<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://birlesikbasin.com/modules/blog/atom.php?cid=22" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-22</id>
<title type="text">Birleşik Basın</title>
<link href="https://birlesikbasin.com" />
<generator>Birleşik Basın</generator>
<updated>2026-10-11T10:41:42+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Trump ve Netanyahu, İran'a saldırı konusunu görüşüyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trump-ve-netanyahu-irana-saldiri-konusunu-gorusuyor-979/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trump-ve-netanyahu-irana-saldiri-konusunu-gorusuyor-979/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T10:41:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T10:41:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ADBE36-1FED3A-153CFA-919F75-5A1A0D-FE8022.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsrail'in Kanal 13 televizyonunun haberine göre, ismi paylaşılmayan üst düzey İsrailli güvenlik yetkilileri, ülkede 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesinde İran'a saldırı ihtimalinin küçük olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>Trump ile Netanyahu arasında İran'a saldırı konusunda son haftalarda yoğun görüşmeler yapıldığını ileri süren İsrailli yetkililer, "Henüz nihai bir karar alınmadı." diyerek Netanyahu'nun seçimlerden önce İran'a bir saldırı istemediğini iddia etti.</p><p></p><p>İsrail ordusunun tek başına saldırı, ABD ile ortak saldırı ya da İran'dan gelecek saldırıya karşı misilleme ihtimallerine hazırlık yaptığı aktarılan haberde, İsrailli bir yetkiliye dayandırılarak İsrail ordusunun yüksek alarm durumunda olduğu belirtilerek ABD ile İsrail orduları arasında "iyi ve net" bir diyalog olduğu savunuldu.</p><p></p><p>Haberde, İsrail ordusunun, ABD'nin er ya da geç İran'a saldırıları yeniden başlatacağı yönünde değerlendirme yaptığı kaydedildi.</p><p></p><p>İsrail basınına yansıyan bir başka haberde, ABD'nin savaşı yeniden alevlendirmekten kaçındığı ve bu nedenle İsrail'den İran'a karşı bağımsız bir saldırı düzenlemesini talep ettiği iddia edilmişti.</p><p></p><p>Haberde, bu talebin saldırının ABD ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump'a zarar vereceği, buna karşın İsrail seçimlerinde Başbakan Binyamin Netanyahu'ya fayda sağlayacağı hesaplamasına dayandığı, buna karşın bu adımın şimdilik askıya alındığı ileri sürülmüştü.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB savunma harcamalarını azaltmaya gidiyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ab-savunma-harcamalarini-azaltmaya-gidiyor-6349/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ab-savunma-harcamalarini-azaltmaya-gidiyor-6349/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T10:06:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T10:06:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DC100F-FB62C2-767661-7830E5-31C14D-BD747F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa ülkeleri arasında 2028-2034 dönemine ait bütçenin tutarı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar sürerken AB Konseyi'nin dönem başkanı İrlanda, belgeye ilişkin önerilerini açıkladı. Almanya ve müttefikleri önemli harcama kesintileri için baskı yaparken, diğer ülkelerse bireysel programlarda kesinti yapılmasına karşı çıkıyor.</p><p></p><p>Sputnik’in incelediği, Avrupa'da görüşülecek olan yeni belgeye göre AB, önümüzdeki yedi yıllık bütçede savunma, güvenlik ve uzay programlarına ayrılan finansmanı yaklaşık olarak 17 milyar euro, askeri birliklerin transferi de dahil olmak üzere askeri hareketlilik harcamalarını ise en az 2 milyar euro azaltmayı planlıyor.</p><p></p><p>Afrika ve Ortadoğu ülkelerine yardım finansmanının 15 milyar euro kesintiye uğrayabilecek.</p><p></p><p>Toplam bütçenin neredeyse 160 milyar euroluk kesintiye gidilmesi önerilen belgeye göre, Ukrayna'ya verilen 100 milyar euro tutarındaki desteğinse etkilenmesi beklenmiyor.</p><p></p><p>Belge taslak niteliğinde olup, 15-16 Ekim'de düzenlenecek zirvede AB liderleri tarafından tartışılacak.</p><p></p><p>AB son yıllarda doğu kanadına asker ve teçhizat transferi de dahil olmak üzere kendi savunma kapasitesini güçlendirme ve askeri hareketliliği hızlandırma ihtiyacını dile getiriyor. Aynı zamanda yeni bütçe taslağı şaşırtıcı bir şekilde Avrupa Komisyonu'nun ilk önerileriyle kıyasla bazı programların finansmanında azalma öngörüyor. Aynı zamanda Ukrayna'ya sağlanan fonun önümüzdeki yedi yıl boyunca yaklaşık 100 milyar euro düzeyinde aynı seviyede kalması bekleniyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Riyad Havalimanı'na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/riyad-havalimanina-saldiri-12-olu-309-yarali-504/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/riyad-havalimanina-saldiri-12-olu-309-yarali-504/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T09:55:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T09:55:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_67943A-F2C140-D99582-E01AC5-93D8AC-2DB965.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Kurulu (GACA), başkent Riyad'ın dünyaya açılan kapısı olan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan kanlı saldırının detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Dün öğleden sonra gerçekleşen ve bölgede büyük paniğe yol açan olayda, ilk belirlemelerin aksine can kaybının 12'ye yükseldiği, yaralı sayısının ise 309 olduğu resmen açıklandı.</p><p></p><p>Meydana gelen patlamaların ardından hastanelere sevk edilen yüzlerce yaralının arasında durumu ağır olanların bulunması, can kaybının daha da artabileceği endişesini doğuruyor. Yetkililer, havalimanında oluşan büyük çaptaki maddi hasarın tespiti ve envanter çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.</p><p></p><p>Yabancı uyruklu kurbanlar ve hedefteki havalimanı</p><p></p><p>Saldırıda hayatını kaybedenlerin kimlikleri olayın uluslararası boyutunu da gözler önüne serdi. GACA tarafından yapılan açıklamaya göre, yaşamını yitiren 12 kişiden 4'ü Suudi Arabistan vatandaşı iken, 8'inin ülkede ikamet eden yabancı uyruklular olduğu tespit edildi. Hayatını kaybeden yabancıların 2'sinin Bangladeş, diğerlerinin ise ABD, Mısır, Ürdün, Suriye, Filistin ve Sudan vatandaşı olduğu kaydedildi.</p><p></p><p>Hatırlanacağı üzere yetkililer, 6-8 Ekim tarihleri arasında yine aynı havalimanına yönelik düzenlenen Husi saldırılarında 4 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Üst üste yaşanan bu güvenlik zafiyetleri ve sivil alanların hedef alınması, gözleri doğrudan bölgedeki jeopolitik gerilime çevirdi.</p><p></p><p>Husiler ve bitmeyen yemen çıkmazı</p><p></p><p>Bu sarsıcı olayın arkasında ise yıllardır süregelen ve giderek karmaşıklaşan bir çatışma ağı yatıyor. Yemen'de uluslararası toplum tarafından tanınan hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasındaki şiddetli çatışmalar son dönemde tehlikeli bir tırmanışa geçti. Husiler, kendilerine yönelik operasyonları gerekçe göstererek Suudi Arabistan topraklarını gelişmiş balistik füze ve insansız hava araçları (İHA) ile hedef almayı sürdürüyor.</p><p></p><p>Eylül 2014'te başkent Sana'nın Husilerin kontrolüne geçmesiyle patlak veren Yemen iç savaşı, bölgeyi derinden sarsmaya devam ediyor. Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Mart 2015'ten bu yana meşru Yemen hükümetine askeri destek sağlarken, bu denklemin faturası sivillerin ve sivil altyapıların zarar gördüğü bu tür esrarengiz ve ölümcül saldırılarla ağırlaşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Ukrayna'nın artık yeni bir lider seçmesinin zamanı geldi"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ukraynanin-artik-yeni-bir-lider-secmesinin-zamani-geldi-1526/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ukraynanin-artik-yeni-bir-lider-secmesinin-zamani-geldi-1526/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T09:52:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T09:52:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B6C897-7DAE4C-9634FD-0C7468-B55FE2-80B863.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’nın yeni bir lider bulması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bence Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesinin zamanı geldi” dedi.</p><p></p><p>Trump Ukrayna’ya 'anlaşma yapabilecek yeni bir lider' bulmasını tavsiye edeceğini belirtti.</p><p></p><p><b>'Zelenskiy, ABD’ye ve tüm dünyaya sorun çıkarmak istiyor'</b></p><p></p><p>ABD Başkanı Trump, Vladimir Zelenskiy’i tüm dünyaya sorun çıkarmak istemekle suçladı.</p><p></p><p>Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, “Dünyaya sorun çıkarmak istiyor. Rusya dünya genelinde dizel yakıtın önemli bir bölümünü tedarik ettiği için, dizel yakıt konusunda bizim çiftçilerimize de sorun çıkarmak istiyor” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p><b>'Zelenskiy bu çatışmayı birçok kez sona erdirebilirdi'</b></p><p></p><p>ABD Başkanı Trump, Vladimir Zelenskiy’in Ukrayna’daki çatışmayı defalarca sona erdirebileceğini söyledi.</p><p></p><p>Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu çatışmayı birçok kez sona erdirebilirdi ancak bunu yapmamayı tercih etti” dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Abbas genel seçimleri Eylül 2027'ye erteledi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abbas-genel-secimleri-eylul-2027ye-erteledi-5392/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abbas-genel-secimleri-eylul-2027ye-erteledi-5392/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T08:29:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T08:29:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4FBEE6-DD71E7-6B833E-460935-5CCED8-630BBE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, genel seçimleri Eylül 2027’ye erteledi. Filistin’in resmi haber ajansı Wafa’nın cumartesi günü yayınladığı habere göre Abbas, devlet başkanlığı seçimleri ve genel seçimlerin 11 Eylül 2027’de yapılmasını öngören bir kararname çıkardı. Erteleme kararının gerekçesi olarak “seçimler için gerekli koşulların oluşturulmasının önündeki güvenlik, lojistik ve sahadaki engeller” gösterildi.</p><p></p><p>Wafa daha sonra, Filistin halkının resmi temsilcisi olan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesinin de erteleme kararını onayladığını bildirdi. Komite, seçimlerin duyurulmasından bu yana koşulların “temelden değiştiğini” belirtti.</p><p></p><p>Genel seçimlerin 28 Kasım’da yapılması planlanıyordu. Avrupa Birliği ise seçimlerin kasım ayında gerçekleştirilmesini desteklediğini açıklamıştı.</p><p></p><p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu hafta başında yaptığı açıklamada, seçimlerin “Filistin kurumlarının meşruiyetini yenilemek için uzun süredir beklenen bir fırsat sunacağını” söylemişti.</p><p></p><p>Kallas, “Filistinliler, güvenilir, kapsayıcı ve şeffaf seçimlerle temsilcilerini seçme hakkına sahiptir,” ifadelerini kullanmıştı.</p><p></p><p>AB’nin Akdeniz’den Sorumlu Komiseri Dubravka Šuica da eylül ayında, “yıl sonundan önce seçim yapılması kararını memnuniyetle karşıladığını” belirtmişti.</p><p></p><p>Šuica, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Seçimler önemli bir demokratik dönüm noktası olacak” ifadelerini kullanmıştı. Šuica, adil, güvenilir ve kapsayıcı bir seçim sürecinin sağlanmasının Filistin kurumlarının güçlendirilmesi açısından temel önem taşıdığını da vurgulamıştı.</p><p></p><p>Erteleme kararına ilişkin söylentilerin yayıldığı cuma günü İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Abbas'ı “bir kez daha seçim sözü verip seçimleri iptal ederek uluslararası toplumu kandırmakla” suçladı.</p><p></p><p>Filistin topraklarında yasama organı seçimleri son olarak 2006’da yapılmış, Hamas hareketi Fetih Partisi’ni geride bırakarak seçimleri kazanmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gençlerin öfkesi Fransa'da cumhurbaşkanlığı yarışını etkileyebilir mi?</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/genclerin-ofkesi-fransada-cumhurbaskanligi-yarisini-etkileyebilir-mi-1501/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/genclerin-ofkesi-fransada-cumhurbaskanligi-yarisini-etkileyebilir-mi-1501/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T07:22:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T07:22:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_345CB0-2C0B50-51FCB9-AED2AF-B35702-D84B68.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fransa'daki öğrenci protestoları üçüncü haftasına girerken, hareketin sönümlenecek mi yoksa daha geniş bir toplumsal dalgaya mı dönüşeceği sorusu ağırlık kazanıyor.</p><p></p><p>Eylül ortasında Paris banliyölerinde başlayıp ülke geneline yayılan okul blokajları ve gösteriler, perşembe günü Bastille Meydanı'ndaki sütuna tırmanan öğrencilerin görüntüleriyle küresel bir yankı uyandırdı.</p><p></p><p>Fransız Devrimi'nin dönüm noktalarından olan tarihi hapishanenin bulunduğu bu sembolik meydandaki görüntüler, protestoların taşıdığı tarihsel ağırlığı da gözler önüne serdi.</p><p></p><p>Yıkıldıktan sonra sıradan vatandaşın otoriteye karşı zaferinin simgesi haline gelen Bastille'deki o anları, radikal solcu Jean-Luc Mélenchon X'te "Bastille yeniden alındı" diye nitelendirdi.</p><p></p><p>Uzun ders saatleri, tıklık tıkış sınıflar, dökülen okullar ve öğretmen açığı nedeniyle Fransız öğrencilerin başlattığı isyan dalgası, Belçika ve İtalya'daki gençleri de sokağa çekerek Avrupalı öğrencilerin ortak öfkesine dönüştü.</p><p></p><p><b>Öğrenci hareketi daha geniş bir dalgaya dönüşebilir mi?</b></p><p></p><p>Öğrenci ve işçi sendikalarının desteğiyle yeni bir protesto dalgası 13 Ekim Salı günü için planlanırken, geçim krizi ve tırmanan akaryakıt fiyatlarına karşı 17 Ekim'de ayrı bir gösteri daha düzenlenecek.</p><p></p><p>17 Ekim'deki eylemin, 2018'de akaryakıt vergilerine tepki olarak doğan 'Sarı Yelekliler' hareketini tetikleyebileceği konuşuluyor. Hatırlanacağı üzere Sarı Yelekliler, aylarca kavşakları ve otoyolları kapatarak polisle sert çatışmalara sahne olan haftalık protestolar düzenlemişti.</p><p></p><p>Öğrenci protestolarının daha geniş bir toplumsal huzursuzluk dalgasıyla birleşmesi durumunda Fransa, 1968 Mayısı’nı hatırlatan sahnelerle karşı karşıya kalabilir. Son haftalarda birçok öğrenci, öğrenci protestolarının ülke çapında genel greve dönüştüğü bu tarihi eylemlere atıfta bulunan pankartlar taşıyor.</p><p></p><p>O dönemde milyonlarca işçi gösterilere katılmış, ülke adeta kilitlenmiş, ancak bu süreç önemli ücret müzakerelerini de tetiklemişti. Hareket aynı zamanda bir siyasi krize yol açmış, dönemin Cumhurbaşkanı General de Gaulle, Ulusal Meclis’i feshederek Haziran 1968’de erken genel seçim çağrısı yapmış ve destekçileri mecliste çoğunluğu elde etmişti.</p><p></p><p>Her şeye rağmen 1968 Mayısı, savaş sonrası katı toplumsal hiyerarşileri sarsarak Fransa’da silinmez bir iz bıraktı. Gösteriler, sivil, öğrenci ve işçi haklarının ilerlemesine katkı sundu ve kitlesel protesto geleneğini ülkenin siyasi kimliğinin kalıcı bir parçası haline getirdi.</p><p></p><p><b>Fransa’da gergin siyasi arka plan</b></p><p></p><p>Bugün Fransa’nın azınlık hükümeti, 2027 bütçesi için parlamentodan destek almakta zorlanıyor, muhalefet partileri öngörülen tasarruf önlemlerine direniyor. Kamu maliyesi üzerindeki baskı artarken hükümet, 2026 için kamu açığının GSYH’nin yüzde 5,4’üne ulaşacağını ve bunun avro bölgesindeki en yüksek oranlardan biri olacağını öngörüyor.</p><p></p><p>Büyük ölçüde yüksek akaryakıt ve enerji fiyatlarının körüklediği derinleşen hayat pahalılığı krizi, kamuoyundaki hoşnutsuzluğu şiddetlendirdi. Hanehalkı üzerindeki ekonomik baskı, son derece parçalı bir siyasi tabloda, ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan az kalmışken toplumsal gerilimleri tırmandırıyor.</p><p></p><p>Kamuoyu araştırma şirketi Ifop’un 25-29 Eylül tarihleri arasında yaptığı ankete göre, aşırı sağ Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Marine Le Pen (yüzde 35) ilk tur niyet oylarında önde giderken, onu Edouard Philippe (yüzde 15) ve Jean-Luc Mélenchon (yüzde 14) izliyor. Bu projeksiyona göre ikinci tur Le Pen ile Philippe arasında geçecek. Diğer tahminler ise ikinci turda Le Pen ile Mélenchon’un karşı karşıya gelebileceğini öne sürüyor.</p><p></p><p><b>Sönümlenme belirtisi göstermeyen bir hareket</b></p><p></p><p>Milli Eğitim Bakanı Édouard Geffray’in perşembe günü, öğretmen açığı yaşayan okullara ülke çapında 3 bin yedek öğretmen görevlendirileceğini açıklamasına rağmen, kamuoyundaki öfke dinmek bilmiyor. Geffray, önlemin 2026 bütçesinde “on milyonlarca avroya” mal olacağını söyledi.</p><p></p><p>Sendikalar, planı geçici bir pansuman olmakla eleştirerek, mevcut yedek öğretmenlerin branş ve coğrafi dağılımının okulların ihtiyaçlarıyla uyuşmayabileceği uyarısında bulundu. Uygun yedek bulunamadığı durumlarda dersler yine boş geçebilecek; bazı yedekler ise uygun kadro açılana dek destek görevlerine yönlendirilebilecek.</p><p></p><p>Ulusal ortaöğretim ve yükseköğretim sendikası SNALC’ın başkanı ve öğretmen Jean-Rémi Girard, Euronews’e yaptığı açıklamada, ortaya atılan rakamın ayrıntılarına dikkatle bakılması gerektiğini, aksi halde kamuoyunun yanıltılabileceğini vurguladı.</p><p></p><p>Öğrenciler, en başından beri, sistemin bir ‘kriz’ içinde olduğunu söyleyen öğretmen sendikaları tarafından destekleniyor.</p><p></p><p>Girard, öğretmen devamsızlıklarını telafi etmenin giderek zorlaştığını, Fransız sınıflarının Avrupa’nın en kalabalıkları arasında yer aldığını, sıcak hava dalgalarında sınıfların yeterince donanımlı olmadığını hatırlatarak, bunların eğitim çalışanlarının zaten yakından bildiği sorunlar olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Başlangıç noktasının, eğitim sisteminin uzun süredir devam eden yapısal bir krizin içinde olduğu tespiti olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Fransa’daki büyük işçi konfederasyonları da öğrencilere omuz veriyor. Perşembe günkü protestoların ardından ülkenin en büyük sendikalarından CGT, bazıları öğrenci hareketinden bağımsız çok sayıda eyleme dikkat çekerek ‘Mücadeleler çoğalıyor, güç dengesi değişiyor’ mesajını paylaştı.</p><p></p><p><b>Fransa’daki geçmiş öğrenci hareketleriyle paralellikler</b></p><p></p><p>Sciences Po Paris’te sosyoloji ve siyaset bilimi profesörü Paolo Stuppia, Mayıs 1968 dahil olmak üzere pek çok toplumsal hareketi örnek göstererek, mevcut gösterilerle Fransa’nın geçmiş protesto dalgaları arasında paralellikler kuruyor.</p><p></p><p>Stuppia, banliyölerdeki öğrencilerin kendilerine özgü talepler etrafında örgütlenmesinin yeni olmadığını, bu taleplerin ardından şehir merkezine daha yakın liselere de yayıldığını hatırlattı.</p><p></p><p>Ona göre bu kez, özel okullardaki öğrencilerin de blokajlara katılması, öğrenci hareketleri açısından yeni bir eşik. Gözlemciler ayrıca, muhafazakâr bir öğrenci kitlesine sahip olduğu düşünülen Université Paris-Panthéon-Assas öğrencilerinin Perşembe günü bir blokaj eylemi düzenlemesine de şaşırdı.</p><p></p><p>Bununla birlikte Stuppia, Fransa’da yaklaşan ara tatilin hareketin ivmesini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>İki haftalık okul tatili araya girdiğinde, her şey askıya alındığı için sonradan aynı hareketi yeniden ayağa kaldırmanın zorlaştığını dile getirdi.</p><p></p><p>Gösterilerin büyük kısmı barışçıl geçse de bazı eylemler, kenarda süren taşkınlıklar ve güvenlik güçleriyle çatışmalarla gölgelendi. Adalet Bakanlığı’nın cuma günü paylaştığı verilere göre, hareketin başından bu yana 6 bin 877 kişi gözaltına alındı; bunların yüzde 86’sını reşit olmayanlar oluşturuyor.</p><p></p><p>Tutuklama sayısı, 2018’deki sarı yelekliler hareketinin ilk haftalarında gözaltına alınan 4 bin 596 kişiyle karşılaştırıldığında dikkat çekici boyutta.</p><p></p><p>Hak örgütleri, öğrencilerin uğradığı ağır yaralanmaların ardından polis şiddetini kınadı.</p><p></p><p>Kamuoyunun öfkesi, polis ses bombası nedeniyle sol elini kaybeden 15 yaşındaki bir lise öğrencisi, plastik mermiyle kısmen görme yetisini yitiren 16 yaşındaki bir genç ve gaz bombası kapsülüyle çenesi kırılıp çok sayıda dişi kopan 14 yaşındaki çocuk gibi vakalar etrafında büyüdü. Fransız polisinin disiplin birimi bu olaylarla ilgili toplam 24 iç soruşturma yürütüyor.</p><p></p><p>Bir Birleşmiş Milletler sözcüsü cuma günü yaptığı açıklamada, Fransa’daki durumdan endişe duyduklarını belirterek, gösterilerin barışçıl kalması ve güç kullanımının orantılı olması çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Yetkililere göre, bu arada protestoların başlangıcından bu yana 761 polis ve jandarma yaralandı. Ülke genelinde çok sayıda okul binası zarar gördü, yakıldı ya da yağmalandı. Bazı gösterilerde ise eylemlere dışarıdan gelen grupların karıştığı bildirildi.</p><p></p><p>Stuppia’ya göre, son haftalardaki polis baskısının seviyesi, 1968 Mayısı’ndan bu yana görülmemiş boyutlara ulaştı.</p><p></p><p>CY Cergy Paris Üniversitesi’nde sosyolog olan ve Paolo Stuppia ile birlikte ‘Gençliğin Jeopolitiği: Katılım ve (e)Mobilizasyon’ kitabının ortak yazarı Valérie Becquet’ye göre, polis şiddeti yetişkinlerin de harekete katılmasını teşvik etti.</p><p></p><p>Becquet, yetişkinlerin – sendikalar ve veliler – öğrencilerle yan yana yürüdüğünü, aynı zamanda şiddet ve olası insan hakları ihlalleri karşısında avukatlar ve yargıçlarla temasa geçerek müdahil olduklarını anlattı.</p><p></p><p>Öte yandan, protestolara ‘tepeden bakıp’ onları küçümseyen ya da gayrimeşru sayan bir yetişkin kesiminin de bulunduğunu belirtti.</p><p></p><p><b>Giderek siyasallaşan protestolar</b></p><p></p><p>Başbakan Sebastien Lecornu, Çarşamba akşamı televizyondan yaptığı konuşmada, yaşanan ‘şiddeti, saldırıya uğrayan öğrencileri ve personeli, yaralanan polis ve jandarmaları, yakılan ya da tahrip edilen okulları, kaybedilen binlerce ders saatini, bir de üstüne tehdit ve hakaretleri’ kınadı.</p><p></p><p>Lecornu, ‘bu öfkeyi kendi seçim kavgası için kullanan siyasi liderleri’ hedef aldı. Fransa, nisan ayında cumhurbaşkanını seçecek. Lecornu, ‘Fransız gençliğinin güvenliğiyle oynayamayız’ dedi.</p><p></p><p>Hükümet, sağ ve aşırı sağ muhalefet partileriyle birlikte, Mélenchon ve Boyun Eğmeyen Fransa hareketini gençleri siyasi çıkar için manipüle etmekle suçluyor. Mélenchon ise partisinin harekete destek verdiğini, ancak protestoları örgütlemediğini ve barışçıl kalmasını istediğini savunuyor.</p><p></p><p>5 Ekim’deki gösteriler öncesinde radikal sol Boyun Eğmeyen Fransa hareketi, ‘öğrenci, lise, sendika ve meslek örgütlerinin’ ülke çapında ortaklaşmasından övgüyle söz etti.</p><p></p><p>Becquet’ye göre, bazı siyasi liderler öğrenci hareketini ‘araçsallaştırmakla’ suçlansa da, genel olarak lise öğrencileri gerçek siyasi destek ile hareketi sömürme girişimlerini birbirinden ayırt edebiliyor.</p><p></p><p>Bazı aktörlerin harekete özel bir ilgi duymadığını, kimilerinin solda dururken kimilerinin de ‘bu durum işimize yarayabilir’ diye düşündüğünü söyledi.</p><p></p><p>Becquet, gençlerin görmezden gelinme ve sürekli eleştirilme biçimlerinin, siyasi aracılar için zemin hazırladığını vurguladı.</p><p></p><p>Protestoların, okullardaki koşullara duyulan tepkinin, Fransız toplumundaki daha derin eşitsizliklere yönelik öfkeyi yansıtması nedeniyle daha geniş bir toplumsal harekete dönüşebileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Toplumun her düzeyinde eşitsizlikler bulunduğunu, farklı sosyal gruplar arasındaki uçurumun açıldığını belirtti.</p><p></p><p>Artan hayat pahalılığı ve işçi sınıfının zaten uzun çalışma saatleri ve yorucu ulaşım süreleri gibi günlük güçlüklerle boğuştuğu göz önüne alındığında, sosyal eşitsizlikler açısından kritik bir eşiğe gelindiğini söyledi.</p><p></p><p><b>Öğrenciler protestoları sosyal medyada ‘birinci elden’ paylaşıyor</b></p><p></p><p>Öğrenci eylemlerinin ülkeye bu denli hızlı yayılmasında, ilk protestoların düzenlendiği Paris banliyölerinden paylaşılan görüntülerin sosyal medyada viral olmasının payı büyük.</p><p></p><p>Nantes Üniversitesi’nde Bilgi ve İletişim Bilimleri alanında doçent olan Olivier Ertzscheid’e göre sosyal medya, öğrencilerin hem kendi aralarında örgütlenmesini hem de sahadan birinci elden görüntülerle protestoları belgelemelerini sağlıyor.</p><p></p><p>Ertzscheid, sosyal medyanın, olaylar iyi de gitse, kötü de gitse, yaşananları olduğu gibi kayda geçirmeye imkân verdiğini; açılan adli soruşturmalarda bu görüntülerin kanıt olarak ya da en azından hukuki süreçte tamamlayıcı unsur olarak kullanılabileceğini belirtti.</p><p></p><p>Akademisyene göre sosyal medya, protestocular arasında bağ ve ortak kimlik duygusunu da besleyerek hareketin ivmesini artırıyor.</p><p></p><p>Ertzscheid, bunun gençler için grup kimliği inşa etmenin ve sosyal bağlarını – siyasi farkındalıkları ya da en azından yurttaşlık bilinci dahil – ifade etmenin bir yolu olduğunu vurgulayarak, sosyal medya kullanımının bu denli yaygın olduğu bir çağda aidiyet ve etkileşim arzusunun son derece belirleyici olduğunun altını çizdi.</p><p></p><p>Fransa’da ve dünyada gençlerin önemli bir kısmının haberleri ağırlıklı olarak sosyal medyadan takip etmesi nedeniyle bu mecraların, protestoları ve hükümetin tepkisini algılama biçimleri üzerinde de etkisi bulunuyor.</p><p></p><p>Ertzscheid, önümüzdeki haftalarda protestoların nasıl evrileceğine dair ‘katı kurallar’ olmadığını söyledi.</p><p></p><p>Ne olursa olsun, geleneksel medya ve sosyal ağların yankı odası işlevi göreceğini belirten Ertzscheid, tek başına hiçbir sosyal medya platformunun – ne kadar güçlü olursa olsun – bir hareketi başlatmaya yetmeyeceğini, ancak bu platformların görünürlük sağlama ve öğrencilerin çok hızlı biçimde örgütlenmesine imkân tanıma açısından belirleyici olduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Fransa’daki yaklaşan protestolar öncesinde farklı kesimlerin gündemlerinin birbirine yaklaştığını söyleyen Ertzscheid, tüm bu farklı öfke ve hoşnutsuzluk çıkış noktalarının zamanla birleşmesinin mümkün olduğunu, ancak aynı ölçüde, öğrenci hareketinin sönümlenip dağılmasının da ihtimal dahilinde bulunduğunu kaydetti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Papa 14. Leo, akciğerindeki nodülün alınması için ameliyat olacak</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/papa-14-leo-akcigerindeki-nodulun-alinmasi-icin-ameliyat-olacak-4600/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/papa-14-leo-akcigerindeki-nodulun-alinmasi-icin-ameliyat-olacak-4600/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T07:14:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T07:14:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C61148-BCE466-B7EC22-293DF5-E994E2-270F3B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Papa 14. Leo, akciğerinde tespit edilen bir nodülün alınması için önümüzdeki günlerde ameliyat olacağını açıkladı. 71 yaşındaki Papa, nodülün son kontroller sırasında fark edildiğini ve doktorların cerrahi müdahaleyi uygun gördüğünü belirtti.</p><p></p><p>Aziz Petrus Meydanı'nda pazar günü düzenlenen haftalık dua sırasında konuşan Leo, nodülün erken aşamada tespit edildiğini ve sınırlarının belirgin olduğunu söyledi. Papa, nodülün alınması için ameliyat olmaya karar verdiğini ve işlemin önümüzdeki günler için planlandığını ifade etti.</p><p></p><p>Ameliyatın Roma'daki Gemelli Üniversitesi Hastanesi'nde yapılması bekleniyor. Vatikan Basın Ofisi, müdahalenin haftanın başında gerçekleştirileceğini ve iyileşme sürecinin yaklaşık bir hafta sürmesinin öngörüldüğünü gazetecilere bildirdi.</p><p></p><p>Chicago doğumlu Leo, selefi Papa Francis'in ölümünün ardından 2025 yılında Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri seçilmişti.</p><p></p><p><b>Akciğer nodülü nedir?</b></p><p></p><p>Amerikan Akciğer Derneği'ne göre akciğer nodülü, göğüs röntgeni veya bilgisayarlı tomografi (BT) taramalarında tespit edilebilen, akciğerdeki yoğun dokudan oluşan küçük bir oluşumdur.</p><p></p><p>Dernek, akciğer nodüllerinin çoğunun iyi huylu olduğunu, ancak bazılarının kanserli olabileceğini belirtiyor. Nodülün kanser şüphesi taşıması veya kişinin tıbbi geçmişinin kanser riskini artırması durumunda doktorlar, oluşumun niteliğini belirlemek için ek testler isteyebiliyor.</p><p></p><p>Bu incelemeler arasında görüntüleme yöntemleri, nodül veya lenf bezlerinden alınan örneklerin incelendiği biyopsiler ve bazı durumlarda kan testleri bulunuyor.</p><p></p><p>Papa'nın akciğerindeki nodülün niteliğine ilişkin mevcut bilgiler, bunun kanserli olup olmadığını ortaya koymuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cibuti açıklarında tekne faciası: En az 139 göçmen öldü</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/cibuti-aciklarinda-tekne-faciasi-en-az-139-gocmen-oldu-244/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/cibuti-aciklarinda-tekne-faciasi-en-az-139-gocmen-oldu-244/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T07:06:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T07:06:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_316ED6-91C6E2-BD3FE4-53EAA4-6AE701-238B08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Cibuti açıklarında bu hafta başında göçmenleri taşıyan bir teknenin batması sonucu en az 139 kişi hayatını kaybetti, 84 kişi ise kayboldu. Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM), pazar günü yaptığı açıklamada, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.</p><p></p><p>IOM'ye göre, Cibuti'den Yemen'e gitmek üzere yola çıkan ve 305 kişiyi taşıyan tekne, 8 Ekim'i 9 Ekim'e bağlayan gece, Obock kasabasının kuzeyindeki Guhere yakınlarında battı.</p><p></p><p>Daha önce 109 olarak açıklanan can kaybı, 30 kişinin daha cansız bedenine ulaşılmasıyla 139'a yükseldi. İlk bulunan 109 kişinin 52'si erkek, 42'si kadın, 15'i ise çocuktu. Çocukların dokuzu kız, altısı erkekti.</p><p></p><p>IOM'nin önceki açıklamasında, kazadan 80'den fazla kişinin sağ kurtulduğu belirtilmişti. Hayatta kalanların tamamının Etiyopya vatandaşı olduğu bildirildi.</p><p></p><p>IOM'nin Cibuti Misyon Şefi Alexandre Coissac, “Bu, yıkıcı bir can kaybı. Düşüncelerimiz hayatta kalanlarla, yakınlarını kaybeden ya da ailelerinden haber alamayan kişilerle birlikte,” dedi.</p><p></p><p>Coissac, ekiplerin acil yardım sağlamak üzere yerel makamlarla birlikte sahada çalıştığını belirterek, yaşananların ekonomik fırsatlar arayan göçmenlerin bu güzergâhta karşılaştığı tehlikeleri bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.</p><p></p><p><b>Afrika Boynuzu'ndan Körfez ülkelerine uzanan tehlikeli rota</b></p><p></p><p>IOM'ye göre, her yıl on binlerce göçmen Afrika Boynuzu'ndan Cibuti üzerinden geçerek Babülmendep Boğazı'nı aşmaya ve Yemen üzerinden Körfez ülkelerine ulaşmaya çalışıyor.</p><p></p><p>Örgüt, yoksulluk, güvensizlik ve iklim değişikliğinin giderek ağırlaşan etkilerinin, Orta Doğu'da artan istikrarsızlığa rağmen çok sayıda kişiyi bu tehlikeli yolculuğa ittiğini belirtti.</p><p></p><p>IOM'nin Yerinden Edilme Takip Birimi'nin verilerine göre, 10 Eylül'den bu yana Etiyopya'dan Cibuti'ye 20 binden fazla giriş hareketi kaydedildi.</p><p></p><p>Mart ayında da Yemen'e geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan başka bir tekne Cibuti açıklarında batmış; dokuz kişi hayatını kaybetmiş, 45 kişi kaybolmuştu.</p><p></p><p>Arama kurtarma çalışmaları devam ederken IOM ve yerel makamlar kazadan sağ kurtulanlara yardım sağlıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tarihi parkta 500'den fazla ağacı kesip golf sahası yapacaklar</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/tarihi-parkta-500den-fazla-agaci-kesip-golf-sahasi-yapacaklar-1709/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/tarihi-parkta-500den-fazla-agaci-kesip-golf-sahasi-yapacaklar-1709/</id>
<published><![CDATA[2026-10-11T06:17:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-11T06:17:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5D61E5-38159B-7F77B2-9823DE-6969A3-955118.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin başkenti Washington'da, Başkan Donald Trump'ın yeniden tasarlamak istediği tarihi bir golf sahasında 500'den fazla ağacın kesilmesi gündemde.</p><p></p><p>ABD Ulusal Park Servisi (NPS), East Potomac Golf Links sahasındaki çalışmalar kapsamında ilk aşamada 169 ağacın kesileceğini, ardından 90 ağacın daha kaldırılmasının planlandığını bildirdi. Kurum, toplamda 529 ağacın kesilebileceğini belirtti.</p><p></p><p>Washington Post'un federal mahkemeye sunulan yeni bir belgeye dayandırdığı habere göre, çalışmaların cumartesi günü başlaması planlanıyor. Ağaç kesimi, Trump yönetiminin yaklaşık bir asırlık kamuya açık golf sahasını büyük şampiyonalara ev sahipliği yapabilecek daha üst düzey bir tesise dönüştürme önerisine karşı açılan dava sürerken gündeme geldi.</p><p></p><p>Yönetim, golf sahasının geleceğine ilişkin nihai bir tasarım, maliyet hesabı, finansman planı veya kapanış takvimi açıklamış değil. Trump daha önce inşaatın 1 Eylül'de başlayacağını söylemişti. Ancak Ulusal Park Servisi, mahkemeye sunduğu son belgede, yeniden tasarım fikrini hâlâ değerlendirme aşamasındaki olası bir proje olarak tanımladı.</p><p></p><p><b>Yönetim ağaç kesiminin bakım çalışması olduğunu savunuyor</b></p><p></p><p>Ulusal Park Servisi, yeni kesim planının golf sahasında yıllardır ertelenen bakım çalışmalarını gerçekleştirmek ve alanın tarihi niteliğini korumak amacı taşıdığını belirtiyor. Kuruma göre çalışma, Trump'ın önerdiği yeniden tasarım projesinden bağımsız yürütülecek ve golf sahasının deliklerinin yerleşimini, oyun güzergâhlarını, çim alanlarını, kum engellerini veya arazi yapısını değiştirmeyecek.</p><p></p><p>NPS, kesilmesi planlanan ağaçların tarihi peyzajın korunmasına katkı sağlamadığını savunuyor. Kurum, tarihi açıdan önem taşıyan sağlıklı kiraz ağaçlarının yeni çalışma kapsamında kesilmeyeceğini de belirtiyor.</p><p></p><p>Eylül ayında görülen duruşmada Adalet Bakanlığı avukatı, sahada daha önce 150 ağacın kesildiğini söylemişti. Bunların 77'si istilacı türlerden, 73'ü ise ölü, ölmekte olan veya tehlikeli olarak değerlendirilen ağaçlardan oluşuyordu.</p><p></p><p>Yeni mahkeme belgesinde ise kesilmesi planlanan ağaçların tarihi peyzajın parçası sayılmadığı ifade ediliyor. Bu yaklaşım, sağlıklı olsa bile tarihi açıdan önemli görülmeyen bazı ağaçların da kesilebileceğine işaret ediyor.</p><p></p><p>Çalışmaların, Park Servisi çalışanlarının birikmiş atık ve istilacı bitki örtüsü nedeniyle "Trash Island" (Çöp Adası) adını verdiği, yoğun bitki örtüsüne sahip merkezi bir alanda başlaması planlanıyor.</p><p></p><p><b>Bakım çalışması ile yeniden tasarım arasındaki ayrım tartışılıyor</b></p><p></p><p>Ağaç kesimi, Trump yönetiminin golf sahasını yeniden düzenleme planına karşı açılan davanın önemli başlıklarından biri. Davacılar, yönetimin daha büyük yeniden geliştirme projesini uygulamaya koymaya başladığını ancak ağaç temizliği gibi hazırlık çalışmalarını ayrı bakım faaliyetleri olarak göstermeye çalıştığını savunuyor.</p><p></p><p>Hükümet ise Ulusal Park Servisi'nin alanı yönetmek için bağımsız yetkiye sahip olduğunu ve mevcut çalışmaların gelecekteki herhangi bir tasarımı zorunlu kılmadığını ileri sürüyor.</p><p></p><p>ABD Bölge Yargıcı Ana Reyes, geçen ay önceki ağaç kesimini durdurma talebini reddetmiş ve yönetimin çalışmaların yeniden tasarımın uygulanması değil, bakım amacı taşıdığı yönündeki savunmasını kabul etmişti. Ancak yargıç, Park Servisi'nden 10'dan fazla ağacın kesilmesinden veya golf sahasına ağır iş makinelerinin getirilmesinden önce mahkemeye bilgi vermesini istemişti.</p><p></p><p>Son başvuruda kurum, ağaç kesiminin daha büyük proje hayata geçirilmese bile devam edeceğini belirtti. Yönetim ayrıca olası yeniden tasarım için federal tarihi koruma mevzuatı kapsamındaki danışma sürecini başlattığını bildirdi.</p><p></p><p><b>Park kullanıcıları da projeye itiraz ediyor</b></p><p></p><p>Golf sahasının yeniden düzenlenmesi planı, bölgedeki park kullanıcılarının da tepkisini çekiyor. Bisikletliler ve diğer kullanıcılar protestolar düzenlerken, projeye karşı 5 binden fazla imza toplayan bir kampanya yürütülüyor.</p><p></p><p>İtirazların odak noktalarından biri, yeniden tasarımın koşucular, bisikletliler, balıkçılar ve aileler tarafından kullanılan popüler Ohio Drive güzergâhını ortadan kaldırabileceği endişesi. Yönetim, yolun geleceğine ilişkin henüz bir açıklama yapmadı.</p><p></p><p>Mahkemeye sunulan son belgeye göre Ulusal Park Servisi, ağaç kesimi çalışmalarını hızlandırmak için 20 ila 50 arasında geçici işçi ve ek finansman aldı. Ancak belgede işçilerin kimliği ile sağlanan ek paranın kaynağı ve miktarı açıklanmadı.</p><p></p><p>Şimdilik yönetim, ağaç kesimi ile golf sahasının geleceğine ilişkin daha kapsamlı plan arasında ayrım yapmayı sürdürüyor. Nihai yeniden tasarımın nasıl olacağı henüz belli değil, buna karşılık yüzlerce ağacın kesilmesine yönelik hazırlıklar devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"8 tane Nobel Barış Ödülü almam gerekir"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/8-tane-nobel-baris-odulu-almam-gerekir-714/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/8-tane-nobel-baris-odulu-almam-gerekir-714/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T10:30:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T10:30:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F178F5-77592A-136223-F3B5AF-A89310-214FEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NBC News'in haberine göre, Trump New York'taki Cumhuriyetçilere destek vermek amacıyla düzenlenen bir mitingde Nobel Barış Ödülü hakkında konuştu.</p><p></p><p>Nobel Komitesinin bu yılın barış ödülünü kendisine vermeme kararını eleştiren Trump, bu kararın "Norveç'te silinmez bir leke bıraktığını" söyledi.</p><p></p><p>Trump, devam eden 8 çatışmayı sona erdirdiğini ileri sürerek, bu çabaları karşılığında 8 Nobel Barış Ödülü alması gerektiğini savundu.</p><p></p><p>Afrika ve Asya'daki çatışmaları sona erdirmek veya önlemek için gösterdiği çabalar ve "tarihteki herkesten daha fazla hayat kurtarmış" olması gibi iddialarını ödül kazanmasına neden olarak gösteren Trump, Nobel Barış Ödülü'nün bu yılki sahibi hakkında "Çok fazla insan tanıyorum. Bu kişiyi hiç duymadım, ama yine de tebrikler." yorumunu yaptı.</p><p></p><p>Trump ayrıca konuya ilişkin "Başkanınız olarak benim temsil ettiğim ABD, Nobel Barış Ödülü'nü almalıydı, ama almadı." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>2026 Nobel Barış Ödülü, barış ve uluslararası hukuka yönelik çalışmalarından dolayı Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Navi Pillay'a verilmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Batı Şeria'da öldürülen ABD'liler örtbas edilmiş</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/bati-seriada-oldurulen-abdliler-ortbas-edilmis-1080/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/bati-seriada-oldurulen-abdliler-ortbas-edilmis-1080/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T10:26:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T10:26:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_55C0A4-3DE379-012189-9CC4D3-C0FAD8-8C294F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Van Hollen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "ABD'nin İsrail Büyükelçiliği, Amerikan vatandaşlarının öldürülmesiyle ilgili bilgileri gizliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Demokrat Senatör, "(ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike) Huckabee ve onun bu konudaki yetkili temsilcisi, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetini ve İsrail hükümetini korumak amacıyla bu bilgileri örtbas ediyor." ifadesini kullanarak, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinden "bu örtbas girişimini soruşturmasını" talep etti.</p><p></p><p>ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminin halihazırda "İsrail hükümetini koruyup örtbas ettiğini" kaydeden Van Hollen, "Eğer öldürülen Amerikan vatandaşlarının hakkını savunmazsak, bu durum ister Batı Şeria'da ister dünyanın başka bir yerinde olsun, haksız yere öldürülen hiç kimseyi savunamayacağımızı gösterir." görüşünü paylaştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Panama'da 7.6 şiddetinde deprem, uçuşlar durduruldu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/panamada-76-siddetinde-deprem-ucuslar-durduruldu-3041/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/panamada-76-siddetinde-deprem-ucuslar-durduruldu-3041/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T09:52:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T09:52:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_725D9A-8E97ED-3F966F-924AAD-55D9F9-B1114C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Jeolojik Araştırmalar Bürosu (USGS), Panama depreminin büyüklüğünü 8.0'den 7.6'ya düşürdü.</p><p></p><p><b>9 ülke için tsunami uyarısı yayımlandı</b></p><p></p><p>Panama açıklarında 7.6 büyüklüğünde güçlü bir deprem meydana geldi ve ABD Tsunami Uyarı Sistemi, önümüzdeki üç saat içinde Panama, Kolombiya, Kosta Rika, Ekvador, Peru, Nikaragua, Guatemala, El Salvador ve Meksika kıyılarının bazı bölgelerinde tehlikeli tsunami dalgalarının oluşabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p><p></p><p>Depremin ardından yıkım görüntüleri gelmeye başladı:</p><p></p><p>Panama Ulusal Sivil Koruma Sistemi (SINAPROC) ise ilk incelemeler doğrultusunda can kaybı veya yaralanma tespit edilmediğini açıkladı.</p><p></p><p><b>30’dan fazla artçı sarsıntı kaydedildi</b></p><p></p><p>Ana depremin ardından bölgede 211 ile 6 büyüklüğü arasında 30’dan fazla artçı sarsıntı meydana geldi. Uzmanlar, artçı depremlerin önümüzdeki saatlerde de devam edebileceği konusunda uyarıda bulundu.</p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/panama-i.jpg" alt="panama-i">Panama açıklarında 7.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliğinin 10 km olduğu bildirildi.</p><p></p><p>Başkent Panama City’de metro seferleri durdurulurken yüksek katlı binalar da tedbir amacıyla boşaltıldı. Bazı bölgelerde elektrik ve iletişim kesintileri yaşandığı, altyapıya yönelik kontrollerin sürdüğü bildirildi.</p><p></p><p>Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde çok sayıda kişinin sokaklara ve açık alanlara çıktığı, bazı binalarda ise hasar oluştuğu görüldü. Depremin Panama dışında bazı Orta Amerika ülkelerinde ve Kolombiya’nın çeşitli kentlerinde de hissedildiği aktarıldı.</p><p></p><p><b>Tocumen Uluslararası Havalimanı’nda uçuşlar durduruldu</b></p><p></p><p>Panama’nın güneyinde meydana gelen depremin ardından ülkenin en önemli hava ulaşım merkezlerinden Tocumen Uluslararası Havalimanı’ndaki tüm uçuş operasyonları geçici olarak askıya alındı.</p><p></p><p>Tocumen Uluslararası Havalimanı yönetimi, daha sonra yaptığı açıklamada uçuşların terminal binaları ve kontrol kulesindeki güvenlik incelemeleri tamamlandıktan sonra yeniden başlatılacağını duyurdu.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeni Beyaz Saray basın sözcüsü Katie Zacharia oldu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/yeni-beyaz-saray-basin-sozcusu-katie-zacharia-oldu-9992/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/yeni-beyaz-saray-basin-sozcusu-katie-zacharia-oldu-9992/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T09:46:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T09:46:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E76EEF-2787E9-BD4065-53F99F-848380-868533.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamayla Katie Zacharia’nın Beyaz Saray’ın yeni basın sözcüsü olarak görevlendirildiğini duyurdu.</p><p></p><p>Halihazırda Truth Social’da (Trump Medya ve Teknoloji Grubu) kıdemli iletişim danışmanı olarak çalışan Zacharia, daha önce İç Güvenlik Bakanlığı bünyesinde sözcülük ve halkla ilişkilerden sorumlu bakan yardımcılığı görevlerini yürütmüştü.</p><p></p><p>Zacharia’nın Kaliforniya doğumlu olduğunu belirten Trump, yeni basın sözcüsünün görevindeki performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p></p><p>Trump, açıklamasında Zacharia’nın seçim kampanyalarında aktif rol aldığını ve kritik eyaletlerde kendisine destek verdiğini vurguladı. Yeni sözcünün, Karoline Leavitt’in yerine göreve geleceğini belirten Trump, Leavitt’in çalışmalarını da övdü.</p><p></p><p>Zacharia’ya duyduğu güveni dile getiren Trump, şu ifadeleri kullandı:</p><p></p><p>“Destek konusunda kusursuz bir sicile sahip ve en başından beri sadık ve parlak bir destekçi oldu. Katie’nin, Beyaz Saray Basın Sözcüsü olarak ülkemiz için güçlü sonuçlar elde edeceğinden eminim. Çünkü medyanın, Amerikan halkının ve yönetimimin saygısını kazanmış durumda ve onlarla harika bir şekilde çalışacak. İyi şanslar Katie!”</p><p></p><p><b>Leavitt, ailevi nedenlerle görevden ayrılacağını açıklamıştı</b></p><p></p><p>Trump, 12 Ağustos’ta Karoline Leavitt’in küçük çocuklarına ve ailesine daha fazla zaman ayırabilmek için görevinden ayrılacağını açıklamıştı. Leavitt ise daha sonra, başkanın en üst düzey dış danışmanı olarak görev yapmayı sürdüreceğini belirtmişti.</p><p></p><p>Öte yandan New York Times, bu haftanın başında yayımladığı haberde Leavitt’in 1 Kasım itibarıyla Fox News’te canlı yayın yorumcusu olarak görev almaya başlayacağını bildirmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">El Niño ne zaman zirveye çıkıp sona erecek</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/el-nino-ne-zaman-zirveye-cikip-sona-erecek-7173/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/el-nino-ne-zaman-zirveye-cikip-sona-erecek-7173/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T07:08:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T07:08:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1A8D0A-CDC712-6F72D2-2B21C1-320552-E2075A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>2026, dünya aşırı hava olaylarının saldırısına hazırlanmaya çalışırken, yaşayan hafızada görülen en büyük El Niño olayına sahne olan yıl olarak tarihe geçebilir.</p><p></p><p>İspanyolcada 'oğlan' anlamına gelen El Niño adı verilen bu doğal hava olayı, doğu Pasifik Okyanusu'ndaki deniz sıcaklıkları olağandışı biçimde yükseldiğinde, düzensiz aralıklarla – yaklaşık her iki ile yedi yılda bir – ortaya çıkıyor. Uzmanlar, yılın başında, okyanusun alt katmanlarındaki büyük miktardaki ısının ve alçak seviyedeki ticaret rüzgarlarının zayıflamasının beklendiği için güçlü bir El Niño'nun oluşabileceği konusunda uyarı yapmaya başladı.</p><p></p><p>Haziranın ilk haftasında, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), El Niño koşullarının resmen başladığını teyit etti. Yaz sonuna doğru uzmanlar, 'benzeri görülmemiş' El Niño'nun 19. yüzyıldan bu yana kaydedilen en büyük olay haline gelebileceği konusunda uyararak, bu olaya 'Godzilla' ya da 'Süper' El Niño lakabını taktı.</p><p></p><p><b>El Niño giderek güçleniyor mu, etkileri neler?</b></p><p></p><p>WMO (kaynak İngilizce)ya göre, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında merkezi ve doğu tropik Pasifik'teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması bekleniyor.</p><p></p><p>El Niño'nun kalbi sayılan orta-doğu ekvatoral Pasifik bölgesindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki sapmalar, yaygın olarak kullanılan Niño 3.4 endeksiyle ölçülüyor. Bu endeks, 2026 Haziranında normalin 1,6 °C üzerinde olan ortalamadan, Ağustosta normalin 2,5 °C üzerine kadar belirgin biçimde yükseldi.</p><p></p><p>Ekim-Kasım-Aralık dönemi için, mevsimlik ortalama Niño 3.4 deniz yüzeyi sıcaklığı sapmasının yaklaşık 3,7 °C'ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu, ölçümlerin başladığından bu yana kaydedilen en yüksek değer olacak ve Kasım 2015-Ocak 2016 dönemindeki önceki 2,6 °C'lik rekoru geride bırakacak.</p><p></p><p>Önceki El Niño olayları, rekor kıran sıcaklıklara katkıda bulunarak dünyanın dört bir yanında uzun süreli kuraklıkları, ani sel baskınlarını ve ölümcül orman yangınlarını körükledi.</p><p></p><p>El Niño'nun hava durumu etkileri ağırlıklı olarak tropik bölgelerde hissediliyor, ancak Avrupa da daha ılıman ve yağışlı kışlar yaşayabiliyor. El Niño'nun zirveye ulaşması ayrıca kutup girdabını zayıflatabilir ve soğuk hava dalgası yaşanma olasılığını artırabilir.</p><p></p><p>Güney Amerika, ABD'nin güney kesimleri, Doğu Afrika ve Orta Asya, önceki El Niño olayları sırasında taşkın risklerinin arttığı bölgeler oldu; buna karşılık Avustralya'nın geniş kesimlerinde, Güney Amerika'nın kuzeyinde ve Endonezya gibi bazı Asya ülkelerinde kuraklık ve orman yangını riski yükseliyor.</p><p></p><p>Denizaşırı aşırı hava olayları Avrupa üzerinde de domino etkisi yaratacak. Hollanda'daki IHE Delft Su Eğitimi Enstitüsü, El Niño'dan doğrudan etkilenen bölgelerde çalışıyor ve Avrupa'nın ithal ettiği birçok temel gıda ürününün risk altında olduğu uyarısında bulunuyor.</p><p></p><p>Örneğin Nikaragua'da, mısır ve fasulye gibi ürünler zaten kırılgan olan bölgelerde tarlalarda tutmayabilir; bu da ülkede gıda güvensizliğine ve gelir kaybına yol açabilir. Yağış azlığı ve nehirlerdeki düşük debiler, Kolombiya, Kuzeydoğu Brezilya ve Hindistan'daki sulanan ürünlerin ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kalması ya da yeraltı sularına daha fazla bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor; bu da bölgedeki su kaynaklarının aşırı kullanımı ve ihracat sıkıntılarıyla sonuçlanabilir.</p><p></p><p><b>El Niño zaman çizelgesi: Ne zaman zirve yapacak, ne zaman sona erecek?</b></p><p></p><p>WMO'nun son açıklamasına göre El Niño'nun Aralık ayında zirveye ulaşması ve gelecek yıla kadar devam etmesi bekleniyor.</p><p></p><p>WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, 'El Niño bütünüyle yerleşmiş durumda ve hızla güçleniyor' uyarısında bulunuyor. Saulo, 'WMO tahminleri, El Niño'nun 2027 Şubatına kadar neredeyse yüzde 100 olasılıkla devam edeceğini ve en az 1950'den bu yana görülen en güçlü olaylardan biri olabileceğini gösteriyor' diyor.</p><p><b><br /></b></p><p><b>El Niño, Atacama Çölü'nü dönüştürüyor: Binlerce hektar çiçekle kaplı</b></p><p></p><p>Bu neredeyse kesin oran, tek bir iklim modelinden gelmiyor. WMO, tahmini oluşturmak için 13 ulusal ve uluslararası merkezden alınan okyanus şamandıraları, uydu ve radyosonde ölçümlerini bir araya getirdi.</p><p></p><p>El Niño'nun 2027 ilkbaharına kadar sona ermesi beklenmiyor, ancak etkileri muhtemelen daha da uzun sürecek. Uzmanların, gelecek yılın kayıtlardaki en sıcak yıl haline gelebileceği konusunda uyarmasının nedeni de bu.</p><p></p><p><b>El Niño iklim değişikliğiyle çarpışıyor</b></p><p></p><p>El Niño olaylarının çoğu, küresel ortalama sıcaklıkları yaklaşık 0,2 °C yükseltiyor. Bu artış, Küresel Güney'de aşırı hava koşullarını tetiklemek için yeterli olsa da, iklim değişikliğinin yol açtığı ek ısınmanın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor.</p><p></p><p>Fosil yakıtların yakılması nedeniyle insan kaynaklı küresel ısınma, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarını sanayi öncesi döneme göre 1,3 ila 1,4 °C artırdı. Avrupa'da yaşanan kavurucu yazların, uzun süreli kuraklıkların ve ölümcül orman yangınlarının zemini de bu ısınmayla hazırlandı.</p><p></p><p>Günümüzde El Niño'nun etkileri, halihazırda ısınmakta olan bir dünyayla birleşiyor ve tanık olduğumuz aşırı hava koşulları üzerinde çok daha güçlü bir etki yaratıyor. Örneğin 2025, doğal olarak oluşan serinletici etkisine rağmen, El Niño'nun karşıtı La Niña yılından daha sıcak olan, kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl oldu; 2016'daki El Niño yılını geride bıraktı.</p><p></p><p>Son araştırmalar, iklim değişikliğinin El Niño olaylarını da turbo şarja bağlayarak, bunları sanayi öncesi döneme kıyasla yüzde 36 oranında güçlendirdiğini öne sürüyor.</p><p></p><p>Saulo, Ekim ayında Bangkok'taki Global Heat Forum'a yaptığı açıklamada, 'El Niño gezegene yeni ısı eklemiyor. Okyanusun halihazırda yüzeyin altında depoladığı ısıyı açığa çıkarıyor; bu nedenle güçlü bir olay çoğu zaman 2024'te olduğu gibi ölçülen en sıcak yıllardan birine denk geliyor' dedi.</p><p></p><p>'Isısını çektiği okyanus, şimdiye kadar ölçtüğümüz en sıcak halinde. Açığa çıkacak ısı miktarı hiç olmadığı kadar fazla.'</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tatil selfiesini en çok hangi Avrupalılar paylaşıyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/tatil-selfiesini-en-cok-hangi-avrupalilar-paylasiyor-3614/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/tatil-selfiesini-en-cok-hangi-avrupalilar-paylasiyor-3614/</id>
<published><![CDATA[2026-10-10T05:12:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-10T05:12:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AF8D85-435A7C-8FC68F-46109D-E7424C-191AEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sanal âlemde dolaşan reel'ler, fotoğraf kareleri ve vlog'lar, gerçek hayatta seyahat etme biçimimizi etkiliyor mu? Eğer Portekizli bir gezginseniz, yolculuklarınızdan selfie ve kişisel fotoğraf yükleme olasılığınız başka ülkelerden gelen turistlere kıyasla muhtemelen daha yüksek.</p><p></p><p>Bu, sosyal medyanın seyahat tercihlerini nasıl şekillendirdiğini inceleyen çevrim içi seyahat acentesi Opodo'nun son araştırmasının bulgularından biri. Çalışma, Birleşik Krallık, ABD, Portekiz, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa'dan 9.000 yolcunun verdiği yanıtlara dayanıyor.</p><p></p><p>Araştırmaya göre Portekizli gezginler, seyahatlerinden selfie ve kişisel fotoğraf paylaşma konusunda ilk sırada (%50). Onları ankette ikinci sırada yer alan İspanyol yolcular izliyor (%40); ardından İtalyanlar (%35), Almanlar (%30) ve Fransızlar (%22) geliyor.</p><p></p><p>Opodo'nun anketinde katılımcılara, daha önce hiç akıllarına gelmeyen bir yere gitmek için ilhamlarını sosyal medyadan alıp almadıkları da soruldu.</p><p></p><p>Bu durum özellikle 25-35 yaş arasındaki gezginler için geçerli; yüzde 52'si tatil seçimlerinde gerçekten sosyal medyadan ilham aldığını söylüyor. Bu oran, 2024'te yapılan benzer bir anketteki yüzde 32'lik seviyenin oldukça üzerinde.</p><p></p><p>Bu eğilim, Z kuşağı yolcular arasında daha da belirgin ve oran yüzde 59'a çıkıyor. Buna karşılık, 65 yaş ve üzerindeki katılımcıların yalnızca yüzde 5'i ilhamını sosyal medyadan aldığını belirtiyor.</p><p></p><p><b>Seyahat kararlarında sosyal medyanın etkisi</b></p><p></p><p>Atlantik'in öte yakasında ise, sosyal medyadan etkilenip yurtdışına seyahat etme olasılığı en yüksek grup Amerikalı yolcular; oran yüzde 49. ABD'yi İspanya'dan (%48) ve İtalya'dan (%44) gelen gezginler izliyor. Ankete göre Britanyalılar ise sosyal medyanın kendileri üzerinde etkisi olduğunu söyleyenlerin oranının sadece yüzde 25 ile en az ilgi gösteren pazar.</p><p></p><p>"Sosyal medya dünyaya açılan güçlü bir pencereye dönüştü; seyahat keşfini her zamankinden daha erişilebilir, görsel ve kişisel hale getiriyor" diye konuştu eDreams ODIGEO'nun Seyahat Direktörü Pablo Caspers.</p><p></p><p>"İster alışılmış rotaların dışındaki bir noktayı keşfetmek, ister sevdiklerinizle anıları ölümsüzleştirmek olsun, çevrim içi platformlar gezginlerin yolculuklarının en güzel anlarını paylaşmasına ve başkalarını keşfe çıkmaya teşvik etmesine imkân veriyor".</p><p></p><p>Peki sosyal medya seyahat alışkanlıklarımızı başka hangi yollarla etkiliyor?</p><p></p><p><b>Gerçek ile dijital kurgu arasındaki fark</b></p><p></p><p>Gezginlere, yolculukları beklentilerini karşılamasa bile sosyal medyada olumlu görünüm veren paylaşımlar yapma olasılıklarının ne kadar yüksek olduğu da soruldu.</p><p></p><p>Opodo, Portekizli yolcuların yüzde 54 ile yine zirvede olduğunu ve seyahatin kalitesinden bağımsız olarak pozitif bir sosyal medya imajı sürdürme olasılığı en yüksek grup olduğunu tespit etti. Portekizlileri yüzde 46 ile ABD'li, yüzde 36 ile İspanyol gezginler izliyor.</p><p></p><p>Araştırmaya göre Britanyalıların çoğu "görece samimi" kalıyor; yüzde 27'si "olumlu paylaşım yapmalarının çok düşük bir ihtimal" olduğunu söylüyor. Alman yolcular da hayal kırıklığı yaratan bir seyahati olumlu göstermeye en az meyilli gruplardan; yalnızca yüzde 23'ü böyle paylaşımlar yapacağını belirtiyor.</p><p></p><p><b>Avrupa'nın gurmeleri</b></p><p></p><p>Görünüşe göre Portekizliler aynı zamanda büyük yemek meraklıları; katılımcıların yüzde 66'sı şölenlerini çevrim içi olarak paylaştığını söylüyor. İspanya'dan gezginler yüzde 57 ile ikinci sırada, onları yüzde 51 ile Alman yolcular takip ediyor.</p><p></p><p><b>Avrupalılar seyahatlerinden başka neleri paylaşıyor?</b></p><p></p><p>Otel ve konaklama yerlerini paylaşmaya gelince, kaldıkları yerde çekilmiş fotoğrafları çevrim içi yayınlama konusunda yüzde 51 ile ilk sırayı Almanlar alıyor. Onları Portekizli, Fransız ve İspanyol yolcular izliyor; Portekizlilerin bunu yapma olasılığı yüzde 41 iken, Fransızlar ve İspanyollar için oran yüzde 38.</p><p></p><p>Portekizli gezginler kaçamakları sırasında manzaralar ve simge yapılar karşısında en çok büyülenen grup; yüzde 88'i çevrim içi paylaşımlarının bunlara odaklandığını söylüyor. İspanyollar da çevrelerindeki manzarayı fotoğraflamayı seviyor (%82); onları Fransız ve Alman yolcular izliyor ve her iki grup için oran yüzde 76.</p><p></p><p>Selfie ve yemek fotoğrafı paylaşma, çevrelerine hayran kalma konusunda en hevesli grup olmalarının yanı sıra, Opodo Portekizlilerin aynı zamanda en macera arayan gezginler olduğunu da ortaya koydu.</p><p></p><p>Portekizli katılımcıların yüzde 66'sı seyahatleri sırasında yaşadıklarını ve yaptıkları aktiviteleri paylaştığını belirtti. Onları yüzde 57 ile İspanyol ve Alman yolcular, ilk üçlüyü yüzde 53 ile tamamlayan İtalyan gezginler takip ediyor.</p><p></p><p><b>Seyahatte sosyal medyayı en çok kim önemsiyor?</b></p><p></p><p>Opodo'nun araştırması, seyahat söz konusu olduğunda sosyal medyada söylenenlere gezginlerin büyük ölçüde önem verdiğini gösteriyor.</p><p></p><p>Portekizli yolcuların yüzde 90'ı bu konuda hassas olduğunu belirtirken, onları yüzde 87 ile İtalyan ve İspanyol gezginler izliyor. Fransız ve Alman katılımcılar ise yüzde 82 ile eşit düzeyde.</p><p></p><p>Tatile çıkmış olsalar bile düzenli olarak sosyal medyayı kontrol etmek söz konusu olduğunda, bunu yapma olasılığı en yüksek gruplar yüzde 34 ile Alman ve ABD'li yolcular. Portekiz ve İspanya'dan gezginler sırasıyla yüzde 33 ve yüzde 27 ile onları izliyor. Öte yandan, İtalyan yolcular seyahatte sosyal medyadaki gelişmeleri en az takip eden grup ve oran yüzde 20.</p><p></p><p><b>Sosyal medya Avrupa'daki gezginleri başka nasıl etkiliyor?</b></p><p></p><p><b><i>Rezervasyon yapmadan önce tatillerini gözlerinde canlandırmak için sosyal medyadan faydalanma olasılığı en yüksek gezginler hangileri?</i></b></p><p></p><p>1. Portekiz: %22</p><p>2. İtalya: %20</p><p>3. Almanya: %19</p><p>=4. İspanya: %17</p><p>=4. Fransa: %17</p><p></p><p><b><i>Gizli güzellikleri ve alışılmış rotaların dışındaki destinasyonları keşfetmek için sosyal medyayı kullanan gezginler hangileri?</i></b></p><p></p><p>1. Portekiz: %42</p><p>2. İspanya: %40</p><p>3. İtalya: %36</p><p>4. Fransa: %30</p><p>5. Almanya: %26</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'den Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım kararı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abdden-uluslararasi-ceza-mahkemesine-yaptirim-karari-1659/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abdden-uluslararasi-ceza-mahkemesine-yaptirim-karari-1659/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T15:54:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T15:54:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_0431AE-4E82F1-E1E1E6-35C1CC-5D9336-18AAE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uygulamaya başladı. Karar, eski UCM yargıcı Navi Pillay'in Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasının ardından saatler içinde duyuruldu.</p><p></p><p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'un Amerikalıların UCM tarafından yargılanmasına izin vermeyeceğini belirterek mahkemeyi 'haydut' olarak nitelendirdi. Rubio, yaptırımlarla mahkemenin kaynaklarının kesileceğini ve faaliyet yürütme kapasitesinin ciddi biçimde zayıflatılacağını söyledi.</p><p></p><p>UCM Başsavcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan ise yaptırım kararını kınadı. Khan, mahkemenin soruşturma ve kovuşturmalarını sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.</p><p></p><p><b>Netanyahu hakkındaki tutuklama kararları</b></p><p></p><p>Washington'un UCM'ye yönelik tepkisinin başlıca nedenleri arasında, Reuters'a göre İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer hakkında çıkarılan tutuklama kararları bulunuyor. ABD yönetimi ayrıca mahkemenin geçmişte Afganistan'da görev yapan ABD askerlerine yönelik soruşturmasından da rahatsızlık duyuyor. Söz konusu soruşturma daha sonra kapatılmıştı.</p><p></p><p>2002 yılında kurulan UCM; savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi suçları kovuşturmak amacıyla faaliyet gösteriyor. Mahkemenin 125 üye ülkesi bulunuyor. Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı mahkemeye üye olurken, NATO üyeleri arasında ABD ve Türkiye UCM'nin tarafı değil.</p><p></p><p><b>Yaptırımlar şirketleri de etkileyebilir</b></p><p></p><p>Yaptırımların, mahkemeye hizmet sağlayan şirketler açısından da sonuçları olabileceği belirtiliyor. Bankalar, sigorta şirketleri ve yazılım sağlayıcıları gibi kuruluşlar, UCM ile iş ilişkileri nedeniyle baskıyla karşılaşabilir.</p><p></p><p>Mahkeme, olası etkileri sınırlamak amacıyla bazı hazırlıklar yaptı. Bu kapsamda Microsoft yazılımlarından açık kaynaklı alternatiflere geçiş ve bankacılık ile sigorta düzenlemelerinde değişiklikler gündeme geldi.</p><p></p><p>Rubio, yaptırımların müzakerelere kapıyı tamamen kapatmadığını belirterek UCM'nin tehdit olarak gördükleri adımlarını sona erdirmesi gerektiğini savundu. Üst düzey bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi de Hazine Bakanlığı'nın Amerikan çıkarlarını korumaya yönelik lisanslar çıkaracağını, bunun geçici muafiyetleri içerebileceğini ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ukrayna'dan BM Güvenlik Konseyine acil toplantı çağrısı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ukraynadan-bm-guvenlik-konseyine-acil-toplanti-cagrisi-1348/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ukraynadan-bm-guvenlik-konseyine-acil-toplanti-cagrisi-1348/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T09:31:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T09:31:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A4763C-F8A84F-9E4637-E46794-35CEE3-28EE29.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sybiha, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna’nın son günlerde yoğun hava saldırıları altında olduğuna dikkati çekerek, "Ukrayna, Rusya'nın yeni terör dalgasına yanıt olarak BM Güvenlik Konseyinin toplanmasını talep etti." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>Rus ordusunun 7 Ekim’de Priluki şehrine saldırı düzenlediğini, dün de Kramatorsk’ta iki yolcu otobüsünü hedef aldığını kaydeden Sybiha, başkent Kiev’e de saldırılar yapıldığını, bu nedenle son günlerde 78 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 215 kişinin yaralandığını açıkladı.</p><p></p><p>Sybiha, "Savaş alanında herhangi bir sonuç elde etmeyi başaramayan savaş suçlusu (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, Ukrayna'nın sivil halkına yönelik terörü artırıyor." yorumunda bulundu.</p><p></p><p>Rusya'nın BM Daimi Temsilciliğinin "yasa dışı" olduğunu savunan Sybiha, "Uluslararası toplum, BM Şartı'nın ilkelerine bağlı kalmalı, Rusya'nın eylemlerine somut ve uygun bir yanıt verilmesini sağlamalıdır." görüşünü paylaştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">New York'ta ICE ajanı bir kişiyi vurdu, araçta 5 yaşında çocuk da vardı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/new-yorkta-ice-ajani-bir-kisiyi-vurdu-aracta-5-yasinda-cocuk-da-vardi-7734/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/new-yorkta-ice-ajani-bir-kisiyi-vurdu-aracta-5-yasinda-cocuk-da-vardi-7734/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T09:11:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T09:11:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BDEC14-3C4B9C-6C8866-5C4444-690968-D8CE73.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), New York'un Marble Hill semtinde, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanının bir kişiyi vurduğunu bildirdi. Açılan ateş sonucu yaralanan kişi, hayati tehlike oluşturmayan yaralarla hastaneye kaldırıldı. New York Polis Departmanı (NYPD) ise olayla herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını bildirdi.</p><p></p><p>Çeşitli kaynaklar, vurulan kişiye dair çeşitli bilgiler aktarıyor. CBS News'e konuşan kolluk kuvvetleri kaynakları, ICE ajanlarının, operasyonun hedefi olmayan başka bir kişinin vurulduğunu aktardı.</p><p></p><p><b>DHS'den operasyon açıklaması</b></p><p></p><p>ICE'nin bağlı olduğu DHS, olay öncesinde ABD'de yasa dışı olarak bulunduğu iddia edilen Dominik Cumhuriyeti vatandaşı bir erkeğin yakalanmasına yönelik hedefli bir operasyon yürütüldüğünü ve operasyon sırasında bu kişinin yaralandığını bildirdi.</p><p></p><p>DHS ayrıca vurulan kişinin Trinitarios çetesiyle bağlantılı olduğunu ve geçmişte saldırı suçundan tutuklandığını ileri sürdü. Bakanlık, şahsın büyük hırsızlık, soygun, uyuşturucu ve silah bulundurma suçlarından da hüküm giydiğini iddia etti. Açıklamaya göre, söz konusu kişi Aralık 2023'te NYPD tarafından gözaltına alınmış, ancak birkaç gün sonra serbest bırakılmıştı.</p><p></p><p>DHS, yaralanan kişinin çete bağlantısı ve geçmişteki suçları bulunduğunu iddia ederken, olayla ilgili FBI ve İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) tarafından soruşturma başlatıldığını açıkladı.</p><p></p><p><b>Mamdani: Araçta 5 yaşında çocuk bulunuyordu</b></p><p></p><p>New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk bilgilere göre silah sesleri duyulduğu sırada yaralanan kişinin aracında 5 yaşında bir çocuğun bulunduğunu bildirdi. Mamdani, çocuğun olayda yaralanmadığını belirtti.</p><p></p><p>Mamdani ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştüğünü ve New York'taki tüm ICE uygulamalarının sona erdirilmesini talep ettiğini ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mekke İttifakı ete-kemiğe bürünüyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/mekke-ittifaki-ete-kemige-burunuyor-8116/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/mekke-ittifaki-ete-kemige-burunuyor-8116/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T09:01:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T09:01:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_DEDD28-776427-38974E-7AF664-D9C8F7-AFA195.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mekke Savunma İttifakı gözlerimizin önünde ete-kemiğe bürünüyor, en azından dişlerini taktığını pazartesi günü aldığı kararlarla gösterdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Yapay zeka" terimini kullananları "düşman" ilan etti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-terimini-kullananlari-dusman-ilan-etti-3049/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/yapay-zeka-terimini-kullananlari-dusman-ilan-etti-3049/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T08:38:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T08:38:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_85A816-912BD9-007AA1-D3A010-8A0B7C-88B5B6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Son günlerde "yapay zeka" terimi yerine "süper zeka" kullanımını teşvik eden Trump, sosyal medya hesabından bu konuyla ilgili bir paylaşım yaptı.</p><p></p><p>Trump paylaşımda, "Beyaz Saray, yaygın olarak kabul görmüş, yeni ve daha doğru olan 'Süper Zeka' terimi yerine 'Yapay Zeka' terimini kullanan herkesi DÜŞMAN olarak görüyor!" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- Trump'tan "süper zeka" kullanımı için kararname</p><p></p><p>ABD Başkanı Donald Trump, 30 Eylül'de "yapay zeka" (AI) yerine "süper zeka" (SI) teriminin kullanılmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı.</p><p></p><p>Beyaz Saray tarafından yayımlanan bilgi notuna göre, kararname, tüm bakanlık ve kurumların resmi yazışmaları, kamuoyu duyuruları, politika belgeleri ve yasal nitelikte olmayan tüm evraklarda "süper zeka" ve "SI" terimlerini kullanmasını zorunlu kılıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ukrayna'yla K. Kore arasında savaş esiri krizi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ukraynayla-k-kore-arasinda-savas-esiri-krizi-8912/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ukraynayla-k-kore-arasinda-savas-esiri-krizi-8912/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T07:27:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T07:27:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C8B071-D500E3-E3EE10-DAE843-BDAB90-4FA64D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güney Kore, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Kuzey Koreli iki savaş esirinin gizlice Seul’e nakledildiğini açıklamasına tepki olarak Ukrayna Büyükelçisi’ni geri çağıracağını perşembe günü duyurdu. Bu adım, Seul’ün söz konusu açıklamaya yönelik protestosunu artırdığı şeklinde değerlendiriliyor.</p><p></p><p>Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın açıklama nedeniyle özür dilememesi hâlinde adı belirtilmeyen yaptırımlar uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu.</p><p></p><p>Seul’deki Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Park Ki-chang’ın ne zaman ülkeye döneceğini açıklamadı. Bakanlık, Ukrayna ile istişarelerin süreceğini belirterek iki ülke arasındaki anlaşmazlığın sorunsuz şekilde çözüme kavuşturulmasını umduklarını bildirdi.</p><p></p><p>Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heorhii Tykhyi, Seul’ün büyükelçisini geri çağırma kararına rağmen Kiev’in yapıcı diyaloğa açık olmaya devam ettiğini söyledi.</p><p></p><p>Ukrayna basınına yaptığı açıklamada, duyguların değil diplomasinin galip gelmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Güney Kore ile Ukrayna, Zelenskiy’nin 23 Eylül’deki BM konuşmasında Kuzey Koreli askerlerin nakline değinmesinin ardından diplomatik bir krize sürüklendi.</p><p></p><p>Seul, askerlerin eylül ortasındaki nakline ilişkin bir gizlilik anlaşmasının Kiev tarafından ihlal edildiğini öne sürüyor; Kiev ise böyle bir mutabakata varıldığı iddiasını reddediyor.</p><p></p><p>Söz konusu askerler, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı desteklemek üzere gönderilen binlerce Kuzey Koreli askerden sadece birkaçıydı. 2025’in başlarında esir düştüklerinden bu yana, ülkeye geri gönderilmeleri halinde zulme uğrayabilecekleri için Güney Kore’ye yerleşmek istediklerini dile getiriyorlardı.</p><p></p><p>Güney Kore, Kuzey’i hukuken kendi toprağının bir parçası olarak gördüğünü ve Kuzey Koreli sığınmacıları kabul edip maddi olarak destekleme politikasına sahip olduğunu belirterek, askerleri kabul edeceğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Güney Koreli yetkililer, gizlilik anlaşmasının Kuzey Koreli askerlerin ve Kuzey’deki yakınlarının güvenliğinden endişe duydukları için imzalandığını söyledi.</p><p></p><p>Ancak çok sayıda uzmana göre, Güney Kore’nin liberal hükümeti, askerlerin gelişinin açıklanmasının Kuzey Kore ile ilişkileri iyileştirme çabalarına zarar verebileceğinden de kaygı duyuyor.</p><p></p><p>Kuzey Kore’nin resmî medya organları askerlerin nakline ilişkin bir yorum yapmadı; ancak Pyongyang, geçmişte vatandaşlarının büyük çaplı kaçışlarına öfkeyle karşılık vererek Güney Kore’yi onları kaçırmakla suçlamıştı.</p><p></p><p>Pyongyang, 2019’dan bu yana Seul ve ABD ile her türlü müzakereyi reddediyor ve nükleer programını güçlendirmeye odaklanıyor.</p><p></p><p>Güney Kore’nin bundan sonra hangi adımları atacağı belirsiz. Uzmanlar, Kiev’in Kuzey Kore’nin Rusya ile genişleyen iş birliği ve savaş sahasındaki deneyimleri hakkında Seul’e istihbarat sağlayabileceği için, Ukrayna ile iyi ilişkilerin sürdürülmesinin Güney Kore’nin ulusal çıkarına olduğunu belirtiyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, Ukrayna ile iş birliğinin, savaş konusunda Kiev’i destekleyen çok sayıda Batılı ülkeyle Güney Kore’nin ortaklıkları açısından da önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Gözlemcilere göre Zelenskiy, Kuzey Koreli savaş esirlerinin transferini, Kuzey Kore’nin Rusya’ya verdiği askerî desteğin nasıl bir tehlike oluşturduğunu göstermek ve böylece daha fazla uluslararası yardım elde etmek amacıyla açıkladı.</p><p></p><p>Güney Kore, 2022’den bu yana Ukrayna’ya 445 milyon dolar (396 milyon euro) tutarında insani yardım sağladı. Lee, temmuz ayında Zelenskiy ile yaptığı görüşmede Ukrayna’ya 100 milyon dolar (89 milyon euro) ek yardım taahhüdünde bulundu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Polonya'da okullarda 'kanlı cuma' paniği</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/polonyada-okullarda-kanli-cuma-panigi-6774/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/polonyada-okullarda-kanli-cuma-panigi-6774/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T07:22:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T07:22:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_ABE399-30AC30-258FF3-8649F9-D36892-FBE564.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Polonya’da perşembe günü sosyal medyada okullara yönelik saldırı düzenleneceğine ilişkin iddialar yayıldı. Öğrenciler ve veliler arasında, 9 Ekim Cuma gününü işaret eden ve “Kanlı Cuma” olarak adlandırılan olası saldırılara ilişkin ekran görüntüleri ve ses kayıtları dolaşıma girdi. İddialar, Mazovya bölgesindeki okullarda yaşanan bir dizi ciddi saldırının ardından gündeme geldi.</p><p></p><p>Çarşamba günü Ostrołęka kentindeki bir okulda 19 yaşındaki bir kişi, bıçakla dokuz kişiye saldırdı. Ertesi gün Leszczydole-Nowiny’de 15 yaşındaki eski bir öğrenci, üç kişiye saldırdı. Saldırıda yaralanan 37 yaşındaki bir okul çalışanı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.</p><p></p><p><b>Okullarda polis varlığı artırılıyor</b></p><p></p><p>Artan endişeler üzerine polis, önleyici güvenlik tedbirlerinin artırılacağını duyurdu. Polonya Ulusal Polis Komutanı Marek Boroń, cuma sabahından itibaren okulların çevresinde daha fazla polis görevlisinin bulunacağını belirterek, uygulamanın hem olası tehditlere karşı önlem almayı hem de endişeleri azaltmayı amaçladığını söyledi.</p><p></p><p>Boroń, Polonya medyasına yaptığı açıklamada, “Bu okulların güvenliğini sağlamak için polis elinden gelen her şeyi yapacak,” dedi.</p><p></p><p>Polis devriyelerinin perşembe günü de okul çevrelerinde görev yapmaya başladığını belirten Boroń, ekiplerin okul temsilcileriyle iletişim hâlinde olduğunu kaydetti. Cuma günü polislerin okul müdürleri, öğretmenler ve yerel yönetimlerle koordineli çalışması bekleniyor.</p><p></p><p>Polis komutanı ayrıca öğrencilere ve velilere, planlanan şiddet eylemlerine ilişkin güvenilir bir bilgiye ulaşmaları hâlinde bunu doğrudan öğretmenlere veya güvenlik güçlerine bildirmeleri çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Boroń, Ostrołęka’daki saldırının ardından olası tehditlere ilişkin ihbarların sayısında ciddi artış yaşandığını belirterek, doğrulanmamış bilgilerin yayılması konusunda dikkatli olunmasını istedi.</p><p></p><p><b>Sosyal medyadaki paylaşımlar paniği artırdı</b></p><p></p><p>Endişelerin büyümesinde, ülkedeki sosyal medya platformlarında hızla yayılan bir videonun etkili olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Polonya basınında yer alan haberlere göre videoda, “Kanlı Cuma” adı altında okullara saldırı düzenleneceğine ilişkin iddialar yer aldı. Videonun yayımlanmasından önce içeriğin sahibi, Przasnysz kentinde bir “katliam” yaşanacağını öne sürmüştü.</p><p></p><p>Przasnysz polisi olayla ilgili kısa sürede soruşturma başlattı. Ekipler, videonun muhtemel hazırlayıcısı olduğu değerlendirilen Przasnysz ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki bir şüpheliyi gözaltına aldı.</p><p></p><p>Mazovya polisi tarafından yapılan açıklamada, “Ekipler, internette dolaşıma giren videonun muhtemel hazırlayıcısı olan Przasnysz ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki bir kişiyi gözaltına aldı. Şüpheliyle ilgili işlemler sürüyor” ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p><b>Bazı bölgelerde okullarda eğitime ara verildi</b></p><p></p><p>Ülkenin diğer bölgelerinde de endişeye yol açan olaylar yaşandı.</p><p></p><p>Sierpc kentinde, okulda birine zarar vermek istediğini söylediği belirtilen 17 yaşındaki bir kişi polis tarafından gözaltına alındı. Şüphelinin üzerinde iki bıçak bulundu. Olayda öğrenciler ve öğretmenler, gencin davranışlarına ilişkin bilgileri polise bildirerek sürece katkı sağladı.</p><p></p><p>Perşembe günü ayrıca Wyszków yakınlarındaki Leszczydole-Nowiny’de ölümle sonuçlanan bir saldırı meydana geldi.</p><p></p><p>15 yaşındaki eski bir öğrenci, muhtemelen bıçak olan kesici bir aletle okulun bir çalışanına, müdürüne ve bir öğretmene saldırdı. Saldırıda yaralanan 37 yaşındaki okul çalışanı hayatını kaybederken, diğer iki kişi yaralandı.</p><p></p><p>Saldırılar ve güvenlik endişelerinin artması üzerine yetkililer, Wyszków belediyesindeki ilkokullarda cuma günü ders yapılmamasına karar verdi.</p><p></p><p>Bununla birlikte, okulların öğrencilere bakım ve gözetim hizmeti sunmayı sürdürmesi bekleniyor. Yerel basına göre Ciechanów kentindeki tüm liseler ve ortaöğretim kurumları cuma günü uzaktan eğitime geçecek. Pułtusk ilçesindeki okullarda da yüz yüze eğitim yapılmayacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Barış Ödülü insan hakları savunucusu Pillay'a verildi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/nobel-baris-odulu-insan-haklari-savunucusu-pillaya-verildi-4347/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/nobel-baris-odulu-insan-haklari-savunucusu-pillaya-verildi-4347/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T06:59:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T06:59:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F5D9A3-64834B-F9BE90-4AE317-58E625-F19129.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Nobel Komitesi, 2026 Nobel Barış Ödülü'nü açıkladı. Ödülü, barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine yönelik çabaları nedeniyle Birleşmiş Milletler’in (BM) eski İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve Uluslararası Adalet Divanı yargıcı Navanethem 'Navi' Pillay kazandı.</p><p></p><p>Norveç Nobel Komitesi Başkanı Jorgen Watne Frydnes, Güney Afrika doğumlu 85 yaşındaki Pillay’ın barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine yönelik çabaları ile savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla mücadelesi nedeniyle ödüle layık görüldüğünü açıkladı.</p><p></p><p>2025 – María Corina Machado (Venezuela): Venezuelalı Maduro muhalifi neofaşist siyasetçi. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD'ye kaçırılması önce defalarca Batılı emperyalistlerin ülkesine askeri müdahalede bulunması çağrıları yaptı. Ödüle layık görüşmesi büyük tepki topladı.</p><p></p><p>2024 – Nihon Hidankyo (Japonya): Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından sağ kurtulanların oluşturduğu kuruluş, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya için yürüttüğü çalışmalar nedeniyle ödüllendirildi.</p><p></p><p>2023 – Nergis Muhammedi (İran): İranlı kadın hakları savunucusu, kadınlara yönelik baskılara karşı mücadelesinden dolayı ödülü kazandı.</p><p></p><p>2022 – Ales Bialiatski, Memorial ve Sivil Özgürlükler Merkezi (Belarus, Rusya ve Ukrayna): İnsan hakları ihlallerini, savaş suçlarını ve iktidarların hukuk dışı uygulamalarını belgeleme çalışmaları nedeniyle ödüle layık görüldüler.</p><p></p><p>2021 – Maria Ressa ve Dmitri Muratov (Filipinler ve Rusya): İki gazeteci, ifade özgürlüğünü savunma çabaları nedeniyle ödüllendirildi.</p><p></p><p>2020 – Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP): Açlıkla mücadele, çatışmalardan etkilenen bölgelerde gıda güvenliğinin sağlanması ve açlığın savaşlarda bir silah olarak kullanılmasının önlenmesine yönelik çalışmaları nedeniyle ödülü aldı.</p><p></p><p>2019 – Abiy Ahmed Ali (Etiyopya): Etiyopya Başbakanı, komşu Eritre ile yaklaşık 20 yıl süren çatışma ve düşmanlık dönemini sona erdirmeye yönelik barış girişimleri nedeniyle ödüle layık görüldü.</p><p></p><p>2018 – Denis Mukwege ve Nadia Murad (Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Irak): Kongolu doktor Mukwege ile Ezidi insan hakları savunucusu Murad, savaşlarda cinsel şiddetin silah olarak kullanılmasına karşı mücadeleleri nedeniyle ödüllendirildi.</p><p></p><p>2017 – Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya (ICAN): Uluslararası sivil toplum ağı, nükleer silahların insani sonuçlarına dikkat çekmesi ve bu silahların uluslararası anlaşmalarla yasaklanması yönündeki çalışmaları nedeniyle ödüle layık görüldü.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İdam mangasıyla infaz canlı yayınlanacak</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/idam-mangasiyla-infaz-canli-yayinlanacak-1514/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/idam-mangasiyla-infaz-canli-yayinlanacak-1514/</id>
<published><![CDATA[2026-10-09T06:52:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-09T06:52:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7090E4-1F5C38-60C745-C0B268-F4955B-F749E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Savunma Bakanlığı yetkilisi BBC'ye verdiği demeçte, 2009'da ABD'nin en önemli askeri üslerinden Fort Hood'da silahsız 13 ABD askerini öldüren Hasan'ın idamı için bu yöntemin seçildiğini belirtti.</p><p></p><p>Bunun, ABD'de yaklaşık bir asırdır kamuoyu önünde gerçekleşecek ilk infaz olacağına inanılıyor.</p><p></p><p>Ölüm cezasına çarptırılan mahkumlarla çalışan avukat John Mills, infazın canlı yayınlanması kararının "modern çağda emsalsiz" ve "belirsiz bir hukuki zeminde" olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Hegseth, "İnsanların bu tür şeylerin ciddi sonuçları olduğunu anlamaları gerekiyor" dedi.</p><p></p><p>Demokrat Senatör Chris Murphy, CNN'e yaptığı açıklamada, olayın canlı yayınlanmasını "iğrenç" diye nitelendirerek IŞİD'in gerçekleştirdiği infazları hatırlattığını söyledi.</p><p></p><p>Pentagon bu hafta başında Hasan'ın 60 yıldan uzun bir süre sonra idam mangasıyla infaz edileceğini duyurdu.</p><p></p><p>Virginia'dan ABD Ordusu psikiyatristi olarak görev yapan Hasan, Fort Hood'daki askeri hastanede silahsız 13 askeri vurarak öldürdüğünü itiraf etmişti.</p><p></p><p>Saldırıda yedi kurşunla vurulan eski çavuş Alonzo Lunsford, BBC'ye verdiği demeçte, işlediği suça "uygun" bir ceza olduğu için kurşuna dizilerek idam edilmesini desteklediğini söyledi.</p><p></p><p>Lunsford, gençlere gönderdiği mesajdan endişe duyduğu için herkesin canlı yayını izleyebilmesinin doğru olmadığını düşünüyor ancak silahlı saldırıdan etkilenenlere bu fırsatın verilmesinin önemli olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>"Şehitlerin aileleri, hayatta kalanların aileleri ve hayatta kalanların kendileri açısından evet, bence sansürsüz bir şekilde izleyebilmeliyiz."</p><p></p><p>Lunsford, infaza katılmayı planladığını ve tetiğe basılmadan önce Hasan'ın gözlerinin içine bakmasını istediğini söylüyor.</p><p></p><p>"Başarısız olduğunu bilmesini istiyorum. Ben hala buradayım."</p><p></p><p>Hegseth, muhafazakar televizyon kanalı Real America's Voice'a verdiği röportajda Hasan'ın "idam mangası tarafından, olması gerektiği gibi, kurşuna dizileceğini" söyledi.</p><p></p><p>Hasan'ın son bir talepte bulunup bulunmadığı veya Başkan Donald Trump ile iletişime geçip geçmediği sorulduğunda Hegseth, "Umurumda değil. Onu 3 Aralık'ta göreceğiz" dedi.</p><p></p><p>Pentagon sözcüsü 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın savunma bakanının tavsiyesini onayladığını söyledi.</p><p></p><p>BBC, Beyaz Saray'a Trump'ın canlı yayınlanacak kamuoyuna açık bir infazı destekleyip desteklemediğini sordu.</p><p></p><p>Geçen yıl 17 ülkede 2.700'den fazla idam gerçekleştirildi ancak bunlardan sadece ikisi kamuoyu önündeydi.</p><p></p><p>Uluslararası Af Örgütü'ne göre, 2025 yılında İran'da 11, Afganistan'da ise altı kişinin halka açık bir şekilde idam edildiği biliniyor.</p><p></p><p>İnfazın 3 Aralık'ta Teksas'taki Fort Hood'da gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana idam mangasıyla yapılacak ilk askeri infaz olacak.</p><p></p><p>Hasan mahkemede "tüm hataları için" için özür diledi. 2013'teki askeri mahkemede, Afganistan'daki Müslümanları ve Taliban'ı koruduğuna inandığını söylemişti.</p><p></p><p>Askeri hukuka göre, askeri infaz ABD başkanının onayını gerektiriyor. Ayrıca, daha yüksek bir mahkemenin kararı incelediği temyiz incelemesi ve yasallığına ilişkin nihai bir karar verilmesi de gerekli.</p><p></p><p>Mills'in belirttiğine göre Hasan'ın temyiz süreci henüz bitmedi ve muhtemelen federal mahkemede mahkumiyetinin ve cezasının yeniden incelenmesini isteyecek; bu da muhtemelen idamın durdurulmasına yol açacak.</p><p></p><p>Dolayısıyla Mills, idamın gerçekleşmesine şaşıracağını söyledi.</p><p></p><p>"İdam mangasının infazını canlı yayınlamak istemek, Trump yönetiminin dikkat çekme çabasından başka bir şey değil ve gerçekleşmesi, hele ki adaletin sağlandığı algısını oluşturması hiç olası değil" diye ekledi.</p><p></p><p>Bazı eyaletler, infazların bir şekilde halka açık olarak izlenmesini zorunlu kılıyor.</p><p></p><p>Birçok eyalet gazetecilerin hazır bulunmasını şart koşarken, infaz edilecek kişi de insanları davet edebiliyor. Diğerleri ise sıradan vatandaşların gönüllü olarak tanık olmalarına izin veriyor.</p><p></p><p>Ancak ABD'deki infaz yöntemlerini inceleyen Fordham Üniversitesi'nde Prof. Deborah Denno, "şimdiye kadar canlı yayınlanan bir infaz olmadı" diyor.</p><p></p><p>Ona göre, canlı yayınlanan bir infaz, "bu ülkede muhtemelen daha önce hiç görmediğimiz bir şeffaflık düzeyini zorunlu kılacak".</p><p></p><p>"Ülkenin yarısından fazlası idam cezasını istiyor, ki bu oran düşüyor, bu noktada şöyle bir argüman öne sürülebilir: 'Madem idam cezasını istiyorsunuz, o halde size bu ülkede infazın nasıl gerçekleştirildiğini göstereceğiz.' Böylece insanlar, pek çoğunun görmezden geldiği o sürecin gerçekte nasıl işlediğini bizzat idrak etmek zorunda kalacak."</p><p></p><p>Denno, canlı yayın için yaş sınırlaması olup olmayacağı gibi önemli hususların bulunduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Ordu yönetmeliği uyarınca, 18 yaşın altındaki kişiler askeri infazları izlemeye izin verilen tanıklar arasında yer almıyor. Bu yönetmelik, infazların nasıl gerçekleştirileceğini ve kimlerin izleyebileceğini düzenliyor.</p><p></p><p>BBC, Pentagon'a bu kuralların göz ardı edilip edilmeyeceğini ve gençlerin yayını izlemesini engellemek için hangi önlemlerin alınacağını sordu.</p><p></p><p>Uluslararası Af Örgütü verilerine göre, geçen yıl en fazla idam gerçekleştiren ülkeler sırasıyla Çin, İran, Suudi Arabistan, Yemen ve ABD oldu.</p><p></p><p>Donald Trump, Beyaz Saray'a döndüğünde Joe Biden'ın federal idam cezalarına getirdiği moratoryumu kaldırdı.</p><p></p><p>Temmuz ayında yapılan Pew Araştırma Merkezi anketine göre, Amerikalıların üçte ikisi (%66) cinayet suçundan idam cezasını destekliyor; bu oran son beş yılda altı puan arttı.</p><p></p><p>Ülkede son askeri infaz 1961'de gerçekleşti; bir ABD Ordusu eri, 11 yaşındaki Avusturyalı bir kıza tecavüz etmekten suçlu bulunarak idam edildi.</p><p></p><p>İnfaz, o zamanki Başkan Dwight D. Eisenhower tarafından onaylandı ve kurbanın ailesinin, halefi John F. Kennedy'den af dilemesine rağmen gerçekleşti.</p><p></p><p>Kurşuna dizilerek yapılan son askeri infaz, İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında, Ocak 1945'te genç bir ABD Ordusu firarisi olan Eddie Slovik'in idamıyla gerçekleşti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Berlin'de Elif Eralp'e başbakanlık yolunu açabilecek uzlaşı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/berlinde-elif-eralpe-basbakanlik-yolunu-acabilecek-uzlasi-8045/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/berlinde-elif-eralpe-basbakanlik-yolunu-acabilecek-uzlasi-8045/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T17:13:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T17:13:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_334BC3-25E25C-FCD2E6-58A545-6241CB-7FE152.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Berlin'de 20 Eylül'de düzenlenen eyalet seçimlerinde büyük bir zafer elde eden Sol Parti'nin, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller'le ön görüşmelerin ardından resmî koalisyon görüşmelerine başlamak için mutabık kaldığı kaydedildi.</p><p></p><p>Fransız haber ajansı AFP'nin müzakere çevrelerine dayandırdığı habere göre partilerin üst düzey isimlerinin bugün konuyla ilgili resmî bir açıklama yapması bekleniyor.</p><p></p><p>Partilerin temsilcileri daha önce gerçekleştirdikleri üç ön görüşmede, resmî koalisyon görüşmelerine başlamanın koşullarını ele almıştı.</p><p></p><p><b>Elif Eralp başbakan olabilecek mi?</b></p><p></p><p>Sol Parti, 20 Eylül'de yapılan Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde oyların yüzde 25,7'sini alarak sandıktan açık farkla birinci parti olarak çıkmış, ancak mutlak çoğunluğu sağlayamamıştı. Partinin başbakan adayı Elif Eralp, seçimlerin ardından Yeşiller ve SPD ile koalisyon hükümeti kurmayı hedeflediğini açıklamıştı. Hem bir kent hem de eyalet olan Berlin'de, Belediye Başkanı sıfatıyla yerel hükümetin başında bulunan kişi, diğer eyaletlerdeki başbakanlarla aynı yetkilere sahip oluyor.</p><p></p><p>Alternatif olarak, seçimleri ikinci sırada tamamlayan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Yeşiller ve SPD'nin oluşturacağı bir koalisyon da parlamentoda çoğunluğu sağlayabiliyor.</p><p></p><p>Yeşiller ve SPD'nin eski üst düzey siyasetçileri, "Berlin Çağrısı" başlığıyla yayımladıkları ortak açıklamada, bu alternatifin de değerlendirilmesini talep etmişti.</p><p></p><p><b>Antisemitizm konusu</b></p><p></p><p>Alman basınına göre, Berlin'deki ön görüşmelerde antisemitizmle mücadele konusunda da görüş birliğine varıldı.</p><p></p><p>Berlin'de Sol Parti'nin içindeki bazı kesimler, İsrail ve Filistin ile antisemitizm konularındaki tutumları nedeniyle uzun süredir yoğun şekilde eleştiriliyor.&nbsp;</p><p></p><p>SDP ve Yeşiller, "Sol Parti, 'antisemitizm sorununu' çözmediği sürece", koalisyon görüşmelerinin yürütülmeyeceğini açıklamıştı.</p><p></p><p>Eleştirilere karşı çıkan Sol Parti, İsrail'in var olma hakkını ve Yahudi yaşamının korunmasını benimsediklerini vurguluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bulgaristan'dan Türkiye ve Romanya ile acil görüşme çağrısı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/bulgaristandan-turkiye-ve-romanya-ile-acil-gorusme-cagrisi-9492/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/bulgaristandan-turkiye-ve-romanya-ile-acil-gorusme-cagrisi-9492/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T10:08:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T10:08:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_65B20C-B60B43-41CA91-EE882A-EEF35C-8A7F5D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bulgaristan Cumhurbaşkanı İliyana Yotova, Ulusal Güvenlik Danışma Konseyi'nin deniz güvenliği gündemiyle çarşamba günü düzenlenen olağanüstü toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.</p><p></p><p>Konsey, 6 Ekim'de Karadeniz'de Bulgaristan açıklarında drone saldırıları sonucu Türk sahipli olduğu söylenen bir geminin batması, bir diğer geminin ise ağır hasar görmesinin ardından gerçekleştirildi. Batan geminin 10 kişilik mürettebatının tamamı hayatını kaybetmişti.</p><p></p><p>Konseyden çıkan karara göre Bulgaristan; Türkiye ve Romanya ile ortak hareket etmek için girişimde bulunacak.</p><p></p><p>Yotova, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın Karadeniz'deki güvenlik koşullarını ciddi biçimde kötüleştirdiğini söyledi. Ayrıca, Türkiye ve Romanya ile acil görüşmeler yapılması çağrısında bulundu.</p><p></p><p><b>NATO'dan Karadeniz'deki askeri varlığını artırması istenecek</b></p><p></p><p>Sofia Globe'a göre, toplantıda Bulgar hükümetinin mevcut güvenlik önlemlerini sürdürmesi ve kritik altyapının korunmasına yönelik mevzuat değişikliklerinin değerlendirilmesi kararlaştırıldı.</p><p></p><p>Ayrıca deniz gözetleme kapasitesinin artırılması, keşif ve izleme faaliyetlerinde insansız hava araçlarının kullanılması ve silahlı kuvvetlerin modernizasyonunun hızlandırılması önerildi.</p><p></p><p>Bu kapsamda NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile işbirliği içerisinde, insansız hava araçlarını fiziksel olarak etkisiz hale getirebilen sistemlerin tedarik edilmesi de gündeme geldi.</p><p></p><p>Bulgaristan'ın NATO ve AB üyeliğinden kaynaklanan imkanlarını daha etkin kullanması gerektiğini söyleyen Yotova, Karadeniz'in güvenliği için müttefiklerden daha fazla destek talep edilebileceğini belirtti.</p><p></p><p>Yotova, NATO'nun Doğu Kalkanı (Eastern Shield) faaliyetleri kapsamında müttefiklerin Karadeniz güvenliğine katkılarının artırılmasının istenebileceğini de ifade etti.</p><p></p><p>Öneriler arasında hava ve deniz gözetleme araçlarının artırılması, kıyı savunmasının güçlendirilmesi ve ilave anti-drone sistemlerinin konuşlandırılması var.</p><p></p><p>Yotova, bu adımların Montrö Sözleşmesi'ni ihlal etmediğini savundu.</p><p></p><p><b>Türkiye ve Romanya ile acil görüşme çağrısı</b></p><p></p><p>Toplantıda alınan kararlardan biri de Bulgaristan'ın Türkiye ve Romanya ile acilen görüşmelere başlaması kararı oldu.</p><p></p><p>Yotova, üç ülkenin Karadeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları durdurmak ve deniz taşımacılığının güvenliğini sağlamak için ortak adımlar atması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı, Bulgaristan'ın Karadeniz'e kıyısı bulunan Rusya, Ukrayna, Türkiye, Romanya ve Gürcistan ile birlikte bölgesel güvenlik konusunda uzlaşma sağlanmasında aktif rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Diğer yandan, üç ülke arasında Karadeniz güvenliği konusunda halihazırda bir askeri işbirliği mekanizması mevcut. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan, 2024'te Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturmuştu.</p><p></p><p><b>Avrupa Birliği'ne yeni güvenlik mekanizması önerisi</b></p><p></p><p>Bulgaristan, Avrupa Birliği'ne Karadeniz'de serbest ve güvenli seyrüseferi sağlayacak yeni bir çerçeve mekanizma oluşturulmasını da önerecek.</p><p></p><p>AB'nin Karadeniz stratejisinde deniz güvenliğinin temel önceliklerden biri olduğunu hatırlatan Yotova, planlanan Karadeniz güvenlik merkezinin işleyişine ilişkin daha somut adımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p><p></p><p>Toplantıda ayrıca, Avrupa Birliği Uydu Merkezi'nin tehditleri izleme imkanlarından yararlanılması, çevresel risklerin ortaya çıkması halinde AB Sivil Koruma Mekanizması'nın devreye alınması ve olası ekonomik kayıpların karşılanması önerildi.</p><p></p><p>Bulgaristan'ın konuyu 15-16 Ekim'de düzenlenecek Avrupa Birliği zirvesinde de gündeme getirmesi planlanıyor.</p><p></p><p>Yotova, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Uluslararası Denizcilik Örgütü'nden (IMO) Karadeniz'deki olayların teknik ve hukuki açıdan incelenmesi için yardım istenmesini ve bölgede seyrüsefer özgürlüğü ile güvenliğini sağlayacak bir karar alınmasını da öneriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Husiler: Riyad'daki Kral Halid Havalimanı'nı füzeyle vurdu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/husiler-riyaddaki-kral-halid-havalimanini-fuzeyle-vurdu-6171/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/husiler-riyaddaki-kral-halid-havalimanini-fuzeyle-vurdu-6171/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T09:36:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T09:36:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_35F384-C3916C-4CC9BA-E4ABC7-55A733-C5F4C0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, Kral Halid Havalimanı'na balistik füzeyle saldırı düzenlediklerini belirterek, füzenin "isabetli şekilde hedefine ulaştığını" ve havalimanındaki hava trafiğinin aksamasına yol açtığını iddia etti.</p><p></p><p>Seri, dünya genelindeki tüm hava yolu şirketlerine, Suudi Arabistan hava sahasında uçuşlarını sürdürmelerinin doğuracağı sonuçlar konusunda "son kez" uyarıda bulundu.</p><p></p><p>Suudi Arabistan hava sahasının Husilerin "askeri faaliyetlerine sahne olduğunu" savunan Seri, Mekke ve Medine'deki kutsal bölgelerin hava sahasının ise bu uyarının dışında olduğunu ve "güvenli" olduğunu ileri sürdü.</p><p></p><p>Yemen'de Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana'nın ve bazı vilayetlerin kontrolünü ele geçirmesinin ardından iç savaş başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu, Mart 2015'te Yemen hükümetine destek amacıyla ülkeye müdahale etti.</p><p></p><p>Temmuz ayında başlayan çatışma, Nisan 2022'de başlayan ateşkesin sağladığı görece sakinliğin ardından yaşanan en geniş çaplı çatışmalardan biri oldu.</p><p></p><p>Eylülde çatışmaların şiddeti artarken Husiler, Hudeyde ve Taiz vilayetlerinde stratejik öneme sahip El-Maha (Moha) kenti dahil bazı önemli bölgelerin kontrolünü ele geçirdi ve Babulmendeb Boğazı'na bakan Meyyun Adası'na kadar ilerledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İran'a saldırı için ABD ordusuna "hazır ol" emri verildi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/irana-saldiri-icin-abd-ordusuna-hazir-ol-emri-verildi-5582/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/irana-saldiri-icin-abd-ordusuna-hazir-ol-emri-verildi-5582/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T09:31:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T09:31:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E5F7F7-8794E1-B21750-7400FE-C9AFE1-EB6CC9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Axios'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığına (CENTCOM) İran'a yönelik saldırıların sürdürülmesi için hazırlıklarını tamamlama talimatı verdi.</p><p></p><p>Talimatta CENTCOM'a muhtemel saldırılar için herhangi bir zaman verilmezken Trump'ın zamanlama konusunda değerlendirmesinin sürdüğü iddia edildi.</p><p></p><p>Öte yandan ABD'li ve İsrailli kaynaklar, saldırıların ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler ve İsrail'de 27 Ekim'de düzenlenecek seçimler öncesi olabileceğini belirtti.</p><p></p><p>Kaynaklar, İran'a yönelik saldırıların sürmesi durumunda İran'ın enerji altyapısına ve nükleer hedeflere yönelik büyük saldırılar gerçekleştirilebileceğine işaret etti.</p><p></p><p>- Pentagon ve Beyaz Saray'ın yanıtı</p><p></p><p>Pentagon yetkilisi, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı açıklamada, "Bakanlığımızın görevi, askeri seçenekler geliştirmek ve bunları Başkan'a (Trump) sunmaktır." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Bir Beyaz Saray yetkilisi ise Axios'a yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunda ABD, güçlü bir pozisyonda ve İran'ın ekonomisi çöküyor. İran, büyük bir darbe yedi ve işler ya kolay ya da zor yoldan ilerleyecek. Trump, tüm kozları elinde tutuyor ve ABD için en iyisini yapacak." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İspanya'da protestoların sembolü Abascal hayatını kaybetti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ispanyada-protestolarin-sembolu-abascal-hayatini-kaybetti-8926/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ispanyada-protestolarin-sembolu-abascal-hayatini-kaybetti-8926/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:58:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:58:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7D165B-A7C8A2-2F7F27-384577-2DE2F4-361D67.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İspanya'nın başkenti Madrid'deki evinden zorla tahliye edilmesinin ardından konut krizi protestolarının sembolüne dönüşen 87 yaşındaki Maricarmen Abascal hastanede hayatını kaybetti.</p><p></p><p>Abascal'a tahliyeye karşı mücadelesinde destek olan kiracılar sendikası, "Maricarmen'in bugün vefat ettiğini üzüntüyle duyuruyoruz" açıklamasında bulundu.</p><p></p><p>Yaklaşık 70 yıldır yaşadığı evi, bir yatırım şirketi tarafından satın alındıktan sonra yüzde 275 yükselen kirasını ödeyemeyen Abascal, yıllar süren bir anlaşmazlığın ardından 23 Eylül'de evinden zorla tahliye edilmişti. Abascal'ın tahliyesi, büyük öfkeye neden olmuş ve "Bir Maricarmen daha olmasın" sloganıyla kitlesel eylemlere dönüşmüştü.</p><p></p><p>Protestocular Madrid'in Puerta del Sol meydanında çadır kampı kurmuş, eylemler hükümeti kiracıların haklarını güçlendirmeye yönelik adımlar atmaya itmişti.</p><p></p><p><b>"Başkaları da haklarını savunabilsin diye savaştım"</b></p><p></p><p>Abascal, hayatının neredeyse tamamını annesi, babası ve erkek kardeşiyle birlikte yaşadığı bu evde geçirdi. İspanyol El Pais gazetesinin haberine göre,1998'de emekli olmadan önce bir ilaç şirketinin yönetim kurulunda sekreter olarak çalışan Abascal, anne ve babasının da bu evde hayatını kaybettiğini anlatmıştı.</p><p></p><p>Abascal evinden tahliye edilmesinin ardından yaşadığı stres ve kaygı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Hastanedeki yatağından eylemcilere seslendiğinde oldukça zayıf düşmüş olan Abascal, "Evimi savunmayı başaramadım ancak başkaları da hakları olanı savunabilsinler diye savaştım" demişti.</p><p></p><p><b>Evine dönebilecekti</b></p><p></p><p>Yükselen öfke ve eylemlerin ardından söz konusu daireyi çok daha yüksek bir bedele kira vermek amacıyla yaşlı kadını tahliye ettiren emlak şirketiyle anlaşmaya varılmış ve Abascal'ın evine dönebileceği belirtilmişti. Avukatı sekiz yıllık yeni bir kira kontratının imzalanmaya hazır olduğunu duyurduğunda ise Abascal, evine dönebilecek durumda değildi.</p><p></p><p>Madrid Kiracılar Sendikası, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Abascal'ın dönmesini sağlayacak tarihî bir anlaşmaya varılmış olsa da bu çözüm için çok geç kalındığını" kaydetti. Sendika, "Yaşadığı yıpratıcı sürecin ardından ortaya çıkan bu durum tamamen önlenebilirdi" değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p><b>Erken seçim kararı</b></p><p></p><p>Kiracıların haklarının artırılması için hükümet tarafından sunulan önlemler ise geçen Cuma günü, parlamentoda sağ partilerin oluşturduğu çoğunluk tarafından reddedildi. Bunun üzerine sosyal demokrat Başbakan Pedro Sanchez 29 Kasım'da erken seçime gidileceğini açıkladı. Sendikalar da 11 Kasım'da ülkenin büyük bölümünde hayatı felç etmesi beklenen bir genel grev çağrısı yaptı.</p><p></p><p>Abascal'ın ölümü, yeni bir öfke dalgasına neden oldu. Yüzlerce gösterici, "Katiller" ve " Bunlar ölüm değil, cinayet" sloganları atarak parlamentoya yürüdü.</p><p></p><p>Puerta del Sol meydanında toplanan göstericiler Abascal için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Zorla tahliye edildiği evinin önünde mumlar yakıldı, çiçekler bırakıldı ve bir anma töreni düzenlendi.</p><p></p><p><b>Sanchez'den başsağlığı mesajı</b></p><p></p><p>İspanya Başbakanı Sanchez, Maricarmen Abascal'ın ailesine başsağlığı diledi.</p><p></p><p>X hesabından yaptığı paylaşımda Sanchez, "Maricarmen'in ailesine ve sevdiklerine en derin taziyelerimi iletiyorum" ifadelerini kullanarak Abascal'ın ölümünden üzüntü duyan herkesle dayanışma içinde olduğunu belirtti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Alberta, Kanada'dan ayrılmak için sandık başına gidiyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/alberta-kanadadan-ayrilmak-icin-sandik-basina-gidiyor-7791/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/alberta-kanadadan-ayrilmak-icin-sandik-basina-gidiyor-7791/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:56:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:56:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9CD3F0-CC3152-069CD3-43AEF7-2074F1-A1E1C1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kanada'nın enerji deposu olarak bilinen Alberta eyaleti, 19 Ekim tarihinde tarihi bir yol ayrımına giriyor. Eyalet sakinleri, federasyon içinde kalıp kalmamayı ve gelecekte bağlayıcı bir bağımsızlık referandumu yapılıp yapılmayacağını belirlemek üzere sandık başına gidecek.</p><p></p><p>Bu kritik oylama öncesinde, olası bir ayrılığın eyalet ekonomisine etkileri ülke çapında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Başkent Ottawa ile köprüleri atma fikri, eyalet halkı için hem büyük bir zenginlik vaadi hem de telafisi zor bir ekonomik çöküş riski barındırıyor.</p><p></p><p><b>Petrol zenginliği ve yeni bir devlet hayali</b></p><p></p><p>Eyaletin Kanada'dan kopmasını savunan bağımsızlık destekçileri, bölgenin sahip olduğu devasa petrol ve doğal gaz rezervleri sayesinde tek başına güçlü bir devlet olabileceğini iddia ediyor. Bu kesime göre, Ottawa'ya aktarılan milyarlarca dolarlık vergi gelirinin eyalet içinde kalmasıyla eşi görülmemiş bir refah artışı yaşanacak.</p><p></p><p>Ayrılıkçı gruplar, Alberta'nın mevcut insan kaynağı, köklü kurumsal yapısı ve gelişmiş altyapısı ile diğer eyaletlerden halihazırda pozitif ayrıştığını savunuyor. Yapılan hesaplamalara göre, federal vergilerin devreden çıkması ve yeni devlet giderlerinin düşülmesi durumunda her yıl milyarlarca dolarlık bütçe fazlası elde edilecek; bu tablo doğrudan bölge halkının ödediği bireysel vergilerde düşüş olarak yansıyacak.</p><p></p><p><b>Alberta i̇çin "yeni bir Brexit" riski mi doğuyor?</b></p><p></p><p>Madalyonun diğer yüzünde ise oldukça karamsar bir tablo yer alıyor. Eyalet yönetimi ve önde gelen ekonomistler, ayrılığın getireceği ağır maliyetler konusunda halkı ciddi şekilde uyarıyor. Hükûmet tarafından hazırlatılan raporlara göre, olası bir bağımsızlık sonrası yaşanacak geçiş süreci yüz milyarlarca dolara mal olabilir. Ayrıca, yeni kurulacak devletin Kanada'nın ulusal borç yükünden devralacağı payın, bölge ekonomisini derinden sarsacağı öngörülüyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden çıkış sürecini (Brexit) örnek göstererek, ayrılığın yaratacağı uzun süreli siyasi ve ekonomik belirsizliğe dikkat çekiyor. Bu belirsizliğin dev yatırımları durduracağı, ticarete ağır darbe vuracağı, hanehalkı gelirlerini eriteceği ve on binlerce kişilik istihdam kaybına yol açabileceği belirtiliyor. Konuyla ilgili sessizliğini bozan Başbakan Mark Carney de bir açıklama yaparak, bu sürecin eyalet ekonomisine telafisi zor ve "ciddi bir darbe" vuracağı yönünde kritik bir uyarıda bulundu.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kosova'da erken seçimi önlemek için cumhurbaşkanı seçildi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/kosovada-erken-secimi-onlemek-icin-cumhurbaskani-secildi-795/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/kosovada-erken-secimi-onlemek-icin-cumhurbaskani-secildi-795/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:50:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:50:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_BA2A8A-F038B8-0C2DFE-2539B4-3D3F30-0EE9E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kosova Meclisi, ekonomist ve akademisyen Justina Shiroka Pula'yı ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçti. Salı gecesi geç saatlerde yapılan oylama, anayasal sürenin dolmasına ve erken seçime gidilmesine kısa süre kala gerçekleşti.</p><p></p><p>120 sandalyeli Meclis'te 81 milletvekilinin oyunu alan Shiroka Pula'nın seçilmesi, ülkede 19 aydan uzun süredir devam eden siyasi ve yasama krizinin aşılması açısından önemli bir adım oldu. Kosova bu süreçte iki kez erken parlamento seçimine gitmişti.</p><p></p><p>Shiroka Pula, kısa süre önce Kosova Bilimler ve Sanatlar Akademisi başkanlığı görevini yürütüyordu. Kosova'nın savaş sonrası Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana ülkenin üçüncü kadın cumhurbaşkanı oldu.</p><p></p><p>Shiroka Pula, iktidardaki Kendin Karar Al hareketi ile en büyük muhalefet partisi Kosova Demokratik Partisi'nin desteklediği son dakika uzlaşı adayıydı.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen öncesinde milletvekilleri, Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) 1998-99 yıllarındaki savaş sırasında işlediği iddia edilen savaş suçlarını soruşturmak ve kovuşturmak üzere Lahey'de kurulan özel mahkemenin yetkilerini sınırlandıran yasayı da kabul etti.</p><p></p><p>Kosova'nın başkenti Priştine'de Meclis çevresinde binlerce kişi, özel mahkemenin yetkilerini sınırlandıracak yasanın kabul edilmesi talebiyle protesto düzenledi.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanlığı makamı Kosova'da büyük ölçüde sembolik olsa da cumhurbaşkanı dış politikada önemli bir rol oynuyor ve silahlı kuvvetlerin başkomutanlığını yürütüyor. Yasanın yürürlüğe girmesi için Shiroka Pula'nın da onay vermesi gerekiyor.</p><p></p><p>Shiroka Pula, salı gecesi yemin ettikten sonra yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığı görevini "büyük bir onur ve tam bir sorumlulukla" kabul ettiğini söyledi.</p><p></p><p>"Bu görev yalnızca bir kişiye ait değil; vatandaşlarımıza, kurumlarımıza ve birçok kuşağın uğruna fedakarlık yaptığı devlete ait" dedi.</p><p></p><p><b>Siyasi kriz 19 aydan uzun sürdü</b></p><p></p><p>Shiroka Pula'nın seçilmesi, Lahey merkezli Kosova Özel Daireleri'nin ülkenin eski cumhurbaşkanı Hashim Thaçi'nin de aralarında bulunduğu dört eski UÇK komutanını savaş suçlarından mahkum etmesinin ardından başlayan iki haftadan uzun süreli protestoların ardından geldi.</p><p></p><p>Dört isim 13 ila 25 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.</p><p></p><p>Kosova yönetimi kararları adaletsiz olarak nitelendirirken, Thaçi'nin siyasete girmeden önce liderliğini yaptığı UÇK'nın Sırp baskısına karşı savaştığını savundu. Ülkede hem siyasetçiler hem de halkın bir bölümü, kararların Kosova'nın bağımsızlık mücadelesine zarar vereceği endişesini dile getirdi.</p><p></p><p>Kosova'daki 1998-99 savaşı sırasında çoğunluğu Arnavut olmak üzere 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Çatışmalar sırasında yaklaşık 1 milyon Kosovalı Arnavut da evlerini terk etmek zorunda kaldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump'ın çıplak heykeli Avrupa Parlamentosu'nda</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trumpin-ciplak-heykeli-avrupa-parlamentosunda-7801/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trumpin-ciplak-heykeli-avrupa-parlamentosunda-7801/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T07:09:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T07:09:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_96EEB9-8B4E69-7C8B0D-A19EEE-09CA76-7551A1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın altın kaplamalı çıplak heykeli Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu'nda sergileniyor.</p><p></p><p>"Turuncu Veba" veya "Adaletsizliğin Kralı" isimleriyle anılan heykel Danimarkalı sanatçı Jens Galschiøt'un eseri.</p><p></p><p>Eser, ABD Başkanı'nı çıplak bir biçimde çok daha kısa boylu bir adamın omuzlarında otururken gösteriyor. Trump, elinde uzun bir golf sopası tutuyor. Heykelin alt kısmında ise "Adaletsizliğin Kralı"nın ağzından şu sözlere yer veriliyor: "Bir adamın sırtında oturuyorum. Adam yükün altında eziliyor. Ona yardım etmek için her şeyi yaparım. Sırtından inmek hariç&hellip;"</p><p></p><p>Sanatçı Galschiøt, Trump'ı iklim değişikliğiyle mücadelede çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğünü ifade ediyor.</p><p></p><p>Galschiøt, kaidesi dahil yaklaşık 2.5 metre uzunluğunda olan heykelin 23 ayar altınla kaplı olduğunu kaydetti.</p><p></p><p><b>Danimarkalı milletvekilinden "alınganlık" açıklaması</b></p><p></p><p>Sanatçı, Avrupa Parlamentosu'nun Danimarkalı solcu milletvekili Per Clausen'in daveti üzerine eserini sergiliyor.</p><p></p><p>Clausen, "Eğer birisi bu heykelin Avrupa Parlamentosu'nda sergilenmesine tahammül edemeyecek kadar alıngansa dünya sahnesinde yeri yoktur" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p></p><p></p><p><b><i>Danimarkalı sanatçı Jens Galschiøt ve "Turuncu Veba" adlı eseri</i></b></p><p></p><p><b>Türkiye'de de sergilemeyi planlıyor</b></p><p></p><p>Salı günü düzenlenen açılışta üzerindeki turuncu örtü kaldırılan heykel, Avrupa Parlamentosu'nun iki binasını birbirine bağlayan en yoğun geçiş noktalarından birinde bulunuyor.</p><p></p><p>Galschiøt bu eseri daha önce Münih Güvenlik Konferansı ve Kasım 2025'te Brezilya'da düzenlenen Birleşmiş Milletler COP30 İklim Konferansı da dahil olmak üzere başka etkinliklerde de sergiledi. Sanatçının, heykeli&nbsp; 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Konferansı'nda da sergilemeyi planladığı belirtiliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'de yapay zeka reçete yazmaya başladı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abdde-yapay-zeka-recete-yazmaya-basladi-2964/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abdde-yapay-zeka-recete-yazmaya-basladi-2964/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T06:12:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T06:12:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D9912A-22BBDE-8CED1F-4F9D3E-118828-BEDD6D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin Utah eyaletinde, yapay zekanın doktor muayenesine gerek kalmadan hastalara ilk kez ilaç reçetesi yazmasına olanak tanıyan bir pilot program başlatıldı. Akne tedavisine odaklanan uygulama, yapay zekanın sağlık hizmetlerindeki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</p><p></p><p>Sağlık teknolojileri şirketi Nolla Health tarafından geliştirilen program, Utah Yapay Zeka Politikaları Ofisi ile aylar süren çalışmaların ardından 5 Ekim'de kullanıma sunuldu.</p><p></p><p>ABD'de türünün ilk örneği olduğu belirtilen uygulama kapsamında, 18 yaş ve üzerindeki Utah sakinleri, Nolla Derm adlı uygulama üzerinden akne tedavisi önerileri ve uygun görülmeleri halinde ilaç reçetesi alabilecek.</p><p></p><p>Programı önceki uygulamalardan ayıran en önemli özellik, yapay zekanın yalnızca mevcut reçeteleri yenilemekle kalmayıp hastalara ilk kez ilaç reçete edebilmesi.</p><p></p><p><b>Yapay zeka nasıl reçete yazıyor?</b></p><p></p><p>Sistemden yararlanmak isteyen hastaların öncelikle Nolla Derm uygulamasını indirmesi ve kimliklerini doğrulaması gerekiyor.</p><p></p><p>Ardından hastalar bilgilendirilmiş onam veriyor, kısa bir sağlık anketini dolduruyor ve yüzlerinin beş farklı açıdan görüntüsünü uygulamaya yüklüyor.</p><p></p><p>Yapay zeka, bu bilgileri analiz ederek yaklaşık 10 ila 15 dakika içerisinde kişiselleştirilmiş bir tedavi planı hazırlıyor.</p><p></p><p>Uygun görülen hastalara ilaç reçetesi düzenleniyor. Hastalar ilaçlarını eczaneden temin edebiliyor veya evlerine teslim edilmesini isteyebiliyor.</p><p></p><p>Ancak şirket, sistemin ChatGPT gibi bağımsız şekilde tedavi önerileri oluşturabilen bir sohbet robotu olmadığını vurguluyor.</p><p></p><p>Yapay zeka yalnızca doktorlar tarafından önceden onaylanmış sınırlı sayıdaki akne tedavisi arasından seçim yapabiliyor. Daha ağır veya karmaşık vakalar ise doğrudan hekimlere yönlendiriliyor.</p><p></p><p><b>İlk 100 hastanın reçetelerini iki doktor kontrol edecek</b></p><p></p><p>Program, yapay zekanın verdiği tıbbi kararların güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları içeriyor.</p><p></p><p>İlk 100 hasta için yapay zeka tarafından oluşturulan her reçetenin, hastaya ulaşmadan önce iki lisanslı hekim tarafından bağımsız şekilde onaylanması gerekiyor.</p><p></p><p>Bu denetimlerin zamanla azaltılması planlanıyor. Ancak bunun için yapay zekanın önerileriyle doktorların değerlendirmeleri arasında en az yüzde 95 oranında uyum bulunması ve ciddi bir olumsuz olay yaşanmaması şartı aranıyor.</p><p></p><p><b>Neden akne tedavisi seçildi?</b></p><p></p><p>Nolla Health, akne tedavisinin yaygın, görece düşük riskli ve standartlaştırılmış tedavi yöntemlerine sahip olması nedeniyle yapay zekanın reçete yazma yeteneğini test etmek için uygun bir başlangıç noktası olduğunu savunuyor.</p><p></p><p>Şirketin verilerine göre Utah'ta 100 binden fazla kişi akne sorunu yaşıyor ancak bu kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 10'u hayatlarının herhangi bir döneminde dermatoloğa başvuruyor.</p><p></p><p>Dermatoloji uzmanından randevu almak isteyen hastaların ortalama bekleme süresi ise 61 güne kadar çıkabiliyor.</p><p></p><p>Şirket, dermatoloji uygulamasının bugüne kadar ABD'nin 44 eyaletinde 175 binden fazla kullanıcı tarafından indirildiğini bildiriyor.</p><p></p><p><b>Doktorlar daha önce benzer bir uygulamaya karşı çıkmıştı</b></p><p></p><p>Utah'taki yeni program, yapay zekanın ilaç reçete etmesine yönelik tartışmaların sürdüğü bir dönemde hayata geçirildi.</p><p></p><p>Eyalet, ocak ayında yapay zeka sistemlerinin bazı kronik hastalıklara yönelik mevcut reçeteleri yenilemesine izin veren ilk ABD eyaleti olmuştu.</p><p></p><p>Ancak Doctronic adlı şirketin yürüttüğü bu program, tıp camiasında ciddi itirazlarla karşılaşmıştı.</p><p></p><p>Utah Tıbbi Ruhsatlandırma Kurulu, nisan ayında eyalet yetkililerine gönderdiği resmi mektupta programın derhal askıya alınmasını istemişti.</p><p></p><p>Kurul üyeleri, programın varlığından ancak uygulama hayata geçirildikten sonra haberdar olduklarını belirterek reçete kararlarının yalnızca otomatik değerlendirmelere bırakılamayacağını savunmuştu.</p><p></p><p>Doktorlara göre ilaç reçete etmek, hastanın belirtilerini değerlendirmekten çok daha karmaşık bir süreç. İlaçların yan etkileri, diğer ilaçlarla etkileşimleri, tedavinin etkili olup olmadığı ve hastanın mevcut sağlık durumu gibi pek çok faktörün dikkate alınması gerekiyor.</p><p></p><p>Bu nedenle hekimler, reçete kararlarının lisanslı sağlık çalışanlarının klinik değerlendirmesini gerektirdiğini vurguluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson'ın</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-anne-carsonin-743/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/nobel-edebiyat-odulu-anne-carsonin-743/</id>
<published><![CDATA[2026-10-08T06:03:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-08T06:03:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CFEA9E-5D2F1C-F173A3-26E83E-FB69D1-0BA36F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsveç Akademisi'nde düzenlenen basın toplantısında, 2026 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi açıklandı.</p><p></p><p>Açıklamaya göre, "klasik gelenekle eğlenceli bir diyalog içinde, çağdaş edebiyat için yeni biçimler yaratan cesur ve yenilikçi eserleri" nedeniyle Kanadalı yazar Anne Carson ödülün sahibi oldu.</p><p></p><p>2025 Nobel Edebiyat Ödülü, "etkili ve vizyoner" eserlerinden dolayı 72 yaşındaki Macar yazar ve senarist Laszlo Krasznahorkai'ya verilmişti.</p><p></p><p>Anne Carson kimdir?</p><p></p><p>1950'de Kanada'nın Toronto kentinde doğan Carson şair, yazar, çevirmen ve akademisyen olarak tanınıyor.</p><p></p><p>Toronto Üniversitesinde eğitim alan ve yüksek lisansını ve doktorasını da aynı üniversitede tamamlayan Carson, 1979'dan bu yana Kanada ve ABD'deki McGill, Michigan, New York ve Princeton üniversiteleri dahil çeşitli yükseköğretim kurumlarında klasik edebiyat, karşılaştırmalı edebiyat ve yaratıcı yazarlık alanlarında dersler verdi.</p><p></p><p>Carson'ın en bilinen kitapları arasında "Eros the Bittersweet", "Autobiography of Red", "Men in the Off Hours" ve "The Beauty of the Husband" yer alıyor.</p><p></p><p>Bugüne kadar pek çok eseri ve çevirisi yayımlanan Carson, çok sayıda edebiyat ödülüne layık görüldü.</p><p></p><p>Carson, Kanada edebiyatına katkılarından dolayı 2005'te Kanada Nişanı ile onurlandırıldı.</p><p></p><p>Nobel Ödülleri hakkında</p><p></p><p>İsveçli Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine ölümünden sonra, 29 Haziran 1900'de kurulan Nobel Vakfının insanlığa hizmette bulunanlara verdiği ödüller, dünyada en saygın ödüller olarak kabul ediliyor.</p><p></p><p>Nobel Ödülleri, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından fizik, kimya, edebiyat, barış ve tıp olmak üzere 5 dalda en başarılı kabul edilen kişiler veya kuruluşlara veriliyor.</p><p></p><p>Bunlara ek olarak Nobel Ekonomi Ödülü, 1968'de İsveç Merkez Bankasının Alfred Nobel'in anısına ekonomi dalında da ödül verilmesini kararlaştırmasıyla ilk kez 1969'da verildi.</p><p></p><p>Nobel Ödülleri, her yıl Alfred Nobel'in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık'ta düzenlenen törenle sahiplerine teslim ediliyor.</p><p></p><p>Öte yandan ödüllerin 1901'deki başlangıcından bu yana verilmediği birkaç yıl oldu. Toplamda 49 defa yapılan ödüllerin verilmediği durumların çoğu Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında gerçekleşti. Ödül törenleri, Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021'de de yapılamamıştı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB'den Ukrayna'ya dron ve füze alımı için 1,24 milyar avro</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abden-ukraynaya-dron-ve-fuze-alimi-icin-124-milyar-avro-3655/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abden-ukraynaya-dron-ve-fuze-alimi-icin-124-milyar-avro-3655/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T13:46:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T13:46:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F26329-FF0367-02649F-DC7614-D776D3-6D86CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>AB Komisyonu, Ukrayna'ya yönelik 90 milyar avroluk destek kredisinin savunma bileşeni kapsamında ülkeye yeni ödeme gerçekleştirildiğini açıkladı.</p><p></p><p>Açıklamada, 1,24 milyar avroluk finansmanın Ukraynalı kuruluşlar tarafından üretilen dronlar, dron önleme sistemleri, dron mühimmatı ve füzeleri kapsadığı belirtildi.</p><p></p><p>Ukrayna'ya 2026-2027 döneminde sağlanacak 90 milyar avroluk destek kredisinin yaklaşık 60 milyar avrosunun savunmaya, 30 milyar avrosunun ise bütçe desteğine ayrılması öngörülüyor.</p><p></p><p>Bu yıl Ukrayna'nın savunma sanayisi kapasitesini desteklemek amacıyla toplam 28,3 milyar avro ödeme yapılması planlanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Netenyahu kaybederse ne olur?</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/netenyahu-kaybederse-ne-olur-4312/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/netenyahu-kaybederse-ne-olur-4312/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T09:45:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T09:45:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_106C5A-2D5EC4-CE92FA-8C88A6-F7CAA4-A252E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Doğrusu Netenyahu’yu destekleyen Yahudilerin sayısı az değil. Üstelik sadece Tel Aviv’de değil ABD’de, Güney Amerika’da. AB ülkelerinin bir kısmında, Hindistan’da&hellip;&nbsp;</p><p></p><p>Biz istediğimiz kadar ‘soykırımcı’ diyelim, BM’de boş salona konuşturacak kadar aşağılayalım, İnsan Hakları Mahkemesi hakkında tutuklama kararı versin sonuç yok...Arapların bir lafı var: “Kellim kellim yalenfa&hellip;” diye .. Laf, laf boş laf manasında onu akla getiriyor&hellip;</p><p></p><p>Netenyahu kaybeder mi diye tabloya baktığımızda dilime ‘zor’ kelimesi düşüyor. Onun Washington’ı ziyaret ve randevu talebini reddeden Başkan Obama’nın tavrına karşılık ABD Temsilciler Meclisi ve Senato başkanlarının müştereken Netenyahu’yu parlamentoya davet edip iki meclisin birleşik oturumunda 15 dakika ayakta alkışladıklarını hatırlatan laf bu ‘zor...’ Sadece ABD düzleminde değil; dünyanın finans, medya, TV/ sinema, siyaset, yapay veya doğal zeka katlarında Yahudi hakimiyetinin farkındalığın söylettiği laf ‘zor’.. BM kürsüsünde elindeki cep telefonunu sallayarak ‘Elinizde bunu tutuyorsanız İsrail’den bir parça tutuyorsunuz demektir’ küstahlığını sergilemekte beis görmeyen kişi Netanyahu&hellip;</p><p></p><p>Ellerinde tuttukları tüm kartları işte bu adamın ve onun temsil ettiği değerlerin üzerine oynayan güruh (Ellerinde tuttukları tüm değerler derken kastettiğim sadece Yahudilik değil) onun göz göre göre yıkılmasına göz yumar mı, yoksa ‘Batsın bu dünya’ deyip ortalığı yangın yerine mi çevirir...</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Husiler, Aden Havalimanı'nı hedef aldı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/husiler-aden-havalimanini-hedef-aldi-9398/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/husiler-aden-havalimanini-hedef-aldi-9398/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T09:44:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T09:44:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B4C86F-7A2DB6-DFA95B-B9A6E3-0AD96C-2FD3A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Aden İl Emniyet Müdürlüğünün Facebook hesabından yapılan açıklamada, Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'nı 2 füzeyle hedef aldığı belirtildi.</p><p></p><p>Husilerin füze saldırısıyla hem yolcuların hem de havalimanı çalışanlarının hayatını tehlikeye attığı aktarılan açıklamada, ilk belirlemelere göre söz konusu saldırıda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı ifade edildi.</p><p></p><p>Aden Uluslararası Havalimanı ve çevresinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı kaydedilen açıklamada, Aden Uluslararası Havalimanı'nın geçici başkent Aden'in yanı sıra çevre vilayetlere de hizmet veren sivil bir havalimanı olduğu hatırlatıldı.</p><p></p><p>- Havalimanındaki 2 yolcu uçağı güvenli bir yere nakledildi ve yolcular tahliye edildi</p><p></p><p>Yemen Ulaştırma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da İran destekli Husilerin, Aden Uluslararası Havalimanı'ndaki terminal binası ile pisti 2 balistik füze ve birkaç kamikaze İHA'yla hedef aldığı kaydedildi.</p><p></p><p>Husilerin fırlattığı balistik füzelerden birinin Kahire-Aden seferini yapan uçağın iniş yapmadan birkaç dakika önce pist yakınlarına düştüğü vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><p></p><p>"Bu saldırı, sivil uçuşu korkunç bir insani felakete dönüştürebilir ve onlarca masum insanın hayatını bir anda kaybetmesine neden olabilirdi. Saldırılar üzerine Kahire'den gelen uçağın Aden Uluslararası Havalimanı'na inişi iptal edildi ve Cidde'ye yönlendirildi."</p><p></p><p>Tehlikenin bununla da sınırlı olmadığı ve Aden-Cidde uçuşu için havalimanında bekleyen çok sayıda yolcu olduğu sırada saldırının gerçekleştiğine işaret edilen açıklamada, saldırının olduğu saatte diğer pistte bekleyen 2 yolcu uçağının da güvenli bir yere nakledildiği bilgisi paylaşıldı.</p><p></p><p>Aden semalarında Husilere ait diğer bazı İHA'ların tespit edildiği aktarılan açıklamada, yeni saldırı ihtimallerine karşı Aden Uluslararası Havalimanı'ndaki yolcuların tahliye edildiği belirtildi.</p><p></p><p>Yolcu uçaklarının iniş kalkış saatlerinde füze ve İHA'larla düzenlenen saldırıların sivillerin hayatını hiçe sayan ihlaller olduğu vurgulanan açıklamada, "Terörist Husilerin gerçekleştirdiği saldırı, tehlikeli bir tırmanış ve sivil havacılığın, havaalanlarının ve sivil tesislerin düşmanca eylemlerden korunmasını garanti eden uluslararası yasa ve normların açık bir ihlali olarak değerlendiriyoruz. Bu durum ayrıca, hava seyrüsefer güvenliğine ve havacılık sektöründeki yolcuların ve çalışanların canlarına doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır." ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p>Yemen Ulaştırma Bakanlığı açıklamasında, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) başta olmak üzere uluslararası toplum ve sivil havacılıkla ilgili uluslararası kuruluşların, sivil tesisler ve ticari havacılığın askeri hedeflerden korunmasına yönelik sorumluluklarını üstlenmeleri çağrısı yapıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">New Yok'ta kızamık vakaları arttı, "acil durum" ilen edildi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/new-yokta-kizamik-vakalari-artti-acil-durum-ilen-edildi-9092/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/new-yokta-kizamik-vakalari-artti-acil-durum-ilen-edildi-9092/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T07:38:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T07:38:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_059F7A-6A0ECC-760C87-15A00E-3F84E1-8384B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York eyaletinde, özellikle aşılanma oranı düşük kırsal bölgelerde kızamık vakalarında görülen artış üzerine "Eyalet Afet Acil Durumu" ilan edildi.</p><p></p><p>New York Valisi Kathy Hochul tarafından yayımlanan kararname, sağlık yetkililerinin salgını kontrol altına alma çalışmaları kapsamında Kızamık-Kabakulak-Kızamıkçık (MMR) aşılarına ve test süreçlerine erişimi genişletiyor.</p><p></p><p>Eyalette bu yıl 108 doğrulanmış kızamık vakası kaydedilirken, bu vakaların 92'sinin 15 Temmuz'dan bu yana 18 farklı bölgede tespit edildiği bildirildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Japonya'da ABD askerlerine gece sokağa çıkma yasağı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/japonyada-abd-askerlerine-gece-sokaga-cikma-yasagi-2869/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/japonyada-abd-askerlerine-gece-sokaga-cikma-yasagi-2869/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T07:14:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T07:14:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_94A1FA-875EE9-9FFDFA-843A08-56D029-EBF33E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kyodo ajansının haberine göre, ABD'nin Japonya'daki Kuvvetleri Okinawa Bölge Koordinatörü Korgeneral Benjamin Watson, yaptığı açıklamada, Okinawa'daki ABD askerlerinin cuma gününden itibaren bir ay boyunca gece yarısı ile 05.00 arasında sokağa çıkamayacağını belirtti.</p><p></p><p>Watson, ayrıca tüm ABD askeri personelinin bugün öğle saatlerinden itibaren 48 saatlik operasyonel ara uygulayacağını açıkladı.</p><p></p><p>Bu süre boyunca askerlerin üs dışına çıkmasına izin verilmeyeceğini dile getiren Watson, üs içinde ve dışında alkol tüketiminin de tamamen yasaklanacağını söyledi.</p><p></p><p>Okinawa eyaletinde, 3 Ekim'de, 20 yaşındaki ABD Deniz Piyadesi Devin Ballard, bir kadını öldürdüğü ve eşyalarını gasbettiği iddiasıyla gözaltına alınmıştı.</p><p></p><p>Olay, ABD askeri üslerinin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Okinawa'da tepkiye yol açmıştı.</p><p></p><p>Okinawa'da uzun süredir ABD askeri varlığı ve askerlerin karıştığı belirtilen suçlar nedeniyle tartışmalar yaşanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İdamdan sağ kurtulan Pike'ın "bilinci açık ve konuşabiliyor"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/idamdan-sag-kurtulan-pikein-bilinci-acik-ve-konusabiliyor-2095/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/idamdan-sag-kurtulan-pikein-bilinci-acik-ve-konusabiliyor-2095/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T07:10:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T07:10:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F2DC25-40E266-679BAC-548C1B-67DDC6-D90665.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin Tennessee eyaletinde zehirli iğneyle idam girişiminden sağ kurtulan 50 yaşındaki Christa Pike'ın bilincinin yerine geldiği ve konuşabildiği açıklandı. Pike'ın tedavisi sürüyor.</p><p></p><p>Pike'a 30 Eylül'de Tennessee'deki cezaevinde pentobarbital adlı ilaçtan iki doz verildi. İdam girişiminden sağ kurtulan Pike'ın, ölümcül iğneyle uygulanan ilaçlara maruz kaldıktan sonra hayatta kaldığı bilinen tek kişi olduğu düşünülüyor.</p><p></p><p>Avukatları salı günü yaptığı açıklamada, Pike'ın "bilincinin açık olduğunu, konuşabildiğini ve kritik tıbbi tedavi almaya devam ettiğini" bildirdi.</p><p></p><p>Avukatlar, Pike'ın kollarındaki ağır hasara rağmen hâlâ hastane yatağına kelepçeli ve zincirlenmiş durumda olduğunu belirtti. Pike'ın sağlık durumuna ilişkin kesin öngörüde bulunmanın henüz mümkün olmadığını söyleyen avukatlar, en azından uzun bir iyileşme süreci beklediklerini ifade etti.</p><p></p><p>İdam girişiminde ne oldu?</p><p></p><p>Uzmanlar, ölümcül dozun damar yoluyla uygulanması sırasında yaşanan bir sorunun ilacın kan dolaşımına girmek yerine doku içinde birikmesine yol açmış olabileceği üzerinde duruyor.</p><p></p><p>Mahkemeye sunulan bir belgede, hastaneye kaldırıldığında Pike'ın her iki kolunun da şişmiş, yanmış ve su toplamış durumda olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Pike'ın avukatları çarşamba günü Nashville'de mahkemeye çıkarak cezaevi yönetiminin kullanılan ilaçların parti numaraları, iğneler ve idam kayıtları gibi delilleri korumasını zorunlu kılacak bir karar alınmasını talep edecek.</p><p></p><p>Tennessee Başsavcılığı ise böyle bir karara gerek olmadığını, cezaevi sisteminin bu tür delilleri diğer davalarda da muhafaza etmekle yükümlü olduğunu ve korunmalarının sağlanacağını belirtti.</p><p></p><p>Tennessee'de idamlar askıya alındı</p><p></p><p>Tennessee Valisi Bill Lee, olayı "son derece rahatsız edici" olarak nitelendirerek kapsamlı ve bağımsız bir inceleme başlatılmasını istedi.</p><p></p><p>Eyaletteki idamlar soruşturma tamamlanana kadar askıya alınırken, cezaevi sisteminin başındaki yetkili de görevinden istifa etti.</p><p></p><p>Pike'ın avukatları ayrıca Vali Lee'den müvekkillerinin idam cezasının şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapse çevrilmesini istedi.</p><p></p><p>Pike, 1995 yılında 19 yaşındaki Colleen Slemmer'ı öldürmekten ölüm cezasına çarptırılmıştı. Cinayet işlendiğinde 18 yaşında olan Pike'ın, Tennessee'de 200 yıldan uzun bir süre sonra idam edilen ilk kadın olması bekleniyordu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Malezya, 1.500'e yakın Myanmarlı'yı savaş ülkesine geri gönderdi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/malezya-1500e-yakin-myanmarliyi-savas-ulkesine-geri-gonderdi-3007/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/malezya-1500e-yakin-myanmarliyi-savas-ulkesine-geri-gonderdi-3007/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T05:26:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T05:26:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FF4D6D-4BF2EB-1F3E24-43576B-36565C-A2B809.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakhsanam KURBANOVA</p><p>Yangon’un güneyindeki bölge yönetiminden bakan Nay Lin Tun, grubun problemsiz vardığını açıkladı. Grup, bir hafta önce Salı günü Malezya’dan iki donanma savaş gemisi ve bir hastane gemisiyle yola çıkarılmıştı. Kantan News’in aktardığına göre gemiler Malezya’nın Perak eyaletindeki Lumut Deniz Üssü’nden ayrıldı; ancak bu ayrıntı tek bir yayına dayandığı için doğrulanmaya muhtaçtır.</p><p>Rakamlarda kaynaklar arasında küçük farklar var: AP “1.500’e yakın” derken AFP’nin aktardığı bakan açıklaması 1.479 kişiye işaret ediyor. Bu fark, sayımın resmî açıklamalardaki yuvarlamasından kaynaklanıyor olabilir; bağımsız bir doğrulama yok.</p><p>Bu grup, Malezya’nın aşamalı biçimde geri göndermeyi planladığı 5.000 Myanmar vatandaşının ilk bölümü. Malezya İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülkedeki göçmenlik gözaltı merkezlerinde hâlâ 10.388 Myanmarlı tutuluyor başka bir deyişle, planlanan iade sayısı gözaltındaki nüfusun yaklaşık yarısına denk geliyor; ilk dalga ise bu planın yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor (hesap, yukarıdaki resmî rakamlara dayanan tarafımıza aittir).&nbsp;</p><p>ZORLA ASKERLİK VE ZULÜM RİSKİ&nbsp;</p><p>UNHCR ve insan hakları kuruluşları, Myanmar’ın bazı bölgelerinde güvenlik ve insani durumun hâlâ değişken olduğunu, geri dönenlerin zulüm ve aktif bir savaş bölgesinde zorla askerlik riskiyle karşılaşabileceğini belirtiyor. AFP, programı “opak” (şeffaf olmayan) olarak nitelendiren eleştirilere yer verdi. BM’nin Myanmar’daki insan hakları durumuna ilişkin özel raportörü Currie de yaptığı açıklamayla uyarıda bulundu.</p><p>Malezya yönetimi ise tüm dönenlerin gönüllü geri dönüşü kabul ettiğini savunuyor. İnsan hakları gözlemcileri ise mültecilerin pratikte çok az seçeneği olduğuna dikkat çekiyor.</p><p>MALEZYA’NIN HUKUKİ ÇIKMAZI&nbsp;</p><p>Malezya, BM Mülteci Sözleşmesi’ne taraf değil ve mültecileri belgesiz göçmen olarak değerlendiriyor. Buna rağmen UNHCR’ye kayıtlı yaklaşık 215.600 mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yapıyor; bunların yaklaşık 126.000’i, çoğunluğu Müslüman olan Rohingya. Bu kayıtlı nüfusun Güneydoğu Asya’nın en büyük mülteci topluluklarından birini oluşturduğu belirtiliyor.&nbsp;</p><p>Malezya’nın Myanmar’a geri gönderme uygulaması 2022’de de uluslararası eleştiri almıştı. O yılın Ekim ayında BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, mülteci ve göçmenlerin Myanmar’a zorla geri gönderilmesine moratoryum çağrısı yapmış; Malezya’nın 6 Ekim 2022’de, aralarında BM’ye sığınma başvurusu yapmış iki kişinin de bulunduğu bir grubu yeterli değerlendirme yapmadan sınır dışı ettiğini hatırlatmıştı. Aynı açıklamaya göre Şubat 2021 darbesinden bu yana en az 70.000 kişi Myanmar’dan kaçmış, bir milyondan fazla kişi ülke içinde yerinden edilmişti (2022 verisi). BM İnsan Hakları Ofisi ayrıca yurtdışından dönenlere yönelik misilleme ve cezalandırma vakalarını belgelediğini kaydetmişti.&nbsp;</p><p>Planın devamında binlerce kişinin daha dönmesi bekleniyor. Merak edilen başlıca sorular şunlar: Kalan grupların ne zaman ve hangi yöntemle taşınacağı, dönenlerin Myanmar’da nasıl bir muameleyle karşılaşacağı ve BM kuruluşlarının dönüş sürecini bağımsız biçimde izleyip izleyemeyeceği. Bu sorulara ilişkin kaynaklarda henüz net bir açıklama yok.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Portekiz'de istilacı bitki yayılıyor, alerji mevsimi uzuyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/portekizde-istilaci-bitki-yayiliyor-alerji-mevsimi-uzuyor-2032/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/portekizde-istilaci-bitki-yayiliyor-alerji-mevsimi-uzuyor-2032/</id>
<published><![CDATA[2026-10-07T05:15:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-07T05:15:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2913E8-C28059-3F6AA6-B6DE76-E79E88-FEE39C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Onlarca yıl boyunca pampa otu öncelikle süs bitkisi olarak görüldü. Ürettiği büyük püsküller, onu bahçelerde ve son yıllarda ev içi dekoratif düzenlemelerde sık rastlanan bir tür haline getirdi. Ancak birçok kişi için hâlâ göz alıcı bir bitki olan bu tür, Portekiz’de hızla yayılabilen istilacı bir egzotik tür ve sağlık açısından da potansiyel sonuçlar doğurabilecek bir bitkidir.</p><p></p><p>Bilimsel adı Cortaderia selloana olan bu istilacı bitki, 2025 yılında yapılan bir çalışmaya göre (kaynak Portekizce) halihazırda Portekiz anakarasındaki en az 208 belediyede tespit edildi. Ancak gerçek sayı daha yüksek olabilir; çünkü mevcut haritalar sahada halk tarafından yapılan kayıtlara dayanıyor.</p><p></p><p>Türün yayılması özellikle kıyı şeridinde göze çarpıyor. İstilacı bitkiler konusunda uzman olan ve Coimbra Politeknik Üniversitesi Ziraat Yüksek Okulu’nda ders veren biyolog Hélia Marchante, son on yıllarda son derece hızlı bir gelişim yaşandığını anlatıyor. Eskiden tek tük bireylerin görüldüğü alanlar, giderek türün yoğun şekilde kapladığı bölgeler hâline geliyor.</p><p></p><p>“Yayılma açısından son derece hızlı bir tür”, diye açıklıyor Euronews’e konuşurken. Yangınlar gibi belirli uyarıcılardan faydalanabilen diğer istilacı türlerin aksine, pampa otunun, yani cortaderia’nın son derece etkili bir avantajı var: “Tek ihtiyacı olan şey rüzgâr.”</p><p></p><p><b>Bahçelerden kaçmayı “öğrenen” bir bitki</b></p><p></p><p>İstilanın geçmişi, sorunun bugün geldiği boyutu anlamaya yardımcı oluyor. Güney Amerika kökenli olan cortaderia, dünyanın farklı bölgelerine süs bitkisi olarak getirildi. Onlarca yıl boyunca bahçelerde yalnızca dişi bitkilerin bulunması, türün çoğalma kapasitesini büyük ölçüde sınırlamış gibi görünüyor.</p><p></p><p>Hélia Marchante’a göre durum, geçen yüzyılın sonlarında, “neredeyse kesinlikle tesadüfen” polen veren hermafrodit bitkiler getirildiğinde değişti. Dişi bitkilerin döllenmesi, bundan sonra çok büyük miktarlarda tohum üretilmesini mümkün kıldı.</p><p></p><p>“O noktadan sonra tek ihtiyacı rüzgâr; çünkü gerisini rüzgâr hallediyor” diye özetliyor araştırmacı.</p><p></p><p>Bu süreç her yıl tekrarlanıyor. Çiçeklenme döneminde, polen üreten bitkiler poleni atmosfere bırakıyor. Dişi bitkilerde, döllenmeden sonra her bir çiçek bir tohuma dönüşebiliyor. Püsküller adeta bir taşıma sistemi gibi işliyor: binlerce küçük tohum rüzgârla taşınıp yeni alanları kolonileştirebiliyor.</p><p></p><p>Yayılma ise yalnızca doğal olaylara bağlı değil. Püskülleri dekorasyon amacıyla taşıyan insanlar, araçlar, giysiler ya da ekipmanlar da farkında olmadan tohumların başka yerlere taşınmasına katkıda bulunabiliyor.</p><p></p><p>“Bitkinin taşınması bizzat yayılma potansiyeli taşıyor” diye uyarıyor Hélia Marchante ve püsküllerin evlerin içine götürüldüğü örnekleri de hatırlatıyor.</p><p></p><p>Pampa otu artık manzarada yalnızca dekoratif bir unsur değil. Yerleştiği ekosistemleri değiştirebilen istilacı bir tür aynı zamanda. Tür, tekil bireylerden geniş örtüler hâline geldiğinde öylesine yoğunlaşıyor ki diğer bitkileri dışlayarak onların bu alanlarda hayatta kalmasını imkânsız kılabiliyor.</p><p></p><p>Etkisi fauna üzerinde de hissediliyor; keskin yapraklar ve çok sık kümelenmiş topluluklar, hayvanların bu alanlardan geçişini zorlaştırabiliyor.</p><p></p><p>Daha az görünür etkiler de var. Hélia Marchante’ın aktardığı bazı çalışmalar, türün besin döngülerini değiştirebildiğini ve toprağı ile içinde yaşayan mikroorganizmaları da dönüştürebildiğini gösteriyor.</p><p></p><p><b>Sorun çevreyle sınırlı değil</b></p><p></p><p>İstilanın çevresel boyutu sorunun yalnızca bir kısmı. Cortaderia’nın sağlık açısından da sonuçları var.</p><p></p><p>Mário Morais de Almeida, immünoalerjoloji uzmanı doktor ve Dünya Alerji Örgütü başkanı olarak, pampa otunun buğdaygiller ailesine ait olduğunu ve bu nedenle duyarlı kişilerde semptomlara yol açabilecek polen yaydığını anlatıyor.</p><p></p><p>“Gerçekten de, bir buğdaygil türü olduğu için, rüzgârın etkisiyle polenlerini atmosfere saçacak ve çok sayıda alerjik belirtiye neden olabilecek” diyor.</p><p></p><p>Sorun, cortaderia’nın polen döneminin yıl içindeki zamanlaması nedeniyle ayrı bir boyut kazanıyor. Portekizlilerin daha çok alışık olduğu buğdaygil polenleri ilkbahar ve yaz başında yoğunken, cortaderia bu maruziyeti yaz sonuna ve sonbahara kadar uzatabiliyor.</p><p></p><p>Alerjik rinit veya alerjik konjonktiviti olan kişilerde bu maruziyet, hapşırma, kaşıntı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kızarık ve sulanan gözler olarak kendini gösterebiliyor. Astımı olanlarda ise maruziyet solunum semptomlarını ağırlaştırıp daha ciddi krizlere yol açabiliyor.</p><p></p><p>“Gerçekten çok, çok büyük miktarlarda polen yayabilen bu ot, bunu yaz boyunca ve sonbahara kadar sürdürebiliyor” diye açıklıyor Mário Morais de Almeida.</p><p></p><p>Doktor, şu anda Portekiz’de pampa otuna bağlanabilecek belirli bir alerji vaka sayısını gösteren özgül epidemiyolojik kanıt bulunmadığının altını çiziyor. Eldeki bilgiler, genel buğdaygil alerjisi verilerine, klinik deneyime ve türün poleninin alerjen kapasitesine dayanıyor.</p><p></p><p>“Şu anda doğrudan pampa otuyla ilişkili bir kanıtımız yok” diye netleştiriyor; ancak alerji şikâyetlerinin giderek uzadığına dair bir algı bulunduğunu da ekliyor. Uzman, iklim değişikliği, farklı polen türleri ve atmosferdeki diğer etkenler arasındaki ilişkinin tabloyu daha karmaşık hâle getirdiğine dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Rüzgârla yayılma, etkinin bitkinin yakın çevresiyle sınırlı kalmamasına neden oluyor. Hélia Marchante, özellikle güçlü rüzgâr koşullarında tohumların kilometrelerce yol alabileceğini, polenin de yine uzun mesafeler boyunca taşınabildiğini anlatıyor.</p><p></p><p>Bir başka nokta daha var: insanlar, farkında olmadan polenin taşınmasına da yardımcı olabiliyor.</p><p></p><p>“Püskülleri çok güzel buldukları için toplayıp boyuyor ve evlerine götürüyorlar” diye anlatıyor biyolog. Bu davranış, tohumların yayılmasına katkıda bulunmanın ötesinde, alerji yapma potansiyeli olan malzemenin evlerin içine taşınmasına da yol açabiliyor.</p><p></p><p>Bu nedenle Mário Morais de Almeida önemli bir uyarıda bulunuyor: püskülleri eve taşımaktan kaçınmak ve bitkiye mümkün olduğunca dokunmamak. Alerjen potansiyelinin yanı sıra, yaprakların kendisi de keskin olduğu için yaralanmalara yol açabiliyor.</p><p></p><p>Doktor, “bitkinin hoş görünen dış görünüşünün” maruziyetle bağlantılı riskleri unutturmaması gerektiğini vurguluyor.</p><p></p><p><b>Bir yılı daha beklemenin tehlikesi</b></p><p></p><p>Hélia Marchante’a göre en büyük zorluklardan biri zaman faktörü. Bir bitki büyüyüp daha fazla tohum ürettikçe, çevrede yeni bireylerin ortaya çıkma ve istilaya uğrayan alanın genişleme olasılığı da artıyor.</p><p></p><p>“Her biri, bir alanda tek başına kalan her bitki, binlerce tohum üreterek gelecek yıl yeni bitkilere dönüşecek” diye açıklıyor ve şunu vurguluyor: “Şimdi harekete geçmemek, gelecek yıl müdahale etmenin çok daha zor, çok daha pahalı ve çok daha güç olacağı anlamına geliyor.”</p><p></p><p>Strateji mutlaka mevcut tüm büyük örtüleri tek seferde yok etmeye çalışmak anlamına gelmiyor. Biyolog, bugün işgal edilmiş alanların kenarlarında yer alan, yalnız bireyleri ve küçük kümeleri öncelikle tespit edip ortadan kaldırmayı savunuyor. Amaç, bu odakların ülkede yeni alanların istilası için çıkış noktası hâline gelmesini engellemek.</p><p></p><p>Uzman, türün uzun süredir yerleşmiş olduğu bazı bölgelerde tamamen yok edilmesinin çok daha zor, hatta neredeyse imkânsız olacağına inanıyor. Bu nedenle alternatif, kontrol altına almak ve sürekli müdahale yürütmekten geçiyor.</p><p></p><p>“Şu anda bence, tek tek bireylerin oluşturduğu çok sayıda küçük çekirdeğin bulunduğu noktalar sayesinde, önümüzde devasa bir çalışma alanı var” diyor.</p><p></p><p>Müdahale zamanı da en az yöntemin kendisi kadar önemli. Tohumlar saçıldıktan sonra yalnızca püskülleri almak, zaten gerçekleşmiş yayılmayı engellemeden emek harcamak anlamına gelebiliyor.</p><p></p><p>“Bu bitkiyi etkili biçimde yok etmek için mutlaka bir zaman aralığı var; mayıs ayından önce, yani o dönem içinde sökülmesi gerekiyor” diye açıklıyor.</p><p></p><p>Ve çok net bir çağrıda bulunuyor: “Ben aslında şunu söylüyorum: kökünden sökün, tamamen sökün, her zaman sökün; istediğimiz bu.”</p><p></p><p>Ancak tohumların saçıldığı dönemde yapılacak her müdahale, kontrol amaçlı eylemlerin bizzat yayılmaya katkıda bulunmasını önleyecek şekilde planlanmalı.</p><p></p><p><b>Yasaklı tür hâlâ ortadan kalkmış değil</b></p><p></p><p>Cortaderia, 2019’dan bu yana ulusal istilacı türler listesinde (kaynak Portekizce) yer alıyor. Mevzuat, diğer hususların yanı sıra, türün bulundurulmasını, dikilmesini, ticaretini ve doğaya bırakılmasını yasaklıyor.</p><p></p><p>Uygulamada ise hâlâ özel bahçelerde, belediye alanlarında, sanayi bölgelerinde, yol kenarlarında ve başka yerlerde örneklerine rastlamak mümkün.</p><p></p><p>Hélia Marchante, türün kontrolünün önündeki engeller arasında mevzuatın yeterince bilinmemesini ve denetim eksikliğini gösteriyor.</p><p></p><p>Bir koordinasyon sorunu da var. Bir belediye, sorumluluğundaki bir bahçeden bitkileri kaldırsa bile, daha sonra özel arazilerde ya da yönetimi başka kurumlara ait altyapılarda yeniden örneklerle karşılaşabiliyor.</p><p></p><p>İstilanın sosyoekonomik bir boyutu da bulunuyor; büyük cortaderia örneklerinin varlığı, özellikle yangın önleme amacıyla bitki örtüsünün temizlenmesi gereken alanlarda, vejetasyon yönetimini daha zor ve maliyetli hâle getiriyor.</p><p></p><p>Bu istilacı türle mücadelede Portekiz, İspanya ve Fransa’dan kurumları bir araya getiren LIFE COOP Cortaderia (kaynak Portekizce) gibi projeler ve kontrol çalışmaları yürüten belediyeler zaten var; ancak araştırmacı, bunların koordineli bir stratejiye bağlanması gerektiğini savunuyor.</p><p></p><p>Doğa ve Ormanların Korunması Enstitüsü (ICNF), 92/2019 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (kaynak Portekizce) uyarınca Cortaderia’nın Kontrolüne İlişkin Ulusal Eylem Planı taslağını hazırladı; ancak planın resmî olarak yayımlanması ve uygulanması gecikmelere takıldı.</p><p></p><p>Biyolog, yakında açıklanması beklenen Egzotik İstilacı Türlerle Mücadele Ulusal Eylem Planı’nın, öncelikleri, sorumlulukları ve müdahale biçimlerini netleştirmesini umuyor.</p><p></p><p>Bu önlemlerin etkili olabilmesi için, planın belediyelerin, sivil toplum örgütlerinin, mahalle idarelerinin, yol yönetiminden sorumlu kurumların ve hatta bireylerin söküm maliyetlerini karşılamasına imkân tanıyacak finansman mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini savunuyor.</p><p></p><p>“Büyük bir cortaderia’yı yerinden sökmek için çoğu zaman mini bir ekskavatör, bir kazıcı makine gerekiyor” diyor ve bazı örneklerin boyutunun, kontrolü herkesin altından kalkamayacağı maliyetli bir operasyon hâline getirdiğini vurguluyor.</p><p></p><p><b>Cortaderia görenler ne yapabilir?</b></p><p></p><p>Vatandaşlar için ilk tavsiye, türü ne dikmek ne de taşımak. Bahçesinde cortaderia bulunanların, özellikle büyük bireyler söz konusuysa teknik destek alarak, bitkiyi tamamen sökmeye çalışması öneriliyor.</p><p></p><p>Sokakta örneklerine rastlayanlar da türün dağılımına ilişkin bilginin artmasına katkıda bulunabilir. Hélia Marchante, bir bitkiyi fotoğraflayıp konumunu kaydetmeye imkân tanıyan iNaturalist (kaynak Portekizce) platformunun kullanılmasını tavsiye ediyor. Bu veriler, daha sonra müdahale önceliklerini belirlemek için kullanılan haritaların oluşturulmasına yardımcı oluyor.</p><p></p><p>“Onu ortadan kaldırmaya yönelik stratejiler geliştirmek istediğinizde bu bilgiler son derece önemli” diye vurguluyor.</p><p></p><p>Bitki tamamen sökülene kadar, tohumlar saçılmadan önce püsküllerin alınması yayılmayı bir ölçüde sınırlamaya yardımcı olabilir. Ancak bu yalnızca geçici bir önlemdir. “Püskülleri almak sorunu çözmez” diye vurguluyor biyolog. “Amaç her zaman bitkinin tamamını ortadan kaldırmak olmalı.”</p><p></p><p>Solunum yolu alerjisi olanlar için Mário Morais de Almeida, polen yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemlerde maruziyeti azaltmayı öneriyor. Bazı durumlarda maske ve göz koruyucu kullanmak da yararlı olabilir; elbette alerji tanısı konmuş kişilerin reçeteli ilaçlarını düzenli almaları gerekiyor.</p><p></p><p>“Biliyoruz ki sabah erken saatler ve akşamüstü, polen düzeylerinin en yüksek olduğu zamanlar. O hâlde evlerimizi havalandırmaktan kaçınmamız gereken saatler bunlar; aksi hâlde iç mekânı kirletmiş oluruz. Araba kullanırken camları kapalı tutmayı, motosikletle dolaşırken tam kapalı kask tercih etmeyi ve gözlük kullanmayı düşünmeliyiz” diye tavsiye ediyor immünoalerjoloji uzmanı.</p><p></p><p>Doktor, belirli meteorolojik koşullara da dikkat çekiyor. Fırtına dönemlerinde nem, polen tanelerinin parçalanmasını kolaylaştırarak onların daha rahat solunmasına yol açabiliyor; bu da duyarlı kişilerde solunum semptomlarını ağırlaştırabilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump kaybederse...</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trump-kaybederse-384/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trump-kaybederse-384/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T17:02:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T17:02:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_654C4B-A0B50F-ACF23D-C73DFB-73E7E2-836190.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avni ÖZGÜREL</p><p></p><p>Sonuçta Trump muhaliflerinin yani Demokrat Parti'nin parlayan bir adayı, bayraklaşan söylemi yok ama ABD de diğer bütün faktörler biryana petrol fiyatlarındaki artışa odaklanan genel memnuniyetsizlik bile Trump'ı ' topal ördek' hattına götürmek için kafi&hellip;</p><p></p><p>Bunu söylerken Trump mutlaka seçimi kaybeder demek istemiyorum. Başkanının ceket yeninde sürekli olarak yedek as yedek joker taşıdığını biliyoruz. Masayı devirmek de onun oyununa dahil.</p><p></p><p>Bu ihtimali göz önüne alarak 'Kaybederse ne olur' parantezini açmak istiyorum.</p><p></p><p>Başka ülkeler bir yana bizim için her şeye sil-baştan bakmak gerekeceği kanısındayım. Suriye meselesi bugünkü ölçülerle durduğu yerde durur mu, İsrail üzerindeki ABD baskısı kalkınca nasıl hareket eder, eski adıyla PYD- PKK farklı bir çizgiye savrulur mu? Bunlar aklıma ilk gelenler. İşin bir de Irak boyutu var. Kuzey Irak Kürt yönetiminin bünyesinde eski hevesler depreşir mi bilemiyorum. Bugün oradaki askeri üssümüz Başika'dan çıkıyoruz. Yarın oraya dönelim dediğimizde dönebilecek miyiz? Bugün muhatabımız Trump yarın Türkiye karşıtı bir yönetimle aynı mücadeleyi bir daha verebilecek miyiz? Cumhuriyetçi Parti içindeki kadrolara bile derdimizi anlatmakta zorlandığımız günleri hatırlayın: Biden'ın İstanbul'da Türk muhalefetini ev davetlerinde toplayıp 'Bu iktidarı el biriliğiyle devireceğiz' dediği günleri hatırlayın, tabii Trump'un 'Kırk katır mı kırk satır mı' dedirten tehditlerini de&hellip;</p><p></p><p>Bu konu burada bitmez. Sonuç ne ola olursa olsun ABD ara seçimine kadar bu hamur çok su kaldırır.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>YARIN: NETENYAHU KAYBEDERSE-KAZANIRSA</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karadeniz'de İHA saldırısında bir Türk gemisi daha battı, mürettebatı kayıp</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/karadenizde-iha-saldirisinda-bir-turk-gemisi-daha-batti-murettebati-kayip-7857/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/karadenizde-iha-saldirisinda-bir-turk-gemisi-daha-batti-murettebati-kayip-7857/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T17:02:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T17:02:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7D08F3-95F387-583A05-405E8D-C770B0-50585F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Başbakan Rumen Radev, 6 Ekim'de tahıl taşıyan ikinci bir geminin de Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesi içinde vurulduğunu söyledi. Gemideki 18 mürettebat kurtarıldı.</p><p></p><p>5 Ekim'de de Romanya açıklarında Türk sahipli olduğu açıklanan bir yük gemisi batmıştı.</p><p></p><p>Böylelikle son iki günde Karadeniz'de saldırılar sonucu battığı bildirilen gemi sayısı üçe çıktı.</p><p></p><p>Radev, saldırılarda hava ve deniz İHA'larının kullanıldığını ve olayın Bulgaristan'ın doğusundaki Byala kıyı kentinin yaklaşık 112 km açığında, yerel saatle 03.00 civarında meydana geldiğini söyledi.</p><p></p><p>Batmış olan geminin Togo bayrağı taşıdığını belirten Radev, Alfa Watan adlı geminin Türk sahipli bir yük gemisi olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Buna göre gemi Romanya'nın Sulina limanına doğru seyrediyordu.</p><p></p><p>Alfa Watan'ın yükünün niteliği ya da gemide kaç kişinin bulunduğu net değil.</p><p></p><p>Konuyla ilgili Türkiye'den resmi bir açıklama gelmedi.</p><p></p><p>Radev'in açıklamasına göre, olay yeri yakınlarında bir Bulgar gemisi bulunuyordu ancak olay yerine ulaştıklarında yalnızca ters dönmüş bir tekne, filikalar ve can yeleklerini gördüler. Kaybolanlara ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları başladı.</p><p></p><p>Başbakan, Bulgar denizcilerin ikinci gemideki mürettebatı kurtardığını, bunlar arasında gemide çıkan yangında yaralanan iki kişinin de bulunduğunu söyledi.</p><p></p><p>Mürettebatın 11'i Türk, yedisi ise Hindistan vatandaşıydı. Able adlı bu gemi Palau bayrağı taşıyor ve tahıl naklediyordu. Açık kaynaklara göre gemi İstanbul istikametinde ilerliyordu.</p><p></p><p>Radev, saldırılarıyı kimin düzenlediğini açıklamadı.</p><p></p><p>Bundan bir gün önce Romanya açıklarında batan yük gemisiyle ilgili Ukrayna Devlet Başkanı Volodemir Zelenskiy, Rusya'yı suçlamıştı.</p><p></p><p>Rusya son dönemde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş kapsamında özellikle Karadeniz'in doğu kesiminde saldırılarını yoğunlaştırdı.</p><p></p><p>Moskova'dan konuyla ilgili açıklama gelmedi.</p><p></p><p>Gazetecilere konuşan Radev, "Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesi içinde böyle bir saldırı kesinlikle kabul edilemez" dedi.</p><p></p><p>Ukrayna'daki savaşa atıfta bulunarak, "Uzun zamandır savunduğum gibi, bu savaş zamanında durdurulmazsa coğrafi kapsamını genişletmeye ve küresel bir çatışma riski de dahil olmak üzere riskleri artırmaya devam edecektir" dedi.</p><p></p><p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bir açıklama yaparak, "Karadeniz'deki durum giderek daha kaygı verici hale geliyor. Ticari gemiler ve masum mürettebat hedef alınıyor; denizde zaten can kayıpları yaşandı" dedi.</p><p></p><p>"Sivil deniz taşımacılığına yönelik saldırılar kabul edilemez" diye ekledi.</p><p></p><p>Bulgaristan'ın Karadeniz'deki münhasır ekonomik bölgesi 29 bin kilometrekareden biraz daha geniş ve Karadeniz'in toplam büyüklüğünün yaklaşık %6'sını oluşturuyor.</p><p></p><p><b>Romanya açıklarında batan 'Türk sahipli' gemi</b></p><p></p><p>5 Ekim'de meydana gelen olayada ise, Romanya karasularının dışında Royad Mammadov adlı yük gemisinde meydana gelen yangının ardından iki kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.</p><p></p><p>Romanya makamları tarafından yapılan açıklamaya göre gemideki mürettebattan 11'i kurtarıldı. Yetkililer yangının sebebini açıklamadı.</p><p></p><p>Reuters'ın geçtiği görüntülerde geminin kısmen battığı görüldü.</p><p></p><p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy geminin Rusya'ya ait İHA ile vurulduğunu kaydetti.</p><p></p><p>Zelenskiy, saldırıda gemi kaptanının hayatını kaybettiğini ve bir denizcinin kayıp olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Zelenskiy, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "Tarafsız sularda seyreden, mısır yüklü ve Türkiye'ye ait sivil bir gemi iki Rus İHA'sı tarafından vuruldu. Gemide Azerbaycan ve Hindistan vatandaşları bulunuyordu" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Konuyla ilgili Türkiye tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.</p><p></p><p>Reuters haber ajansına göre Rus makamları olayla ilgili henüz açıklama yapmadı.</p><p></p><p>Ancak Rusya Savunma Bakanlığı'nın gün içinde yayımladığı bültende, Rus güçlerinin iki yük gemisini hedef aldığı belirtilmişti.</p><p></p><p>Gemi trafiğini izleyen Vesselfinder'a göre, Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan kargo gemisi İtalya'nın Ravenna limanına gidiyordu. Gemi son olarak Ukrayna'nın İzmail limanına uğramıştı.</p><p></p><p>Karadeniz'de son aylarda ticari gemilere yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarında artış yaşanırken, Türk sahipli veya Türk mürettebatın bulunduğu bazı gemiler de saldırılardan etkilendi.</p><p></p><p>Ankara, Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının hedef alınmasından duyduğu "ciddi endişeyi" dile getirerek taraflara seyir güvenliğini sağlayacak acil tedbirler alma çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eylül ayında yaptığı açıklamada, Karadeniz'de ticari gemiciliğin güvenliğinin sağlanmasına yönelik yeni bir mekanizmanın kurulması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Erdoğan, "Karadeniz'de tüm ticari ulaşımın güvenliği sadece Türk bayrağı altında hareket eden veya Türk şirketlerince işletilen gemiler için önem arz etmiyor. Gerilimin sivillerin hayatını ve ticari hayatı tehlikeye atacak kadar tırmanmasına müsaade etmemek lazım" dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Husiler S. Arabistan'da 2 havalimanını vurdu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/husiler-s-arabistanda-2-havalimanini-vurdu-1080/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/husiler-s-arabistanda-2-havalimanini-vurdu-1080/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T10:59:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T10:59:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_75AB2A-859561-68BE58-9193C8-C28FCA-CDF9E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasındaki düşmanlıkların tırmandığı bir dönemde, Suudi Arabistan'ın Cizan kentinde bulunan Kral Abdullah Bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ile Necran Uluslararası Havalimanı Pazartesi akşamı düzenlenen iki saldırıda hedef alındı.</p><p></p><p>Reuters'ın haberine göre saldırılar üç kişinin hafif şekilde yaralanmasına ve sınırlı miktarda maddi hasara yol açtı.</p><p></p><p>Bu arada Yemen’in silahlı kuvvetleri, devlete bağlı Saba’nın haberine göre, İran destekli Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Pazartesi günü Kızıldeniz kıyısındaki Moha kentinin kontrolünü ele geçirdi.</p><p></p><p>Bu gelişme, uluslararası alanda tanınan hükümeti stratejik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmeye daha da yaklaştırdı.</p><p></p><p>Suudi Arabistan liderliğindeki bir koalisyonun desteklediği Yemen güçleri, Husilerin elindeki tüm toprakları geri almak için geniş çaplı bir askeri harekat başlattıklarını açıklamalarından bir gün sonra liman kentini geri aldı.</p><p></p><p>Associated Press’in haberine göre Yemen birlikleri, Dhubab da dahil olmak üzere Bab el-Mendeb yakınlarındaki diğer bölgelerin de kontrolünü ele geçirdi.</p><p></p><p>Husiler, Suudi Arabistan’a karşı askeri harekat başlatarak 2022’deki ateşkesi sona erdirdikleri Eylül ayının başından bu yana Moha’yı kontrol ediyordu. Moha’nın ele geçirilmesi, Husilerin Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki stratejik geçiş noktası Bab el-Mendeb üzerindeki kontrollerini güçlendirmelerine yardımcı olmuştu.</p><p></p><p>Suudi Arabistan ise bu güzergahı petrol ihracatında, ABD-İran savaşında çatışma alanına dönüşen Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak kullanıyordu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye, Suudi Arabistan'a asker konuşlandıracak</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/turkiye-suudi-arabistana-asker-konuslandiracak-1752/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/turkiye-suudi-arabistana-asker-konuslandiracak-1752/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T10:56:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T10:56:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_418EA1-6C6114-8EBCF3-DD2299-6742B1-15FBE5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgedeki gerilimin tırmanmasının ardından fiilen devreye giriyor.</p><p></p><p>Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile askeri yetkililerinin katılımıyla 5 Ekim'de Riyad'da gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, kolektif savunma taahhütlerinin uygulamaya geçirilmesi ve üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan'a hızla konuşlandırılması kararlaştırıldı.</p><p></p><p>Karar, Yemen'deki gelişmeler ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların ardından geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da toplantının Yemen-Suudi Arabistan hattında yaşanan gelişmeler nedeniyle olağanüstü olarak düzenlendiğini açıkladı.</p><p></p><p><b>Mekke İttifakı'ndan askeri konuşlandırma kararı</b></p><p></p><p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanlıklarının yayımladığı ortak açıklamada, taraflardan her birinin güvenliğinin üç ülkenin kolektif güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p><p></p><p>Komite, bu kapsamda kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçilmesini kararlaştırdı.</p><p></p><p>Açıklamada, tarafların kendi ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla üzerinde anlaşmaya varılan askeri kuvvetlerin ve yeteneklerin Suudi Arabistan'a sağlanması ve hızla konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.</p><p></p><p><b>Türkiye Suudi Arabistan'a asker gönderecek mi?</b></p><p></p><p>Kararın ardından en kritik soru, Türkiye ve Pakistan'dan Suudi Arabistan'a hangi askeri unsurların gönderileceği oldu.</p><p></p><p>Ortak açıklamada konuşlandırılacak kuvvetlerin sayısı, niteliği veya hangi ülkenin hangi askeri kapasiteyi sağlayacağı konusunda ayrıntı verilmedi. Metinde bunun yerine "üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yetenekler" ifadesi kullanıldı.</p><p></p><p>Dolayısıyla karar, askeri konuşlandırmanın siyasi ve kurumsal çerçevesinin oluşturulduğunu gösterirken Türkiye'den gönderilecek personel, birlik veya askeri sistemlerin kapsamı henüz kamuoyuna açıklanmış değil.</p><p></p><p><b>Mekke ve Medine'ye saldırı girişimine ortak tepki</b></p><p></p><p>Üç ülke aynı açıklamada Mekke ve Medine'nin hedef alınması teşebbüsünü ve Suudi Arabistan'daki kentler ile sivil ve ekonomik tesislere yönelik saldırıları en sert ifadelerle kınadı.</p><p></p><p>Taraflar, Suudi Arabistan'ın güvenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırı veya tehdidi kabul etmediklerini vurguladı.</p><p></p><p>Türkiye ve Pakistan ayrıca Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetlerinin saldırılar karşısındaki hazırlık durumunu ve ülkenin güvenliğini korumak için yürüttüğü faaliyetleri desteklediklerini bildirdi.</p><p></p><p><b>Fidan: Yemen nedeniyle olağanüstü toplandık</b></p><p></p><p></p><p>Fidan, üç ülkenin daha önce planlanan toplantısının Yemen-Suudi Arabistan denkleminde yaşanan gelişmeler nedeniyle olağanüstü toplantıya dönüştüğünü belirtti.</p><p></p><p>Toplantıda Suudi Arabistan'ın savunmasına ne tür destek sağlanabileceğinin ele alındığını belirten Fidan, aynı zamanda Yemen'deki sorunun barışçıl yollar ve diyalogla çözülmesi için atılabilecek adımların da görüşüldüğünü söyledi.</p><p></p><p>Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in de askeri, operasyonel ve teknik konularda değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti.</p><p></p><p><b>Mekke Savunma İttifakı nedir?</b></p><p></p><p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalandı.</p><p></p><p>Üç ülke anlaşmayla bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini, savunma alanındaki koordinasyonun artırılmasını ve ortak caydırıcılık kapasitesi oluşturulmasını hedeflediğini açıkladı.</p><p></p><p>İttifakın en önemli maddelerinden biri ise taraflardan herhangi birine gerçekleştirilecek saldırının tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul edilmesi.</p><p></p><p>Bu yönüyle anlaşma, üç ülke arasında yalnızca siyasi işbirliği değil, doğrudan kolektif savunma mekanizması oluşturuyor.</p><p></p><p><b>Yemen krizi anlaşmanın ilk ciddi sınavı oldu</b></p><p></p><p>Mekke Savunma İttifakı'nın imzalanmasından yaklaşık iki ay sonra yaşanan Yemen merkezli gerilim, yeni güvenlik mekanizmasını ilk kez doğrudan sınayan gelişmeye dönüştü.</p><p></p><p>Yemen'in kuzeyini kontrol eden Ensarullah Hareketi (Husiler), Mekke ve Medine üzerindeki hava sahaları hariç Suudi Arabistan hava sahasını "askeri operasyon bölgesi" ilan ederek uluslararası hava yolu şirketlerine uçuşları durdurma çağrısında bulunmuştu.</p><p></p><p>Suudi Arabistan'ın şehirleri, sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılar da üç ülkenin Riyad'da olağanüstü toplantı düzenlemesine yol açtı.</p><p></p><p><b>Fidan daha önce "Sözümüzün eriyiz" demişti</b></p><p></p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 20 Eylül'de Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı'nın devreye girip girmeyeceğine ilişkin bir soruyu yanıtlamıştı.</p><p></p><p>Fidan, Suudi Arabistan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırılara dikkat çekerek Türkiye'nin ittifak kapsamındaki taahhütlerini yerine getireceği mesajını vermişti.</p><p></p><p>Suudi Arabistan'ın özellikle bazı teknik ve askeri ihtiyaçlarının karşılanabileceğini belirten Fidan'ın açıklamasından yaklaşık iki hafta sonra Riyad'daki olağanüstü toplantıda askeri kuvvet ve yeteneklerin konuşlandırılması yönünde resmi karar alındı.</p><p></p><p><b>İttifakın başına Pakistanlı general getirildi</b></p><p></p><p>Riyad toplantısında Mekke Savunma İttifakı'nın kurumsal yapısına ilişkin bir başka önemli karar da alındı.</p><p></p><p>Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood, ittifakın ilk Genel Sekreteri olarak üç yıllığına görevlendirildi.</p><p></p><p>Genel Sekreterliğin Riyad'da faaliyet göstermesi planlanıyor. Böylece ağustos ayında imzalanan anlaşmanın ardından hem ittifakın kurumsal yönetimi şekillenmiş hem de kolektif savunma mekanizmasının ilk operasyonel adımı atılmış oldu.</p><p></p><p>Bundan sonraki süreçte gözler, Suudi Arabistan'a konuşlandırılması kararlaştırılan askeri kuvvetlerin büyüklüğü, niteliği, görev tanımı ve Türkiye'nin bu yapıya hangi askeri unsurlarla katkı sağlayacağına çevrilecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İran ile iş yapan yabancı finans kuruluşlarına yaptırım</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/iran-ile-is-yapan-yabanci-finans-kuruluslarina-yaptirim-2038/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/iran-ile-is-yapan-yabanci-finans-kuruluslarina-yaptirim-2038/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T10:04:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T10:04:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2EB09D-096B16-560BCB-252ABD-0FC2CD-D97EC9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Hazine Bakanlığının Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisinden (OFAC) yapılan açıklamada, “Ekonomik Dışlama Operasyonu” kapsamında İran veya İran'ın finans sektörüyle iş yapmaya devam eden yabancı finans kuruluşlarının yaptırımlara maruz kalabileceği bildirildi.</p><p></p><p>Açıklamada, yaptırım uygulanan İranlı finans kuruluşlarıyla işlem yapmayı sürdüren yabancı finans kuruluşlarının önceden bildirimde bulunulmaksızın herhangi bir zamanda hedef alınabileceği, bu kuruluşların söz konusu faaliyet ve ilişkileri sonlandırmak için derhal harekete geçmeleri gerektiği belirtildi.</p><p></p><p>Bakanlığın açıklamasında, "İran'ın küresel finans sistemine erişimini kolaylaştıran yabancı finans kuruluşları, İran bankalarına veya bunların üçüncü ülkelerdeki iştiraklerine ya da şubelerine finansal hizmetler sağlamak da dahil olmak üzere, İran ekonomisinin yaptırım uygulanan sektörlerinde faaliyet göstermeleri veya bu sektörleri desteklemeleri nedeniyle yaptırımlara maruz kalma riski taşıyor." ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p>Ayrıca yabancı finans kuruluşlarının, İran'la bağlantılı işlemlerin ABD'deki finans kuruluşlarının veya diğer ABD'li kişilerin yaptırımları ihlal etmesine neden olması halinde hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.</p><p></p><p>Öte yandan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İran'a yönelik “Ekonomik Dışlama Operasyonu”nun sonuçlarına ilişkin paylaşımda bulundu.</p><p></p><p>Operasyonun sonuç verdiğini savunan Bessent, İran riyalinin rekor düşük seviyelere gerilediğini, İran'ın geçen ay tankerlere hiç ham petrol yüklemediğini ve İran'ın en üst düzey güvenlik yetkilisinin bile ülkenin tarihindeki en zor dönemlerden biriyle karşı karşıya olduğunu kabul ettiğini ileri sürdü.</p><p></p><p>Bessent, "İran rejimi, kaynaklarını terörizme akıtırken kendi halkının acı çekmesine izin veriyor. Ekonomik Dışlama Operasyonu, İran rejimi, Trump yönetiminin rejimin terörizmi finanse etmesine ve nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini anlayana kadar durmayacak." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Almanya'da ilk kez bir eyalet AfD'li meclis başkanı seçti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/almanyada-ilk-kez-bir-eyalet-afdli-meclis-baskani-secti-8036/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/almanyada-ilk-kez-bir-eyalet-afdli-meclis-baskani-secti-8036/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T08:16:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T08:16:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_5ECDDA-0BB146-5B91F9-DF3314-8B41B3-83FA40.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Almanya'da, 1945'ten sonra ilk kez aşırı sağcı bir siyasetçi eyalet parlamentosu başkanı seçildi.</p><p></p><p>Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin, 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta açık ara farkla kazandığı seçimlerin ardından bugün eyalet parlamentosu başkanlığı için oylama yapıldı.</p><p></p><p>AfD'nin adayı Tobias Rausch, oylamada oy çoğunluğunu elde ederek eyalet parlamentosunun yeni başkanı seçildi.</p><p></p><p><b>Rausch'un seçilmesine demokrat partilerden kim destek verdi?</b></p><p></p><p>AfD, yüzde 43,8'lik oy oranıyla galip çıktığı Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosu seçimlerinde 83 sandalyenin 39'unu kazanarak mutlak çoğunluğu az farkla kaçırmıştı.</p><p></p><p>35 yaşındaki Rausch ise bugünkü oylamada, Magdeburg'daki Eyalet Parlamentosu'ndaki oylamada kullanılan 82 oydan 48'ini aldı.</p><p></p><p>Oylama sonucu, Rausch'a AfD'li milletvekillerinin dışında diğer partilerden dokuz milletvekilinin daha oy verdiğini ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Beş sandalyeye sahip Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) zaten demokratik partilerin aşırı sağcı partiye ördükleri "güvenlik duvarına" (Brandmauer) karşı olduğunu duyurmuş ve oylama öncesinde de AfD adayına destek verileceğini ilan etmişti.</p><p></p><p>Ancak bugünkü oylamada sadece 29 milletvekili karşı oy kullandı.</p><p></p><p>Oysa Alman iç istihbarat teşkilatı BfV tarafından izlenen aşırı sağcı AfD'nin önemli makamlara seçilmesini engelleme sözü veren ve bu parti ile iş birliğini reddeden partilerin oyu daha fazla.</p><p></p><p>Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakâr Hristiyan Demokratları (CDU) ile Sol Parti, Yeşiller ve Sosyal Demokratların (SPD) eyalet parlamentosundaki toplam sandalye sayısı 39.</p><p></p><p>Rausch'un 48 oy almış olması, bu partilerden en az dört milletvekilinin ona oy vermiş olduğu, beş milletvekilinin de karşı oy vermek yerine çekimser kaldığını ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Oylama gizli olduğu için hangi partilerin fire verdiği bilinmiyor.</p><p></p><p><b>Alice Weidel: Harika bir başarı!</b></p><p></p><p>AfD'nin Eş Başkanı Alice Weidel, Rausch'un parlamento başkanı seçilmesini sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla kutladı.</p><p></p><p>Weidel, paylaşımında "Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'nun az önce seçilen Başkanı Tobias Rausch'a ve partimizin tarihindeki ilk AfD Eyalet Meclisi Başkanı'na tebrikler. Rausch 48 oy aldı: Bu, AfD grup üyelerinin sayısından 9 fazla. Harika bir başarı!" ifadelerine yer verdi.</p><p></p><p><b>Rausch "partiler üstü yönetme" sözü verdi</b></p><p></p><p>AfD'li bir siyasetçinin, partinin 13 yıllık tarihinde ilk kez bir eyalette parlamento başkanı seçilmesi geniş yankı uyandırdı.</p><p></p><p>Rausch, oylama sonrasında yaptığı konuşmada endişeleri gidermeye çalıştı.</p><p></p><p>AfD'li siyasetçi, "Bu görevi bir grup başkanı olarak değil, Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'nun tamamının başkanı olarak yürüteceğim... Bu sorumluluğun hakkını vermek istiyorum" diye konuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump eski binbaşı Hasan'ın kurşuna dizilmesine onay verdi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trump-eski-binbasi-hasanin-kursuna-dizilmesine-onay-verdi-4594/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trump-eski-binbasi-hasanin-kursuna-dizilmesine-onay-verdi-4594/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T07:21:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T07:21:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C3565F-611E2B-2480FA-1CC4A4-DB5745-9EC4BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Donald Trump, 2009 yılında Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldürüp, 32 kişiyi yaralayan Amerikan ordusunun eski psikiyatristi Nidal Malik Hasan'ın kurşuna dizilerek infaz edilmesini onayladı.</p><p></p><p>Trump'ın, 1961 yılından bu yana ABD'de ilk kez bir ordu mensubunun idamına kapı aralayan kararı, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in önerisi üzerine onayladığı açıklandı.</p><p></p><p>Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, Trump'ın onayını sosyal medya hesabından "Hasan için hesap verme günü nihayet geldi" paylaşımıyla duyurdu.</p><p></p><p>Sözcü Parnell, 2009 yılında Fort Hood üssünde "Allahu Ekber" diye bağırarak silahsız Amerikan askerlerine ateş açan Nidal Malik Hasan'ı "cihatçı terörist" olarak nitelendirdiği paylaşımında, Trump'ın Hegsteht'in önerisi üzerine ABD ordusunun infaz mangası tarafından idam edilmesini onayladığını belirtti.</p><p></p><p>Parnell, idamın zamanı ve yerinin daha sonra belirleneceğini açıkladı.</p><p></p><p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de "Adalet" ifadesine yer vererek Parnell'in açıklamasını alıntıladığı bir paylaşım yaptı.</p><p></p><p><b>ABD'de 65 yıl aradan sonra ilk kez asker idam edilecek</b></p><p></p><p>Fort Hood saldırganı Nidal Malik Hasan, askeri mahkeme tarafından yargılanmış, 2013 yılında idama mahkum edilmişti.</p><p></p><p>Amerikan ordusu mensupları ancak başkan idam cezasını onayladığı takdirde idam edilebiliyor.</p><p></p><p>Trump, dün açıklanan kararıyla, mahkumiyet kararından 13 yıl sonra Hasan'ın idamını onaylamış oldu.</p><p></p><p>ABD'de en son 1961 yılında, Avusturya'da görev yaptığı esnada 11 yaşındaki bir çocuğa tecavüz etmekten ve onu öldürmeye teşebbüs etmekten hüküm giyen bir asker asılarak idam edilmişti.</p><p></p><p>İdam Cezası Bilgi Merkezi'ne göre, ABD ordusu en son Kasım 1945'te infaz mangası aracılığıyla bir askeri tüfekle kurşuna dizmişti.</p><p></p><p><b>Kurşuna dizme, idam seçeneklerine yeniden eklendi</b></p><p></p><p>Trump yönetimi, yakın bir zamanda, en ağır federal suçlar için izin verilen infaz yöntemleri arasına elektrikli sandalye ve gazla boğma ile birlikte kurşuna dizmeyi de ekledi.</p><p></p><p>İnfaz seçeneklerinin genişletilmesinde, ölümcül enjeksiyon için gerekli ilaçların temininde giderek artan güçlüklerin rol oynadığı belirtiliyor.</p><p></p><p>Tennessee eyaletinde geçen hafta, 200 yılı aşkın bir süreden sonra ilk kez bir kadını idam etme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Cezaevi personelinin ölümcül enjeksiyon girişimine rağmen Christa Pike hayatta kalmış, bilincini kapalı bir şekilde hastaneye kaldırılmıştı.</p><p></p><p>Yaşanan bu olay, ABD'de idam cezası tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.</p><p></p><p><b>Tekerlikli sandalyesinde mi kurşuna dizilecek?</b></p><p></p><p>ABD'nin Teksas eyaletindeki Fort Hood askeri üssünde psikiyatr olarak görev yapan eski binbaşı Nidal Malik Hasan, 2009 yılındaki saldırısı esnasında 12 asker ve bir sivili öldürmüş, 32 kişiyi de yaralamıştı.&nbsp;</p><p></p><p>Hasan'ın, Afganistan'daki görevine başlamasına kısa bir süre kala saldırıyı düzenlediği, Amerikan ordusunun Irak ve Afganistan operasyonlarına tepkili olduğu ortaya çıkmıştı.</p><p></p><p>ABD basınında Hasan'ın Filistinli anne babanın oğlu olarak dünyaya geldiği, saldırı öncesinde radikalleştiği bilgisi yer almıştı.</p><p></p><p>Tutuklanırken polis tarafından vurulan, kısmen felç kalan ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Hasan şimdi 56 yaşında.</p><p></p><p>Hasan'ın yargılandığı süre boyunca pişmanlık ifade etmediği, ve "şehit sayılmak" için saldırıda kendisinin de ölmüş olmasını istediğini ifade ettiği bildirilmişti.</p><p></p><p><b>Trump'ın onayına tepki</b></p><p></p><p>ABD Başkanı Trump'ın Hasan'ın idamına onay vermesine İdam Cezası Eylem&nbsp; Grubu tepki gösterdi.</p><p></p><p>Yapılan açıklamada "Donald Trump'ın öldürme gücünden daha çok sevdiği hiçbir şey yok" denildi.</p><p></p><p>ABC News kanalının haberine göre, ABD ordusunun kuralları uyarınca Hasan'ın, başkanın onayından 60 gün sonra ve en geç 150 gün içinde idam edilmesi gerekiyor.</p><p></p><p>New York Times gazetesi ise 2008'deki benzer bir vakayı örnek göstererek idamın hâlâ durdurulabileceğini duyurdu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karadeniz'de Türk gemisi battı: Ukrayna Rusya'yı suçladı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/karadenizde-turk-gemisi-batti-ukrayna-rusyayi-sucladi-5698/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/karadenizde-turk-gemisi-batti-ukrayna-rusyayi-sucladi-5698/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T06:22:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T06:22:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D2B899-48E639-15BEDF-812796-BBFC5B-EDB196.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Karadeniz'de mısır taşıyan Royad Mammadov adlı Türk gemisinin iki Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucunda battığını, geminin kaptanının öldüğünü duyurdu.</p><p></p><p>Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Türkiye’ye ait ve mısır taşıyan bir sivil gemiye tarafsız sularda seyrettiği esnada iki Rus insansız hava aracının korkunç bir saldırı gerçekleştirdiğini" kaydetti.</p><p></p><p>Gemide Azerbaycan ve Hindistan vatandaşlarının bulunduğunu belirten Zelenskiy, "Şu an itibarıyla maalesef geminin kaptanının hayatını kaybettiğini biliyoruz. Başsağlığı diliyorum. Bir kişinin akıbeti ise hâlâ belirlenmeye çalışılıyor. On bir mürettebat kurtarıldı, bunlardan biri yaralı" bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Ukrayna'nın Karadeniz'de güvenliği sağlamak için defalarca somut adımlar önerdiğini, üçüncü ülkelerden de konuyla ilgili öneriler geldiğini aktaran Volodimir Zelenskiy paylaşımında ayrıca "Ancak Rusya, sürekli olarak terörü ve sivil gemileri batırmayı tercih etmektedir. Küresel gıda güvenliğini yeniden tesis etmek için baskı uygulanması gerekmektedir. Ve bu konuya gerçekten ilgi duyan herkes yardımcı olmalıdır" ifadelerine yer verdi.</p><p></p><p><b>Romanya: İki kişi hayatını kaybetti</b></p><p></p><p>139 metre uzunluğundaki Royad Mammadov adlı gemi, Romanya açıklarında, balıkçı limanı Sfantu Gheorghe'nin yaklaşık 30 deniz mili güneyinde alev aldı ve çıkan yangın sonrasında da battı.</p><p></p><p>İlk açıklamayı Romanya yapmıştı. Romanya İçişleri Bakanlığı açıklamasında, "Saat 11.00 civarında, Sahil Güvenliğe Romanya’nın münhasır ekonomik bölgesinde bulunan bir ticaret gemisinde yangın çıktığı bilgisi ulaştı" denildi.</p><p></p><p>Açıklamada yangının nedenlerine ilişkin bir bilgi paylaşılmazken, gemideki iki mürettebatın hayatını kaybettiği, 11 kişinin ise helikopterlerle kurtarıldığı belirtildi.</p><p></p><p>Romanya Savunma Bakanlığı da olayda bir İHA'nın rol oynayıp oynamadığına dair soruları yanıtsız bıraktı.</p><p></p><p>Romanya Denizcilik İdaresi Sözcüsü Irina Puscasu ise "Mürettebattan üç kişi yaralandı, sekiz kişinin durumu iyi" bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Karadeniz, Rusya-Ukrayna savaşında İHA saldırılarının giderek yoğunlaştığı bir çatışma alanına dönüşüyor.</p><p></p><p>Artan İHA saldırılarında Türk gemileri de hedef alınıyor. Türkiye, defalarca Karadeniz’deki gemilere yönelik saldırılardan duyduğu kaygıyı dile getirerek, taraflara bu saldırılara son verme çağrısını yapmıştı.</p><p></p><p>Türk denizcilik sektörünün çatı kuruluşu IMEAK Deniz Ticaret Odası, geçen ay yaptığı açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana Karadeniz'de 226 sivil ve ticari geminin saldırıya uğradığını, bu saldırıların büyük çoğunluğunun bu yıl gerçekleştiğini belirtti.</p><p></p><p>Türkiye, hem Ukrayna'ya hem de Rusya'ya artan İHA saldırılarından duyulan tepkinin iletildiğini duyurmuştu.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada bu saldırıların "kabul edilemez" olduğunu söylemişti.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nobel fizik ve tıp ödülleri sahiplerini buldu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/nobel-fizik-ve-tip-odulleri-sahiplerini-buldu-5489/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/nobel-fizik-ve-tip-odulleri-sahiplerini-buldu-5489/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T06:11:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T06:11:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_87F7B5-5EB5AA-2B6004-8218DD-4EDD19-A4770D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Halzen, Güney Kutbu'ndaki IceCube gözlemevinin geliştirilmesine öncülük etti.</p><p></p><p>Gözlemevi, nötrino adı verilen parçacıkları tespit etmek için ışık sensörleriyle donatılmış bir kilometreküplük Antarktika buzunu kullanıyor. Bu parçacıklar, evrende yaşanan şiddetli ve yüksek enerjili süreçlere dair bilgi taşıyor.</p><p></p><p>İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, "Halzen'ın vizyonu ve bilimsel liderliği, IceCube Nötrino Gözlemevi'nin kurulmasında temel rol oynadı" açıklamasını yaptı.</p><p></p><p>Halzen, Güney Kutbu'nda nötrinoları tespit etme fikrini ilk kez 1988'de ortaya koydu.</p><p></p><p>Nobel Fizik Komitesi Başkanı Mark Pearce, "Francis Halzen, bize olağanüstü bir bilimsel araç kazandıran uluslararası araştırmacı ve mühendis ekibine liderlik etti" dedi.</p><p></p><p>"Kararlılığı ve bilimsel vizyonu, yeni bir astronomi türünün önünü açtı."</p><p></p><p>Nötrinolar, tespit edilmesi çok zor olan atom altı parçacıklar. Güneş, bu parçacıklardan çok büyük miktarlarda üretiyor. Her saniye milyarlarca nötrino, tırnağınız büyüklüğündeki bir alandan hiçbir zarar vermeden geçer.</p><p></p><p>Ancak IceCube, çok daha yüksek enerjili nötrinoları arıyor. Bunlar, Güneş Sistemi'mizin çok ötesindeki uzak galaksilerde yaşanan şiddetli süreçlerde ortaya çıkıyor.</p><p></p><p>Nötrinoları, evrendeki bu temel olayların izini gösteren astronomik haberciler olarak düşünmek mümkün.</p><p></p><p>Gözlemevinde nötrinoların çoğu buzun içinden doğrudan geçip gider. Ancak zaman zaman bir nötrino buzla etkileşime girer ve bunun sonucunda, kendini belli eden bir ışık parlaması yayan parçacıklar oluşur.</p><p></p><p>Nadiren yakalanan bu sinyaller, nötrinoların nereden geldiğine ve onları ortaya çıkaran aşırı koşullara dair ipuçları taşır. Böylece bilim insanları, sıradan teleskoplarla kolayca gözlemlenemeyen yerleri inceleyebilir.</p><p></p><p><b>Nobel Tıp Ödülü sinir hücrelerinin duyguları nasıl şekillendirdiğini gösteren üç bilim insanına verildi</b></p><p></p><p>Amerikalı psikiyatrist ve nörolog Karl Deisseroth ile Alman meslektaşları Peter Hegemann ve Georg Nagel, optogenetik alanındaki çalışmaları nedeniyle bu yılın Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü'ne layık görüldüler.</p><p></p><p>Yaptıkları araştırmalar, bilim insanlarının beynin işleyişi hakkında daha fazla bilgi edinmelerine ve insan zihninin nasıl çalıştığını daha iyi anlamalarına yardımcı oldu.</p><p></p><p>Nobel Komitesi tarafından yapılan açıklamada, üçlünün sinirbilimde yeni bir dönemin temellerini atmalarından ve "nörolojik ve psikiyatrik bozukluklarla ilgili belirli anılar, duygular ve davranışların" ardındaki sinir ağlarını ortaya çıkarmalarından övgüyle bahsedildi.</p><p></p><p>Buldukları yöntem, klinik tıp alanındaki araştırmacılar tarafından görme bozukluğu olan kişilerin görme yetisini geri kazandırmak için kullanılıyor.</p><p></p><p>Nobel Komitesi, "Optogenetik, beyne dair anlayışımızı kökten değiştirdi" açıklamasında bulundu.</p><p></p><p>"Her gün, insanlığın büyük gizemlerinden birini, büyüleyici beynimizin nasıl çalıştığını, çözmeye yardımcı olan yeni keşifler getiriyor."</p><p></p><p>Ödül sahipleri, bu ödülü almanın "olağanüstü" olduğunu ve bu onuru dostlarıyla paylaşmanın bir ayrıcalık olduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Bu üç bilim insanı, 12 milyon İsveç kronu (yaklaşık 100 bin dolar) para ödülünü de aralarında paylaşacak.</p><p></p><p><b>Optogenetik: Sinir hücreleri için moleküler bir anahtar</b></p><p></p><p>Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi Başkanı Per Svenningsson açıklamasında, "Optogenetik, beyni bir zamanlar yalnızca hayalini kurabildiğimiz bir şekilde haritalandırma fırsatları sunuyor" dedi.</p><p></p><p>Daha önce, duyguların, davranışların ve vücut fonksiyonlarının ardındaki işleyiş bilim insanları için büyük ölçüde bir sırdı.</p><p></p><p>Optogenetik, bilim insanlarının ışık kullanarak hücrelerin elektriksel faaliyetlerini kontrol etmesini sağlayan ve alglerden (su yosunlarından) alınan özel bir protein aracılığıyla beyin yollarını aydınlatma yöntemi.</p><p></p><p>2000'lerin başında Hegemann ve Nagel, benzersiz özelliklere sahip bir alg proteini olan kanal rodopsini (channelrhodopsin) keşfettiler.</p><p></p><p>O tarihten bu yana araştırmacılar, hayvanlardaki sinir hücrelerini ve yollarını inceleyerek bunların işlevlerine dair çok daha fazla bilgi edinme ve keşif yapma imkanı buldular.</p><p></p><p>Araştırmacılar artık ışık kullanarak beyindeki belirli nöral devreleri açıp kapatabiliyorlar. Anıları canlandırabiliyor, duygular oluşturabiliyor, davranışları yönlendirebiliyor ve çeşitli psikiyatrik ve nörolojik bozukluklarda rol oynayan nöron türlerini inceleyebiliyorlar.</p><p></p><p>Nobel Komitesi'ne göre bu yöntem ayrıca, sinir sisteminin kalp ve bağırsak gibi vücudun diğer bölgelerindeki çeşitli hücrelerle nasıl etkileşime girdiğine dair önemli bilgiler sağlıyor.</p><p></p><p><b>İnsanların görme yetisini geri kazandırmak</b></p><p></p><p>Araştırmacılar ayrıca optogenetiği tıbbi bir tedavi olarak kullanmaya yönelik "ilk adımları" da attılar.</p><p></p><p>Devam eden klinik çalışmalarda, bilim insanları gözün çubuk ve koni hücrelerini yok eden retinitis pigmentosa hastalığı nedeniyle kör olan kişilerin görme yetisini geri kazandırmak için çalışıyorlar.</p><p></p><p>Gözün hasar görmüş bölgesine özel bir protein yerleştirilmesiyle, kişi ışık yayan özel gözlükler taktığında ve tedavi edici alg proteinlerini aktive ettiğinde kısmen görme yeteneğini geri kazandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Paramount ile Warner Bros'un birleşmesi tamamlandı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/paramount-ile-warner-brosun-birlesmesi-tamamlandi-595/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/paramount-ile-warner-brosun-birlesmesi-tamamlandi-595/</id>
<published><![CDATA[2026-10-06T05:15:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-06T05:15:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C09E9D-997618-DBB053-D7E554-59CC8D-18FEAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Paramount Skydance Corp., Netflix Inc. ile giriştiği çetin bir kontrol mücadelesinin ardından antitröst davalarını da bertaraf ederek, tüm zamanların en büyük medya birleşmelerinden birini tamamladı. Şirket, Warner Bros. Discovery'i 110 milyar dolara satın alma işlemini Salı günü sonuçlandırdı.</p><p></p><p>"Skydance" adını alacak olan yeni şirket, en büyük beş Hollywood film stüdyosundan ikisini bir araya getirerek Harry Potter ve Görevimiz Tehlike gibi önemli yapımların ev sahipliği yaptığı markaları tek çatı altında topluyor.</p><p></p><p>Paramount Skydance CEO’su David Ellison yaptığı açıklamada, "Bugün sadece Skydance için değil, tüm sektörümüz için tarihi bir gün" dedi.</p><p></p><p>Paramount, daha önce Warner Bros.'un stüdyo ve yayıncılık birimlerini satın almayı taahhüt etmiş olan Netflix'e karşı aylarca süren bir teklif yarışının ardından, Şubat ayında Warner Bros.'u satın alma konusunda anlaşmaya varmıştı.</p><p></p><p>Ellison, geçtiğimiz günlerde yeni şirketin adının Skydance olacağını açıklamıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bosna Hersek'te Becirovic, Filipovic ve Cvijanovic seçim zaferini ilan etti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/bosna-hersekte-becirovic-filipovic-ve-cvijanovic-secim-zaferini-ilan-etti-5644/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/bosna-hersekte-becirovic-filipovic-ve-cvijanovic-secim-zaferini-ilan-etti-5644/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T07:58:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T07:58:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7F8C58-7A1201-156357-4E1D95-000102-0C441C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bosna Hersek Merkez Seçim Komisyonu (CIK) tarafından duyurulan resmi olmayan ilk sonuçlara göre, oyların yüzde 90'ından fazlası sayıldı.</p><p></p><p>Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak üyeliği için yapılan seçimde Denis Becirovic oyların yüzde 38,11'ini, Bakir İzetbegoviç yüzde 33,95'ini, Semir Efendic yüzde 25,79'unu ve Fahrudin Radoncic de yüzde 2,15'ini aldı.</p><p></p><p>"Bosna Hersek Devleti İçin Birleşenler" bloku tarafından 14 siyasi partinin desteğiyle seçime giren Sosyal Demokrat Partinin (SDP) adayı Becirovic, yaptığı açıklamada, kendisine güvenen vatandaşlara teşekkür ederek, "Özgürlükçü, antifaşist ve sivil Bosna Hersek yaşıyor." dedi.</p><p></p><p>Ülkenin dış politikadaki stratejik yönünün değişmemesi gerektiğini vurgulayan Becirovic, Avrupa Birliği (AB) ve NATO yolunda ilerlemeyi sürdüreceklerini, bölgenin geleceğinin Rus modelinde değil Avrupa modelinde olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Zaferini kutlamayacağını belirten Becirovic, ülkede zor şartlarda yaşayan insanlar bulunduğunu, seçim kampanyasının ise bugüne kadarki en uzun, en zor kampanya olduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Demokratik Eylem Partisi (SDA) Genel Başkanı Bakir İzetbegoviç ise yenilgiyi kabul etti.</p><p></p><p>İzetbegoviç, sonuçların açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada, kazanmayı başaramadığını ancak partisinin 2022'deki genel seçimlere kıyasla daha iyi bir sonuç aldığını belirterek, "Önemli olan SDA'nın kazanmış olması." dedi.</p><p></p><p>Kendi oyunun bu kez partisinin gerisinde kaldığını, bunun nedenlerini değerlendireceklerini söyleyen İzetbegoviç, rakibi Denis Becirovic'e öncekine göre çok daha fazla yaklaştığını kaydetti.</p><p></p><p>Bosna Hersek Partisi adına seçime giren Semir Efendic de seçimlerin ardından en önemli konunun daha iyi çalışacak bir hükümetin kurulması olduğunu vurgulayarak, kesin sonuçların beklenmesi gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Efendic, partisinin hükümetin kurulma sürecinde ortaklık için muhalefet partilerine daha yakın olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>- Hırvat üyeliğine Filipovic, Sırp üyeliğe Cvijanovic seçildi</p><p></p><p>Devlet Başkanlığı Konseyinin Hırvat üyeliğini Bosna Hersek Hırvat Demokratik Birliği (HDZ BiH) adayı Darijana Filipovic, yüzde 48,19 oy alarak kazandı.</p><p></p><p>Demokratik Cephe (DF) adayı Slaven Kovacevic ise yüzde 28,79 oy alırken, bağımsız aday Zdenko Lucic de yüzde 23,02 oy aldı.</p><p></p><p>Filipovic, sonuçların açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada, konseyde 4 yıl birlikte görev yapacağı diğer üyeleri tebrik ederek, çalışmalarının Bosna Hersek kurumlarının farklı işleyebileceğine örnek olmasını istediğini kaydetti.</p><p></p><p>Bosna Hersek'in aynı şekilde kendi vatanları olduğunu dile getiren Filipovic, zaferden ve yürüttükleri kampanyadan gurur duyduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyeliğini ise ülkedeki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) görevden alınan başkanı Milorad Dodik'in liderliğini yaptığı Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği'nin (SNSD) adayı Zeljka Cvijanovic kazandı.</p><p></p><p>Cvijanovic yüzde 55,33 oy alarak ilk sırada yer aldı. Sırp Demokrat Partisi adayı Marinko Bozovic yüzde 26,55 oy alırken, Adalet ve Düzen İçin Partisi adayı Nebojsa Vukanovic yüzde 18,11 oy aldı.</p><p></p><p>Cvijanovic, yaptığı açıklamada, vatandaşlara ve parti gönüllülerine teşekkür ederek, zaferin Milorad Dodik liderliğindeki SNSD'ye ait olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Cvijanovic, "Politikamız istikrarlı ve güçlü bir Sırp Cumhuriyeti'dir." dedi.</p><p></p><p>RS başkanlığını ise SNSD adayı Savo Minic yüzde 52,04 oyla kazandı.</p><p></p><p>- Seçime katılım yüzde 41,5</p><p></p><p>Bosna Hersek Parlamentosu Temsilciler Meclisi seçimlerinde, Bosna Hersek Federasyonu'nda (FBIH) SDA yüzde 31,57 ile birinci parti olurken, RS'de SNSD yüzde 40,94 ile seçimi kazandı.</p><p></p><p>Özel statüye sahip Brcko'da da hükümette görev alacak isimleri belirlemek için seçmenler oy kullandı.</p><p></p><p>Ülkede devlet düzeyindeki başkanlık konseyi ve parlamentonun yanı sıra Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ve Sırp Cumhuriyeti (RS) olmak üzere iki entitede ve FBIH içindeki 10 kantonda, parlamento üyeleri seçildi.</p><p></p><p>FBIH'teki seçmenler, Bosna Hersek Parlamentosu, FBIH Parlamentosu ve kanton parlamentoları için de oy kullanırken, RS'deki seçmenler, Bosna Hersek Parlamentosu, RS Başkanlığı ve Başkan Yardımcılığı ile RS Halk Meclisi için sandık başına gitti.</p><p></p><p>Devletin en üst mevkisi olan Devlet Başkanlığı Konseyinin Boşnak ve Hırvat üyeleri, FBIH içinden, Sırp üye ise RS içinden seçilmiş oldu.</p><p></p><p>CIK, seçime katılımın yüzde 41,5 olduğunu açıkladı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İsrail, İngiliz Yeşiller Partisi Başkanı'nın ülkeye girişini yasakladı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/israil-ingiliz-yesiller-partisi-baskaninin-ulkeye-girisini-yasakladi-5215/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/israil-ingiliz-yesiller-partisi-baskaninin-ulkeye-girisini-yasakladi-5215/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T07:40:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T07:40:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F63B87-D24E42-385BD0-5F3681-2B886B-7763DA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsrail Dışişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, İngiliz Yeşiller Partisinin kabul ettiği önergenin İsrail'e karşı silahlı mücadeleyi meşrulaştırdığı ileri sürüldü.</p><p></p><p>Bu kararın "Nehirden denize Filistin" devleti çağrısıyla İsrail'in yok edilmesini istediği iddia edilen açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın önergenin kabulüne karşı ilk adım olarak Yeşiller Partisi lideri Polanski'nin ülkeye girişini yasakladığı bildirildi.</p><p></p><p>Açıklamada, yasaklama kararının ilgili makamlarla koordine edildiği belirtildi.</p><p></p><p>İngiltere ve Galler'de Yeşiller Partisi üyeleri, "Siyonizm ırkçılıktır" başlıklı önergeyi kabul ederek partinin resmi politikası haline getirmişti.</p><p></p><p>Yeşiller Partisinin Brighton şehrinde düzenlenen yıllık konferansında oylanan "Siyonizm ırkçılıktır" başlıklı önerge, 813'e karşı 1022 oyla kabul edilmişti.</p><p></p><p>Önergede siyonizmin "etno-milliyetçi Yahudi devleti"ni destekleyen ideoloji olarak tanımlandığı ve "tarihi Filistin'in tamamında tek demokratik Filistin Devleti" kurulmasının desteklendiği belirtilmişti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Brezilya başkanlık seçimleri ikinci tura kaldı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/brezilya-baskanlik-secimleri-ikinci-tura-kaldi-7345/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/brezilya-baskanlik-secimleri-ikinci-tura-kaldi-7345/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T07:40:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T07:40:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C563AA-5E3387-B40E1B-4CFD93-0AA8B2-539E57.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Görevdeki devlet başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, 25 Ekim'de sağcı senatör Flávio Bolsonaro ile bir kez daha karşı karşıya gelecek.</p><p></p><p>Oyların %97,24'ü sayıldığında Bolsonaro, geçerli oyların %47,43'ünü alırken, Lula %44,69 oy oranında kaldı.</p><p></p><p>Bu sonuçlara göre adaylar arasında 3 milyon oy fark oluştu.</p><p></p><p>Yüksek Seçim Mahkemesi, adayların hiçbirinin geçerli oyların yüzde 50'sini geçemeyeceğini öngördü ve ikinci tur seçim yapılacağını resmen duyurdu.</p><p></p><p>BBC Brezilya Servisi'ne konuşan siyasi analist Creomar de Souza, ikinci turda yakın bir seçim beklendiğini söyledikten sonra "Tarihsel olarak Brezilya'da ikinci tur seçimlerde geri dönüş görmedik" dedi.</p><p></p><p>"Bu Lula için çok zor bir senaryo" diye ekledi.</p><p></p><p>Seksen yaşındaki solcu Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, oyunu kullandıktan sonra seçimin demokrasi ile "barbarlık" arasında bir tercih olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Rakibi 45 yaşındaki sağcı Flávio Bolsonaro ise "Brezilya halkını özgürleştirmek" istediğini söyledi.</p><p></p><p>Brezilya'yı 2019'dan 2023'e kadar yöneten Jair Bolsonaro, bu seçimde başkanlık yarışına katılamadı.</p><p></p><p>Bolsonaro, 2022 seçimlerinde Luis Inácio Lula da Silva'ya yenilmesinin ardından darbe girişiminde bulunduğu gerekçesiyle şu anda ev hapsinde.</p><p></p><p>71 yaşındaki siyasetçi sadece aday olmaktan men edilmekle kalmıyor, aynı zamanda 2022 seçimlerini Lula'ya kaybettikten sonra darbe planladığı gerekçesiyle aldığı 27 yıllık hapis cezasını da çekiyor.</p><p></p><p>Tekrarlayan sağlık sorunları nedeniyle şu anda bir hücrede değil ev hapsinde tutuluyor, ancak sosyal medyada paylaşım yapmasını veya kamuoyuna açıklamalarda bulunmasını yasaklayan kısıtlamalar altında.</p><p></p><p><b>Anketler ne diyordu?</b></p><p></p><p>Başkanlık için yarışan 12 aday bulunsa da kamuoyu yoklamalarında çift haneli oranlara ulaşabilen yalnızca iki isim vardı.</p><p></p><p>BBC Brezilya'nın derlediği anket takip verileri, Lula'yı Bolsonaro'nun çok az önünde gösteriyordu.</p><p></p><p>Diğer 11 adayın oy oranları ise %4 veya altında kalıyor.</p><p></p><p>Anketlere gçre Eylül ayı sonunda seçmenlerin %9'u ya hala kararsızdı ya da geçersiz oy kullanmayı, boş oy atmayı veya sandığa hiç gitmemeyi planlıyordu.</p><p></p><p>Brezilya'da 16 yaş ve üzerindeki seçmenler oy kullanma hakkına sahip</p><p></p><p>Okur yazar olan 18 ila 70 yaş arası bireyler içinse oy kullanmak zorunlu ve oy kullanmayanlara para cezası uygulanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İran Petrol Bakanı Paknejad istifa etti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/iran-petrol-bakani-paknejad-istifa-etti-7131/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/iran-petrol-bakani-paknejad-istifa-etti-7131/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T07:35:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T07:35:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_657038-13168F-DA3408-0B17EA-918AE5-0F012D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai, Petrol Bakanı Muhsin Paknejad’ın istifa ettiğini duyurdu.</p><p></p><p>İran basınına göre Tabatabai, Paknejad’ın istifasının Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından kabul edildiğini ve İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) Genel Müdürü Hamid Boverd’in vekaleten Petrol Bakanı olarak atandığını söyledi.</p><p></p><p>İran basınına göre Tabatabai, Paknejad’ın kişisel sebepleri gerekçe göstererek istifa ettiğini belirtti.</p><p></p><p>Paknejad, daha önce de Pezeşkiyan’a birkaç kez istifasını sunmuş ancak talebi kabul edilmemişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bulgaristan'da başlayan orman yangınları Yunanistan'a sıçradı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/bulgaristanda-baslayan-orman-yanginlari-yunanistana-sicradi-5191/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/bulgaristanda-baslayan-orman-yanginlari-yunanistana-sicradi-5191/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T07:02:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T07:02:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E2F49B-AFD03E-DCB80B-A2A3FA-588C07-5D121D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yunan basınında yer alan haberlere göre, Yunanistan'a komşu Bulgaristan'da başlayan orman yangını Yunanistan'a sıçradı.</p><p></p><p>Yangın Meriç Bölgesi'ndeki Sofulu ilçesi yakınlarına kadar ulaştı. Kontrol altına alınamayan yangın, Ruşenler Köyü'ne kadar yaklaştı.</p><p></p><p>İtfaiye ekiplerinin bölgedeki söndürme çalışmaları ise devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mısır, Sudan, Eritre ve Somali liderleri dörtlü zirvede buluştu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/misir-sudan-eritre-ve-somali-liderleri-dortlu-zirvede-bulustu-7506/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/misir-sudan-eritre-ve-somali-liderleri-dortlu-zirvede-bulustu-7506/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T06:44:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T06:44:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_AE69B6-76A63E-90369B-8E7BDB-AB69F8-80CEF4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride, bölge ülkelerinin iç işlerine herhangi bir gerekçeyle müdahale edilmesinin kabul edilmediği, Sudan'ın birliği, egemenliği, toprak bütünlüğü ve ulusal kurumlarına destek verildiği, ülkedeki paralı askerlere yönelik her türlü desteğin reddedildiği kaydedildi.</p><p></p><p>Somali'nin birliği ve egemenliğine de destek verilen bildiride, ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan her türlü müdahale ve girişimin reddedildiği vurgulandı.</p><p></p><p>Bildiride, Somaliland olarak anılan ayrılıkçı bölgeye yönelik herhangi bir tanıma veya desteğin kabul edilmeyeceği ifade edildi.</p><p></p><p>Söz konusu dört ülkenin seyrüsefer serbestisine bağlılıkları yinelendi ve Kızıldeniz'in yönetiminin yalnızca kıyıdaş ülkelerin sorumluluğunda olduğu vurgulanan bildiride, Nil Nehri'nin aşağı havzasındaki Mısır ve Sudan'ın mevcut su kullanım haklarına zarar verecek tek taraflı uygulamaların da kabul edilmediği belirtildi.</p><p></p><p>Zirvede ayrıca dörtlü istişare zirvesinin düzenli olarak ve ihtiyaç duyulması halinde yeniden toplanması ile alınan kararların takibi için bir mekanizma oluşturulması kararlaştırıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">New York'ta hayvanlar için kutsama töreni düzenlendi</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/new-yorkta-hayvanlar-icin-kutsama-toreni-duzenlendi-9166/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/new-yorkta-hayvanlar-icin-kutsama-toreni-duzenlendi-9166/</id>
<published><![CDATA[2026-10-05T05:32:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-05T05:32:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_43FFB6-91C994-1CEB3D-B6A9E2-AF04D0-547E2B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Etkinlik, hayvanların koruyucusu olarak kabul edilen Assisili Aziz Francis'in vefatının 800. yıldönümünü anmak amacıyla düzenlendi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Lula ile Bolsonaro'nun oğlu karşı karşıya</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/lula-ile-bolsonaronun-oglu-karsi-karsiya-5773/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/lula-ile-bolsonaronun-oglu-karsi-karsiya-5773/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T12:06:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T12:06:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_548638-A55987-9312C1-87898C-90429A-BE2814.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Latin Amerika basınına göre seçim, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu, senatör Flavio Bolsonaro arasında büyük ölçüde kutuplaşmış durumda. Anketler iki aday arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor.</p><p></p><p><b>Trump'ın bölgesel etkisi</b></p><p></p><p>Seçim, ABD Başkanı Donald Trump'ın Latin Amerika'daki etkisini artırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana bölgede yapılan yedi başkanlık seçiminin tamamında desteklediği adayların kazandığını söylemişti.</p><p></p><p>Trump'ın öncülüğünde oluşturulan ve 15 sağ veya aşırı sağ hükümeti bir araya getiren "Americas Shield" (Amerikalar Kalkanı) koalisyonu da Washington'ın bölgedeki yeni dış politika yaklaşımının önemli unsurlarından biri haline geldi. Brezilya'nın seçim sonucunun bu siyasi blokun ağırlığını daha da artırıp artırmayacağı merak ediliyor.</p><p></p><p>Brezilya, Meksika ile birlikte Latin Amerika'da halen sosyalist hükümetler tarafından yönetilen en büyük ülkelerden biri. Bu nedenle Flávio Bolsonaro'nun kazanması, bölgedeki sağa yöneliş açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p><p></p><p><b>ABD konusunda ayrışıyorlar</b></p><p></p><p>Lula ile Bolsonaro arasındaki en önemli farklardan biri ABD ile ilişkiler konusunda ortaya çıkıyor.</p><p></p><p>Flavio Bolsonaro, Trump'ın bölgedeki güvenlik politikalarına ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü operasyonlara destek veriyor. Bolsonaro ayrıca Americas Shield koalisyonuna katılma ve suçla mücadelede "demir yumruk" yaklaşımı uygulama sözü verdi.</p><p></p><p>Lula ise ABD'nin bölgedeki askeri faaliyetleri konusunda egemenlik vurgusu yapıyor. Brezilya Devlet Başkanı, Trump'ın oluşturduğu koalisyona katılan Latin Amerika liderlerini eleştirerek bölgedeki bazı yönetimlerin Washington karşısındaki tutumunu "aşağılık kompleksi" olarak nitelendirdi.</p><p></p><p>Lula ile Trump arasındaki ilişkiler de son dönemde yeniden gerildi. Brezilya lideri ve ABD Kongresi'ndeki Demokratlar, Washington'ı Bolsonaro lehine seçim sürecine müdahale etmeye çalışmakla suçluyor.</p><p></p><p><b>Brezilya'nın doğal kaynakları da gündemde</b></p><p></p><p>Seçimin yalnızca siyasi ve güvenlik politikaları açısından değil, ekonomik açıdan da Washington için önem taşıdığı belirtiliyor.</p><p></p><p>Trump, 'Amerika Kalkanı' toplantısında Latin Amerika'nın "muazzam doğal zenginliklerine" dikkat çekerek bu kaynakların "düşman dış güçler" tarafından ele geçirilmemesi gerektiğini savundu. Bu açıklamanın Çin'e yönelik bir mesaj olduğu değerlendiriliyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rusya, Kiev'deki ikinci büyük köprüyü de vurdu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/rusya-kievdeki-ikinci-buyuk-kopruyu-de-vurdu-8908/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/rusya-kievdeki-ikinci-buyuk-kopruyu-de-vurdu-8908/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T09:10:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T09:10:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CD0551-B4C10D-E310F8-764C03-1B3C4D-D86F5B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Klitschko'nun açıklamasına göre, 3 Ekim Cumartesi sabahı gerçekleşen saldırıda iki kişi yaralandı ve Pivnichenyi (Kuzey) Köprüsü'ndeki yol yüzeyi ile üst geçit troleybüs hatları hasar gördü, bu da trafik sıkışıklığına neden oldu.</p><p></p><p>Bu olay, Pivdennyi (Güney) Köprüsü'nün bu hafta Rus insansız hava araçları tarafından defalarca vurulmasının ardından yaşandı.</p><p></p><p>Klitschko, "düşman Kiev'i paramparça ediyor" dedi.</p><p></p><p>Rusya, insansız hava araçlarının Ukrayna birliklerinin ve askeri malzemelerin taşınmasında kullanılan iki köprüyü vurduğunu açıkladı. Moskova, bir kez daha diplomatlar da dahil olmak üzere yabancı uyruklu vatandaşları Kiev'i terk etmeye çağırdı.</p><p></p><p>Kiev'de Dinyeper Nehri üzerindeki iki köprü, başkentin batı ve doğu kesimlerini birbirine bağlıyor ve Perşembe gününe kadar herhangi bir saldırıya maruz kalmamışlardı.</p><p></p><p>Rus saldırıları, geniş nehir boyunca karayolu, demiryolu ve troleybüs bağlantılarını kesti. Devam eden insansız hava aracı tehdidi, diğer güzergahlarda da kısıtlamalara yol açarak şehrin yollarında trafik sıkışıklığına neden oldu.</p><p></p><p>Şehrin yaklaşık üç milyon sakininin çoğu, her gün şehir içinde ulaşım için metroya bağımlı. Rusya'nın bu yeni taktiğinin, şehri fiilen ikiye bölebilecek sürekli saldırılara yol açmasından korkuluyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/kopru-2.jpg" alt="kopru-2"></p><p></p><p><b>Teknisyenler, Kiev'deki Pivnichenyi (Kuzey) Köprüsü'nde troleybüs elektrik hatlarını onarıyor.</b></p><p></p><p>Klitschko Telegram'dan, Pivnichnyi Köprüsü'nün vurulmasının ardından trafiğin tek yönlü kapandığını ve acil servis ekiplerinin olay yerine doğru ilerlediğini duyurdu.</p><p></p><p>Pivdennyi Köprüsü'ne yönelik önceki saldırılar da, Kiev savunma konseyinin Cuma günü bir kriz toplantısı düzenlemesine neden oldu.</p><p></p><p>Uzmanlar, Rus insansız hava araçlarının köprüleri yıkmasının olası olmadığını, ancak tekrarlanan saldırıların köprülerin kapanmasına ve yapılarının zayıflamasına, dolayısıyla kullanılamaz hale gelmesine yol açabileceğini söylüyor.</p><p></p><p>Daha güçlü silahlar köprüleri yıkabilir; bu köprülerden bazılarının, tasarlanma amaçlarından daha ağır trafik taşıdıkları yıllar sonrasında kötü durumda olduğu bildiriliyor.</p><p></p><p>Ukraynalı milletvekillerinin yakın zamanda yaptıkları bir toplantıda Kiev'deki köprülerin durumunu görüştükleri ve herhangi bir köprünün yıkılması durumunda şehrin bağlantısını sağlamak için feribot veya geçici duba köprüleri kullanılmasına yönelik acil durum planları belirledikleri bildirildi.</p><p></p><p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın Ukrayna'nın Rus enerji tesislerine yönelik saldırılarına karşılık verdiğini söyledi. Ancak ilk saldırılar Moskova tarafından düzenlendi.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/kopru-1.jpg" alt="kopru-1"></p><p></p><p><b><i>Rusya'nın Pivdennyi Köprüsü'ne düzenlediği insansız hava aracı saldırıları Cuma günü Kiev genelinde büyük trafik sıkışıklıklarına neden oldu.</i></b></p><p></p><p>Pivdennyi Köprüsü saldırısından sonra yolcular, patlama nedeniyle oluşan tozun havalandırma sistemi aracılığıyla vagonlarına girdiğini anlattılar.</p><p></p><p>Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Putin'in Ukrayna'ya saldırırken "artık hiçbir kural kalmadığına" karar verdiğini söyledi.</p><p></p><p>Financial Times'a verdiği bir röportajda şunları söyledi: "Ruslar bizi işgal etmeyi başaramadılar. Bu yüzden şimdi kitlesel saldırılar ve toplu katliamlar gerçekleştiriyorlar."</p><p></p><p>Sözlerine şöyle devam etti: "Köprülerimizi, veri merkezlerimizi, interneti, mobil ağları, hastaneleri, anaokullarını, okulları, üniversiteleri - her şeyi yok etmek istiyorlar. İnsanların şehirlerinden kaçmasını istiyorlar."</p><p></p><p>Putin Perşembe günü, Rusya'nın Ukrayna'nın ekonomik hedeflerine yönelik saldırılarının, Ukrayna'nın Rusya'nın petrol rafinerilerine ve Karadeniz'deki gemilerine yönelik saldırılarına doğrudan bir yanıt olduğunu ısrarla belirtti.</p><p></p><p>Putin, Valdai dış politika forumunda yaptığı kapsamlı konuşmanın ardından, "Şimdi her yönden 'Durun' çağrıları alıyoruz. Ama bunu başlatanlar onlar oldu" dedi.</p><p></p><p>Kremlin lideri, Kiev'in rafineri saldırılarından "bazı sonuçlar aldığını" ve Rusya'nın GSYİH'sının yaklaşık %1'ini kaybettiğini kabul etti. Ukrayna ise Rus petrol altyapısına saldırmaya başlamasının nedeninin, Kremlin'in savaşı finanse etmesine yardımcı olması olduğunu savunuyor.</p><p></p><p>Rusya, Putin'in Şubat 2022'de tam ölçekli bir işgal başlatmasından bu yana her kış Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Ekonomik baskı arttı"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ekonomik-baski-artti-7326/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ekonomik-baski-artti-7326/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T08:59:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T08:59:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8CB7E4-199EE6-0C7180-57693D-126D25-8FF0CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Pezeşkiyan, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, ülkesinin ekonomik durumuna ilişkin mesaj yayımladı.</p><p></p><p>ABD ve İsrail'in, İran'ın hayati damarlarını keserek halk üzerinde baskı oluşturmaya çalıştığını belirten Pezeşkiyan, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Ekonomik baskı arttı. Ancak Allah'ın yardımı, halkın desteği ve hükümetin çabalarıyla düşmanın ekonomik savaşla belirlediği hedeflerine ulaşmasına izin vermedik."</p><p></p><p>Pezeşkiyan ayrıca, hükümet olarak olağanüstü durumları yönetmek için yeni bir oluşuma gittiklerini belirtti.</p><p></p><p>İran'da bugün doların serbest piyasadaki satış kuru 269 bin tümene çıkarak tarihi zirvesini görmüştü.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kanada neden beklenmeyen bir ABD işgaline hazırlanıyor?</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/kanada-neden-beklenmeyen-bir-abd-isgaline-hazirlaniyor-6396/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/kanada-neden-beklenmeyen-bir-abd-isgaline-hazirlaniyor-6396/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T08:10:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T08:10:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_6B2069-7E3E82-C58E0C-46E0ED-839802-F50AA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Riskin az, ihtimalin ise son derece düşük olduğunu belirten Carney, Donald Trump başkanlığı döneminde ABD-Kanada ilişkisinin yeniden tanımlanması sürecinde tüm ihtimalleri değerlendirme sorumluluğu taşıdığını söyledi.</p><p></p><p>Carney "Bu sadece risk yönetimi" dedi.</p><p></p><p>Trump'ın gümrük vergileri ve Kanada'yı 51. eyalet yapma yönündeki sık sık tekrarladığı isteği, Kanada'yı Amerikalıların saldırısına karşı savaş simülasyonu yapmaya yöneltti.</p><p></p><p>ABD Başkanı geçen yıl, ABD'nin Kanada'ya karşı güç kullanmasının "son derece düşük bir ihtimal" olduğunu söylemişti. Bunun yerine, siyasi hedeflerine ulaşmak için ekonomik baskı uygulamaya devam edeceğini belirtmişti.</p><p></p><p>Beyaz Saray bu hafta BBC'ye yaptığı açıklamada, "Başkan Trump, Kanada'nın harika insanlarını korumak için herkesten daha fazlasını yaptı" dedi.</p><p></p><p>BBC'ye konuşan askeri uzmanlar da iki ülkenin savunma alanında birçok farklı şekilde iş birliği yapması nedeniyle, işgalin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğu görüşünde.</p><p></p><p>Ancak bu konu Kanadalıların zihnini açıkça meşgul ediyor.</p><p></p><p>Ocak ayında, ABD'nin Venezuela'da Nicolás Maduro'yu yakalamasının ardından yapılan bir anket, Kanadalıların % 30'undan fazlasının ABD'nin işgalinin muhtemel olduğuna inandığını gösterdi.</p><p></p><p><b>Gerçekleşme ihtimalinin düşük olmasının nedenleri</b></p><p></p><p>Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde 34 yıl görev yapmış ve çeşitli üst düzey pozisyonlarda bulunmuş eski subay Korgeneral Christopher Coates, Kanada ile ABD arasında bir savaşın karmaşık ve hayal edilmesi neredeyse imkansız olacağını söyledi.</p><p></p><p>Coates "Tüm kariyerim boyunca askeri operasyonlarda yer aldım ve ABD topraklarından askeri bir saldırı gelebileceği ihtimalini asla aklımıza getirmedik" dedi.</p><p></p><p>NATO misyonlarında görev yapmış olan Coates, Kanada ve ABD'nin askeri savunmanın birçok alanında işbirliği yaptığını belirtti.</p><p></p><p>Her iki ülke de NATO üyesi ve bu ittifakın mensuplarına, bir başka üye ülkeye saldırı halinde bu ülkeyi savunma görevi veriliyor.</p><p></p><p>İki ülke ayrıca Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı (NORAD) çatısı altında ortak görevler yürütüyor ve sık sık istihbarat paylaşımında bulunuyor.</p><p></p><p>Bu nedenle Coates, ABD'nin Kanada'ya bir saldırısının silahlarla değil, siber savaş gibi daha gizli yöntemlerle başlayacağına inandığını söyledi.</p><p></p><p><b>Hep iyi dost değillerdi</b></p><p></p><p>İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kanada ve ABD, 20. yüzyılın ikinci yarısında doğal müttefik oldular ve ekonomik, askeri ve kültürel olarak büyük ölçüde bütünleştiler.</p><p></p><p>Ancak durum hep böyle değildi. Kanada Savaş Müzesi araştırmacısı Tim Foran'a göre, aslında Kanada kimliğinin temellerinden biri, 18. ve 19. yüzyıllarda ABD'nin yayılmacılığına karşı gösterdiği direniş.</p><p></p><p>Foran "Amerika Birleşik Devletleri'nden duyulan korku, Kanada'nın siyasi projesinin temelini oluşturuyor" diyor.</p><p></p><p>Kanada, günümüz ABD'sindeki kolonilerin isyan etmesi üzerine İngiliz Krallığı'na sadık kalan İngiliz Kuzey Amerika kolonilerinin bir araya gelmesiyle kuruldu.</p><p></p><p>Kanada'nın kurulmasından önce, ABD, Britanya Kuzey Amerika kolonilerini işgal etmeye çalışmış, 1775'te Montreal'i ele geçirmiş ve Quebec şehrini neredeyse fethetmişti.</p><p></p><p>1812 Savaşı'nda Amerikalılar, o zamanlar Yukarı Kanada, Aşağı Kanada ve deniz kıyısı kolonileri olarak bilinen bölgelere defalarca saldırdı ve bu durum bir çıkmaza yol açtı. Bu savaş sırasında İngiliz birlikleri misilleme olarak Beyaz Saray'ı yakıp, yıktı.</p><p></p><p>Foran, o dönemde daha sonra Kanada olacak kolonilerin savunması için Büyük Britanya'ya ve Kraliyet Donanması'na, ayrıca büyük savaşlarda komutanlık yapan yerli halklara güvendiğini söyledi.</p><p></p><p>Birinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD'nin artan gücü ve etkisi karşısında Kanada, ABD ile tekrar savaş ihtimalini değerlendirmeye başladı.</p><p></p><p>Kanada ordusundaki generallerin turist kılığına girerek sınır şehirlerindeki köprülerin ve otoyolların fotoğraflarını çekerek istihbarat topladıkları gizli gezilerden elde edilen bilgiler doğrultusunda bir plan hazırladılar.</p><p></p><p>Düşmanlarını daha iyi anlamak için yerli halkla da görüştüler.</p><p></p><p>Kanada Savaş Müzesi'nde 20. yüzyıl Kanada'sı konusunda uzmanlaşmış araştırmacı Andrew Burtch, o zamanlar bir savaşın muhtemel bir senaryo olmadığını, ancak Kanadalıların yine de hazırlıklı olmak istediklerini söyledi.</p><p></p><p>"Bu, orduların yaptığı işlerden biri" dedi. "Her türlü farklı senaryoyu öngörüyorlar."</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/kanada.jpg" alt="kanada"></p><p></p><p><b><i>Kanada-ABD ilişkileri, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kötüleşti.</i></b></p><p></p><p><b>ABD'nin olası bir işgali nasıl görünebilir?</b></p><p></p><p>Connecticut'taki New Haven Üniversitesi'nden ulusal güvenlik doçenti Matthew Schmidt, ABD'nin işgalinin son derece düşük bir ihtimal olmasına rağmen, Kanadalıların hazırlık yapmasının küresel düzenin ne kadar kökten değiştiğinin bir işareti olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>He added Canadian leaders do have hard questions to ask about how closely they want to continue working with the American military - a partnership that gives them valuable information should they want to harm Canada in any way.</p><p></p><p>Kanadalı liderlerin, Amerikan ordusuyla ne kadar yakın çalışacakları gibi sormaları gereken zor sorular olduğunu da sözlerine ekliyor. Bu ortaklık, Amerikan ordusunun Kanada'ya herhangi bir şekilde zarar vermek istemesi durumunda değerli bilgiler sağlıyor.</p><p></p><p>"Bu durum Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilere gerçekten zarar veriyor ve belli bir ölçüde haklı bir korku var" diyor.</p><p></p><p>"Trump'ın Kanada'yı 51. eyalet yapma hakkındaki yorumlarını Amerikalılar ciddiye almayabilir, ancak Kanadalılar açıkça ciddiye alıyor ve gerekirse kendilerini savunmaya hazırlar" diye konuşuyor.</p><p></p><p>Peki, böyle bir şey olsa neye benzeyebilirdi.</p><p></p><p>Savaşın ilk aşaması oldukça kısa sürebilir.</p><p></p><p>Globe and Mail gazetesinin bu yılın başlarında bildirdiğine göre, Kanada ordusunun kullandığı modele göre, bir ABD saldırısı Kanada'nın stratejik konumlarının bir hafta içinde ele geçirilmesine yol açacak.</p><p></p><p>Askeri güçleri kısa sürede sayıca üstünlük kuramayacak ve Kanada kuvvetleri düşmanlarını bastırmak için gerilla savaşına başvurmak zorunda kalacaktı.</p><p></p><p>Gazete Ocak ayında üst düzey hükümet yetkililerine atıfta bulunarak, Fransa ve İngiltere gibi müttefik ülkelerin Kanada'ya destek ve savunma sağlamak üzere görevlendirileceğini bildirmişti.</p><p></p><p>Teorik modelin, Kanada'nın 100 yıldır ilk kez bir Amerikan saldırısına karşı planlaması olduğuna inanılıyor.</p><p></p><p>Coates, modellemenin askeri muharebe planlamasının daha hafif bir versiyonu olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Kanada'nın, NATO müttefiklerinin aksine, herhangi bir kara işgali durumunda uygulanacak bir müdahale planına sahip olma konusunda geride kaldığını ve öngörülemeyen jeopolitik ortamda bu açığı kapatmaya çalıştığını söyledi.</p><p></p><p>Bunun bir kısmının, Kanada savunma bakanının ordunun büyüklüğünü önemli ölçüde artırma çağrısıyla ortaya çıktığını söyledi. Çağrı, 300 bin kadar hafif eğitimli vatandaş askerin orduya eklenmesini de öngörüyordu.</p><p></p><p>Kanada'nın işgali, ABD açısından da kolay olmayabilir.</p><p></p><p>Schmidt'e göre, ABD, devasa askeri gücüne rağmen, Kanada ile bir savaş için halkın desteğini kazanmakta zorlanacak.</p><p></p><p>"Bence Kanada'yı işgal emri verilirse çok sayıda Amerikalı subay istifa ederdi," diyor.</p><p></p><p>"Bunu yasadışı ve ahlaksız bir emir olarak görürlerdi."</p><p></p><p>Schmidt, Kanadalı ve Amerikalı askerlerin düzenli olarak birlikte eğitim yaptığını ve birbirlerine karşılıklı saygı duyduklarını söylüyor.</p><p></p><p>Ancak Schmidt, ilişkilerin savaş noktasına kadar kötüleşmesi gibi düşük olasılıklı bir senaryoda, ABD'nin muhtemelen petrol ve mineraller gibi değerli Kanada kaynaklarını ele geçirmeye ve siyasi liderliği ortadan kaldırmaya odaklanacağını vurguluyor.</p><p></p><p>"Belki de Venezuela'da gördüklerinize benzer bir operasyon göreceksiniz" diyor</p><p></p><p>ABD'nin daha büyük askeri kapasiteye sahip olduğunu kabul etse de Kanada askerlerinin de karşılık verebilecek durumda olduğunu vurguluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Yaz-kış saati uygulaması sona ermeli"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/yaz-kis-saati-uygulamasi-sona-ermeli-270/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/yaz-kis-saati-uygulamasi-sona-ermeli-270/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T08:06:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T08:06:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_7A3E3C-516516-F3DC22-9A14CD-1C01CA-6715D5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Trump, Ohio'da düzenleyeceği mitinge giderken Beyaz Saray çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p><p></p><p>ABD'deki yaz-kış saati uygulamasının kaldırılması gerektiğini aktaran Trump, bu konuda düzenleme yapan yasa tasarısının Senato tarafından kabul edilmesi çağrısında bulundu.</p><p></p><p>ABD Başkanı, söz konusu uygulamanın ülke ekonomisine büyük yük getirdiğini ve insanların yaşam düzenlerini bozduğunu savunarak, "Yılda iki kez saatleri ileri ve geri alma gibi saçma bir uygulamadan ve gelenekten kurtulmak istiyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p><p></p><p>Toplumun büyük kısmının gün ışığından daha fazla faydalanmak istediğini ancak kış saatine geçilince havanın çok erken karardığını anlatan Trump, Senato'da bekleyen söz konusu yasa tasarısını bloke eden Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton'a yüklendi.</p><p></p><p>Söz konusu yasa tasarısının daha önce Temsilciler Meclisi'nden geçtiğini anımsatan Trump, "Temsilciler Meclisi bunu yüzde 80'in üzerinde bir oy oranıyla kabul etti. Tasarı bir süredir Senato'da bekliyor ve umarım Tom Cotton'ı harekete geçirebiliriz. Tom Cotton tasarıyı engelliyor, bunu yapmamalı." diye konuştu.</p><p></p><p>Dün sosyal medya hesabından Cotton'ın cep telefonu numarasını paylaşan Trump, seçmenlere, "Cotton'a söz konusu tasarıyı engellememesi" konusunda baskı yapmaları çağrısında bulunmuştu.</p><p></p><p>ABD'de 1. Dünya Savaşı'ndan itibaren farklı şekillerde uygulanan yaz saati uygulaması, 1966 yılında çıkarılan federal bir yasayla ülke genelinde uygulanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bosna-Hersek'te karmaşık bir devlet sandığa gidiyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/bosna-hersekte-karmasik-bir-devlet-sandiga-gidiyor-4114/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/bosna-hersekte-karmasik-bir-devlet-sandiga-gidiyor-4114/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T07:20:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T07:20:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A5D7FA-52575F-E95A59-9D5BCB-2AC63B-088213.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bosna-Hersekiçin "karmaşık bir ülke" nitelemesi bazen yetersiz kalıyor. Ülke; ekonomik, idari ve siyasi yetkilerin merkezi devlet ile pek çok alanda özerk hareket eden iki entite, Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti (RS), ayrıca özerk Brcko Bölgesi arasında paylaştırıldığı federal bir yapıya sahip.</p><p></p><p>Her iki entite de kendi içinde kantonlara ve belediyelere ayrılıyor. Bosna-Hersek Federasyonu'nda ağırlıklı olarak Boşnaklar ve Hırvatlar, Sırp Cumhuriyeti'nde ise büyük ölçüde Sırplar yaşıyor.</p><p></p><p>Etno-ulusal ilke, ülkenin anayasal ve siyasi düzeninin temelini oluşturuyor. Bosna-Hersek Anayasası, çoğunluğu Müslüman olan Boşnakları, çoğunluğu Ortodoks olan Sırpları ve çoğunluğu Katolik olan Hırvatları eşit haklara sahip "kurucu halklar" olarak kabul ediyor.</p><p></p><p><b>Bosna-Hersek'te siyasi manzara nasıl?</b></p><p></p><p>Ülkede bugün yaklaşık 3,1 milyon kişi yaşıyor. Nüfusun neredeyse yarısını Boşnaklar, yüzde 31'ini Sırplar, yüzde 15 kadarını ise Hırvatlar oluşturuyor. Geri kalanlar ya Romanlar ve Yahudiler gibi resmî olarak tanınan 17 azınlıktan birine mensup ya da son nüfus sayımında herhangi bir etnik aidiyet belirtmeyenler.</p><p></p><p>Boşnakça, Sırpça ve Hırvatça eşit statüde resmî diller olarak kabul ediliyor.</p><p></p><p>Devletin en üst makamında üç üyeli Devlet Başkanlığı Konseyi bulunuyor. Konseyde üç kurucu halkın her birinden bir temsilci yer alıyor. Parlamentonun üst kanadı ile önemli hükûmet görevleri de aynı etnik denge esasına göre paylaştırılıyor.</p><p></p><p>Hem siyasette hem de toplumsal yaşamda bu üç grup arasındaki sıkı oransal dengenin korunması temel önem taşıyor. Ancak bu durum çoğu zaman etnik çıkarların öne çıkmasına ve karar alma süreçlerinin tıkanmasına yol açıyor.</p><p></p><p><b>Savaşın sonuçları</b></p><p></p><p>Ülkenin karmaşık, anlaşılması güç ve çoğu zaman işlevsiz yapısı 1995 tarihli Dayton Barış Anlaşması'yla ortaya çıktı. Amaç, Yugoslavya'nın dağılmasını izleyen ve üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı'nı sona erdirmek, birbirine düşman üç halk arasındaki güç dengesini hukuken güvence altına almaktı.</p><p></p><p>1992-1995 yılları arasında süren savaşta üç halkın silahlı güçleri birbirleriyle çatıştı. Boşnak ve Hırvat tarafları başlangıçta kendi aralarında da savaştı, daha sonra Sırp Cumhuriyeti ordusuna karşı ittifak yaptı. Savaş boyunca komşu ülkeler Sırbistan ve Hırvatistan da çatışmalara aktif biçimde müdahil oldu.</p><p></p><p>Savaş sırasında ülkenin geniş kesimleri harabeye döndü ve çok sayıda savaş suçu işlendi. Bunların arasında başkent Saraybosna'nın yaklaşık dört yıl süren kuşatılması ile Sırp güçlerinin Srebrenitsa'da gerçekleştirdiği soykırım da bulunuyor.</p><p></p><p>Savaşta yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti. "Etnik temizlik" olarak adlandırılan uygulamalar nedeniyle yaklaşık 2,2 milyon kişi yerinden edildi. Bu insanlar ya ülke içinde başka bölgelere ya da yurt dışına kaçtı.</p><p></p><p>Savaş ancak, başta ABD olmak üzere uluslararası toplumun daha güçlü biçimde devreye girmesinin ardından, ABD'nin Dayton kentindeki askerî üste barış anlaşması yapılmasıyla sona erdirilebildi.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/bosna-1.jpg" alt="bosna-1"></p><p></p><p><b><i>Srebrenitsa soykırımının üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen savaşın acısı hâlâ canlı</i></b></p><p></p><p><b>Bağımsızlık mı, uluslararası vesayet mi?</b></p><p></p><p>Bosna-Hersek, Dayton Barış Anlaşması'ndan bu yana uluslararası alanda tartışmasız biçimde tanınan ve Birleşmiş Milletler'de temsil edilen bir devlet olmasına rağmen, bugün fiilen kısmen bağımsız hareket edebiliyor.</p><p></p><p>Bunun en belirgin göstergelerinden biri, uluslararası toplumun kurduğu Bosna-Hersek Yüksek Temsilciliği.</p><p></p><p>Yüksek Temsilci, 1995'ten bu yana Dayton Anlaşması'nın sivil hükümlerinin uygulanmasını denetliyor. Bu görev ve yetkiler Dayton Anlaşması'nın 10 numaralı eki ve Barış Uygulama Konseyi çerçevesinde şekilleniyor.</p><p></p><p>Yüksek Temsilci oldukça geniş yetkilere sahip. Demokratik yollarla seçilmiş yetkilileri görevden alabiliyor, yasa çıkarabiliyor, yeni kurumlar oluşturabiliyor ve demokratik kurumların aldığı kararların önüne geçebiliyor.</p><p></p><p>Bu yetkiler, Aralık 1997'de Bonn'da yapılan Barış Uygulama Konseyi toplantısında kararlaştırıldığı için genellikle "Bonn yetkileri" olarak adlandırılıyor. Yüksek Temsilci, 2002 ile 2011 yılları arasında aynı zamanda Avrupa Birliği'nin Bosna-Hersek Özel Temsilciliği görevini de yürüttü.</p><p></p><p>Bugün bu makamın hâlâ gerekli olup olmadığı yoğun biçimde tartışılıyor. Destekleyenler, Yüksek Temsilci'nin ülkenin birliğinin ve işleyişinin korunması açısından bir güvence olduğunu savunuyor. Eleştirenler ise bu makamın, ülkede demokratik kültürün gelişimini olumsuz etkilediği görüşünde. Onlara göre mevcut düzen, yerel siyasetçileri kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenmekten bir ölçüde kurtarıyor.</p><p></p><p><b>Ayrılıkçı eğilimler</b></p><p></p><p>Yüksek Temsilcilik makamına en sert eleştiriler Sırp Cumhuriyeti'nden geliyor. Uzun yıllar Sırp entitesinin liderliğini yapan, bugün de RS'nin en etkili siyasetçilerinden olan Milorad Dodik, bu makamı ve Bosna-Hersek devletinin bütünlüğünün korunmasına verilen uluslararası desteği, defalarca dile getirdiği ayrılıkçı hedeflerinin önünde engel olarak görüyor.</p><p></p><p>Dodik, hem Belgrad'dan hem Moskova'dan güçlü destek alıyor. ABD'deki Donald Trump yönetiminden de giderek daha fazla siyasi destek bulan Dodik, Bosna-Hersek devletinden ayrılmaya yönelik farklı senaryoları gündemde tutuyor.</p><p></p><p>Dodik ve RS'nin siyasi elitine göre, Bosna-Hersek son derece merkeziyetçi ve üniter bir yapıya sahip; bu da Sırp halkının özerkliğini ve egemenliğini zedeliyor. Dodik'in ayrılıkçı siyaseti ve RS'deki etkisi bugün Bosna-Hersek siyasetinin başlıca gerilim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.</p><p></p><p>Benzer bir rahatsızlık ülkedeki Hırvat siyasi temsilciler arasında da bulunuyor. Ancak ayrılmak Hırvat siyasetçilerin gündeminde yer almıyor. Bunun yerine Saraybosna'daki merkezi hükûmet karşısında daha fazla özerklik elde etmeye çalışıyorlar. Bu kapsamda üçüncü, Hırvatlara ait bir entitenin kurulmasını da talep ediyorlar. Bu planın en önemli müttefiklerinden biri, komşu AB ülkesi Hırvatistan.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/bosna-2.jpg" alt="bosna-2"></p><p><b><i><br /></i></b></p><p><b><i>Milorad Dodik, siyaset yasağına rağmen Sırp Cumhuriyeti'nde etkisini sürdürüyor</i></b></p><p></p><p><b>Perspektif Avrupa Birliği</b></p><p></p><p>Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi tıkanıklıktan çıkış yollarından biri olarak Avrupa Birliği'ne yakınlaşma gösteriliyor. Ülkede "Avrupa perspektifi" olarak adlandırılan bu hedefi, resmî olarak bütün önemli siyasi aktörler destekliyor.</p><p></p><p>Bosna-Hersek, 2016 yılında AB üyeliği için başvuruda bulundu. Avrupa Konseyi de Mart 2024'te ülkeyle üyelik müzakerelerinin başlamasına yeşil ışık yaktı. Ancak müzakere çerçevesinin kabulü ve sürecin ilerlemesi, gerekli reformların yapılmasına bağlı.</p><p></p><p>Bunların başında hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele, organize suçların takibi ve devlet kurumlarının işlevselliğinin artırılmasını geliyor.</p><p></p><p>AB, 2007'den bu yana katılım öncesi mali yardım çerçevesinde Bosna-Hersek'i destekliyor. Ülkenin ayrıca, Avrupa Komisyonu'nun Batı Balkanlar'a yönelik Ekonomi ve Yatırım Planı'ndan da yararlanması öngörülüyor. Ancak süregelen ayrılıkçı söylemler ve politikalar nedeniyle Sırp Cumhuriyeti entitesine yönelik bazı altyapı fonları askıya alınmış durumda.</p><p></p><p><b>Seçimlerde ne değişecek?</b></p><p></p><p>İşte Bosna-Hersek böyle bir ortamda, 4 Ekim'de genel seçimler için sandık başına gidiyor. Seçmenler üç üyeli Devlet Başkanlığı Konseyi'nin yanı sıra devlet parlamentosunu, Sırp Cumhuriyeti başkanlığı ile meclisini, Bosna-Hersek Federasyonu Parlamentosu'nu ve federasyona bağlı 10 kantonun meclislerini belirleyecek.</p><p></p><p>Merkez Seçim Komisyonu (CIK), seçimlere 75 siyasi parti, 29 koalisyon ve dört bağımsız adayın katılımını onayladı.</p><p></p><p>Seçimlerde ilk kez biyometrik seçmen kimlik doğrulama sistemi, oy pusulası tarayıcıları ve sonuçların elektronik iletimi kullanılacak.</p><p></p><p><b>Seçmen ve siyasiler neyi tartışıyor?</b></p><p></p><p>Yarışta Boşnak Demokratik Eylem Partisi (SDA), Sırp Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı (SNSD) ve Bosna-Hersek Hırvat Demokrat Birliği (HDZ BiH) gibi etnik temelli köklü partilerin yanı sıra Sosyal Demokrat Parti (SDP) gibi Avrupa yanlısı siyasi güçler de öne çıkıyor. Kampanyanın başlıca konuları arasında ekonomik durgunluk, göç, yolsuzlukla mücadele ve AB üyelik süreci bulunuyor.</p><p></p><p>Seçimin temel tartışma alanlarından biri de ülkenin idari yapısı ve merkezi devlet ile entiteler arasındaki yetki paylaşımı. Sırp Cumhuriyeti'ndeki SNSD daha fazla entite özerkliğini ve merkezi kurumların yetkilerinin sınırlandırılmasını savunurken, diğer siyasi aktörler Dayton düzeninin korunması veya devlet kurumlarının güçlendirilmesi yönünde farklı görüşler dile getiriyor.</p><p></p><p>4 Ekim seçimlerinin sonuçları, Bosna-Hersek'in kurumsal yapısının yanı sıra AB'ye entegrasyon sürecini de etkileyebilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Zara, Nazi toplama kampını çağrıştıran kostümü geri çekti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/zara-nazi-toplama-kampini-cagristiran-kostumu-geri-cekti-7607/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/zara-nazi-toplama-kampini-cagristiran-kostumu-geri-cekti-7607/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T07:17:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T07:17:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A4B123-296294-A5BCC8-8C067E-458F5F-FA2130.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İspanyol moda devi Zara, Nazi diktatörlüğü döneminde toplama kamplarında tutulan mahkûmların kıyafetlerine benzetilen, çocuklar için tasarlanmış Cadılar Bayramı kostümünü satıştan kaldırdı.</p><p></p><p>Mavi ve beyaz dikey çizgilerden oluşan, bir ceket ve pantolondan meydana gelen kostümün her iki parçası kasıtlı olarak yıpranmış bir görünüm taşıyordu. Üzerinde dikenli tele benzeyen baskılar yer alan kıyafetin kolundaki yamalar da birçok kişiye tutsakların numaralarını çağrıştırdı.</p><p></p><p>İsrailli gazeteci Dov Gil-Har, X hesabından paylaştığı mesajında, "İspanyol moda devi Zara, Avrupa'daki müşterilerini bir kez daha kâbus gibi bir fikirle şoke etti: Nazi toplama kampı tarzında kostüm" ifadelerini kullanarak, söz konusu kıyafete dikkat çekmişti.</p><p></p><p><b>Zara'dan "yanlış anlaşılma" açıklaması</b></p><p></p><p>Kostümü internet mağazasından kaldıran Zara'nın basın sözcülüğünden yapılan açıklamada, "Zara, çocuk kostümünün yol açmış olabileceği her türlü yanlış anlaşılmadan duyduğu üzüntüyü belirtir. Kostüm artık ne mağazalarımızda ne de sanal mağazada satışa sunulmaktadır" denildi.</p><p></p><p>Şirket, toplama kampı kıyafetleriyle benzerliğin iç denetimlerde nasıl fark edilmediği sorusunu ise yanıtsız bıraktı.</p><p></p><p><b>Bu ilk olay değil</b></p><p></p><p>Yaşanan bu olay, Zara'nın Nasyonal Sosyalizm ile ilişkilendirilen ürünlerle gündeme ilk gelişi değil.</p><p></p><p>2014 yılında şirket, sol göğsünde sarı altı köşeli yıldız bulunan mavi-beyaz çizgili bir çocuk gömleğini gelen tepkiler üzerine geri çekmek zorunda kalmıştı. Söz konusu gömlek, Nazilerin Almanya'daki Yahudileri toplum içinde damgalamak amacıyla takmaya zorladığı "Yahudi yıldızı"nı çağrıştırıyordu.</p><p></p><p>2007'de ise Zara mağazalarında çiçek desenlerinin yanı sıra gamalı haçlarla süslenmiş bir bez çanta satışa sunulmuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Almanya'nın bütçesini tehdit eden dönüşüm: Elektrikli araç</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/almanyanin-butcesini-tehdit-eden-donusum-elektrikli-arac-302/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/almanyanin-butcesini-tehdit-eden-donusum-elektrikli-arac-302/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T07:04:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T07:04:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_CCAC88-F2D552-17E66A-C172E0-D92AB3-C7067A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>"Artan petrol fiyatları, insanlar benzin ve dizelden uzaklaştırıyor" diyor Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü'nden (IfW) vergi ve ulaşım uzmanı Jens Boysen-Hogrefe. DW'nin görüşlerine başvurduğu Boysen-Hogrefe, sözlerini şöyle sürdürüyor:</p><p></p><p>"Yüksek akaryakıt fiyatlarının tetiklediği elektrikli otomobil patlaması, zaten planlanmış olan motorlu araçlardaki dönüşümü erkene çekiyor."</p><p></p><p>Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, Avrupa'da elektrikli otomobil satışları bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 30 arttı. Bu alanda öncü Norveç'te yeni tescil edilen binek otomobillerin yüzde 95'i artık elektrikli.</p><p></p><p>IEA'nın 2026 Küresel Görünüm raporuna göre Çin dışındaki Asya-Pasifik ülkelerinde büyüme oranları daha da dikkat çekici: 2025'te satışlar bölgenin bazı kesimlerinde yüzde 80'e, Latin Amerika'da ise yüzde 75'e varan oranlarda arttı.</p><p></p><p><b>"Fosil yakıta dayalı sistem devlet için kazançlı"</b></p><p></p><p>Ancak elektrikli otomobil patlaması Berlin'de, özellikle de Maliye Bakanlığında sadece memnuniyet yaratmıyor. Çünkü elektrikli otomobil şarj edilirken enerji vergisi alınmıyor, yalnızca düşük miktarda elektrik vergisi ödeniyor.</p><p></p><p>Almanya'da bugüne kadar bir litre dizelden 47,04 cent, bir litre benzinden ise 65,45 cent vergi alınıyor. Buna karbondioksit&nbsp; (CO2) bedeli ve yüzde 19 oranındaki katma değer vergisi de ekleniyor. Alman Otomobil Kulübü ADAC'a göre benzinin litresinin 2,10 euro olduğu durumda vergi ve diğer kamu kesintilerinin payı 1,14 euroyu, yani fiyatın yarısından fazlasını buluyor.</p><p></p><p>Vergi uzmanı Boysen-Hogrefe'ye göre enerji vergileri, kamyon geçiş ücretleri ve CO2 bedeline dayanan mevcut fosil yakıt sistemi devlet açısından oldukça kazançlı.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/alman-4.jpg" alt="alman-4"></p><p></p><p><b><i>Yollar dolu, devletin kasası da: Fosil yakıta dayalı ulaşım sistemi enerji vergileri ve diğer kesintilerle devlete yüksek gelir sağlıyor.</i></b></p><p></p><p>Enerji vergisine veda</p><p></p><p>Boysen-Hogrefe, "elektrikli otomobile geçiş gerçekleşir ve vergi sisteminde hiçbir şey değişmezse karayolu sisteminin Alman hükümeti için zarar eden bir işe dönüşeceğini" düşünüyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Söz konusu olan milyarlarca euroluk gelir kaybı: Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre dizel ve benzinden alınan enerji vergisinden elde edilen gelir, 2016'daki 37 milyar eurodan geçen yıl 33 milyar euroya geriledi.</p><p></p><p>Federal Alman Dijitalleşme ve Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki Bilimsel Danışma Kurulu'nun 2022 yılında yaptığı bir araştırma da gelir kayıplarına dikkat çekmişti. Kurul, enerji vergisi gelirlerinin 2050 yılına kadar beş milyar euroya gerileyeceğini öngörüyor.</p><p></p><p><b>Beklemek bir seçenek değil</b></p><p></p><p>Söz konusu raporda, "Motorlu araçlardaki dönüşümün bugüne kadar pek tartışılmayan mali sonuçları var" deniyor ve şu saptama yapılıyor:</p><p></p><p>"Beklenen vergi kayıplarına, örneğin motorlu araçlardaki dönüşümün hayata geçirilmesi için şu anda hâlâ gerekli olan satın alma teşvikleri yoluyla elektrikli araçlara sağlanan yüksek maliyetli destekler de ekleniyor."</p><p></p><p>Almanya'da elektrikli otomobiller için birkaç bin euroyu bulan satın alma teşviki 2023 sonunda kaldırıldı. Ancak elektrikli otomobiller 2035'e kadar motorlu taşıtlar vergisinden muaf. Ayrıca elektrikli otomobillere yatırım yapan şirketlere vergi avantajları sağlanıyor.</p><p></p><p>Raporu kaleme alan ulaşım uzmanlarının tavsiyesi özetle şöyle:</p><p></p><p>"Gelecekte alınacak önlemlere ilişkin kararın, açığın harekete geçmeyi zorunlu kılacağı noktaya kadar ertelenmesi, seçeneklerin çoğunu ortadan kaldırır. Çünkü bunların hazırlık süreci birden fazla yasama dönemine yayılıyor."</p><p></p><p>Ancak bilim insanlarının bu uyarıları karşılık bulmadı. Boysen-Hogrefe'ye göre, "Artık mali baskı hızla artabilir. Elektrikli otomobiller kitlesel olarak satın alınmaya devam ederse hükümet buna yalnızca omuz silkerek karşılık veremez".</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/alman-3.jpg" alt="alman-3"></p><p></p><p><b><i>Elektrikli otomobiller yıllarca teşvik edildi, talep artmaya devam ediyor. Ancak fosil yakıtlardan uzaklaşılması enerji vergisi gelirlerini azaltıyor. Alman hükümeti şimdi bu ikileme çözüm arıyor.</i></b></p><p></p><p>Öncü ülkeler: Norveç ve İngiltere</p><p></p><p>Diğer ülkeler bu gelişmeye yeni vergiler getirerek şimdiden karşılık verdi. İngiltere'de Nisan 2028'den itibaren elektrikli otomobillerden yeni bir vergi alınacak. "Electric Vehicle Excise Duty" (eVED - Elektrikli Araç Tüketim Vergisi) kapsamında tamamen elektrikli otomobillerden mil (1,6 kilometre) başına 3 peni (0,35 euro cent), şarj edilebilir hibritlerden ise 1,5 peni alınacak.</p><p></p><p>Yeni Zelanda ve İzlanda'da 2024'ten bu yana elektrikli otomobillerden kilometreye dayalı ücret alınabilmesi için kilometre sayacı yılda bir kez okunuyor. İsviçre'de ise elektrikli otomobil sürücüleri 2030'dan itibaren ödeme yapacak: Ya aracın ağırlığına göre kademelendirilen ve kilometre başına ortalama 5,4 rappen (5,7 euro cent) tutarındaki ücret ya da şarj istasyonundan alınan elektrik için kilovatsaat başına 22,8 rappen vergi ödenecek.</p><p></p><p>Bu alanda öncü Norveç, elektrikli otomobillere yönelik katma değer vergisi muafiyetini bu yıldan itibaren sınırlandırdı. Ayrıca aracın ağırlığına bağlı satın alma veya tescil vergisi ile yol geçiş ücretleri uygulanıyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/alman-2.jpg" alt="alman-2"></p><p></p><p><b><i>İngiltere ve Norveç, elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasıyla azalan vergi gelirlerini yeni vergi ve ücretlerle telafi etmeye çalışıyor.</i></b></p><p></p><p>Çözüm otoyol geçiş ücreti mi?</p><p></p><p>Almanya'da da birçok uzman, enerji vergisindeki gelir kaybını telafi etmek ve aynı zamanda araçların yolları ne ölçüde kullandığını daha fazla dikkate almak için binek otomobillere yol geçiş ücreti getirilmesini savunuyor.</p><p></p><p>Münster Üniversitesi'nin kısa süre önce yayımlanan "Motorlu araçlardaki dönüşüm ve karayolu ulaşım vergileri: Öngörüler ve stratejiler" başlıklı araştırmasında, "Önerilen politika seçeneği, kat edilen mesafeye ve trafik yoğunluğuna bağlı bir yol geçiş ücretidir" deniyor.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/alman-1.jpg" alt="alman-1"></p><p></p><p><b><i>Otoyol geçiş ücreti, elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasıyla azalan enerji vergisi gelirlerini telafi etmek için tartışılan seçeneklerden biri.</i></b></p><p></p><p>Bilim insanları "Eğer politikacıların bu adımdan kaçınacağını gerçekçi bir şekilde varsayarsak, vinyet sistemi tavsiye edilir" önerisinde bulunuyor. Bu sistemde sürücüler, yolları kullanmak için belirli süreler üzerinden sabit bir ücret ödüyor ve bunu ön cama yapıştırılan bir etiketle (vinyet) belgeliyor.</p><p></p><p>Peki ya vatandaştan ve siyasetten bu uygulamaya tepki gelirse? Ulaşım uzmanlarının buna da bir cevabı var: "Bu da aşılamayacak siyasi dirençle karşılaşırsa geriye çözüm olarak motorlu taşıtlar vergisinin artırılması kalıyor."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump'ın "Süper Zeka" zirvesinden çıkan 3 sonuç</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trumpin-super-zeka-zirvesinden-cikan-3-sonuc-3951/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trumpin-super-zeka-zirvesinden-cikan-3-sonuc-3951/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T07:04:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T07:04:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_05F42F-862F95-18ABBA-E88562-70A5FA-9ADB5D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>29 Eylül Salı günü düzenlenen zirvenin konuk listesinde OpenAI, Anthropic, Nvidia, SpaceX, Meta ve Google gibi ABD yapay zeka sektörünün önde gelen şirketlerinin liderleri yer aldı.</p><p></p><p>Toplantı, bazı teknoloji yöneticileri ve uzmanlarının yapay zekanın insanlık için oluşturduğu potansiyel riskler konusundaki endişelerini dile getirip, yapay zekanın daha sıkı denetlenmesi çağrısında bulundukları bir dönemde yapıldı.</p><p></p><p>İşte Trump'ın Beyaz Saray'daki teknoloji zirvesinden üç önemli sonuç.</p><p></p><p><b>1. Yapay Zeka anlaşması</b></p><p></p><p>Trump, kapalı kapılar ardında gerçekleşen görüşmenin ardından önde gelen teknoloji liderleriyle birlikte yaklaşık 30 dakika boyunca medya mensuplarının sorularını yanıtladı.</p><p></p><p>Başkan, yöneticilerin yapay zekanın potansiyel risklerine karşı bir "koruma" görevi yapacak "ahlaki açıdan bağlayıcı" bir belge imzaladığını söyledi.</p><p></p><p>Trump'ın internette paylaştığı anlaşmaya göre, şirketler kendi teknolojilerinin güvenliğini sağlamaktan sorumlu.</p><p></p><p>Firmalar ayrıca, modellerin amaçlandığı gibi çalışmasını sağlamak ve herhangi bir sorunu hızlı bir şekilde tespit edip, düzeltmek için güvenlik önlemleri uygulamayı da kabul ettiler.</p><p></p><p>Ayrıca, yapay zeka sistemlerinin amaçlandığı gibi çalışıp çalışmadığını değerlendirmek ve platformlarının "teknik sistemlere amaçlanmayan şekillerde sızmadığından veya erişmediğinden" emin olmak için "bağımsız denetçilerle" çalışacaklar.</p><p></p><p>Trump ile birlikte anlaşmayı Google CEO'su Sundar Pichai, Anthropic CEO'su Dario Amodei, Meta'nın CEO'su Mark Zuckerberg, OpenAI Başkanı Greg Brockman, SpaceX'in CEO'su Elon Musk ve Nvidia CEO'su Jensen Huang imzaladı.</p><p></p><p>Trump "Bir bakıma neredeyse bir anayasa gibi" dedi.</p><p></p><p>"Dünyanın en büyük isimleri bunu imzaladı ve ben de başkan olarak imzaladım."</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/yapay-1.jpg" alt="yapay-1"></p><p></p><p><b><i>Trump, Salı günü Beyaz Saray'da önde gelen teknoloji liderleriyle bir araya geldi.</i></b></p><p></p><p>Trump, yapay zeka araçlarının güvenliğini denetlemek üzere bir kurul oluşturacağını da sözlerine ekledi. Ancak bu kurulda kimlerin yer alacağına dair bir açıklama yapmadı.</p><p></p><p>Zuckerberg, anlaşmanın "Amerikan halkına ve müşterilerine teknolojinin amaçlandığı gibi çalıştığına dair güven verdiğini" söyleyerek, toplantıyı "tarihi bir görüşme" olarak nitelendirdi.</p><p></p><p>Amodei ise anlaşmayı "güvenli bir şekilde kazanmanın" bir yolu olarak nitelendirdi ve başkanın bu ayın başlarında yaptığı "yapay zekada kim kazanırsa o kazanır" yorumuna atıfta bulundu.</p><p></p><p>Ancak tüm teknoloji uzmanları bu anlaşmadan aynı ölçüde etkilenmiş görünmüyor.</p><p></p><p>Nanyang Teknoloji Üniversitesi'nden yapay zeka yönetimi araştırmacısı Jose Miguelito Enriquez, anlaşmanın "ortaya çıkan bir fikir birliğini" gösterdiğini ancak yapay zeka geliştiricilerinin olaylardan sorumlu tutulup tutulmaması gerektiği konusuna değinmediğini söyledi.</p><p></p><p>Sydney Üniversitesi'nden hukuk profesörü Kimberlee Weatherall, bunun "son derece etkisiz" olduğunu ve bazı dünya liderleri ve sektör temsilcilerinin teknolojiyle ilgili daha sıkı düzenlemeler yapılması yönündeki çağrılarına rağmen gerçekleştiğini söyledi.</p><p></p><p>Weatherall'a göre, anlaşma firmalara "neyin güvenli sayılacağını tanımlama" imkanı tanıyor gibi görünüyor ve herhangi bir ihlalin sonuçlarının ne olacağını belirtmiyor.</p><p></p><p>"Bu anlaşma, dikkat dağıtıcı olduğu için göz ardı edilmeli" diye ekledi.</p><p></p><p>Trump, bazı sektör temsilcilerinin teknoloji üzerinde daha sıkı denetim yapılması yönündeki çağrılarına karşılık, yapay zekanın riskleriyle ilgili endişeleri birçok kez küçümsedi.</p><p></p><p>OpenAI pazartesi günü yaptığı açıklamada, güvenlik endişeleri nedeniyle en yeni yapay zeka modeli GPT-6.1 Astra'nın piyasaya sürülmesini iptal ettiğini duyurdu.</p><p></p><p>Şirketin güvenlik kontrolleri, teknolojisiyle ilgili yüksek yankı uyandıran olayların ardından dikkatleri üzerine çekti. Bu olaylar arasında modellerinin Avustralya hükümeti platformlarına yetkisiz erişim sağlaması da yer alıyor.</p><p></p><p>Melbourne Üniversitesi Yapay Zeka ve Dijital Etik Merkezi'nden Jeannie Paterson, öz düzenlemenin şirketlerin "sadece asgari düzeyde güvenlik önlemleri" alması anlamına gelebileceğini söyledi.</p><p></p><p>Paterson'a göre, yapay zekanın kontrolden çıkmasıyla ilgili son olaylar, şirketlerin yaklaşımlarında disiplinsiz davrandığını gösterdiğinden, bu anlaşma "çok az güven" uyandırıyor.</p><p></p><p><b>2. Veri merkezlerine daha fazla yatırım</b></p><p></p><p>Trump ayrıca, yapay zekayı destekleyen hayati öneme sahip bilgi işlem altyapısı olan veri merkezlerinin hızlı genişlemesine verdiği desteği yineledi.</p><p></p><p>ABD genelinde veri merkezlerinin yaygınlaştırılması, elektrik tüketimi ve topluluklar üzerindeki potansiyel etkileriyle ilgili endişeler nedeniyle tepkilere yol açtı.</p><p></p><p>Veri merkezi inşaatları, kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde Trump'ın Cumhuriyetçi Partisi için potansiyel bir siyasi engel olarak da ortaya çıktı.</p><p></p><p>Marist Poll'un NPR ve PBS News ile ortaklaşa bu ayın başlarında yaptığı bir ankete göre, kayıtlı seçmenlerin % 65'i bölgelerinde veri merkezlerinin kurulmasına karşı çıkıyor.</p><p></p><p>Bu endişelere yanıt olarak Trump, teknoloji şirketlerinin veri merkezlerinin inşası konusunda insanları "mutlu" etmek için çalışacaklarını söyledi.</p><p></p><p>Trump gazetecilere, "Bu büyük, güçlü, çok zengin ve çok zeki şirketler topluluklara çok büyük katkılarda bulunacaklar" dedi.</p><p></p><p>ABD Başkanı daha önce sosyal medyada, toplulukların veri merkezlerine karşı çıkmasının tek nedeninin "geri kalmış ve yoksul bir ülke olmak istemeleri" olduğunu söylemişti.</p><p></p><p>Yapay zekanın çalışması için gerekli bilgisayar çiplerini üreten Huang, toplantıdan sonra yaptığı açıklamada veri merkezlerinin "süper zeka fabrikaları" olarak adlandırılması gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>Bu tesisler "Amerika Birleşik Devletleri'ni yeniden sanayileştiriyor" ve "ekonominin her alanında iş imkanları yaratıyor" diye de ekledi.</p><p></p><p><b>3. Artık 'Süper Zeka'</b></p><p></p><p>Yine Salı günü Trump, ABD hükümet departmanları ve kurumlarına "SI" ve "Süper Zeka" terimlerini kullanmaya başlamaları ve yapay zeka teriminin kullanımını artık kabul etmemeleri yönünde talimat veren bir başkanlık kararnamesi imzaladı.</p><p></p><p>Kararda, SI'nın "resmi yazışmalarda", web sitelerinde, raporlarda ve diğer iletişim biçimlerinde yapay zekanın yerini alacağı belirtildi.</p><p></p><p><img src="https://birlesikbasin.com/uploads/Ekim%202026/yapay-2.jpg" alt="yapay-2"></p><p></p><p><b><i>Trump, zirvenin ardından teknoloji yöneticileriyle birlikte basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</i></b></p><p></p><p>Trump, geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "yapay" kelimesinin teknolojiyi "sahte" gösterdiğini söylemişti.</p><p></p><p>Zuckerberg ve Musk da dahil bazı teknoloji liderleri ve başkana yakın diğer isimler şimdiden bu terimi kullanmaya başladılar.</p><p></p><p>Paterson teknoloji liderlerinin bu terimi benimsemesiyle, ABD'nin "terminolojiyi belirleyebilecek konuma gelmesi muhtemel" dedi.</p><p></p><p>Ancak bazı uzmanlar, Trump'ın BM konuşmasının ardından, bu terimin yaygın olarak kabul görmesinin pek muhtemel olmadığını, çünkü genellikle daha gelişmiş sistemleri ifade etmek için kullanılan bir isim olduğunu söylüyor.</p><p></p><p><b>Slovenya'da alan adlarına 'benzeri görülmemiş' talep</b></p><p></p><p>Buna karşın, Trump'ın yapay zekaya verdiği yeni ad en azından internet alan adlarında tutmuş gibi görünüyor.</p><p></p><p>Slovenya'nın resmi alan adı kayıt kuruluşuna göre, Trump'ın yapay zekanın adını değiştirme girişimi, ülkede alan adı kayıtlarında yaşanan "benzeri görülmemiş" artışın arkasındaki neden olabilir.</p><p></p><p>Süper Zeka teriminin İngilizcesi Super Intelligence'ın baş harfleri SI, aynı zamanda Sloven internet sitelerinin kullandığı kısaltma.</p><p></p><p>Register.si sözcüsü Klara Herman, ağustos ayında iki binden az olan .si uzantılı internet adresi kaydının eylül ayında 44 bine ulaştığını, bunun da % 2100'ün üzerinde bir artış anlamına geldiğini belirtti.</p><p></p><p>Bu satın almalar için muhtemel bir açıklama, insanların belirli alan adlarını, ileride değer kazanmaları ve kar amacıyla satılabilmeleri ihtimaline karşı spekülatif amaçlarla kaydettirmesi.</p><p></p><p>Örneğin, "Alan Adı Kralı" (The Domain King) olarak bilinen Rick Schwartz, 1997 yılında men.com alan adını 15 bin dolara satın almış ve yedi yıl sonra bu ismi 1,32 milyon dolara satmıştı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Brezilya'da sandığın ölçüsü bir dilim et</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/brezilyada-sandigin-olcusu-bir-dilim-et-4287/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/brezilyada-sandigin-olcusu-bir-dilim-et-4287/</id>
<published><![CDATA[2026-10-04T02:17:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-04T02:17:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E59115-4E0183-3E0A4C-62991A-61D63A-4DBEDB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Brezilya, 4 Ekim Pazar günü (bugün) Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna gidiyor. Anketlere göre görevdeki sol lider Luiz Inácio Lula da Silva ile aşırı sağcı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Senatör Flávio Bolsonaro başa baş yarışıyor. Kampanyanın mutfak masasına yansıyan yüzü ise picanha. Lula 2022'de seçilirse halkın yeniden bu eti alabileceğini vaat etmişti. NPR'ın aktardığına göre bugün fiyatlar farklı bir hikâye anlatıyor.</p><p>Picanha, Brezilya'da refahın göstergesi sayılıyor ve hafta sonu mangal geleneğinin başrolünde yer alıyor. Resmî verilere dayanan Newswav haberine göre fiyatı 2022'den bu yana yaklaşık yüzde 10 arttı ve kilosu 80 ile 110 real (yaklaşık 15-21 dolar) arasında. NPR'ın atıf yaptığı bir ankette Brezilyalıların yalnızca yüzde 10'u gelirinin geçen yıl yaşam maliyetinden hızlı arttığını söylüyor.</p><p>Rio'daki bir mangal catering şirketinin ortağı Marcella Pirozzi, artık picanhayı yalnızca varlıklı mahallelerde satmaya çalıştığını, et fiyatları yüzünden etkinlik siparişlerinin azaldığını anlatıyor. Rio'nun işçi sınıfı kesimindeki bir kasap, 37 yaşındaki Arthur Guedes, premium et stokunu azaltıp hamburger köftesi gibi daha ulaşılabilir ürünlere yöneldiğini söylüyor. Brasília'daki bir kasap ise yoksulların bu eti ancak adıyla bildiğini aktarıyor.</p><p>RAKİPLER VAADİ KOZ YAPIYOR</p><p>Flávio Bolsonaro, kampanyada kalabalığa ızgara et dağıtarak Lula'nın vaadiyle alay ediyor. Yanında etin hiç getirilmediğini ima eden bir espri yapıyor. Bolsonaro yanlısı milletvekili Nikolas Ferreira ise kasada bakiyesi yetmediği için "Promise" (söz) markalı eti geri bırakan bir alışverişçinin sosyal medya videosunu dolaştırdı. Bolsonaro, kamu harcamalarını ve vergileri kısarak büyümeyi hızlandıracağını söylüyor, ancak somut ekonomi önerileri az. Danışmanları Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin politikalarını övüyor. Bu politikalar enflasyonu düşürdü ama yoksulluğu artırdı.</p><p>Lula cephesi farklı rakamlara işaret ediyor. Newswav'ın aktardığına göre gıda fiyatları 2022'den bu yana yılda ortalama yüzde 4 arttı. Jair Bolsonaro döneminin son üç yılında bu ortalama yüzde 11'di. Enflasyon Merkez Bankası'nın yüzde 3 artı eksi 1,5 puanlık hedef bandında kalıyor ve işsizlik tarihî düşüklükte.[1]</p><p>São Paulo Üniversitesi'nden iktisatçı Laura Carvalho bu çelişkiyi "vibecession" kavramıyla açıklıyor. Teknik olarak resesyon yok ama ekonomi pahalı hissediliyor. Carvalho'ya göre seçmen bugünkü fiyatları, Lula'nın ilk dönemindeki patlama yıllarıyla kıyaslıyor ve aradaki küresel şokları hesaba katmıyor. NPR bu şoklar arasında pandemiyi, Ukrayna savaşını, İran savaşını ve ABD'nin Brezilya'ya uyguladığı yüksek gümrük tarifelerini sayıyor. Lula göreve geldikten sonra kamu harcamalarındaki artış büyümeyi hızlandırmıştı, ancak büyüme şimdi yavaşlıyor.</p><p>BORÇ VE BAHİS KAYGISI</p><p>Seçmenin kaygısını besleyen bir başka etken hanehalkı borcu. Merkez Bankası verilerine göre haneler Haziran 2026 itibarıyla gelirlerinin yüzde 26,6'sını konut kredisi dışındaki borç ödemelerine ayırıyor. Yüksek faiz, kolay kredi ve spor bahislerindeki patlama bu tabloyu ağırlaştırıyor. Seçim yalnızca cumhurbaşkanlığını belirlemeyecek. Atlantic Council'a göre Senato'nun 81 sandalyesinden 54'ü yenileniyor ve Kongre'nin bileşimi büyük ölçüde 4 Ekim'de (bugün) belli olacak. Senato'da beklenen sağa kayış, Lula için özellikle zorlu olur. CNBC'ye göre sonuç Brezilya'nın ABD ve Çin ile ilişkilerini, ticareti ve kritik madenlere erişimi de etkileyebilir. Bolsonaro Washington ile hizalanmayı, Lula ise Brezilya'nın egemenliğini öne çıkarıyor. Lula ayrıca altı günlük çalışma haftasını kısaltmayı, düşük gelirliler için gelir vergisini azaltmayı ve polis reformunu vaat ediyor. Jair Bolsonaro ise darbe planı nedeniyle 27 yıl hapis cezası aldı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"İran sorunu çözüldüğünde petrol fiyatların düşecek"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/iran-sorunu-cozuldugunde-petrol-fiyatlarin-dusecek-8760/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/iran-sorunu-cozuldugunde-petrol-fiyatlarin-dusecek-8760/</id>
<published><![CDATA[2026-10-03T11:07:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-03T11:07:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_11AC51-FFF314-F2D97D-4A0F77-E7FDD3-348684.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Trump, seçim çalışmaları çerçevesinde Alabama eyaletine hareketi öncesinde Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.</p><p></p><p>Petrol fiyatlarının yüksekliği konusundaki soruları yanıtlayan Trump, "İran meselesi çözüldüğü anda, ki bu uzun sürmeyecek, hiç de uzun sürmeyecek, petrol fiyatları eski seviyesine, hatta belki de daha aşağısına düşecek." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Trump, Avrupa ülkelerinin dizel yakıt konusunda katkı yapacağını ve bu konudaki sıkıntının aşılacağını belirtti.</p><p></p><p>ABD Başkanı, "Avrupa'nın elinde bol miktarda dizel var, dünyaya büyük bir katkı sağlayacaklar, biz de öyle. İhracat yasağı uygulamayacağız." diye konuştu.</p><p></p><p>ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda daha önce verdiği sözü kendisine hatırlatılan Başkan Trump, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la sürekli iletişim halinde olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Yaptırımların kaldırılması ve Türk savunma ürünlerinin ABD’ye satılmasının önünü açacak karar konusunda olumlu konuşan Trump, "Türkiye'yi seviyorum. Başkan Erdoğan'la her zaman görüşüyorum. O benim dostum ve onu her zaman mutlu ederim." ifadelerini kullandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Netanyahu seçimleri erteleyebilecek bir savaşa zemin hazırlıyor"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/netanyahu-secimleri-erteleyebilecek-bir-savasa-zemin-hazirliyor-1410/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/netanyahu-secimleri-erteleyebilecek-bir-savasa-zemin-hazirliyor-1410/</id>
<published><![CDATA[2026-10-03T10:54:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-03T10:54:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_247AA3-EC41ED-A42356-8C3E48-E16211-711858.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsrail'in Kanal 12 televizyonuna konuşan Barak, "Netanyahu, seçimleri erteleyebilecek bir savaşa girmenin altyapısını hazırlıyor." dedi.</p><p></p><p>İsrail Başbakanı'nın "rahatça yalan söylediğini" belirten Barak, Netanyahu'nun daha önce söylediği "Bir ulusun hayatı, başbakanın kişisel beka yolu değildir." sözünü hatırlattı.</p><p></p><p>Barak, Netanyahu'ya işaret ederek, "27 Ekim'de onun dönmemek üzere iktidardan gitmesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız." diye konuştu.</p><p></p><p>Eski İsrail Başbakanı Barak'ın açıklamaları, İsrail'de seçimlere bir aydan az süre kala ve güvenlik meselelerinin seçim kampanyalarında kullanılmasıyla ilgili iç tartışmaların tırmandığı bir zamanda geldi.</p><p></p><p>Kamuoyu yoklamalarında geriye düşen Netanyahu, 27 Ekim'de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde ülkesine yönelik bir dış saldırı hazırlığı bulunduğunu ve bu yönde işaretler olduğunu savunmuştu.</p><p></p><p>İsrail Başbakanı, saldırının kimden geleceğine ilişkin bilgi paylaşmazken muhalefet ise açıklamayı "siyasi manevra" olarak değerlendirmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Brezilya'da ABD ve Avustralya diplomatik misyonları kapatıldı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/brezilyada-abd-ve-avustralya-diplomatik-misyonlari-kapatildi-8137/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/brezilyada-abd-ve-avustralya-diplomatik-misyonlari-kapatildi-8137/</id>
<published><![CDATA[2026-10-03T10:43:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-03T10:43:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_89F123-F5DC93-657B2C-668F8B-FB8A4E-094936.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avustralyalı ve ABD'li yetkililerin açıklamalarına göre, Brezilya'daki devlet başkanı seçimleri öncesi olası güvenlik tehditleri nedeniyle bir dizi önlem alındı.</p><p></p><p>Bu kapsamda Brezilya'daki Avustralya'nın büyükelçiliği kapatılıp ABD'nin konsolosluk hizmetleri durdurulurken polis, ABD diplomatik tesislerini tehdit edebilecek olası planlara ilişkin yürütülen bir soruşturma kapsamında Sao Paulo ve Federal Bölge'de arama ve el koyma kararlarını uyguladığını duyurdu.</p><p></p><p>Associated Press'in (AP) Brezilya'daki konsolosluk hizmetlerinin askıya alınmasıyla ilgili sorusu üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, güvenlik endişelerini ele almak için Brezilyalı mevkidaşlarıyla yakın işbirliği içinde çalıştıklarını ifade etti.</p><p></p><p>Bakanlık, ABD büyükelçilikleri ve konsolosluklarının, yerel düzeyde meydana gelen tehditler, olaylar ve değişiklikler hakkında ABD vatandaşlarını bilgilendirmek amacıyla rutin olarak uyarılar yayımladığını belirtti.</p><p></p><p>Brezilya'da devlet başkanı seçiminin ilk turu 4 Ekim'de yapılacak. Anketler, yarışın mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile sağın adayı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Senatör Flavio Bolsonaro arasında geçeceğine işaret ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Ordu ekimde bir günlüğüne faaliyetlerine ara verecek"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ordu-ekimde-bir-gunlugune-faaliyetlerine-ara-verecek-9456/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ordu-ekimde-bir-gunlugune-faaliyetlerine-ara-verecek-9456/</id>
<published><![CDATA[2026-10-03T10:33:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-03T10:33:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_83E397-9005DE-512285-A0BE84-79BFE1-6C88F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hegseth, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından uygulamaya ilişkin videolu mesaj yayımladı.</p><p></p><p>Mesajında Hegseth, "Bakanlık bünyesindeki her kademeden komutan ve amire, bu yıldan başlayarak ve her seçim yılında devam edecek şekilde, ekim ayı içinde bir günlük 'faaliyete ara verme' uygulamasını gerçekleştirmeleri talimatını veriyorum. Bu yıl, söz konusu uygulamayı en geç 15 Ekim'e kadar hayata geçireceğiz." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Daha önce ordu mensuplarının kendi ikamet ettikleri eyaletlerden çok uzakta görev yapmaları nedeniyle oy kullanma işlemlerinde birçok engelle karşılaştığını hatırlatan Hegseth, mesajında, "Size kime oy vermeniz gerektiğini söylemiyoruz ancak oy kullanabilmeniz için size her türlü imkanı sunacağız." ifadesine yer verdi.</p><p></p><p>Hegseth, ordunun faaliyetine ara vereceği söz konusu günde, askerlere oy pusulasını doldurma ve bizzat sandık başında oy kullanma çağrısında bulundu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kabe'de intihar saldırısı iddiası paniğe yol açtı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/kabede-intihar-saldirisi-iddiasi-panige-yol-acti-3328/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/kabede-intihar-saldirisi-iddiasi-panige-yol-acti-3328/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T09:27:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T09:27:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_016860-2F0A04-6E5482-5BCE70-B0FDAB-A7B9C0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suudi Arabistan, Mekke'deki Mescid-i Haram'da intihar saldırısı girişimi yaşandığı yönünde sosyal medyada yayılan iddiaları yalanladı. Güvenlik makamları, olayda bir kişinin çevredeki insanları rahatsız ettiği ve korku ve paniğe neden olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığını bildirdi.</p><p></p><p>Suudi yetkililer, olayın ardından sosyal medyada hızla yayılan “Kabe yakınlarında intihar bombacısı yakalandı” şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı.</p><p></p><p><b>Suudi Arabistan'dan intihar saldırısı iddiasına yanıt</b></p><p></p><p>Suudi güvenlik makamlarının açıklamasında, Mekke'deki güvenlik güçlerinin çevredeki insanları taciz ederek korku ve paniğe yol açan bir kişiyi yakaladığı belirtildi.</p><p></p><p>Şüpheliye gerekli yasal işlemlerin uygulandığı belirtilirken, olayın ayrıntıları ve gözaltına alınan kişinin kimliği konusunda daha fazla bilgi paylaşılmadı.</p><p></p><p>Yetkililer, olayla ilgili sosyal medyada dolaşıma giren iddiaların “gerçeklik payı bulunmadığını” açıkladı.</p><p></p><p><b>Sosyal medyada 'Kabe'de intihar bombacısı' iddiası yayıldı</b></p><p></p><p>Olay, sosyal medya platformlarında yayılan görüntüler ve beraberindeki iddialarla kısa sürede uluslararası gündeme taşındı.</p><p></p><p></p><p>Bu iddialara ilişkin Suudi makamlarından herhangi bir doğrulama gelmedi. Aksine güvenlik makamları, olayın bir terör veya intihar saldırısı girişimi olmadığını açıkladı.</p><p></p><p><b>Dolaşıma giren görüntüler tartışma yarattı</b></p><p></p><p>Sosyal medyada olayla ilişkilendirilerek paylaşılan bazı görüntülerin kaynağı da tartışma konusu oldu.</p><p></p><p>Bölge basınında yer alan haberlerde, intihar saldırısı iddiasıyla paylaşılan görüntülerden bazılarının Şubat 2017'de Mescid-i Haram'da meydana gelen farklı bir olaya ait olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Söz konusu eski olayda Suudi güvenlik güçleri, Kabe yakınlarında üzerine yanıcı madde dökerek kendisine zarar vermeye çalışan bir kişiye müdahale etmişti.</p><p></p><p>Bu nedenle sosyal medyada yayılan görüntülerin güncel olayın kanıtı olarak kullanılması konusunda dikkatli olunması gerekiyor.</p><p></p><p><b>Suudi güvenlik makamlarından 'resmi kaynak' çağrısı</b></p><p></p><p>Suudi güvenlik makamları, olayla ilgili doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmaması çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Yetkililer, Mescid-i Haram'da terör saldırısı girişimi gerçekleştirildiği yönündeki iddiaların doğru olmadığını yineleyerek kamuoyundan bilgileri resmi kaynaklardan takip etmesini istedi.</p><p></p><p>Şu ana kadar açıklanan resmi bilgilere göre Kabe veya Mescid-i Haram'a yönelik doğrulanmış bir intihar saldırısı girişimi bulunmuyor.</p><p></p><p>Olayla bağlantılı olarak gözaltına alınan kişinin ise çevredeki insanları rahatsız ettiği ve korku ile paniğe yol açtığı gerekçesiyle hakkında yasal işlem başlatıldığı bildirildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD, Ortadoğu'ya bir uçak gemisi daha gönderiyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abd-ortadoguya-bir-ucak-gemisi-daha-gonderiyor-4124/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abd-ortadoguya-bir-ucak-gemisi-daha-gonderiyor-4124/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T08:59:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T08:59:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_D158E7-CED0E9-174FF6-01BB37-0AEAD5-F6F38C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsrail'de yayın yapan i24 televizyonunun bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD'nin üçüncü uçak gemisi ve ikinci deniz piyade tümenini Orta Doğu'ya göndereceği kaydedildi.</p><p></p><p>Yedioth Ahronoth gazetesinin haberinde, kararın ABD Başkanı Donald Trump'ın kasımdaki ara seçimlerden sonra İran'a yeniden saldırı düzenleyecekleri yönündeki tehditlerinin ardından alındığı ileri sürüldü.</p><p></p><p>The Hill gazetesi, USS Theodore Roosevelt'in bölgede bulunan gemilerden birinin yerini almak için Orta Doğu'ya doğru yola çıktığını yazdı.</p><p></p><p>- ABD, Orta Doğu'ya 10 bin civarında ek asker gönderiyor</p><p></p><p>ABD'de Wall Street Journal gazetesine bilgi veren ABD'li yetkililer de ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), Orta Doğu'ya 9 bin ila 10 bin ek asker göndereceğini belirtti.</p><p></p><p>Yetkililer, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin 27 Eylül'de, San Diego'daki ana limanından ayrıldığını aktararak, deniz piyadelerini taşıyan üç amfibi gemiden oluşan USS Makin Island Amfibi Hazırlık Grubu'nun da 28 Eylül'de yola çıktığını ve kasım ayı sonuna kadar bölgeye ulaşacağını kaydetti.</p><p></p><p>USS Theodore Roosevelt, 7 Ekim 2023 sonrasında Orta Doğu'ya gönderilmiş ve bir süre sonra rotasyon için ABD'ye dönmüştü.</p><p></p><p>ABD'nin halihazırda Orta Doğu'da USS George H.W. Bush ve USS George Washington adlı iki uçak gemisi ve yaklaşık 50 bin askeri bulunuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hürmüz Boğazı'nda bir tankere bilinmeyen bir cisim isabet etti</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/hurmuz-bogazinda-bir-tankere-bilinmeyen-bir-cisim-isabet-etti-6883/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/hurmuz-bogazinda-bir-tankere-bilinmeyen-bir-cisim-isabet-etti-6883/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T07:57:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T07:57:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FD6250-A119B6-89C729-66B430-3F45FB-0811F4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankerinin kaynağı henüz belirlenemeyen bir cisim ile vurulduğunu açıkladı. Olayın ardından tankerde yangın çıktığı, ancak mürettebattan ölen veya yaralanan olmadığı bildirildi.</p><p></p><p>UKMTO tarafından yapılan yazılı açıklamada, bir petrol tankerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında kaynağı belirsiz bir mühimmatla vurulduğuna ilişkin üçüncü bir kaynaktan ihbar alındığı belirtildi. Tankerde çıkan yangının ardından olayın boyutlarının yetkililer tarafından incelendiği aktarıldı.</p><p></p><p>Açıklamada, saldırının çevre üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının henüz bilinmediği ifade edildi.</p><p></p><p>İran'ın Fars Haber Ajansı ise yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde, 2.5 milyon varil taşıma kapasitesine sahip bir süper tankerin, Hürmüz Boğazı'ndan 'izinsiz' geçiş yaptığı sırada Umman kıyılarının yaklaşık 8 kilometre açığında vurulduğunu ve tankerde yangın çıktığını bildirdi.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'nin Çin'in Tayvan'ı işgal edemeyeceğini düşünüyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abdnin-cinin-tayvani-isgal-edemeyecegini-dusunuyor-2386/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abdnin-cinin-tayvani-isgal-edemeyecegini-dusunuyor-2386/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T07:47:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T07:47:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_30D1C7-07CC80-D4D9B9-CC72FE-607274-90BC08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Washington yönetimine göre Çin ordusu, Tayvan işgalini 2028'e kadar gerçekleştirmeyecek.</p><p></p><p>Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan ABD'li yetkililer, Çin'in 2028'den önce Tayvan'ı işgal etme ihtimalinin giderek azaldığını savunuyor.</p><p></p><p>Kaynaklara göre Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) yolsuzlukla mücadele amacıyla Çin Halk Kurtuluş Ordusu (ÇHKO) içinde yürüttüğü incelemeler muhtemel askeri harekat hazırlıklarını yavaşlatıyor.</p><p></p><p>Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2012'de ülkenin başına geçtiğinden beri geniş kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele programı yürütüyor.</p><p></p><p>Bu kapsamda bazı görevden alma kararları sonucunda, askeri politikaları belirleyen 7 üyeli Çin Merkezi Askeri Komisyonu'nda başkanlık görevini yürüten Şi dahil sadece iki aktif yetkili kaldı.</p><p></p><p>Ayrıca ABD'li yetkililer Pekin yönetiminin, Tayvan'da 2028'de gerçekleştirilecek devlet başkanlığı seçimlerinin sonucunu görmek istediğini söylüyor.</p><p></p><p>Kaynaklar, Tayvan'daki seçimlerde Demokratik İlerici Parti'nin (DPP) üst üste dördüncü kez iktidara gelmesi ve özellikle de mevcut devlet başkanı Lai Ching-te'nin yeniden seçilmesi durumunda, Pekin'in askeri operasyon seçeneklerini daha ciddi şekilde değerlendireceğini savunuyor.</p><p></p><p>ABD'li yetkililerden biri, "Böyle bir durum gerçekleşirse, 2028 epey hareketli bir yıl olacak" diyor.</p><p></p><p>Amerikan istihbaratı, ÇHKO'nun 2027'de Tayvan'ı işgal etmek için hazırlıklarını tamamlayıp harekete geçeceğini öne sürmüştü.</p><p></p><p>Şi bu ay ABD Başkanı Donald Trump'la Washington'da yaptığı görüşmede, Beyaz Saray'dan Tayvan'a silah satışını durdurmasını istemişti. Washington'ın konuyu "ihtiyatla ele almasını umduğunu" belirterek Tayvan'a yönelik tutumun "ikili stratejik işbirliği ve Çin-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için sağlam bir temel" oluşturması gerektiğini ifade etmişti.</p><p></p><p>Cumhuriyetçi lider ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Ancak Trump, mayısta Şi'yle Pekin'de yaptığı görüşmenin ardından Tayvan'a 14 milyar dolarlık silah paketinin onayını ertelemişti.</p><p></p><p>Çin Devlet Konseyi Tayvan İşleri Ofisi Sözcüsü Zhang Han da dünkü açıklamasında, Tayvan meselesinin Çin-ABD ilişkilerindeki en hayati konu olduğunu vurgulayarak, "Tayvan bağımsızlığı ayrılıkçılığına" karşı çıkmanın hem Çin'in hem de ABD'nin ortak çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti.&nbsp;</p><p></p><p>Pekin, "tek Çin" politikası kapsamında Tayvan'ı kendi toprağı olarak görüyor. Son yıllarda askeri baskıyı artıran Çin, adanın anakarayla yeniden birleşmesi için gerekirse güç kullanabileceğini vurguluyor.</p><p></p><p>Taipei yönetimiyse Çin tehdidine karşı ABD'nin askeri ve siyasi desteğine güveniyor. ABD'de 1979'da yürürlüğe konan Tayvan İlişkileri Yasası kapsamında Washington, olası bir Çin saldırısına karşı Tayvan'a kendini koruyacak askeri teçhizatı sağlamak zorunda.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD, Suriye'yi savunma ticareti kısıtlamaları listesinden çıkardı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abd-suriyeyi-savunma-ticareti-kisitlamalari-listesinden-cikardi-3372/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abd-suriyeyi-savunma-ticareti-kisitlamalari-listesinden-cikardi-3372/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T07:41:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T07:41:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B8C69F-791AB8-3D8427-29030E-72B691-50F192.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bakanlık, Uluslararası Silah Ticareti Tüzüğü'nde (ITAR) yapılan değişiklikle Suriye'nin, savunma malzemeleri ve hizmetlerinin ihracatı ve ithalatına ilişkin lisansların reddedildiği ülkeler listesinden çıkarıldığını bildirdi.</p><p></p><p>Federal Sicil'de yayımlanan nihai düzenlemede, değişikliğin Dışişleri Bakanı'nın 19 Ağustos 2026'da aldığı yeni savunma ticareti politikası kararı doğrultusunda yapıldığı belirtildi.</p><p></p><p>Yeni politika kapsamında Suriye'ye yönelik savunma malzemesi ve hizmet transferi başvurularının, daha önce ITAR'ın uyguladığı kapsamlı ret politikası yerine her bir vaka bazında incelenerek lisanslandırılacağı kaydedildi.</p><p></p><p>Açıklamada, statü değişikliğinin, teröre destek kararının iptali dahil gerekli yasal şartların yerine getirilmesi ve ilgili ABD yasaları kapsamındaki bazı kısıtlamalardan muafiyet sonrası gerçekleştiği ifade edildi.</p><p></p><p>ABD, Suriye'ye yönelik ilk savunma ticaret kısıtlamasını 29 Aralık 1979'da yürürlüğe koymuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">AB'den sınır dışı merkezlerine yeşil ışık</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abden-sinir-disi-merkezlerine-yesil-isik-3335/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abden-sinir-disi-merkezlerine-yesil-isik-3335/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T07:40:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T07:40:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2E9ECA-D130CC-030274-52629F-0A1F31-EB0390.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerin içişleri bakanları, üçüncü ülkelerde sınır dışı merkezlerinin kurulmasına da olanak tanıyan, göç kurallarının sertleştirilmesini öngören tasarıyı onayladı.</p><p></p><p>AB Konseyi tarafından, perşembe günü Lüksemburg'da gerçekleştirilen içişleri bakanları toplantısının ardından yapılan açıklamada, yeni düzenleme ile "AB'de geçerli bir oturma iznine sahip olmayan" kişilerin "daha etkin" sınır dışı edilebileceği belirtildi.</p><p></p><p>Önümüzdeki haftalarda yürürlüğe girmesi öngörülen düzenlemeyle AB'den daha fazla sınır dışı etme işleminin önü açılmak isteniyor. Düzenleme sayesinde, AB üyesi ülkelerin Birlik dışındaki üçüncü ülkelerde sınır dışı etme merkezleri kurmasına prensipte izin veriliyor. Buna göre, AB'de oturma izni başvurusu reddedilen ancak kendi ülkelerine geri de gönderilemeyen kişiler bu merkezlere yollanabilecek.</p><p></p><p>Almanya, aylardır Danimarka, Hollanda, Yunanistan ve Avusturya ile birlikte üçüncü ülkelerde sınır dışı etme merkezleri kurma çalışmalarını sürdürüyor.</p><p></p><p>Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt'e göre, yıl sonuna kadar AB dışındaki bir ülkede sınır dışı etme merkezi kurulmasına ilişkin bir anlaşmaya varılabilir.</p><p></p><p>Şu aşamada sınır dışı merkezleri kurulması planlanan çeşitli ülkelerle "ön görüşmelerin" yürütüldüğü bildiriliyor. Bu ülkelerin hangileri olduğu ise açıklanmadı. Bununla birlikte son dönemde olası ülkeler olarak Ruanda ve Uganda sıklıkla gündeme geliyor.</p><p></p><p><b>AB'yi terk etmeyenlere ağır yaptırımlar</b></p><p></p><p>Kabul edilen düzenleme ayrıca oturma izni bulunmamasına karşın AB'yi terk etmeyi reddedenlere yönelik daha ağır yaptırımlar da öngörüyor. Bu çerçevede gözaltı kararlarının daha kolay alınabilmesi ve giriş yasaklarının daha sistematik biçimde uygulanabilmesi hedefleniyor.</p><p></p><p>Söz konusu düzenleme, Ortak Avrupa İltica Sistemi'nin (CEAS) sertleştirilmesi anlamına geliyor. "Göç ve Sığınma Paktı" adıyla bilinen CEAS reformu Haziran ayında yürürlüğe girmişti.</p><p></p><p>Bu reformun özünde de daha katı, Avrupa'ya giriş ve sığınma kuralları yer alıyor. Aynı zamanda İtalya ve Yunanistan gibi başlıca ülkelerin üzerindeki yükün de hafifletilmesi amaçlanmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD işgalinin sona ermesi Bağdat'ta havai fişeklerle kutlandı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abd-isgalinin-sona-ermesi-bagdatta-havai-fiseklerle-kutlandi-630/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abd-isgalinin-sona-ermesi-bagdatta-havai-fiseklerle-kutlandi-630/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T07:11:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T07:11:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4D404A-1C1F61-CBA8F0-C7A134-5B9A5B-26C46B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bağdat Büyükşehir Belediyesi tarafından ABD işgalinin sona ermesi ve koalisyon güçlerinin ülkedeki görevinin sonlanması dolayısıyla düzenlenen etkinlikte havai fişekler patlatıldı, belediye binasına dev Irak bayrağı asıldı.</p><p></p><p>Belediye çalışanları, kutlamalar kapsamında vatandaşlara Irak bayrakları ve çikolata ikram etti.</p><p></p><p>Irak’ta 2014’te terör örgütü DEAŞ’a karşı başlatılan uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesiyle güvenlik sorumluluğu Irak güçlerine devredildi.</p><p></p><p>ABD, Mart 2003'te İngiltere ile birlikte öncülük ettiği koalisyon güçleriyle Irak'ı işgal etmişti.</p><p></p><p>Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin yönetiminin biyolojik silah ürettiği iddiasıyla başlatılan işgal, çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine yol açarken ülkeyi ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında uzun süre etkisini sürdüren bir istikrarsızlığa sürüklemişti.</p><p></p><p>ABD ordusu, 18 Aralık 2011’de muharip birliklerini tamamen çektiğini ilan etmiş ancak üslerdeki varlığını sürdürmüştü.</p><p></p><p>Terör örgütü DEAŞ'ın ortaya çıkmasıyla ABD, Haziran 2014'te yeniden Irak’a girerek askeri varlığını koalisyon güçleriyle artırmaya başlamıştı.</p><p></p><p>ABD ile Irak, 2024 yılında askeri güçlerin Irak’tan çekilmesi konusunda anlaşmaya varmıştı.</p><p></p><p>Irak Başbakanı'nın Askeri Sözcüsü Sabah en-Numan, AA'ya yaptığı açıklamada, 30 Eylül’ün uluslararası koalisyonun Irak’taki misyonunun sona erdirileceği, koalisyon karargahının kapatılacağı gün olduğunu belirtmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Pentagon bünyesinde "Dini İşler Ofisi" kuruldu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/pentagon-bunyesinde-dini-isler-ofisi-kuruldu-1735/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/pentagon-bunyesinde-dini-isler-ofisi-kuruldu-1735/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T07:03:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T07:03:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_1601F1-F4D7BC-827CCC-F7DC92-CB18FF-6BC5D8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hegseth, yaptığı açıklamada, "Bugün, talimatım doğrultusunda, doğrudan benimle iletişim halinde olacak Dini İşler Ofisi'ni kuruyorum. Mezmurlar 33:12 ayetinin bizi teşvik ettiği üzere, Rabb'in Tanrı olduğu ulus kutsaldır." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) bünyesinde açılan yeni ofisin doğrudan kendisine bağlı olarak faaliyet göstereceğini belirten Hegseth, bu yolla askeri personele "birinci sınıf dini destek" sunmayı amaçladıklarını vurguladı.</p><p></p><p>Hegseth, "Bakanlığımız, tabiri caizse, Tanrı'nın tam zırhını giyiyor çünkü fiziksel bir savaş yürütürken, gerçek savaşın manevi olduğunu hepimiz biliyoruz. Tanrı iyidir, kötülük iyi değildir. Amerika'nın ordusu bu farkı anlamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Özerk Savaş Komutanlığı gibi başka bazı birimlerin de kurulduğu bilgisini paylaşan Hegseth, ancak tüm bunların inanç olmadan eksik kalacağını ve inancın ABD'de kurulu cumhuriyetin "en temel parçası" olduğunu kaydetti.</p><p></p><p>ABD Savunma Bakanı, ABD askerlerinin yüzde 5'inden azının dinsiz, yüzde 95'inin de inançlı olduğunu aktardı.</p><p></p><p>- Yeni ofisin, farklı inançlardaki askerlerin haklarına zarar verebileceği eleştirisi</p><p></p><p>Americans United isimli sivil toplum kuruluşu da Hegseth'i, ABD ordusunda "Hristiyan milliyetçiliğini güçlendirmekle" suçlarken, Pentagon'da açılan bu yeni ofisin farklı inançlardaki askerlerin haklarına zarar verebileceğini vurguladı.</p><p></p><p>Hegseth, Pentagon'da aylık Hristiyan dua ayinleri düzenlemesi ve kamuoyu önündeki konuşmalarında, dini söylemlerde bulunması nedeniyle farklı grupların tepkisini çekmişti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Arazisi kalmayan Japonya, güneş enerjisini eski golf sahalarına taşıyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/arazisi-kalmayan-japonya-gunes-enerjisini-eski-golf-sahalarina-tasiyor-3466/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/arazisi-kalmayan-japonya-gunes-enerjisini-eski-golf-sahalarina-tasiyor-3466/</id>
<published><![CDATA[2026-10-02T02:35:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-02T02:35:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_F91B67-638831-837A4F-FF6F50-8970B0-4B82CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakhsanam KURBANOVA</p><p></p><p>Tokyo’ya yaklaşık iki saat mesafedeki Gunma Eyaleti’nde, ormanlık tepelere yayılan Minohara Country Club, önümüzdeki yıllarda sıra sıra fotovoltaik panele dönüşecek. İnşaat, kamu hizmetleri ve gayrimenkul alanlarında faaliyet gösteren ve güneş projeleri de geliştiren Kamisato Kensetsu, 27 delikli sahayı 2025’te satın aldı ve alana 152 megavat güç kurmayı planlıyor.&nbsp;</p><p>Şirket çevresel inceleme ve diğer planlama adımları sürerken kulübün günlük işletmesini devraldı ve sahayı açık tutuyor. Hedef, kulübü inşaatın başlaması planlanan 2030’da kapatmak. Şirketin temsilcisi Daisuke Toya, kulübün yılda 2 milyon yenden fazla zarar ettiğini, sınırsız oyun günü ücretinin 5.000 yen (yaklaşık 31,9 dolar) olmasına rağmen ziyaretçi sayısının düşük kaldığını söylüyor. [3] Toya’nın yeni büyük güneş projelerine dair değerlendirmesi ise daha da çarpıcı: Ona göre mega güneş projeleri için artık neredeyse hiç boş alan yok ve geriye kalan seçenek, mevcut golf sahalarını satın alıp araziyi kullanmak.&nbsp;</p><p>NEDEN GOLF SAHASI? DÜZ, UCUZ, ŞEBEKEYE YAKIN</p><p>Büyük bir güneş santrali üç şeye ihtiyaç duyar: güneş ışığı, yakın bir şebeke bağlantısı ve yerleşim alanlarından yeterli mesafe. 1980’lerin golf patlamasında açılan sahaların birçoğu bu üç koşulu birlikte sağlıyor. Kyushu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Andrew Chapman, teknik olarak uygun tüm güneş ve rüzgâr alanlarının tam kullanılması hâlinde Japonya’nın yıllık elektrik tüketiminin 14 katının üretilebileceğini tahmin ediyor; ancak sahadaki gerçeklik bu kâğıt üzerindeki potansiyelden çok farklı. Chapman’a göre eğimi hafif, düz ve ucuz golf arazileri özellikle taşra bölgelerinde mantıklı bir seçenek.&nbsp;</p><p>Golf oyununun cazibesinin özellikle nüfusu azalan kırsal bölgelerde zayıflaması, bu dönüşümün sosyolojik arka planını oluşturuyor. Ülkenin en büyük mega güneş sahalarından bazıları, aralarında Japonya’nın en büyüğü olan Okayama’daki tesis de dâhil, zaten eski golf sahalarında yükseldi.&nbsp;</p><p>FUKUŞİMA’DAN 2040 HEDEFİNE POLİTİKA ARKA PLANI</p><p>Japonya’da güneş enerjisi patlaması 2011 Fukuşima felaketiyle başladı. Ülke, elektriğinin yaklaşık üçte birini sağlayan 54 nükleer reaktörün tamamını kapattı; cömert bir alım garantisi (feed-in tarifesi) yenilenebilir enerjiyi geliştiriciler için cazip hâle getirdi. Kurulumlar 2015’te zirve yaptı, teşvikler kademeli olarak azaltılınca yavaşladı.&nbsp;</p><p>Bu yavaşlama, hükümetin hedefleriyle çelişiyor: 2040’a kadar güneşin enerji karışımındaki payının, bugünkü payın yaklaşık üç katı olan yüzde 29’a kadar çıkarılması, net sıfır emisyonun ise on yıl sonrasına, yani 2050’ye planlanması. Bloomberg’in hesabına göre duyurulmuş veya inşaat aşamasındaki en az 1 gigavatlık proje golf sahalarında bulunuyor; bu, mevcut proje kuyruğunun yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.</p><p>DİRENÇ, SINIRLAR VE ALTERNATİFLER</p><p>Dönüşümün önünde engeller de var. Yerel topluluklar ağaç kesimi, heyelan riski ve manzaranın değişmesi nedeniyle giderek daha sık itiraz ediyor; Başbakan Sanae Takaichi büyük ölçekli bu tür projelere karşı açıkça eleştirel bir tutum sergiledi. Çevresel değerlendirmelerin tek başına dört yıla kadar sürebilmesi, büyük projelerin ağır ilerlemesine yol açıyor.&nbsp;</p><p>Bazı geliştiriciler golf sahası dönüşümlerinin çevresel tahribatı sınırlayabileceğini savunuyor: Fukuşima Eyaleti’nde kapanmış bir sahada projeyi yakın zamanda tamamlayan EDP, bu tür alanların kapsamlı ağaç kesimi ihtiyacını azalttığını belirtiyor. Öte yandan sahalar sınırsız değil; Renova terk edilmiş tarım arazilerinde daha küçük diziler kurmaya yöneldi, hükümet ise ileride çatı ve duvar gibi yüzeyleri kaplayabilecek perovskit hücrelere bahis yapıyor, ancak yaygın kullanım için henüz erken.&nbsp;</p><p>NEDEN ÖNEMLİ?</p><p>Haber, enerji dönüşümünün yalnızca teknoloji ve teşvik meselesi olmadığını, aynı zamanda arazi, demografi ve toplumsal kabulle şekillendiğini gösteriyor. Bir dönem statü ve iş dünyası kültürünün simgesi olan golf sahaları, nüfus azalması ve değişen boş zaman alışkanlıkları nedeniyle zarar eden işletmelere dönüşüyor; bu da onları enerji politikası açısından “hazır arazi”ye çeviriyor. Ancak bu yazının sınırı da açık: golf sahaları sonlu bir kaynak, yerel itirazlar artıyor ve uzun izin süreçleri hedeflenen hızı yavaşlatabilir</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rubio'dan İran heyetine "ülkeyi terk edin" talimatı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/rubiodan-iran-heyetine-ulkeyi-terk-edin-talimati-7314/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/rubiodan-iran-heyetine-ulkeyi-terk-edin-talimati-7314/</id>
<published><![CDATA[2026-10-01T09:03:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-01T09:03:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8C71C1-93C6E6-D31101-683D66-D34339-354C0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD merkezli haber portalı Axios’un konuya yakın bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomatik temasların tıkanması üzerine ABD tarafı dikkat çeken bir adım attı.</p><p></p><p>Görüşmelerin çıkmaza girmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, BM toplantıları için New York’ta bulunan İran heyetinin ülkeden derhal ayrılmasını istedi. Haberde, söz konusu hamlenin, bölgedeki çatışmaların çözümüne ilişkin müzakerelerde ilerleme sağlanamaması ve taraflar arasındaki derin güvensizlik nedeniyle atılmış "olağan dışı bir diplomatik tepki" olduğu vurgulandı.</p><p></p><p>Kaynaklar, aralarında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de bulunduğu heyetin, kararın ardından saatler içinde havalimanına giderek New York’tan Katar’ın başkenti Doha’ya hareket ettiğini aktardı.</p><p></p><p><b>7 günlük plan masadaydı</b></p><p></p><p>Uluslararası basına yansıyan haberlerde, ABD ve İranlı yetkililerin arabulucular vasıtasıyla Ortadoğu’daki çatışmaları sonlandırmaya yönelik çözüm yollarını ele aldığı bildirilmişti. Müzakerelerin, İran’ın ABD’ye sunduğu 7 günlük ateşkes planına ilişkin düzenlemeler üzerinde yoğunlaştığı kaydedilmişti.</p><p></p><p>İki ülke arasında haziran ayı ortasında barış sürecini başlatması öngörülen bir mutabakat zaptı imzalanmış, ancak kısa süre sonra gerilimin yeniden tırmanmasıyla taraflar arasındaki karşılıklı saldırılar tekrar başlamıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Irak'tan onurlu ve saygın bir şekilde ayrıldık"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/iraktan-onurlu-ve-saygin-bir-sekilde-ayrildik-1450/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/iraktan-onurlu-ve-saygin-bir-sekilde-ayrildik-1450/</id>
<published><![CDATA[2026-10-01T08:56:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-01T08:56:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E0CFAE-F147A5-86F4DA-AE9F3F-2A0CAF-8EA47F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında, Orta Doğu'daki gelişmelerle ilgili gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.</p><p></p><p>Irak'ta bulunmanın en başından beri bir hata olduğunu tekrarlayan Trump, bu ülkeden ayrılışlarını Afganistan'dan çekilme biçimiyle kıyaslayarak, "Her şeyi yanımızda götürdük. Her bir somunu, bir programını, her bir vidayı, bir tankı, bir uçağı." sözlerine yer verdi.</p><p></p><p>Trump, "Bunu size söylemekten büyük onur duyuyorum, onurlu ve saygın bir şekilde ayrıldık. Hatta Irak Başbakanı (Ali ez-Zeydi) Başkanınıza ve bize büyük saygı duyuyor ve her şey için minnettar." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Gerektiğinde yardım etmek için Irak'a dönebileceklerini söyleyen Trump, 23 yılın ardından Irak'tan bu şekilde çıkmalarının "büyük olay" olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Trump, Irak'ta ABD'nin "4 bin 500 insanını kaybettiğini" vurgulayarak, elde edilen sonucun buna değmeyeceğini ifade etti.</p><p></p><p>Irak'ta bulunmalarının tek nedeninin terör örgütü DEAŞ'ı "kökünden kazımak" olduğunu belirten ABD Başkanı, bunu ilk döneminde gerçekleştirdiğini kaydetti.</p><p></p><p>- Irak'ta yaşanan süreci değerlendirdi</p><p></p><p>Öte yandan Trump, Irak'ta DEAŞ öncesi dönemde çok sayıda asker ve polisin kovulduğunu ve bunun ülkede bir güvenlik boşluğu yarattığını anlattı.</p><p></p><p>Trump, "Oradan (Irak'tan) ayrılmakla ilgili söylediklerim çok isabetliydi. Ne oldu biliyor musun? Herkesi kovdular. Irak'taki herkesi görevden aldılar. Askerleri, generalleri ve polisleri kovdular. İçişleri Bakanlığı'nda ve benzer yerlerdeki herkesi kovdular." değerlendirmesini yaptı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">CNN, Trump'ın gezi havuzundan çıkarıldı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/cnn-trumpin-gezi-havuzundan-cikarildi-9832/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/cnn-trumpin-gezi-havuzundan-cikarildi-9832/</id>
<published><![CDATA[2026-10-01T08:39:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-01T08:39:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_B093CA-ADD929-FC0538-76C47C-8623A2-AFCD0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'de Beyaz Saray ile CNN arasındaki basın erişimi krizi yeni bir aşamaya taşındı. Donald Trump'ın Texas ve Oklahoma'ya gerçekleştireceği seyahati takip etmek üzere daha önce görevlendirilen CNN, Beyaz Saray tarafından yayımlanan son programda televizyon basın havuzundan çıkarıldı.</p><p></p><p>Daha önce yayımlanan rotasyon programında CNN'in 1 Ekim Perşembe günü havuz görevini üstlenmesi öngörülüyordu. Ancak Trump'ın Texas'ın Denton kentindeki bir kamyon üretim tesisini ziyaret edeceği ve ardından Oklahoma'nın Durant kentinde konuşmalar yapacağı program için açıklanan yeni listede CNN'e yer verilmedi. CNN temsilcisi de kanalın programdan çıkarıldığını doğruladı.</p><p></p><p><b>Mahkeme kararının ardından yeni CNN hamlesi</b></p><p></p><p>Karar, CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a erişimi konusunda Trump yönetiminin mahkemede karşı karşıya kaldığı hukuki süreç devam ederken geldi.</p><p></p><p>ABD Bölge Yargıcı Timothy Kelly, geçtiğimiz hafta yönetimin üç medya kuruluşuna yönelik erişim yasağını geçici olarak durdurmuş ve basın kartlarının yeniden etkinleştirilmesine hükmetmişti. Ancak kararın doğrudan Air Force One ve televizyon basın havuzundaki görevlendirmeleri kapsayıp kapsamadığı taraflar arasında hukuki tartışma konusu olmaya devam ediyor.</p><p></p><p>CNN'in de aralarında bulunduğu medya kuruluşları, mahkeme kararının önceki erişim koşullarının yeniden sağlanmasını gerektirdiğini savunuyor. Trump yönetimi ise Beyaz Saray erişiminin bir hak değil, ayrıcalık olduğu görüşünü mahkemede dile getirdi.</p><p></p><p><b>CNN daha önce Air Force One'a da alınmadı</b></p><p></p><p>CNN'in seyahat havuzundan çıkarılması, son günlerde yaşanan ilk benzer gelişme değil. Beyaz Saray, Trump'ın geçtiğimiz hafta sonundaki Tennessee seyahati sırasında da CNN'in Air Force One'daki basın havuzu görevini yerine getirmesine izin vermedi.</p><p></p><p>Bu gelişme, CNN'in Beyaz Saray'a erişiminin mahkeme kararıyla yeniden sağlanmasının hemen ardından yaşandı. Böylece CNN gazetecilerinin Beyaz Saray yerleşkesine giriş hakkı ile başkanlık seyahatlerindeki havuz görevleri arasındaki hukuki ayrım tartışmanın merkezine yerleşti.</p><p></p><p>CNN'in avukatı Theodore Boutrous, son uygulamayı kanalın haber yayın çizgisine yönelik misilleme ve görüş ayrımcılığı olarak nitelendirerek bunun ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi kapsamında basın özgürlüğü sorunları doğurduğunu savundu.</p><p></p><p><b>Basın havuzu neden önemli?</b></p><p></p><p>Beyaz Saray basın havuzu, alan ve lojistik sınırlamalar nedeniyle bütün gazetecilerin katılamadığı başkanlık faaliyetlerini takip etmek üzere dönüşümlü çalışan küçük bir gazeteci grubundan oluşuyor.</p><p></p><p>Televizyon havuzunda CNN, ABC, CBS, NBC ve Fox News gibi büyük yayın kuruluşları dönüşümlü görev üstleniyor. Görevli kuruluşun elde ettiği görüntü ve bilgiler daha sonra diğer medya kuruluşlarının kullanımına sunuluyor.</p><p></p><p>Sistem özellikle Oval Ofis, Air Force One ve başkanlık seyahatleri gibi fiziksel erişimin sınırlı olduğu durumlarda başkanın faaliyetlerinin daha geniş medya ağı tarafından takip edilebilmesini sağlıyor.</p><p></p><p><b>Büyük televizyon kanallarından CNN'e dayanışma</b></p><p></p><p>CNN'in erişiminin daha önce kısıtlanmasının ardından havuzdaki diğer büyük televizyon kuruluşları da tepki göstermişti. Fox News, ABC News, CBS News ve NBC News, CNN ile dayanışma amacıyla televizyon havuzu görevlerini geçici olarak askıya almıştı.</p><p></p><p>CNN'in erişiminin mahkeme kararı sonrasında yeniden sağlanmasıyla televizyon havuzu çalışmaya başlamıştı. Ancak kanalın önce Tennessee seyahatindeki Air Force One havuzundan, ardından Texas ve Oklahoma programından çıkarılması, Beyaz Saray ile medya kuruluşları arasındaki anlaşmazlığı yeniden gündeme taşıdı.</p><p></p><p><b>Trump yönetiminin AP ile de erişim krizi yaşandı</b></p><p></p><p>Trump yönetiminin medya kuruluşlarıyla yaşadığı erişim tartışması CNN ile sınırlı değil. Yönetim daha önce Associated Press'in (AP) “Gulf of America” adlandırmasını kullanmaması nedeniyle ajansın bazı başkanlık etkinliklerine erişimini kısıtlamıştı.</p><p></p><p>CNN, MS NOW ve Politico'nun açtığı mevcut dava ise basın özgürlüğü, Beyaz Saray'a erişim ve yönetimin medya kuruluşları arasında ayrım yapıp yapamayacağı tartışmasını yeniden ABD kamuoyunun gündemine taşıdı.</p><p></p><p>CNN'in 1 Ekim'deki Texas ve Oklahoma seyahatinden çıkarılması, mahkeme süreci devam ederken Trump yönetimi ile bazı medya kuruluşları arasındaki erişim mücadelesinin henüz sona ermediğini gösteriyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İtalya, okullarda peçeyi yasakladı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/italya-okullarda-peceyi-yasakladi-6874/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/italya-okullarda-peceyi-yasakladi-6874/</id>
<published><![CDATA[2026-10-01T06:31:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-01T06:31:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_C1D756-E043B5-1A5A61-A8F2FA-421D24-9C951E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki sağ hükümetin hazırladığı ve okullarda yüzü örten peçe kullanımını yasaklayan düzenlemeyi onayladı.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre öğrenciler bundan böyle burka ve nikapla okula alınmayacak. Ayrıca İtalyanca bilgisi yetersiz yabancı öğrenciler için de kota uygulaması getirildi.</p><p></p><p>Buna göre 2027-2028 eğitim öğretim yılından itibaren tüm eğitim kademelerinin birinci sınıflarında İtalyancası yeterli olmayan yabancı öğrencilerin oranı yüzde 30'u aşamayacak.</p><p></p><p>Kota uygulaması, İtalya vatandaşı olmayan, İtalya'da da doğmamış ve en az iki yıl bir İtalyan anaokuluna gitmemiş çocukları kapsayacak. Ortaokul ve lise düzeyinde ise yabancı öğrencilerin daha önce en az üç yıl İtalya'da eğitim görmüş olması şartı aranacak.</p><p></p><p>Meloni'nin yaz tatilinin ardından açıkladığı ve daha sonra Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen kararname, ivedi şekilde yürürlüğe girebilmesi için olağanüstü kararname olarak çıkarıldı.</p><p></p><p>İtalyan Parlamentosu'nun düzenlemeyi 60 gün içinde yasalaştırması şart. Aksi halde kararname geçerliliğini kaybedecek.</p><p></p><p><b>Veliler için de kararlar alındı</b></p><p></p><p>Düzenleme yalnızca öğrencileri değil, velileri de kapsıyor. Okulla iletişimi engelleyecek düzeyde dil sorunu olan yabancı velilerin de İtalyanca kurslarına katılması zorunlu tutulabilecek.</p><p></p><p>Yaklaşık dört yıldır görevde bulunan ve ülkenin savaş sonrası dönemindeki en uzun süre kesintisiz görev yapan başbakanı olan 49 yaşındaki Meloni, iktidara göç karşıtı sert politikalar vaadiyle gelmişti.</p><p></p><p>Önümüzdeki yıl yapılması beklenen seçimler öncesinde anketlerde Meloni'nin partisi Fratelli d'Italia (İtalya'nın Kardeşleri) ilk sırada yer alsa da eski general Roberto Vannacci'nin kurduğu ve daha sert göç politikaları talep eden Futuro Nazionale (Ulusal Gelecek) partisi sağ ittifak üzerindeki baskıyı artırıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">BAE'ye ait Flydubai'nin İsrail uçuşları askıya alındı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/baeye-ait-flydubainin-israil-ucuslari-askiya-alindi-8360/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/baeye-ait-flydubainin-israil-ucuslari-askiya-alindi-8360/</id>
<published><![CDATA[2026-10-01T06:00:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-10-01T06:00:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_703CA0-139161-08F7F5-533A3C-FB2B2A-68D1D5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi, ismi açıklanmayan İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberinde kararın BAE ile koordineli olarak alındığını ileri sürdü.</p><p></p><p>Flydubai'nin İsrail uçuşlarının 6 gün süreyle askıya alındığı bildirilen haberde, yapılacak soruşturmanın sonucuna bağlı olarak bu sürenin uzatılabileceği kaydedildi.</p><p></p><p>Haberde, BAE'deki İsrailli yolcuların İsrail havayolu şirketleri tarafından ülkeye getirileceği belirtildi.</p><p></p><p>Flydubai'den yapılan açıklamada, askıya alma kararının geçici olduğu ve olayla ilgili soruşturmanın tamamlanmasına yardımcı olacağı ileri sürüldü.</p><p></p><p>Açıklamada, "Hükümet yetkilileri, düzenleyici kurumlar ve havaalanı paydaşlarıyla yakın işbirliği içindeyiz. Daha fazla bilgi elde edildikçe bu askıya alma kararını yeniden değerlendireceğiz." ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p>- Ne olmuştu?</p><p></p><p>İsrail basını, Dubai'den Tel Aviv'e hareket eden uçağın Ürdün hava sahasında seyrettiği sırada önce genel acil durum kodu olan "7700", ardından uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu gönderdiğini duyurmuştu.</p><p></p><p>Kanal 12 televizyonu, olayın yolcu uçağını kullanan iki pilotun kavga etmesinden kaynaklandığını aktarmış, uçaktaki yardımcı pilotun Ummanlı olduğunu ve diğer pilotu bıçaklayarak uçağı düşürmeye çalıştığını iddia etmişti.</p><p></p><p>Umman vatandaşı olduğu öne sürülen yardımcı pilotun kaptan pilotu defalarca bıçakladığı iddiasına yer verilen son haberde, kabin ekibi ve bazı yolcuların kokpit kapısını kırarak içeri girdikleri ve yardımcı pilota müdahale ettikleri ileri sürülmüştü.</p><p></p><p>İsrail Başbakanı Netanyahu, olayda pilotlardan birinin "uçağı düşürme teşebbüsünde bulunduğuna dair işaretler olduğunu" iddia ederken, BAE'ye ait hava yolu şirketi Flydubai, Dubai-Tel Aviv seferini yapan uçağın kokpitinde çıkan kavganın sebebinin belirsiz olduğunu bildirmişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Irak'ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/irakta-tarihi-donemec-abd-askerlerini-tamamen-cekiyor-1111/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/irakta-tarihi-donemec-abd-askerlerini-tamamen-cekiyor-1111/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T09:39:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T09:39:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_415372-41CB01-6555C3-F88DBE-8E252A-DF14F6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki güç ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor.</p><p></p><p>Irak Başbakanı Ali Zeydi de "1 Ekim Irak devleti açısından yeni bir dönemin başlangıcı olacak; ülke her türlü yabancı askerî varlıktan arınacak ve toprakları üzerindeki ulusal egemenliğini tam anlamıyla tesis edecek" açıklamasını yaptı. ABD askerlerinin çekilmesi nedeniyle ülkede dört günlük resmî tatil ilan edildi. 1 Ekim artık Irak'ta "Egemenlik Günü" olarak kutlanacak.</p><p></p><p>2024 yılında dönemin ABD Başkanı Joe Biden döneminde varılan anlaşma kapsamında, ülkede kalan 2 bin 500 Amerikan askerinin çekilmesiyle ABD öncülüğünde IŞİD'e karşı yürütülen uluslararası misyon da sona eriyor. Bu aynı zamanda, ABD'nin Irak'ta 20 yıldan uzun süren askeri varlığının da sonuna işaret ediyor.</p><p></p><p>ABD, Irak'ta kitle imha silahları olduğu iddiasıyla 2003 yılında ülkeyi işgal etmiş ve Saddam Hüseyin rejimini devirmişti. 2011 yılında Irak'tan çekilen ABD güçleri, 2014 yılında IŞİD'le mücadeleye destek vermek üzere ülkeye geri dönmüştü. 2017'de Irak'ta, 2019'da ise Suriye'de IŞİD'in askerî açıdan yenilgiye uğratıldığı açıklanmıştı.</p><p></p><p>İran savaşının devam ettiği bir dönemde ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesi, Washington'un Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak ABD'nin askerlerini çekmesi ile bölgede İran destekli Şii milisler ile IŞİD'in güç kazanmasından endişe ediliyor.</p><p></p><p>Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Direktör Yardımcısı ve Irak Girişimi Direktörü Renad Mansour, "2024 yılında Bağdat ve Washington, 'normalleşmiş ilişki' olarak tanımladıkları yeni bir çerçeve üzerinde anlaştı" diyor. DW'ye konuşan Mansour, Bağdat açısından artık siyasi hedefin Irak'ın ABD'nin müttefiki olarak kalmak istediğini göstermek olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Mansour'a göre, Irak Başbakanı Zeydi, ABD ve İsrail'in İran'la savaş halinde olduğu bir dönemde Washington'un Irak'ı ve ülkedeki İran destekli milis grupları Tahran'a fazla yakın görmeye başlamasından endişe ediyor.</p><p></p><p>Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana Irak'ta İran ile ABD arasında bir nüfuz mücadelesi yaşanıyor. Bağdat ise iki taraf arasında bir denge kurmaya çalışıyor.</p><p></p><p><b>Bağdat milislerin silahsızlandırılması için süreyi uzattı</b></p><p></p><p>Irak hükümeti, ABD'nin askeri misyonunun sona ermesiyle birlikte ülkede bulunan çok sayıda silahlı grup ve milisin silahsızlandırılmasını da hedefliyordu. Bu paramiliter yapıların devlet kontrolüne alınması planlanıyordu.</p><p></p><p>Ancak milis güçleri 30 Eylül tarihini kabul etmedi. Bunun yanı sıra bazı gruplar, silah bırakmak için Türk askerinin çekilmesini de şart koştu. Irak hükümeti de planı yeniden değerlendirdi.</p><p></p><p>Başbakan Zeydi, New York Times'a verdiği röportajda milis gruplara silahlarını bırakmaları için tanınan sürenin 30 Haziran 2027'ye kadar uzatıldığını açıkladı. Zeydi'nin açıklamasına göre, silahsızlanma planı kademeli olarak uygulanacak. ABD güçlerinin kendilerini hedef almayacağı güvencesi karşılığında milis gruplar 90 gün boyunca hiçbir saldırı düzenlemeyecek. Bunun ardından başlayacak silahların devredilmesi sürecinin de gelecek yıl Haziran ayı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.</p><p></p><p><b>Türkiye de askerlerini çekiyor</b></p><p></p><p>Öte yandan Türkiye de Irak'ın kuzeyindeki Başika üssündeki askerlerini çekmeye hazırlanıyor. Buna göre Başika üssünün kontrolünün kademeli olarak Bağdat'a devredilmesi öngörülüyor. İki ülke, Sincar'da devlet otoritesinin sağlanmasının yanı sıra "yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi" konusunda da anlaşmaya vardı.</p><p></p><p>Irak'taki İran destekli bazı Şii milis gruplarının silah bırakmayı reddetmesi veya çeşitli şartlar öne sürmesi nedeniyle bu sürecin zorlu olacağı tahmin ediliyor.</p><p></p><p>Düşünce kuruluşu Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Ortadoğu Güvenlik Girişimi'nin kıdemli uzmanlarından Alina L. Romanowski, "En sert çizgideki silahlı gruplar olan Ketaib Hizbullah, Hareket el-Nuceba ve Ketaib Seyyid eş-Şüheda şimdiye kadar silahlarını devlete teslim etmeye ve Irak güvenlik güçlerine entegre olmaya hazır olduklarına dair hiçbir işaret vermedi" diyor.</p><p></p><p>Renad Mansour da sürenin uzatılmasına şaşırmadığını söylüyor. Mansour, ABD'nin Irak'ı işgali, yıllar süren savaş, IŞİD'in yükselişi ve çöküşü, ABD'nin 2011'de çekildiği Irak'a 2014 yılında geri dönmesiyle Irak siyasetinin parçalı bir yapıya dönüştüğünü anlatıyor. "Birçok siyasi hareket silahlı örgütlerle bağlantılı, bu nedenle de güvenlik alanında bir devrim beklenmemesi gerekiyor" diyen Mansour, gelecek yıllarda da çok sayıda silahlı grubun merkezi hükümetin kontrolü dışında kalmayı sürdüreceğine işaret ediyor.</p><p></p><p><b>Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin endişeleri&nbsp;</b></p><p></p><p>ABD askerlerinin çekilmesi aynı zamanda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) başkenti Erbil'de konuşlu Amerikan askerlerinin ve hava savunma sistemlerinin de bölgeden çekilmesi anlamına geliyor.</p><p></p><p>ABD ile İsrail'in Şubat ayında İran'a saldırmasıyla başlayan savaşın başından bu yana Irak'taki İran destekli grupların Erbil'de ABD'ye ait diplomatik ve askerî hedeflere yönelik saldırılarında artış yaşanırken İran'ın Irak'taki İranlı Kürt muhalif gruplara ait altyapıya yönelik saldırıları da yoğunlaştı.</p><p></p><p>Bu nedenle de ABD askerlerinin bölgeden çekilmesi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından endişeyle karşılanıyor. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, İran'dan gelen füze ve İHA saldırılarına karşı Bağdat yönetiminden koruma talep etti.</p><p></p><p>Son olarak Pazartesi günü Erbil'deki Kürt yetkililer, İranlı Kürt muhalif grupların bulunduğu bir kampın üç dron tarafından hedef alındığını bildirdi. Yerel yetkililerin verdiği bilgiye göre insansız hava araçları İran yapımıydı. Ancak saldırının kim tarafından düzenlendiği, bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadı.</p><p></p><p><b>Çekilme azınlıklar açısından ne anlama geliyor?&nbsp;</b></p><p></p><p>Atlantic Council bünyesindeki Irak Girişimi kıdemli uzmanı ve American University Küresel Kürt Barış Girişimi Direktörü Yerevan Saeed, Hristiyanlar, Ezidiler ve Kürtler gibi Irak'taki dinî ve etnik azınlıkların 1 Ekim 2026'dan itibaren daha fazla risk altında kalabileceği görüşünü dile getiriyor. Saeed, "Bu çekilme, yabancı askerî varlığının, merkezi ve bölgesel güçlerin baskısına karşı tampon işlevi gördüğü dönemin sonuna işaret ediyor" değerlendirmesini yapıyor.</p><p></p><p>Chatham House'dan Mansour, ABD askerlerinin geri çekilmesiyle Washington ile Bağdat arasındaki ilişkilerin sona ermeyeceğini, güvenlikten ekonomi gibi başka alanlara kayacağını söylüyor.</p><p></p><p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Temmuz ayında Irak Başbakanı Zeydi ile yaptığı görüşmesi sonrasındaki açıklamasında, egemen, istikrarlı ve güçlü bir Irak'ın karşılıklı fayda sağlayan ticari ve savunma iş birliklerinin önünü açacağını söylemişti. Hegseth, "ABD ile Irak arasında normal bir savunma ilişkisinin kurulabilmesi için terörist baskılardan arındırılmış güvenli bir ortam gereklidir" ifadesini de sözlerine eklemişti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İngiliz donanmasında skandal!.. Nöbet stajyere kaldı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/ingiliz-donanmasinda-skandal-nobet-stajyere-kaldi-8093/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/ingiliz-donanmasinda-skandal-nobet-stajyere-kaldi-8093/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T09:35:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T09:35:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_12EACB-F77B92-726918-60C2E1-9EF3A3-327D20.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İngiltere'de Kraliyet Donanması'nın Type 23 sınıfı fırkateyni HMS Sutherland'da yaşanan olay, Bulford Askeri Mahkemesi'nde görülen davayla ortaya çıktı.</p><p></p><p>Savcılık, tam yetkili nöbetçi subay Teğmen Samuel Hanney'nin, 3 Nisan 2025 sabahı görevini ihmal ederek henüz eğitim aşamasındaki Teğmen Thomas McNally'yi köprü üstünde yalnız bıraktığını ileri sürdü. Hanney, görevi ihmalkâr biçimde yerine getirmekle suçlanıyor.</p><p></p><p><b>143 milyon sterlinlik HMS Sutherland denizdeydi</b></p><p></p><p>Olay sırasında 133 metre uzunluğundaki HMS Sutherland, İngiltere'nin güney kıyısındaki Plymouth'tan Dorset'teki Lyme Bay'e doğru seyrediyordu. Geminin inşa maliyetinin yaklaşık 143 milyon sterlin olduğu belirtiliyor.</p><p></p><p>Savcı Teğmen Komutan Luis Canosa, Hanney'nin geminin köprü üstündeki nöbetçi subayı olduğunu ve görevini gözetimsiz yerine getirebilecek yeterliliğe sahip bulunduğunu söyledi.</p><p></p><p>Savcılığa göre Hanney üç noktada görevini ihmal etti: uygun gözetleme yapmadı, ikinci nöbetçi subayı yeterince denetlemedi ve köprü üstü ekibini etkili biçimde yönetmedi.</p><p></p><p><b>Bilgisayarın arkasında ne kadar kaldığı tartışılıyor</b></p><p></p><p>Davanın merkezindeki tartışmalardan biri Hanney'nin görev yerinden ne kadar süreyle ayrıldığı.</p><p></p><p>Mahkemede aktarılan bilgilere göre Hanney, meteorolojik haritalarla ilgili bir görevi tamamlamak için bilgisayar ışığının gece görüşünü etkilemesini önleyen bir perdenin arkasına geçti.</p><p></p><p>Hanney, askeri polise verdiği ifadede burada 14 dakika kaldığını kabul etti. Savcılık ise bilgisayar kayıtlarının sistemin 04.09 ile 04.30 arasında kullanıldığını gösterdiğini ve sürenin 21 dakikaya kadar çıkmış olabileceğini belirtti.</p><p></p><p><b>Stajyer subay: "Yalnız olduğumu fark ettim ve donup kaldım"</b></p><p></p><p>O sabah ikinci nöbetçi subay olarak görev yapan Teğmen Thomas McNally ise Hanney'nin daha uzun süre ortadan kaybolduğunu düşündüğünü anlattı.</p><p></p><p>McNally'nin nöbetçi subay yeterliliğini kazanmak için tamamlaması gereken 600 saatlik eğitimin yalnızca 100 saatini tamamladığı ve Hanney'yi görev sırasında gözlemlediği belirtildi.</p><p></p><p>McNally, Hanney'nin iki ayrı coğrafi konum işlemini 30 dakika arayla tamamlaması nedeniyle perdenin arkasında bir saatten fazla kalmış olabileceğini düşündüğünü söyledi. Gemide kimsenin dışarıyı gözetlemediğini fark ettiğini belirten genç subay, durumu tehlikeli bulduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Hanney'yi neden uyarmadığı sorulan McNally, çok gergin ve korkmuş olduğunu söyledi. Yalnız kaldığını fark ettiğinde "donup kaldığını" anlatan McNally, daha sonra durumu başka bir mürettebat üyesine bildirdi. Olayın ardından konu geminin kaptanına iletildi.</p><p></p><p><b>Donanmada kritik sınır: En fazla 5 dakika</b></p><p></p><p>Mahkemede ifade veren Donanma Seyir Subayı Komutan Thomas Boeckx, nöbetçi subayın köprü üstünde radar gibi araçlardan yararlanabileceğini ve bazı görevleri perdenin arkasında yerine getirebileceğini söyledi.</p><p></p><p>Boeckx'e göre bilgisayar ışığının diğer personelin gece görüşünü bozmaması için bu yöntem kullanılabiliyor. Ancak nöbetçi subayın burada bir seferde yalnızca iki ila üç dakika, en fazla ise beş dakika kalması gerekiyor.</p><p></p><p>Boeckx, olayın değerlendirilmesinin Hanney'nin dışarıyı ne kadar süre gözetlemediğine bağlı olduğunu ve durumun ihmal açısından tamamen "siyah-beyaz" olmadığını da belirtti.</p><p></p><p><b>14 dakika mı, 21 dakika mı, bir saat mi?</b></p><p></p><p>Askeri mahkemenin önündeki kritik meselelerden biri bu nedenle Hanney'nin görevinden gerçekte ne kadar süre uzak kaldığının belirlenmesi.</p><p></p><p>Hanney 14 dakika kaldığını söylerken bilgisayar kayıtları 21 dakikalık bir zaman aralığına işaret ediyor. McNally ise bunun bir saate kadar çıkmış olabileceğini düşünüyor.</p><p></p><p>Boeckx'in askeri polise verdiği ve mahkemede okunan değerlendirmesine göre 14 dakikalık ayrılık istemeden gerçekleşmişse durum mesleki yetersizlik olarak değerlendirilebilir ve subayın görevden alınarak yeniden eğitime gönderilmesi gerekebilir. Bunun kasıtlı yapılması halinde ise ihmal olarak değerlendirilebileceği belirtildi.</p><p></p><p>Savcılık ise sürenin 14 veya 21 dakika olmasının sonucu değiştirmediğini ve her iki durumda da nöbetçi subayın görevinden gereğinden uzun süre uzak kaldığını savunuyor.</p><p></p><p>Teğmen Samuel Hanney hakkındaki görevi ihmal davası devam ediyor. Mahkeme henüz suçlamaya ilişkin nihai kararını açıklamadı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump, İran'ın sonunda "pes edeceğini" savundu</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trump-iranin-sonunda-pes-edecegini-savundu-7670/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trump-iranin-sonunda-pes-edecegini-savundu-7670/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T09:08:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T09:08:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_8D3DEA-C13893-84031B-B45990-CD4BAE-A9D93B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde teknoloji ve yapay zeka şirketlerinin temsilcileriyle birlikte basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p><p></p><p>Trump, soru-cevap bölümünün bir noktasında İran gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken Tahran'ın "iyi durumda olmadığını" savundu.</p><p></p><p>ABD Başkanı, İran’ın pes etmek veya taviz vermek üzere olup olmadığı sorusuna, "Henüz pes edecekler mi bilmiyorum ama sonunda pes edecekler. Ancak durumları çok kötü." şeklinde yanıt verdi.</p><p></p><p>ABD'nin, Kuzey Kore'nin nükleer silahlara sahip olmasına neden ses çıkarmadığı sorusuna ise Trump, "Neden biliyor musunuz? Çünkü o zaman başka biri başkandı ve onlar onu durdurabilirdi." diye karşılık verdi.</p><p></p><p>Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile "iyi arkadaş" olduklarını anlatan Trump, "Onun sevdiği tek kişi ben sayılırım ve ben de onu seviyorum." dedi.</p><p></p><p><b>"Hürmüz Boğazı'ndan yüksek miktarda petrol geçiyor"</b></p><p></p><p>Öte yandan Trump, bir soru üzerine, Hürmüz Boğazı'ndan son dönemde çok ciddi miktarda petrol geçişini sağladıklarını dile getirdi.</p><p></p><p>Trump, "Biliyorsunuz, son birkaç gün içinde Hürmüz Boğazı’ndan tarihin herhangi bir döneminde elde edilenden daha fazla petrol çıkardık." değerlendirmesini yaptı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hamas, İslami Cihad ve Dahlan grubundan seçim ittifakı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/hamas-islami-cihad-ve-dahlan-grubundan-secim-ittifaki-4362/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/hamas-islami-cihad-ve-dahlan-grubundan-secim-ittifaki-4362/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T08:41:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T08:41:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_FB4C23-FE26E6-7AAFC8-743ED0-963B63-FFE023.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İttifak kararını, İslami Cihad Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed el-Hindi, İstanbul'da Associated Press (AP) ajansına verdiği röportajda doğruladı.</p><p></p><p>Hindi, söz konusu ittifakın parti mensuplarından ziyade bağımsız isimlerden oluşabilecek "ortak bir ulusal liste"yi destekleyeceğini ifade etti.</p><p></p><p>Bir dönem Gazze'de Hamas ile çatışmalar yaşayan ve 2010 yılında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yaşadığı anlaşmazlık sonrası sürgüne gönderilen Muhammed Dahlan'ın sürece dahil olması dikkati çekiyor.</p><p></p><p>Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) danışmanlık yapan ve ABD ile İsrail makamlarıyla da temasları bulunan Dahlan grubunun bu ittifakta yer alması, Filistin siyasetinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p>Hamas, İslami Cihad ve Dahlan grubunu bir araya getiren bu ortaklığın temelinde, Abbas yönetimine karşı duyulan ortak hoşnutsuzluğun yattığı belirtiliyor.</p><p></p><p>Filistin'de son genel seçimler Ocak 2006'da yapılmıştı.</p><p></p><p>Filistin Devlet Başkanı Abbas, 9 Temmuz'da yayımladığı kararnameyle, işgal altındaki Doğu Kudüs ile Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde genel seçimlerin 28 Kasım'da yapılmasını kararlaştırmıştı.</p><p></p><p>Ayrıca, yasaya uygun şekilde gelecek yılın ilk çeyreğinde yapılması öngörülen devlet başkanlığı seçimlerinin tarihinin de daha sonra belirleneceği açıklanmıştı.</p><p></p><p>2006'daki son seçimleri Hamas'ın kazanmasının ardından yaşanan gerilim ve ardından gelen süreçte Abbas, 2021 yılı dahil olmak üzere seçimleri birkaç kez ertelemişti.</p><p></p><p>- Dahlan kimdir?</p><p></p><p>Fetih Hareketi'nde daha önce Merkez Komite üyeliği yapan Muhammed Dahlan, 2011'de ihraç edilmişti.</p><p></p><p>Hakkındaki "Filistin lideri Yasir Arafat'ı öldürdüğü ve görevi süresince zimmetine geçirdiği paralarla bir servet elde ettiği" iddiaları nedeniyle Dahlan, 2011'de Batı Şeria'yı terk ederek BAE'nin başkenti Abu Dabi'ye yerleşmişti.</p><p></p><p>Filistin Yolsuzluk Suçları Mahkemesi, 2016'da Dahlan'ı Filistin Devlet Başkanlığı Güvenlik İşleri Koordinatörü olarak görev yaptığı süre boyunca 16 milyon doları zimmetine geçirmekten üç yıl hapis cezasına çarptırmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Netanyahu bir savaş suçlusudur"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/netanyahu-bir-savas-suclusudur-1887/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/netanyahu-bir-savas-suclusudur-1887/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T08:40:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T08:40:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A4E7B8-D09570-0F4D40-E43FDC-E8FF2A-41F0C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Al Sani, İngiliz gazeteci Piers Morgan'ın "Piers Morgan Uncensored" programına verdiği mülakatta gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p></p><p>Gazze Şeridi'nde işlenen fiillerin savaş suçu niteliğinde olduğunu ve bundan Netanyahu'nun sorumlu tutulması gerektiğini vurgulayan Al Sani, İsrail Başbakanı'nın Katar'a saldırarak kamuoyunu manipüle etmeye ve sahte bir gerçeklik algısı oluşturmaya çalıştığını belirtti.</p><p></p><p>Netanyahu'nun kendi ve hükümetinin eylemlerine bakmak yerine başkalarını suçladığını ifade eden Al Sani, "Netanyahu bir savaş suçlusudur&hellip; Kendi yaptıklarını başkalarına yansıtmaya çalışıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>İsrail'in geçen yıl Doha'yı hedef alan saldırısını bir kez daha kınayan Al Sani, arabuluculara saldırmanın tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini kaydederek, "Netanyahu kırmızı çizgiyi aştı." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>- Bölgesel krizler ve İran ile müzakereler</p><p></p><p>Bölgesel gelişmelere de değinen Katar Başbakanı Al Sani, ülkesinin, etkileri İran ve bölgeyi aşarak küresel ekonomiyi tehdit eden savaşın sonuçları konusunda defalarca uyarıda bulunduğunu hatırlattı.</p><p></p><p>ABD yönetimiyle koordinasyon halinde ABD ve İran arasında bir anlaşmaya varılması için diplomatik çözümler aramaktan "hiçbir çabayı esirgemediklerini" vurgulayan Al Sani, arabuluculuk sürecinin kolay olmadığını ancak "kapalı kapılar ardındaki diplomasinin" ilerleme kaydetmek için en etkili yöntem olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>Al Sani, bölgedeki gerilimi düşürmek için 3 temel dosyanın çözüme kavuşturulması gerektiğine dikkati çekerek, bunları şu şekilde sıraladı:</p><p></p><p>"İlk olarak, ABD tarafını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansını (UAEA) tatmin eden, aynı zamanda yaptırımların kaldırılmasıyla İran'ın barışçıl nükleer enerji hakkını garanti altına alan bir nükleer anlaşmaya varılması. İkincisi, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması ve bu konudaki her türlü anlaşmanın uluslararası hukuka tabi olması. Üçüncüsü ise Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ve İran dahil olmak üzere bölgedeki güvenlik düzenlemelerinin iyileştirilmesi."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Arjantin'den Falkland tehdidi: "İki hafta süre tanıyoruz"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/arjantinden-falkland-tehdidi-iki-hafta-sure-taniyoruz-4928/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/arjantinden-falkland-tehdidi-iki-hafta-sure-taniyoruz-4928/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T07:57:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T07:57:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_62A53B-563CA3-9AD7E1-EF4C37-9EA6C7-F0BE24.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Britanya Denizaşırı Toprakları'nın parçası olan Falkland Adaları açıklarındaki petrol faaliyetlerinin sonlandırılmaması halinde Birleşik Krallık (BK) yönetimine karşı hukuki süreç başlatma tehdidi savurdu.</p><p></p><p>Milei, dünkü sosyal medya paylaşımında, Falkland açıklarındaki Sea Lion petrol projesini hedef aldı.</p><p></p><p>55 yaşındaki lider, İsrailli ve Britanyalı şirketlerin ortak girişimiyle yürütülen projenin "Arjantin'in kaynaklarını yağmaladığını" savundu.</p><p></p><p>Projenin durdurulması için iki hafta süre tanındığını bildirerek, bunun gerçekleşmemesi halinde Arjantin Dışişleri Bakanlığı'na "uluslararası tahkim sürecini başlatma talimatı verdiğini" ifade etti.</p><p></p><p>Bu kapsamda bölgedeki "yasadışı faaliyetlerin ve kaynak sömürüsünün" sona ermemesi durumunda Arjantin'in konuyu Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi'ne taşıyacağı uyarısında bulundu.&nbsp;</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin uygulanmasından sorumlu olan mahkeme, merkezi Hamburg'da bulunan bağımsız bir yargı organı.</p><p></p><p>Milei'nin sosyal medya gönderisi, New York'ta geçen hafta düzenlenen Birleşmiş Milletler'in 81. Genel Kurul'unda Falkland meselesiyle ilgili yaptığı açıklamanın ardından geldi.</p><p></p><p>Arjantin lideri, adaları üzerindeki hak iddialarını yineleyerek BM'yi konuyla ilgili harekete geçmemekle suçlamıştı. Ayrıca BM'nin "iyi niyetli bürokrat kılığına girmiş kibirli parazitlere hizmet eden işe yaramaz bir örgüt" haline geldiğini savunmuştu.</p><p></p><p>Milei, adaların açıklarında petrol faaliyetleri yürüten şirketlere yaptırım uygulanmasının planlandığını 4 Eylül'de duyurmuş, 17 Eylül'de de Arjantin Ulusal Kongresi'ne bununla ilgili yasa tasarısı sunmuştu.</p><p></p><p>BK Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise 4 Eylül'deki sosyal medya paylaşımında "Birleşik Krallık'ın Falkland Adaları konusundaki tutumu sarsılmazdır. Adalar İngiliz toprağıdır ve öyle kalacaktır" ifadelerini kullanmıştı.</p><p></p><p>2026 FIFA Dünya Kupası'nda açılan Falkland Adaları pankartının ardından Arjantin ve Birleşik Krallık arasında diplomatik gerginlik yaşanmıştı.</p><p></p><p>15 Temmuz'da oynanan yarı final müsabakasında İngiltere'yi 2-1 mağlup ederek finale yükselen Arjantin'in oyuncuları, sahada galibiyeti kutlarken "Falkland Adaları Arjantin'indir" ("Las Malvinas son Argentinas") yazılı pankart açmıştı.</p><p></p><p>Arjantin'in "Las Malvinas" adını verdiği adalar üzerindeki hak iddiasını savunanlar da Falkland Adaları yerine bu ifadeyi kullanıyor.</p><p></p><p>BK Başbakanlığı ise olayla ilgili soruşturma başlatılması çağrısında bulunmuş, "Dünya Kupası bizim olmayabilir ama Falkland Adaları kesinlikle bizimdir" açıklamasını yapmıştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İtalya'da muhalefet, Meloni'ye karşı birleşebilecek mi?</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/italyada-muhalefet-meloniye-karsi-birlesebilecek-mi-4733/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/italyada-muhalefet-meloniye-karsi-birlesebilecek-mi-4733/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T07:53:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T07:53:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_E70585-D341D4-ECD87B-0C1CE8-EDA5D9-DA9B0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İtalya 2027 sonbaharında yapılması beklenen genel seçime hazırlanırken muhalefetin, Başbakan Giorgia Meloni'ye karşı birleşip birleşemeyeceği sandık sonuçlarının belirleyici unsurlarından biri olacak.</p><p></p><p>Financial Times'ın analizine göre merkez sol muhalefet, Meloni'ye karşı daha geniş bir ittifak kurmaya çalışıyor. Ancak parti liderleri arasındaki rekabet, ortak başbakan adayı hakkında yaşanan anlaşmazlık ve Ukrayna meselesiyle ilgili görüş ayrılıkları ittifak görüşmelerini zorlaştırıyor.</p><p></p><p>Analize göre 1 Haziran 2018'den 13 Şubat 2021'e kadar görev yapan eski başbakan Giuseppe Conte merkez sol ittifakın liderliğine hazırlanarak Meloni'ye rakip olmayı planlıyor.</p><p></p><p>Conte, İtalya'nın dış politikasında değişikliğe gidilmesini ve Moskova'ya daha yakın bir tutum benimsenmesini savunuyor.</p><p></p><p>Demokratik Parti'nin (PD) başındaki Elly Schlein ise muhalefet cephesinin liderliğini kendisi üstlenmek istiyor. Partisinin kamuoyu yoklamalarındaki desteği, Conte liderliğindeki 5 Yıldız Hareketi'nin (MS5) yaklaşık iki katı seviyesinde.</p><p></p><p>Haberde, muhalefet partilerinin 2022'deki genel seçimde birleşememesinin Meloni'nin radikal sağcı ittifakının rahat bir zafer kazanmasına katkıda bulunduğuna dikkat çekiliyor.</p><p></p><p>PD'li Lia Quartapelle de muhalefetin birlikte hareket edememesi nedeniyle yönetimin radikal sağcılara kaldığını söylüyor.</p><p></p><p>Diğer yandan Meloni hükümetinin seçim yasası reformu da muhalefet üzerindeki birleşme baskısını artırıyor.</p><p></p><p>Tasarı kapsamında her iki kanatta da birinci olan ve oyların en az yüzde 42'sini alan parti veya ittifaka, Parlamento'da çalışabilir çoğunluk sağlaması amacıyla Temsilciler Meclisi'nde 70, Senato'da 35 ek sandalye verilecek. Bu orana ulaşılamaz veya Temsilciler Meclisi ve Senato'da farklı sonuçlar çıkarsa sistem tamamen nispi temsile göre işleyecek.</p><p></p><p>Meloni ve koalisyon ortakları, tasarının daha istikrarlı yönetimler oluşturulmasını sağlayacağını savunuyor.</p><p></p><p>Muhalefet partileri ise Meloni'nin seçim sistemini kökten değiştirmeye çalıştığını belirterek tasarıya tepki göstermişti.</p><p></p><p>205 sandalyeli Senato'da, 71 "hayır" oyuna karşılık, 113 "evet" oyuyla kabul edilen tasarı için nihai oylamanın ekimin ilk haftasında yapılması bekleniyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD, Küba'ya yönelik yaptırımları sıkılaştırdı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abd-kubaya-yonelik-yaptirimlari-sikilastirdi-4455/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abd-kubaya-yonelik-yaptirimlari-sikilastirdi-4455/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T07:44:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T07:44:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9A33CD-91E2C9-531470-DBBFEB-5A86B7-4F6580.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisinden (OFAC) yapılan açıklamaya göre, ABD yargı yetkisine tabi kişilerin Küba'da mesleki toplantı veya konferans düzenlemesi ya da bunlara katılması yasaklandı.</p><p></p><p>Eğitim amaçlı Küba seyahatlerinin ise akredite ABD lisans veya lisansüstü eğitim kurumları, bunların öğrencileri ve belirli eğitim faaliyetlerini yürüten tam zamanlı daimi çalışanlarına ilişkin istisna dışında, ABD yargı yetkisine tabi bir kuruluşun himayesinde gerçekleştirilmesi ve neredeyse tüm yolcuların sponsor kuruluşun bir temsilcisiyle birlikte seyahat etmesi zorunluluğu getirildi.</p><p></p><p>Daha önce izin verilen "halklar arası" eğitim amaçlı grup seyahatlerine de artık izin verilmezken, 30 Eylül'den önce uçak bileti alımı gibi işlemlerini başlatmış kişilerin söz konusu seyahatlerinin izin kapsamında kalacağı belirtildi.</p><p></p><p>- Bankacılık kısıtlamaları getirildi</p><p></p><p>Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı ve Küba ordusu ile güvenlik güçleriyle bağlantılı kuruluşların yer aldığı "Küba Kısıtlılar Listesi"ndeki kuruluşlarla doğrudan veya dolaylı finansal işlemler yapılması yasaklandı.</p><p></p><p>Bankacılık kuruluşlarının, Küba veya Küba vatandaşının menfaat sahibi olduğu ve ABD dışında başlayıp ABD dışında sona eren "U-Dönüşü" (U-Turn) işlemlerini gerçekleştirmesine yönelik izin de kaldırıldı. Bankalara bu işlemleri bloke etmek yerine doğrudan reddetme yetkisi verildi.</p><p></p><p>Ayrıca bankaların, bağımsız özel sektör girişimcisi olan Küba vatandaşları için banka hesabı açması veya bu hesapları sürdürmesi yasaklandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Trump, yapay zekanın adını süper zeka yaptı</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/trump-yapay-zekanin-adini-super-zeka-yapti-3540/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/trump-yapay-zekanin-adini-super-zeka-yapti-3540/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T06:47:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T06:47:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_4904BE-594957-F5E0A1-7D2DB2-CD719C-3F7AAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Beyaz Saray tarafından yayımlanan bilgi notuna göre, kararname, tüm bakanlık ve kurumların resmi yazışmalar, kamuoyu duyuruları, politika belgeleri ve yasal nitelikte olmayan tüm evraklarda "süper zeka" ve "SI" terimlerini kullanmasını zorunlu kılıyor.</p><p></p><p>Kararname ayrıca Başkanın Bilim ve Teknoloji Danışmanına bu teknolojinin mevcut durumunu yansıtan bir "süper zeka" tanımı hazırlaması talimatı veriyor.</p><p></p><p>- Trump teknoloji liderleriyle imzaladığı belgeyi paylaştı</p><p></p><p>Öte yandan Trump, önde gelen teknoloji şirketlerinin yöneticileriyle imzaladıkları belgeyi sosyal medya hesabından paylaştı.</p><p></p><p>Trump ile "Beyaz Saray Süper Zeka Mutabakatı" başlıklı belgeyi imzalayan Alphabet Üst Yöneticisi (CEO) Sundar Pichai, Anthropic CEO'su Dario Amodei, Meta CEO'su Mark Zuckerberg, OpenAI Başkanı Greg Brockman, xAI CEO'su Elon Musk ve Nvidia CEO'su Jensen Huang, sorumlu teknoloji geliştirmeye yönelik taahhütlerde bulundu.</p><p></p><p>Paylaşılan belgede, "ABD halkı ve dünya için olumlu bir gelecek inşa etmek amacıyla, her şirketin kendi teknolojisini güvenli bir şekilde ve müşteriler ile kamuoyunda güven inşa edecek bir yolla geliştirmekten sorumlu olduğuna inanıyoruz." ifadesine yer verildi.</p><p></p><p>- Şirketlerin uygulaması gereken kontrol ve denetimler sıralandı</p><p></p><p>Bu durumun öncü modelleri eğiten ve dağıtan her şirketin, teknolojilerinin amaçlandığı gibi davranmasını ve herhangi bir sorunun derhal tespit edilip çözülmesini sağlamak için sağlam iç süreçlere ve kontrollere sahip olmasıyla başlayacağı vurgulanan belgede, şirketlerin uygulaması gereken kontrol ve denetimler sıralandı.</p><p></p><p>Belgede, söz konusu adımların her şirkete, müşterilerine ve kamuoyuna teknolojinin amaçlandığı gibi çalıştığına dair güven vereceğinin altı çizildi.</p><p></p><p>Şirketlerin sistemlerinin güvenliğini artırmak amacıyla standartlar ve en iyi uygulamaları belirlemek için düzenli olarak toplanacağı aktarılan belgede, "Zamanla, bu adımları yasalara veya yönetmeliklere dönüştürmek mantıklı olabilir. Bunun şirketlerden talep edilip edilmediğine bakılmaksızın, bu kontrolleri ve denetimleri uygulamanın herkes için güvenli bir gelecek sağlamada kritik olduğuna inanıyoruz ve her bir şirketimiz bunu yapmaya kararlıdır." ifadeleri kullanıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cornell Üniversitesi'ndeki toplu tecavüz soruşturması yeniden açılıyor</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/cornell-universitesindeki-toplu-tecavuz-sorusturmasi-yeniden-aciliyor-9318/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/cornell-universitesindeki-toplu-tecavuz-sorusturmasi-yeniden-aciliyor-9318/</id>
<published><![CDATA[2026-09-30T05:23:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-30T05:23:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_13C7F1-82816B-BD96E0-5BFD64-DF71E4-2B9D50.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Söz konusu kadın, 16 Eylül 2026'da üniversitedeki bir öğrenci birliği binasında uyuşturucu verilerek birden fazla kişi tarafından tecavüze uğradığı iddiasıyla dava açtı.</p><p></p><p>Tompkins County Bölge Savcısı Matthew Van Houten, 28 Eylül'de yaptığı açıklamada, "uygun suçlamalar belirlendiğinde, mümkün olan en nesnel ve tarafsız şekilde" davanın yargıya açılacağını söyledi.</p><p></p><p>Cornell Üniversitesi ise davanın büyük jüri önüne getirilmesini desteklediğini belirterek "üniversitenin olaya karışanlar hakkında sonuç doğuran cezalar uygulamadığı yönündeki herhangi bir iddia yanlıştır" açıklamasını yaptı.</p><p></p><p>ABD basınına yansıyan bilgilere göre olay sırasında 20 yaşında olan kadın, yaşananların ardından üniversiteyi bıraktı.</p><p></p><p>Mahkeme belgelerinde Jane Doe ismiyle geçen kadın, açtığı davada, 19 Ekim 2024 gecesi Cornell'in Chi Phi öğrenci birliğinden yedi erkeğin, alkol ve ketamin etkisi altındayken kendisine saldırdığını ifade ediyor.</p><p></p><p>Jane Doe, olay sırasında kendinde olmadığını ve rıza gösterme kabiliyetinin bulunmadığını belirtti.</p><p></p><p>Olayı 8 Kasım 2024'te Cornell Üniversitesi Polis Departmanı'na bildirdiğini söyledi.</p><p></p><p>Dava dosyasında ayrıca Snapchat'teki bir öğrenci birliği grup sohbetinden olduğu belirtilen bir görüntü de yer alıyor.</p><p></p><p>Bu görüntüde, bir erkek diğer üyelere Jane Doe ile olası bir cinsel ilişkiye dair kaba ifadelerle bilgi veriyor.</p><p></p><p>Bölge savcısı Van Houten 28 Eylül'de yaptığı açıklamada, iki yıl önce kadının yetkililere verdiği ifadedeki kanıtların dava açmak için yasal eşiği karşılamadığını söyledi.</p><p></p><p>Davayı büyük jüriye götürmeye hazırlanırken daha fazla bilgi edinmek için Jane Doe ve avukatlarıyla iletişime geçtiğini söyledi.</p><p></p><p>ABC News'e verdiği röportajda savcı Van Houten, Snapchat mesajlarının "kaba ve müstehcen" olduğunu ancak "Jane Doe'nun olanlara rıza gösterip göstermediği konusuyla hiçbir ilgisinin olmadığını" söyledi.</p><p></p><p>"Büyük jüri bunu genel tablonun bir parçası olarak değerlendirecek" dedi.</p><p></p><p>ABD hukuk sisteminde, savcılar delilleri ve tanıklıkları değerlendirmek ve nihayetinde bunların cezai suçlamaları hak edip etmediğine karar vermek üzere büyük jüriyi topluyor.</p><p></p><p>Van Houten açıklamasında, Jane Doe'nun iddia edilen saldırıdan sonra 2024 yılında Cornell Üniversitesi Polis Departmanı'na verdiği ifadeden bahsetti.</p><p></p><p>Bu ifadenin davada ortaya konan iddialardan farklı olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Van Houten "Jane Doe'nun Kasım 2024'te verdiği yeminli ifadesinde, rızası dışında uyuşturulduğu veya toplu tecavüze uğradığı iddia edilmemiştir" dedi.</p><p></p><p>"Aksine, Jane Doe'nun ifadesi, uyuşturucu kullanımı ve cinsel davranışlara katılımının gönüllü, bilinçli ve rızaya dayalı olduğunu belirtmektedir" sözlerini ekledi.</p><p></p><p>Van Houten ayrıca, Jane Doe'nun avukatlarının kendisine "ilk ifadesinin yanlış olduğunu hiçbir zaman söylemediklerini" ya da "dava açmama kararını yeniden gözden geçirmesini istemediklerini" de sözlerine ekledi.</p><p></p><p>Daha sonra, "cinsel saldırıya uğrayan mağdurların, başlarına gelenleri tam olarak kavrayabilmeleri ve anlayabilmeleri için yıllarca terapi ve iyileşme sürecine ihtiyaç duyabilecekleri gerçeğini" kabul etti.</p><p></p><p>BBC, Jane Doe'nun avukatı Thomas Giuffra ile iletişime geçti.</p><p></p><p>BBC'nin ABD'deki ortağı CBS'nin elde ettiği 28 Eylül'den bir açıklamada Giuffra şunları söyledi:</p><p></p><p>"[Jane Doe] saldırıdan sonraki günlerde travma geçirmişti, hissizdi ve yaşananların dehşetini kabullenemiyor veya işlevini yerine getiremiyordu. Kendini koruma modundaydı."</p><p></p><p>Giuffra, Jane Doe'nun ilk şikayetini alan memur dışında kimseyle konuşmadığını belirterek şunları ekledi:</p><p></p><p>"En azından birkaç kez sorgulanmasını, kolluk kuvvetleri tarafından delil toplanmasını ve bir dava açılmasını beklerdim. Bu, ciddi suç soruşturmaları için normal bir süreçtir.</p><p></p><p>"Savcılığın açıklamalarından edindiğim savunmacı tavır, başarısız olduklarını kabul ettiklerini ve bunları mazur göstermeye çalıştıklarını düşündürüyor".</p><p></p><p>Jane Doe, açtığı hukuk davasında Cornell'in kendisini korumadığını ve olaya karışan erkekleri yeterince cezalandırmadığını, onlara "davranışlarını hafifletme fırsatı verildiğini" iddia etti.</p><p></p><p>Dava dilekçesinde, Jane Doe'nun olay ve üniversitenin olayı ele alış biçimi nedeniyle "ciddi duygusal ve psikolojik sıkıntı ve fiziksel yaralanma" yaşadığı belirtiliyor. Ayrıca olayın okulda hızla yayıldığı ekleniyor.</p><p></p><p>Söz konusu hukuk davasının görüşülmesi için ilk duruşma 23 Ekim'de New York Manhattan'da yapılacak.</p><p></p><p>Kasım 2024'te Cornell Üniversitesi, "Chi Phi öğrenci birliği binasında yaşanan ciddi ve son derece rahatsız edici uyuşturucu kullanımı ve cinsel şiddet iddiaları" hakkında kamuoyuna bir açıklama yaptı.</p><p></p><p>Kampüs polis departmanının soruşturma başlattığını ve Chi Phi öğrenci birliğinin şubesinin kapatıldığı ve "birkaç öğrencinin" de uzaklaştırıldığını belirtti.</p><p></p><p>Cornell ayrıca, federal hükümetten fon alan okullarda cinsiyet ayrımcılığını yasaklayan IX. madde kapsamında bir iç soruşturma ve bir insan hakları soruşturması başlattığını da belirtti.</p><p></p><p>Cornell Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, Chi Phi öğrenci birliğinin bu şubesinin hâlâ yasaklı.</p><p></p><p>Üniversite 28 Eylül'de Jane Doe'nun iddia edilen failleri yeterince soruşturmadığı veya cezalandırmadığı yönündeki iddiasını reddetti.</p><p></p><p>Üniversite yaptığı açıklamada, meselenin "eğitimli öğretim üyeleri ve personelden oluşan bir panele" havale edildiğini ve panelin "Cornell'den uzaklaştırma ve askıya alma da dahil olmak üzere çeşitli yaptırımlar" uyguladığını belirtti.</p><p></p><p>Dava dilekçesinde adı geçen kişilerden birinin avukatı olan Jeremy Saland iddiaları reddetti.</p><p></p><p>Saland, müvekkilinin "Snapchat'te olgunlaşmamış bir yorum yaptığını" kabul etti. Ancak "başka hiçbir şey yapmadığını" belirtti.</p><p></p><p>Saland, müvekkilinin "cinsel bir aktivitede bulunmadığını, davacıya hiçbir şekilde dokunmadığını ve ketamin kullanmadığını" söyledi.</p><p></p><p>Davanın yeniden açılacağının duyurulmasının ardından olay ulusal çapta dikkat çekti.</p><p></p><p>Aralarında oyuncu Florence Pugh ve ABD milletvekili Alexandria Ocasio-Cortez'in de bulunduğu birçok ünlü isim konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.</p><p></p><p>Olayla ilgili olarak Jane Doe ile davadaki sanıklardan biri arasında geçtiği anlaşılan ek kısa mesajlar da ortaya çıktı.</p><p></p><p>CBS News New York tarafından görülen mesajlar, iddia edilen saldırıdan iki gün sonra gönderilmiş.</p><p></p><p>CBS'in elde ettiği ekran görüntülerine göre mesajlardan birinde, erkeklerden biri "olayların gidişatı" için özür diliyor.</p><p></p><p>Hafızasının "biraz bulanık" olduğunu söyleyen kişi, kendisinin ve başka bir erkeğin, işler kontrolden çıkmadan önce "olayı sonlandırıp insanları dışarı çıkaramayacak kadar" sarhoş olmalarından dolayı kötü hissettiklerini ifade ediyor.</p><p></p><p>Mesajlaşmadaki kadın ise hafızasının da "çok bulanık" olduğunu ve hepsinin alkollü olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Kadın ayrıca, "cinsel şeylerin hiçbirinin yasa dışı olmadığını", hem onunla hem de başka bir erkekle birlikte olmaktan hoşlandığını yazıyor.</p><p></p><p>Yeniden birlikte esrar içmelerini öneren kadın, ancak bu kez "ekstra 5 milyar erkek ve ketamin olmadan" ifadesini kullanıyor.</p><p></p><p>Jane Doe'nun avukatı Thomas Giuffra, CBS News'e yaptığı açıklamada, söz konusu mesajların Cornell Üniversitesi'nin IX. madde sürecinde sunulduğunu anladığını söyledi.</p><p></p><p>Süreçte panelin, mesajlar gönderildiğinde "Doe'nun inkâr halinde olduğunu kabul ettiğine" inandığını ekledi.</p><p></p><p>Giuffra, bu kişinin üniversiteden uzaklaştırılmış olmasının, üniversitenin bu mesajları önemli görmediğini düşündürdüğünü de söyledi.</p><p></p><p>Öğrenci gazetesi The Cornell Daily Sun'ın baş editörü Sophia Dasser, BBC'ye verdiği demeçte, kampüste öfke ve şokun yanı sıra ABD genelinden "muazzam bir dayanışma dalgası" olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Gazetenin yayın kurulu, davada adı geçen kişilerin isimlerini yayımladı ve haber yapma ve çözüm süreçlerinin bağımsız, üçüncü bir tarafça incelenmesi çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Dasser, "Bence hayal kırıklığının büyük bir kısmı, öğrencilere bu dava hakkında son iki yılda ne kadar az bilgi verildiğinden ve IX. madde sürecinin hiç şeffaf olmamasından kaynaklanıyor" dedi.</p><p></p><p>Diğer üniversitelerin kampüsteki cinsel saldırılarla ilgili anonim sonuçları, yaptırımları ve süreç sonuçlarını kamuoyuna açıkladığını, ancak Cornell Üniversitesi'nin bunu yapmadığını belirtti.</p><p></p><p>"Dolayısıyla tek istediğimiz, öğrenci topluluğuna, özellikle de üniversitenin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu öğrenci topluluğuna karşı gerçek ve tam bir şeffaflıktır" dedi.</p><p></p><p>Cornell'in bulunduğu New York eyaletinin Ithaca kenti belediye başkanı, öğrenci etkinlikleri ve özel etkinliklere yönelik tüm izinlerin askıya alınması çağrısında bulundu.</p><p></p><p>Bu duraklatma kararı, üniversite "cinsel şiddet suçlarını önlemeye ve bu suçların faillerini yargılamaya yönelik protokollerini gözden geçirip değerlendirene" kadar geçerli olacak.</p><p></p><p>Üniversite 28 Eylül'de yaptığı açıklamada, kampüs içi cinsel saldırılarla ilgili bir görev gücünün 2025 yılında kurulduğunu ve bu görev gücünün uygulamaya konulan veya geliştirme aşamasında olan tavsiyelerde bulunduğunu belirtti.</p><p></p><p>Rapora göre, 2025 yılında yapılan bir okul anketi, lisans düzeyindeki kadın öğrencilerin %35'inin ve erkek öğrencilerin %8'inin Cornell'de geçirdikleri süre boyunca cinsel saldırıya maruz kaldıklarını ortaya koydu.</p><p></p><p>Raporda, cinsel saldırılarla mücadele konusunda uzun bir süredir yapılan çalışmalara rağmen, cinsel saldırı oranlarının "sürekli olarak yüksek kaldığı" belirtildi.</p><p></p><p>Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Katarlı arabuluculara önerilerimizi ilettik, ABD'nin yanıtını bekliyoruz"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/katarli-arabuluculara-onerilerimizi-ilettik-abdnin-yanitini-bekliyoruz-679/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/katarli-arabuluculara-onerilerimizi-ilettik-abdnin-yanitini-bekliyoruz-679/</id>
<published><![CDATA[2026-09-29T08:57:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-29T08:57:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_2931AA-6A9E50-DB0506-1EA88D-5CE7A4-C4EE20.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, New York'ta basına açıklama yapan Erakçi, ABD ile arabulucular üzerinden devam eden mesaj alışverişine ilişkin bilgi verdi.</p><p></p><p>Arabulucu Katarlı yetkililerle dün bir araya geldiklerini belirten Erakçi, İran'ın şartlarının karşılanmasına yönelik fikir alışverişinde bulunulduğunu ve ABD'nin nihai yanıtını beklediklerini ifade etti.</p><p></p><p>Erakçi, "Katar bu fikirleri ABD'ye sunacak ve yarına kadar bir yanıt umuyoruz. Kısa süre içinde Tahran'a dönüyorum, bir cevap iletildikten sonra kararlar Tahran'da verilecek." dedi.</p><p></p><p>- "Nükleer konusunda herhangi bir konuşma yapılmadı"</p><p></p><p>Uluslararası basında yer alan ve "İran'ın nükleer meselede tavizler vereceği" yönündeki haberleri reddeden Erakçi, "İran'ın pozisyonu hiç değişmedi, bu konuda (nükleer mesele) herhangi bir konuşma yapılmadı. Mevcut tartışmalar Hürmüz Boğazı ile ilgilidir." dedi.</p><p></p><p>Erakçi, Hürmüz Boğazı'nın ancak ABD'nin İran'ın şartlarını yerine getirmesi halinde açılacağını ifade etti.</p><p></p><p>İran lideri Mücteba Hamaney'in şartları olduğunu ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasının bu şartların yerine getirilmesine bağlı olduğunu dile getiren Erakçi, “İran’ın şartları tamamen adil ve mantıklıdır. Eğer ABD’liler anlaşma taraftarı olduklarını iddia ediyor ya da barışçıl bir çözüm arayışında olduklarını söylüyorlarsa biz o çözüm yolunu sunarız." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Erakçi, bazı basın yayın kuruluşlarında çıkan haberlerin aksine ülkesinin tutumunda hiçbir değişiklik olmadığını ve Hürmüz Boğazı'nın açılması için sunulan şartların gayet açık olduğunu ve esneklik konusunda herhangi bir tartışma bulunmadığını söyledi.</p><p></p><p>İran'ın diplomasiye de savaşa da hazır olduğunu yineleyen Erakçi, "İran sürekli savaşa hazır ve onların eylemlerine askeri olarak karşılık veriyor. İran'ın söyleyecek sözleri var ve diplomasi alanında kendi mantığına uygun yol açıyor." dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Bu savaşı çok yakında kazanacağız ve her şey sona erecek"</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/bu-savasi-cok-yakinda-kazanacagiz-ve-her-sey-sona-erecek-4179/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/bu-savasi-cok-yakinda-kazanacagiz-ve-her-sey-sona-erecek-4179/</id>
<published><![CDATA[2026-09-29T07:07:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-29T07:07:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_A378D5-C64F2F-43C49D-104625-E44853-CC9974.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği bir basın toplantısının ardından dış politika gündemine ilişkin soruları yanıtladı.</p><p></p><p>3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerine en iyi şekilde hazırlandıklarını anlatan Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellediğini ve bunun sadece ABD için değil tüm dünya için çok önemli bir kazanım olduğunu savundu.</p><p></p><p>ABD Başkanı, "İran asla nükleer silaha sahip olmayacak. Bu savaşı çok yakında kazanacağız ve her şey sona erecek. Benzin fiyatları da ciddi şekilde düşecek. Bunu da bizden başka hiç kimse başaramazdı." şeklinde konuştu.</p><p></p><p>İran'ın nükleer silaha sahip olması durumunda bugün İsrail diye bir ülkenin kalmayacağını vurgulayan Trump, benzer şekilde Orta Doğu'nun ve Avrupa'nın da nükleer bir İran'dan dolayı ciddi tehdit altında olacağını ileri sürdü.</p><p></p><p><b>Şi ile görüşmeye tam puan verdi</b></p><p></p><p>Öte yandan Trump, geçen hafta Beyaz Saray'da ağırladığı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmesinin çok başarılı geçtiğini anlattı.</p><p></p><p>"Çin Devlet Başkanı Şi ile harika bir görüşme yaptık. 0 ile 10 arasında bir puan verseydim bu görüşmeye 12 puan verirdim." diyen Trump, bu ziyaretin ABD-Çin ilişkileri açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p></p><p>ABD'nin Çin'e Amerikan silahları satabileceği yönündeki haberleri de değerlendiren Trump, bu iddiaların doğru olmadığını ve Şi ile bu konuyu görüşmediklerini belirtti.</p><p></p><p><b>Ben olsaydım serbest bırakmazdım</b></p><p></p><p>Diğer yandan Trump, bir soru üzerine, İngiltere'de bir hava üssü civarında gözaltına alınıp daha sonra kefaletle serbest bırakılan kişilerin İran'la bağlantılı isimler olabileceğini söyledi.</p><p></p><p>Trump, konuyla ilgili soruya, "İran’la bağlantılı olabilir. İngilizler bizimle çok yakın bir şekilde çalıştılar. Şüpheliler hakkında her şeyi biliyoruz. Biz olsak onları serbest bırakmazdık, bize sürpriz oldu." değerlendirmesini yaptı.</p><p></p><p><b>Kanada bizden özür dileyecek</b></p><p></p><p>ABD Başkanı ayrıca, Kanada'nın gümrük vergileri konusunda 3-4 hafta içinde tutumunu değiştirerek kendilerinden özür dileyeceğini savundu.</p><p></p><p>Trump, Kanada'nın gümrük vergileri konusundaki uygulamalarının "çok adaletsiz" olduğunu savunarak, "Ancak bize gelip özür dileriz diyecekler." diye konuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'nin Irak'tan çekilmesi görevin sonu mu?..</title>
<link href="https://birlesikbasin.com/haber/abdnin-iraktan-cekilmesi-gorevin-sonu-mu-9395/" />
<id>https://birlesikbasin.com/haber/abdnin-iraktan-cekilmesi-gorevin-sonu-mu-9395/</id>
<published><![CDATA[2026-09-29T07:02:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-09-29T07:02:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://birlesikbasin.com/thumbmaker.php?src=https://birlesikbasin.com/modules//blog/dataimages/IMG_9CCAE1-59C76B-06B372-624640-50EDBD-907E8E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD ve diğer yabancı ülkelerden kalan askerlerin 30 Eylül'de Irak'tan ayrılması planlanıyor. Bu, Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) 2014 yılında ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesinin ardından başlatılan görevin sona ermesi anlamına geliyor.</p><p></p><p>Çekilme, Bağdat ile Washington arasında ABD güçlerinin kademeli olarak azaltılması konusunda varılan anlaşmayı takip ediyor.</p><p></p><p>Bununla birlikte, ABD'nin Irak ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki askeri varlığının geleceği ve ABD güçlerinin ABD diplomatik tesislerinin korunmasında oynamaya devam edebileceği rol konusunda tartışmalar sürüyor.</p><p></p><p>ABD birlikleri daha önce, 2003 yılında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i deviren ABD öncülüğündeki işgalden sekiz yıl sonra, 2011'de Irak'tan çekilmişti.</p><p></p><p><b>'Kesin ve nihai tarih'</b></p><p></p><p>Her iki hükümet de sürecin planlandığı şekilde ilerlediğini defalarca dile getirdi.</p><p></p><p>ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü kısa süre önce Washington'ın Bağdat ile üzerinde anlaşmaya varılan çekilme takvimine bağlı kalmayı sürdürdüğünü yineleyerek, çekilmenin 30 Eylül'e kadar tamamlanacağını söyledi.</p><p></p><p>Iraklı yetkililer de 30 Eylül'ü, ABD öncülüğündeki koalisyonun askeri misyonunun sona erdirilmesi ve güçlerinin ülkeden çekilmesinin tamamlanması için "kesin ve nihai tarih" olarak nitelendirdi.</p><p></p><p>Yetkililer ayrıca Irak'ta herhangi bir yabancı askeri varlık kalmayacağı gerekçesiyle 1 Ekim'in "ülkenin gidişatında yeni bir gün" anlamına geleceğini vurguladı.</p><p></p><p>İki ülke, Irak güvenlik güçleri ile Peşmerge güçlerinin, Irak'ta yabancı muharip birlikler olmadan güvenliği koruyabilecek ve IŞİD'e karşı mücadeleyi sürdürebilecek kapasitede olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Bu tarih, Bağdat ile Washington arasında 2024 yılında ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesine ilişkin varılan anlaşma kapsamında belirlendi.</p><p></p><p><b>Bölgeye yeniden konuşlandırılacak birlikler</b></p><p></p><p>Çekilme, ABD'nin Irak'taki askeri varlığının mevcut biçimiyle sona ermesi anlamına gelse de, çeşitli basın kuruluşlarının haberlerine göre ayrılan birliklerin önemli bir bölümü ABD'ye geri dönmeyecek.</p><p></p><p>Bunun yerine "yüzlerce asker", Ürdün'e ve Ortadoğu genelindeki diğer noktalara yeniden konuşlandırılacak.</p><p></p><p>Haberlere göre Washington, özellikle IŞİD ve İran destekli silahlı gruplardan kaynaklanan tehditlere karşı bölgeye hızlı şekilde müdahale etme kapasitesini korumayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Analistler, bu adımın ABD'nin bölgeden tamamen askeri olarak çekilmesinden ziyade stratejik bir yeniden konuşlanma anlamına geldiğini savunuyor.</p><p></p><p><b>Irak'ta bazı askerler kalmaya devam edecek</b></p><p></p><p>Koalisyonun misyonunu sona erdirme planlarına rağmen, bazı haberlere göre ABD'nin sınırlı sayıda askeri personeli, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği ile diğer diplomatik tesislerin korunmasına yönelik düzenlemeler kapsamında Irak'ta kalabilir.</p><p></p><p>ABD'nin denetim raporları ve basında yakın zamanda çıkan haberler, geniş bir alana yayılan büyükelçilik yerleşkesine güvenlik ve askeri desteğin hâlâ ABD tarafından sağlandığına işaret ediyor.</p><p></p><p>Benzer şekilde, Erbil'deki ABD Başkonsolosluğu'nu korumak amacıyla en az bir hava savunma sisteminin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde kalacağı belirtiliyor.</p><p></p><p>Analistler, bu önlemlerin koalisyon misyonunu sona erdiren anlaşmayla çeliştiği anlamına gelmeyebileceğini, zira dünyanın farklı bölgelerindeki büyük ABD diplomatik misyonları için benzer düzenlemelerin bulunduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Bu adım, silahlı gruplardan kaynaklanan tehditlerin ve daha geniş bölgesel istikrarsızlığın sürmesi nedeniyle ABD açısından özellikle önem taşıyor.</p><p></p><p><b>Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi için güvenlik sınaması</b></p><p></p><p>ABD, Erbil yakınlarındaki Harir Hava Üssü'ndeki birliklerini çekmeyi ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne konuşlandırılmış hava savunma sistemlerini kaldırmayı planlıyor.</p><p></p><p>Kürtler açısından bakıldığında, çekilme önemli bir güvenlik sınaması oluşturuyor.</p><p></p><p>ABD birlikleri ve savunma sistemleri, son yıllarda İran'la bağlantılı silahlı grupların düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı Erbil'in korunmasında önemli bir rol oynadı.</p><p></p><p>Yetkililer ve analistler, bu çekilmenin özellikle hava kaynaklı tehditlerin sürmesi ve bölgenin ABD'nin istihbarat, gözetleme ve hava savunma desteğine büyük ölçüde bağımlı olmaya devam etmesi nedeniyle bir güvenlik boşluğu yaratabileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Kürt liderler ayrıca ABD varlığını, bölgesel gerilimler ile son aylarda bölgeyi hedef alan bir dizi füze ve insansız hava aracı saldırısı karşısında caydırıcı bir unsur olarak görüyor.</p><p></p><p><b>Bundan sonra ne olabilir?</b></p><p></p><p>Askerlerin çekilmesi, 2003 yılında ABD öncülüğündeki Irak işgaliyle başlayan askeri dönemi sona erdirecek.</p><p></p><p>Bununla birlikte, bunun ABD'nin ülkedeki etkisinin veya varlığının sona erdiği anlamına gelmesi beklenmiyor.</p><p></p><p>ABD güçleri bölgedeki başka noktalara yeniden konuşlandırılacak; Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile güvenlik işbirliğinin sürmesi ve bazı personelin diplomatik tesisleri korumak amacıyla ülkede kalması bekleniyor.</p><p></p><p>Sonuç olarak, Bağdat ile Washington arasındaki güvenlik ilişkileri yeni bir aşamaya giriyor gibi görünüyor.</p><p></p><p>Bu aşamanın odağının doğrudan askeri varlıktan ortaklık ve koordinasyona kayması muhtemel.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>