3 ila 5 tiranozor türü vardı.Yeni keşif, tiranozorların leşçilik fırsatlarından da yararlandığını ve bazen daha büyük akrabalarının leşleriyle beslendiğini ortaya çıkardı.Danimarka&#39;daki Aarhus Üniversitesi&#39;nden araştırmacılar, devasa bir ayak kemiği üzerindeki net ısırık izlerini tespit ederek yaklaşık 75 milyon yıl önce daha küçük bir tiranozorun daha büyük bir akrabasının leşini yediğini gösterdi.Fosil kemiği üzerinde 16 farklı ısırık izi bulmaları, leşçil hayvanın leşi son kırıntısına kadar yediğini gösteriyor.Hakemli dergi Evolving Earth&#39;te yayımlanan çalışmanın yazarlarından Josephine Nielsen, &#34;Üç boyutlu sanal bir ortamda izlerin derinliğini, açısını ve konumunu analiz ettim ve bu ısırık izlerinin tesadüfen oluşmadığını belgeleyebilirim&#34; diyor.Bu belirgin izler, daha büyük bir akrabasının leşiyle beslenen daha küçük bir tiranozorun dişleri tarafından bırakılmış.Kemikte herhangi bir iyileşme izi bulunmaması, ısırık izlerinin leşin son aşamalarında meydana geldiğini gösteriyor. Çalışmada, &#34;İzlerin küçük boyutu ve aralıkları, bunların küçük bir tyrannosaurid tarafından bırakıldığını ve hayvanın yüksek ihtimalle kendisinden çok daha büyük bir türdeşinin ya da yakın akraba bir taksonun leşini yediğini gösteriyor&#34; ifadelerine yer veriliyor.Aarhus Üniversitesi&#39;nden jeoloji yüksek lisans öğrencisi Nielsen bu bulguların, tiranozorların kaynakları israf etmediğini ve üzerinde çürümüş çok az et bulunan sert kemikleri bile tükettiğini kanıtladığını belirtiyor.Nielsen &#34;İzler çok az et bulunan ayak kısmında yer aldığı için bu durum, dinozorun eski bir leşin son kalıntılarını &#39;temizleyip&#39; yediğini gösteriyor&#34; diye açıklıyor.10 santimetre uzunluğundaki orijinal fosil kemiği, muhtemelen 10-12 metre uzunluğa ve birkaç ton ağırlığa ulaşan bir tiranozora aitti.Kemik, 75 milyon yıllık bir ekosistemin zengin kayıtlarını muhafaza etmesiyle bilinen, ABD&#39;nin Montana eyaletindeki Judith River Formasyonu&#39;nda amatör bir koleksiyoncu tarafından keşfedildi.Nielsen, fosil kemiğin dijital bir modelini oluşturarak Aarhus Üniversitesi&#39;nde üç boyutlu basılmış versiyonunu analiz etti.&#34;Dijital versiyonunu yaratarak çok küçük detayları yakından inceleyebildim&#34; diyen Nielsen, gerçek kemiği postayla Danimarka&#39;ya göndermenin &#34;fazlasıyla riskli&#34; olacağını da ekliyor.Adeta antik bir cinayetin gizemini çözmek gibiydi.Çalışma, modern tekniklerin fosillerde korunmuş küçük izlerden bile dinozorların davranışları hakkında kritik bilgileri ortaya çıkarabileceğini gösteriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 07 May 2026 08:38:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Topkapı üniversitesi yeni döneme Emre Tezmen ile giriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/topkapi-universitesi-yeni-doneme-emre-tezmen-ile-giriyor-203/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/topkapi-universitesi-yeni-doneme-emre-tezmen-ile-giriyor-203/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_493A1E-C3B1FC-7E0793-7B6C08-126E8D-BAF9D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tera Holding, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımla Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'in İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı olduğunu duyurdu. Topkapı Üniversitesi, Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevine Emre Tezmen'in getirilmesiyle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_493A1E-C3B1FC-7E0793-7B6C08-126E8D-BAF9D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tera Holding, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımla Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'in İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı olduğunu duyurdu. Topkapı Üniversitesi, Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevine Emre Tezmen'in getirilmesiyle yeni bir döneme başladı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanan atama ile birlikte üniversite yönetiminde yeni bir yapılanma süreci başlatıldı.Yeni dönemde Topkapı Üniversitesi, teknoloji ve Ar-Ge odaklı bir vizyonla hareket edecek. Üniversite yönetimi, bilimsel üretkenliği artırmayı, yenilikçi projeleri desteklemeyi ve araştırma geliştirme faaliyetlerini merkeze alarak akademik yapıyı daha güçlü hale getirmeyi hedefliyor.Üniversitenin yeni yol haritasında ileri teknolojiler, uygulamalı eğitim modelleri ve sektör iş birlikleri ön plana çıkıyor. Bu kapsamda öğrencilerin mezuniyet sonrası iş bulma süreçlerini hızlandıracak projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor.Topkapı Üniversitesi, yeni yönetim anlayışıyla birlikte yalnızca akademik başarıyı değil, ulusal ve uluslararası alanda daha görünür ve tercih edilir bir üniversite olmayı amaçlıyor. Kurum, sürdürülebilir büyüme ve istikrarlı gelişim hedefleri doğrultusunda kapsamlı bir dönüşüm sürecine giriyor.Emre Tezmen liderliğinde şekillenen bu yeni dönemde, üniversitenin eğitim kalitesinin artırılması, teknoloji temelli projelerin yaygınlaştırılması ve bilimsel çalışmaların güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor."Üniversitemizi teknoloji ve üretim gücüyle öne çıkaracağız"Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Emre Tezmen, yeni dönemle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti:"Topkapı Üniversitesi olarak yeni dönemde teknoloji ve Ar-Ge odaklı güçlü bir yapılanma sürecine giriyoruz. Üniversitemizi sadece akademik başarıyla değil, aynı zamanda ürettiği değer ve geliştirdiği projelerle öne çıkan bir kurum haline getirmeyi hedefliyoruz.Araştırma ve geliştirme faaliyetlerini merkeze alan bir üniversite modeli inşa edeceğiz. Öğrencilerimizin mezun olduktan sonra iş hayatına hızlı adapte olabilen, donanımlı bireyler olarak yetişmesi en önemli önceliklerimizden biri olacak.Topkapı Üniversitesi'ni Türkiye'de en çok tercih edilen ve en beğenilen üniversiteler arasında konumlandırmaya devam edeceğiz. Teknoloji, bilim ve üretim odağında ilerleyen bir üniversite olarak güçlü bir geleceğe adım atıyoruz."&nbsp;Topkapı Üniversitesi, yeni yönetim ve stratejik vizyon doğrultusunda teknoloji, bilim ve Ar-Ge eksenli projelerle eğitim alanında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 05 May 2026 14:00:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mavnayla taşınan kambur balina Timmy serbest bırakıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/mavnayla-tasinan-kambur-balina-timmy-serbest-birakildi-1140/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/mavnayla-tasinan-kambur-balina-timmy-serbest-birakildi-1140/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BED6CF-0C498B-7B91D8-20D750-C0907A-4EA735.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya kıyılarında karaya vuran ve haftalarca yaşam mücadelesi veren kambur balina &#34;Timmy&#34;, taşındığı özel mavna ile Kuzey Denizi&#39;ne getirilerek burada serbest bırakıldı.Kurtarma girişiminin sözcüsü Karin Walter-Mommert, erkek balinanın Cumartesi sabahı, Kuzey Denizi&#39;ne&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BED6CF-0C498B-7B91D8-20D750-C0907A-4EA735.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Almanya kıyılarında karaya vuran ve haftalarca yaşam mücadelesi veren kambur balina &#34;Timmy&#34;, taşındığı özel mavna ile Kuzey Denizi&#39;ne getirilerek burada serbest bırakıldı.Kurtarma girişiminin sözcüsü Karin Walter-Mommert, erkek balinanın Cumartesi sabahı, Kuzey Denizi&#39;ne kadar çekildiği mavnadan Danimarka açıklarındaki Skagerrak Boğazı&#39;nda ayrıldığını ve an itibarıyla bağımsız ve özgür şekilde doğru yöne ilerlediğini bildirdi.Skagerrak Boğazı Baltık Denizi ile Kuzey Denizi&#39;ni birleştiriyor.Alman haber ajansı dpa&#39;ya göre, dört-altı yaş arasında olduğu tahmin edilen balinaya mavnadan salıverilmeden önce, gelecekteki konumunun tespit edilmesini sağlayacak bir GPS verici cihazı takıldı ancak bu cihazdan sinyal alınıp alınmadığı şu aşamada belirsiz.Normal yaşamına dönebilecek mi?Timmy salıverildikten sonra kurtarılmış sayılmıyor. Balina araştırmacısı ve deniz biyoloğu Fabian Ritter, uzun süre hareketsiz kalan kambur balinanın normal şekilde yüzüp, dalış yapıp yapamayacağının belirsiz olduğunu belirtiyor. Ağzında bulunan ağ parçaları nedeniyle beslenme sorunu da yaşayan Timmy, tüm belirtilere göre sağlıklı olmaktan çok uzak.Balina ve Yunusları Koruma (WDC) isimli örgütten yapılan açıklamada, &#34;Ancak balina Kuzey Atlantik&#39;e döndüğünde ve orada uzun vadede hayatta kaldığında, derisi tamamen iyileştiğinde, yeniden bağımsız şekilde besin aramaya başladığında, kilo aldığında ve doğal davranışlarına döndüğünde kurtarılmış olduğundan söz edilebilir&#34; denildi.Kambur balina &#34;Timmy&#34;, yaklaşık iki ay sonra yeniden açık denizde yüzmeye başladıGPS verisi kamuoyuyla paylaşılmayacakWDC ve Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu (IWC) gibi kuruluşlara göre balinanın uzun vadede hayatta kalma şansı oldukça düşük.Timmy&#39;e verici takılmış olsa da GPS&#39;ten elde edilecek konum verisi kamuoyu ile paylaşılmayacak. Kurtarma girişiminin avukatı Constanze von der Meden, balinanın nerede olduğuna dair bilgilerin sadece bu operasyonun üyelerine ve Almanya&#39;nın Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti Çevre Bakanlığına verileceğini bildirdi.Tekrar karaya vurabilir mi?Uzmanların görüşüne göre, bir hayli zayıflamış olan Timmy yeniden bilinçli olarak kıyıya doğru yüzebilir.Danimarka Çevre Bakanlığı bu bağlamda, karaya vuran deniz memelilerini prensip olarak kurtarmadıklarını bildirdi. Açıklamada, karaya vurmaların &#34;doğal olarak meydana gelen bir olgu&#34; olduğu ve balinaların genel olarak &#34;insan müdahalesiyle kurtarılmaması veya rahatsız edilmemesi&#34; gerektiği belirtildi.Mart başında ilk kez görüldüYaklaşık 12 metre uzunluğundaki balina ilk kez 3 Mart&#39;ta, Mecklenburg-Vorpommern eyaletine bağlı Wismar Limanı&#39;nda görülmüştü. Yardım ekipleri burada Timmy&#39;e takılan balıkçı ağı parçalarını çıkardı. Balina daha sonra, 23 Mart&#39;ta daha batıda, Schleswig-Holstein&#39;da yer alan Timmendorfer açıklarındaki bir kumsal üzerinde bulundu. Burada günlerce süren kurtarma çabaları sonunda iş makineleri ile bir kanal kazıldı ve dev hayvan suya yönlendirildi.27 Mart gecesi balina kıyı bölgesinden kayboldu ancak 28 Mart&#39;ta yeniden sığ sulara yüzerek, Walfisch Adası&#39;nın güneyindeki Wismar Körfezi&#39;nde bir kumsala geldi. 29 Mart&#39;ta su seviyesi yükselince kısa bir süre ilerledi, ancak birkaç metre ötede Wismar Körfezi&#39;nde yeniden hareketsiz kaldı.Terk etme kararı tartışma yarattıUzmanlar onu buradan gürültü yaparak uzaklaştırmaya çalıştı ve Timmy 30 Mart&#39;ta bir kez daha yüzmeye başladı. Ancak bir gün sonra, bu kez Poel Adası açıklarındaki Wismar Körfezi&#39;nde karaya oturdu. Bir uzmanın raporu ile, iyiden iyiye zayıflamış hayvanın artık rahat bırakılmasına karar verildi.Balinanın kendi haline bırakılıp &#34;huzur içinde ölmesine&#34; izin verilip verilmemesi konusu kamuoyunda tartışma yarattı, bunun üzerine Nisan ortasında Mecklenburg-Vorpommern Çevre Bakanı Till Backhaus, özel bir girişimin Timmy&#39;i taşıma operasyonuna izin verileceğini duyurdu. Girişim at sporlarından tanınan iş kadını Karin Walter-Mommert ve Mediamarkt şirketinin kurucusu Walter Gunz tarafından finanse edildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 10:14:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Neandertallerin çöküşüne beyinlerinin yol açmadığı bulundu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/neandertallerin-cokusune-beyinlerinin-yol-acmadigi-bulundu-147/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/neandertallerin-cokusune-beyinlerinin-yol-acmadigi-bulundu-147/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BADDCF-822784-DA9AA9-E383D6-DBC306-073EBA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Modern insanların (Homo sapiens) en yakın akrabalarından Neandertaller, 19. yüzyılda keşfedilmelerinden bu yana özellikle kafatası yapılarıyla dikkat çekiyor.Neandertaller daha uzun kafataslarına ve daha büyük burun açıklıklarına sahipken, modern insanların kafatasları daha küresel,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BADDCF-822784-DA9AA9-E383D6-DBC306-073EBA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Modern insanların (Homo sapiens) en yakın akrabalarından Neandertaller, 19. yüzyılda keşfedilmelerinden bu yana özellikle kafatası yapılarıyla dikkat çekiyor.Neandertaller daha uzun kafataslarına ve daha büyük burun açıklıklarına sahipken, modern insanların kafatasları daha küresel, yüz hatları ise daha küçük.Bilim insanları uzun zamandır bu farklılığın, Neandertallerin modern insanların gelişmiş beyni ve zekasıyla rekabet edemediğini gösterdiğini öne sürüyordu.Yumuşak dokular uzun süre korunmadığı için beyinlerini gerçekten incelemek mümkün olmadı ancak bazı araştırmacılar, soyu tükenmiş akrabalarımızın dil, planlama ve hafıza gibi becerilerinin yeterince gelişmediğini savunuyordu.Onbinlerce yıl Avrupa&#39;da yaşadıktan sonra modern insanların gelmesinden birkaç bin yıl sonra ortadan kaybolmalarını da buna bağlıyorlardı.&nbsp;Ancak bulguları hakemli dergi PNAS&#39;te dün (27 Nisan) yayımlanan çalışmaya göre iki türün kafatası arasındaki fark sanıldığı kadar büyük değil.Indiana Üniversitesi Bloomington kampüsünden Tom Schoenemann liderliğindeki araştırmacılar, 100 Han Çinlisi ve Avrupa kökenine sahip 100 Amerikalının beyin taramalarını karşılaştırdı.&nbsp;Çalışmada incelenen beyin bölgelerinin yaklaşık yüzde 70&#39;inde iki grup arasındaki hacim farkı, Neandertaller ve erken modern insanlar arasındakinden daha fazlaydı.&nbsp;Live Science&#39;a konuşan Schoenemann şu ifadeleri kullanıyor:Bu kanıt, Neandertallerin o dönemin anatomik açıdan modern insanlarına kıyasla kayda değer derecede farklı beyinlere ve bilişsel yeteneklere sahip olduğu fikrini desteklemiyor.Ekip, bugünkü modern insan grupları arasındaki farklar evrimsel açıdan önemli değilse, Neandertaller ve erken dönem Homo sapiens arasındaki farkın da evrimsel önem taşımaması gerektiğini belirtiyor.Son yıllarda yapılan pek çok çalışma Neandertallerin aletlerle ateş yaktığına, antibakteriyel ilaçlar ve tutkal geliştirdiğine, ölülerini gömdüğüne, kendi kıyafetlerini diktiğine ve hatta soyut sanat eserleri yaptığına dair güçlü kanıtlar sunuyor.Bütün bunlar türün, modern insanlara yakın bir sosyal hayata ve bilişsel becerilere sahip olduğuna işaret ediyor.Kafatası kalıntılarından elde edilen bazı kanıtlar, Neandertallerin insan benzeri konuşma yeteneğine bile sahip olabileceğini gösterse de mevcut bulgularla bu konuda kesin bir yargıya varmak mümkün değil.Yeni çalışmanın yazarları, Neandertallerin soyunun tükenmesine &#34;bilişsel yeteneklerdeki doğuştan gelen farklılıkların değil, muhtemelen bazı kültürel farklılıklar sonucu oluşan demografik ve genetik etkenlerin&#34; neden olduğunu düşünüyor.Azınlıkta kalan Neandertal genlerinin, çoğunluktaki Homo sapiens gen havuzu içinde zamanla silikleşmesi, Neandertallerin Homo sapiens'e karışarak yok olmasına yol açmış olabilir. Geçen yıl yapılan bir araştırma böyle bir karışım sonucu Neandertallerin 10 bin yıl içinde ortadan kalkabileceğini öne sürmüştü.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 28 Apr 2026 13:17:03 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ünlü oyuncu Ferdi Atuner hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-oyuncu-ferdi-atuner-hayatini-kaybetti-1394/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/unlu-oyuncu-ferdi-atuner-hayatini-kaybetti-1394/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C807DD-ACDCC2-5A6D9E-A2D81D-D798E5-FB6B21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Pek çok dizi ve filmde rol alan, aynı zamanda İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı olan Ferdi Atuner&#39;den acı haber geldi.Uzun süredir sağlık sorunları yaşayan Atuner, hayata veda etti. Ailesi, sanatçının kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini bildirdi.82 yaşında vefat eden oyuncu,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C807DD-ACDCC2-5A6D9E-A2D81D-D798E5-FB6B21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Pek çok dizi ve filmde rol alan, aynı zamanda İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı olan Ferdi Atuner&#39;den acı haber geldi.Uzun süredir sağlık sorunları yaşayan Atuner, hayata veda etti. Ailesi, sanatçının kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini bildirdi.82 yaşında vefat eden oyuncu, Levent Kırca ile &#39;Olacak O kadar&#39; skeçlerinde rol alarak, geniş çevrelerce tanınmıştı. Seslendirme sanatçısı da olan Atuner, &#39;Çocuklar Duymasın&#39;, &#39;Reyting Hamdi&#39;, &#39;En Son Babalar Duyar&#39;, &#39;Ayrılsak da Beraberiz&#39; ve &#39;Çılgın Bediş&#39; gibi dizilerle de izleyici karşısına çıkmıştı.Ferdi Atuner kimdir?Ferdi Atuner, 1 Ocak 1944&#39;te Erzincan&#39;da dünyaya geldi.İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı olan Ferdi Atuner, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu'nda oynamıştır.82 yaşında hayatını kaybeden usta sanatçı, Levent Kırca ile birlikte yer aldığı "Olacak O Kadar" skeçleriyle geniş kitleler tarafından tanınmıştı. Aynı zamanda seslendirme sanatçısı olarak da görev yapan Atuner, televizyon kariyeri boyunca birçok popüler yapımda yer aldı.Usta isim "Çocuklar Duymasın", "Reyting Hamdi", "En Son Babalar Duyar", "Ayrılsak da Beraberiz" ve "Çılgın Bediş" gibi sevilen dizilerde rol alarak izleyici karşısına çıkmıştı.Meclis&#39;te kabul edildi: Babalık izni 5 günden 10 güne çıkarıldı]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 13:56:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çin'de genç nesil arasında 'sanal ebeveynlere' ilgi neden artıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/cinde-genc-nesil-arasinda-sanal-ebeveynlere-ilgi-neden-artiyor-3297/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/cinde-genc-nesil-arasinda-sanal-ebeveynlere-ilgi-neden-artiyor-3297/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ED6553-90C7FB-904E5A-FF703C-80E0A9-4CABB6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vincent&#39;ın Çin&#39;in TikTok&#39;u Douyin&#39;de en çok izlediği influencerlar, Pan Huqian ve Zhang Xiuping.Videoları, süssüz ama sevgi dolu aile yaşamları etrafında dönüyor. Çift sık sık izleyicilere kendi çocuklarıymış gibi hitap ediyor. Üç yıldan kısa bir sürede hesapları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ED6553-90C7FB-904E5A-FF703C-80E0A9-4CABB6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vincent&#39;ın Çin&#39;in TikTok&#39;u Douyin&#39;de en çok izlediği influencerlar, Pan Huqian ve Zhang Xiuping.Videoları, süssüz ama sevgi dolu aile yaşamları etrafında dönüyor. Çift sık sık izleyicilere kendi çocuklarıymış gibi hitap ediyor. Üç yıldan kısa bir sürede hesapları 1,8 milyondan fazla takipçi kazandı.En popüler videolardan birinde Pan ve Zhang şöyle diyor:&#34;Bu ailenin yetişkini kim? Son zamanlarda işten ve okuldan yoruldun mu? Kendini çok zorlamamalısın. Anne ve baba dışarıda çok şey göğüslediğini biliyor.&#34;Vincent ise &#34;Gerçek ebeveynlerim bana asla kendimi bu kadar zorlamamam gerektiğini ya da zaten yeterince iyi olduğumu söylemez&#34; diyor ve ekliyor.&#34;Ama sanal ebeveynler sadece bugün mutlu olup olmadığımı soruyor.&#34;&#34;Sanal ebeveynler&#34; kavramı ilk olarak 2024&#39;te Çin&#39;de internette popüler oldu ve o zamandan beri Pan ve Zhang gibi bir ondan fazla influencer büyük takipçi kitlelerine ulaştı.Bu tartışmalar, Çin&#39;in Y ve Z kuşaklarının geleneksel aile dinamiklerinden duydukları artan memnuniyetsizliklerini gözler önüne serdi. Bu dinamiklerde sevgi yerine yükümlülükler ve itaat ön planda.RedNote adlı sosyal medya uygulamasında &#34;Çinli ebeveynler&#34; etiketi 500 milyondan fazla görüntülendi ve 1,2 milyondan fazla yorum aldı.Bu kişilerin birçoğu ayrıca, yavaşlayan bir ekonomide yol bulmanın zorluklarını ve 1979–2015 arasındaki tek çocuk politikasının sonucu olarak tek çocuk olmanın getirdiği ebeveyn beklentilerini karşılamanın yükünü, kendi ebeveynlerinin anlamamasından şikâyetçi.Vincent kendine iyi bir hayat kurdu ve artık Şanghay&#39;da yaşayan bir web geliştiricisi.09.00–21.00 arasında, haftada altı gün çalışmanın beklendiği 996 kültürünün bir parçası olarak yorucu saatlerde çalışmasına rağmen, ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmelerini çok daha stresli buluyor.&#34;Sıklıkla kariyer seçimimi eleştiriyorlar&#34; diyor ve ekliyor:&#34;Çünkü kamu sektöründe bulunacak bir işin daha istikrarlı olacağına inanıyorlar. Ya da eve bir kız arkadaşımı ne zaman getireceğimi soruyorlar.&#34;Vincent, Pan ve Zhang&#39;ın kanalının yorum bölümünde diğerleriyle etkileşime girdiğinde kendini daha az yalnız hissediyor. Vincent gibi birçok kişi çifte &#34;Anne&#34; ve &#34;Baba&#34; diye hitap ediyor. Mesajlar genellikle günlük hayatla ilgili oluyor ve bazen doğum günü dilekleri istiyorlar.Ancak bazı mesajlar oldukça endişe verici. Örneğin Dian Dian adlı bir kız, Pan&#39;a artık yaşamak istemediğini, depresyonda olduğunu ve bu nedenle intihar etmeyi düşündüğünü yazmış.Pan, 2024&#39;te Douyin&#39;e verdiği bir röportajda, &#34;Onunla iki saat boyunca konuşmaya devam ettim ama 40 dakika sonra cevap vermedi&#34; diyor ve o dönem Dian Dian&#39;a ne olduğunu bilmediğini de ekliyor.Bir hafta sonra, kendisine telefon eden Dian Dian ona artık kendini çok daha iyi hissettiğini söylemiş.Pan, &#34;Gerçekten anlamlı bir şey yaptığımı hissettim ve uzun süre gurur duydum&#34; diyor.Pan, ilgisiz bir ailenin insana verebileceği acıyı iyi anlıyor çünkü onun da çocukluğu mutlu geçmemiş.Kuzeydeki Şaanxi eyaletinde, geleneksel bir yeraltı konut türü olan yaodong&#39;da büyümüş.14 yaşındayken annesi felç geçirdikten sonra ailenin geçimini sağlamak için evden ayrılmış. Aynı Douyin röportajında, &#34;Evden ayrılalı 33 yıl oldu ve ebeveynlerim bana bir kez bile teşvik edici bir söz söylemedi&#34; diyor.Kızları Jiangyu doğduktan sonra Pan, bambaşka bir aile ortamı yaratmakta kararlıydı.Tipik Çinli ailelerin aksine, Pan ve Zhang, Jiangyu&#39;ya her zaman, onu sevdiklerini söylüyor.Jiangyu, ailesini kısa videolar üretmeye teşvik etti ve Pan&#39;in işinin 2024&#39;te kapanmasının ardından çift tam zamanlı içerik üreticisi oldu.Pan, canlı yayınlarda ürün satarak büyük kazanç elde edebilecek durumda olsa bile, hesabıyla ilgili olarak büyük planlar yapmıyor. &#34;Baba sevgisinin sıcaklığını hissetmeleri için elimden gelen küçük şeyleri yapabilmeyi umuyorum&#34; diyor.&#39;Kabak çorbası ed&#39;Çin&#39;de sanal ebeveyn içeriklerinin yanında, &#34;kabak çorbası edebiyatı&#34; olarak adlandırılan hiciv içerikleri de geçen sonbaharda viral oldu.Bu trend, bir dakikalık bir skeçten ilham aldı: Skeçte bir oğul annesinin ikram ettiği bir kase kabak çorbasını nazikçe reddediyor ancak sonunda huysuz olmakla suçlanıyor.Birçok genç kullanıcı, bunun Çinli ailelerde sık görülen iletişimsizliği çok iyi yansıttığını söylüyor. Özellikle de ebeveynlerin &#34;senin iyiliğin için&#34; diyerek çocuklarının isteklerini görmezden geldiği durumlarda.28 yaşındaki Zhao Xuan da bu kişilerden biri.Aile grup sohbetini çoktan sessize almış çünkü ebeveynleri nadiren ilgi gösteriyor.Zhao Xuan, &#34;Benimle konuştuklarında da tıpkı &#39;kabak çorbası edebiyatında&#39; anlatıldığı gibi davranıyorlar&#34; diyor.Zhao ayrıca, ebeveynlerinin 15 yaşındaki erkek kardeşini kendisine kıyasla daha çok tercih ettiklerine inanıyor.Geleneksel Çin kültüründe yalnızca erkeklerin aile soyunu sürdürebileceğine inanılıyor.Zhao, annesinin hayatının her alanını çok fazla kontrol ettiğini söylüyor.Mezun olduktan sonra Fransa&#39;da tam zamanlı bir iş bulmuş ancak annesi işi bırakıp Çin&#39;e dönmesini söylemiş.&#34;Geri dönmeden önce annem sürekli benimle ilgileneceğini söylüyordu. Çok duygulanmıştım&#34; diyor Zhao ve eklyor:&#34;Ama aslında tek istediği eve dönüp kardeşimle ilgilenmemdi&hellip;Bana, büyürken davrandığı gibi davranıyor. Ama kardeşime karşı örnek bir ebeveyn gibi.&#34;Eskiden Zhao, arkadaşlarıyla ağlayarak konuşur ve ebeveynlerinin davranışını anlamaya çalışırdı.Ama şimdi esprili görsellere ve hiciv videolarına yöneliyor.Başkalarının benzer tepkileri, yaşadıklarının yalnızca kendisine özgü olmadığını fark etmesini sağlamış ve aile sorunlarıyla mizah yoluyla başa çıkabileceğini anlamasına yardımcı olmuş.Siyasal travmaKanada&#39;da Toronto Üniversitesi&#39;nde toplumsal cinsiyet çalışmaları yapan akademisyen olan Guo Ting, Çinli ebeveynlere sempati duyduğunu söylüyor.Guo Ting&#39;e göre onların çocuklarından beklentilerinin yüksek olmasının ve sevgilerini ifade etmekte zorlanmalarının arkasında birçok &#34;tarihsel neden&#34; var:&#34;Bugünün ebeveynleri büyürken, kişisel duygular kamusal söylemde geri planda bırakılmıştı.&#34;Çin&#39;de, 1966&#39;dan 1976&#39;ya kadar süren şiddet ve kargaşa dönemi Kültür Devrimi sırasında sevgi sadece ülkeye ya da dönemin lideri Başkan Mao Zedong&#39;a yönelik olabilirdi.Guo, ülkede bugünün ebeveynlerinin güvensizlik ve kaygılarının, &#34;bir zamanlar yaşadıkları kargaşa ve yoksulluk ile içinde yol almak zorunda kaldıkları acımasız, güçlü olanın hayatta kaldığı ortamla&#34; açıklanabileceğini söylüyor. .Çin&#39;de bazı medya kuruluşları, çevrim içi tartışmayı geleneksel evlatlık görevi anlayışına yönlendirmeye çalışarak, genç nesilleri ebeveynlerine karşı daha anlayışlı olmaya çağırdı.Ancak bu strateji, örneğin Vincent üzerinde işe yaramıyor.Vincent, &#34;Ebeveynlerimin zorluklarını anlayabiliyorum ama benim de kendi travmalarım var&#34; diyor.Bazı sanal ebeveynler içerikleri üzerinden daha fazla gelir elde etmek için menajerlik şirketlerine kaydoldu ancak Vincent yine de videolarını izlemek istediğini söylüyor:&#34;Bu bana hayatımdaki tek sıcaklığı veriyor. Ve bu, hiç olmamasından daha iyi.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Apr 2026 14:13:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Avrupa'da zehirli bebek maması paniği]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/avrupada-zehirli-bebek-mamasi-panigi-5755/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/avrupada-zehirli-bebek-mamasi-panigi-5755/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A12610-CB6ED0-0476B0-8F0B80-3C1E34-9C6A71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa&#39;da fare zehri karışmış bebek maması paniği yaşanıyor. Avusturya, Çekya ve Slovakya polisi, HiPP marka bebek mamalarına fare zehri karıştırdığı düşünülen bir şüphelinin peşinde.HiPP, ürünlerinden birinde fare zehri bulunmasının ardından Avusturya&#39;daki SPAR adlı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A12610-CB6ED0-0476B0-8F0B80-3C1E34-9C6A71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa&#39;da fare zehri karışmış bebek maması paniği yaşanıyor. Avusturya, Çekya ve Slovakya polisi, HiPP marka bebek mamalarına fare zehri karıştırdığı düşünülen bir şüphelinin peşinde.HiPP, ürünlerinden birinde fare zehri bulunmasının ardından Avusturya&#39;daki SPAR adlı market zincirinde satılan tüm kavanozları geri çağırdı.HiPP sözcüsü Clemens Preysing, zehirli kavanozların Çekya ve Slovakya&#39;da da bulunduğunu, önlem amacıyla bu ülkelerdeki tüm HiPP ürünlerinin de satıştan çekildiğini bildirdi.Bir kavanoz mamanın tüketilmesinin hayati tehlike yaratabileceği konusunda müşterilerini uyaran şirket, fiş ibraz etmeden tam para iadesi alınabileceğini duyurdu.Polis, ebeveynlerden satın aldıkları mamaların kavanozlarını kontrol etmelerini istedi. Yırtılmış etiket, hasarlı kapak gibi belirtiler potansiyel risk işaretleri olarak sayılıyor.HiPP: Üretim süreçleriyle ilgisi yokAvusturya makamları, 120 yıl önce Almanya&#39;nın Bavyera eyaletinde kurulan ve bugün merkezi İsviçre&#39;de bulunan aile şirketi HiPP&#39;in şantaja uğradığına inanıyor.Şirket sözcüsü Preysing, &#34;Olayın ürün kalitesi veya üretim süreciyle hiçbir ilgisi yok&#34; dedi ve durumu &#34;dış kaynaklı müdahale&#34; olarak nitelendirdi.Avusturya sağlık otoritesi, HiPP bebek maması tüketen çocuklarda diş eti kanaması, burun kanaması, açıklanamayan morluklar veya dışkıda kan görülmesinin fare zehri belirtisi olabileceğini belirterek bu semptomlar hâlinde derhal hastaneye başvurulması çağrısında bulundu.Kurum, belirtilerin zehrin alınmasından iki ila beş gün sonra ortaya çıkabileceğini bildirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 20 Apr 2026 13:00:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekosistemleri canlandırmak için robot kuşlara başvuruldu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ekosistemleri-canlandirmak-icin-robot-kuslara-basvuruldu-9081/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/ekosistemleri-canlandirmak-icin-robot-kuslara-basvuruldu-9081/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67332F-872676-B60EAF-E9F544-D833F8-5557C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim insanları ve park yöneticileri gerçek kuş türlerini yakından taklit eden robotik yapay kuşlara giderek daha fazla yöneliyor. Bunlar, özellikle kuş türlerinin doğal yaşam alanlarından uzaklaştırıldığı ve popülasyonlarında keskin düşüş görülen bölgelere yerleştirilecek.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67332F-872676-B60EAF-E9F544-D833F8-5557C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim insanları ve park yöneticileri gerçek kuş türlerini yakından taklit eden robotik yapay kuşlara giderek daha fazla yöneliyor. Bunlar, özellikle kuş türlerinin doğal yaşam alanlarından uzaklaştırıldığı ve popülasyonlarında keskin düşüş görülen bölgelere yerleştirilecek. En gelişmiş projelerden biri Wyoming&#39;deki Grand Teton Ulusal Parkı&#39;nda yürütülüyor ve yaban hayatını daha güvenli ve restore edilmiş bir habitat içinde toplanmaya teşvik etmeyi amaçlıyor.Yapay kuşlar, Wyoming Av ve Balıkçılık Departmanı&#39;nın sağladığı tüyler gibi gerçekçi dokunuşlar içerirken, diğerleri TJ Maxx&#39;in beyaz battaniyesi ve HelloFresh yemek setinden alınan köpük gibi daha doğaçlama malzemelerden yapıldı. Bölgedeki lise öğrencilerinin makineleri yapmasına yardım eden robotik eğitmeni Gary Duquette, WyoFile&#39;a bunların &#34;bir nevi Frankenbird&#34; olduğunu söyledi.Robot orman tavukları, kuşların çarpıcı kur yapma davranışlarını taklit edecek şekilde programlandı. Dans benzeri hareketler yapıyor ve kaydedilmiş çiftleşme çağrısı seslerini senkronize halde çıkarıyorlar. Duquette, makinelerin &#34;bir bakıma üç kere döndükten sonra üç kere kanat çırpma hareketleri yaptığını&#34; açıkladı.SFGate&#39;e konuşan park sözcüsü Emily Davis, bu cihazların aktif bir üreme alanını simüle ederek &#34;bu aktiviteyi başlatmasının&#34; beklendiğini ve böylece gerçek adaçayı orman tavuklarının restore edilen alanda görünmeye ve yuva kurmaya başlamasının umulduğunu söyledi. Yavrular çiftleşme alanlarının yakınında yetiştirildiğinden, hayvanların ilgisi başarıyla çekilirse yerel popülasyonlar kademeli şekilde yeniden oluşturabilir.WyoFile&#39;a göre, 1965&#39;ten bu yana ABD&#39;nin batısındaki orman tavuğu sayısı yaklaşık yüzde 80 azaldı. Yayın kuruluşu, Jackson Hole&#39;daki bir üreme alanında erkek adaçayı orman tavuğu sayısının 1950&#39;de 73&#39;ken geçen yıl sadece üçe düştüğünü bildiriyor.Bu türün sayısındaki azalma, kısmen habitat kaybı ve insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Parkın güney bölgesinde bir zamanlar verimli olan sagebrush (Kuzey Amerika&#39;ya özgü odunsu bir tür çalı bitkisi -çn.) düzlüklerinin, onlarca yıldır sığır otlatılması nedeniyle tahrip olması nedeniyle hayvanların besin kaynakları ve barınak alanları azaldı.Otlatma faaliyetlerinin sonlandırılmasına ve yıllardır süren restorasyon çalışmalarına rağmen zorluklar devam ediyor. Bir ulusal park içindeki tek havalimanı olan yakındaki Jackson Hole Havalimanı da riskler yaratıyor. Davis&#39;e göre 1990&#39;la 2013 arasında uçaklarla bağlantılı kazalarda 32 kuş öldü.&nbsp;Yapay kuşlar, Wyoming Av ve Balıkçılık Departmanı tarafından sağlanan tüyler gibi gerçekçi malzemelerin yanı sıra battaniye ve köpük bloklar gibi doğaçlama malzemelerle yapıldı&nbsp;&nbsp;Robotik eğitmeni Gary Duquette, robotları &#34;bir nevi Frankenbird&#34; diye tanımladıPark yetkilileri ve havalimanı personeli, bu riskleri azaltmak için pistlerin güneyindeki yaklaşık 400 dönümlük eski otlak alanı yenileme, yerel bitki örtüsünü tekrar canlandırma ve açık üreme alanlarını koruma çalışmaları yürütüyor.Yayın kuruluşuna konuşan Davis, &#34;Restorasyonun zorluklarından biri, harika bir habitat yaratsak bile yaban hayatının her zaman çabucak ortaya çıkmaması&#34; dedi.Mayıs ortasına kadar sürecek bu yılki üreme sezonunda araştırmacılar, uzaktan kameralar kullanarak gerçek adaçayı orman tavuklarının robotik gösterilere tepki verip vermediğini ve yenilenen çiftleşme alanlarına geri dönüp dönmediğini takip ediyor.Yetkililer bu girişim başarılı olursa, nihayetinde benzer robotik sistemlerin yaban hayatı yönetiminde zorluklar yaşayan diğer ulusal parklarda da kullanılabileceğini söylüyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Apr 2026 10:19:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1500 yıllık iskeletler, Kore'de kurban edilen aileleri ortaya çıkardı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/1500-yillik-iskeletler-korede-kurban-edilen-aileleri-ortaya-cikardi-5695/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/1500-yillik-iskeletler-korede-kurban-edilen-aileleri-ortaya-cikardi-5695/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_06B2CA-D7590A-669BD4-C33807-16E6E2-86425D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kore Yarımadası&#39;nın güneydoğusundaki Gyeongsan&#39;da ortaya çıkarılan düzinelerce iskeletle ilgili yeni bir analize göre, yaklaşık 1500 yıl önce Kore&#39;de kraliyeti onurlandırmak amacıyla yapılan ritüellerde aileler bütün fertleriyle kurban edilmişt.Bulgular, Antik Kore krallıklarında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_06B2CA-D7590A-669BD4-C33807-16E6E2-86425D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kore Yarımadası&#39;nın güneydoğusundaki Gyeongsan&#39;da ortaya çıkarılan düzinelerce iskeletle ilgili yeni bir analize göre, yaklaşık 1500 yıl önce Kore&#39;de kraliyeti onurlandırmak amacıyla yapılan ritüellerde aileler bütün fertleriyle kurban edilmişt.Bulgular, Antik Kore krallıklarında kölelik, toplumsal hareketlilik ve kurumsallaşmış şiddet hakkında yeni soruları gündeme getiriyor.Ayrıca dönemin sosyal yapısı ve gelenekleri hakkında ilk geniş kapsamlı bilimsel kanıtları sunarak Silla Krallığı (MÖ 57 - MS 935) zamanında yakın akrabalar arası evliliklerin yaygın olduğunu ispatlıyor.Arkeologlar, bölgede 4. ila 6. yüzyıllarda inşa edilmiş bir mezarlık kompleksini ilk kez 1982&#39;de ortaya çıkarmıştı.1600&#39;den fazla mezar ve 260 kişinin kalıntılarının çıkarıldığı kompleksin, yerel yönetici ailelerin mezarlarını içerdiği düşünülüyordu.Ancak bu bölgede gömülen insanların birbirleriyle ilişkisi ve dönemin sosyal hiyerarşisi belirsizliğini koruyordu.Bilim insanları son araştırmada, Gyeongsan&#39;daki Imdang-Joyeong mezarlık kompleksinde keşfedilen 44 mezardan çıkarılan 78 insan kalıntısına ait genom verilerini analiz etti.Mezarların en az 20&#39;sinde, bireylerin kurban edilip ölülerin yanına gömüldüğü &#34;sunjang&#34; uygulamasına ilişkin kanıtlar görüldü.Bilim insanları en az üç vakada, ebeveyn-çocuk çiftleri de dahil yakın akrabaların aynı mezara birlikte gömüldüğünü tespit etti.Araştırmacılar mezarlardan birinde hem ebeveynlerin hem de çocuklarının bulunduğunu saptadı.Bilim insanları hakemli dergi Science Advances&#39;ta yayımlanan çalışmada &#34;Genetik bulgularımız, bir ailenin tamamının sunjang uygulamasına maruz kaldığını ilk kez doğruluyor&#34; diye yazıyor.Cambridge&#39;deki Erken Kore Çalışmaları Merkezi Direktörü Jack Davey, Live Science&#39;a yaptığı açıklamada şunları söylüyor:Eğer doğruysa, Silla&#39;nın merkezinin dışındaki bu bölgesel yönetimde kurban sınıfı olduğu izlenimi veren bir grubun varlığı, Silla toplumunu nasıl anladığımız üzerinde derin etkiler yaratır.Son bulgular, sunjang ritüeli için seçilen kişilerin rollerini miras aldığına işaret ediyor.Araştırmacılar, &#34;Kurban edilen bireyler arasında nesiller boyu görülen genetik akrabalık, mezar sahibi sınıf için peşpeşe kuşaklar boyunca kurban olarak hizmet eden aileler bulunduğu anlamına gelebilir&#34; diye yazıyor.Bilim insanları hem soylu hem de soylu olmayanlar arasında, gömülen bireylerin 5&#39;inin ebeveynlerinin yakın akraba olduğunu tespit etti. Bu da hem Silla kraliyet elitlerinin hem de kurban edilen Silla halkının yakın akraba evliliği yaptığını gösteriyor.&nbsp;Araştırmacılar kanıtlara dayanarak bu bölgede, ölen soylularla birlikte gömülme rollerini miras alan ve çekirdek siyasi çevrenin dışında kalan bir &#34;kurban kastı&#34; olabileceğinden şüpheleniyor.Bilim insanları, kurban edilip gömülmek üzere seçilenlerin hizmetkarlar, uşaklar veya bakımı üstlenilen kişiler olabileceğini ve bunun, ölenlerin öbür dünyada yardımcılara ihtiyaç duyduduğu inancını yansıttığını söylüyor.Araştırmacılar perşembe günü yaptıkları açıklamada bu analizlerin genel olarak &#34;Antik Avrupa&#39;da gözlemlenenlerden farklı bir akrabalık yapısını vurguladığını ve bu dönemde yerel toplulukların nasıl örgütlendiğine dair yeni bir bakış açısı sunduğunu&#34; belirtiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Apr 2026 13:37:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeşil çay ve nar alzheimer'a aynı anda etki ediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/yesil-cay-ve-nar-alzheimera-ayni-anda-etki-ediyor-1134/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/yesil-cay-ve-nar-alzheimera-ayni-anda-etki-ediyor-1134/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B4B5FB-09E140-4091EA-A0BD8F-93B690-CF9049.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Alzheimer gibi karmaşık bir hastalıkta tek bir çözüm yeterli olmayabilir.Yeni bir çalışma, yeşil çay ve narda bulunan iki doğal bileşenin birlikte kullanıldığında, beyin hücrelerine zarar veren protein birikimini daha güçlü şekilde azaltabildiğini gösterdi.Yani bu iki madde tek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B4B5FB-09E140-4091EA-A0BD8F-93B690-CF9049.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Alzheimer gibi karmaşık bir hastalıkta tek bir çözüm yeterli olmayabilir.Yeni bir çalışma, yeşil çay ve narda bulunan iki doğal bileşenin birlikte kullanıldığında, beyin hücrelerine zarar veren protein birikimini daha güçlü şekilde azaltabildiğini gösterdi.Yani bu iki madde tek tek değil, birlikte çalıştığında daha etkili olduğu bulundu. Çalışma, Journal of Neuroscience Research dergisinde yayımlandı.&nbsp;İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (IBG) ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Güneş Özhan ve ekibi ile Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ayşe Semra Koçtürk, bu çalışmayı birlikte yürüttü.İki ekip, söz konusu bileşenlerin Alzheimer ile ilişkili zararlı protein birikimini laboratuvar ortamında tek başlarına olduklarından çok daha etkili biçimde azalttığını gösterdi.&nbsp;Yani bu iki doğal bileşen birlikte çalıştığında, beyin hücrelerine zarar veren protein kümelerini ve hücre içindeki stresi daha fazla azaltabiliyor.Bu bulgu, Alzheimer gibi karmaşık bir hastalıkta tek bir proteini hedeflemek yerine birden fazla süreci aynı anda etkilemenin daha etkili olabileceğini düşündürüyor.&nbsp;2 madde birlikte daha etkiliÖzhan ve Koçtürk ekipleri, yeşil çaydaki en güçlü antioksidan bileşen olan EGCG ile nar kabuğundaki punikalagin adlı bileşeni bir arada test etti.Sonuçlar, bu iki maddenin birlikte çalıştığında Alzheimer&#39;ın temel belirtisi olan anormal protein birikimini her birinin ayrı ayrı yaptığından çok daha güçlü şekilde azalttığını gösterdi.Prof. Dr. Özhan, araştırmanın çıkış noktasını şöyle anlattı:Daha önce hem EGCG hem de punikalaginin tek başına nöroprotektif etkileri biliniyordu. Biz de bu iki doğal bileşiğin birlikte kullanıldığında sinerjik bir etki oluşturup oluşturamayacağını merak ettik. Alzheimer gibi çok faktörlü bir hastalıkta tek bir hedef yerine birden fazla mekanizmayı aynı anda etkilemenin daha etkili olabileceği fikri bu çalışmanın temel çıkış noktası oldu.Alzheimer neden bu kadar zor bir hastalık?Alzheimer, beyinde biriken anormal protein kümeleri nedeniyle sinir hücrelerinin hasar gördüğü ve zamanla yok olduğu bir hastalık. Dünya genelinde 55 milyondan fazla kişiyi etkiliyor.Araştırma, zebra balıkları üzerinde yürütüldü. İnsan genleriyle yüzde 70-80 oranında genetik benzerlik taşıyan bu balıklar, nörolojik hastalık araştırmalarında sıklıkla kullanılan bir model.Bilim insanları önce balıkların beynine Alzheimer&#39;la ilişkili bir protein enjekte ederek hastalığa benzer bir tablo oluşturdu, ardından kombinasyonu uygulayıp sonuçları inceledi.Özhan, deneyde gözlemlediklerini şöyle aktardı:Zebra balığı modelinde Alzheimer benzeri bir tablo oluşturduktan sonra, kombinasyon tedavisinin hem moleküler hem hücresel hem de davranışsal düzeyde etkili olduğunu gördük. Amiloid-beta birikimi belirgin şekilde azaldı, nöronal hasar geriledi ve nöroinflamasyon baskılandı. Ayrıca nöron yoğunluğunun yeniden arttığını ve nörogenezi desteklendiğini gözlemledik. Bu da sadece koruyucu değil, aynı zamanda toparlanmayı destekleyen bir etki olduğunu gösteriyor.&nbsp;&nbsp;Hem protein birikimini hem iltihabı baskıladıBulgular birçok cephede dikkat çekici çıktı. Kombinasyon tedavisi beyindeki anormal protein birikimini azaltırken aynı zamanda beyin iltihabını da baskıladı. Hasarlı sinir hücrelerinin toparlanmasına katkı sağladı. Üstelik bunu mevcut ilaçlardan daha güçlü biçimde yaptı.Özhan, kombinasyonun mevcut ilaçla karşılaştırıldığında daha güçlü çıkmasını şöyle değerlendirdi:Mevcut ilaçlar genellikle tek bir mekanizmayı hedefliyor, örneğin asetilkolinesteraz inhibisyonu gibi. Ancak bizim çalışmamızda EGCG ve punikalagin kombinasyonu; amiloid birikimi, inflamasyon, hücresel hasar ve gen ekspresyonu gibi birden fazla süreci aynı anda etkiledi. Bu çoklu etki mekanizması sayesinde bazı parametrelerde referans ilaçtan daha güçlü sonuçlar elde ettik. Bu da Alzheimer gibi kompleks hastalıklarda kombinasyon yaklaşımlarının önemini ortaya koyuyor.Beyine ulaşabilmesi kritik bir adımAlzheimer ilaçlarının önündeki en büyük engellerden biri kan-beyin bariyeri. Beyin, kendini dışarıdan gelen maddelere karşı koruyan bu bariyer sayesinde pek çok ilaç adayını içeri almıyor. Araştırmacılar bu kombinasyonun o engeli de aşabildiğini gösterdi.Özhan, bu bulguya ilişkin şunları söyledi:Kan-beyin bariyerini aşabilmek, nörolojik hastalıklar için geliştirilen tedavilerde en kritik aşamalardan biridir. Daha önce yaptığımız çalışmalarda bu iki bileşiğin bu bariyeri geçebildiğini göstermiştik ve bu çalışmada da in vivo modelde etkili olduklarını doğruladık. Bu, biyolojik olarak aktif bileşiklerin gerçekten hedef dokuya ulaşabildiğini göstermesi açısından çok önemli bir bulgu.&nbsp;Davranışlar da düzeldiAraştırmanın ilgi çekici bulgularından biri davranışsal alanda ortaya çıktı. Alzheimer hastalarında sıkça görülen anksiyete ve saldırganlık, hastalığın zebra balığı modelinde de kendini gösterdi. Kombinasyon tedavisi bu davranışsal belirtileri de önemli ölçüde azalttı.Özhan, bu bulgunun klinik açıdan önemini şöyle açıkladı:Alzheimer sadece bilişsel kayıpla sınırlı değil; hastalarda anksiyete, ajitasyon ve agresyon gibi davranışsal semptomlar da oldukça yaygın. Bizim modelimizde bu davranışların da iyileştiğini görmek, tedavinin yalnızca patolojiyi değil, yaşam kalitesini etkileyen semptomları da hedefleyebileceğini gösteriyor. Bu açıdan klinik olarak oldukça değerli bir bulgu.Peki, günlük yeşil çay veya nar yemek yeterli mi?Araştırmayı okuyanların aklına ilk gelen "Günlük yeşil çay veya nar yemek yeterli mi?" sorusuna Özhan şu yanıtı verdi:Bu sonuçlar doğrudan günlük beslenmeyle elde edilebilecek etkiler değil. Biz bu çalışmada kontrollü dozlarda ve belirli bir formülasyonla uygulanan bileşiklerin etkisini inceledik. Yeşil çay içmek ya da nar tüketmek elbette sağlıklı, ancak burada gördüğümüz etki, belirli konsantrasyonlar ve biyoyararlanım koşullarıyla ilişkili.Çalışma şu aşamada hayvan deneyi düzeyinde. Zebra balığında elde edilen sonuçların insanlara doğrudan aktarılması mümkün değil; bunun için daha geniş kapsamlı çalışmalar gerekiyor.Özhan, sonraki adımları şöyle özetledi:Bu çalışma önemli bir ön kanıt sunuyor ancak henüz erken aşamada. Bir sonraki adımda bu kombinasyonun farklı hayvan modellerinde ve daha ileri sistemlerde test edilmesi gerekiyor. Ardından güvenlilik, doz optimizasyonu ve etki mekanizmalarının daha detaylı incelenmesiyle klinik çalışmalara doğru ilerlenebilir. Amacımız, çoklu hedeflere etki eden yeni nesil tedavi yaklaşımlarına katkı sağlamak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Apr 2026 10:56:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Fentanil"den 10 kat güçlü" uyuşturucu ABD'de yayılıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/fentanilden-10-kat-guclu-uyusturucu-abdde-yayiliyor-8655/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/fentanilden-10-kat-guclu-uyusturucu-abdde-yayiliyor-8655/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A2B6D8-29A88F-E5E9DA-8099D5-0BA7F5-C0F6BC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Fentanilden 10 kat daha güçlü olduğuna inanılan yeni bir sentetik uyuşturucu, Tennessee&#39;de onlarca can kaybıyla ilişkilendirildi ve ABD genelindeki eyaletlerde bildirilen ölümlerin sayısı da giderek artıyor.N-Propionitril klorfin adlı bu uyuşturucu, ilk olarak 2024&#39;ün ortalarında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A2B6D8-29A88F-E5E9DA-8099D5-0BA7F5-C0F6BC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Fentanilden 10 kat daha güçlü olduğuna inanılan yeni bir sentetik uyuşturucu, Tennessee&#39;de onlarca can kaybıyla ilişkilendirildi ve ABD genelindeki eyaletlerde bildirilen ölümlerin sayısı da giderek artıyor.N-Propionitril klorfin adlı bu uyuşturucu, ilk olarak 2024&#39;ün ortalarında Pensilvanya&#39;ya bağlı Horsham&#39;daki Adli Bilim Araştırma ve Eğitim Merkezi tarafından otopsilerde toksikoloji testlerinde tespit edildi ve o zamandan beri kullanımında adeta patlama yaşandığı anlaşılıyor.Adli uzmanlara göre bu uyuşturucu, eğlence amaçlı uyuşturucu piyasasında ilk kez 2020&#39;de ortaya çıkan ve &#34;orfinler&#34; diye bilinen yeni bir sentetik opioid alt sınıfına ait. Uyuşturucu genellikle meşru reçeteli haplara veya diğer maddelere benzeyecek şekilde üretiliyor, bu da kişilerin ne aldıklarını bilmelerini zorlaştırıyor.Riski artıran bir başka unsur da N-Propionitril klorfinin fentanil test şeritleri tarafından tespit edilememesi.Tennessee&#39;deki yetkililer, 2026&#39;da bugüne kadar 11 ilçede yaşanan 41 ölümle bu uyuşturucuyu ilişkilendirdi. Oklahoma Eyalet Narkotik Bürosu, martta N-Propionitril klorfinle ilgili en az bir ölüm bildirdi; Kentucky ise şubatta kamu güvenliği uyarısı yayımladı.Uyuşturucu 7 eyalette daha ortaya çıktı: Kaliforniya, Nevada, Teksas, Louisiana, Illinois, New York ve Pensilvanya. Ayrıca üç Kanada eyaletinde de ölümlerle ilişkilendirildi.Tennessee&#39;deki Knox County Bölgesel Adli Tıp Merkezi&#39;nin baş idari görevlisi ve müdürü Chris Thomas, WATE&#39;ye, &#34;Sokakta satılan uyuşturucuları kullanmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı&#34; diye konuştu.Bunun sınırlı bir tedarikle mi, tek bir kötü partiyle mi sınırlı olduğunu yoksa uyuşturucu arzında uzun vadeli bir değişimin göstergesi mi olduğunu bilmiyoruz. Asıl endişe verici olan bu.Merkez, N-propionitril klorfinin, fentanil ve metamfetamin gibi diğer uyuşturucularla birlikte toksikoloji raporlarında bulunduğunu belirtiyor. Fentanilin eroinden 50 ila 100 kat daha güçlü olduğuna inanılıyor.Oklahoma&#39;nın Tulsa kentindeki OSU Bağımlılık Tedavi Kliniği&#39;nde bağımlılık tıbbı ve aile hekimliği uzmanı olan Dr. Rachel Wirginis, &#34;Siklorfin, opioid krizinde tehlikeli bir değişimi temsil ediyor&#34; dedi.Ölümcül sonuçları önlemek için hızlı fark edilmesi ve agresif müdahale gerektiren giderek daha güçlü sentetik opioidler görüyoruz.The Independent, N-propionitril klorfin hakkında daha fazla bilgi için ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi&#39;yle iletişime geçti.Uyuşturucunun kesin kökeni bilinmiyor ancak bazı uzmanlar bunun büyük ölçekte üretildiğine inanıyor. Amerikan Bağımlılık Tıbbı Derneği&#39;nin seçilmiş başkanı Timothy Wiegand, The Hill&#39;e, &#34;Bunların çoğu ya Güney Asya&#39;dan, Çin&#39;den, yani çok sayıda kimyasal tedarik şirketinin bulunduğu yerlerden geliyor&#34; dedi.Bu uyuşturucu, ABD&#39;den veya metamfetamin gibi banyoda birkaç malzemeyi kullanarak üreten birinin elinden çıkmıyor. Uluslararası, çok kademeli uyuşturucu dağıtım ağlarından, bazı kartellerden ya da diğer bağımsız ağlardan geliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Apr 2026 17:23:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çin derin deniz turizmine yöneldi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/cin-derin-deniz-turizmine-yoneldi-4944/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/cin-derin-deniz-turizmine-yoneldi-4944/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_69BF5A-6CDF9D-F243DC-5C42E2-7285ED-9F3D2C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kaşifleri 1000 metreye kadar derinliklere indirebilen ilk turistik derin deniz denizaltısını 2030&#39;a kadar suya indirmeye çalışan Çin, bu alanda çoğunluğu Batılı olan birkaç girişimle rekabete hazırlanıyor.Yerel basına göre Jiangsu eyaletinin Wuxi kentindeki Çin Gemi Bilimsel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_69BF5A-6CDF9D-F243DC-5C42E2-7285ED-9F3D2C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kaşifleri 1000 metreye kadar derinliklere indirebilen ilk turistik derin deniz denizaltısını 2030&#39;a kadar suya indirmeye çalışan Çin, bu alanda çoğunluğu Batılı olan birkaç girişimle rekabete hazırlanıyor.Yerel basına göre Jiangsu eyaletinin Wuxi kentindeki Çin Gemi Bilimsel Araştırma Merkezi&#39;nden mühendisler, her seferde üç yolcu ve bir mürettebat üyesini taşıyabilecek bir turistik denizaltı inşa etmek için çalışıyor.Proje yaklaşık 4 yıldır geliştirilirken, prototipin bu yılın sonunda suya indirilmesi bekleniyor.Titan&#39;ın sahibi yolculuğu böyle pazarlıyormuş: &#34;Karşıdan karşıya geçmekten daha güvenli&#34;Araştırma merkezinin müdürü Ye Cong, China Daily&#39;ye yaptığı açıklamada, &#34;İnsanlar bu denizaltıyla yaklaşık 1000 metre derinliğe inebilecek&#34; diyor.&#34;4 yılı aşkın bir araştırma sürecinin ardından mühendisler yapısal tasarımı tamamladı&#34; diyen müdür, prototip hazır olduğunda deniz denemeleri yapacaklarını ve &#34;sonuçlara göre tasarımı iyileştireceklerini&#34; ekledi.Mühendislere göre denizaltı, geliştirilmesi en zor yapısal özellik olan panoramik bir gözlem penceresine sahip.Çin&#39;de halihazırda faaliyet gösteren turizm amaçlı düzinelerce denizaltı var ancak bunlar yalnızca yaklaşık 20 metreye kadar dalabiliyor ve faaliyetleri baraj gölleri, göller ve kıyı sularıyla sınırlı.Okyanus yüzeyinin altındaki yeni dünyaları keşfetmeleri için zengin gezginleri cezbeden derin deniz denizaltı turizmi, seyahat sektörünün en ayrıcalıklı ve en az denetlenen alanlarından biri olmayı sürdürüyor.Yalnızca bir avuç ülkenin denediği bu alan, hâlâ Batılı özel girişimlerin hakimiyetinde.Sektörde kazalar da yaşandı.OceanGate&#39;e ait deneysel denizaltı Titan&#39;ın Haziran 2023&#39;te yaklaşık 4000 metre derinlikte içe doğru patlamasıyla, şirketin CEO&#39;su dahil araçtaki 5 kişi hayatını kaybetmişti.Titanik enkazına doğru yol alan Titan&#39;ın, yetersiz mühendislik ve geminin test edilmesindeki birçok ihmal nedeniyle içe doğru patladığının daha sonra yapılan soruşturmada ortaya çıkması, derin deniz turizmindeki güvenlik standartları ve denetime dair soru işaretleri yarattı.Hindistan da Titanik&#39;in yattığı yerden daha derine üç kişiyi götürebildiği bildirilen yeni derin deniz denizaltısı için bir dizi &#34;ıslak test&#34; gerçekleştiriyor. Matsya-6000&#39;nin, Titanik enkazının bulunduğu 3600 metrenin neredeyse iki katı derinliğe, 6000 metreye kadar inebileceği söyleniyor.EYOS Expeditions gibi özel şirketler, ultra zengin müşteriler için sualtı dalışları düzenleyerek Triton Submarines tarafından üretilen yüksek donanımlı denizaltılarla genellikle 300-1000 metre derinliğe iniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Mar 2026 11:31:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kirpileri araba çarpmasından ultrason dalgaları kurtarabilir]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kirpileri-araba-carpmasindan-ultrason-dalgalari-kurtarabilir-9669/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kirpileri-araba-carpmasindan-ultrason-dalgalari-kurtarabilir-9669/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2C9412-974258-4F7486-1C206B-06C4C2-0D3DE2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası Doğayı Koruma Birliği&#39;nin 2024 verilerine göre, her üç kirpiden biri trafik kazalarında ölüyor ve popülasyon ciddi bir düşüşle karşı karşıya.Ancak Oxford Üniversitesi&#39;nde yapılan yeni araştırma, çok sevilen bu memelinin yüksek frekanslı ultrasonik sesleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2C9412-974258-4F7486-1C206B-06C4C2-0D3DE2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası Doğayı Koruma Birliği&#39;nin 2024 verilerine göre, her üç kirpiden biri trafik kazalarında ölüyor ve popülasyon ciddi bir düşüşle karşı karşıya.Ancak Oxford Üniversitesi&#39;nde yapılan yeni araştırma, çok sevilen bu memelinin yüksek frekanslı ultrasonik sesleri duyabildiğini ve işitme duyusunun köpek veya kedilerden daha keskin olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, ultrasonik kovucuların kirpileri yollardan uzak tutmakta kullanılabileceğini ve arabaların çarpması sonucu ölen kirpi sayısını azaltabileceğini buldu.Oxford Yaban Hayatı Koruma Araştırma Birimi'nde yardımcı doçent olarak görev yapan Dr. Sophie Lund Rasmussen şunları söyledi:Kirpilerin ultrasonik sesler duyabildiğini keşfettikten sonraki aşama, otomobil endüstrisi içinde araçlar için ses caydırıcıları tasarlayacak ve finanse edecek ortaklar bulmak olacak.Gelecekteki araştırmalarımız kirpileri araçlardan uzak tutacak etkili bir cihaz tasarlamanın mümkün olduğunu gösterirse bu, düşen Avrupa kirpisi popülasyonuna yönelik karayolu trafiği tehdidini azaltmada önemli rol oynayabilir.Çalışmada, Danimarka&#39;daki meslektaşlarıyla işbirliği yapan araştırmacılar, Danimarka&#39;daki vahşi yaşam kurtarma merkezlerinden alınan 20 rehabilite edilmiş kirpinin işitsel beyin sapı tepkisini test etti.Bu yöntem, hayvanlara yerleştirilen küçük elektrotlar aracılığıyla iç kulak ve beyin arasında hareket eden elektrik sinyallerini kaydederken, küçük bir hoparlörden kısa ses sinyalleri verilmesini içeriyor.Dr. Sophie Lund Rasmussen, arabalardaki ultrasonik kovucuların kirpiler için yol trafiği tehditlerini azaltmada önemli etkiye sahip olabileceğini söyledi&nbsp;Elektrotlar, 4-85 kHz aralığında sinyaller çalındığında beyin sapının aktive olduğunu ve yaklaşık 40 kHz&#39;de en yüksek hassasiyete ulaştığını tespit etti. Bu, kirpilerin ultrasonik aralıkta (20 kHz&#39;den yüksek frekanslardan başlayan) en az 85 kHz&#39;e kadar duyabildiğini gösteriyor.Deneylerden sonra bir veteriner tarafından kontrol edilen kirpiler, ertesi gece vahşi doğaya geri bırakıldı.Çalışmanın ortak yazarı Profesör David Macdonald şunları söyledi:Koruma amaçlı araştırmalar, bir türün biyolojisi hakkında temel ve yeni bir keşfe yol açtığında, bu da döngüyü tamamlayıp koruma için yeni bir yol sunduğunda özellikle heyecan verici oluyor.Artık kritik soru, kirpilerin ultrasona, çim biçme robotları veya hatta arabalarla çarpışma risklerini azaltabilecek şekilde tepki verip vermediği.&#34;Hearing and anatomy of the ear of the European hedgehog Erinaceus europaeus&#34; (Avrupa kirpisi Erinaceus europaeus&#39;un işitme ve kulak anatomisi) başlıklı çalışma Biology Letters adlı akademik dergide yayımlandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 16 Mar 2026 08:59:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rakunların sırf eğlence için bulmaca çözdüğü bulundu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/rakunlarin-sirf-eglence-icin-bulmaca-cozdugu-bulundu-6576/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/rakunlarin-sirf-eglence-icin-bulmaca-cozdugu-bulundu-6576/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2DEF73-4F3F1B-D93C24-8231DA-7C4F8F-9B092B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rakunların, sonunda herhangi bir ödül beklemeden bile bulmacaları çözebilecek kadar meraklı canlılar olduğunu gösteren yeni bir araştırma, bu hayvanların kentlerdeki davranışlarını daha iyi açıklamaya fayda sağlayabilir.&nbsp;Genellikle fırsatçı leşçiller gibi görülen bu hayvanlar,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2DEF73-4F3F1B-D93C24-8231DA-7C4F8F-9B092B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rakunların, sonunda herhangi bir ödül beklemeden bile bulmacaları çözebilecek kadar meraklı canlılar olduğunu gösteren yeni bir araştırma, bu hayvanların kentlerdeki davranışlarını daha iyi açıklamaya fayda sağlayabilir.&nbsp;Genellikle fırsatçı leşçiller gibi görülen bu hayvanlar, nispeten güvenli kilitleri olan çöp ve kompost kutularını bile açabiliyor.Ancak yeni bir araştırma, rakunların yiyecek ararken sadece aç değil, gerçekten meraklı olabileceğini öne sürüyor.British Columbia Üniversitesi&#39;nden araştırmacılar, rakunların ulaşabildikleri tek yiyecek ödülünü aldıktan çok sonra da bulmacaları çözmeye devam ettiğini saptadı.Bu bulgu, açlığın ötesinde daha içsel bir motivasyonun davranışlarını yönlendirdiğine işaret ediyor.Bilim insanları çalışmada, kolay, orta ve zor şeklinde gruplandırılmış 9 giriş noktasına sahip, çoklu erişimli özel bir bulmaca kutusu yaptı.Mandallar, sürgülü kapılar veya düğmeler gibi mekanizmalara sahip kutuda tek bir marshmallow vardı.Her 20 dakikalık denemede rakunların marshmallow&#39;u yedikten sonra genellikle yeni mekanizmaları açmaya devam etmesi, bilgi arama eğiliminin açık bir işaretiydi.Hakemli dergi Animal Behaviour&#39;da yayımlanan çalışmanın yazarlarından Hannah Griebling, &#34;Tek bir denemede üç farklı çözüm yolunu da bulmalarını beklemiyorduk. Sonunda marshmallow olmasa bile problem çözmeye devam ettiler&#34; diyor.Rakunlar bulmacaları kolayca çözdüklerinde bile kutuyu kapsamlı bir şekilde keşfetmeyi sürdürerek birden fazla girişi denedi ve sıralarını değiştirdi.Görevler zorlaştığında güvenilir bir çözümü tercih ediyor gibi görünseler de yine de birden fazla yolu incelediler.Bu da rakunların keşif stratejilerini algılanan maliyet ve riske göre ayarlayabildiğini, yani diğer hayvanlar ve insanlardaki karar verme modellerine benzer biçimde hareket ettiğini gösteriyor.Dr. Griebling &#34;Bu modele bir restoranda sipariş veren herkes aşinadır... En sevdiğiniz yemeği mi sipariş edeceksiniz yoksa yeni bir şey mi deneyeceksiniz? Risk yüksekse (pahalı bir yemeği sevmeyebilirsiniz) güvenli seçeneği tercih edersiniz&#34; diye açıklıyor.Rakunlar, maliyet düşük olduğunda keşfe çıkıyor ve risk yüksek olduğunda hızlıca güvenli seçeneği tercih ediyor.Problemleri yalnızca yiyecek için değil, bilgi edinmek için de çözmeleri, rakunlara karmaşık ortamlarda avantaj sağlıyor ve çöp kutuları gibi diğer yiyecek kaynaklarına ulaşmalarını kolaylaştırıyor.Araştırmacılar, rakunların şehirlerde başarılı olmasının bundan kaynaklanabileceğini söylüyor.Ön pençelerinin de duyu sinirleri açısından zengin olması, mandalları ve kulpları hareket ettirerek yiyecek aramalarına yardımcı oluyor.Dr. Griebling, &#34;Rakunların başarılı olmalarını sağlayan bilişsel özellikleri anlamak, zorluk çeken türlerin yönetimine rehberlik edebilir ve problem çözme yoluyla insan yapımı kaynaklara erişen, ayılar gibi diğer türlere yönelik stratejiler geliştirilmesine katkı sunabilir&#34; diyor.Çalışmanın bir diğer yazarı Sarah Benson-Amram da şu ifadeleri kullanıyor:Rakunların zekası uzun zamandır halk kültüründe yer alsa da bilişsel yetenekleri üzerine yapılan bilimsel araştırmalar hâlâ sınırlı. Bu tür çalışmalar, bu ünü destekleyen deneysel kanıtlar sağlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 12 Mar 2026 08:06:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[700 yıl önceki pandeminin sırları aydınlanıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/700-yil-onceki-pandeminin-sirlari-aydinlaniyor-1287/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/700-yil-onceki-pandeminin-sirlari-aydinlaniyor-1287/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D7B458-41E929-B33F8D-207702-F8C81A-522B0B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeni bir çalışma, 1347 - 1353 döneminde Avrupa nüfusunun neredeyse yarısının hıyarcıklı veba nedeniyle yok olmasının, kıta genelindeki bitki çeşitliliğinde şaşırtıcı bir düşüşe yol açtığını gün yüzüne çıkarıyor.Önceden, insan faaliyetlerinin doğası gereği biyolojik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D7B458-41E929-B33F8D-207702-F8C81A-522B0B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yeni bir çalışma, 1347 - 1353 döneminde Avrupa nüfusunun neredeyse yarısının hıyarcıklı veba nedeniyle yok olmasının, kıta genelindeki bitki çeşitliliğinde şaşırtıcı bir düşüşe yol açtığını gün yüzüne çıkarıyor.Önceden, insan faaliyetlerinin doğası gereği biyolojik çeşitliliğe zarar verdiği düşünüldüğünden, büyük ölçekli nüfus düşüşlerinin çevre için faydalar doğurduğuna yaygın olarak inanılıyordu.Araştırmacılar Ortaçağ Avrupası&#39;nda Kara Ölüm&#39;ün neden olduğu ani can kayıplarının çiftliklerin, köylerin ve tarlaların terk edilmesine yol açarak tarihsel ölçekte devasa bir &#34;yeniden yabanileştirme&#34; olayı yarattığını daha önce öne sürmüştü.Bununla birlikte Avrupa genelindeki fosil polen kayıtlarının yeni bir analizi farklı bir hikaye anlatıyor.Ecology Letters adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Jonathan Gordon, &#34;Tarım arazileri terk edildikçe geleneksel arazi yönetimi uygulamaları sona erdi ve ormanlar yayıldı&#34; dedi.York Üniversitesi Leverhulme Antroposen Biyoçeşitlilik Merkezi&#39;nden Dr. Gordon, &#34;Bitki biyoçeşitliliğinde artışa yol açmak bir tarafa, biyoçeşitlilik keskin biçimde düştü&#34; ifadesini kullandı.Çalışmada araştırmacılar, Kara Veba&#39;dan önceki ve sonraki yüzyıllarda bitki çeşitliliğini inceledi ve biyoçeşitliliğin pandemiyi takip eden 150 yıl içinde önemli ölçüde azaldığını tespit etti.Bilim insanları, günümüzde değer verilen bitki türlerinin çoğunun varlığının tarım, otlatma ve arazi temizliği gibi insan faaliyetlerinin uzun vadeli bozucu etkilerine bağlı olduğunu söylüyor.Çağdaş &#34;yeniden yabanileştirme&#34; hareketi genellikle doğanın toparlanmasını sağlamak için insan faaliyetlerinin arazilerden çekilmesini teşvik eder.Bulgular, en zengin ekosistemlerin insanlar tarafından dokunulmamış alanlarda bulunduğu fikrine meydan okuyor ve bunun modern koruma stratejileri üzerinde etkileri olabilir.&nbsp;Zira insanları uzaklaştırmanın otomatikman daha sağlıklı veya daha fazla çeşitliliğe sahip ekosistemlere yol açmadığını gösteriyorlar.Araştırma makalesinin bir diğer yazarı Chris Thomas, &#34;Çalışmamız, insanlarla doğa arasındaki ilişkiye daha incelikli bir bakış açısı sunuyor&#34; ifadesini kullandı.Araştırma, insanların arazi kullanımının biyoçeşitlilikle çatışması gerekmediğini gösteriyor.Dr. Thomas, &#34;Aslında çoğu durumda birbirlerine bağlılar&#34; dedi.Bilim insanları, son birkaç bin yılda Avrupa ekosistemleriyle ilişkilendirilen birçok farklı biyoçeşitlilik türünü korumak için &#34;yamalı bir yaklaşım&#34; çağrısında bulunuyor.Bu yaklaşımda aynı peyzaj içinde tarım alanları, ormanlar, meralar, göletler, göller ve diğerlerini barındıran bir mozaik korunur.Dr. Gordon, &#34;İnsanların çok ileri gidebileceği doğru ve bunu geniş mahsul monokültürlerinde ve aşırı otlatma yapılmış arazilerde gördük ama insanlarla biyoçeşitlilik arasında iyi bir dengenin sağlandığı modellerimiz var&#34; dedi.&#34;Örneğin İberya&#39;daki dehesalar ve montadoların yanı sıra Alpin çayırlar ve Macar kırsalında bunun mümkün olduğunu biliyoruz&#34; ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 07 Mar 2026 09:41:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Senegal toz bulutlarıyla kaplandı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/senegal-toz-bulutlariyla-kaplandi-4960/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/senegal-toz-bulutlariyla-kaplandi-4960/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A74CD0-433199-75016F-1750B7-D33987-1C8D68.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ulusal Sivil Havacılık ve Meteoroloji Ajansından (ANACIM) yapılan açıklamada, ülke geneli için toz uyarısı yapıldı.Açıklamada, dün itibarıyla ülke genelinde etkisini göstermeye başlayan tozlu hava nedeniyle gerekmedikçe evden çıkılmaması, çıkıldığında da maske takılması&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A74CD0-433199-75016F-1750B7-D33987-1C8D68.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ulusal Sivil Havacılık ve Meteoroloji Ajansından (ANACIM) yapılan açıklamada, ülke geneli için toz uyarısı yapıldı.Açıklamada, dün itibarıyla ülke genelinde etkisini göstermeye başlayan tozlu hava nedeniyle gerekmedikçe evden çıkılmaması, çıkıldığında da maske takılması tavsiyesinde bulunuldu.Dakar şehir merkezinde Hava Kalitesi İndeksi (AQI) &#34;tehlikeli&#34; anlamına gelen 400 seviyesini aşsa da sahil hattında uyarılara aldırmadan spor yapanlar dikkati çekti.Kent toz bulutları nedeniyle sarı bir örtüyle kaplanırken, görüş mesafesi yer yer 500 metrenin altına düştü.Hava kalite endeksi 0-50 arası &#34;sağlıklı&#34; değer olarak kabul ediliyor.Dakar&#39;da her 1 metreküplük hava kütlesindeki mikrogramlık ince partikül kirliliği (PM2,5) seviyesi de 166&#39;ya çıktı.Bilimsel verilere göre, 12 ve altı PM2,5 seviyesi &#34;sağlıklı&#34; kabul ediliyor. Uzun süre 50 PM2,5 seviyesine maruz kalmanın ciddi sağlık sorunlarına ve erken ölüme neden olduğu biliniyor.- Afrika&#39;da hava kirliliği 1,1 milyon can aldıÇöl kumundan 20 kat daha küçük, insan saç telinden 100 kat daha ince olan, mikroskobik kirlilik olarak da adlandırılan PM2,5, doğrudan akciğerlere inebiliyor, kana karışabiliyor, hamilelerde erken doğum ve düşük riskini artırıyor.Dakar&#39;da 2023&#39;te ortalama PM2,5 seviyesi, Dünya Sağlık Örgütünün yıllık hava kalitesi kılavuz değerinin yaklaşık 5,6 katına çıkarak 85 olarak kayıtlara geçti.Lancet Planet Health isimli derginin 2021&#39;de yayımladığı bir araştırmada, Afrika&#39;da 2019&#39;da hava kirliliğinin neden olduğu hastalıklar yüzünden 1,1 milyon kişinin öldüğü ortaya konulmuştu.Dakar, endüstriyel atıklar, eski araç kullanımı ve trafik yoğunluğu gibi nedenlerle Afrika&#39;da havanın en kirli olduğu başkentler arasında yer alıyor.İnsan kaynaklı hava kirliliğinin yanı sıra dünyanın en büyük toz kaynağı kabul edilen Sahra Çölü&#39;nden gelen kumla karışık toz bulutları da Dakar ve çevresinde ciddi kirliliğe neden oluyor.Atmosferdeki toz emisyonlarının yarısından sorumlu olan kumla karışık çöl tozu, güçlü rüzgarlarla Batı Afrika&#39;nın kıyı bölgelerine kadar ulaşıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 17 Feb 2026 09:00:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Arjantin'de pirana paniği: Nehirde yüzen 40 kişi yaralandı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/arjantinde-pirana-panigi-nehirde-yuzen-40-kisi-yaralandi-9297/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/arjantinde-pirana-panigi-nehirde-yuzen-40-kisi-yaralandi-9297/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A4A65C-69205A-00EDC4-EA783C-835200-631F6A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Arjantin'in Entre Rio eyaletinde bulunan Parana Nehri'nde yaşanan pirana saldırıları paniğe yol açtı. Victoria kenti yakınlarında 1 ve 2 Şubat tarihlerinde nehirde yüzen 40'tan fazla kişi, balıkların ısırması sonucu yaralandı.Yetkililerin açıklamasına göre toplam 46 kişi saldırılarda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A4A65C-69205A-00EDC4-EA783C-835200-631F6A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Arjantin'in Entre Rio eyaletinde bulunan Parana Nehri'nde yaşanan pirana saldırıları paniğe yol açtı. Victoria kenti yakınlarında 1 ve 2 Şubat tarihlerinde nehirde yüzen 40'tan fazla kişi, balıkların ısırması sonucu yaralandı.Yetkililerin açıklamasına göre toplam 46 kişi saldırılarda yaralandı. Yerel medyaya konuşan plaj görevlilerinden biri, yaralanmaların ciddi olduğunu ve müdahale sırasında üç ilk yardım çantasını kullandığını söyledi.Saldırıya uğrayan kişilerin çoğunun el ve ayaklarından ısırıldığı, bazı yaralıların kan kaybı yaşadığı bildirildi. Yaralılar arasında çocukların da bulunduğu aktarıldı.Olayın ardından cankurtaranlar yüzücüleri sudan çıkardı ve bölgede kırmızı bayrak çekilerek yüzme yasaklandı.40&#39;tan fazla yaralı, biri parmağını kaybettiYerel hastane yetkilileri, tedavi edilen kişilerin büyük bölümünün yüzmenin yasak olduğu alanlara girdiğini belirtti. Uyarı levhalarının bölgede önceden yer aldığı ifade edildi.Basına yansıyan bilgilere göre, yaralılardan biri parmağını kaybetti. Yaralı sayısının artması üzerine plaj tamamen kapatıldı.Uzmanlar, yüksek sıcaklıklar ve nehir seviyesinin düşmesinin pirana saldırılarını artırdığını belirtiyor. Güney yarımkürede yaz mevsiminin yaşandığı Arjantin'de, sıcak havaların balıkların daha agresif davranmasına neden olduğu ifade ediliyor.Paraná Nehri'nde daha önce de benzer saldırılar yaşanmıştı. 2013 yılında 60'tan fazla kişi, 2021'de ise yaklaşık 30 kişi piranha saldırısında yaralanmıştı.&#39;Pirana saldırısı sonucu ölümler son derece nadir&#39;Uzmanlara göre, piranaların davranışı, popüler kültürde sıkça abartıldığı kadar ölümcül değildir. Bilimsel veriler, pirana saldırılarının insanlara yönelik olarak nadiren ve çoğunlukla suyun yüzeyinde el, ayak gibi uzuvlara küçük ısırıklar şeklinde gerçekleştiğini gösteriyor.Uzmanlar, bu tür saldırıların büyük kısmı ciddi yaralanmayla sonuçlanmadığını ve ölümlerin son derece seyrek olduğunu belirtiyor. Çoğu vaka, düşük su seviyeleri gibi çevresel koşulların etkisiyle balıkların daha yoğun bir şekilde kıyıya yaklaşmasıyla ilişkilendiriliyor.Piranalar genellikle leş, küçük balıklar veya diğer su canlılarıyla beslenen balıklardır ve sinemalarda görülen gibi bilinçli, geniş çaplı saldırgan davranışlar sergilemeleri olağan değildir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 07 Feb 2026 17:54:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Isınan dünyada neden bu kadar çok kar yağıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/isinan-dunyada-neden-bu-kadar-cok-kar-yagiyor-1946/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/isinan-dunyada-neden-bu-kadar-cok-kar-yagiyor-1946/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4DC3F5-F2F53C-A033ED-213B93-9835AC-136753.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rusya&#39;nın uzak doğusundaki Kamçatka, aralık ve ocak aylarında metrelerce kar altında kalan bölgelerden biri oldu.NASA&#39;ya göre 1970&#39;lerden bu yana en karlı dönemini yaşayan yarımadada iki kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.Japonya&#39;da 26 Ocak itibarıyla son bir haftada&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4DC3F5-F2F53C-A033ED-213B93-9835AC-136753.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rusya&#39;nın uzak doğusundaki Kamçatka, aralık ve ocak aylarında metrelerce kar altında kalan bölgelerden biri oldu.NASA&#39;ya göre 1970&#39;lerden bu yana en karlı dönemini yaşayan yarımadada iki kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.Japonya&#39;da 26 Ocak itibarıyla son bir haftada yoğun kar yağışı ve sert kış koşullarının 10 kişinin ölümüne neden olduğu açıklandı.ABD&#39;yi etkisi altına alan kar fırtınasında ise onlarca kişi hayatını kaybetti, binlerce kişiyi etkileyen elektrik kesintilerine yol açtı. 27 Ocak itibarıyla ülkede binlerce uçuş iptal edildi.Türkiye&#39;de Ordu&#39;dan Bitlis, Muş ve Van&#39;a kadar birçok kenti kaplayan beyaz örtünün kalınlığı metrelerle ifade ediliyordu.Diyarbakır, Elazığ ve Şırnak&#39;ta kar yağışı yerini dondurucu soğuklara bıraktı. Artan buzlanmaya bağlı olarak yaşanan düşmeler nedeniyle binlerce kişinin kırık şikayetiyle hastanelere başvurduğu bildiriliyor.Peki bu kış gerçekten sıradışı biçimde sert mi geçiyor? BBC Türkçe Kuzey Yarımküre&#39;yi kasıp kavuran soğuk ve kar fırtınalarını uzmanlarla konuştu.Kamçatka&#39;da son 30 yılın en yoğun kar yağışı görüldü.Britanya Hava Durumu Servisi&#39;nde Kıdemli Meteorolog Jim Dale, son haftalarda Avrupa, Türkiye, ABD, Kanada ve Japonya&#39;da görülen yoğun kar ve düşük sıcaklıkların doğal hava durumu değişkenliği içinde değerlendirilebileceğini söylüyor.BBC Türkçe&#39;ye konuşan Dale, bu durumun arkasındaki atmosferik sürecin önemli olduğunun altını çiziyor:&#34;Polar vortex (kutuplardaki güçlü alçak basınç sistemi) normalde kutuplarda kalır. Fakat zaman zaman atmosferin yukarısında meydana gelen ani stratosferik ısınma bu dengeyi bozar. Stratosfer ısındığında, alt tabakalardaki çok soğuk hava kutuplardan dışarı taşınır&#34; diyor.Dale, bu soğuk havanın, okyanus değil kıta bölgelerine yönelme eğiliminde olmasının Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika&#39;da sert kış koşullarını oluşturduğunu belirtiyor.Öte yandan uzman meteorolog bu atmosferik süreçlerdeki iklim değişikliği etkisine dikkat çekiyor.&#39;Aşırı soğukların sıklığı ve şiddeti azalıyor&#39;2025, küresel kayıtların başladığı 1850&#39;den bu yana en sıcak üçüncü yıl oldu, bundan daha sıcak diğer iki yıl ise 2024 ve 2023&#39;tü.ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi&#39;ne göre (NOAA) aralık ayı sıcaklıkları 20. yüzyıl ortalamasının 1.05 derece üzerindeydi, 2025 aralık ayı 1850&#39;den bu yana en sıcak beşinci aralık ayı olarak kayıtlara geçti.Japonya&#39;da Ocak ayındaki kar yağışı mevsim normallerinin üzerindeydi.Diğer yandan modern kayıtların başladığı 1967&#39;den bu yana Kuzey Yarımküre&#39;deki kar örtüsünün en az olduğu üçüncü yıl 2025 oldu.BBC Türkçe&#39;nin sorularını yanıtlayan İngiltere&#39;deki Newcastle Üniversitesi&#39;nde Aşırı Hava Olayları ve İklim Değişikliği alanında Dr Abdullah Kahraman,&#34;Aşırı soğukların sıklığı ve şiddeti 1950&#39;lerden beri düşüşte, ve bunun nedeninin insan aktivitelerinden kaynaklanan ısınma olduğu konusunda bilimsel konsensüs yüksek&#34; diyor.Peki, daha fazla ısınan bir dünyada nasıl daha fazla kar yağabiliyor?&#39;Atmosferde biriken ekstra nem soğuk hava dalgalarıyla buluşuyor&#39;BBC Türkçe&#39;ye konuşan, Londra&#39;daki Imperial College&#39;da Çevresel Politikalar Merkezi&#39;nde Dr. Mariam Zachariah şöyle diyor:&#34;Sıcak hava dalgaları daha sık görülüyor. Ancak küresel ısınma yalnızca sıcaklıkları artırmakla kalmıyor; kutuplardaki soğuk havayı aşağıya taşıyan atmosferik dolaşım sistemlerini de etkileyebiliyor.&#34;Aşırı hava olaylarının iklim değişikliğiyle ilişkisi alanında uzman Zachariah&#39;ya göre, sistemdeki değişiklikler, soğuk havanın nemli ve sıcak hava kütleleriyle karşılaşması sonucunda &#34;kar kıyameti&#34; gibi aşırı kar fırtınalarına yol açabiliyor.Zachariah, aşırı hava olaylarıyla ilgili her bölgenin kendine özgü coğrafi koşullarıyla derinlemesine incelenmesinin daha net sonuçlar vereceğini de belirtiyor.Diğer yandan uzmanlar ısınan havanın nem tutma kapasitesindeki artışa da dikkat çekiyor.Dr. Abdullah Kahraman&#39;a göre küresel ısınma genel eğilimi devam ederken yerel farklılıklar her zaman görülebilir.Kıdemli meteorolog Jim Dale, iklim değişikliğinin okyanus ve denizlerin çoğu bölgede normalden daha fazla ısınmasına neden olduğunu belirterek &#34;Bu da denizlerin üzerindeki atmosferin daha çok ısınmasına ve daha fazla nem tutabilmesine yol açıyor&#34; diyor.&#34;Bu yüzden, Arktik&#39;ten [Kuzey Kutup Bölgesi] gelen soğuk hava aşağı enlemlere indiğinde, Türkiye dahil birçok yerde çok yoğun kar yağışları görülebiliyor&#34; diye ekliyor.Dr. Abdullah Kahraman ise küresel ısınma genel eğiliminin devam ederken yerel farklılıkların her zaman görülebileceğini vurguluyor.Buna göre, bazı yerlerde görülen aşırı kar yağışları da bu doğal dalgalanmaların bir parçası.Kıdemli araştırmacı, &#34;Örneğin ABD&#39;nin doğu ve orta kesimlerinde kar normalden fazla, dağlarda ise normalden az&#34; diyor.Türkiye&#39;de kış koşulları nelerden etkileniyor?Meteroloji Genel Müdürlüğü&#39;ne göre Türkiye&#39;de 2025 yılı aralık ayı sıcaklığı 6.3 derece ile mevsim normallerinin 1.5 derece üzerinde gerçekleşti.Dr. Abdullah Kahraman, Türkiye&#39;de sonbaharda kar örtüsü normallerin çok altındayken aralık ayının son günlerindeki yağışlarla arttığını ve ocak ayında tümüyle normallerin üzerinde seyrettiğini belirtiyor.Kıdemli araştırmacı, Türkiye&#39;nin kış koşullarını etkileyen faktörlerden ilkinin Kuzey Atlantik üzerindeki atmosferik basınç farklarındaki değişim olduğunu belirtiyor.Buna göre Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) adı verilen bu olgu, aralık sonu - ocak başında negatif fazda seyretti. Bu, Kuzey Atlantik&#39;te yüksek ve alçak basınç arasındaki farkın azalması anlamına geliyor.Bunun sonucunda Akdeniz bölgesine daha fazla yağış taşındı ve kar dahil yağışlar için daha uygun koşullar oluştu.Kastamonu&#39;daki Ilgaz Dağları&#39;nda nadir görülen kar ruloları tespit edildi. Bu rulolar belirli bir sıcaklıkta rüzgarın etkisiyle oluşuyor,&nbsp;Kahraman, diğer yandan atmosferik blokaja uygun koşullar oluşturduğunu da söylüyor.Sözkonusu terim, normalde batıdan doğuya hareket eden bir yüksek basınç alanının bir bölgede sıkışıp kalması anlamına geliyor.Kahraman bunun sonucunda yağışlar ya da kuraklık koşullarının bölgesel olarak ekstrem hal alabildiğini belirtiyor.Türkiye&#39;de, &#34;Önümüzdeki aylarda yağışların mevsim normallerinde ve kısmen üstünde olması, sıcaklıkların ise normalden yüksek olması bekleniyor&#34; diye ekliyor.Kahraman, dünyanın belirli bölgelerinde sıcaklıkların düşmesine katkıda bulunan La Niña&#39;nın Türkiye için etkisinin ihmal edilebilir düzeyde olduğunu da belirtiyor.La Niña, El Nino-Güney Döngüsü diye bilinen hava olayının üç aşamasından biri olarak tanımlanıyor.Bu döngüde, El Nino adlı sıcak aşama, daha soğuk La Niña aşaması ve nötr aşama var.La Niña, Pasifik Okyanusu&#39;nda yüzey sularının normalden daha fazla soğumasıyla ortaya çıkan bir iklim olayı.Çok güçlü bir La Niña yaşanırsa, araştırmalara göre ABD&#39;nin bazı bölgeleri, İngiltere ve Kuzey Avrupa çok yağışlı bir kış geçirebiliyor.La Niña aynı zamanda, Endonezya ve Avustralya gibi ülkelerin normalden daha çok yağış alması ve güneydoğu Asya&#39;da daha hareketli bir muson mevsimi anlamına geliyor.Uzmanlar ABD&#39;deki kar fırtınalarına kısmen La Niña&#39;nın katkıda bulunmuş olabileceği konusunda hemfikir görünüyor.Buna karşın iklim değişikliğinin etkisiyle normal dalgalanmaların dışına çıkıldığı yorumunda bulunuyorlar.Jim Dale, iklim değişikliğinin bizi, geçmişte alıştığımız &#34;normal&#34; hava düzenlerinden çıkıp yeni bir geçiş dönemi iklimine sürüklediğini belirtiyor.Buna göre atmosfer ısındıkça içindeki enerji artıyor, moleküller daha hızlı hareket ediyor ve bu da hava olaylarını daha düzensiz hale getiriyor.Bu durumun hem kış hem yaz şartlarında şiddetli fırtınalar, aşırı yağışlar, kar fırtınaları, çok yüksek rüzgârlar ve aşırı sıcaklıklar gibi beklenmedik ve daha şiddetli olaylar yaratabileceğini söylüyor.&#34;Bu yüzden artık yalnızca uyum sağlama (adaptasyon) ve azaltım (mitigasyon) değil; güvenlik, sağlık ve hayatta kalma açısından da düşünmemiz gerekiyor&#34; diyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 31 Jan 2026 14:20:15 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Torun bakanların zihni daha uzun süre genç kalıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/torun-bakanlarin-zihni-daha-uzun-sure-genc-kaliyor-5668/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/torun-bakanlarin-zihni-daha-uzun-sure-genc-kaliyor-5668/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_188B2F-C269AE-7F4A5E-51D0FA-76219B-938A08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Psychology and Aging dergisinde yayımlanan ve İngiltere&#39;de yaklaşık 2 bin 900 büyükanne ve büyükbabayı beş yıl boyunca takip eden araştırmaya göre, torun bakımına aktif olarak katılan büyükanneler hem hafıza testlerinde hem de sözel akıcılık ölçümlerinde daha yüksek puanlar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_188B2F-C269AE-7F4A5E-51D0FA-76219B-938A08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Psychology and Aging dergisinde yayımlanan ve İngiltere&#39;de yaklaşık 2 bin 900 büyükanne ve büyükbabayı beş yıl boyunca takip eden araştırmaya göre, torun bakımına aktif olarak katılan büyükanneler hem hafıza testlerinde hem de sözel akıcılık ölçümlerinde daha yüksek puanlar aldı. Bunun yanında, bu grupta bilişsel gerileme daha yavaş seyretti.Araştırmada torun bakan büyükbabaların da bakmayan akranlarına göre başlangıçta daha iyi bilişsel performans sergilediği görüldü. Ancak zaman içinde büyükbabaların zihinsel performansındaki düşüş hızının, hiç torun bakmayanlarla aynı olduğu tespit edildi.Cinsiyet farkı neden ortaya çıktı?Araştırmacılar bu farkın arkasında geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin olabileceğini düşünüyor. Çalışmaya göre büyükanneler torun bakımında daha &#39;aktif ve merkezi&#39; bir rol üstleniyor. Gün planlama, yemek hazırlama, ödev takibi ve etkinlik düzenleme gibi zihinsel olarak daha talepkar görevler çoğunlukla büyükannelere düşüyor.Büyükbabalar ise genellikle eşleriyle birlikte bakım sağlıyor ve araştırmacıların &#39;çevresel ve destekleyici rol&#39; olarak tanımladığı bir konumda yer alıyor.Bir diğer olasılık da motivasyonla ilgili. Araştırmacılara göre büyükanneler torun bakımına daha çok isteyerek katılırken, büyükbabalar kendilerini daha fazla &#39;yükümlü&#39; hissedebiliyor.Keyif alınarak yapılan faaliyetlerin beyni daha fazla uyardığı, yapılması gereken işler listesinden tamamlanan görevlerin ise aynı etkiyi yaratmadığı vurgulanıyor.Çalışmada büyükannelerin tüm bakım faaliyetlerini büyükbabalara kıyasla daha sık yaptığı, en büyük farkın ise yemek hazırlama sürecinde görüldüğü belirtildi.Süre değil, içerik belirleyiciAraştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de bakım süresinin tek başına belirleyici olmaması. Haftada bir gün torun bakan bir büyükanne ile haftada birkaç gün bakan bir büyükanne arasında bilişsel performans açısından anlamlı bir fark bulunmadı.Bu sonuç, önceki bazı çalışmalarla çelişiyor. Ancak araştırmacılar önceki çalışmalarda hiç torun bakmayanlarla bakanların aynı grupta değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor.Sadece aktif bakım verenler incelendiğinde, &#39;ne kadar sık&#39; sorusunun etkisini yitirdiği görülüyor.Asıl farkı yaratanın, torunlarla geçirilen zamanın &#39;nasıl&#39; değerlendirildiği ifade ediliyor.Örneğin çocuklar kendi başına oynarken gözetmenlik yapmak ile karmaşık okul ödevlerine yardımcı olmak ya da bir müze gezisi planlamak arasında zihinsel yük açısından ciddi fark bulunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 28 Jan 2026 09:25:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Layene tarikatı mensupları "beyazlar" içinde toplandı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/layene-tarikati-mensuplari-beyazlar-icinde-toplandi-7839/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/layene-tarikati-mensuplari-beyazlar-icinde-toplandi-7839/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8DF1F5-988E35-5542A7-1CC786-6EF93C-4C9099.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Layene tarikatı takipçileri, aynı zamanda tarikatın kuruluşu da kabul edilen, Seydina Limamou Laye&#39;ın Müslümanlara yaptığı birlik ve beraberlik çağrısının 146. yıl dönümü için toplandı.Bu yıl "Güncel zorluklar karşısında İslami dayanışma" temasıyla düzenlenen etkinlik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8DF1F5-988E35-5542A7-1CC786-6EF93C-4C9099.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Layene tarikatı takipçileri, aynı zamanda tarikatın kuruluşu da kabul edilen, Seydina Limamou Laye&#39;ın Müslümanlara yaptığı birlik ve beraberlik çağrısının 146. yıl dönümü için toplandı.Bu yıl "Güncel zorluklar karşısında İslami dayanışma" temasıyla düzenlenen etkinlik kapsamında "Layene&#34; olarak nitelenen tarikat takipçileri, kendilerince kutsal sayılan başkent Dakar&#39;ın Almadies semtinde bir araya geldi.Yediden yetmişe bembeyaz giyinen on binlerce Layene mensupları, Atlantik okyanusu kıyısında, açık havada birlikte zikir çekti, ilahiler söyledi ve dua etti.Anma kapsamında bölgedeki ana yollar trafiğe kapatıldı, Dakar&#39;ın bir kısmında hayat durma noktasına geldi.Senegal&#39;e özgü, tasavvuf temelli bir dini tarikat olan Layene takipçileri, bayram namazları ve önemli günlerde sınıfsal farklıları ortadan kaldırdığına inandıkları için bembeyaz giyiniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 20 Jan 2026 10:00:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bazı köpekler 'kulak misafiri' olarak yeni kelimeler öğrenebiliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bazi-kopekler-kulak-misafiri-olarak-yeni-kelimeler-ogrenebiliyor-9250/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/bazi-kopekler-kulak-misafiri-olarak-yeni-kelimeler-ogrenebiliyor-9250/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_51BF3D-CFAD2C-8A44A7-60D770-238B95-9E9FA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bazı üstün zekalı köpeklerin, insan konuşmalarını dinleyerek yeni kelimeler öğrenebildiği ortaya kondu. Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu köpeklerin nesne isimlerini doğrudan kendilerine hitap edilmeden de öğrenebildiğini gösterdi.Araştırma, küçük çocukların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_51BF3D-CFAD2C-8A44A7-60D770-238B95-9E9FA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bazı üstün zekalı köpeklerin, insan konuşmalarını dinleyerek yeni kelimeler öğrenebildiği ortaya kondu. Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu köpeklerin nesne isimlerini doğrudan kendilerine hitap edilmeden de öğrenebildiğini gösterdi.Araştırma, küçük çocukların konuşmaları dinleyerek kelime öğrenmesine benzer bir sürecin bazı köpeklerde de görülebileceğini ortaya koydu. Macaristan'daki Eötvös Lorand Üniversitesi (ELTE) araştırmacıları, oyuncak isimlerini öğrenme konusunda yetenekli olduğu belirlenen köpekler üzerinde çalışma yürüttü.Köpekler &#39;kulak misafiri&#39; olup yeni kelimeler öğrendiAraştırmaya, sahiplerinin oyuncak isimlerini bildiğini düşündüğü 10 köpek dahil edildi. İlk aşamada köpek sahipleri, iki yeni oyuncağı köpekleriyle doğrudan etkileşim kurarak tanıttı ve oyuncak isimlerini tekrar etti. Birkaç günlük kısa oturumların ardından köpeklerin büyük bölümünün yeni oyuncakları doğru şekilde tanıyabildiği görüldü.Araştırmanın ikinci aşamasında ise köpeklerin oyuncak isimlerini yalnızca konuşmaları dinleyerek öğrenip öğrenemeyeceği test edildi. Bu aşamada sahipler, oyuncak isimlerini kendi aralarında konuşurken kullandı, köpeklerle göz teması kurulmadı ve köpeklerin oyuncaklarla etkileşimine izin verilmedi.Sonuçlara göre, 10 köpekten 7'si, yalnızca konuşmaları dinleyerek oyuncak isimlerini öğrenmeyi başardı. Araştırmacılar, bu bulgunun bazı köpeklerin yeni kelimeleri "kulak misafiri olarak" öğrenebildiğini gösterdiğini belirtti.Belirli cinsler öne çıkıyorÇalışmanın ilerleyen aşamalarında yapılan ek testlerde, köpeklerin oyuncakları görmeden önce duydukları isimleri hatırlayabildiği ve bu bilgiyi haftalar sonra da koruduğu tespit edildi.Araştırmacılar, bu yeteneğin tüm köpeklerde görülmediğini vurguladı. Benzer deneyler, daha önce oyuncak isimleri öğrenmemiş köpekler üzerinde de uygulandı ancak bu köpeklerin aynı başarıyı göstermediği kaydedildi."Üstün kelime öğrenicisi" olarak tanımlanan bu köpeklerin çoğunluğunu Border Collie cinsi oluştururken, Alman çoban köpeği, Labrador Retriever ve Avustralya çoban köpeği gibi farklı ırklar da çalışmada yer aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 18 Jan 2026 09:32:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyada 2025, kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyada-2025-kayitlardaki-en-sicak-ucuncu-yil-oldu-2627/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyada-2025-kayitlardaki-en-sicak-ucuncu-yil-oldu-2627/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_81C94C-6FFBCD-7D09DD-9187CB-803264-6CDA3F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), 2025&#39;teki sıcaklık dinamiklerine ilişkin bulgularını yayımladı.Buna göre, geçen yıl dünyadaki ortalama yüzey sıcaklığı 14,97 derece ölçüldü. Bu sıcaklık, sanayi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_81C94C-6FFBCD-7D09DD-9187CB-803264-6CDA3F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), 2025&#39;teki sıcaklık dinamiklerine ilişkin bulgularını yayımladı.Buna göre, geçen yıl dünyadaki ortalama yüzey sıcaklığı 14,97 derece ölçüldü. Bu sıcaklık, sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,47 derece yükseldi. Böylece 2025, dünyada kara yüzeyi sıcaklığı açısından kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl oldu.Kayıtlardaki en sıcak yıl olan 2024&#39;te küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,6 dereceye ulaşmıştı. Kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olan 2023&#39;te ise sıcaklık artışı sanayi dönem öncesinin 1,48 derece üzerinde gerçekleşmişti.Copernicus&#39;e göre, mevcut uzun vadeli küresel ısınma seviyesinin sanayi öncesi dönem ortalamasının yaklaşık 1,4 derece üzerine çıktığı hesaplanıyor.Dünyadaki mevcut ısınma hızına göre, Paris Anlaşması&#39;nda belirlenen &#34;küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin&#34; 2030&#39;a kadar aşılma riski bulunuyor ve bu aşımın, beklenenden 10 yıl erken gerçekleşebileceği öngörülüyor.- Dünyanın en sıcak yılları son 11 yılda yaşandıGeçen yılki sıcaklıkların ardından, dünyada son 11 yıl kayıtlardaki en sıcak yıllar oldu.Ayrıca 2023-2025 dönemindeki ortalama sıcaklıklar, küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,5 dereceyi aştığı ilk 3 yıllık dönem olarak kayıtlara geçti.Dünyada 2025, hava sıcaklıkları açısından en sıcak ikinci yıl olurken, deniz yüzeyi sıcaklığı bakımından da 20,73 dereceyle en sıcak üçüncü yıl oldu.Antarktika, kayıtlara geçen en sıcak yıllık sıcaklığı yaşarken, Kuzey Kutbu ise en sıcak ikinci yılını geride bıraktı.Küresel çapta devam eden ısınma nedeniyle 2025, aşırı sıcak hava dalgaları, Avrupa Asya ve Kuzey Amerika&#39;daki şiddetli fırtınalar, İspanya, Kanada ve Güney Kaliforniya&#39;daki orman yangınları dahil birçok bölgede olağanüstü koşulların yaşandığı bir yıl oldu.Ayrıca, Kaliforniya merkezli araştırma kuruluşu Berkeley Earth de eş zamanlı yayımladığı analizinde 2025&#39;in 1850&#39;den beri kaydedilen en sıcak üçüncü yıl olduğunu tespit etti. Böylece, 2024 kayıtlardaki en sıcak ve 2023 en sıcak ikinci yıl olarak kayıtlarda kalmaya devam ediyor.- &#34;Dünya, Paris Anlaşması ile belirlenen uzun vadeli sıcaklık sınırına hızla yaklaşıyor&#34;ECMWF Genel Direktörü Florian Pappenberger, bulgulara ilişkin değerlendirmesinde, dünyanın en sıcak 10 yıllık dönemde olduğunu belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel kanıtların önemine dikkat çekti.C3S Direktörü Carlo Buontempo da dünyada son 11 yılın kayıtlardaki en sıcak yıllar olmasının iklim değişikliğinin önemli bir kanıtı olduğunu dile getirerek, &#34;Dünya, Paris Anlaşması ile belirlenen uzun vadeli sıcaklık sınırına hızla yaklaşıyor. Bu sınırı aşmamız kaçınılmaz ve şu anda yapabileceğimiz tek şey, kaçınılmaz olan bu aşımı ve bunun toplumlar ve doğal sistemler üzerindeki etkilerini en iyi şekilde yönetmek.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 14 Jan 2026 05:12:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Funda Arar Radiobir'de konuşacak]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/funda-arar-radiobirde-konusacak-8432/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/funda-arar-radiobirde-konusacak-8432/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BF2656-54048E-F86B6A-112A87-06406D-3014E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Canlı yayınlanacak programda Funda Arar, sanat yaşamına dair merak edilen pek çok başlıkta samimi açıklamalarda bulunacak. Müzik kariyerindeki son çalışmalarını, yeni projelerini ve sahne performanslarına ilişkin planlarını anlatacak olan Arar, aynı zamanda özel hayatına ve müzik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BF2656-54048E-F86B6A-112A87-06406D-3014E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Canlı yayınlanacak programda Funda Arar, sanat yaşamına dair merak edilen pek çok başlıkta samimi açıklamalarda bulunacak. Müzik kariyerindeki son çalışmalarını, yeni projelerini ve sahne performanslarına ilişkin planlarını anlatacak olan Arar, aynı zamanda özel hayatına ve müzik dünyasındaki güncel gelişmelere dair görüşlerini de paylaşacak.Türk pop müziğinde uzun yıllardır istikrarlı çizgisi ve güçlü vokaliyle geniş bir hayran kitlesine sahip olan Funda Arar'ın, "Müzik Habercisi" programında geçmişten bugüne uzanan kariyer yolculuğunu değerlendirmesi bekleniyor. Sanatçının, müzik sektöründeki değişimi, dijital platformların etkisini ve genç kuşak sanatçılara yönelik düşüncelerini de dinleyicilerle paylaşacağı ifade ediliyor.Prof. Dr. Michael Kuyucu'nun yönelteceği sorularla renklenmesi beklenen programda, Arar'ın unutulmaz şarkılarının hikâyeleri, albüm süreçleri ve sahne arkası anılarına da yer verilecek. Program, hem müzikseverler hem de magazin dünyasını yakından takip edenler için önemli başlıklar barındıracak.Radiobir dinleyicileri, Çarşamba günü yayınlanacak "Müzik Habercisi" programında Funda Arar'ın içten açıklamalarına ve müzik dünyasına dair değerlendirmelerine tanıklık etme fırsatı bulacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 13 Jan 2026 02:27:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilecek aktiviteler]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/daha-uzun-yasamaniza-yardimci-olabilecek-aktiviteler-4367/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/daha-uzun-yasamaniza-yardimci-olabilecek-aktiviteler-4367/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FA7BAE-397721-3F17B2-6347D8-7B5810-ED8726.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Herkes sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarının egzersiz yapmak ve iyi beslenmek olduğunu bilir.Peki ya spor salonunda ter dökmek veya günde 10 bin adım atmak için zamanınız yoksa?İyi haber, günlük aktiviteleri daha yoğun ve enerjik şekilde yapmanın büyük faydalar sağlayabilmesi.Merdivenleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FA7BAE-397721-3F17B2-6347D8-7B5810-ED8726.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Herkes sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarının egzersiz yapmak ve iyi beslenmek olduğunu bilir.Peki ya spor salonunda ter dökmek veya günde 10 bin adım atmak için zamanınız yoksa?İyi haber, günlük aktiviteleri daha yoğun ve enerjik şekilde yapmanın büyük faydalar sağlayabilmesi.Merdivenleri koşarak çıkmak, hızlıca yürümek, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi.Son üç yılda egzersiz bilimini takip ettiyseniz, yeni bir terimle karşılaşmış olabilirsiniz: VILPA (Vigorous Intermittent Lifestyle Physical Activity) Türkçeye &#34;Şiddetli Aralıklı Yaşam Tarzı Fiziksel Aktivitesi&#34; ya da kısaca &#34;yaşam tarzı içine gömülü kısa şiddetli hareket patlamaları&#34; olarak çevrilebilir.&#34;Egzersiz atıştırmalıkları&#34;, &#34;atıştırmalık aktivite&#34; veya &#34;mikro aktivite patlamaları&#34; gibi çeşitli isimlerle de tanımlanan bu kavram, uzun vadeli bir soruna son çözüm olarak nitelendiriliyor:&#39;VILPA, HIIT&#39;in küçültülmüş şekli&#39;Peki egzersiz yapmaya en isteksiz kişileri, daha az oturup daha fazla hareket etmeye nasıl ikna edebiliriz?Son 10 yılda, kısa süreli patlayıcı koşu, bisiklet ve squat veya jumping jack gibi ağırlık egzersizleri ile vücudu sınırlarına kadar zorlayan yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman (HIIT-High-Intensity Interval Training), spor salonuna giden zamanı kısıtlı kişiler için popüler bir egzersiz tarzına dönüştü.Ayrıca bu tip antrenmanların kan şekeri kontrolü, kolesterol, tansiyon ve vücut yağı konusunda faydaları olduğu ortaya çıktı.University College London&#39;da spor ve egzersiz tıbbı profesörü Mark Hamer&#39;e göre, VILPA, HIIT&#39;in küçültülmüş şekli.Bu, bir veya iki dakika boyunca kalp atış hızını yükseltmek amacıyla günlük aktiviteleri biraz daha coşkuyla yapmak anlamına geliyor.Hamer, VILPA fikrinin ilk olarak, liderlik ettiği ekibin egzersiz yapmayan kişilere bileklik takarak topladığı hareket verilerini analiz ederken ortaya çıktığını söyledi.Bilim insanları, spor yapmayan veya spor salonuna gitmeyen bazı kişilerin, sadece günlük yaşamlarını sürdürerek önemli miktarda hareket yaptıklarını fark ettiler.Bu hareketler, işe giderken hızlıca yürümekten merdiven çıkmaya kadar uzanıyordu.Hamer, &#34;Bu hareketlerin çoğu çok kısa sürelerde birikmişti. Bu da mikro patlama kavramının ortaya çıkmasına neden oldu&#34; diyor.Hamer ve meslektaşları, şaşırtıcı şekilde, bu mikro patlamaların sağlık için faydalı olduğunu keşfetti.2022 yılında yapılan bir çalışmada, İngiltere&#39;deki 25 bin 241 kişiden elde edilen verileri kullanarak, Hamer ve Sidney Üniversitesi&#39;nden bilim insanları, her gün sadece üç veya dört kez bir dakikalık VILPA hareketinin, hiç hareket etmeyen kişilere kıyasla, tüm nedenlerden kaynaklanan erken ölüm riskini %40, kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklanan ölüm riskini ise %49 oranında azalttığını belirledi.Daha yakın zamanda yapılan bir araştırma da, her gün dört dakikadan biraz fazla VILPA&#39;nın, hareketsiz yaşam tarzının kalp sağlığı için oluşturduğu bazı riskleri telafi edebileceği sonucuna vardı.Sidney Üniversitesi&#39;nde doktora sonrası araştırma görevlisi olan Matthew Ahmadi, &#34;Gün boyunca birkaç kez, kısa süreli yüksek yoğunluklu aktiviteler yaparak, insanlar kronik hastalık riskini azaltmak konusunda sağlık faydaları elde edebilirler&#34; diyor.Ahmadi, bu bulguları özellikle heyecan verici olarak nitelendiriyor çünkü araştırmalar, 40 yaşın üzerindeki İngiliz yetişkinlerin çoğunun, genellikle zaman kısıtlamaları veya diğer engeller nedeniyle düzenli egzersiz veya spor yapmadığını gösteriyor.&#39;Çoğumuz yeterince aktif değiliz&#39;Dünya Sağlık Örgütü&#39;ne (WHO) göre bu durum, yaklaşık 1.8 milyar yetişkinin yetersiz fiziksel aktivite nedeniyle hastalık riski altında olduğu endişe verici bir küresel eğilimi yansıtıyor.İngiltere&#39;deki Loughborough Üniversitesi&#39;nde davranışsal tıp profesörü Amanda Daley, &#34;Hepimiz fiziksel aktivitenin sağlığımız için iyi olduğunu biliyoruz ancak çoğumuz yeterince aktif değiliz&#34; diyor ve ekliyor:&#34;Bunun birçok nedeni var, en yaygın olanı ise yeterli zamanın olmaması. Fiziksel aktiviteye mikro egzersiz (veya VILPA) yaklaşımı, insanların bir hafta boyunca günde birkaç kez ayırmasını gerektiriyor, bu da egzersizi çok kolay, erişilebilir ve ucuz hale getiriyor.&#34;VILPA&#39;nın ortaya koyduğu şey aslında basit: Otobüse yetişmek için koşmak, ev işlerini veya bahçe işlerini biraz daha enerjik yapmak gibi günlük hayatı biraz değiştirmekle sağlığı iyileştirmede önemli bir fark yaratabileceği&hellip;Bunların hepsi, çocuklarla ve evcil hayvanlarla yüksek enerjili oyunlar oynamak gibi VILPA&#39;nın günlük örnekleri.Ahmadi, &#34;Orta ve yüksek yoğunluklu aktiviteler yapmak için farklı fırsatlarımız var ve bunların mutlaka bilinen egzersizler veya özel spor salonu ekipmanları aracılığıyla olması gerekmiyor&#34; diyor.Anketler, insanların bu fikre olumlu tepki verdiklerini gösteriyor çünkü bu düşünce, daha önce sağlığı iyileştirebileceği düşünülmeyen aktivitelerin faydalarını vurguluyor.Ahmadi ve Japonya&#39;daki Sankuro Hastanesi&#39;nden kardiyolog Shigenori Ito gibi araştırmacılar, VILPA kavramının her gün ağır alışveriş poşetleri taşımak veya merdivenleri hızlıca çıkarak bacak kaslarını ve eklemleri çalıştırmak gibi aktivitelerle gücü artırmanın bir yolu olarak bile kullanılabileceğini söylüyor.Mikro patlamalar fikri, egzersiz araştırmacılarının teşvik etmek istediği yeni bir doktrine de tam olarak uyuyor: Fiziksel aktivite söz konusu olduğunda, hiçbir şey yapmamaktansa herhangi bir şey yapmak her zaman daha iyi.&#39;Hareketsizlik sorununu çözmek kolay değil&#39;Çoğu insan günde 10 bin adım hedefine aşina olsa da, yeni bilimsel bulgular, çok daha düşük bir günlük adım sayısıyla da sağlık açısından fayda sağlayabileceğimizi gösteriyor.Örneğin, dünya çapında kronik hastalıkların artışı konusunda faaliyetler yürüten NCD Alliance&#39;a göre, daha fazla insan yeterince aktif olsaydı, yılda beş milyona kadar ölüm önlenebilirdi.NCD Alliance&#39;ın genel müdürü Katie Dain, &#34;Küresel olarak, yaşam tarzlarımız çok daha hareketsiz hale geliyor. Açıkça söylemek gerekirse, çoğumuz ofiste oturuyoruz ve şehirlerimizin çoğu insanlar için değil, arabalar için tasarlanmış durumda&#34; diyor.Bu sorunu çözmek kolay değil.Örneğin Japonya, giderek daha hareketsiz bir ülke haline geliyor ve Tokyo&#39;da 2020 Olimpiyatları&#39;na ev sahipliği yapmak bile görünüşe göre pek bir fark yaratmadı.Bu durumu Ito gibi doktorlar&#34;Hareketsiz olmak, hipertansiyon, sigara ve diyabetle birlikte en önemli kardiyovasküler risk faktörlerinden biri&#34; diye yorumluyor.Sonuç olarak, araştırmacılar egzersiz hedeflerini daha az korkutucu hale getirmeye çalışıyor.Çoğu insan günde 10 bin adım hedefine aşina olsa da, yeni bilimsel bulgular, çok daha düşük bir günlük adım sayısıyla da sağlık yararları elde edebileceğimizi gösteriyor.Şimdiye kadarki en büyük adım sayısı araştırmalarından biri, günde 2 bin 517-2 bin 735 adımın, günde 2 bin adıma kıyasla kardiyovasküler hastalık riskini %11 oranında azalttığını ortaya koydu.Başka bir araştırma, günde 2 bin 200 adımın üzerindeki her adımın, kişinin kalp hastalığı ve erken ölüm riskini azalttığını gösterdi.Melbourne Üniversitesi fizyoterapi bölümünden Profesör Rana Hinman, &#34;Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yapmak daha iyidir. Osteoartrit gibi rahatsızlıklar nedeniyle kronik eklem ağrısı çeken ve genellikle hareketsiz olan kişiler bile, az miktarda aktiviteyle fayda sağlayabilir&#34; diyor.Mikro patlamalarla aktivite yapmak bunu başarmanın bir yolu.Örneğin, bazı araştırmalar, her gün sadece üç ila dört dakikalık VILPA&#39;nın kanser riskini %17-18 oranında azaltabileceğini gösteriyor.Bunun bir nedeni, egzersizin bilinen antiinflamatuar etkileriyle ilgili olabilir.Enflamasyon, vücudun doğal bağışıklık tepkisinin bir parçası ve hastalıkları önlemeye yardımcı oluyor ancak aşırı enflamasyon, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve obezite gibi hastalıklarla bağlantılı.&#39;Nüfusun çoğunluğunu mikro patlama aktivitelerine teşvik etmek önemli&#39;Araştırmacılar halen, &#34;atıştırma egzersizlerin&#34;, düzenli egzersiz yapmayı zor bulan kronik hastalarda sağlığı iyileştirmeye yardımcı olup olamayacağını inceliyor.Hamer, insanları daha fazla mikro patlama aktivitesi yapmaya teşvik etmenin, halk sağlığı kılavuzlarında altın standart olan haftada 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktiviteye ulaşmalarına yardımcı olmak için bir başlangıç noktası olup olmayacağıyla da ilgileniyor.Hamer, &#34;Nüfusun çoğunluğunu mikro patlama aktiviteleri yapmaya teşvik edebilirsek, bu, birkaç kişinin kılavuzlara uymasını sağlamaktan çok daha etkili olacaktır&#34; diyor.Dolayısıyla, bir süredir spor salonuna gitmediğiniz için endişeleniyorsanız, belki de biraz VILPA yapmayı düşünebilirsiniz.Asansör yerine merdivenleri kullanmak, alışverişe giderken yürüyüş hızınızı artırmak, bahçede köpeğinizle oynamak veya biraz daha enerjik bir şekilde evi süpürmek gibi her gün yapabileceğimiz basit şeyler var ve bunlar hastalıkların önlenmesine ve hatta biraz daha uzun yaşamamıza yardımcı olabilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 12 Jan 2026 10:41:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Melih Çelet, DESA'nın 53 yıllık yolculuğunu anlattı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/melih-celet-desanin-53-yillik-yolculugunu-anlatti-7797/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/melih-celet-desanin-53-yillik-yolculugunu-anlatti-7797/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2BA636-C7AA55-85A07F-AF40DD-2B5776-C0D71F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye deri sanayisinin ve modasının öncülerinden, DESA'nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Melih Çelet'in otobiyografik eseri &#39;Olmazı Oldurmak&#39; kitabı, düzenlenen özel bir davetle tanıtıldı. Gazeteci Nilay Örnek'in moderatörlüğünde gerçekleşen ve bir baba-oğul sohbetine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2BA636-C7AA55-85A07F-AF40DD-2B5776-C0D71F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye deri sanayisinin ve modasının öncülerinden, DESA'nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Melih Çelet'in otobiyografik eseri &#39;Olmazı Oldurmak&#39; kitabı, düzenlenen özel bir davetle tanıtıldı. Gazeteci Nilay Örnek'in moderatörlüğünde gerçekleşen ve bir baba-oğul sohbetine dönüşen lansmanda, Melih Çelet ve DESA CEO'su Burak Çelet, kitabın satır aralarında kalan duygusal anları ve bir ailenin başarı hikâyesini paylaştı. Etkinliğe basın, iş, cemiyet ve moda dünyasından çok sayıda misafir katıldı."Sermayemin Yarısını Mektup Pullarına Yatırdım"1970'lerin Türkiye'sinde bir üniversite öğrencisiyken kurduğu hayalleri anlatan Melih Çelet, o günleri şu sözlerle özetledi:"Babamın bana verdiği 50 bin liralık bir sermaye vardı. O günün şartlarında, internetin olmadığı, dış dünyanın kapalı bir kutu olduğu Türkiye'de, ben bu paranın neredeyse 30 bin lirasını dünyaya mektup yazmak için pula harcadım. Her sabah İstanbul Ticaret Odası'nın ilan panosuna gider, 'Dünya ne istiyor?' diye bakardım. Bir daktilomuz vardı; Amerika'ya, Avrupa'ya 'Biz bunu yaparız' diye yüzlerce mektup yazardık. Bu kitap, o pulların bizi nereye taşıdığının hikâyesidir."Burak Çelet: "Kitapta Benim Çocukluğum, Bizim Ailemiz Var"Kitabın sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin son 50 yılına paralel olarak DESA'nın gelişimini anlatan bir iş kitabı olmadığını, aynı zamanda Çelet Ailesinin ve dolayısı ile DESA'nın bu günlere gelirken karşısına çıkan engelleri nasıl aştığının bir hikâyesi olduğunu vurgulayan DESA CEO'su Burak Çelet ise, babasının iş hayatındaki başarılarına olan tanıklığını "Bu kitapta okuyacağınız DESA, aslında büyük ağabeyimdir; hepimizden önce o vardı. Ben 6 yaşımdan itibaren yaz tatillerimi deniz kenarında değil, DESA'da babamın yanında, üretim bantlarında ve yurt dışı fuarlarda geçirdim. Hikayesi kitapta da yer alan, 11 yaşındayken Almanya'daki kritik bir iş yemeğinde babama tercümanlık yaptığım o geceyi hiç unutmam. &#39;Olmazı Oldurmak&#39;, sadece bir şirketin değil, birbirine tutunarak büyüyen bir ailenin, annem Nihal Hanım'ın fedakarlıklarının ve babamın vizyonunun belgesidir." sözleriyle anlattı.Melih Çelet Vizyonunun Geleceğe MirasıEtkinlikte, kitapta anlatılan Melih Çelet vizyonunun bugün ulaştığı noktaya da dikkat çeken DESA CEO'su Burak Çelet, markanın İtalya'daki stratejik yatırımları ve gelecek vizyonu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin İtalya'ya gerçekleştirdiği deri mamulleri ihracatının yüzde 50'sinden fazlasını tek başına DESA'nın gerçekleştirdiğini vurgulayan Çelet, "Üretim gücümüzü yansıtabilmek ve dünyanın önde gelen lüks moda markaları ile entegrasyonumuzu pekiştirmek için lüksün kalbine, İtalya'ya gittik. Toskana bölgesinde, Poppi'de kurduğumuz Ar-Ge ve üretim tesisimizle bugün dünyanın en prestijli lüks markalarının iş ortağıyız. Bu tesis, Türk zanaatkârlığı ile İtalyan estetiğini birleştiren stratejik bir hamle. Milano ve Paris'te açtığımız showroom'larımızla son 15 yıldır 1972 DESA markasını taşıyan koleksiyonlarımızı dünyanın en önemli butiklerinde müşterilerimize ulaştırdık. Geçtiğimiz sezon Milano Moda Haftası kapsamında AW27 koleksiyonumuzu bir defile ile dünya vitrinine çıkardık. 2026 Şubat ayında Türkiye'den davet edilen tek Türk markası olarak yeniden Milano podyumunda olacağız." dedi.Gelecek Nesillere Bir PusulaNuri M. Çolakoğlu'nun proje koordinatörlüğünde, Melih Çelet'in 50 yılı aşkın süredir titizlikle sakladığı mektuplar, belgeler ve fotoğraflardan yola çıkılarak hazırlanan eser, genç girişimciler için bir rehber niteliği taşıyor.Melih Çelet, kitabın yazılma amacını ise şu sözlerle ifade etti:"Bu kitabı, 'yapılamaz' denilenin karşısında pes etmeyenlere, hayallerinin peşinden gitmek için cesaret arayan gençlere adıyorum. 50 yıl önce o daktilonun başında kurduğum hayallerin çok ötesine geçtik. Umarım bu hikâye, kendi 'olmaz'larını oldurmak isteyen herkese ışık tutar."&#39;Olmazı Oldurmak&#39; HakkındaMelih Çelet'in kaleminden dökülen, Türkiye'nin sanayileşme ve dışa açılma tarihine paralel ilerleyen kişisel anılarını, krizleri fırsata çevirme reflekslerini ve aile değerlerini işleyen &#39;Olmazı Oldurmak&#39; kitabına, seçili Desa mağazalarından ve www.desa.com.tr online alışveriş sitesinden ulaşabilirsiniz.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 09 Jan 2026 11:59:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Katil mantar, dünya genelinde yayılıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/katil-mantar-dunya-genelinde-yayiliyor-7882/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/katil-mantar-dunya-genelinde-yayiliyor-7882/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFC1B5-44E642-67E106-96AA00-DEFDDB-70FDC0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim insanları yeni bir incelemede, yaygın mantar türü Candida auris&#39;in ilaçlara dirençli bir çeşidinin virülansının arttığını ve küresel olarak yayıldığını uyarıyor.Her yıl yaklaşık 6,5 milyon kişiyi etkileyen mantar enfeksiyonları, antifungal tedaviye rağmen yüzde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BFC1B5-44E642-67E106-96AA00-DEFDDB-70FDC0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim insanları yeni bir incelemede, yaygın mantar türü Candida auris&#39;in ilaçlara dirençli bir çeşidinin virülansının arttığını ve küresel olarak yayıldığını uyarıyor.Her yıl yaklaşık 6,5 milyon kişiyi etkileyen mantar enfeksiyonları, antifungal tedaviye rağmen yüzde 50&#39;nin üzerinde yüksek bir ölüm oranına sahip.Candida auris, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ölümcül enfeksiyonlara neden olabilen istilacı bir maya türü.İlk olarak 2009&#39;da Japonya&#39;da bir hastanın kulak kanalında keşfedildi ve kısa sürede Hindistan da dahil birçok ülkeye yayıldı. Hindistan&#39;da 2014&#39;te büyük bir halk sağlığı tehdidi diye tanımlandı.En son araştırma incelemesi, mantarın hızla yayılmasını sağlayan birkaç benzersiz özelliğini ortaya koyuyor. Candida auris halihazırda 6 kıtada en az 61 ülkede bulunuyor.Çalışma, mantarın maya benzeri bir büyüme biçiminden filament temelli bir yayılmaya geçme becerisi nedeniyle ilaçlara karşı hızla direnç kazandığını belirtiyor. Ayrıca insan derisine &#34;yapıştırıcı gibi&#34; yapışmasını ve kolonileşmesini sağlayan hücre duvarı proteinlerine de sahip.Microbiology and Molecular Biology Reviews adlı akademik dergide yayımlanan çalışma, &#34;C. auris&#39;in deri kolonizasyonu önemli bir tıbbi endişe kaynağı çünkü kolonize edilmiş hastalar, C. auris&#39;in hastane içi ve hastaneler arasında diğer hastalara bulaşmasını kolaylaştırabiliyor&#34; diye belirtiyor.Mantar, antifungal ilaçları kendisini öldürmeden önce uzaklaştırabilen, hücre zarında bulunan &#34;dışa atım pompaları&#34;na sahip. Ayrıca yüzeylerde sümüksü biyofilm tabakaları oluşturmak için birbirine yapışıyor; bu da ilaçların nüfuz etmesini zorlaştırıyor.Çalışmada, mantarın ilaçlara karşı direnç göstermesinin başka yollarının olup olmadığının bilinmediği söyleniyor. İncelemede, &#34;C. auris enfeksiyonlarının teşhisi genellikle yanlış tanımlama nedeniyle aksıyor ve bu da uygun antifungal tedavinin başlatılmasında gecikmelere yol açıyor&#34; diye açıklanıyor.Bir araya getirildiğinde bu veriler, insan mantar patojenlerine karşı geniş spektrumlu aktiviteye sahip yeni antifungal ajanlar geliştirme, teşhis testlerini iyileştirme ve yüksek riskli hastaların tedavisi için bağışıklık ve aşı temelli yardımcı yöntemler geliştirme ihtiyacının altını çiziyor.İnceleme, özellikle kaynakları kısıtlı ülkelerde, mantar hastalıklarına dair farkındalığı artırmak için daha iyi gözetim mekanizmaları yoluyla çabaların artırılması çağrısında bulunuyor. Halihazırda klinik denemelerde olan üç yeni ilacın bu mantar enfeksiyonunun tedavisi için yakında kullanıma sunulabileceği belirtiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 31 Dec 2025 02:37:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Stranger Things yıldızı: Terapi zorunlu olmalı]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/stranger-things-yildizi-terapi-zorunlu-olmali-2926/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/stranger-things-yildizi-terapi-zorunlu-olmali-2926/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_73847B-4801AC-5D78F4-AD4C4E-DA4A68-2A5E39.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Oyuncu, kendisini uzun süre &#34;hayat dolu ve sorunsuz bir çocuk&#34; olarak gördüğü için terapiye ihtiyacı olmadığını düşündüğünü ancak zamanla profesyonel yardım aldığını açıkladı.&nbsp;Schnapp, daha önce benzer açıklamalar yapan Ariana Grande&#39;yle aynı görüşü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_73847B-4801AC-5D78F4-AD4C4E-DA4A68-2A5E39.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Oyuncu, kendisini uzun süre &#34;hayat dolu ve sorunsuz bir çocuk&#34; olarak gördüğü için terapiye ihtiyacı olmadığını düşündüğünü ancak zamanla profesyonel yardım aldığını açıkladı.&nbsp;Schnapp, daha önce benzer açıklamalar yapan Ariana Grande&#39;yle aynı görüşü paylaştığını belirterek, bu sektörde çalışan çocuklar için terapinin zorunlu olması gerektiğini savundu.USA Today&#39;e konuşan 21 yaşındaki Schnapp, &#34;Kamuoyunun gözleri önünde büyümek çok zor&#34; diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;Kendini henüz tanımıyorsun, hiçbir şeyi çözmüş değilsin ama bir anda her şeyi bilen, her soruya cevap verebilen biri olman bekleniyor.Amerikalı oyuncu sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;Sürekli yanlış şeyler söylüyordum ya da ciddiye almam gereken konularda yeterince dikkatli davranmadığım için utanıyordum. Üstelik bunlar sonsuza dek internette kalıyor. İnsan zamanla büyür ve öğrenir ama bunu herkesin gözü önünde yapmak hiç kolay değil.Schnapp, Netflix yapımı Stranger Things&#39;in 2016&#39;da başlayan ve 5 sezon süren yolculuğunun ilk sezonu çekildiğinde yalnızca 11 yaşındaydı. Dizi, 1 Ocak&#39;ta yayımlanacak final bölümüyle ekranlara veda etmeye hazırlanıyor.&#34;Los Angeles&#39;ta yaşasam kendimi kaybederdim&#34;&#34;Yıllar geçtikçe şunu fark ediyorsun: Bu aslında normal bir hayat değil ve ailenin dışında bir destek sistemine ihtiyacın var&#34; diyen Schnapp, sektördeki baskılara da dikkat çekti.&#34;Büyürken insanların neden depresyona girdiğini, neden madde kullanımına yöneldiğini ya da yeme bozuklukları yaşadığını hiç anlayamazdım&#34; diye ekledi:&nbsp;Yaş aldıkça Hollywood&#39;daki baskıların nasıl tüm bunlara yol açabildiğini görüyorsun. Aileme hep şunu söylüyorum: Los Angeles&#39;ta asla yaşayamazdım. Sanırım orada kendimi kaybederdim.Stranger Things&#39;in 5. sezonunun ilk 4 bölümü halihazırda Netflix&#39;te izlenebiliyor. Kalan üç bölüm yarın (26 Aralık) yayımlanacak; iki saatlik final bölümü ise 1 Ocak&#39;ta izleyiciyle buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 28 Dec 2025 14:44:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Japon estetiğinin simgesi: kimono]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/japon-estetiginin-simgesi-kimono-8257/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/japon-estetiginin-simgesi-kimono-8257/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4FA2FF-09E349-2E1B3F-8DD770-EC1D9A-304C93.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Geleneksel olarak ipekten üretilen kimono, sade hatları ve sembolik desenleriyle hem günlük yaşamda hem de özel törenlerde önemli bir yer tutuyor.&nbsp;Günümüzde hem Japon halkı hem de ülkeyi ziyaret eden yabancı turistler tarafından kültürel bir deneyim olarak tercih edilen kimono,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4FA2FF-09E349-2E1B3F-8DD770-EC1D9A-304C93.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Geleneksel olarak ipekten üretilen kimono, sade hatları ve sembolik desenleriyle hem günlük yaşamda hem de özel törenlerde önemli bir yer tutuyor.&nbsp;Günümüzde hem Japon halkı hem de ülkeyi ziyaret eden yabancı turistler tarafından kültürel bir deneyim olarak tercih edilen kimono, turizm sektörüne de güçlü bir katkı sağlıyor.&nbsp;Geleneksel ustalar tarafından özenle hazırlanan bu kıyafet, Japonya'nın tarihsel kimliğinin yaşandığı bölgeler ile tapınaklarda turistler tarafından günlük veya saatlik olarak kiralanarak kullanılıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 17 Dec 2025 11:48:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2025, kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olacak]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/2025-kayitlardaki-en-sicak-ikinci-yil-olacak-4310/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/2025-kayitlardaki-en-sicak-ikinci-yil-olacak-4310/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_171E78-79582E-163D6D-8A4B8B-03CC7B-17EAAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />C3S tarafından yayımlanan aylık sıcaklık analizine göre, Kasım 2025 küresel çapta kaydedilen en sıcak üçüncü kasım ayı oldu. Geçen ay, küresel yüzey sıcaklığı ortalaması 1991-2020 dönem ortalamasına göre 0,65 derece yüksek seyrederek 14,02 derece ölçüldü. Kanada&#39;nın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_171E78-79582E-163D6D-8A4B8B-03CC7B-17EAAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />C3S tarafından yayımlanan aylık sıcaklık analizine göre, Kasım 2025 küresel çapta kaydedilen en sıcak üçüncü kasım ayı oldu. Geçen ay, küresel yüzey sıcaklığı ortalaması 1991-2020 dönem ortalamasına göre 0,65 derece yüksek seyrederek 14,02 derece ölçüldü. Kanada&#39;nın Kuzeyi ve Arktik Okyanusu&#39;nda ortalamanın üzerinde sıcaklık ölçüldü.Kasım 2025, kayıtlardaki en sıcak aynı ay olan Kasım 2023&#39;ten 0,20 derece ve Kasım 2024&#39;ten 0,08 derece daha soğuk geçti.Geçen ayki ortalama yüzey sıcaklığı sanayi öncesi dönem olan 1850-1900 ortalamasına göre ise 1,54 derece artış gösterdi.Ocak-Kasım 2025 dönemindeki ortalama sıcaklıklar ise kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olan 2023&#39;ün aynı dönemiyle benzer özellikler göstererek 1850-1900 ortalamasından 1,48 derece yüksek gerçekleşti.C3S, küresel sıcaklıklara ilişkin bu anomalileri dikkate alarak, 2023 ile aynı ya da çok yakın dinamikler gösteren 2025&#39;in kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olacağını tahmin etti.Böylece, 2024 kayıtlardaki en sıcak yıl olmaya devam ederken, 2023 ve 2025 en sıcak ikinci yıllar olarak kayıtlara geçecek.Küresel ortalama sıcaklık artışının bu yıl sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,5 dereceyi aşması beklenmese de 2023-2025 dönemi bu sıcaklık eşiğinin aşıldığı ilk 3 yıllık dönem olacak.C3S Direktör Yardımcısı ve Stratejik İklim Lideri Samantha Burgess, analize ilişkin değerlendirmesinde, geçen ay küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,54 dereceye ulaştığına dikkati çekerek, &#34;2023-2025 dönemi de ilk kez 1,5 derece eşiğini aşma yolunda ilerliyor. Bu dönüm noktaları iklim değişikliğinin hızlanan seyrini yansıtıyor. Gelecekte artacak sıcaklıkları sınırlamanın tek yolu sera gazı emisyonlarını hızla azaltmaktır.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Dec 2025 09:09:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Osmanlı'nın küllerinden doğan modaevi Amerikan basınında]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/osmanlinin-kullerinden-dogan-modaevi-amerikan-basininda-8583/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/osmanlinin-kullerinden-dogan-modaevi-amerikan-basininda-8583/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_109AA7-D696D3-6186BC-77CD8A-CBACAE-1689CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amerikan medyası, İstanbul&#39;daki tarihi Botter Apartmanı&#39;nın dönüşümünü yazdı.&nbsp;CNN&#39;in &#34;İstanbul&#39;un en olağanüstü binalarından biri onlarca yıl boyunca çürümeye terk edildi. Sonra yeniden hayata döndürüldü&#34; başlıklı haberinde, Beyoğlu&#39;ndaki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_109AA7-D696D3-6186BC-77CD8A-CBACAE-1689CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amerikan medyası, İstanbul&#39;daki tarihi Botter Apartmanı&#39;nın dönüşümünü yazdı.&nbsp;CNN&#39;in &#34;İstanbul&#39;un en olağanüstü binalarından biri onlarca yıl boyunca çürümeye terk edildi. Sonra yeniden hayata döndürüldü&#34; başlıklı haberinde, Beyoğlu&#39;ndaki ünlü yapının tarihi ve restorasyon süreci ele alınıyor.&nbsp;İstanbul&#39;da Art Nouveau tarzında inşa edilen ilk yapı olan Botter Apartmanı, 1901&#39;de II. Abdülhamid döneminde yaptırıldı.&nbsp;Sarayın resmi terzisi ve modacısı Hollanda uyruklu Maison Jean Botter için inşa edilen apartmanın mimarıysa 1893-1909&#39;da İstanbul&#39;da yaşayan ve birçok önemli yapıya imza atan İtalyan Raimondo D&#39;Aronco.Osmanlı dönemindeki ilk modaevi olarak kullanılan yapıya ilgi, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sonrası azaldı. Botter Ailesi de 1917&#39;de apartmanı Osmanlı vezirlerinden Nedim Paşa&#39;nın oğlu Mahmut Nedim Bey&#39;e satarak Paris&#39;e taşındı.İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#39;nden (İBB) mimar Merve Gedik, o dönemden sonra tarihi binanın uzun süre bakımsız kaldığını belirtiyor.&nbsp;İBB Miras Projeler Müdürü Gedik, &#34;sanat ve tasarımdan doğan bir yapı&#34; diye nitelediği 9 katlı Botter Apartmanı&#39;nın eski halini şöyle anlatıyor:&nbsp;Bina çok harap bir durumdaydı. Pencerelerde cam yoktu, çatı çok kötüyü ve su nedeniyle ahşap zeminler çürümüştü. Bina yıkılmak üzereydi.Ancak Casa Botter olarak da bilinen yapının kaderi 2022&#39;de İBB&#39;nin öncülüğündeki restorasyon projesiyle değişti.&nbsp;Gedik, &#34;Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi&#34; adıyla Nisan 2023&#39;te kültür-sanat hayatına tekrar kazandırılan apartmanın restorasyon sürecinde orijinal yapıya mümkün mertebe müdahale etmediklerini belirtiyor.&nbsp;Mimar, yapının birçok kişiyi sergiler ve etkinliklerle bir araya getiren kamusal bir alana dönüşmesinden memnuniyet duyduklarını da sözlerine ekliyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Dec 2025 18:26:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[10.000 adet fidan toprakla buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/10000-adet-fidan-toprakla-bulustu-7360/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/10000-adet-fidan-toprakla-bulustu-7360/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0D9343-01D996-A64626-8783C0-6A9EE4-7B86FB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"Bir Dikili Ağacım Olsun" projesi kapsamında 10.000 adet fidan toprakla buluşturularak Civil Hatıra Ormanı oluşturuldu. Orman yangınlarında zarar gören bölgenin yeniden ağaçlandırılması amacıyla gerçekleştirilen bu anlamlı çalışma, markanın çevre duyarlılığını ve çocuklara&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0D9343-01D996-A64626-8783C0-6A9EE4-7B86FB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"Bir Dikili Ağacım Olsun" projesi kapsamında 10.000 adet fidan toprakla buluşturularak Civil Hatıra Ormanı oluşturuldu. Orman yangınlarında zarar gören bölgenin yeniden ağaçlandırılması amacıyla gerçekleştirilen bu anlamlı çalışma, markanın çevre duyarlılığını ve çocuklara daha yeşil bir dünya bırakma misyonunu güçlendirdi.Civil mağazalarından yapılan alışverişlerde müşterilere 10.000 adet özel sertifika hediye edilerek Hatıra Ormanı çocuklara atfedildi. Bu sayede hem ailelerin projeye katılımı teşvik edildi hem de toplumsal farkındalık artırıldı.02 Aralık 2026 tarihinde gerçekleşen fidan dikim etkinliğine öğrenciler, Civil genel merkez çalışanları ve ÇEKÜD gönüllüleri katıldı. Tören, Civil Mağazacılık A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Mustafa Yıldıran ve ÇEKÜD Başkanı Süleyman Coşar tarafından birlikte gerçekleştirildi. Törende, her iki isim de projenin önemine dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı:Mustafa Yıldıran:"Civil olarak geleceğe değer katmanın sadece ürünlerle değil, doğaya sahip çıkmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bugün diktiğimiz her fidan, çocuklarımıza bırakacağımız daha temiz, daha yaşanabilir bir dünyanın teminatıdır. Bu projeye destek veren tüm müşterilerimize ve gönüllülerimize teşekkür ederiz."Süleyman Coşar (ÇEKÜD Başkanı):"Orman yangınlarında kaybettiğimiz her ağacın yerine yüzlercesini kazandırmak, hepimizin ortak sorumluluğu. Civil'in bu büyük katkısı,hem bölgenin ekosistemini güçlendirecek hem de çocuklara çevre bilinci konusunda ilham verecek. Birlikte attığımız bu adımın uzun yıllar boyunca meyve vereceğine inanıyoruz."Civil'in çevre duyarlılığıyla hayata geçirdiği bu proje, çocuklara daha yaşanabilir bir gelecek bırakma hedefinin önemli bir parçası oldu. Marka, sürdürülebilir dünya için doğa dostu projelerine devam ederek toplumun her kesimini bu yolculuğa dahil etmeyi amaçlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Dec 2025 15:06:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyanın 'en gizemli' balinası ilk kez canlı görüntülendi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-en-gizemli-balinasi-ilk-kez-canli-goruntulendi-3161/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-en-gizemli-balinasi-ilk-kez-canli-goruntulendi-3161/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_74C01C-A55921-A996A3-500B42-1FE1CF-312661.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okyanus bilimcilerin onlarca yıldır yalnızca kıyıya vurmuş birkaç cansız örnekten tanıdığı, dünyanın en gizemli balinalarından biri olan gingko dişli gagalı balina, ilk kez canlı olarak görüntülendi. Bilim insanları, Pasifik Okyanusu'nda yürüttükleri son ekspedisyon sırasında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_74C01C-A55921-A996A3-500B42-1FE1CF-312661.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okyanus bilimcilerin onlarca yıldır yalnızca kıyıya vurmuş birkaç cansız örnekten tanıdığı, dünyanın en gizemli balinalarından biri olan gingko dişli gagalı balina, ilk kez canlı olarak görüntülendi. Bilim insanları, Pasifik Okyanusu'nda yürüttükleri son ekspedisyon sırasında altı balinayı birden tespit ederek, türün varlığına dair en kapsamlı canlı gözlemi gerçekleştirdi.Bu gözlem, 2020'de Meksika açıklarında kaydedilen ve kaynağı tespit edilemeyen yüksek frekanslı seslerin izinin sürülmesiyle mümkün oldu.Araştırmacılar, gagalı balina türlerinin avlanma ve yön bulma sırasında kullandığı yüksek perdeli ekolokasyon seslerini yıllardır analiz ediyordu. Ancak geçen yıl, olağanüstü bir tesadüf sonucu deniz yüzeyine çıkan iki genç birey, bilim dünyasını alarma geçirdi.Ekip, modifiye edilmiş bir arbaletle alınan küçük bir doku örneği sayesinde balinaların kimliğini doğruladı, böylece türün ilk canlı gözlemi kayıtlara geçmiş oldu. Gingko dişli gagalı balinaya dair daha önceki tüm bilgiler, yalnızca Japonya kıyılarına vurmuş birkaç balina ölüsüne dayanıyordu.Bu tür, dünyanın en derine dalan memelileri arasında yer aldığı için neredeyse tüm yaşamını karanlık okyanus çukurlarında geçiriyor.Davranışları araştırmayı zorlaştırıyorGagalı balinalar, insan faaliyetlerine karşı son derece hassas. Askeri sonarlar ya da gemi motorları bu türleri paniğe sürükleyebiliyor. Bu nedenle bilim insanları, türleri tanımak için genellikle akustik izleme yöntemlerine başvuruyor.Araştırmalar, her gagalı balina türünün kendine özgü bir ekolokasyon sinyali ürettiğini gösteriyor. Bu benzersiz ses kalıpları, bilim insanlarına şu imkanı sağlıyor:Türlerin gizli yaşam alanlarını belirlemeGöç ve dağılım modellerini çıkarmaOlası tehdit alanlarını tespit etmeSon yapılan keşif, gingko dişli gagalı balinanın Kuzey Pasifik'teki bilinen yaşam alanını iki katına çıkarmış durumda.Bu keşif neden önemli?Gingko dişli gagalı balina ilk kez canlı görüldü.Türün dağılımı ve ekolojik özellikleri hakkında ilk somut veriler elde edildi.Akustik takip yöntemlerinin tür tespitinde ne kadar etkili olduğu kanıtlandı.Okyanusların en derin ve en gizemli canlılarından biri hakkında yeni bir dönem başlıyor.Bilim insanları şimdi, türün korunmasına yönelik stratejiler geliştirmek için yeni çalışmalar planlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 22 Nov 2025 08:57:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atalarımız dudak dudağa öpüşmeye ne zaman başladı?]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/atalarimiz-dudak-dudaga-opusmeye-ne-zaman-basladi-1531/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/atalarimiz-dudak-dudaga-opusmeye-ne-zaman-basladi-1531/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_210241-AE85DD-ABFD7A-5960CC-DEA983-BB987B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim insanları, ağız ağıza öpüşmenin 21 milyon yıldan daha uzun bir süre önce evrimleştiğini, insanların ve maymunların ortak atalarının muhtemelen hoşlandığı bir eylem olduğunu öne sürüyor.Aynı araştırma, Neandertallerin de öpüşmüş olabileceği ve hatta insanlar ile&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_210241-AE85DD-ABFD7A-5960CC-DEA983-BB987B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bilim insanları, ağız ağıza öpüşmenin 21 milyon yıldan daha uzun bir süre önce evrimleştiğini, insanların ve maymunların ortak atalarının muhtemelen hoşlandığı bir eylem olduğunu öne sürüyor.Aynı araştırma, Neandertallerin de öpüşmüş olabileceği ve hatta insanlar ile Neandertallerin birbirlerini öpmüş olabileceği sonucuna varıyor.Bilim insanları öpüşmenin evrimsel bir muamma olmaya devam ettiğini bilerek araştırmalarını sürdürdü.Bu eylemin hayatta kalma ya da üreme açısından belirgin bir faydası yok ama yine de sadece birçok insan toplumunda değil, hayvanlar aleminde de izleri sürülebiliyor.Bilim insanları öpüşmeyi, &#34;dudakların veya ağzı oluşturan parçaların bir miktar hareketi ile ve yiyecek transferi olmadan&#34; ağız-ağıza temas olarak tanımlıyor.Diğer hayvanların öpüştüğüne dair kanıtlar bulan bilim insanları, öpüşmenin ne zaman evrimleşmiş olabileceğine dair bir &#34;evrimsel soy ağacı&#34; oluşturmayı başardı.Farklı türlerde aynı davranışı karşılaştırdıklarından emin olmak için, araştırmacılar &#34;öpüşmeye&#34; romantizm dışı ve kesin bir tanım getirmek zorundaydı.Evolution and Human Behaviour (Evrim ve İnsan Davranışı) adlı bilimsel yayında yer alan makalede, öpüşme eylemi, agresif olmayan, ağızdan ağıza temas olarak tanımlandı ve &#34;belirli bir ağız ya da dudak hareketini içerdiği ancak besin paylaşımı yapılmadığı&#34; da bu tanıma eklendi.Çalışmaya öncülük eden Oxford Üniversitesi&#39;nden evrimsel biyolog Dr. Matilda Brindle, &#34;İnsanlar, şempanzeler ve bonoboların hepsi öpüşüyor&#34; diyor ve bu türlerin &#34;en yakın ortak atalarının da öpüştüğü&#34; sonucuna varıyor:&#34;Öpüşmenin muhtemelen 21,5 milyon yıl önce büyük maymunlarda evrimleştiğini düşünüyoruz.&#34;Çalışmada bilim insanları kurtlarda, çayır köpeklerinde, kutup ayılarında (çok özensiz olsa da) ve hatta albatroslarda bilimsel öpüşme tanımlarına uyan davranışlar buldular.İnsan öpücüğünün kökenine dair evrimsel bir resim oluşturmak için primatlara ve özellikle de maymunlara odaklandılar.Aynı çalışma, yaklaşık 40 bin yıl önce yok olan en yakın eski insan akrabalarımız olan Neandertallerin de öpüştüğü sonucuna vardı.Neandertal DNA&#39;sı üzerine daha önce yapılan bir araştırma, modern insanlar ile Neandertallerin tükrüğümüzde bulunan bir tür bakteri olan ağız mikrobunu paylaştıklarını da gösterdi.Dr. Brindle, &#34;Bu, iki tür ayrıldıktan sonra yüz binlerce yıl boyunca tükürüklerini değiş tokuş etmiş olmaları gerektiği anlamına geliyor&#34; dedi.Bilim insanları, bu davranışın &#34;insan olmayan akrabalarımızla paylaştığımız bir şey&#34; olduğunu söylüyorlar.Bu çalışma öpüşmenin ne zaman evrimleştiğini saptamış olsa da, neden sorusuna yanıt veremiyor.Maymun atalarımızdaki tımar davranışından kaynaklandığı veya bir partnerin sağlığını ve hatta uyumluluğunu değerlendirmek için samimi bir yol sağlayabileceği gibi bir dizi teori var.Dr. Brindle, bu araştırmanın da &#39;Neden?&#39; sorusunu yanıtlamak için bir kapı açacağını umuyor.&#34;Bunun insan olmayan akrabalarımızla paylaştığımız bir şey olduğunu anlamamız bizim için önemli.&#34;Bu davranışı incelemeliyiz, sırf insanlarda romantik bağlamı olduğu için aptalca bulmamalıyız.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 19 Nov 2025 20:03:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyanın en büyük örümcek ağı keşfedildi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-6230/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-6230/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_68D4F9-1798F7-DE0D1B-612CFB-E5C9DE-407015.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yunanistan ile Arnavutluk sınırında yer alan Sarantaporos Nehri yatağındaki bir mağarada, bilim insanları 'dünyanın en büyük örümcek ağını' buldu.Karanlık bir mağara odasında keşfedilen devasa ağ, yaklaşık 106 metrekarelik bir alanı kaplıyor ve içinde 111 binden fazla örümcek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_68D4F9-1798F7-DE0D1B-612CFB-E5C9DE-407015.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yunanistan ile Arnavutluk sınırında yer alan Sarantaporos Nehri yatağındaki bir mağarada, bilim insanları 'dünyanın en büyük örümcek ağını' buldu.Karanlık bir mağara odasında keşfedilen devasa ağ, yaklaşık 106 metrekarelik bir alanı kaplıyor ve içinde 111 binden fazla örümcek yaşıyor.'Subterranean Biology' dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bu 'akıl almaz' koloni, mağaranın sürekli karanlıkta kalan bir bölümünde yer alıyor.Dev bir mozaik görünümündeAğ, mağaranın girişine yakın, tavanı alçak ve dar bir koridor boyunca uzanıyor ve binlerce huni biçimli küçük ağın birleşiminden oluşan dev bir mozaik görünümünde.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 06 Nov 2025 19:09:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya Bankası'nda ürperten su kaybı açıklaması]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunya-bankasinda-urperten-su-kaybi-aciklamasi-5907/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunya-bankasinda-urperten-su-kaybi-aciklamasi-5907/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7CB30C-61DA5A-D8B5B3-226F00-78BD0B-D86613.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bankadan yapılan açıklamada, Küresel Su İzleme Raporu&#39;nun ilk sayısının &#34;Kıtalar Kuruyor: Ortak Geleceğimiz İçin Bir Tehdit&#34; başlığıyla yayımlandığı belirtildi.Dünyanın her yıl 324 milyar metreküp tatlı su kaybı yaşadığı aktarılan açıklamada, bu miktarın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7CB30C-61DA5A-D8B5B3-226F00-78BD0B-D86613.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bankadan yapılan açıklamada, Küresel Su İzleme Raporu&#39;nun ilk sayısının &#34;Kıtalar Kuruyor: Ortak Geleceğimiz İçin Bir Tehdit&#34; başlığıyla yayımlandığı belirtildi.Dünyanın her yıl 324 milyar metreküp tatlı su kaybı yaşadığı aktarılan açıklamada, bu miktarın yılda 280 milyon insanın ihtiyacını karşılamaya yeterli olduğu vurgulandı. Açıklamada, bu kayıpların kötüleşen kuraklık ve kötü fiyatlandırma politikaları, zayıf koordinasyon, ormansızlaşma, sulak alan tahribatı ile aşırı sulama gibi sürdürülemez arazi ve su uygulamalarından kaynaklandığı ifade edildi.Küresel su kullanımının 2000 yılından bu yana yüzde 25 arttığına işaret edilen açıklamada, bu artışın üçte birinin halihazırda kurak olan bölgelerde gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.Açıklamada, buna Orta Amerika, Doğu Avrupa&#39;nın büyük bir bölümü ve Kuzey Hindistan gibi tatlı su kıtlığıyla karşı karşıya olan bölgelerin de dahil olduğu, ancak su sıkıntısının Brezilya&#39;nın güneydoğusu gibi hızlı tarımsal, endüstriyel ve kentsel büyümenin yaşandığı, tarihsel olarak su açısından zengin bölgelerde de ortaya çıktığı vurgulandı.Sahra Altı Afrika&#39;da kuraklıkların her yıl 600 bin ila 900 bin kişiyi işsiz bıraktığına dikkati çekilen açıklamada, bu durumun orantısız şekilde kadınları, yaşlıları, topraksız çiftçileri ve düşük vasıflı işçileri etkilediği kaydedildi.Son 20 yılda dünya genelinde daha fazla su tüketen ürünlerin yetiştirilmesine doğru bir kayma yaşandığına değinilen açıklamada, verimsizlikle birleşen bu yapısal değişimin halihazırda su sıkıntısı çeken ülkelerde su talebini daha da artırdığının altı çizildi.Açıklamada, teknolojiler, düzenlemeler ve kamu farkındalığı yoluyla su talebinin daha verimli yönetilmesinin, geri dönüşüm, deniz suyu arıtımı ve geliştirilmiş depolama yoluyla alternatif su arzının artırılmasının ve sektörler ile bölgeler arasında suyun adil ve etkili dağılımının sağlanması gerektiği kaydedildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 05 Nov 2025 10:00:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Havadan su toplayan boya üretildi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/havadan-su-toplayan-boya-uretildi-9587/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/havadan-su-toplayan-boya-uretildi-9587/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7BCACD-14B9CC-D53B63-061BD0-8077C7-C1AB8D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avustralya&#39;da araştırmacılar atmosferden temiz su toplarken yüzey sıcaklıklarını 6 dereceye kadar düşürebilen yeni bir dış mekan boyası geliştirdi.Sidney Üniversitesi&#39;nden bir ekip ve Dewpoint Innovations adlı girişim tarafından geliştirilen bu buluş, ekstrem hava koşullarında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7BCACD-14B9CC-D53B63-061BD0-8077C7-C1AB8D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avustralya&#39;da araştırmacılar atmosferden temiz su toplarken yüzey sıcaklıklarını 6 dereceye kadar düşürebilen yeni bir dış mekan boyası geliştirdi.Sidney Üniversitesi&#39;nden bir ekip ve Dewpoint Innovations adlı girişim tarafından geliştirilen bu buluş, ekstrem hava koşullarında binaların serinletilmesini ve kurak bölgelerdeki su kıtlığının giderilmesini sağlayabilir.Malzemenin 6 aylık denemeleri, kaplamanın metrekare başına günde 390 ml su toplayabildiğini ortaya koydu; bu da boyayla kaplanmış 12 metrekarelik bir yüzeyle bir kişinin günlük içme suyu ihtiyacının karşılanabileceği anlamına geliyor.Araştırma ekibine liderlik eden Sidney Üniversitesi Nano Enstitüsü&#39;nden Profesör Chiara Neto, &#34;Bu teknoloji sadece serin çatı kaplama bilimini ilerletmekle kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilir, düşük maliyetli ve merkezi olmayan temiz su kaynaklarının da kapısını açıyor; bu da iklim değişikliği ve artan su kıtlığı karşısında kritik bir ihtiyaç&#34; dedi.Nemli koşullar ideal olsa da gece neminin arttığı kurak ve yarı kurak bölgelerde bile çiy oluşabilir. Önemli olan yağmurun yerini almak değil, onu desteklemek; diğer kaynakların kısıtlı olduğu yer ve zamanda su sağlamak.Boya, güneş ışığının yüzde 97&#39;sine kadarını yansıtarak ve çevredeki havaya ısı yayarak çalışıyor.Daha soğuk yüzey, atmosferdeki su buharının yoğunlaşıp damlacıklar haline gelmesi için gereken koşulları yaratıyor; tıpkı sıcak bir duş sırasında banyo aynasının buğulanması gibi.Eğimli bir çatıya yerleştirilen su damlacıkları boyadan akıp bir olukta birikiyor.Dewpoint Innovations&#39;ın teknoloji sorumlusu Dr. Ming Chiu, &#34;Tasarımımız iç gözenekli yapısı sayesinde yüksek yansıtma özelliğine ulaşarak, pigment bazlı kaplamaların çevresel dezavantajları olmadan dayanıklılık sunuyor&#34; dedi.UV ışınlarını emen malzemeleri kaldırarak, dağınık yansımadan kaynaklanan parlamayı önlerken, geleneksel güneş yansıtma sınırını aşıyoruz. Performans ve görsel konfor arasındaki bu denge, entegrasyonu kolaylaştırıyor ve boyanın gerçek dünyada uygulanmasını çok daha cazip hale getiriyor.Bu çığır açan gelişme, Advanced Functional Materials adlı akademik dergide yayımlanan &#34;Passively cooled paint-like coatings for atmospheric water capture&#34; (Atmosferik su yakalama için pasif soğutmalı boya benzeri kaplamalar) başlıklı çalışmada ayrıntılı olarak ele alındı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 04 Nov 2025 05:24:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yaban hayatındaki şempanzeler her gün "bir bira içiyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/yaban-hayatindaki-sempanzeler-her-gun-bir-bira-iciyor-6989/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/yaban-hayatindaki-sempanzeler-her-gun-bir-bira-iciyor-6989/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1FF3F9-981335-774777-AC59E1-3BF12F-4B532B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kaliforniya Üniversitesi&#39;nden bilim insanları, hayvanların etanol tüketimini araştırmak için Uganda&#39;nın Ngogo ve Fildişi Sahili&#39;nin Taï bölgelerinde yerli Afrika şempanzelerinin yaşadığı alanlarda yere yeni düşmüş meyveleri inceledi.&nbsp;Hem erkek hem de dişi şempanzeler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1FF3F9-981335-774777-AC59E1-3BF12F-4B532B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kaliforniya Üniversitesi&#39;nden bilim insanları, hayvanların etanol tüketimini araştırmak için Uganda&#39;nın Ngogo ve Fildişi Sahili&#39;nin Taï bölgelerinde yerli Afrika şempanzelerinin yaşadığı alanlarda yere yeni düşmüş meyveleri inceledi.&nbsp;Hem erkek hem de dişi şempanzeler her gün yaklaşık 14 gram saf etanol tüketiyordu.&nbsp;Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsünden lisansüstü öğrencisi Aleksey Maro, &#34;İnsanların alkole yönelik ilgisi, muhtemelen şempanzelerle ortak atalarımızın bu beslenme mirasından kaynaklanıyor&#34; diyor.Şempanzelerin günlük etanol tüketimi, ABD&#39;deki bir standart içkiye eşdeğer. Maro &#34;Şempanzeler yaklaşık 40 kilo, tipik bir insan da 70 kilo olduğu için vücut ağırlığını hesaba katınca bu miktar neredeyse iki içkiye çıkıyor&#34; diyor.&nbsp;Şempanzeler en çok, ellerindeki tüm meyveler arasında en yüksek alkol içeriğine sahip olan incir ve Gine eriğini seviyordu.Şempanzelerin bilinçli olarak alkol oranı yüksek meyveleri mi aradığı, yoksa yalnızca şeker oranı yüksek olgun meyveleri mi seçtiği henüz net değil.&nbsp;Araştırmacılar, tükettikleri birçok meyve türünün etanol içermesinin, alkolün bu hayvanların ve muhtemelen atalarımızın beslenme biçiminin yaygın bir parçası olduğunu gösterdiğini söylüyor.Kaliforniya Üniversitesi profesörü Robert Dudley şöyle diyor:&nbsp;Şempanzeler vücut ağırlıklarının yüzde 5 ila 10&#39;u kadar olgun meyve yiyor, bu nedenle düşük oranlarda bile günlük toplam miktar yüksek oluyor; bu da önemli miktarda alkol anlamına geliyor.İncelenen 21 meyve türü, ağırlık bazında ortalama yüzde 0,26 alkol içeriyordu. Şempanzeler her gün yaklaşık 4,5 kilogram meyve tüketiyor ve bu, beslenmelerinin yaklaşık dörtte üçünü oluşturuyor.&nbsp;Profesör Dudley, &#34;Şempanzeler Aleksey gibi olgun meyveleri rastgele seçiyorsa bu, etanole yönelik tercihlerden bağımsız olarak onların ortalama tüketim oranıdır. Ancak daha olgun ve/veya şeker içeriği daha yüksek meyveleri tercih ediyorlarsa bu, olası etanol tüketim oranının ihtiyatlı bir alt sınırına denk gelir&#34; diyor.Araştırmacılar, etanol açısından zengin beslenmelerine rağmen şempanzelerin neredeyse hiç sarhoşluk belirtisi göstermediğini belirtiyor.Dudley &#34;Aslında, bir şempanzenin kafayı bulmak için o kadar çok meyve yemesi gerekirdi ki midesi şişerdi&#34; diye ekliyor.Bunun cazip bir hedef olmasına rağmen kimsenin peşine düşmemesinin bir nedeni, bilinen meyveleri yiyen yabandaki primatların yaşadığı bir alanda bunu yapmanın çok zor olmasıydı. Bu veri seti daha önce mevcut değildi ve tartışmalı bir konuydu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 Sep 2025 08:35:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kolesterolü doğal olarak düşüren 5 etkili besin]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kolesterolu-dogal-olarak-dusuren-5-etkili-besin-8862/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/kolesterolu-dogal-olarak-dusuren-5-etkili-besin-8862/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_99497D-206257-6F9BD1-DCAF45-9DD0C9-98F56B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beslenmedeki doymuş yağ, şeker ve fast food tüketiminin fazla olması kolesterol düzeylerinin yükselmesine neden olabilir. Ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenme, kolesterol düzeylerini düşürmeye yardımcı olabilir.Şarku'l Avsat'ın 'Healthline' adlı sağlık haberleri sitesinden aktardığına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_99497D-206257-6F9BD1-DCAF45-9DD0C9-98F56B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beslenmedeki doymuş yağ, şeker ve fast food tüketiminin fazla olması kolesterol düzeylerinin yükselmesine neden olabilir. Ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenme, kolesterol düzeylerini düşürmeye yardımcı olabilir.Şarku'l Avsat'ın 'Healthline' adlı sağlık haberleri sitesinden aktardığına göre bazı gıdalar kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabiliyor.İşte bu besinler:BaklagillerMercimek, fasulye ve bezelye gibi baklagiller, kolesterolün kan dolaşımına emilimini azaltan çözünür lifin en iyi kaynakları arasında yer alır.Bu yüzden baklagillerin düzenli tüketimi kan dolaşımındaki kolesterol düzeylerini düşürür ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar.AvokadoTekli doymamış yağlar ve lif açısından zengin bir kaynak olan avokado, kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iyi kolesterolü (HDL) yükseltmeye yardımcı olur.Araştırmacılar 2015 yılında 45 obez yetişkin üzerinde yapılan bir çalışmada, avokadonun LDL seviyelerini değiştirme üzerindeki etkisini ölçtüler ve günde bir avokado yiyen katılımcıların, yemeyenlere göre LDL kolesterol seviyelerinin daha düşük olduğunu gözlemlediler.Benzer şekilde, 2016 yılında yapılan on çalışma üzerinde yapılan değerlendirmede, avokado yemenin LDL ve trigliserit düzeylerinin düşmesiyle ilişkili olduğu görüldü.Yağlı balıklarSomon ve uskumru gibi yağlı balıklar, trigliserit ve LDL seviyelerini düşürmeye yardımcı olan omega-3 yağ asitleri içerir ve kalp sağlığı üzerinde faydalı etkileri vardır.Doktorlar, bu balıkların haftada en az iki kez tüketilmesini öneriyor.YulafYulaf, beta-glukan adı verilen bir tür çözünür lif içerir. Bu lif, bağırsakta jel benzeri bir madde oluşturarak kolesterolün vücut tarafından emilmesini önlemeye yardımcı olur.Kabuklu yemişlerKabuklu yemişler, özellikle badem ve ceviz, doymamış yağlar, lif ve diğer besinler açısından zengindir ve bu gıdalar sağlıklı kolesterol seviyelerinin korunmasına yardımcı olur.2023 yılında yapılan bir araştırma, kuruyemişlerin kolesterol ve trigliserit düzeylerini düşürmeye yardımcı olduğunu ortaya koydu. 2016 yılında yapılan başka bir araştırma ise, günlük bir porsiyon kuruyemiş tüketmenin kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 30 oranında azalttığını gösterdi.Kabuklu yemişler, yediğinizde sizi tok hissettirir ve genellikle doymuş yağ oranı yüksek olan çikolata, kek ve bisküvi gibi atıştırmalıkların lezzetli ve pratik bir alternatifidir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 02 Sep 2025 15:47:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyanın ormanları yangın tehdidi altında]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-ormanlari-yangin-tehdidi-altinda-1862/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/dunyanin-ormanlari-yangin-tehdidi-altinda-1862/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ADB356-1D6A9B-320BDD-C54712-7173E7-A4D66A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />&#34;Dünyanın akciğerleri&#34; olan ormanlar, küresel ısınmayla artan sıcaklıklar ve ağırlıklı olarak insan kaynaklı ihmaller nedeniyle büyük zarar görüyor. Son dönemde Güney Avrupa ülkeleri başta olmak üzere özellikle geniş alana yayılan orman yangınlarının hızı ve kapsamı,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ADB356-1D6A9B-320BDD-C54712-7173E7-A4D66A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />&#34;Dünyanın akciğerleri&#34; olan ormanlar, küresel ısınmayla artan sıcaklıklar ve ağırlıklı olarak insan kaynaklı ihmaller nedeniyle büyük zarar görüyor. Son dönemde Güney Avrupa ülkeleri başta olmak üzere özellikle geniş alana yayılan orman yangınlarının hızı ve kapsamı, iklim değişikliği nedeniyle riskli boyutlara ulaştı.Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi verilerinden derlenen bilgilere göre, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 29 Temmuz itibarıyla 292 bin 855 hektar büyüklüğünde alan yandı. Söz konusu kayıp bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre 2 katın üzerinde artış gösterdi.AB ülkelerinde 1 Ocak-29 Temmuz döneminde 1339 yangın çıktı. Yangın sayısı, 2006-2024 döneminde ortalama 597 oldu. 2024&#39;te ise 900 orman yangını çıktı.AB ülkeleri arasında orman yangınları kaynaklı alan kaybının en fazla arttığı ülkelerden biri Romanya oldu. Ülkede &#34;yangın sezonu&#34; bu yıl &#34;olağanüstü yoğun ve yıkıcı&#34; şekilde yaşanırken, bu yılki orman yangınlarında zarar gören alanın büyüklüğü geçen yıla göre 5 kattan fazla artarak 123 bin hektarı aştı.İtalya&#39;da yılın başından bu yana orman yangınlarında zarar gören alan büyüklüğü, geçen yılın aynı dönemine göre 2 kata yakın artışla 34 bin 18 hektara çıktı.Fransa&#39;da da orman yangınlarında bu dönemde yanan alan büyüklüğü geçen yıla göre 2 kat artarak 23 bin 471 hektara ulaştı.Almanya&#39;da geçen yılın aynı döneminde orman yangınları 280 hektarlık alanın zarar görmesine yol açarken, bu yıl 4 bin 969 hektar alan yangınlardan etkilendi.İspanya&#39;da bu yılki yangınlarda 35 bin 923 hektar, Yunanistan&#39;da 18 bin 360 hektar ve Portekiz&#39;de 10 bin hektar alan yandı.İrlanda, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Macaristan, İsveç ve Hollanda&#39;da yangınlar, giderek daha fazla alanın zarar görmesine yol açıyor.AB dışındaki Avrupa ülkelerinde 29 Temmuz itibarıyla orman yangınlarında 536 bin hektar alan zarar gördü.Bu dönemde Birleşik Krallık&#39;ta 45 bin 748, Bosna Hersek&#39;te 23 bin 454, Sırbistan&#39;da 16 bin 706, Karadağ&#39;da 14 bin 88, Kosova&#39;da 4 bin 926 ve Norveç&#39;te 2 bin 412 hektar alan orman yangınlarından etkilendi.- Rusya ve Kanada&#39;da da yangınların zarar verdiği ormanlık alanların büyüklüğü artıyorOrman yangınları ve artan sıcaklıklar tüm dünyada tehdit oluşturmaya devam ederken, geniş ormanlık alanlara sahip Rusya, Brezilya, Kanada, Avustralya ve ABD gibi ülkeler de en çok zarar gören bölgeler arasında yer alıyor.Tüm dünyada 2001 ile 2024 yılları arasında toplam 152 milyon hektarlık ormanlık alan yangınlar nedeniyle kaybedildi.Dünyanın en fazla ormanlık alana sahip ülkesi Rusya, her yıl başta Sibirya olmak üzere geniş alanları kaplayan ve aylarca süren orman yangınlarıyla mücadele ediyor.Global Forest Watch verilerine göre, dünyanın coğrafi açıdan en büyük ülkesi Rusya&#39;da orman yangınlarında 2001-2024 döneminde her yıl ortalama 2,6 milyon hektar ormanlık alan yok oldu. Yangınlardan 2001&#39;de 1,16 milyon hektar ormanlık alanın etkilendiği ülkede geçen yıl 4,11 milyon hektar ormanlık alan yandı.Kanada&#39;da ise yılda ortalama 1,86 milyon hektar ormanlık alan yangınlardan zarar görüyor. Ülkede özellikle son 3 yılda orman yangınlarında önemli artış görülürken, 2024&#39;te yangınlardan etkilenen alanın büyüklüğü 4,35 milyon hektara yükseldi.- ABD&#39;de yılda ortalama 551 bin hektar ormanlık alan yangınlar nedeniyle zarar görüyorYılda ortalama 551 bin hektar ormanlık alanın yangınlar nedeniyle zarar gördüğü ABD&#39;de ise 2001&#39;de 309 bin hektarlık alan yanarken, geçen yıl bu büyüklük 504 bin hektar oldu.Geniş Amazon yağmur ormanlarına sahip Brezilya da küresel ısınma ve iklim değişikliğinden etkilenen ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor.Yılda ortalama 538 bin hektarlık alanın yangınlar nedeniyle zarar gördüğü Brezilya&#39;da, orman yangınlarının etkilediği alan 2001&#39;de 127 bin hektarken geçen yıl 2,33 milyon hektar oldu.Avustralya ise yılda ortalama 275 bin hektarlık orman alanını yangınlarda kaybediyor. Ülkede 2001&#39;de 154 bin hektar ormanlık alan yangınlardan etkilendi. Yangınlar nedeniyle zarar gören ormanlık alanların büyüklüğü 2024&#39;te 125 bin hektara geriledi. Avustralya&#39;nın Eylül 2019 ile Mart 2020 arasında çıkan yoğun yangınlarda kaybettiği ormanlık alan büyüklüğü 3,49 milyon hektar olmuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 29 Jul 2025 12:45:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şempanzelere ve insana bakışımızı değiştiren kadın]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/sempanzelere-ve-insana-bakisimizi-degistiren-kadin-7188/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/sempanzelere-ve-insana-bakisimizi-degistiren-kadin-7188/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5C398F-053D93-51328A-451B47-906F98-124BC8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vahşi şempanzeler üzerine yapacağı öncü çalışma, yalnızca hayvan davranışları hakkındaki bilgilerimizi kökten değiştirmekle kalmayacak, insan olmanın ne anlama geldiğine dair tanımımızı da yeniden şekillendirecekti.O zamanlar yalnızca 26 yaşında olan Jane Goodall, uzun zamandır&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5C398F-053D93-51328A-451B47-906F98-124BC8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vahşi şempanzeler üzerine yapacağı öncü çalışma, yalnızca hayvan davranışları hakkındaki bilgilerimizi kökten değiştirmekle kalmayacak, insan olmanın ne anlama geldiğine dair tanımımızı da yeniden şekillendirecekti.O zamanlar yalnızca 26 yaşında olan Jane Goodall, uzun zamandır hayvanlarla birlikte yaşama ve onları inceleme hayalini kuruyordu.1986 yılında BBC&#39;de Terry Wogan&#39;ın programına verdiği mülakatta bu ilgisini şöyle anlatıyordu:&#34;Görünüşe göre, bir buçuk ya da iki yaşlarındayken bile böcekleri, her şeyi incelemeye başlamışım.&#34;Bu ilgi yavaş yavaş gelişti ve büyüdü. Sonra Dr. Dolittle ve Tarzan kitaplarını okudum. Artık hedefim Afrika olmuştu&#34;Okuldan mezun olduktan sonra Goodall, sekreterlik kursuna gitmişti; aynı zamanda garsonluk ve film prodüksiyon asistanlığı yaparak çocukluk hayalini gerçekleştirebilmek için para biriktiriyordu.1957&#39;ye gelindiğinde nihayet Kenya&#39;nın Nairobi kentinde yaşayan bir arkadaşını görmek için yeterince para biriktirmişti.Oradayken yalnızca hayvanlar hakkında konuşabilme umuduyla ünlü İngiltere kökenli Kenyalı Paleoantropolog Profesör Louis Leakey ile görüşme ayarladı.Leakey, sekreterini yeni kaybetmişti. Goodall&#39;ın kararlılığından ve Afrika yaban hayatına dair kendi kendine öğrendiklerinden o kadar etkilendi ki ona Nairobi&#39;deki doğa tarihi müzesinde asistanlık teklif etti.Leakey, sonrasında Goodall&#39;ın akıl hocası olacaktı.1986 yılındaki programda bu dönemi anlatan Goodall, Leakey&#39;in kendisine gelip &#34;Şempanzeleri inceleyecek birini arıyorum çünkü onların davranışlarının, insanın erken dönem davranışını anlamamızda önemli ipuçları verebileceğini düşünüyorum&#34; dediğini söyledi.Leakey, onun bilimsel eğitim eksikliğini bir engel değil, avantaj olarak görüyordu çünkü böylelikle Goodall&#39;ın gözlemleri mevcut bilimsel teorilerle sınırlı kalmayacaktı.Goodall, Gombe Koruma Alanı&#39;na yaptığı bu ilk yolculukta yalnız olmayacaktı.O dönemin sömürge yönetimi güvenlik protokolleri uyarınca yanında bir refakatçi bulunması gerekiyordu.BBC&#39;deki programında &#34;Başta kendi başıma kalmama izin verilmedi&#34; diye anlatmıştı.&#34;O zamanki İngiliz hükümeti, genç bir kızın ormana yalnız gitmesini neredeyse ahlaksızca buluyordu. Bu yüzden bir refakatçi seçmem gerekiyordu ve annem üç aylığına bana katıldı&#34;İlk aylar oldukça zorlu geçti.Goodall ve annesi, birlikte kaldıkları eski bir askeri kamp çadırında sıtmaya yakalandılar.Goodall iyileşip kamp alanına geri dönecek duruma geldiğinde de yalnız gitmesine izin verilmedi.Yanında yerel bir rehber olmalıydı ama şempanzeler ayak sesleri duyar duymaz çalılıkların arasına kaçıyordu.Goodall orman yollarını öğrenip yoğun bitki örtüsünde nasıl hareket edeceğini kavradı.Ormanın içindeki tepelerde yalnız başına yürümeye başladığında, iki vadiye bakan bir tepeden dürbünüyle ürkek primatları izlemeye başladı.O süreçte Goodall, alışılmışın dışında bir yönteme başvurdu.Her gün beslenme alanına giderek maymunlara biraz daha yaklaştı. Doğal ortamlarında yanlarında oturup onları yakından gözlemleme hedefiyle hareket etti.Alet kullanımı ve iletişimGoodall 2014&#39;te BBC&#39;nin Witness History programına verdiği mülakatta &#34;Her gün aynı renk kıyafetler giyiyordum ve sanırım en önemli şey, hiçbir zaman onları zorlamamamdı&#34; demişti.Yakınlaşma sürecini şöyle anlatıyordu:&#34;Hiçbir zaman çok yakına gitmeye çalışmadım. Şempanzelerin geleceğini bildiğim meyve ağaçlarının yakınında beklerdim. En azından başlangıçta, onlar ayrıldığında peşlerinden gitmezdim. Çünkü bunun fazla ileri gitmek olacağını düşünüyordum.&#34;Böylece yavaş yavaş beni zararsız biri olarak kabul etmeye başladılar.&#34;Şempanzeler onu görmezden gelmeye başladığında, Goodall saatlerce sessizce oturup, daha önce hiç belgelenmemiş olan karmaşık sosyal yapıyı gözlemleyebiliyordu.Şempanzelerin sanıldığı gibi otçul değil, omnivor olduklarını, yani hem bitkilerle hem de hayvanlarla beslendiklerini gözlemledi. Et avında birbirleriyle iletişim kurduklarını keşfetti.Aile bağlarının gücünü ve her bireyin kendine özgü karakterinin davranışlarını nasıl etkilediğini gözlemledi.Wogan&#39;a verdiği mülakatta da &#34;Şempanze toplumunda bir dişi tüm erkekler tarafından çiftleşme için seçilebilir ya da bir erkek onu yanına alır ve onunla kalır. Erkekler arasında da çok güçlü bağlar vardır&#34; demişti.&#34;Yaşadıkları yerin sınırlarında devriye gezerler, yabancıları dışarıda tutarlar, yeni genç dişileri içeri alırlar ve topluluk içindeki tüm yavrulara nazik, hoşgörülü, koruyucu bir baba gibi davranırlar&#34;Goodall, o dönemde bilimsel araştırmalarda geleneksel olan numaralandırma sistemi yerine her şempanzeye isim vermeyi seçti. Çünkü her birinin farklı bir kişiliğe sahip olduğunu görmüştü.Erkek bir şempanzeye David Greybeard adını verdi.Greybeard&#39;ı izlerken onun araç yapıp kullandığını fark etti. O dönemde bilim insanları, sadece insanların bu yeteneğe sahip olduğuna inanıyordu.Alet yapımı, soyut düşünceyi ve geleceğe dair planlama yetisini içerdiği için, insan olmanın temel tanımlarından biri olarak görülüyordu.&#34;[Şempanzeler] bizden sonra alet olarak en fazla nesneyi kullanan canlılar&#34; diyordu.Wogan&#39;ın programında anlatmaya devam etti:&#34;Örneğin, termitleri yemek için yapraklarını sıyırdıkları bir çubuğu modifiye ediyorlar. Vahşi karıncalarla beslenirken uzun bir dalın kabuğunu soyuyorlar. Ulaşamadıkları bir delikten su içmek için yaprakları buruşturuyor. Bunu kanlarını silmek için de kullanıyorlar.&#34;Ayrıca silah da yapıyorlar. Taş atıyor, gözdağı vermek ya da vurmak için dal kullanıyorlar&#34;O dönemde bu düşünceler devrim niteliğindeydi. Yıllardır kabul gören bilimsel yaklaşımlara meydan okuyordu.O zamandan bu yana, hayvanlar aleminin farklı türlerinde de alet kullanımına dair kanıtlar bulundu.Örneğin, Endonezya&#39;daki ahtapotlar insanlar tarafından atılmış hindistan cevizi kabuklarını zırh olarak kullanıyor.Yeni Kaledonya kargaları ise ağaç kabuğundaki larvaları çıkarmak için gagalarıyla dalları ya da telleri büküp kanca yapıyorlar.Goodall sessizce oturup şempanzeleri izlerken, onların aile bağlarının ve sözsüz iletişimlerinin insanlar kadar karmaşık olduğunu gördü.&#34;Şempanzeler ayrılıktan sonra tekrar karşılaştıklarında el ele tutuşurlar, birbirlerine sarılırlar, öpüşürler&#34; diyordu.Wogan röportajında bu benzerliğin anlaşılmasının Batı&#39;da çocukların nasıl yetiştirildiği konusunda yeni sorular doğurduğunu söylemişti.Goodall, zor bir küçüklük geçirmiş şempanzelerdeki tespitinin, çocuklar için de geçerli olduğunu savunuyordu:&#34;Eğer bir çocuğu gece ağladığında yalnız bırakırsak, eğer onu saatlerce oyun parkında yalnız başına tutarsak ya da sürekli çocukların değiştiği bir kreşe yazdırırsak ( yine de) çok zeki bir çocuk olabilir&#34;Goodall devamındaysa, &#34;Ancak o çocuk sonrasında stresli durumlarla baş etmekte zorlanabilir. Bu çok önemli&#34; diyordu.Goodall, şempanzelerin ritüel davranışlarının ve duygularının bizimkine ne kadar benzediğini fark etti.Aynı zamanda, bizim gibi onların da yıkıcı ve şiddet dürtülerinin vahşi cinayetlere yol açabileceğini gözlemledi:&#34;İlk 10 yılın ardından keşfettik ki, şempanzeler dostane yönleriyle bize çok benziyorlardı. Ama aynı zamanda çok saldırgan da olabiliyorlardı. Belli koşullar altında yamyamlık yapabiliyorlardı&#34;Goodall farklı şempanze toplulukları arasındaki şiddeti, ilkel insanlar arasındaki vahşete benzetiyor.1962 yılında, Leakey&#39;nin teşvikiyle, lisans derecesi olmamasına rağmen, Goodall olağanüstü detaylı bulgularına dayalı bir doktora programına başladı.Aynı yıl, National Geographic Society, onun çalışmalarını belgelemek için Hollandalı yaban hayatı fotoğrafçısı ve film yapımcısı Hugo van Lawick&#39;i Kenya&#39;ya gönderdi.1965&#39;te yayımlanan Miss Goodall and the Wild Chimpanzees adlı belgesel Orson Welles tarafından seslendirildi. Bu yapım Goodall&#39;ın keşiflerini geniş kitlelere ulaştırdı.Goodall Van Lawick sevgili oldu ve evlendi. 1967&#39;de Goodall doktora derecesini aldıktan bir yıl sonra oğulları Hugo, ya da diğer adıyla &#34;Grub&#34; doğdu.Goodall, saha çalışmalarına devam edebilmek için oğlunun gün içinde güvende olacağını düşündüğü korunaklı bir barınak inşa etti.Wogan&#39;a yaptığı değerlendirmelerinde &#34;Şempanzeler tıpkı bizim gibi avcı&#34; diyen Goodall, şöyle devam etmişti:&#34;İşbirliği içinde avlanırlar, orta boy memelileri avlarlar. İnsan çocuklarını avladıklarına dair kayıtlar bile var, tıpkı insanların şempanzeleri avlaması gibi.&#34;Bu yüzden oğlum çok küçükken, yürüyemediği zamanlarda onu telli bir verandada tutardık ve yanında hep birileri bulunurdu&#34;Goodall&#39;ın öncü primatoloji araştırmaları, insanın hayvanlar aleminin geri kalanından ayrı bir varlık olmadığını ortaya koydu.Homo sapiens ile şempanzelerin ortak bir atadan geldiğine dair kanıtlar sundu.Araştırmalar, şempanzelerin insanlarla yüzde 98,6 oranında aynı DNA&#39;yı paylaştığını gösterdi.&#34;İşte mesele bu&#34; diyordu Goodall ve devam ediyor:&#34;Bugün insanda ve şempanzede gördüğümüz davranışlar muhtemelen o ortak atada da vardı. Dolayısıyla Taş Devri insanlarının da birbirleriyle uzun dostluk ilişkileri kurduğunu, küçük dallarla beslendiğini, birbirine sarıldığını hayal edebiliriz. Ben böyle hayal etmeyi seviyorum&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 16 Jul 2025 14:36:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Polonya'da 5 bin 500 yıllık dev piramit mezarları keşfedildi]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/polonyada-5-bin-500-yillik-dev-piramit-mezarlari-kesfedildi-6227/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/polonyada-5-bin-500-yillik-dev-piramit-mezarlari-kesfedildi-6227/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22628C-2C12CA-26DD18-D624C6-D2C7B8-7D30FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Poznań'daki Adam Mickiewicz Üniversitesi&#39;nden arkeologlar, Orta Polonya&#39;nın Wyskoć köyünde gerçekleştirdikleri kazılar sırasında, yaklaşık 200 metre uzunluğunda ve 4 metre yüksekliğinde iki megalitik yapı keşfetti. Bu yapılar, halk arasında "Polonya piramitleri" olarak adlandırılsa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_22628C-2C12CA-26DD18-D624C6-D2C7B8-7D30FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Poznań'daki Adam Mickiewicz Üniversitesi&#39;nden arkeologlar, Orta Polonya&#39;nın Wyskoć köyünde gerçekleştirdikleri kazılar sırasında, yaklaşık 200 metre uzunluğunda ve 4 metre yüksekliğinde iki megalitik yapı keşfetti. Bu yapılar, halk arasında "Polonya piramitleri" olarak adlandırılsa da, teknik olarak dev mezar odaları olarak sınıflandırılıyor.Uzaktan algılama teknolojisi ile ortaya çıkarıldıKazı alanı, General Dezydery Chłapowski Peyzaj Parkı içerisinde yer alıyor. Ekip, uzaktan algılama sistemleri ile bölgeyi tarayarak beş potansiyel alan tespit etti ve bu alanlarda yürütülen saha araştırmaları sonucunda iki piramit mezar ortaya çıkarıldı. Polonya&#39;da bu türde keşfedilen yalnızca ikinci örnek olan yapılar, tarihi açıdan büyük bir öneme sahip.Funnelbaker kültürü&#39;ne ait olduğu tespit edildiKeşfedilen mezarların, Kuzey-Orta Avrupa&#39;da Neolitik dönemde yaşayan ve "Huni Biçimli Beaker" olarak bilinen Funnelbaker Kültürü'ne ait olduğu düşünülüyor. Bu kültür, adını karakteristik huni şekilli çanak çömleklerinden alıyor. Arkeologlara göre, bu tür mezarlara sadece kabile liderleri, şamanlar ve rahipler gibi toplumun elit kesimi gömülmekteydi.Taş devri mühendisliği: 10 tonluk kayalarla i̇nşa edildiMezarlar, her biri 10 tona kadar çıkan taş bloklarla inşa edilmiş. Taşlar yalnızca insan gücü ve kızaklarla taşınmış. Ancak zamanla bu taşların büyük bir kısmı kaybolmuş ya da farklı amaçlarla kullanılmış. Uzmanlara göre, binlerce yıl boyunca taşlara duyulan ihtiyaç nedeniyle, yerel halk tarafından bu yapılar sökülmüş olabilir.Alan hâlâ i̇nceleniyor, ziyarete kapalıŞu anda kazı çalışmaları devam ettiğinden dolayı alan ziyaretçilere kapalı tutuluyor. Uzmanlar, alanın korunması ve daha fazla arkeolojik bulgunun gün yüzüne çıkarılması için çalışmalarını sürdürüyor. Bu mezarlar, sadece Polonya'nın değil, tüm Avrupa'nın tarih öncesi döneme dair bilgi birikimini artırması açısından büyük bir potansiyele sahip.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 15 Jul 2025 12:29:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Peru'da arkeologlar 3500 yıllık antik kenti keşfetti]]></title>
<link><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/peruda-arkeologlar-3500-yillik-antik-kenti-kesfetti-2998/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://birlesikbasin.com/haber/peruda-arkeologlar-3500-yillik-antik-kenti-kesfetti-2998/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6E4B48-D68E95-4C8096-327744-D54B74-EBBD99.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Peñico adlı 3500 yıllık şehrin, Pasifik kıyısındaki ilk toplulukları, And Dağları ve Amazon havzasında yaşayanlarla birleştiren önemli bir ticaret merkezi olarak hizmet verdiğine inanılıyor.Antik kent, Peru&#39;nun başkenti Lima&#39;nın yaklaşık 200 kilometre kuzeyinde, deniz seviyesinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6E4B48-D68E95-4C8096-327744-D54B74-EBBD99.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Peñico adlı 3500 yıllık şehrin, Pasifik kıyısındaki ilk toplulukları, And Dağları ve Amazon havzasında yaşayanlarla birleştiren önemli bir ticaret merkezi olarak hizmet verdiğine inanılıyor.Antik kent, Peru&#39;nun başkenti Lima&#39;nın yaklaşık 200 kilometre kuzeyinde, deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yükseklikte yer alıyor.Şehrin, MÖ 1800 ile 1500 yılları arasında, yani Ortadoğu ve Asya&#39;da erken medeniyetlerin geliştiği dönemde kurulduğu düşünülüyor.Araştırmacılar, keşfin Amerika&#39;nın en eski uygarlığı olan Caral&#39;a ne olduğuna ışık tuttuğunu söylüyor.Araştırmacılar tarafından yayımlanan ve insansız hava aracıyla çekilmiş görüntüler, şehrin merkezindeki bir yamaçta terasta, taş ve çamur binaların kalıntılarıyla çevrili dairesel bir yapıyı gösteriyor.Alanda sekiz yıl süren araştırmalarda, tören tapınakları ve konut kompleksleri de dahil 18 yapı ortaya çıkarıldı.Araştırmacılar alandaki binalarda törensel objeler, insan ve hayvan figürlerinden oluşan kil heykeller ile boncuk ve deniz kabuklarından yapılmış kolyeler keşfetti.Peñico, Amerika kıtasının bilinen en eski uygarlığı kabul edilen Caral&#39;ın 5000 yıl önce Peru&#39;nun Supe Vadisi&#39;nde MÖ 3000 civarında kurulduğu yere yakın bir konumda.Caral&#39;da büyük piramit yapıları, sofistike sulama tarımı ve kentsel yerleşimler de dahil 32 anıt var.Antik kentin Hindistan, Mısır, Sümer ve Çin&#39;deki diğer karşılaştırılabilir erken medeniyetlerden izole şekilde geliştiğine inanılıyor.Peñico&#39;daki son araştırmaları ve 1990&#39;larda Caral&#39;da yapılan kazıları yöneten arkeolog Dr. Ruth Shady, keşfin iklim değişikliği nedeniyle yok olan Caral uygarlığına ne olduğunu anlamak açısından önemli olduğunu söyledi.Reuters haber ajansına konuşan Dr. Shady, Peñico topluluğunun &#34;ticaret, kıyı, dağlık ve orman toplumlarıyla alışveriş için stratejik konumda yer aldığını&#34; belirtti.Peru Kültür Bakanlığı&#39;nın araştırmacılarından arkeolog Marco Machacuay, 3 Temmuz&#39;da bulguların açıklandığı basın toplantısında, Peñico&#39;nun öneminin Caral toplumunun devamı olmasında yattığını söyledi.Amerika kıtasının en önemli arkeolojik keşiflerinin çoğu Peru&#39;da.Bu keşifler arasında, And Dağları&#39;ndaki Machu Picchu İnka Kalesi ve ülkenin orta kesiminde sahil yakınındaki çöle kazınmış gizemli Nazca Çizgileri de bulunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Jul 2025 08:26:14 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>